Yazılar

Emir sessizliğini bozdu

Emir sessizliğini bozdu

Emir, 8 ay sonra sessizlğini bozuyor. Emir’in yeni şarkısı “Nerdesin Aşk”ı Sony Müzik Türkiye etiketiyle 27 Ocak’ta yayınlıyor.

Pop müzik mevzu bahis olunca tüm dinamiklerine hâkim olan ve dinleyicisine kulak kabartan Emir’in “Nerdesin Aşk”ın sözleri Tüzzün ve kendisine ait. Bestesi Tüzzün’e ait olan şarkının aranjesi ise Osman Çetin imzalı.  Emir, katmanlı aranjesi ve müzikal dünyasının çeşitliliğiyle “Nerdesin Aşk” ile pop dünyasında kendi yerini sağlamlaştırmaya geliyor.

Şarkının, Erdi Sevinç yönetmenliğinde Platon Stüdyoları’nda çekilen klibinde Emir’i barışmak isteyen sevgili rolünde görüyoruz.

“Karın ağrısıdır, geçer” demeyin!

“Karın ağrısıdır, geçer” demeyin!

Özellikle kış aylarıyla birlikte çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları yaygınlaşırken, acil servislere başvuruların en sık nedenini karın ağrıları oluşturuyor. Enfeksiyonun tedavi edilmesi ile genellikle karın ağrısı da düzeliyor ancak bazı durumlarda ise karın ağrısının altında cerrahi tedavi gerektirebilen çok daha ciddi hastalıklar yatabiliyor! Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Levent Elemen, anne babaların bu nedenle “karın ağrısıdır geçer” dememelerini, özellikle ağrıya eşlik eden diğer şikayetleri dikkatle gözlemlemeleri gerektiğini vurguluyor. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Levent Elemen çocuklarda karın ağrısı hakkında bilgiler verdi, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Gribal enfeksiyonlardan sınav stresine, mide bağırsak hastalıklarından apandisite birçok neden çocuklarda karın ağrısına yol açabilirken, anne babalar kimi zaman ‘basit bir gaz sancısıdır, geçer’ diye düşünerek doktora gitmeyi geciktirebiliyorlar. Ancak dikkat! Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Levent Elemen, çocuklarındaki karın ağrısının gelip geçici bir sıkıntı olabildiği gibi, altında apandisitten bağırsak düğümlenmesine, yumurtalık kistlerinden testis dönmesine dek cerrahi müdahale gerektiren ciddi hastalıklar da yatabildiğini belirterek, bu nedenle ailelerin çocuklarını çok iyi gözlemlemeleri gerektiğini vurguluyor. Karın ağrısı çocuklardaki tüm tıbbi acil durumların yüzde 15’ini oluşturuyor. Bu hastaların yüzde 10’unda cerrahi nedenli bir karın ağrısı saptandığını ve dikkatle araştırılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Levent Elemen “Neredeyse hemen herkesin yaşamı boyunca en az bir kez karşılaştığı karın ağrısının başlama şekli ve yeri, süresi, sıklığı, eşlik eden bulguların olup olmaması cerrahi nedenli karın ağrıları konusunda çok önemli bilgiler verebilir; tanı ve tedavinin zamanında yapılmasını sağlayarak komplikasyonları engelleyebilir” diyor.

Pause Dergi

Prof. Dr. Levent Elemen

Solunum yolu enfeksiyonları ile birlikteyse!

Karın ağrısına eşlik eden başka şikayetler varsa anne babaların çok daha dikkatli olması gerektiğini çünkü bu durumun başka hastalıkların habercisi olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Levent Elemen “Karın ağrısı solunum yolu enfeksiyonu ile birlikte ise ve eşlik eden başka bir bulgu yoksa olası tanı olarak, karın içinde ince bağırsak etrafındaki lenf nodlarının şişmesi düşünülür. Tanıyı kesinleştirmek için akciğer grafisi ve tüm batın ultrasonografisi yapılmalı ve kan tetkikleri alınmalıdır. Solunum yolu enfeksiyonunun tedavi edilmesi ile karın ağrısı da düzelecektir. Ancak nadiren karın ağrısı şiddetinde artma, hastanın genel durumunda kötüleşme, ateş ve kusma tabloya eklenebilir. Bu durumda karın içindeki yangının ilerlediği ve tablonun akut apandisite evrildiği düşünülmelidir. Akut apandisit varsa cerrahi tedavi şarttır. Akut apandisitte altın standart laparoskopik (kapalı) cerrahi ile apandisitin dışarı çıkarılarak tedavinin sağlanmasıdır” diye konuşuyor.

İshal eşlik ediyorsa!

İshalle beraber karın ağrısı olmasına karşın başka önemli bir bulgu olmadığı takdirde mide-bağırsak enfeksiyonunun (gastroenterit) düşünülmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Levent Elemen şöyle konuşuyor: “İshalin altta yatan etkene uygun tedavi edilmesi ile karın ağrısı hızlıca düzelir. Ancak ishal ile birlikte ara ara gelen kramp şeklinde karın ağrısı, makattan kırmızı çilek jölesi şeklinde kanama, yeşil renkli kusma ve karın şişliği olması durumunda bağırsak düğümlenmesi (invajinasyon) düşünülmelidir. Bağırsak düğümlenmesi, sonuçları nedeni ile çok ciddi komplikasyonlar yaratabilecek acil bir cerrahi hastalıktır. Bu hastalar bağırsaklarda zarar oluşmaması için vakit kaybedilmeden Çocuk Cerrahı tarafından değerlendirilmelidir.”

Sık idrara gitme ve yanma varsa!

Kız çocuklarında ve sıklıkla sünnetsiz erkek çocuklarda sık idrara gitme, idrar yaparken yanma veya kesik kesik idrar yapma şikayeti ile beraber karın ağrısı varsa idrar yolu enfeksiyonunun düşünülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Levent Elemen “Tedavi sonrası karın ağrısı düzelir ancak bu hastalarda idrar yolu enfeksiyonunun tekrarlaması durumunda altta yatabilecek ürogenital anomaliler açısından araştırmalar yapılmalı ve gerekirse bunlara yönelik müdahalelerde bulunulmalıdır” diyor.

Adet döngüsüne paralel ağrı varsa!

Kız çocuklarında özellikle ergenlik ve ergenlik öncesi dönemde yumurtalık (over) kaynaklı problemler de karın ağrısına yol açabilir. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Levent Elemen şu uyarıda bulunuyor: “Adet gören çocuklarda adetin birkaç gün öncesinde olan karın ağrıları premenstrüel sendrom, adet ortasındakiler ovülasyona bağlı Mittelschmerz olarak adlandırılır. Bu karın ağrılarının tedavileri basit ağrı kesicilerle sağlanabilse de karnın sağ veya sol alt kısmında şiddetli ağrı tarif ediliyorsa yumurtalık (over) kistleri ve yumurtalık dönmesi (over torsiyonu) akla gelmelidir. Sonuçları itibarı ile bu hastalıklar Çocuk Cerrahisi tarafından çok hızlı müdahale ile acil cerrahi gerektirmektedir.”

Pause Dergi

Testis hassasiyeti ve kızarıklık varsa!

Erkek çocuklarında da karın ağrısına testis hassasiyeti ve kızarıklık işaret ediyorsa çok dikkatli olmak gerekiyor. Prof. Dr. Levent Elemen “Erkek çocuklarda karın alt bölgesinde ağrı ile beraber skrotumda (testisin bulunduğu torba) ağrı, kızarıklık, testis hassasiyeti ve ağrısı olması durumunda tablo akut skrotum olarak adlandırılır. Bu sorun da Çocuk Cerrahı tarafından hızlıca tanı konularak tedavi edilmelidir. Akut skrotumun en sık nedeni olmasa da kızlardaki over torsiyonuna benzer şekilde testisin dönmesi (testis torsiyonu) testisin kaybı ile sonuçlanabileceği için Çocuk Cerrahı tarafından hızlıca tanı koyularak tedavi edilmesi gereken bir patolojidir. Akut skrotumun daha sık görülen ancak cerrahi olmayan diğer nedenleri arasında testis iltihaplanması (orşit), testis ve etrafındaki dokuların iltihaplanması sayılabilir. Her iki durumda da hastaya uygun tedavinin verilmesi ve yatak istirahati ile tablo hızlıca düzelir” diyor.

Karnın sol tarafında ve aniden başlıyorsa!

Çocuklarda kabızlık da karın ağrısının önde gelen nedenlerinden birini oluşturuyor. Bu hastalarda karnın sol alt tarafında aniden başlayan ve gün içinde sık sık tekrarlayan, büyük tuvaletin yapılması ile azalan bir karın ağrısı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Levent Elemen, beslenmenin  düzenlenmesi ve gaita sertliğinin azaltılması ile kabızlığa bağlı karın ağrılarının kısa sürede iyileşebileceğini belirtiyor. Prof. Dr. Levent Elemen özellikle okul döneminde, sınav kaygısı çok olan ve başarı odaklı yaşayan çocuklarda da yemek yedikten sonra ya da yatma ile artan karnın üst tarafındaki ağrılarda gastroözofageal reflü ve/veya gastrit düşünülebileceğini belirtirken, bu çocuklarda yapılacak yaşam tarzı değişiklikleri ve tıbbi tedavi ile şikayetlerin hızlıca giderilebileceğini söylüyor.

Karın ağrısı 12 saatten uzun sürüyorsa!

Prof. Dr. Levent Elemen karnı ağrıyan çocuğun dikkatle gözlemlenmesi gerektiğini belirterek şu uyarıda bulunuyor: “12 iki saati aşan, şiddeti artan, ateş, kusma ve/veya karın şişliği eşlik eder şekilde bir karın ağrısı olan çocuğun ‘karın ağrısıdır geçer’ denilerek, ağrı kesici ve ateş düşürücü verilerek zaman kaybedilmemesi gerekir. Bu hastaların mümkünse çocuk cerrahı bulunan bir merkeze getirilmesi, belli incelemelerden geçirilerek karın ağrısının cerrahi tedavi gerektiren bir sorundan kaynaklanmadığının kanıtlanması, eğer karın ağrısının altında cerrahi tedavi gerektiren  bir sorun yatıyorsa da bir an önce tedavisinin başlatılması gerekir.”

Pera Müzesi’nde Dede Efendi nameleri

Pera Müzesi’nde Dede Efendi nameleri

Pera Müzesi, doğumunun 245. Yılında Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi”  konseri ile yılın ilk etkinliğine imza atıyor.

Pera Müzesi Türk Müziği Konserleri yeni yılın ilk etkinliğinde Türk mûsikisinin önde gelen bestekârlarından Dede Efendi’nin eserlerini dinleyiciyle buluşturuyor. “Doğumunun 245. Yılında Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi” başlıklı konserde usta müzisyenin eserlerini, misafir solistler Münip Utandı ve Merve Utandı Kalkan seslendirecek. Konser, 29 Ocak Pazar günü Pera Müzesi Oditoryumu’nda izlenebilir.

29 Ocak Pazar günü saat 15.30’da Pera Müzesi Oditoryumu’nda dinleyicilerle buluşacak.

Misafir Solistler

Münip Utandı

Merve Utandı Kalkan

Saz Sanatçıları

Osman Nuri Özpekel – Ud

Aziz Şükrü Özoğuz – Keman

Taner Sayacıoğlu – Kanun

Lütfiye Özer – Kemençe

Volkan Yılmaz – Ney

Volkan Ertem – Viyolonsel

Biletler Biletix’ten veya konser günü Pera Müzesi resepsiyonundan alınabilir. Pera Müzesi Dostları’na %50 indirim uygulanır. Yerler sınırlı ve numaralıdır.

Gelen tepkilere Mahsun Kırmızıgül’den açıklama geldi

Gelen tepkilere Mahsun Kırmızıgül’den açıklama geldi

Yönetmen Mahsun Kırmızıgül’ün uzun yıllardır çekmeyi arzu ettiği, bir otobiyografi, bir umut hikayesi olarak “Prestij Meselesi” tüm sinema severlerin son yıllarda büyük heyecan ve merakla beklediği bir filmdir.

Hal böyleyken,  merhum Hilmi TOPALOPLU’nun büyük oğlu Volkan TOPAL tarafından, “PRESTİJ MESELESİ” filminin, merhum HİLMİ TOPALOĞLU’nun kişilik haklarına saldırı teşkil eden sahneleri olduğu iddiası ile gösteriminin durdurulması, engellenmesi için İstanbul Fikri Haklar Hukuk Mahkemesinden tedbir talep edilmiştir.

Mahsun KIRMIZIGÜL bugüne kadar onlarca sinema filmine yönetmenlik yapmış, filmleri milyonlarca gişeye sahip bir yönetmen olarak, kendisinin müzik hayatında çok önemli bir yere sahip olan, “Abi “ diye hitap ettiği,   onlarca ses sanatçısını keşfeden bir deha olan Hilmi TOPALOĞLU ile beraber geçtikleri o sihirli ve umut dolu yolun filmini de çekecekti.  Ve çekti de……

PRESTİJ MESELESİ, sadece Mahsun KIRMIZIGÜL’ün değil,  onunla beraber Haluk Levent ve Özcan Deniz’in de  binbir zorlukla ama umutlarını yitirmeden müzik dünyasında var oluş çabalarının, Hilmi TOPALOĞLU’nun sihirli dokunuşu ile  milyonların sevdiği sanatçılar haline gelmelerinin hikayesidir.  Ve  müzik  piyasasının  altın çağının yaşandığı Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nı 90’lı yılların başlarında resmeden, o dönem yüzlerce hit olmuş şarkının ve efsane olmuş ses sanatçısının izleyiciye hatırlatıldığı,  birbirinden değerli sinema sanatçılarının rol icra ettiği, yüzlerce sinema emekçisinin aylar süren emeği ile çekilmiş  bir sinema filmidir.

Filme Merhum Hilmi TOPALOĞLU’nun eşi, iki oğlu ve abisi Mustafa TOPALOĞLU da büyük destek vermiş, Filmin ve Mahsun KIRMIZIGÜL’ün yanında olarak Hilmi TOPALOĞLU’nun güzel anılarını yaşatmak için hep beraber çaba sarf etmişlerdir.

PRESTİJ MESELESİ, yönetmenin otobiyografisi olup,  Hilmi TOPALOĞLU’nun hayat hikayesi değildir. Film HİLMİ TOPALOĞLU’nun manevi hatırasını ve ailesinin manevi duygularını zedeleyecek herhangi bir unsur taşımadığı gibi,    Hilmi Topaloğlu’nun kıymetli anısına ve ışığına bir vefa duruşudur.

90’lı yıllarda kamuya mal olmuş bir müzik şahsiyetini, yeni nesillere tanıtmak, sevenlerinin ve de en başta yönetmen Mahsun Kırmızıgül ve ailesinin en büyük isteğidir.

Eminiz ki kendisi de hayatta olsaydı,  Sanat özgürlüğünün en büyük savunucusu olur ve filme sonsuz destek verirdi.

Kısacası “Prestij Meselesi” sinema filmi  Merhum Hilmi Topaloğlu ve ailesinin kişilik haklarını  zedelemeyen aksine onun umut, heyecan ve müzik dehasına selam duran, çok keyifle izlenecek bir sinema filmi olup, filme karşı Volkan TOPAL tarafından girişilen bu olumsuz tutum için üzüntü duymaktayız.

Doç. Dr. Cüneyt Konuralp “Bağışıklığın Arka Bahçesi”

Doç. Dr. Cüneyt Konuralp “Bağışıklığın Arka Bahçesi”

Bulaşıcı hastalıklar, mutasyon, bağışıklama, bağışıklık sisteminin ayarı ve detoks fonksiyonu, antikorların anlamı, sebep-sonuç ilişkilerinin doğru yorumlanması, bilimsel araştırmaların nasıl yapılması gerektiği ve ayna nöronlar ile ilgili ezber bozan bilgiler…

Doç. Dr. Cüneyt Konuralp, bu kitapta ‘bilim’in gerçeklerinden ‘ilim’in hakikatlerine bilinmeyen ve üstü örtülen yanlarıyla Bağışıklığın Arka Bahçesi’ni anlatıyor… Pandemi sürecinde söylenmeyenleri deşifre ediyor!

Polisiye sevenler “Ölümcül Oyun”da buluşuyor

Polisiye sevenler “Ölümcül Oyun”da buluşuyor

Tiyatro Ak’la Kara’da Anthony Shaffer yazdığı Savaş Özdural’ın yönettiği “Ölümcül Oyun” seyirciyle buluşuyor.

Polisiye konusuyla Savaş Özdural’ın yönettiği ve oynadığı Ozan Dağara ile sahneyi paylaştığı oyun 27 Ocak Cuma günü Tiyatro Ak’la Kara sahnesinde sahneleniyor.

Oyunun konusu ANDREW WYKE başarılı bir polisiye roman yazarıdır. Karısının onu aldattığını öğrenince, aldatıldığı genç adamı yüzleşmek için evine çağırır ve ona karşı koyamayacağı bir teklifte bulunur.

Bu andan itibaren iki adamın arasında oynanan ölümcül oyunlar karşısında, seyirci hem eğlenecek, hem de nefeslerini tutarak seyredecekleri bir zeka savaşına tanıklık edecektir.

Biletler Biletix ve Tiyatro Ak’la Kara gişelerinde bulunuyor.

“Welcome to The Studio Polat Palandoken”

“Welcome to The Studio Polat Palandoken”

Yenilenen Polat Palandöken’in yeni iyi yaşam stüdyosu “The Studio Polat Palandoken” kapılarını açtı.

İyi yaşam platformu Live to Bloom küratörlüğünde, iyi yaşam temasını Palandöken’e özgü bir bakış açısıyla tanımlayan “Welcome to The Studio Polat Palandoken” organizasyonu renkli görüntülere sahne oldu.

Dağ yaşantısı deneyimini iyi yaşam pratikleri ile buluşturan etkinlik yenilenen Polat Palandöken ev sahipliğinde gerçekleşti.

Organizasyon, iyi olma halini bulma yolculuğunda farkındalık yaratan, bilgilendiren ve ilham veren iyi yaşam platformu Live to Bloom küratörlüğünde yapıldı.

3 gün süren etkinliğin ana sponsorlusunu cilt bakımı markası Origins yaparken,  Wings co-sponsorluğunu yaptı.

 

 

 

 

Ara tatil döneminde çocuklarınızın bağışıklığını koruyun!

Ara tatil döneminde çocuklarınızın bağışıklığını koruyun!

“Okul dönemindeki alışkanlıklar düzenli olarak sürdürülürken okulların ara tatil dönemine girmesiyle birlikte çocukların yaşam şekilleri farklılaşmaya başlayacaktır. Bu durum beslenme açısından ebeveynler ve çocuklar tarafından hem iyiye hem de kötüye evrilebilir” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. İrem Aksoy, açıkladı.

Eğer ki çocuğun okulda beslenmesi yetersiz veya tam anlamıyla sağlıklı değilse evde kontrollü bir şekilde sağlıklı beslenme düzeni rahatlıkla oluşturulabilir. Bu sayede çocuk, süreci doğru değerlendiren ebeveynlerinin desteğiyle daha sağlıklı ve düzenli bir beslenme alışkanlığı edinebilir. Ara tatilini sağlık ve beslenme anlamında daha verimli hale getirmek, çocuklarınızın bağışıklığını desteklemek için bu yazıya göz atabilirsiniz.

Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. İrem Aksoy

Vitaminler hastalıkları savıyor

Öncelikle unutulmamalıdır ki okul dönemindeki çocuklar önemli bir büyüme ve gelişme sürecindedir. Dolayısıyla bu dönemdeki çocukların enerji harcamaları daha çok ve besin ögesi ihtiyaçları daha önemlidir. Çocukların büyüme ve gelişmesine destek olmak için bazı parametrelere dikkat etmek gerekir. Özellikle iyi protein kaynaklarıyla beslenmelerini sağlamak, vitamin ve mineral gereksinimlerini eksiksiz olarak tamamlamak çocuklar için elzemdir.  Aynı zamanda kış mevsiminin getirebileceği sağlık sorunlarına karşı çocukların bağışıklığını güçlü tutmakta fayda var. Bu durumda bağışıklık sistemine en çok katkıda bulunanlar listesinde ilk sırada antioksidan içeriği yüksek sebze ve meyveler yer alıyor. Diğer yandan bağışıklığa destek olarak hayati önem taşıyan vitamin ve minareller; A, C ve D vitaminleri ile çinko ve demir mineralleridir. Bunlara ek olarak B grubu vitaminleri, E ve K vitamini, selenyum, magnezyum gibi diğer mineraller de destek olmaktadır. Bu vitamin ve mineralleri yeterli alamayan çocukların, bağışıklık fonksiyonu bozularak enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı duyarlılıkları artabilir. Vitamin ve minerallere ek olarak bağırsak mikrobiyatasını destekleyen besin bileşenleri ve diğer faydalı bileşikler de bağışıklık tepkisini desteklemektedir.

Ara tatil için evinizde eksik olmaması gereken başlıca besinlere değinmek gerekirse;

  • Renkli sebze ve meyveler,
  • Kaliteli protein kaynakları ve en önemlisi yumurta,
  • Besleyici değeri yüksek kuruyemişlerden badem, ceviz,
  • Bağırsak sağlığına destek olarak yoğurt, kefir örnek verilebilir.

Valizinizde sağlıklı atıştırmalıklara yer verin;

  • Taşıma kolaylığına göre taze veya kuru meyveler,
  • Kefir veya süt,
  • Kuruyemişler,
  • Multivitamin veya mineral takviyeleri, probiyotikler.

Çocukların beslenme konusunda bilinçlendirilmesi, seçimlerini doğru yapmaları açısından çok fayda sağlayacaktır. Diğer yandan evde sağlıksız atıştırmalıklar bulundurmak ya da dışarda istediği besinin zararlarını gözetmeden sadece onu mutlu etmek veya bir nevi ödül niyetine verilen besinler çocuklarınıza faydadan çok zarar verebilir. Bu tatil döneminde hem çocuklarınızla vakit geçirmek hem de çocuklarınızın beslenme konusunda bilinçlenmesine ve eğitilmelerine olanak sağlayabilirsiniz. En basitinden süt ve süt ürünleri, tahıllar, et ve et ürünleri, yağlı tohumlar, meyve ve sebzeler gibi besin gruplarının her birinin beslenmelerinde olması gerektiğinden ve bunların dengeli bir şekilde alınmasının sağlıklı bir yaşam sürmelerine katkı sağlayabileceğinden bahsedebilirsiniz. Ek olarak çocuklarınızla birlikte evde sağlıklı tarifler yapabilir ve sağlıklı beslenmeyle ilgili faydalı kitaplar okuyabilirsiniz.

Yürekler hopladı

Yürekler hopladı

Gülben Ergen sahnede yürekleri hoplattı. Verdiği konserlerin yanı sıra tercih ettiği sahne kıyafetleriyle de adından sıkça söz ettiren Gülben Ergen, İstanbul Nossa Costa’da giydiği derin yırtmaçlı rengarenk elbisesiyle göz kamaştırdı.

Gülşah Saraçoğlu imzası taşıyan sahne kıyafeti ve yıllara meydan okuyan güzelliğiyle dikkat çeken Gülben Ergen söylediği şarkılarla da İstanbul Nossa Costa ‘da dinleyenleri meste etti.

Ülkemizde her 4 kişiden biri uykusuz!

Ülkemizde her 4 kişiden biri uykusuz!

Sağlıklı bir yaşamın yanı sıra günlük işlevlerimizi yerine getirebilmemiz için kaliteli ve yeterli süre uyumamız, nefes almak gibi vazgeçilmez bir ihtiyaç. Uyku bedensel dinlenmeyi, en önemlisi zihinsel fonksiyonların yenilenmesini sağlıyor. Dolayısıyla uykusuz kaldığımızda önemli sağlık problemlerinin yanı sıra unutkanlıktan dikkat eksikliğine, yorgunluktan algıda sorun yaşamaya, sinirli ve depresif hissetmekten vücudun zorluklar karşısında reaksiyon süresinin yavaşlamasına kadar, günlük işlerimizi olumsuz etkileyen pek çok sorun gelişebiliyor! Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan ve Plos Biolog adlı dergide Ağustos 2022’de yayımlanan bir araştırma, uykusuzluğun yol açtığı bir başka sorunu daha ortaya koydu; daha az yardımsever olmak! Peki insanlar geceleri uykusuz kaldıklarında neden daha az yardımsever oluyorlar? Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Akdemir, “İnsanlar iyi beslenmiş, güvenli bir yerde uyumuş ve dinlenmişler ise günlük hayatta ortaya çıkan zorluklar karşısında kendilerini güçlü hisseder ve üstesinden geleceklerini düşünürler. Gece iyi uyuyamamışlar ise dinlenememişlerdir. Kaygıları yüksektir, kendileri ile ailelerini korumada zorlanacaklarını düşünürler ve strese girerler” diyor. Prof. Dr. Gökhan Akdemir, bu stresin vücutta önemli değişikliklere neden olduğuna dikkat çekerek, “Örneğin, stres hormonu olarak bilinen kortizol hormonu, hipotolamus, hipofiz ile böbrek üstü bezlerinin ortak katkısıyla salgılanıyor. Stres altında kaldığımızda bu hormon daha çok artıyor. Artan kortizol hormonu sempatik sistemini baskın hale getiriyor. Sempatik sistem, tehlikede iken veya yetersiz kaldığımız anlarda, eğer uykusuz isek düşünmemiz, karar vermemiz ve yaşamdaki zorlukların üstesinden gelebilmemiz için kendimizi daha çok korumaya alacak şeklindeki davranışlara yol açıyor. Dolayısıyla insanlar kendilerini koruma altına almak için bencilleşiyor ve yardım etmekten kaçınıyorlar” bilgisini veriyor.

Prof. Dr. Gökhan AkdemirÜlkemizde her 4 kişiden biri uykusuz!

Uykusuzluk sorununun görülme oranı; yaşa, eğitim düzeyine ve ekonomik gelirlere göre değişiklik gösteriyor. Dünyada her 10 kişiden 2’si geceleri uykusuzluk sorunu yaşarken, yine her 10 kişiden 5’i de ayda en az 1-2 kez uykusuzluk çekiyor. Genel olarak uykusuzluk oranı yüzde 30 civarında iken ülkemizde bu rakam yüzde 38’e yükseliyor. Bir başka deyişle, ülkemizde her 10 kişiden 4’ü uykusuzluk problemiyle mücadele ediyor.

Uykusuzluk beyni tehdit ediyor

Erişkin bir kişinin günde ortalama 7-8 saat uyuduğunu düşünürsek, ömrümüzün üçte biri uykuda geçiyor demektir. Hayatımızın önemli bir bölümünü kapsayan uyku, beyin sağlığımız üzerinde kilit bir role sahip. Vücudumuzun diğer bölgelerindeki hücrelerde olduğu gibi beynimizdeki nöronlar da glia olarak adlandırılan hücreler tarafından destekleniyor. Gündüz saatlerinde çalışırken beynimizdeki sinirlerin çalışması sırasında beta albümin ve tau gibi birçok atık maddeler ortaya çıkıyor. Bu atıklar uyku sırasında glia hücreleri tarafından beyinden temizlenerek uzaklaştırılıyor, böylelikle iyi bir uykudan sonra uyandığımızda beynimiz yeni bir güne temizlenmiş olarak hazır oluyor. Uykusuz kaldığımızda ise glia hücreleri görevlerini yerine getiremedikleri için beynimizdeki atık maddeler beynimizden uzaklaştırılamıyor. Bunun sonucunda da sinir hücrelerimizin çalışmasında yavaşlaması, unutkanlık, karar vermede zorluklar gelişiyor.

Uykusuzluk yardımseverliği önlüyor

Kalifornia Üniversitesi’nde gerçekleştirilen çalışma 3 tip uykusuzluk grubu üzerinde yapılmış. Prof. Dr. Gökhan Akdemir, uykusuzluğun yardımseverlik üzerine nasıl etki ettiğini gösteren çalışmayı şöyle özetliyor:

Bir gün az uyuyanlar: İlk çalışma, 24 saat içinde 7 saatten az uyuyan 18-26 yaş grubundaki 24 genç üzerinde yapılmış. Araştırmada gençlerin ‘yardımda bulunma’ davranışlarıyla ilgili anket gerçekleştirilmiş. Ayrıca fonksiyonel magnetik rezonans (MR) görüntüleme ile sosyalleşme ve yardım etme davranışlarında görev alan beynin orta prefrontal korteks (alın kısmı) ve üst temporal sulkus (şakak kısmı) gibi bazı bölgelerinde beyin aktiviteleri ölçülmüş. Yapılan fonksiyonel MR çalışmalarında; uykusuz kalındığında beynin ‘sosyalleşme ve yardım etme’ davranış bölgelerinin aktivitelerinde yüzde 78 gibi yüksek bir oranda azalma görülmüş. Bilim insanları ‘yardım etmeyi’ de yakınlarına ve yabancılara yardım olarak iki gruba ayırmış. Araştırmada; yabancılara daha az yardım ettikleri belirlenmiş. Bunun nedeni olarak, insanların uykusuz kaldıklarında önce kendilerini ve yakınlarını korumaya yönelik davranmaları gösterilmiş.

Pause Dergi

Dört gün az uyuyanlar: 171 kişi üzerinde gerçekleştirilen ikinci çalışmada; 4 gün az uyuyan kişilerin ‘yardım etme’ davranışlarına yine anket yapılarak bakılmış. Bu grupta da yardımseverlik konusunda belirgin azalma olduğu tespit edilmiş.

Saat uygulamasına göre az uyuyanlar: Üçüncü grupta ise ‘yaz saati uygulaması’ dikkate alınmış. Mart ayında yapılan değişikliklerde insanlar bir saat daha az uyurlarken, Kasım ayında ise bir saat fazla uyuyorlar. 2002-2016 yılları arasında 3 milyondan fazla hayırseverin bağışları analiz edilmiş. Mart ve Kasım aylarındaki bir saatlik değişimin bağışlar üzerine etkisine bakılmış. Yapılan çalışma sonucunda; grupların az uyuduklarında daha az, çok uyuduklarında ise daha çok bağış yaptıkları tespit edilmiş.

Hangi yaş grubu kaç saat uyumalı?

Çocuklarda uyku saati beynin gelişmesi ve temizliği için önem taşıyor, bu nedenle süre daha uzun oluyor. Erişkinlerde ise beyin gelişimini tamamladığı için uyku daha çok beynin temizlenmesi için gerekli oluyor. Bu nedenle uyku süresi azalıyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Akdemir, uyku sürelerini yaş gruplarına göre şöyle sıralıyor:

1-2 yaş, günde 12-16 saat

3-5 yaş, günde 11-14 saat

6-12 yaş, günde 9-12 saat

13-18 yaş, günde 8-10 saat

Erişkinler: Günde en az 7 saat