Yazılar

Yüzyüzeyken Konuşuruz’dan yeni hit alarmı “Yine De”

Yüzyüzeyken Konuşuruz, dinleyicilerin uzun zamandır heyecanla beklediği yeni single’ı “Yine De” ile müzikseverlerle buluşacak.

Tüm dijital platformlarda yer alacak şarkının söz ve bestesi Kaan Boşnak, düzenlemesi Yüzyüzeyken Konuşuruz imzası taşıyor.

Vokalde Kaan Boşnak, elektrik gitar ve klavyede Engin Sevik, klavyede Çağahan Öztürk, bas gitarda Ümitcan Tuncer ve davulda Burak Cihangirli’den oluşan grup, “Yine De” ile yine dikkatleri üzerine çekecek. Mastering’i Turgay Poyraz Yıkılmaz tarafından yapılan şarkının videosu ise Tunahan Pekdemir imzası taşıyor.

Yerli sahnenin güçlü isimleri arasında yer alan ve elektronik unsurlara-dans beat’lerine yer verdikleri çalışmaları ile günden güne başarılarına yenilerini ekleyen Yüzyüzeyken Konuşuruz, yeni şarkıları “Yine De” ile de çok kısa zamanda dinleyicinin gönlünde taht kuracak.

Pazen ile Dünya birincisi oldu

Azra Akın’ın, 2002’de dünya güzeli seçildiği geceden yıllar sonra Cemil İpekçi ile yapılan söyleşi:
 Azra bana geldi, çok güzel bir kızdı. ‘Bana ne dikeceksiniz’ dedi. Ama o kadar saygılı düzgün bir kız ki anlatamam. Ben de ona ‘pazen dikeceğim sana’ dedim.
Dünya güzeli seçildiği gece giydiği kostümdeki işlemeleri tek tek elimle yaptım. Elbisenin üzerinde plastikler var, onları tek tek kestim. Bir de çizme yaptım, kostümüyle aynı tarz..
O gece 100 jüri vardı 100’ü de çizmeye tam not vermiş. Elbise ile Azra çok bütünleşti. Ben Azra’nın elbisesini 3 haftada hazırladım. Beni dikişten çok kulağındaki takı oyaladı. Çünkü onu tek tek kestim, o zaman 1.5 liraya almıştım o plastikleri. Bu elbisenin maliyeti 12.5 lira kumaş desek, boncukları, plastikleri falan hepsi 20 lira tutmuştu. Bu kostüm “en iyi kostüm” ve “en iyi tasarım” ödülünü aldı. Azra da bana gıkını bile çıkarmadı.
Çok önemli bir gece sonuçta. Ben o pazeni diktikçe Azra mutlu oldu ve hak ettiği birinciliği aldı. O kostüm Azra’da şu an, saklıyor. “Azra Akın’ın bu elbisesi Sümerbank basmasından dikilmişti. Azra Akın 2002 Dünya Güzeli seçildi.
Ayrıca Londra’da yapılan yarışmada, Azra Akın’ın final gecesinde giydiği, Cemil İpekçi’nin diktiği Anadolu kültürünü yansıtan kırmızı basma elbise, “En İyi Giysi”seçildi. İngilizler üzeri çiçekli basmaya hayran kaldı. Ve fakat bilmiyorlardı ki: Türkiye’nin güzide kamu kuruluşlarından, 66 yıl ürettiği rengarenk basmalarla ülkeyi baştan başa süsleyen Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası‘nın kapısına kilit vurulalı henüz 24 gün olmuştu.

Asıl adı Adela…

Adile Naşit
17 Haziran 1930’da doğdu.
Tiyatro oyuncusu Amelya ve komedyen Naşit, kızlarına Adela adını uygun gördü…
 Avrupalı rengârenk bir kelebek türü de böyle anılır.
Gerçekten de renkli bir kelebek olacaktı Adela.
Annesi Amelya, Ermeni kökenli bir annenin ve Rum kökenli bir babanın kızıydı…
 Dedesi Kemani Yorgo Efendi, anneannesi de meşhur kantocularından Küçük Verjin’di.
Ne çıkar oyuncudan başka böyle bir aileden?
O da sahnenin yolunu tuttu, tozunu yuttu.
Düşünün, 14 yaşında çıktı tiyatro sahnesine ilk.
Sayısız film yaptı, ünlendi…
Ona rağmen utangaçlığı ve mütevazılığı hep baki kaldı…
Tiyatro oyuncusu Ziya Keskiner ile 1950’de evlendi…
İki yıl sonra Ahmet dünyaya geldi. Ahmet’in eve kattığı mutluluk bir süre sonra gölgelendi.
Kalbinde sorunla doğmuştu çocuk, ameliyat olması gerekiyordu.
 Ancak bu ameliyat o yıllarda sadece ABD’de mümkündü.
İki oyuncuda bunu karşılayacak para ne gezer?
Eşleri, dostları seferber oldu.
Denkleştirdiler parayı.
 Çocuğu alıp götürdüler…
 Ancak umulduğu gibi olmadı, masada kaldı çocuk.
Gülüşüyle dağı taşı titreten kadın işte o çocuğun annesidir.
Kendini tiyatroya, sinemaya ve çocuklara adadı o da.
Ödüller aldı. Halkın belleğinde silinmez izler bıraktı.
 Türkiye karanlık yıllarına yaklaşıyordu.
Tek kanallı siyah beyaz devlet televizyonunda nasıl olduysa ona da yer açtılar…
“Uykudan Önce” çocuklara masallar anlatması isteniyordu. Her gece evinde fotoğrafını bağrına basarak oğluna anlattığı masalları bundan sonra beyaz camdan bütün çocuklarına anlatacaktı…
Bu kadar anne olabilmesi belki de anneliğinin bir annenin başına gelebilecek en büyük felaketle sonuçlanmasındandı…
 Hem bir kuşaktan bütün çocukların hem de yeşil perdenin “annesi” olmayı başardı. 1985’te ”Yılın Annesi” seçildi. Bana kalırsa bütün yılların annesidir hâlâ…
1987’de 57 yaşında öldü. Geride sade bir gülüş bıraktı…
Gülüşü gülden güzel bir kadındır nihayetinde. Hababam Sınıfı’nın hademe Hafize’si, Neşeli Günler’in inatçı Saadet’idir…
Siz onu Adile Naşit olarak biliyorsunuz…

Kenan Işık, 76 yaşında hayatını kaybetti

10 yıl önce 21 Mart 2014 tarihinde düşerek beyin kanaması geçiren ve komada olan oyuncu ve sunucu Kenan Işık, 76 yaşında hayatını kaybetti. Bir süre Almanya’da Schmieder Rehabilitasyon Merkezi’nde tedavi gören Işık’ın bu sabah İstanbul Başkent Üniversitesi Hastanesi’nde hayatını kaybettiği belirtildi.

Dilek Uzunoğlu Örs ‘Hyatt ve Dönüşüm’’

Grand Hyatt İstanbul, Grand Art kapsamında geri dönüştürülebilir sanatın yenilikçi isimlerinden Dilek Uzunoğlu Örs’ün eserlerinden oluşan ‘‘Hyatt ve Dönüşüm’’ sergisine ev sahipliği yapıyor.

3 Ağustos’da sanatseverlerle buluşacak olan bu özel koleksiyon, izleyicilere hem sanatsal bir şölen hem de çevresel farkındalık sunmayı amaçlıyor.

Dilek Uzunoğlu Örs, eski gazete ve dergiler, ambalaj malzemeleri ve hayatımızda artık işlevini yitirmiş her tür atık malzeme ile çalışarak, alışılmadık renk ve dokularla eserler yarattığı 6. kişisel sergisi “Hyatt ve Dönüşüm” ile sadece fiziksel materyallerin değil, aynı zamanda düşünce ve yaşam biçimlerinin de dönüştürülebileceği vurgusunu yapıyor.

Sanatçı, atık malzemelerin yeni ve anlamlı eserlere dönüşmesi gibi, insanların da yaşamlarında dönüşüm ve yenilenme sürecine girebileceklerini ifade ediyor.

Nicolas Lefebvre: “Her biri farklı bir hikâye anlatıyor ve bu birleşimler sanatı daha zengin kılıyor”

Sanat dünyasının sınırlarını zorlayan, arkeolojik eserleri doğal unsurlarla harmanlayan ve Ankh haçı sembolüyle doğurganlık ile kadınlığı kutlayan eserleriyle tanınan Nicolas Lefebvre ile Pause Dergi için buluştuk. Paris’ten Tokyo’ya uzanan sergileriyle dikkat çeken  Lefebvre, ekolojik yöntemlerle sanatına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. Kendisiyle kariyerinden, ilham kaynaklarından ve gelecek projelerinden konuştuk.

Röportaj: Melis BAYRAKTAR

Melis BAYRAKTAR

Kariyerinizi nasıl başlattınız ve bugüne nasıl geldiniz?

Sanat tarihine olan ilgimle École du Louvre’da eğitim aldım. Jacques Lacoste ile tanışmam ve onunla iş birliği yapmam kariyerimde önemli bir dönüm noktası oldu. Lacoste beni 1950’lerin Fransız tasarımcısı Jean Royère’in mobilyalarını seçmek için Lima,Peru’ya gönderdi. Bu deneyim, antik sanata olan ilgimi artırdı ve yerel el yapımı eserlerin büyüsünü keşfetmemi sağladı. Paris’e döndükten sonra, antikacı Axel Vervoordt ve müzayedeci Maître Binoche ile çalışma fırsatı buldum. Kendi antik nesne koleksiyonumu zenginleştirdim ve çağdaş sanat ortamında ilgi çeken çalışmalar yaptım. 2006 yılında Paris’teki ilk sergim büyük ilgi gördü. 2008’de Fransa’nın güneyine taşınarak kendi galerimi açtım. 2015 yılında Londra’daki White Space Gallery’de “Representing the Figure” sergisine katıldım. 2016’daki “Le Cheval” adlı eserim Mısır mitolojisindeki Ankh haçıyla eşdeğer görüldü. 2017 Paris Sanat Fuarı’ndaki heykellerim ise Afrika sanatını ön plana çıkardı. Bu eserler ünlü tripartit montajlarına sahipti.

 Tripartit montajlarınızın anlamı nedir?

Tripartit montaj, üç farklı bileşenin bir araya getirilmesiyle oluşturulan bir sanat tekniğidir. Heykellerimde bu tekniği kullanarak, neon, dalgalı demir ve diğer malzemelerden oluşan bileşenlerle eserin estetik ve anlamını oluşturuyorum. Her biri farklı bir hikâye anlatıyor ve bu birleşimler sanatı daha zengin kılıyor.

2019’da gerçekleştirdiğiniz “À quatre mains” sergisi hakkında ne söyleyebilirsiniz?

2019’da Galerie 127’de fotoğrafçı Sara Imloul ile iş birliği yaparak “À quatre mains” adlı sergiyi gerçekleştirdik. Bu sergi, Essaouira’dan bulunan nesnelerle heykellerin bir araya geldiği bir çalışmaydı. Imloul, eserleri kalotiple fotoğraflayarak antik bir sürecin sepia tonuyla yaşlanmış gibi görünmesini sağladı.

Evet, gördüm ben o sergiyi zaman ve mekanın sınırlarının olmadığı çağdaş bir arşiv ortaya çıkmış. Harika bir deneyim olmalı!

Teşekkürler!

Melis BAYRAKTAR

SANATIN TOPLUMSAL VE ÇEVRESEL KONULARI DA ELE ALMASI GEREKTİĞİNE İNANIYORUM

Peki sanatınızın temelini oluşturan malzemeyi nasıl seçiyorsunuz?

Malzeme seçimi, sanatımda kritik bir rol oynar. ‘Ready-made’ eserler üretiyorum. Bu eserler, antik ve temel sanattan alınan farklı kültürlerin ve dönemlerin karışımını içeriyor. Eski Mısır gözü, Kolomb öncesi pense, Amazon başlığı, Nijerya sikkeleri, Khmer aynası ve Berberi çadır kazığı gibi unsurlardan ilham alıyorum. Sanatın sadece estetik değil, aynı zamanda toplumsal ve çevresel konuları ele alması gerektiğine inanıyorum. Malzemeler, hikayeyi ve mesajı güçlendiriyor.

 “Mama” serginizden bahseder misiniz?

Evet, “MAMA” sergisi benim için çok özel bir yere sahip. Yaklaşık 10 yıldır üzerinde çalıştığım büyük ve güzel bir proje. Kadının toplumdaki yerine, doğaya olan bağlılığına ve doğurganlığın kutsallığına dair güçlü mesajlar taşıyor. Bu sergiyle, izleyicilere anneliğin evrensel ve zamansız değerini yeniden hatırlatmayı amaçladım. Farklı dönemlerden ve medeniyetlerden nesneler ve unsurlarla dünya çapında bir sergi oldu.

Eserlerinizde Mısır mitolojisindeki sembolleri kullanmanızın özel bir nedeni var mı?

Mısır mitolojisindeki semboller, derin anlamlara sahiptir. Ankh Haçı, yaşamın sembolüdür ve yaşamı, sonsuzluğu ve ölümsüzlüğü temsil eder. Ana Tanrıça Sembolü ise dişi ilkesini temsil eder ve doğurganlık, bereket ve annelikle ilişkilidir. Bu semboller, antik dönemde farklı kültürlerde farklı tanrıçaları temsil etmek için kullanılmıştır. Çalışmalarıma 25 yaşındayken başladım ve annemi yeni kaybetmiştim. Tanrıça figürü benim için bir bağlantı gibiydi ve sezgilerimi dinleyerek bu figürü seçtim. Eserlerimde her zaman üç farklı unsuru bir araya getiriyorum; Antik Mısır yaşam sembolü olan “ankh” içindeki üçlüden esinlenerek.

Melis BAYRAKTAR

Yeni nesil eserleriniz geçtiğimiz aylarda Paris’te düzenlenen “Assemblages” adlı sergide yer aldı. Bize bu serginizden bahsedebilir misiniz?

26 Nisan-3 Mayıs 2024 tarihleri arasında Christie’s müzayede evi tarafından düzenlenen ve Chenel galerisi ile iş birliği içinde gerçekleşen “Assemblages” sergisinde, Roma, Yunan ve Mısır’dan topladığım Roma büstleri, arkaik bronzlar ve porfir parçaları gibi antikaları mercan ve sünger gibi doğal elementlerle bir araya getirerek dönüştürdüm. Hem tarihi kalıntıları, hem doğal parçaları, hem de çağdaş sanatı temsil eden bu eserlerim, tarihlenmesi veya sınıflandırması zor olan küçük ve hassas nesnelerden oluşuyor.

Christie’s serginizden neler öğrendiniz?

Christie’s sergisi, eserlerimin farklı kültür ve tarihlerden nesnelerle nasıl bir araya getirildiğini sergilemek için mükemmel bir platform sundu. Sergi, sanatseverler arasında büyük ilgi gördü ve eserlerimin uluslararası bir izleyici kitlesine ulaşmasını sağladı. Bu deneyim, sanatımın evrenselliğini ve farklı kültürlerle olan bağlarını daha da pekiştirdi.

Sanatınızın gelecekteki yönü hakkında bize bir ipucu verebilir misiniz?

Bu yıl bronz eserler yapmaya başladım. Farklı patinalarla üç bronz eser yaptım. Bu, yeni bir süreç ve ekolojik bir yöntemle nesnelere yeni bir hayat veriyorum. Farklı kültürlerden ve zaman dilimlerinden nesneleri bir araya getirerek ilham alıyorum.

Önümüzdeki günlerde yeni kitabınız çıkıyor. Bize yeni kitabınızdan bahsedebilir misiniz?

Yeni kitabım, sanat yolculuğumun ve eserlerimin arkasındaki ilham kaynaklarının derinlemesine bir incelemesini sunuyor. Kitapta, antik ve çağdaş sanatın kesişim noktalarını, kullandığım malzemelerin hikayelerini ve sanatın toplumsal ve çevresel etkilerini ele alıyorum.

Okuyucular, sanatımın arkasındaki derin anlamları ve sembolleri keşfetme fırsatı bulacaklar.

Melis BAYRAKTAR

Geçmiş Sergileriniz:

– Haziran-Eylül 2019: San Remo, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU

– Eylül 2019: Paris, MERCI’de performans

– Eylül 2019: Şanghay, GALLERY ART CN

– Ekim 2019: Tokyo, POMMERY için performans ve sergi

– Kasım 2019: Lizbon, Homa sanatçı grubu sergisi

– Aralık 2019: Ocak 2020: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU

– Eylül 2020: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile ART PARIS

– Aralık 2020: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU’da solo sergi

– Mayıs 2021: Lizbon, Julie Le Halleux & Marie-Eve Macgoey tarafından düzenlenen LISBON BY DESIGN Sanat Fuarı

– Mayıs 2021: Amsterdam, ADORABLE ART + DESIGN GALERIE ile KUNST RAI ART

– Ağustos 2021: Ile-de-Ré, VISUS GALLERY’de sergi

– Eylül 2021: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile ART PARIS

– Kasım 2021: Strasbourg, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile St.Art Fuarı

– Eylül 2022: Lizbon, Küratör Rita Gomes Cardoso ile “Aligned minds” sergisi @ CISTERNA GALLERY

– Kasım 2022: Singapur, Clementine de Forton & Marina Oechsner de Coninck ile “I think I see it” sergisi @ 63 SPOTTS ART GALLERY

– Kasım 2022: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU’da solo sergi “Nicolas Lefeuvre: oeuvres récentes”

– Şubat 2023: Brüksel, GALERIE JEAN-FRAN ile Brafa Sanat Fuarı.

– Nisan 2023: Şubat, San Remo, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile “I think I see it” sergisi.

– Haziran 2023: Seul, V&E ART ile DAEGU ART FAIR.

– Ekim 2023: Taipei, V&E ART ile Art Taipei.

– Ocak 2023: Brüksel, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile Brafa Sanat Fuarı.

– Nisan 2023: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile PAD DESIGN & ART sergisi.

– 22-27 Kasım 2024: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile LA BIENNALE PARIS’te sergi.

– 19 Eylül- 17 Ekim 2024: Lizbon, “Palacio Verride”de solo sergi, LISBON ART OFFICE ile birlikte

– Eylül 2024: Seul, V&E ART ile KIAF’ta sergi.

– Temmuz-Ağustos 2024: La Bisbal, CLEMENTINE DE FORTON ile birlikte Castell d’Emporda’da sergi.

– 7-13 Haziran 2024: Paris, La Pagode’da “LE PRINTEMPS ASIATIQUE” sergisi, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile birlikte.

Sucuk & Bratwurst’un ‘Sand Carstle’ eseri MOMO Bodrum’da

Mercedes-Benz ve Pilevneli Gallery iş birliğiyle, dünyaca ünlü sanatçı topluluğu Sucuk & Bratwurst’un “Sand Carstle” eseri, yaz sezonu boyunca MOMO Bodrum’da ziyaretçilerle buluşuyor.

Mercedes-Benz’in ikonik G-Serisi şeklindeki dev bir kum kalıbını sembolize eden eser, çocukluk yıllarının neşesini ve yaratıcılığını yetişkinliğin rafine stiliyle birleştiriyor.

Pilevneli Gallery iş birliğiyle sergilenen “Sand Carstle” isimli eser, hareketli ve sabit üç boyutlu ve dijital eserleriyle tanınan Sucuk & Bratwurst imzasını taşıyor. Mercedes-Benz’in sürdürülebilirlik vizyonu ile uyumlu olarak çevre dostu malzemeler ve tekniklerle hayata geçirilen eser, markanın yenilikçi ve estetik yönünü yansıtırken çocukluk anılarına atıfta bulunan tasarımıyla sanat tutkunlarını geçmişe yolculuğa çıkarıyor.

‘Persona’ sergisi sanatseverlerle buluştu

Bodrum Loft, Avrupa’nın önde gelen galerilerinden Thaddaeus Ropac işbirliğiyle hayat geçirdiği “Persona” sergisini sanatseverlerle buluşturdu.

Persona sergisi için Bodrum Loft’da düzenlenen açılış kokteyline iş, cemiyet, kültür, sanat camiasının önemli isimleri katıldı.

Küratörlüğünü Artsa Danışmanlık’ın kurucusu Selcan Atılgan’ın üstlendiği ve 4 Temmuz – 1 Eylül 2024 tarihleri arasında açık kalacak “Persona” sergisi, vizyoner sanatçılar Erwin Wurm, Tony Cragg, Tom Sachs ve Sylvie Fleury’nin eserlerini sanatseverlerle buluşturuyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

Alphan Eşeli̇’ni̇n yapay zeka odaklı çalışmaları

Misela’nın 15 yıllık serüvenine bir övgü niteliği taşıyan ve zanaatkarlığı yaratıcılıkla buluşturan “Crafting Realms” sergisi İstanbul’da Galata Rum Okulu’ndaki ilgi gören ilk edisyonu ve New York’taki ikinci edisyonunun ardından Londra’nın Regent’s Park bölgesinde gerçekleşti.

Serginin kürasyonu New York – İstanbul merkezli multidisipliner kültürel platform ISTANBUL’74 tarafından üstlenildi. Ödüllü yönetmen Alphan Eşeli’nin Misela tasarımlarını yapay zekayla birleştirerek yarattığı 15 eserden oluşan sergi, sanat ve moda arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlayarak, gelenek ve yeniliği bir araya getiriyor. Yapay zeka kullanımıyla şekillendirilen 15 eser, Misela’nın ikonik tasarımlarından hareketle gelenek ve yenilik arasında bir ilişki kurarak yaratıcı ifadenin sınırlarını zorlamayı amaçlıyor.

Assos’tan ilham aldı

Assos’tan ilham aldı

Hepsiburada’nın sanat platformu Sanatburada, sanatçı Cevdet Mehmet Kösemen’in Assos ve Çevresinden Gerçeküstü Manzaralar” isimli özel seçkisini sanatseverlerle buluşturuyor. Seçki, Assos ve çevresindeki manzaralar, canlılar ve tarihi mekanlardan ilham alan 15 yeni eserden oluşuyor. Kağıt üzerine akrilik boyayla yapılan eserlerdeki doğaçlamalar ve renk seçimleri, Kösemen’in beğeniyle takip edilen tarzını yansıtıyor.