Yazılar

 “KADIN DÖVENLER ETEK GİYSİN”

MUSTAFA YILMAZ VE DOĞUŞ DUY KLİBİ İÇİN BİR ARAYA GELDİ

Mustafa Yılmaz ve Doğuş “Duy” isimli şarkının klip çekimleri için kamera karşısına geçti.. Doğuş, sözleri müziği kendisine ait şarkının klip çekimlerin de Mustafa Yılmaz’ı yalnız bırakmayarak partneri oldu. Tekne içerisinde gerçekleşen çekimler öncesi kameraların karşısına geçen ikili, soruları yanıtladı.

Doğuş,”klib’in bugün ikinci günü, dün biraz tehlikeli geçti. Kardeşimin vücudu Can Yaman, ama içi ne diyeyim içi şamyel mi diyelim. Boğuluyordu dün zor geçti. Bugün yine tekne sahnelerimiz var atacağım ölecek,  ‘Duy’ ses getirsin diye” konuştu.  Sağlık sorunları yaşadığını söyleyen Doğuş,”Ben sudayken yardım ettim ama birde ameliyatlıyım, öyle çektim ama nasıl oldu bilmiyorum. İnsanlar yardım etti, ekipten arkadaşlar, geçmiş olsun” dedi. Çekimlerin iyi geçtiğini belirten Doğuş,”Çok böyle helikopterin içerisinden tavşan çıkartıp atmadık aşağıya ama güzel seyirlik, eğlenceli hepimizin keyif alabileceği bir iş oldu diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“UTANDIM ÖLÜMDEN DÖNDÜM

Çekimlerde boğulma tehlikesi geçiren Mustafa Yılmaz,”Küçükken geçirmiş olduğum bir olaydan dolayı, yüzme bilmiyorum. Fobi oluştu bende. İnşallah öğrenirim diye ümit ediyorum. Ekip arkadaşlarıma da söylemedim, utandım. Utandığım için söyleyemedim, keşke söyleseymişim daha kötü sonuçlar doğurabilirdi. Bugün için önlem aldık, artık yüzmeyi bilmediğimi biliyorlar. Gerçekten güzel bir klip oldu, Doğuş ağabeyime çok teşekkür ediyorum. Ümit ediyorum ki kalplere dokunacak bir şarkı oldu” şeklinde konuştu.

 “Kasıklarım Da Kist vardı”

Ameliyatıyla alakalı konuşan Doğuş,”İnsanların bilmesini istemiyordum ama paylaşıyorum sizinle, bel fıtığı ve kasıklarımdan oldum. Kasıklarımda kist vardı,  6 saat ameliyatta kaldım. Hatta Mustafa’ya dedim ki, öleydim bu klip’te  baya yürürdün diye takıldım. Benim kis iyi huylu çok şükür, atlattık” diye konuştu.

 

 “KADIN DÖVENLER ETEK GİYSİN”

Son dönemdeki kadına şiddet olaylarına da değinen Doğuş,”Ben bu mevzulara çok gıcığım, hiçbir kazanç elde etmeksiniz, iki gün stüdyoya kapanıp onlarla alakalı bir şarkı yapıp kendi kanalıma atmıştım, hiçbir paylaşımda yapmadım, kendi kendine dinleniyor. Kadına olan şiddete aşırı derecede gıcığım. Ben şimdi yolda giderken bir kadının dayak yediğini görürsem arabadan inerim, Allah o adamı korusun yani, net diyorum. Çocuğa vurmak kadına vurmak, hayvana vurmak, yaşlı insanlara vurmak, bunlar en son kırmızı çizgilerim bunlar. İnsan değil bunlar, bunu yapan insan olamaz. Kadına vurmak ne öldürmek ne delikanlımısınsen adam mısın sen, etek giy daha güzel durur sende. Hiçbir delikanlı kadına vurmaz, ceza evlerinde bile o adamın suratına tükürürler” diye sitem dolu sözler sarf etti.

SAĞLIKLI ESTETİĞİN SİHİRLİ ELİ

SAĞLIKLI ESTETİĞİN SİHİRLİ ELİ

Türkiye’nin önde gelen doktorlarından Doç. Dr. Tayfun Türkaslan ülkemizde ilk Badem Göz uygulamasını yapan cerrah olarak estetik dünyasına imza atmıştır. Yeni operasyon teknikleri ile alanında fark yaratmaya devam eden cerrah, dünyada en çok yapılan estetik cerrahi girişimi olan liposuction uygulamasına üzerinde çalışmış olduğu teknik ile savaş açmış ve yağ hücrelerini vücuttan silip atmıştır.

Liposuction göğüs bölgesi, kalça, bel ve basen gibi yağlanmanın en fazla görülen bölgelerine yapılan yağ hücrelerini aldırma uygulamasıdır. Dr. Tayfun Türkaslan yağ aldırma operasyonunda kullanmış olduğu teknik bir yöntem olan nokta atış uygulaması ile hastalarına ağrısız, konforlu ve hızlı iyileşme süreci sağlıyor. Herkesin merak ettiği ameliyat sonrasındaki izler ise doktorun sihirli ellerinin yöntemi ile kısa zamanda yok oluyor. Uygulamanın kalıcılığı hastanın yaşam tarzına, beslenme alışkanlıklarına göre şekillenmektedir. Bundan böyle de çalışmalarını sürdürdüğü ve geliştirdiği teknikleriyle adından sıkça söz ettirecek olan Dr. Türkaslan sihirli elleriyle her daim Plastik ve Estetik Cerrahi dünyasında çalışmalarıyla öncü olarak farkını hissettirecek.

Sinek ve Böcek Sokmaları Enfeksiyonlara Yol Açabilir

Sinek ve Böcek Sokmaları Enfeksiyonlara Yol Açabilir

Yaz aylarında sıkça görülen sorunların başında sinek ve böcek sokmaları geliyor. Kaşıntı ve alerjik reaksiyonların yanı sıra sinek ve böceklerin taşıdığı mikroplar nedeniyle farklı enfeksiyonlara neden olabileceğinin altını çizen DoktorTakvimi.com uzmanlarından İç hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, ısırık alanında ağrı, kanama, büyük şişlikler, ateş yükselmesi, baş ağrısı, deride döküntüler, bilinç değişiklikleri gibi belirtiler varsa mutlaka bir hastaneye başvurulması gerektiğini söylüyor.

Yaz günlerinde vaktimizi açık alanlarda geçirmekten hepimiz keyif alıyoruz. Ancak bahçede dolaşırken, spor yaparken, akşam saatlerinde sevdiklerimizle balkonda, terasta otururken genellikle kendini kaşıntıyla belli eden sinek ve böcek sokmaları bu keyfi kaçırabiliyor. Ülkemizde kimi sadece bizim coğrafyamıza has, kimi ise dünya çapında yaygın birçok böcek ve sinek türünün bulunduğunu hatırlatan DoktorTakvimi.com uzmanlarından İç hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, yaz aylarındaki sıcak iklimin bu canlıların yaşam döngüsünde üreme ve yayılma dönemini beraberinde getirdiğini, bu nedenle sinek ve böcek sokmalarının bu dönemde daha sık görüldüğünün altını çiziyor.

Koyu renk elbiseler giymek sivrisinek tarafından ısırılma riskini artırıyor

Uzm. Dr. Ferhat Çetin, bilimsel açıdan kesin olarak kanıtlanmasa da yapılan gözlemlerde, özellikle açık ten renkli kişilerin, gebelerin ve 0 kan grubu olanların böcekler tarafından daha sık ısırıldığın saptandığını ifade ediyor. Ayrıca aşırı terleyen kişilerde, egzersiz sonrası saatlerde, aşırı kilo veya obezite varlığında ve kanda yüksek ürik asit, laktik asit, amonyak ve alkol bulunan durumlarda da kişilere böceklerin daha çok ilgi gösterdiğinin bilindiğini belirten Çetin, sivrisineklerin sıcağa hassasiyetleri nedeniyle koyu renk elbise giymenin ısırılma riskini artırdığının altını çiziyor.

Sivrisinekler başta olmak üzere birçok böcek türünün insana bulaşması durumunda hastalık yapan virüs ve mikroplar taşıyabildiğini anlatan Uzm. Dr. Çetin, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Örneğin sivrisinekle sıtma, zika ateşi, dang humması gibi hastalıklar bulaşabiliyor. Ayrıca böcek sokması sonucu açılan deriden kapılacak ikincil enfeksiyonlar da olabilir. Kaşıma gibi travmalar ya da zamanında müdahale edilmeyerek kirli bırakılan yaralar, selülit, fronkulit, cilt altı apsesi, erizipel, yılancık, flebit gibi isimlerle anılan cilt enfeksiyonlarına yol açabiliyor.

Keneyi kendiniz çıkarmaya çalışmayın

Yaz aylarıyla birlikte kene vakalarında da artış yaşanıyor. Kenenin uzun süredir bu topraklarda var olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Çetin, kötü ününü ise salyasında taşıdığı çeşitli mikroplara bağlı oluşan, kırım kongo kanamalı ateşi, tularemi, lyme hastalığı, kayalık dağlar ateşli humması, babesiozis, ehrlichiozis gibi isimleri çok havalı bir grup hastalığın medyada yer bulmasına borçlu olduğunu söylüyor. Bu hastalıkların direkt kene kaynaklı bir zehirlenme değil, kenenin taşıdığı çeşitli mikrop ve virüslere bağlı oluşan sistemik hastalıklar olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Çetin, keneye karşı alınması gereken önlemleri ise şöyle anlatıyor: “Öncelikle alınması gereken temel önlem uzun konçlu çorap ve uzun pantolon giyilmesi, kene üzerinde etkin olan böcek kovucu spreyler kullanılması olacaktır. Bu geziler sonrası eve dönüldüğünde, aile bireyleri karşılıklı olarak birbirlerini gözle muayene etmeli, özellikle sırt, koltuk altı, bacak arası gibi kişinin kendi görmekte zorlanacağı bölgeler kontrol edilmelidir. Kafası cilt içine gömülü olarak duran her böcek, aksi ispat edilene kadar kene kabul edilmelidir. Kene ısırması durumunda altın kural, hastaneye başvurmak olmalıdır. Baş kısmındaki anatomik özellik nedeniyle, keneyi bilinçsizce çıkarmaya çalışırken cilt altında bazı parçalarının kalması ihtimali vardır. Oysaki kene çıkarma konusunda deneyimli bir sağlık personeli tarafından bu işlem kolay ve ağrısız bir şekilde saniyeler içinde yapılır. Kene ısırığı sonrası kan sayımı ile takip yapılarak, bu etkenlere bağlı erken bulgulardan olan kan hücre bozuklukları saptanabilir. Isırık sonrası ateş yükselmesi, baş ağrısı, deride döküntüler, bilinç değişiklikleri gibi bulgular açısından da kişi sıkı takip edilmelidir.”

Böceğin ısırdığı alanı ve vücuttaki değişiklikleri mutlaka inceleyin

Uzm. Dr. Çetin, zehirli böcekler denildiğinde akla televizyonda gördüğümüz Amazon havzası ya da Güneydoğu Asya bataklıkları gelse de ülkemizde nadir de olsa uzuv kaybı ve hatta ölümle sonuçlanabilecek ağır tablolara yol açan zehirli böcek türlerinin bulunduğunu hatırlatıyor. Çetin, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Kendinden zehirli olan Ege bölgesindeki sarı akrep, Güneydoğu Anadolu’da bulunan kara akrep, İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da rastlanan karadul ve keşiş örümcekleri haricinde ülkemizdeki böcek sokmalarında genel olarak zehirlenme görülmez. Asıl problem alerjik yanıtlara bağlı şikayetler ve yara yerinde oluşabilecek ikincil enfeksiyonlardır. Bir örümcek ya da akrebin zehirli olup olmadığını anlamaya çalışmak yerine ısırık alanında ve vücutta meydana gelen değişiklikleri incelemek daha önemlidir. Isırık alanında, böceğin türü ne olursa olsun hafif bir ağrı, kızarıklık, kaşıntı ve mercimek büyüklüğünü geçmeyen bir şişlik olabilir. Eğer bu bulgular abartılı şekilde artıyorsa; dayanılmaz ağrı, mora doğru kayan koyu kırmızı renk değişikliği, ısırık alanında durdurulamayan kanama, bozuk para boyutundan büyük şişlik gibi bulgular varsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Isırık sonrası ateş yükselmesi, çarpıntı, baygınlık hissi yapacak tansiyon düşüklüğü, gözde kararma, görme güçlüğü, başka yerden ısırılmaya rağmen dudak ve göz altlarında şişme olması, baş ağrısı, çift görme gibi nörolojik şikayetler, her türden solunum sıkıntısı ve nefes darlığı da hastaneye başvurmak için alarm bulgulardır.”

NEDEN BAZI ŞEKER HASTALARININ AĞIZ KURULUĞU SORUNLARI VAR?

NEDEN BAZI ŞEKER HASTALARININ AĞIZ KURULUĞU SORUNLARI VAR?

Uluslararası Diyabet Vakfı’na göre dünyada 463 milyon insan diyabet hastalığı ile mücadele etmektedir. Ve diyabetin ağız kuruluğu da dahil olmak üzere bazı diş sağlığı sorunları riskini arttırdığı bilinmektedir. Ağız kuruluğu, konuşmayı zorlaştırabilecek bir sıkıntıdan çok daha fazlasıdır. Diş çürüğü riskini arttıran ve mantar enfeksiyonlarının gelişmesini kolaylaştıran bir sorundur. Diyabetli insanlar ağız kuruluğu için ne yapmaları gerektiğini öğrendiklerinde hem diş sağlığı hem de genel sağlıklarını daha iyi koruyacaklardır. Çünkü ağız kuruluğunu hafifletmek veya ortadan kaldırmak için etkili yöntemler mevcuttur.

Periodontoloji Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmaya göre, kuruluğun sebebi şeker hastalarının daha az tükürük üretmesidir. Her diyabetli hastada kuru ağız problemi gelişmeyebilir.

Ağız kuruluğunun belirtileri nelerdir?

Diyabet hastalarında yaygın olan ancak diyabet hastalarına özgü olmayan ağız kuruluğu problemleriniz varsa, ağzınızın yapışkan olduğunu fark edebilirsiniz. Farkında olsanız da olmasanız da, ağız kokunuz olabilir. Ağız yaraları, çatlamış dudaklar (özellikle köşelerde) ve kuru boğaz da oluşabilir. Ayrıca, konuşma zor olabilir. Ağız kuruluğu olan bazı insanlar çok sık su içme ihtiyacı duyarlar.

Diş problemleri nasıl tedavi edilir?

Ağız kuruluğu söz konusu olduğunda, tedavi seçenekleri de mevcuttur. Bol miktarda su içmek yardımcı olmalıdır. Tükürük üretimini teşvik etmek için şekersiz ağız gargaraları, nane ve sakızlar işe yarayabilir. Alkol, tütün ürünleri ve kafeinden kaçınmalısınız çünkü ağız kuruluğu problemlerini daha da kötüleştirebilirler. Bu gibi bazı basit yaşam tarzı değişiklikleri genellikle sorunu en aza indirmek veya ortadan kaldırmak için yeterlidir.

Diş hekiminizi yılda iki kez muayene ve temizlik için ziyaret etmek de önemlidir.

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, özellikle diş kaybı olan şeker hastaları için özel implant sistemlerinin başarısından bahsetti. ‘‘Normal şartlarda implant tedavilerinde başarı oranının düşük olduğu diyabet hastalarında Akıllı Hidrofilik İmplantlarla kısa sürede sabit dişlere kavuşulabileceğini açıkladı.

Süper Star Bodrum’u yıktı geçti

Süper Star Bodrum’u yıktı geçti

Türk Pop Müziğinin Süperstarı Ajda Pekkan uzun bir aradan sonra Bodrum Gündoğan’daki Bvs Bosphorus Otel içerisinde yer alan Günay Restaurant’da sahne aldı.

Bir hafta öncesinden rezervasyonları dolduran Ajda Pekkan Gülşah Saraçoğlu imzalı pullarla bezeli krem elbisesiyle sahneye çıkarken, konserine Fikret Şenes’in “Sihirli Aşk” şarkısı ile başladı. Pekkan geçmişten günümüze dillere pelesenk olmuş şarkılarını sevenleriyle birlikte seslendirdi. Hem kulağa hem göze hitap eden Pekkan, dansçılarıyla birlikte harika bir sahne şovu sergiledi. Muhteşem performansıyla Bodrum’u sallayan Süperstar, sahne enerjisiyle de kendisini dinlemeye gelen beş yüz misafiri ayağa kaldırdı. 2,5 saat sahnede kalan süperstar kendi şarkılarının yanı sıra Türk müziği şarkılarına da yer verdi. Enerjisiyle hayranlarına unutulmaz bir Bodrum gecesi yaşatan Ajda Pekkan programını “Yakar Geçerim”  şarkısıyla noktaladı.

Huysuz Virjin hayatını kaybetti

Huysuz Virjin karakteriyle tanınan Seyfi Dursunoğlu, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
15 gündür tedavi altında olan Dursunoğlu’nun son üç gündür yoğun bakımda olduğu öğrenildi.
SEYFİ DURSUNOĞLU KİMDİR?
Seyfi Dursunoğlu, 1 Ekim 1932 tarihinde Trabzon’da doğdu. Aslen Bayburtludur. Küçük yaşta 1938’de İstanbul’a gelmişler. Önce Vefa’da bir eve yerleşmişler oradan Karagümrük’e, sonra Beylerbeyi’ne geçmişler. Babası Eminönü’nde manifaturacıydı. Annesinin adı da Selvi hanım. 7 kardeşlerdi. Atikali’de başladığı ilkokulu Beylerbeyi’nde bitirdi. İlkokuldan sonra hep yatılı okudu.
Deniz Lisesi’ni bitirdikten sonra İngiliz Filolojisi bölümünde gördüğü eğitimi yarıda bırakarak Sosyal Sigortalar Kurumu’nda memur olarak çalışmaya başladı. 18 yıl SSK’da devlet memurluğu yaptıktan sonra işinden ayrıldı ve 1970’te Huysuz Virjin olarak sahneye çıkmaya başlamıştı.

Suzan Sabancı Dinçer Amerikan Türk Cemiyeti Eş Başkanı oldu

Suzan Sabancı Dinçer Amerikan Türk Cemiyeti Eş Başkanı oldu

Suzan Sabancı Dinçer, Türk ve Amerikan toplumlarının oluşturduğu en eski organizasyon olan Amerikan Türk Cemiyeti’nin Eş Başkanlığı görevini, HSBC ABD CEO’su Michael Roberts ile birlikte yürütecek. Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasındaki kültürel, ticari ve ekonomik bağları güçlendirmek amacıyla kurulan New York merkezli Amerikan Türk Cemiyeti, 1949 yılından bu yana kar amacı gütmeden faaliyetlerini sürdürüyor. Cemiyet; eğitim, kültür alışverişi ve hayırseverlik gibi pek çok sosyal sorumluluk projesi vasıtasıyla iki ülke arasındaki iş birliğini geliştiriyor, ABD’de Türk kültür-sanat etkinliklerini vurgulayan programları destekliyor.

Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin çok eski dönemlere dayandığına işaret eden Suzan Sabancı Dinçer, “Bu onurlu görevi, Türk – Amerikan ilişkilerinin daha da geliştirilmesi ve bugüne kadar yürütülen sosyal sorumluluk çalışmalarını daha da ileriye taşımak için üstlendim ve bundan gurur duyuyorum” dedi ve ekledi:

“Dünyanın en büyük ekonomisinde Türk toplumunu, Türkiye’yi anlatmaya devam edeceğiz. Türkiye ile ABD arasında diplomatik ilişkilerin aktif olarak başladığı 1947 yılından yalnızca iki yıl sonra kurulan Amerikan Türk Cemiyeti’nin iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine bugüne kadar yaptığı değerli katkıyı, hiç kesintiye uğratmadan devam ettirmek ve daha da ileriye taşımak için bütün gayretimizle çalışacağız. Amerikan Türk Cemiyeti’nin bu önemli misyonunu, gerek ABD’de yaşayan Türkler, gerekse ülkemizde ABD ile iş ve sosyal ilişkileri yürüten topluluğun değerli katkılarıyla sürdüreceğiz. Bu minvalde iki ülke arasındaki kültürel ve sanatsal etkileşim çok değerli; bu konuda da önümüzdeki dönemlerde çok kapsamlı çalışmalara imza atacağız.”

Amerikan Türk Cemiyeti

Dünyaca ünlü Atlantic Records’un kurucusu rahmetli Ahmet Ertegün’ün de uzunca seneler başkanlığını yaptığı, 1949 yılında kurulan Amerikan Türk Cemiyeti, eğitim, kültür, sanat, topluma fayda ve eğitime destek konularında yaptığı çalışmaların yanı sıra, Amerikan kamuoyunu Türkiye’nin güncel ilişkileri, ekonomisi, tarihi ve toplumu hakkında bilgilendirme misyonunu da üstleniyor.

Amerikan Türk Cemiyeti ayrıca, Türk sanatının tanıtımında önemli bir yer tutan New York Türk Film Festivali’ni de (New York Turkish Film Festival) düzenliyor. Türkiye’den ve ABD’den çok sayıda kurumun desteğiyle düzenlenen New York Türk Film Festivali’nde bu yıla kadar 300’ü aşkın klasik ve çağdaş dönem uzun metraj, belgesel ve kısa filmin gösterimi gerçekleştirildi. 17. New York Türk Film Festivali 2019 yılı Aralık ayında gerçekleştirildi.

Genç Toplum Liderleri programı ile yeni nesil liderlerin yetişmesine katkıda bulunan cemiyet, ABD’de herhangi bir eğitim veya sivil toplum kuruluşundan ülkesini temsil etmek üzere davet almış, lise, üniversite, master veya doktora öğrencilerine de karşılıksız maddi destek sağlıyor.

Amerikan Türk Cemiyeti’nin yeni yönetim kurulunda ayrıca Arzuhan Doğan Yalçındağ, Murat Özyeğin, Ümit Taftalı, Ümran Beba, Serdar Bilgili, Larry Kaye, Andy Cohen, William Wachtel ve Wael Bayazid gibi isimler de bulunuyor.

Google’da en çok bu soruya yanıt aradık: Ne zaman açılacak?

Google’da en çok bu soruya yanıt aradık: Ne zaman açılacak?

Dünya koronavirüsün etkilerine uyum sağlamaya çalışırken, tüketici ihtiyaçları ve davranışları da sürekli değişiyor. Google Arama Trendleri raporuna göre, geçtiğimiz iki haftada Türkiye’de “ne zaman açılacak”, Almanya’da “spor salonları ne zaman açılacak”, İspanya’da “açık dişçiler” İtalya’da ise “açılan kuaförler”  kelimeleri çok aratılanlar arasındaydı.

İngilizler ailelerini düşündü, Polonyalılar anaokullarını merak etti

Kısıtlamaların kapsamı koronavirüsün mevcut durumuyla ilişkili olarak her ülkede farklılık gösteriyor. Örneğin, mağazalar ve okullar Almanya’da ve Hollanda’da yeniden açılırken İngiltere’de bu konuyla ilgili hâlâ belirsizlik hâkim. Google Arama Trendleri raporuna göre, geçtiğimiz iki haftada tüketiciler Türkiye’de “ne zaman açılacak”, İngiltere’de “ailemi ne zaman görebilirim”, Almanya’da “spor salonları ne zaman açılacak”, İspanya’da “açık dişçiler”, Polonya’da “açık anaokulları”, İtalya’da ise “açılan kuaförler” kelimelerini arattı. Türkiye’de aynı zamanda “üniversite sınavı”, “kapıda ödeme” ve “sipariş takip” aramaları artış gösterdi.

Türkiye’de D Vitamini, ateş ölçer ve Ramazan Bayramı arandı

Koronavirüs ile ilgili umut verici gelişmeler olsa da bir yandan belirsizliğin devam etmesi insanları zihinsel ve fiziksel sağlıklarını korumaya odaklanmaya yönlendiriyor. Trendlerden elde edilen veriler, Rusya’da “zihin sağlığı”, Danimarka’da “vücut kitle endeksi”, İspanya’da “online spor”, Polonya’da “dash diyeti” ve Türkiye’de ise “D Vitamini”, “ateş ölçer” ve “Ramazan Bayramı” aramalarının artışta olduğunu gösteriyor.

Yeni normal: YouTube ile gitar çalmayı öğrenmek

Zamanlarının çoğunu evde geçiren insanlar, online eğitim videolarını daha fazla izlemeye başladı. Global YouTube verileri, “dil öğrenimi” ile ilgili derslerin izlenme süresinin geçen yıla göre yüzde 500’ün üzerinde arttığını gösteriyor. Veriler, başlığında “yeni başlayanlar için” veya “adım adım” geçen YouTube videolarının yüzde 65’in üzerinde, başlığında “evde” kelimesi geçen “nasıl yapılır” videolarını yüzde 50’nin üzerinde ve “gitar videoları” ile ilgili eğitici içeriklerin izlenme süresinin ise yüzde 40’ın üzerinde arttığına işaret ediyor.

 

Bedük’den yeni albüm “Push The Button”

Bedük “Push The Button”

Yaptığı projelerle adından söz ettiren ve her çalışmasıyla dikkatleri üzerine çeken Bedük, merakla ve heyecanla beklenen yeni albümü “Intergalactic“ten ilk şarkısı “Push The Button“ı müzikseverlerin beğenisine sundu. Her detayıyla Bedük imzası taşıyan, elektronik dans müziği türündeki şarkı, yüksek enerjisi ve güçlü baslarıyla dinleyenlerin iliklerine işliyor.

Sevilen sanatçı Bedük, 2007 yılında yayımlanan ve ilk Bedük albümü olan Even Better – Çok Kişilikli Gösteri’den beri ilk kez hem Türkçe hem İngilizce şarkılarının yer aldığı yeni albümü “Intergalactic” için de çıkış tarihini müjdeliyor: 12 Haziran 2020.

Londra’da kendi stüdyosunda kaydettiği ve tüm prodüksiyon sürecini kendisinin üstlendiği albümün kapak tasarımı da yine Bedük imzası taşıyor.

Yorumcu, söz yazarı, besteci ve aranjör kimliğiyle başarılı projelere imza atan Bedük, yeni albümü Intergalactic’i şu sözlerle anlatıyor: “Albüm sanki 10 farklı sanatçının en iyi albümlerinden alınmış gibi, her parçanın tarzı, tavrı, söz dünyası ve bakış açısı birbirinden oldukça farklı. Bu dönem, yaratıcılığımın en yüksek noktasında hissediyorum kendimi ve bu yüzden müziğimi tek bir müzikal ve sanatsal dünyaya sıkıştırmak istemiyorum.Albümün tarzını soranlara “ Bedük Müziği “ diyorum. Her parça temelinde dans müziği, ama apayrı pencerelerden bakıyorlar. Albümden tam keyif almak için baştan sona dinlemenizi tavsiye ederim”.

Bedük’ün 12 Haziran’da yayınlanacak “Intergalactic” albümünün müjdeleyicisi ilk şarkı “Push The Button” şimdi tüm dijital platformlarda!

LifeCo’nun SAF Restoranı

LifeCo’nun SAF Restoranı

The LifeCo Akra Antalya’nın lezzet duraklarından SAF restoran, kilo aldırmayan ve tok tutarken enerji veren raw-vegan menüsüyle haftanın her günü Akra otelin içinde, yemyeşil bahçesi ve Bey Dağları’na bakan etkileyici manzarasıyla hizmet veriyor.

Sebze, meyve, çiğ kuruyemişler, baklagillerle birlikte doğal ürünler kullanılan SAF lezzetleri, 41 derecenin altında özel fırınlarda kurutularak hazırlanıyor. Böylece yiyecekler tat, koku ve besin kaybına uğramıyor, vücuda enerji veren mineralleri hasar görmüyor. Bu da vücuttaki hücrelerin onarılıp yenilenmesine yardım ediyor.

Şef Mustafa Bıçkı ve ekibin hazırladığı Avokado ezmeli tost, nohut unu kullanılarak yapılan omlet, pirinç yufkasına ya da ıspanaklı tortillaya sarılan wrap; lahana, karnabahar gibi malzemelerin Hindistan cevizi sütüyle harmanlandığı çorba, glütensiz makarna, vejetaryen hamburger, raw lazanya ya da birbirinden lezzetli tatlılar SAF menüsünde bulunan seçeneklerden sadece birkaçı… Sebze ve meyvelerin uyumlu karışımlarıyla hazırlanan içeceklerse mutlaka tadılması gerekenler arasında yer alıyor.

The LifeCo Akra Antalya; doğal ve alkali beslenme programlarının egzersiz programları, nefes terapileri ve zihin detoksu gibi farklı uygulamalarla desteklendiği özellikli programlar sunuyor. 360 derece sağlıklı yaşam felsefesi kapsamında; raw-vegan beslenmeden ozon terapisine ve zihinsel terapilere, beynin ve vücudun tazelenmesi-yenilenmesi yönünde etkin programlarla uzun ve kaliteli bir yaşama dair tüm ihtiyaçlar karşılanıyor.