Yazılar

AKM’de Bauhaus Ruhu: “Ekol Tatbiki vol. 8”

Ekol Tatbiki Sanat Topluluğu, Bauhaus anlayışını günümüz sanat üretimiyle buluşturan “Ekol Tatbiki vol. 8” sergisiyle Atatürk Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşuyor. Küratörlüğünü Berrin Aksu’nun üstlendiği sergi, 4–14 Eylül 2026 tarihleri arasında AKM Müzik Platformu’nda ziyaret edilebilecek.

Topluluk, köklerini Tatbiki Güzel Sanatlar geleneğinden alan üretim kültürüyle farklı kuşaklardan sanatçıları bir araya getiriyor. Bugün Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi adıyla sürdürülen bu miras, Bauhaus’un çok disiplinli eğitim anlayışını güncel sanatla yeniden görünür kılıyor.

Sergi; endüstriyel tasarım, fotoğraf, grafik sanatlar, heykel, seramik ve cam, film tasarımı, tekstil ve müzik gibi birçok disiplini buluşturarak sanatın dönüştürücü gücünü vurguluyor.

Küratör Berrin Aksu, sergiyi şu sözlerle tanımlıyor:

“Tatbiki bizim için yalnızca eski bir okulun adı değildir; düşünmeyi, üretmeyi, birlikte çalışmayı ve paylaşmayı öğreten bir kültürdür. ‘Ekol Tatbiki vol. 8’ geçmişe duyulan özlemin değil, yaşayan bir geleneğin bugünkü ifadesidir.”

 

 

 

#EkolTatbiki #TatbikiGüzelSanatlar #BauhausTürkiye #AKMSergi #BerrinAksu #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #SanatSergisi #DisiplinlerarasıSanat #MarmaraGSF #PauseDergi #GecelerinRitmi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancit

Şiddetli Karın Ağrısı Basit Hazımsızlık Olmayabilir

Karnın sağ üst bölümünde başlayan, sırta veya sağ omuza yayılan ve saatlerce sürebilen şiddetli ağrı çoğu zaman basit bir hazımsızlık olarak değerlendirilse de altta yatan neden safra kesesi iltihabı olabiliyor. Tıp dilinde akut kolesistit olarak adlandırılan bu tabloda erken tanı ve zamanında uygulanan cerrahi tedavi sayesinde hastalar genellikle kısa sürede sağlıklarına kavuşuyor. Gecikmiş başvurular ise safra kesesinde delinme, yaygın karın zarı enfeksiyonu ve sepsis gibi yaşamı tehdit eden ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İsmail Çalıkoğlu,  “Bu nedenle saatlerce  süren ve özellikle ateş, bulantı ile kusmanın  eşlik ettiği şiddetli karın ağrısı hiçbir zaman ihmal edilmemeli ve en kısa sürede genel cerrahi uzmanına başvurulmalıdır” diyor.

Dr. İsmail Çalıkoğlu

Dr. İsmail Çalıkoğlu

En sık görülen nedeni safra taşları

Safra kesesi, karaciğer tarafından üretilen safrayı depolayan ve özellikle yağlı yemeklerden sonra bağırsağa boşaltarak yağların sindirimine yardımcı olan küçük ancak önemli bir  organ. Safranın içeriğindeki kolesterol, safra tuzları ve safra pigmentleri arasındaki denge bozulduğunda önce safra çamuru, ardından safra taşları oluşabiliyor. Bu taşlardan birinin safra kesesinin çıkış kanalını tıkamasıyla safra akışı engelleniyor.  İçeride biriken safra, safra kesesi duvarında ödem ve iltihap gelişmesine neden olabiliyor. Akut kolesistit  tablosunun yaklaşık yüzde 90-95’inden safra taşlarının sorumlu olduğunu belirten Dr. İsmail Çalıkoğlu, “Safra taşı toplumda oldukça yaygın görülmektedir. Erişkinlerin yaklaşık yüzde 10-20’sinde safra taşı bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu kişilerin önemli bir kısmında hiçbir belirti gelişmezken, bir bölümünde safra kesesi iltihabı, safra yolu tıkanıklığı veya pankreatit gibi ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir” bilgisini veriyor. Dr. İsmail Çalıkoğlu, safra kesesi iltihabında taşsız kolesistit gibi durumların özellikle yoğun bakım hastalarında görülebildiğini; enfeksiyonların veya nadiren bazı hastalıkların da bu tabloda rol oynayabildiğini aktarıyor.

Kadınlarda yaklaşık 3 kat fazla rastlanıyor

Safra kesesi iltihabı kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2-3 kat daha sık görülüyor. Östrojen hormonunun safra içerisindeki kolesterol miktarını artırması ve hamilelik döneminde safra kesesi hareketlerinin yavaşlaması, kadınlarda daha sık rastlanmasının en önemli nedenleri arasında yer alıyor. İleri yaş, aile öyküsü, obezite, diyabet, yüksek kolesterol, uzun süreli açlık, hızlı kilo kaybı ve bazı kan hastalıkları da hastalık riskini artıran diğer faktörleri oluşturuyor.

Doğru önlemlerle risk önemli ölçüde azaltılabiliyor

Safra kesesi iltihabını tamamen önlemek her zaman mümkün olmasa da risk önemli ölçüde azaltılabiliyor. Sağlıklı kilonun korunması, düzenli fiziksel aktivite, liften zengin beslenme, uzun süre aç kalmama ve çok hızlı kilo vermekten kaçınma koruyucu önlemler olarak belirtiliyor. Dr. İsmail Çalıkoğlu, obezite tedavisi gören veya kısa sürede yüksek miktarda kilo veren hastaların bu süreçte hekim kontrolünde takip edilmelerinin büyük önem taşıdığını vurguluyor.

Yemeklerden sonra başlayan ağrıya dikkat!

Safra kesesi iltihabının en önemli belirtisi, özellikle yağlı yemeklerden sonra başlayan, karnın sağ üst bölgesinde hissedilen ve giderek şiddetlenen ağrı oluyor. Bu ağrı çoğu zaman sağ omuza, sağ kürek kemiğinin altına veya sırta yayılabiliyor ve birkaç saatten uzun sürüyor. Ağrıya bulantı, kusma, iştahsızlık ve ateş eşlik edebiliyor. Hastalık ilerledikçe titreme, yüksek ateş ve genel durum bozukluğu gelişebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İsmail Çalıkoğlu,  basit bir gaz sancısı ya da hazımsızlık olduğunu düşünerek ağrıyı evde geçirmeye çalışmanın tanı ve tedavide gecikmeye neden olabileceğini anlatırken, “Özellikle saatlerce devam eden şiddetli karın ağrısı, ateş veya kusmanın eşlik ettiği durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” uyarıyor.

Ultrasonla büyük oranda saptanabiliyor

Tanıda öncelikle hastanın şikâyetleri ve fizik muayene değerlendiriliyor, kan testlerinde enfeksiyon bulguları araştırılıyor. Görüntülemede ilk tercih karın ultrasonografisi oluyor. Ultrason ile safra taşları, safra kesesi duvarında kalınlaşma, çevresinde sıvı birikimi ve iltihabı düşündüren bulgular büyük oranda saptanabiliyor. Gerektiğinde bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme gibi ileri yöntemlerden de yararlanılabiliyor.

Kalıcı tedavi ameliyatla sağlanıyor

Safra kesesi iltihabının tedavisinde amaç hem mevcut iltihabı kontrol altına almak hem de hastalığın tekrar etmesini önlemek. İlk aşamada hastaya damar yoluyla sıvı tedavisi, ağrı kontrolü ve gerekli durumlarda antibiyotik tedavisi uygulanıyor. Ancak ilaç tedavisinin çoğu zaman sorunun kaynağını ortadan kaldırmadığına dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İsmail Çalıkoğlu, “Safra kesesi içerisinde taşlar bulunduğu sürece tekrarlayan iltihap atakları riski devam eder. Dolayısıyla uygun hastalarda kalıcı tedavi, safra kesesinin cerrahi olarak çıkarılmasıdır” ifadelerini kullanıyor.

İlk 72 saat çok önemli, çünkü…

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İsmail Çalıkoğlu, günümüzde uluslararası cerrahi kılavuzların, akut safra kesesi iltihabı tanısı alan ve ameliyata engel ciddi bir sağlık sorunu olmayan hastalarda erken laparoskopik safra kesesi ameliyatını önerdiğini aktarıyor. Dr. İsmail Çalıkoğlu, “Özellikle belirtilerin başlamasından sonraki ilk 72 saat içinde gerçekleştirilen ameliyat, hem teknik olarak ameliyatın daha güvenli yapılmasını sağlamakta hem de hastanede kalış süresini ve komplikasyon riskini azaltmaktadır. Gereksiz gecikmeler ise iltihabın ilerlemesine, safra kesesinde kangren veya delinme gelişmesine ve daha zor cerrahilere neden olabilmektedir” diyor. Safra kesesi ameliyatlarının büyük çoğunluğunun kapalı (laparoskopik) yöntemle gerçekleştirildiğini belirten Dr. İsmail Çalıkoğlu, “Karın duvarına açılan birkaç küçük kesi aracılığıyla yapılan bu yöntemde hastalar daha az ağrı hissetmekte, enfeksiyon riski azalmakta, günlük yaşama daha kısa sürede dönülmekte ve kozmetik sonuçlar daha başarılı olmaktadır” diye konuşuyor.

 

 

#SafraKesesiİltihabı #AkutKolesistit #KarınAğrısı #GenelCerrahi #SağlıkHaberleri #Obezite #Diyabet #Hazımsızlık #SafraTaşı #Acıbadem #PauseDergi #PauseSağlık #PauseDergi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Bulunur Elbet” Linet Yorumu ile Dijital Platformlarda

Fantezi müziğin güçlü sesi Linet, dijital platformlarda büyük başarı yakalayan “Meğerse” şarkısının ardından bu kez unutulmaz bir eseri yeniden yorumladı. Müslüm Gürses’in hafızalara kazınan şarkısı “Bulunur Elbet”, Linet’in eşsiz ve güçlü yorumuyla dinleyicilerle buluştu.

Sözleri Mustafa Yaşamış’a, müziği İlyas Tetik’e ait olan eser, Gürses’in 1989 yılında seslendirdiği dönemden bugüne müzikseverlerin hafızasında yer etmişti. Linet, bu klasik eseri kendi yorumuyla yeniden seslendirerek hem ustaya vefa gösterdi hem de şarkıya yeni bir soluk kattı.

Geçtiğimiz hafta Batıkan Hitay yönetmenliğinde kamera karşısına geçen sanatçı, şarkı için özel bir klip çekti. Hazar Ekşioğlu’nun yapımcılığını üstlendiği, Eva Yapım etiketiyle hazırlanan klipte Linet üç farklı özel tasarım kostümle hem zarafeti hem de şıklığıyla dikkat çekti.

Sanatçı, “Bu şarkıyı yıllarca büyük bir hayranlıkla Müslüm Gürses’ten dinledim. Konserlerimde de en çok istek alan eserlerden biriydi. Kendi yorumumla yeniden seslendirmekten çok mutluyum. Umarım Müslüm Gürses bir yerlerden beni dinliyordur.” sözleriyle duygularını paylaştı.

Linet’in yeniden yorumladığı “Bulunur Elbet”, tüm dijital müzik platformlarında dinleyicilerle buluştu.

 

 

 

#Linet #MüslümGürses #BulunurElbet #EvaYapım #TürkMüziği #FanteziMüzik #YeniKlip #MüzikHaberleri #Magazin #PauseDergi #PauseDergi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Berkay Altunyay’dan “Şükür Yaradana” Remix

Sevilen sanatçı Berkay Altunyay, kendi imzasını taşıyan şarkısı “Şükür Yaradana”yı bu kez remix versiyonuyla dinleyicilerle buluşturuyor. Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanacak olan yeni düzenleme, şarkının enerjisini yükselten ritmik dokunuşlarıyla gecelerin temposuna eşlik ediyor.

Sözü ve müziği Berkay Altunyay’a ait olan eser, remix versiyonunda daha hareketli bir yapıya kavuşarak dinleyicilere farklı bir deneyim sunuyor. Modern elektronik altyapılarla güçlendirilen düzenleme, şarkının özgün ruhunu korurken aynı zamanda dans pistlerinin vazgeçilmez parçalarından biri olmaya aday.

Berkay Altunyay, bu yeni versiyonla hem kendi müzikal yolculuğuna yeni bir sayfa ekliyor hem de dinleyicilerine yaz akşamlarının enerjisini yükselten bir performans armağan ediyor.

 

#BerkayAltunyay #ŞükürYaradana #RemixVersiyon #SonyMusicTürkiye #MüzikHaberleri #Magazin #YeniŞarkı #TürkMüziği #PauseDergi #GecelerinRitmi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Aerodinamik Tasarım ve Gelişmiş Teknolojiler

Hyundai Motor Türkiye, elektrikli mobilite vizyonunu güçlendiren yeni IONIQ 6 modelini Türkiye’de satışa sundu. Advance ve Progressive olmak üzere iki donanım seçeneğiyle gelen model, sırasıyla 521 km (63 kWh) ve 680 km (84 kWh) menzil sunarak segmentinde iddialı bir konuma yerleşiyor.

Aerodinamik tasarımı, düşük enerji tüketimi ve yüksek menziliyle dikkat çeken yeni IONIQ 6, Hyundai’nin “Pure Flow, Refined” tasarım yaklaşımıyla daha sade, modern ve premium bir karaktere kavuştu. 0,21 Cd sürtünme katsayısı ile aerodinamik verimlilikte sınıfının en iddialı değerlerinden birini sunuyor.

Hyundai IONIQ 6

Yenilenen İç Mekân ve Konfor

Kullanıcı geri bildirimleri doğrultusunda geliştirilen iç mekân; yeni direksiyon simidi, ergonomik orta konsol ve kapı içi malzemeleriyle günlük kullanım konforunu artırıyor. Çift 12,3 inç dijital ekran, kablosuz Apple CarPlay ve Android Auto desteği, USB-C bağlantıları ve ferah yaşam alanı ile sürücülere modern bir deneyim sunuyor.

Hyundai IONIQ 6

Elektrikli Sürüş ve Şarj Teknolojileri

Hyundai’nin E-GMP platformu üzerine geliştirilen IONIQ 6, 800 volt batarya mimarisiyle ultra hızlı DC şarj istasyonlarında yalnızca 18 dakikada %10’dan %80’e şarj olabiliyor. Rejeneratif frenleme sistemi ve akıllı i-Pedal teknolojisiyle şehir içi kullanımda verimlilik artırılırken, uzun yolculuklarda güçlü performans sağlanıyor.

Hyundai IONIQ 6

Bağlantı ve Güvenlik Sistemleri

Yeni IONIQ 6, Bluelink hizmetiyle sürekli güncellenebilen akıllı bir mobilite platformu olarak öne çıkıyor. Kablosuz yazılım güncellemeleri, dijital anahtar paylaşımı, bulut tabanlı navigasyon ve şarj istasyonu planlaması gibi özellikler sunuyor. Hyundai SmartSense güvenlik teknolojileri ise sürüş destek, çarpışma önleme ve park yardım sistemleriyle güvenliği üst seviyeye taşıyor.

Yeni Hyundai IONIQ 6, aerodinamik tasarımı, gelişmiş teknolojileri ve uzun menziliyle elektrikli mobilitede yeni bir standart belirlemeye devam ediyor.

Hyundai IONIQ 6

 

#HyundaiIONIQ6 #ElektrikliAraçlar #HyundaiTürkiye #OtomobilHaberleri #ElektrikliMobilite #Bluelink #HyundaiSmartSense #GurmeTeknoloji #OtomotivSektörü #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Bodrum’da “ARKHE” ile Sanat ve Hafıza Buluştu

Mersin, Adana ve İstanbul’dan dört çağdaş sanatçı, üretimlerini ortak bir kavramsal zeminde buluşturarak Bodrum’da sanatseverlerle bir araya geldi. “ARKHE: Hafızanın Rahmi ve Kadim Eşikler” başlıklı karma sergi, Boho Galeri’nin taş mimarisi içinde düzenlenen açılışla kapılarını açtı.

Seda Şahbaz, Tuğba Küçükbahar, Vehbi Mangtay ve Nihal Şahin Göl’ün resim, heykel ve seramikten oluşan eserleri; insanın kökeni, hafızası, bilgi arayışı ve dönüşümü üzerine çok katmanlı bir sanat deneyimi sunuyor. Proje Yöneticisi Kaan Yiğit Karaaslan, sergiyi “kentler arasında kurulan bir kültürel diyalog” olarak tanımlıyor.

Antik Yunanca’da “başlangıç” ve “varlığın özü” anlamına gelen Arkhe kavramından ilham alan sergi; doğuş, bellek, sınır ve şifa temalarını çağdaş sanatın farklı disiplinleri üzerinden yeniden yorumluyor.

Her sanatçı kendi özgün diliyle serginin ortak anlatısına katkı sunuyor:

  • Seda Şahbaz yaşamın başlangıcını ve ilk barınağı odağına alan resim ve heykelleriyle,
  • Nihal Şahin Göl bireysel ve kültürel belleğin katmanlarını irdeleyen resimleriyle,
  • Vehbi Mangtay ahşap heykelleriyle bilgi arayışını ve sınır ihlallerini sorgulayan çalışmalarıyla,
  • Tuğba Küçükbahar mitoloji, dişil hafıza ve şifa kavramlarını merkezine alan seramik eserleriyle sergide yer alıyor.

 

Boho Galeri’nin atmosferi, eserleri yalnızca sergilemekle kalmıyor; hafıza, mitoloji ve düşünce arasında kurulan çok katmanlı bir deneyime davet ediyor.

Sergi, 8 Ağustos 2026 tarihine kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak. Ayrıntılı bilgi için Boho Galeri web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

 

 

#BodrumSanat #ARKHESergisi #BohoGaleri #ÇağdaşSanat #SanatVeHafıza #TürkiyeSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Şerivan Tutuş’tan Müzik ve Resmi Buluşturan Disiplinlerarası Sergi

Ressam Şerivan Tutuş, uluslararası üretim pratiğinin yeni halkası olan “Sesin Hafızası: Müzikten Resme Belleğin Katmanları” sergisiyle 8–14 Ağustos 2026 tarihleri arasında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Mihri Müşfik Sergi Salonu’nda sanatseverlerle buluşuyor. Serginin sanat koordinatörlüğünü Rozerin Tutuş üstleniyor.

Sergi Konsepti

Bellek, göç, kimlik ve ses arasındaki ilişkiyi odağına alan sergi, filozof Henri Bergson’un bellek anlayışından ilhamla farklı coğrafyalardan seçilen 22 müzik eserini 22 özgün resim aracılığıyla yeniden yorumluyor. Her eserin yanında yer alan QR kodlar sayesinde ziyaretçiler, resimlere ilham veren müzikleri dinleyerek görsel ve işitsel deneyimi birlikte yaşayabiliyor.

Kültürel Buluşma

Ahmet Kaya’dan Fazıl Say’a, Goran Bregović’ten Mozart’a uzanan müzik seçkisi; göç, aidiyet ve ortak hafızaya dair farklı kültürel anlatıları aynı sergide bir araya getiriyor. “Sesin Hafızası”, izleyiciyi yalnızca resimlerle değil, sesin bellekte bıraktığı duygusal izler üzerinden düşünmeye davet ediyor.

 

 

SERGİ PROGRAMI

Sergi: Sesin Hafızası: Müzikten Resme Belleğin Katmanları

Sanatçı: Şerivan Tutuş

Sanat Koordinatörü: Rozerin Tutuş

Tarih: 8–14 Ağustos 2026

Açılış: 8 Ağustos 2026 Cumartesi | 18.00

Yer: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Resim ve Heykel MüzesiMihri Müşfik Sergi Salonu

 

 

#ŞerivanTutuş #SesinHafızası #AnkaraResimHeykelMüzesi #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #MüzikVeResim #KültürSanat #BellekVeKimlik #SanatHaberleri #DisiplinlerarasıSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Hijyen Önlemleriyle Enfeksiyonları Önlemek Mümkün

Yaz mevsiminde artan hava sıcaklıkları, çocukların daha fazla dışarıda vakit geçirmesi, havuz ve deniz kullanımı ile açıkta satılan gıdaların daha sık tüketilmesi, ishal enfeksiyonlarında belirgin bir artışa neden oluyor. Özellikle küçük yaş grubundaki çocuklarda görülen ishal, çoğu zaman hafif seyretse de bazı durumlarda ciddi sıvı kaybına yol açarak hastanede tedavi gerektirebiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Nisa Eda Çullas İlarslan, yaz aylarında alınacak basit hijyen önlemleriyle ishal vakalarının önemli ölçüde önlenebileceği konusunda bilgi verdi.

Prof. Dr. Nisa Eda Çullas İlarslan

Prof. Dr. Nisa Eda Çullas İlarslan

Park gibi ortak kullanım alanlarında bulaş riski yüksek

Yaz aylarında görülen ishallerin büyük bölümü bakteri, virüs ve parazitlerin neden olduğu enfeksiyonlardan kaynaklanmaktadır. Sıcak havalarda bu mikroorganizmaların daha kolay çoğalması, uygun koşullarda saklanmayan gıdaların tüketilmesi, iyi yıkanmamış meyve ve sebzeler ile temiz olmayan su kaynakları enfeksiyon riskini artırmaktadır. Çocukların park, piknik, havuz ve deniz gibi ortak kullanım alanlarında daha fazla zaman geçirmesi de bulaş ihtimalini yükseltmektedir. Özellikle küçük çocukların ellerini ve oyuncaklarını ağızlarına götürme alışkanlığı, mikropların kolayca yayılmasına neden olabilmektedir.

Kış aylarında ishaller daha çok virüslere bağlı görülürken, yaz mevsiminde bakteriyel ve paraziter enfeksiyonlar daha sık karşımıza çıkmaktadır. Rotavirüs, norovirüs ve adenovirüs en sık görülen viral etkenler arasında yer alırken; Salmonella, Campylobacter, Shigella ve bazı Escherichia coli (E.coli) türleri bakteriyel ishallerin önemli nedenlerini oluşturmaktadır. Giardia ve Entamoeba histolytica ise yaz aylarında görülen paraziter bağırsak enfeksiyonlarının başlıca etkenleri arasında bulunmaktadır.

Bu 12 önemli belirtiyi hafife almayın!

Çocukluk çağı ishallerinin büyük bölümü birkaç gün içinde uygun sıvı desteği ve beslenmeyle düzelmektedir. Ancak bazı belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir çocuk hekimine başvurulması gerekir:

  1. Ağız kuruluğu
  2. Ağlarken gözyaşı olmaması
  3. Gözlerde çöküklük
  4. İdrar miktarında azalma
  5. Aşırı uyku hali
  6. Tekrarlayan kusmalar
  7. Yüksek ateş
  8. Şiddetli karın ağrısı ve karında şişlik
  9. Dışkıda kan görülmesi
  10. Ağızdan sıvı alımının reddedilmesi
  11. Altı aydan küçük bebeklerde görülen ishal
  12. Kronik hastalığı bulunan çocuklarda gelişen ishal

 

Ve yedi günden uzun süren şikâyetler mutlaka hekim değerlendirmesi gerektirmektedir. Çocuklarda ishalin en önemli riski ise enfeksiyonun kendisinden çok gelişebilecek sıvı kaybı olmasıdır.

Her ishalde antibiyotik kullanılmamalı

Çocuklarda görülen ishallerin büyük çoğunluğu viral enfeksiyonlara bağlı geliştiği için antibiyotik tedavisi gerektirmemektedir. Antibiyotiklerin gereksiz kullanımı, bağırsak florasının bozulmasına, antibiyotik direncinin gelişmesine ve ishal süresinin uzamasına neden olabilir. Bu nedenle antibiyotik kullanımına yalnızca hekim karar vermelidir.

İshal tedavisinde en önemli yaklaşım ise çocuğun kaybettiği sıvı ve minerallerin yerine konulmasıdır. Anne sütü alan bebeklerde emzirme sürdürülmeli ve mümkünse daha sık emzirilmelidir. Daha büyük çocuklarda ise yeterli sıvı alımı sağlanmalı, yaşına uygun normal beslenmeye devam edilmelidir. Kusmanın eşlik ettiği durumlarda ise az miktarda ve sık aralıklarla beslenme tercih edilmelidir. Sıvı ve elektrolit kayıplarının yerine konulmasında oral rehidrasyon solüsyonları (ORS) önemli bir tedavi desteği sağlamaktadır.

Beslenme tedavinin önemli bir parçası

İshal sırasında çocukların beslenmesi tamamen kesilmemelidir. Sindirimi kolay besinlerin tercih edilmesi gerekmektedir. Yoğurt, pirinç lapası, makarna, haşlanmış patates, muz, şeftali, az yağlı et ve hafif sebze yemekleri uygun seçenekler arasında yer alır. Buna karşılık aşırı yağlı, baharatlı ve rafine şeker içeren gıdalardan uzak durulması gerekir. Hazır meyve suları ve gazlı içecekler ise sıvı ihtiyacını karşılamak yerine ishali artırabileceği için önerilmemektedir.

Havuz hijyenine dikkat!

Yaz aylarında ortak kullanılan havuzlar da bağırsak enfeksiyonlarının yayılmasına zemin hazırlayabilir. Dışkıyla kirlenen havuz suyunun yutulması sonucu ishal başta olmak üzere farklı enfeksiyonlar gelişebilir. Bu nedenle çocuklara havuz suyunu yutmamaları öğretilmeli, havuza girmeden önce ve çıktıktan sonra mutlaka duş aldırılmalı, havuzların düzenli dezenfekte edildiğinden emin olunmalıdır. Özellikle bebeklerde havuz suyunun yutulmasını engellemek zor olduğundan ilk yaşlarda ortak havuz kullanımından mümkün olduğunca kaçınılması önerilmektedir.

Deniz suyu ise geniş hacmi nedeniyle genellikle daha düşük bulaş riski taşısa da kanalizasyon karışan veya kirli olduğu bilinen bölgelerde denize girilmemesi gerekir. Ayrıca ishal geçiren çocukların hem hastalık süresince hem de iyileştikten sonraki birkaç gün boyunca havuz ve denize girmemesi, diğer çocukların sağlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

El yıkamak en etkili korunma yöntemi

Yaz ishallerinden korunmanın en etkili yolu el hijyenidir. Ellerin yemek hazırlamadan önce ve sonra, yemek yemeden önce, tuvalet sonrası, dışarıdan gelindiğinde ve hayvanlarla temas sonrasında en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanması enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltır. Ebeveynlerin bu konuda çocuklarına örnek olması da doğru alışkanlıkların kazanılmasında önemli rol oynamaktadır.

Yaz tatillerinde güvenilir içme suyu tüketilmesi, açıkta satılan gıdalardan uzak durulması, çiğ veya az pişmiş et ve süt ürünlerinin tüketilmemesi, meyve ve sebzelerin iyice yıkanması da alınabilecek en önemli önlemler arasında yer almaktadır. Ayrıca ilk 6 ay yalnızca anne sütüyle beslenmenin ve bebeklik döneminde uygulanan rotavirüs aşısının, ağır seyreden ishal enfeksiyonlarına karşı önemli koruma sağladığını vurgulamaktadır.

Sonuç olarak, yaz aylarında görülen çocukluk çağı ishallerinin büyük bölümü doğru hijyen uygulamaları, güvenli gıda tüketimi ve yeterli sıvı desteği ile önlenebilir veya hafif atlatılabilir. Ancak özellikle küçük bebeklerde ve kronik hastalığı bulunan çocuklarda gelişen ishal vakalarında sıvı kaybı hızla ilerleyebileceği için uyarıcı belirtiler yakından takip edilmeli ve gerektiğinde vakit kaybetmeden çocuk hekimine başvurulmalıdır. Bu sayede ciddi sağlık sorunlarının önüne geçmek mümkün olacaktır.

 

 

#ÇocukSağlığı #Yazİshali #Hijyen #MemorialHastanesi #Çocuklardaİshal #SağlıkHaberleri #HavuzHijyeni #Beslenme #AnneSütü #ElHijyeni #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Deniz ve Havuz Sonrası Bu Hatalardan Kaçının!

Yaz sıcakları, yüksek nem ve terleme ciltte mantar oluşumu riskini artırarak sağlığı tehdit edebiliyor. Özellikle ayak tabanı, parmak araları, kasık bölgesi, koltuk altı ve cilt kıvrımlarında mantar enfeksiyonlarının görülme sıklığı yazın artıyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar “Aşırı kaşıntı, kızarıklık, pullanma, yanma, ciltte çatlama veya kötü koku gibi şikayetlere yol açan mantar, kolay bulaşan ve tedavisi ihmal edildiğinde yaygınlaşan bir hastalık” diyor. Özellikle yaz tatilinde bazı hatalı alışkanlıkların da mantara yol açabildiğini vurgulayan Dr. Bayraktar, günlük yaşamda alınacak basit önlemlerle bu riskin azaltılabileceğini söylüyor. Dr. Belma Bayraktar yazın mantara yol açan 6 hatayı ve mantardan korunmanın basit ama etkili yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Belma Bayraktar

Dr. Belma Bayraktar

Islak mayo ile uzun süre kalmak

Deniz veya havuz mayo ya da bikiniyi uzun süre değiştirmemek, cildin nemli kalmasına yol açarak, mantar mikroorganizmalarının çoğalmasını kolaylaştırıyor. Bu nedenle üşenmemek ya da ‘zaten hava sıcak, bir süre sonra kurur’ diye düşünmemek, mutlaka değiştirmek gerekiyor.

Havuz kenarında çıplak ayakla yürümek

Havuz çevresi, ortak duş alanları ve soyunma odaları mantar bulaşması açısından riskli alanlar arasında yer alıyor. Özellikle ayak mantarı, bu tür ortak kullanım alanlarında temas yoluyla çok kolay bulaşıyor. Bu nedenle terliksiz dolaşmamak büyük önem taşıyor.

Uzun süre kapalı ayakkabı giymek

Sıcak havalarda uzun süre kapalı ayakkabı giymek, ayakların hava almasını engelleyerek terleme ve nem oluşumunu artırıyor. Bu da mantar enfeksiyonuna yol açarak, ayak parmak aralarında kaşıntı, kızarıklık, soyulma ve kötü koku oluşmasına neden oluyor.

Başkasının havlu veya terliğini kullanmak

Kişisel eşyaların paylaşılması mantar enfeksiyonlarının bulaşma riskini artırabiliyor. Bu nedenle özellikle havlu, terlik ve kişisel bakım ürünlerini ortak kullanmamak gerekiyor.

Duş sonrası cildi yeterince kurulamamak

Duş sonrası özellikle ayak parmak araları, kasık bölgesi ve cilt kıvrımlarının nemli kalması mantar için uygun ortam oluşturabiliyor. Bu nedenle cildi tahriş etmeyecek şekilde yumuşak dokunuşlarla cildi kurulamak mantar oluşumunu engellemede önem taşıyor.

Çok sıkı ve hava almayan kıyafetler giymek

Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar “Sentetik ve dar kıyafetler terin buharlaşmasını zorlaştırabildiğinden mantar oluşumunu kolaylaştırabiliyor. Bu nedenle özellikle yaz sıcaklarında pamuklu, rahat ve hava alan kıyafetler tercih edilmesinde fayda var” diyor.

 

 

#MantarEnfeksiyonu #YazSağlığı #Dermatoloji #SağlıkHaberleri #DenizVeHavuz #CiltSağlığı #YazHataları #SağlıkUyarısı #Hijyen #YazTatili #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yazın boğaz enfeksiyonlarına dikkat

Yaz aylarında gerek yetişkinlerde gerekse çocuklarda boğaz enfeksiyonları daha sık görülüyor. Boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü, boğazda yanma hissi, ses kısıklığı, ateş, halsizlik ve boyunda lenf bezlerinde şişlik gibi belirtilerle ortaya çıkan enfeksiyonlar yaşam kalitesini düşürürken, tedavisi ihmal edildiğinde daha büyük sorunlara yol açabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, boğaz enfeksiyonlarına virüsler ve bakterilerin yanı sıra yanlış alışkanlıkların da yol açtığını belirtirken, yazın vazgeçilmez lezzeti dondurmayı tüketirken de bazı kurallara dikkat etmek gerektiğini vurguluyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, yazın boğaz enfeksiyonuna yol açan 7 önemli hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık

Klimayı aşırı soğuk ayarda çalıştırmak

Yaz aylarında dışarıdaki yüksek sıcaklıkla klimalı ortamlar arasındaki ani sıcaklık değişimi, boğaz mukozasının kurumasına ve tahriş olmasına yol açabiliyor. Özellikle klimanın doğrudan yüz, boyun veya göğüs bölgesine üflemesi boğaz şikayetlerini artırabiliyor. Uzun süre çok soğuk ortamlarda bulunmaksa üst solunum yollarının doğal savunma mekanizmalarını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle klima sıcaklığının 22-24 derece arasında tutulması ve hava akımının doğrudan kişiye gelmemesi büyük önem taşıyor.

Yeterince su içmemek

Sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücudun sıvı ihtiyacı artıyor. Yeterli su tüketilmediğinde boğaz mukozası kuruyabiliyor ve mikroplara karşı koruyucu bariyer zayıflayabiliyor. Kuruyan boğaz dokusu tahrişe daha açık hale gelirken enfeksiyon etkenlerinin yerleşmesi de kolaylaşabiliyor. Bu nedenle gün boyunca düzenli aralıklarla su içerek boğazın nemli kalması büyük önem taşıyor. Özellikle sıcak yaz günlerinde günlük sıvı ihtiyacının karşılanması, boğaz sağlığını korumanın en basit ama en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor.

Ortak alanlarda hijyene dikkat etmemek

Tatil bölgeleri, havuz kenarları, toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri ve kalabalık kapalı alanlar virüslerin kişiden kişiye yayılması için uygun ortam oluşturabiliyor. Ellerin sık temas ettiği yüzeylerden sonra ağız, burun veya gözlere dokunulması bulaş riskini artırabiliyor. El hijyenine özen göstermek, ortak kullanım alanlarında dikkatli davranmak ve gerekli durumlarda el dezenfektanı kullanmaksa yaz aylarında görülen enfeksiyonlara karşı önemli bir koruma sağlıyor.

Aşırı soğuk içecekleri hızlı tüketmek

KBB Uzmanı Prof. Dr. Kalaycık “Özellikle yaz aylarının önde gelen lezzeti dondurma toplumdaki yaygın kanının aksine tek başına boğaz enfeksiyonuna neden olmaz. Burada sorun dondurmanın aşırı ve kontrolsüz tüketimidir. Soğuk içeceklerde olduğu gibi dondurmanın da çok hızlı ve aşırı miktarda tüketilmesi, boğazın ani sıcaklık değişimine maruz kalarak boğaz dokusunda tahrişe, boğaz ağrısı ve yanma hissine neden olabiliyor. O nedenle içecekleri çok soğuk ve hızlı tüketmemek, dondurmayı da ağızda ısıtmak ve üzerine bir bardak ılık su içmek fayda sağlayacaktır” diyor.

Uykusuzluk ve yoğun tempoda mola vermemek

Yaz tatilinde değişen uyku düzeni bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Geç saatlere kadar uyanık kalmak ve yoğun tempoda mola vermemek vücudun enfeksiyonlara karşı savunma gücünü azaltabiliyor. Yeterli uyku alınmadığında yalnızca halsizlik ve dikkat dağınıklığı değil, üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskinde de artış görülebiliyor.

Islak mayo ve terli kıyafetleri değiştirmemek

Deniz veya havuz sonrası ıslak mayo ile uzun süre oturmak ya da terli kıyafetleri değiştirmeden saatler geçirmek, vücudun ani ısı değişimlerine maruz kalmasına neden olabiliyor. Bu durum üst solunum yollarında hassasiyeti artırarak bazı kişilerde boğaz ağrısı şikayetlerini tetikleyebiliyor. Bu nedenle yüzme sonrası mayo ya da bikiniyi, ayrıca terli kıyafetleri mutlaka değiştirmek gerekiyor.

Sigara dumanına maruz kalmak

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık “Özellikle yaz aylarında klima kullanılan kapalı alanlar, kalabalık sosyal ortamlar ve yetersiz havalandırma nedeniyle sigara dumanına uzun süreli maruziyet (pasif içicilik) daha yoğun hale gelebiliyor. Tütün ürünleri ve elektronik sigara, boğaz ve solunum yollarını kaplayan koruyucu mukozayı tahriş ederek enfeksiyonlara karşı doğal savunma mekanizmalarını zayıflatabiliyor. Yapılan çalışmalara göre; bu tür zararlı alışkanlıkları olanlarda ve pasif içicilerde boğaz kuruluğu, tahriş ve öksürük gibi şikayetler daha kolay tetiklenebilirken, üst solunum yolu enfeksiyonları da daha sık görülüyor” diyor.

 

#BoğazEnfeksiyonu #YazSağlığı #Dondurma #KBB #SağlıkHaberi #Klima #SuTüketimi #Hijyen #Uykusuzluk #Sigara #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity