Yazılar

Art Rooms’da Kıbrıs’ın Gündelik Katmanları

Fotoğraf sanatçısı Yusuf Sevinçli’nin Kıbrıs’ta ürettiği yeni serisi “REPUBLIC”, Girne’nin çağdaş sanat galerisi Art Rooms’da sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçının 2020–2025 yılları arasında adaya yaptığı ziyaretlerde şekillenen ve yaklaşık 70 fotoğraftan oluşan seçki, Kıbrıs’ın gündelik hayatına sinmiş katmanları görünür kılıyor.

Sevinçli’nin büyük format analog üretimle hazırladığı sergi, adayı doğrudan tarif etmek yerine içselleştirilmiş bir yakınlık duygusu yaratıyor. Fotoğraflar, olaylardan çok mekânlara, ışığa ve ayrıntılara odaklanarak izleyiciyi sakin bir izleme deneyimine davet ediyor.

“REPUBLIC” sergisi, Oya Silbery’nin direktörlüğünde 26 Şubat – 14 Nisan 2026 tarihleri arasında, pazar hariç her gün 13.30–20.30 saatleri arasında Art Rooms’da ziyaret edilebilecek. Sergi kitabı ise ARUCAD Press tarafından yayıma hazırlanıyor.

#YusufSevinçli #RepublicSergisi #ArtRoomsGirne #ÇağdaşSanat #FotoğrafSanatı #KıbrısSanat #AnalogFotoğraf #SanatSergisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Lazer İşlemeli Motor Kaputuyla Bir İlk

Rolls-Royce Motor Cars, beş yıllık geliştirme sürecinin ardından Phantom Arabesque modelini tanıttı. Orta Doğu’nun kültürel mirasından ilham alan bu özel üretim otomobil, markanın tarihinde motor kaputu tamamen lazerle işlenen ilk model olarak öne çıkıyor. Tasarımda, geleneksel Arap mimarisindeki Maşrabiya desenleri çağdaş bir yorumla hayat buluyor.

Phantom Arabesque, Diamond

Dubai’deki Rolls-Royce Private Office tarafından hazırlanan Phantom Arabesque, Diamond Black ve Silver tonlarında iki renkli gövde tasarımıyla sunuluyor. Lazer işleme tekniğiyle motor kaputuna entegre edilen desenler, ışıkla birlikte üç boyutlu bir yüzey etkisi yaratıyor. İç mekânda ise Blackwood ve Bolivar ahşap kakma detayları, Maşrabiya motifleri ve zarif deri kaplamalar dikkat çekiyor.

Phantom Arabesque, Diamond

Rolls-Royce Exterior Surface Centre Genel Müdürü Tobias Sicheneder, “Patentli bu süreci hayata geçirmek yıllar süren deney ve denemeleri gerektirdi. Phantom Arabesque, gelecekte müşterilere bambaşka yaratıcı imkanlar sunacak bu tekniğin ilk uygulaması olarak öne çıkıyor” dedi.

Phantom Arabesque, Diamond

Phantom Arabesque, Orta Doğu’daki özel bir müşteri için üretildi ve koleksiyonundaki prestijli yerini aldı.

Phantom Arabesque, Diamond

#RollsRoyce #PhantomArabesque #Bespoke #LuxuryCars #OtomobilSanatı #Lazerİşleme #OtomotivTeknolojisi #OrtaDoğuMimarisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Gastronomi Tutkunlarının Yeni Adresi: Jie Fişekhane

Tarihi atmosferini koruyarak kültür, sanat ve gastronomiyi bir araya getiren Fişekhane, seçkisini Uzak Doğu mutfağının çağdaş temsilcilerinden Jie ile genişletti. Ocak ayında kapılarını açan Jie, kısa sürede gördüğü yoğun ilgiyle Fişekhane’nin öne çıkan gastronomi duraklarından biri oldu.

Jie, Japonya, Kore, Tayland ve Çin mutfaklarından ilham alan menüsüyle sushi ve sashimi çeşitlerinden ramenlere, dumpling’lerden Thai usulü sıcak tabaklara kadar geniş bir yelpaze sunuyor. Açık mutfak konseptiyle yemek hazırlığını bir performansa dönüştüren mekân, misafirlerine lezzetin ötesinde bir deneyim yaşatıyor.

Fişekhane’nin tarihi dokusuyla bütünleşen Jie, modern tasarımı ve dengeli atmosferiyle öğle yemeklerinden akşam buluşmalarına kadar gastronomi ve sosyalleşmeyi aynı çatı altında buluşturuyor. Menüde mochi ve matchalı cheesecake gibi tatlılar, sake bazlı kokteyller ve vegan/vejetaryen alternatifler de yer alıyor.

Bilgi:  0212 890 60 30

#JieFişekhane #UzakDoğuLezzetleri #İstanbulGastronomi #Sushi #Ramen #GurmeDeneyim #Fişekhane #GastronomiTutkunları #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Hyundai Hidrojenli Kamyonlarıyla 20 Milyon Kilometreyi Aştı

Hyundai, hidrojen yakıt hücreli XCIENT Fuel Cell Class-8 ağır ticari kamyon filosunun Avrupa genelinde 20 milyon kilometrelik sürüş mesafesine ulaştığını duyurdu. İsviçre, Almanya, Fransa, Hollanda ve Avusturya’da faaliyet gösteren 165 araçlık filo, hidrojen mobilitesinde küresel ölçekte liderliği pekiştiriyor. Kuzey Amerika’da ise 2023’ten bu yana devreye alınan 63 kamyon yaklaşık 1,6 milyon kilometre yol kat etti.

Hyundai Küresel Ticari ve Hafif Ticari Araçlar İş Birimi Başkanı Chul Youn Park, konuyla ilgili şunları söyledi:

“Hyundai, lojistik, dağıtım ve kamu hizmetleri gibi alanlarda hidrojen yakıt hücreli kamyonları devreye alarak karbon emisyonlarını azaltıyor. Avrupa’da başladığımız operasyonları genişlettik, Kuzey Amerika’da da somut ilerleme kaydettik. Hidrojenli ticari araçlarımız, daha gelişmiş bir gelecek için mobilite çözümleri sunarak hidrojen ekosisteminin oluşmasına katkı sağlıyor.”

XCIENT Fuel Cell kamyonları; gıda ve içecek lojistiğinden süpermarket dağıtımına, çöp kamyonu ve vinçli araç uygulamalarına kadar farklı kullanım alanlarında dizel kamyonlara alternatif olarak öne çıkıyor. Hyundai, 2025’te geliştirilmiş hidrojen yakıt hücresi sistemine sahip yeni modelini tanıtarak sürdürülebilir taşımacılıkta iddiasını güçlendirdi.

 

#Hyundai #XCIENTFuelCell #HidrojenMobilite #SıfırEmisyon #TicariTaşımacılık #OtomotivTeknolojisi #YeşilLojistik #TemizEnerji #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Belirtiler hafif başlayıp, dakikalar içinde ağırlaşabiliyor!

Ani başlayan, tek taraflı ve batıcı tarzda göğüs ağrısı ile nefes darlığı… Bu sorunlar, özellikle genç yaş grubunda, genellikle “kas ağrısı” olduğu düşünülerek, önemsenmiyor. Oysa şikâyetler, hayati risk taşıyan pnömotoraksın, toplumdaki bilinen adıyla “akciğer sönmesinin”  ilk habercisi olabiliyor. Yaygın inanışın aksine, akciğer sönmesi ileri yaştaki kişileri değil; genellikle 15 – 30 yaş grubundaki genç yaş grubunu, özellikle de erkekleri hedef alıyor. Belirtiler çoğunlukla hafif başlasa da tablo dakikalar içinde ağırlaşabiliyor!  Acıbadem Bakırköy Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur, akciğer sönmesinin çok sık görülen bir hastalık olmamakla birlikte, acil servis başvurularında önemli bir yer oluşturduğunu belirterek, “Akciğer zarlarında gelişen küçük yırtılmalar bazen hafif seyredebilir; ancak tedavide gecikildiğinde tablo hızla ilerleyebilir. Bunun sonucunda nefes darlığı artabilir ve kandaki oksijen düzeyi düşebilir. Ayrıca nadir, ancak son derece kritik bir durum olan ‘tansiyon pnömotoraks’ gelişebilir. Bu tabloda kaçan hava tek yönlü bir mekanizmayla birikir, göğüs içindeki basınç hızla yükselir ve kalbe dönen kan miktarı azalır. Buna bağlı olarak şok gelişebilir ve hayati risk oluşabilir” diyor. Hastalığın en tehlikeli yönlerinden birinin belirtilerin özellikle genç erişkinler tarafından hafife alınması olduğunu vurgulayan Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur, “Pnömotoraks acil bir durumdur; dakikalar büyük önem taşır. Bu nedenle, ‘kas ağrısıdır’ düşüncesiyle hekime başvurmakta gecikilmemelidir. Tek taraflı, batıcı tarzda göğüs ağrısı aniden başladıysa, zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmak yaşamsal önem taşımaktadır” diye konuşuyor.

Prof. Dr. Erdal Okur

Prof. Dr. Erdal Okur

Bu belirtiler varsa, geç kalmayın!

Akciğerin etrafını saran ve “plevra” olarak adlandırılan zar yapıları arasına hava kaçması sonucu akciğerin kısmen veya tamamen sönmesi durumu “pnömotoraks” olarak tanımlanıyor.  Normalde akciğer ile göğüs duvarı arasında hava bulunmuyor. Akciğerin yüzeyinden herhangi bir nedenle bu aralığa hava geçmeye başlarsa,  her nefes almamızla burada biriken hava akciğere baskı yaparak, kısmen veya tamamen sönmesine neden oluyor. Akciğer sönmesinde en tipik başlangıç, ani başlayan ve  tek taraflı göğüs ağrısı ile nefes darlığı oluyor. Bunların yanı sıra hızlı nefes alma, çarpıntı hissi, omuz veya sırt bölgesine vuran ağrı ve öksürük de eşlik edebiliyor. İlerleyen ve ağır tabloda ise ciddi nefes darlığı, morarma ile tansiyon düşüklüğü görülebiliyor.

Genellikle 15 – 30 yaş grubundaki erkeklerde görülüyor!

Pnömotaraks, KOAH, astım ve akciğer enfeksiyonları gibi hastalıkların yanı sıra göğüs bölgesine gelen darbe veya yaralanma sonucu gelişebiliyor.  Yüksek basınç değişikliklerine maruz kalmak ve akciğer biyopsisi gibi yapılan bazı cerrahi girişimler de akciğerin sönmesine neden olabiliyor. Hastalığın en sık görülen şekli ise  bilinen bir akciğer hastalığı olmadan, genellikle akciğerin tepe kısmında bulunan küçük hava keseciklerinin yırtılmasıyla oluşan akciğer sönmesi oluyor. Bu tür akciğer sönmesi  “klasik” hasta profili olan,  15–30 yaş grubundaki  erkeklerde görülüyor. Özellikle ergenlik döneminde hızlı büyüme nedeniyle göğüs kafesi daha basıktan daha uzun bir şekle dönüşüyor ama akciğerler bu şekil değişikliğine adapte olamıyor. Sonuç olarak, akciğerlerin üst kısımlarında hava keseleri oluşmaya başlıyor. Bu keseciklerin patlamaları da pnömotoraksa  yol açıyor. Ayrıca, sigara kullanımına başlanması da akciğer sönmesinin genç yaş grubunda daha sık rastlanmasının bir diğer önemli sebebini oluşturuyor.

Risk altında olabilirsiniz!

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur, akciğer sönmesinde risk altında olan kişileri şöyle anlatıyor:

Genç, uzun boylu, zayıf erkekler: Göğüs kafesi yapısı ve akciğer tepesindeki “gerilim” nedeniyle hava kesecikleri oluşumunun ve yırtılmanın daha olası olduğu düşünülüyor.

Sigara içenler: Sigara, akciğer dokusunda inflamasyon ve yapısal değişiklikleri artırarak akciğerde hava kesecikleri gelişimini ve akciğerin sönme riskini yükseltiyor. Ayrıca nüks riskini de artırıyor. Elektronik sigara ve nargile kullanımı da benzer şekilde etki ediyor.

Akciğer hastalığı olanlar: Mevcut KOAH, amfizem ve akciğer fibrozisi gibi akciğer hastalığı olanlar da risk altında. Bu hastalıklarda akciğer “rezervi” zaten sınırlı olduğundan pnömotoraks hem daha kolay gelişebiliyor hem de daha ağır seyrediyor.

Travma geçirenler: Trafik kazaları, düşmeler veya darbe sonrası oluşan göğüs travmaları da akciğer sönmesine yol açabiliyor.

Hafif tabloda oksijen, ileri durumda göğüs tüpü

Pnömotoraks tanısı; muayene bulguları, akciğer grafisi veya bazı durumlarda tomografi ile konuluyor. Tedavide  amaç, göğüs boşluğu içinde biriken havanın boşaltılarak akciğerlerin yeniden şişmelerini sağlamak. Prof. Dr. Erdal Okur, tedavinin akciğerin ne kadar çöktüğüne ve hastanın genel durumuna göre planlandığını belirterek, şu bilgileri paylaşıyor: “Belirgin bir şikayetin olmadığı hafif pnömotoraks tablosunda hastalar oksijen tedavisiyle takibe alınır. Ancak, uygulanan tedaviye rağmen düzelme sağlanamıyor veya tablo kötüleşiyorsa, göğüs tüpü yöntemine başvurulur. Ayrıca, akciğerin sönme oranı fazlaysa, hastaya doğrudan göğüs tüpü uygulanır. Yaklaşık bir kalem kalınlığında olan ve ‘dren’ olarak adlandırılan yarı esnek bir tüp, göğüs kafesinin yan tarafından göğüs boşluğuna, akciğer zarları arasına yerleştirilir. Bu cerrahi girişimle, akciğer zarları arasında biriken havanın boşaltılması ve akciğer yüzeyindeki hava kaçağının zamanla kesilmesi hedeflenir.”

Hava kaçağı ameliyatla kapatılıyor

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur, göğüs tüpü tedavisine rağmen akciğerdeki hava kaçağı devam ederse,  endoskopik cerrahiyle bu kaçağın kapatıldığını belirtiyor. Ayrıca, pnömotoraks tekrarlıyorsa veya iki akciğerde  gelişmişe,  yine cerrahi yönteme başvurulduğunu ifade eden Prof. Dr. Erdal Okur, “Ameliyat sırasında hem havanın kaçtığı bölge tamir edilir hem de potansiyel patlama riski taşıyan akciğer yüzeyindeki hava kesecikleri tıraşlanır. Bunun yanı sıra akciğer zarları yapıştırılarak, akciğerin tekrar sönmesi önlenir” diye konuşuyor.  Tedavi sonrasında pnömotoraksın tekrarlama riskini azaltmak için sigara ve elektronik sigaranın mutlaka bırakılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Erdal Okur,  ayrıca, tüplü dalışın kesinlikle yapılmaması gerektiği uyarısında bulunuyor.

 

#Pnömotoraks #AkciğerSönmesi #GöğüsAğrısı #NefesDarlığı #ErkenTanı #GöğüsCerrahisi #Sağlık #HayatiRisk #SigaraBırak #GençErkeklerRiskAltında #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sosyo-Kültürel İzlerle Görsel Bir Şölen

İBB Kültür ve İBB Miras tarafından düzenlenen “Baktığı Yerde Başka Bir Dünya” sergisi, fotoğraf sanatçısı Feruz Ertürer’in 75 yılı aşan fotoğraf serüveninden kapsamlı bir seçkiyi sanatseverlerle buluşturuyor. Küratörlüğünü Murat Gür’ün üstlendiği sergi, panayırlardan meydanlara, sokak satıcılarından çocuk oyunlarına kadar geniş bir sosyo-kültürel yelpazeyi görsel bir şölenle sunuyor.

İki kata yayılan sergide, sanatçının aile arşivlerinden kişisel belgelerine, orijinal negatiflerinden karanlık oda ekipmanlarına kadar üretim pratiğini görünür kılan unsurlar yer alıyor. Ayrıca Coşkun Aral, İzzet Keribar ve İbrahim Zaman gibi usta fotoğrafçıların yazıları ile Ertürer’i konu alan kısa belgesel de sergiye eşlik ediyor. İkinci katta ise Lubitel ile çekilmiş 70 fotoğraf, Adapazarı, İstanbul, çocuklar ve soyutlamalar gibi tematik bölümlerde izleyiciyle buluşuyor.

“Baktığı Yerde Başka Bir Dünya” sergisi, 13 Şubat – 16 Ağustos 2026 tarihleri arasında pazartesi hariç her gün 10.00 – 19.00 saatleri arasında Bulgur Palas’ta ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

#FeruzErtürer #BaktığıYerdeBaşkaBirDünya #BulgurPalas #İBBKültür #FotoğrafSergisi #İstanbulSanat #GörselŞölen #SanatSeverler #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

 

Mustafa Özbakır’dan Kabukların Ardında Bir Yolculuk

Kun Art Space, Çukurova bölgesinde sanatçıları ve sanatseverleri buluşturmaya devam ediyor. Bu kez çağdaş sanat galerisi, Mustafa Özbakır’ın kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor.

“Kabuklarımla Bir Meyve Miyim Yara mı” başlıklı sergi, sanatçının resimlerinde tanıdık yüzleri, ezberlenmiş dizeleri ve unutulmuş anları yeniden hatırlatıyor. Özbakır’ın kendisine yönelttiği sorular, izleyiciyi de içine çekerek hüzünlü bir yolculuğa davet ediyor.

Sergiye özel olarak Cem Adrian’ın bestelediği “Yara” adlı şarkı, eserlerle birlikte mekânda yankılanarak izleyicinin deneyimini derinleştiriyor.

Nazlı Pektaş’ın kaleme aldığı sergi metni eşliğinde açılan bu kişisel sergi, 28 Şubat’a kadar Pazar günleri hariç her gün 12:00 – 18:00 saatleri arasında Adana’daki Kun Art Space’te görülebilir.

#MustafaÖzbakır #KabuklarımlaBirMeyveMiyimYaraMı #KunArtSpace #AdanaSanat #ÇağdaşSanat #CemAdrian #SanatSergisi #ÇukurovaSanat #pausedergi #pausetv #pausejournal #hanedancity #pausesağlık #pausesanat #pauseturizm

Sigarayı bırakmada içsel motivasyon önemli bir adım!

Sigarayı Bırakmada İçsel Motivasyon Kalıcı Başarı Sağlıyor Sigara, Duygusal Düzenleme Aracı Haline Gelebilir “Bir Tane İçsem Bir Şey Olmaz” En Büyük Tuzak

Sigaranın, birçok kişi için yalnızca bir alışkanlık olmadığını belirten uzmanlar, stresle baş etmenin ve duyguları düzenlemenin bir yolu haline geldiğini söylüyor.

Pek çok kişinin sigarayı destek mekanizması olarak algıladığını kaydeden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bu algı bırakma kararını psikolojik olarak zorlaştırır.” dedi. Nikotinin beyinde yarattığı ödül mekanizmasının, sigarayı hızlı ve güçlü bir rahatlama aracı gibi kodladığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Çetin, ancak beynin, doğru alternatifler sunulduğunda yeni alışkanlıklar öğrenebildiğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Çetin ayrıca içsel motivasyonla alınan bırakma kararının, dış baskıyla verilen kararlara göre çok daha kalıcı olduğu bilgisini paylaştı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü kapsamında sigarayı bırakma sürecindeki engeller hakkında bilgi verdi.

Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin

Dr. Alptekin Çetin

Sigara, duygusal düzenleme aracı haline gelmiş olabilir!

Sigarayı bırakmak isteyen bireylerde en sık karşılaşılan motivasyon engelleri hakkında açıklama yapan Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Nikotinin yarattığı fiziksel bağımlılık, stresle baş etme becerilerinin sigaraya bağlanmış olması, daha önceki başarısız bırakma denemelerinin yarattığı özgüven kaybı ve ‘bırakırsam hayatımdan bir şey eksilecek’ düşüncesi engel olarak öne çıkar.” dedi.

Pek çok kişinin sigarayı yalnızca bir madde değil, günlük hayatı düzenleyen bir destek mekanizması olarak algıladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Bu algı bırakma kararını psikolojik olarak zorlaştırır. ‘İstiyorum ama bırakamıyorum’ diyen kişilerde genellikle güçlü bir bağımlılık, yüksek kaygı ve yetersizlik duygusu ön plandadır; kişi denemek ister ama başarısızlıktan korkar. ‘İstesem bırakırım ama istemiyorum’ diyenlerde ise çoğu zaman savunma mekanizmaları devrededir; kişi bağımlılığını kabul etmek yerine kontrol algısını korumaya çalışır. Her iki durumda da ortak nokta, sigaranın kişinin duygusal düzenleme aracı haline gelmiş olmasıdır.” şeklinde konuştu.

Sigarayı kendi isteğiyle bırakmak, dış baskıyla bırakmaya göre daha kalıcı!

Nikotinin beyinde dopamin salınımını artırarak sigaranın hızlı ve güçlü bir ödül olarak kodlanmasına neden olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Zamanla beyin, rahatlama, keyif ve stres azalmasını sigarayla eşleştirir.” dedi.

Bu kodlamanın; sigaranın sağladığı geçici rahatlamanın fark edilmesi, alternatif ödül ve rahatlama yollarının geliştirilmesi ve nikotin yoksunluğunun uygun tedaviyle yönetilmesiyle kırılabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Beyin yeni alışkanlıklar öğrenebilir; önemli olan ona doğru alternatifleri sunmaktır. Sigarayı kendi isteğiyle bırakmak, dış baskıyla bırakmaya göre çok daha kalıcıdır çünkü davranış değişikliği içsel motivasyonla desteklenir. Kendi kararını veren birey, zorluklarla karşılaştığında sorumluluğu dış faktörlere değil kendine bağlar ve süreci daha sürdürülebilir şekilde yönetir. Zorla ya da sadece çevre baskısıyla bırakılan sigarada nüks riski belirgin olarak daha yüksektir.” açıklamasını yaptı.

Kişiye özel motivasyon kaynakları bırakma sürecini daha güçlü hale getirebilir!

Sağlık motivasyonunun önemli olmakla birlikte tek başına her birey için yeterli olmadığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Özellikle gençlerde ve uzun süredir sigara içenlerde sağlık riskleri soyut ve uzak algılanabilir. Estetik kaygılar, maddi kazanç, çocuklara iyi bir rol model olma, özgürlük hissi ve performans artışı gibi kişiye özel motivasyon kaynakları bırakma sürecini çok daha güçlü hale getirebilir.” ifadelerini kullandı.

Eski ritüellerin yerine yenileri konmalı!

Sigara içme ritüellerinin, nikotinden bağımsız olarak güçlü koşullanmalara yol açtığına ve bırakma motivasyonunu sabote ettiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Kahveyle, stresle ya da molalarla eşleşmiş sigara davranışı otomatikleşir. Bu ritüellerin yerine kısa yürüyüşler, nefes egzersizleri, şekersiz sakız, su içme ya da zihni meşgul eden küçük alışkanlıklar koymak, beynin eski eşleşmeleri çözmesine yardımcı olur.” dedi.

Bağımlılığa karşı atılabilecek en güçlü adım vazgeçmemek!

‘Bir tane içsem bir şey olmaz’ düşüncesinin, bağımlılığın en sık kullandığı bilişsel tuzaklardan biri olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Beyin, kontrolün geri kazanıldığı yanılgısını yaratır ancak tek bir sigara, bağımlılık devresini yeniden aktive eder ve çoğu zaman eski kullanım düzeyine hızlı bir dönüşe yol açar. Bu düşünce masum görünse de nükslerin en yaygın nedenlerinden biridir.

Sigarayı bırakmayı defalarca deneyip başaramamış kişilere şunu söylemek isterim: Bu bir irade zayıflığı değil, tedavi edilmesi gereken bir bağımlılıktır. Her başarısız deneme, aslında bir öğrenme sürecidir ve doğru yöntem, doğru destek ve doğru zamanla başarı mümkündür. Vazgeçmemek, bağımlılığa karşı atılabilecek en güçlü adımdır.”

 

#SigarayıBırak #İçselMotivasyon #Bağımlılık #GözSağlığı #Nikotin #SigaraBırakmaGünü #ÜsküdarÜniversitesi #NPİSTANBUL #SağlıkHaberi #Psikiyatri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Femtosaniye Lazer ile Göz Kusurlarında Yeni Çözüm

Giderek ekran kullanımının arttığı günümüzde, başta miyopi olmak üzere göz hastalıklarında belirgin bir artış gözleniyor.

Kaşkaloğlu Göz Hastanesi Kurucusu Prof. Dr. Mahmut Kaşkaloğlu, küçük yaşlardan itibaren kullanımı artan telefonlar, online dersler, evden çalışma gibi nedenler sonucunda göz hastalıklarının  buna parelel olarak arttığı bilgisini verdi.

Prof. Dr.  Kaşkaloğlu, “Çin’de yapılan bir araştırmaya göre yaşları 6 – 8 arasında değişen 120 bin çocuktaki göz bozuklukları incelendi. Çocuklarda miyopi ve diğer görme bozukluklarının görülme sıklığının önceki 5 yıllık döneme göre üç katına çıktığı gözlendi. Çocukların ekran süresinin online dersler nedeniyle en az 2 buçuk saat arttığı, oyunlar, sosyal medya gibi ekran etkinlikleri de eklendiğinde bu sürenin daha da uzadığı meydana çıktı” diye konuştu.

Prof. Dr. Mahmut Kaşkaloğlu

Prof. Dr. Mahmut Kaşkaloğlu

Teknolojinin hem hekimlere hem de hastalara avantaj sağladığını vurgulayan Prof. Dr. Mahmut Kaşkaloğlu, son 30 yıldır göz hastalıkları tedavisinde excimer lazer teknolojisinin kullanıldığını; son 15 yıldır geliştirilen Femtosaniye lazer cihazıyla birlikte bu cerrahilerdeki başarı oranında belirgin bir artış sağlandığını ifade etti.

Göz kırma kusurlarının tedavisi hakkında bilgi veren Kaşkaloğlu şöyle devam etti: “Bıçaksız lasik olarak ifade edilen Femtosaniye lazer yöntemiyle, miyopi, hipermetrop ve astigmat gibi göz bozuklukları düzeltilebiliyor. Operasyon olan kişiler, 10 – 15 dakikalarını ameliyat odasında geçirip, saniyeler içinde gerçekleştirilen lazer uygulamasıyla göz numaraları sıfıra yakın oluyor. Böylelikle hastaların günlük yaşamı da olumlu şekilde etkileniyor. Hasta aynı gün taburcu olabiliyor”

#Miyopi #GözSağlığı #EkranKullanımı #ÇocukSağlığı #FemtosaniyeLazer #ExcimerLazer #GözHastalıkları #KaşkaloğluGöz #SağlıkHaberi #GözKusurları #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Potasyumdan Zengin Besinler Ödemi Azaltıyor

Son günlerde birçok kişi beslenme alışkanlıklarında belirgin bir değişiklik yapmamasına rağmen yüz, eller, ayak bilekleri ve karın bölgesinde şişkinlik yaşadığını ifade ediyor. Uzmanlar, bu durumun yalnızca beslenme hatalarından değil, lodos gibi güçlü hava olaylarının vücudun sıvı dengesini etkilemesinden de kaynaklanabileceğine dikkat çekiyor. Hava basıncındaki ani değişimler, artan nem oranı ve sıcaklık dalgalanmaları, vücutta sıvı tutulumu riskini artırabiliyor. Bu durum halsizlik, baş ağrısı ve huzursuzluk hissiyle birlikte günlük yaşam konforunu da olumsuz etkileyebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Gözde Akın lodosun vücudumuza fiziksel etkileri konusunda bilgi verdi.

Uzm. Dyt. Gözde Akın

Uzm. Dyt. Gözde Akın

Lodos fiziksel dengemizi de etkiliyor

Lodos, birçok kişinin hem ruh halini hem de fiziksel dengesini etkileyen güçlü bir hava olayıdır. Havanın basıncındaki değişim, nem oranının artması ve sıcaklığın beklenmedik dalgalanmaları; baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk gibi etkilerin yanı sıra vücutta ödem oluşumunu da tetikleyebilir. Özellikle lodosun estiği günlerde birçok birey yüzünde, ellerinde, ayak bileklerinde veya karın bölgesinde şişkinlik fark edebilir. Bu durum doğrudan lodosun yarattığı sıvı tutulumuna yatkınlık ile ilişkilendirilebilir. Ancak beslenme ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle lodos günlerinde ortaya çıkan ödemi kontrol altına almak mümkündür.

Potasyumdan zengin besinleri tüketin

Bu dönemde yetersiz su tüketimi ve tuz oranı yüksek besinlerin tercih edilmesi, ödemin daha belirgin hale gelmesine yol açabilir. Paketli ve işlenmiş gıdalar vücudun su tutma eğilimini artırırken, potasyumdan zengin ve lifli besinler sıvı dengesinin korunmasına destek olur. Potasyumdan zengin olan muz, avokado, ıspanak, kabak, kuru kayısı, mercimek gibi besinler tüketilebilir. Tuz tüketimini mutlaka azaltın. Paketli, salamura ve işlenmiş ürünlerden uzak durun. Maden suyu tüketiyorsanız sodyum oranı düşük olanları tercih edin.

Lodos yüzünden iştah artabilir

Öğün atlamayın çünkü uzun süre aç kalmak vücudun su tutma eğilimini artırabilir. Sebze ağırlıklı, liften zengin öğünler tüketin. Örneğin; brokoli, kabak, enginar, semizotu, salatalık gibi. Şekerli ve rafine karbonhidratlı gıdaları (beyaz ekmek, hamur işleri, tatlılar) sınırlandırın. Lodos nedeniyle artan iştah dalgalanmalarını kontrol etmek için yanınızda sağlıklı atıştırmalıklar bulundurun. Badem, ceviz, yoğurt, meyve, tam tahıllı kraker bu konuda en doğru tercihler olabilir.

Bitki çayları destekleyici rol oynar

Bazı bitki çaylarının vücudun sıvı dengesini destekleyebilir. Ancak bu çayların bilinçsiz ve aşırı bir şekilde tüketilmemesi gerekir. Ödem azaltmaya yardımcı çaylar kontrollü bir şekilde tüketilebilir. Maydanoz, kiraz sapı, zencefil, adaçayı, yeşil çay bu konuda destekleyicidir. Bu çayları günde 1-2 fincan ile sınırlayın. Kronik bir hastalık varsa tüketmeden önce mutlaka bir uzmana danışılmalıdır. Sabah aç karnına 1 bardak ılık su ve limon içmek de sindirimi ve dolaşımı destekleyebilir.

Yaşam tarzı faktörleri ödemi etkileyebiliyor

Uzun süre hareketsiz kalmak, stres düzeyinin artması ve düzensiz uyku lodoslu günlerde ödem şikayetlerini artıran unsurlardandır. Günlük rutinlerde yapılacak küçük düzenlemeler, bu etkilerin hafiflemesine yardımcı olabilir. Örneğin gün içinde en az 20-30 dakika yürüyüş yapmaya çalışın. Bacaklarda şişlik varsa gün içinde birkaç kez bacakları kalp seviyesinin üzerine kaldırarak dinlenin. Uzun süre oturmaktan kaçının ve her 45 dakikada bir kısa hareket molası verin. Lodosun getirdiği stres ve gerginliği azaltmak için nefes egzersizi veya hafif esneme hareketleri uygulayın.

Lodos günlerinde ödemi azaltmaya yönelik öneriler

  • Günlük 8-10 bardak su tüketmeye özen gösterin.
  • Tuz oranı yüksek, paketli ve işlenmiş gıdalardan uzak durun.
  • Potasyumdan zengin besinlere beslenmenizde yer verin.
  • Öğün atlamadan, liften zengin sebze ağırlıklı beslenin.
  • Gün içinde 20-30 dakika yürüyüş yaparak dolaşımı destekleyin.
  • Uzun süre oturmaktan kaçının, düzenli hareket molaları verin.

 

#Lodos #Ödem #Beslenme #Sağlık #Diyet #Potasyum #MemorialHastanesi #GözdeAkın #YaşamTarzı #SağlıklıYaşam #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity