Yazılar

Ülkemizde her 4 kadından 1’inin sorunu!

Son yıllarda doğum sayısının azalması, anne olma yaşının 35’in üzerine çıkması, sağlıksız beslenme, sigara ve obezite gibi sorunlar nedeniyle kadınsal hastalıkların görülme sıklığı ülkemizde giderek artıyor. Bir yandan da pek çok kadın bu hastalıkların yol açtığı şikayetleri dile getirmeye utandığı için, erken tanı imkanı kaçırılabiliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Murat Yassa, “Ülkemizde ne yazık ki kadınsal hastalıklar ayıp kabul edilip, kadınlar da bu sorunlarını konuşmaktan çekindikleri için  kimseye anlatamıyor hatta hekime bile ifade edemiyorlar. Bu da toplumumuzda sıklığı artan idrar kaçırma, geçmek bilmeyen kanamalar, kasık ağrıları, cinsel ilişkide ağrılar, kronik kabızlık, vajinada genişlik, rahim ve/veya mesane sarkması hatta kanser gibi tehlikeli hastalıkların geç tanı almasına yol açabiliyor. Oysa kadınların bu sorunlarını hekimleri ile paylaşmaları hem daha iyi ve kaliteli bir yaşam sürmelerini hem de bazı tehlikeli hastalıklara karşı erken tanı ile tedavi şansına kavuşmalarını sağlar” diyor. Kadın Hastalıkları Ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Murat Yassa günümüzde en sık görülen 5 kadınsal hastalığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Murat Yassa

Doç. Dr. Murat Yassa

  • Rahim miyomları (Leiomyom)

Üreme çağındaki her 5 kadından birinde görülen ve genellikle iyi huylu tümörler olan miyomlar,  adet düzensizliklerinden aşırı kanama ve ağrıya dek birçok soruna yol açabiliyor. Miyomların rutin jinekolojik muayenelerle teşhis edilebildiğini ancak ülkemizde kadınların çoğunlukla düzenli muayene yaptırmadıkları için anormal büyüklük ve ağırlıklara ulaşabildiğini belirten Doç. Dr. Murat Yassa “Bu da kansızlık (anemi), kısırlık ve düşük riski ile idrar/dışkılama bozukluklarına neden olabiliyor” diyor.

Tedavisi: Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve aşırı östrojen maruziyetinden kaçınarak miyom gelişimini önlemek veya büyümesini yavaşlatmak mümkün. Hastalığın tedavisi ise yaşa, miyomun büyüklüğüne ve semptomlarına göre değişiyor. Hormonal tedavilerin ciddi yan etkileri nedeniyle terk edildiğini, günümüzde miyomun cerrahi olarak çıkarılması veya rahmin alınması gibi yöntemler uygulandığını belirten Doç. Dr. Yassa “ Küçük ve şikayet yaratmayan miyomlar takip edilebilir veya semptoma yönelik tedaviler belirli bir süre için denenebilir” diyor.

  • Anormal kanamalar

Üreme çağındaki kadınlarda sık görülen anormal kanamalar; hormonal dengesizlikler, rahim polipleri, miyomlar, rahim duvarı kalınlaşması, polikistik over sendromu, enfeksiyonlar ve rahim kanseri gibi birçok nedene bağlı olabiliyor. Doğum kontrol yöntemleri veya bazı kan sulandırıcı ilaçlar da anormal kanama yapabiliyor. Özellikle menopoz sonrası veya uzun süren düzensiz kanamalarda acilen doktora başvurulması gerektiğini belirten Doç. Dr. Yassa “Aksi taktirde rahim kanseri gibi ciddi hastalıkların tanısında gecikme yaşanabilir” diyor.

Tedavisi: Düzenli jinekolojik kontroller, sağlıklı beslenme, kilo kontrolü ve sigaradan uzak durarak riski azaltmak mümkün. Tedavide; altta yatan nedene bağlı olarak hormonal tedaviler, rahim içi girişimler (kürtaj vb), miyom veya poliplerin cerrahi olarak çıkarılması ve ileri vakalarda rahmin alınması gibi yöntemler uygulanabildiğini belirten Doç. Dr. Yassa “Rahmin alınması açık veya kapalı (laparoskopik) yöntemle yapılıyor. Günümüzde vNOTES denilen tam kapalı ve minimal invaziv cerrahi ise; tıbbi ve kozmetik avantajlarıyla öne çıkıyor” diyor.

  • İdrar kaçırma

Ülkemizde her 4 kadından 1’inin sorunu olan idrar kaçırma özellikle menopoz sonrası ve doğum yapmış kadınlarda daha yaygın görülüyor. Pelvik taban kaslarının zayıflaması, vajinal doğumlar, menopoz, obezite, kronik kabızlık, idrar yolu enfeksiyonları, diyabet ve nörolojik hastalıklar idrar kaçırmaya yol açabiliyor. Stres tipi (hapşırma, öksürme ile), sıkışma tipi (ani idrar hissi ile) ve karma tip gibi farklı türleri olan idrar kaçırma, sosyal hayatı, iş yaşamını ve cinsel ilişkiyi olumsuz etkileyebilirken, özgüven kaybı, psikolojik stres ve hijyen sorunlarına neden olabiliyor.

Tedavisi: Kegel egzersizleri ve kilo kontrolü ile idrar kaçırma riskinin azaltılabileceğini tedavide erken teşhisin önemli olduğunu, geç kalındığında cerrahi müdahale gerebildiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Murat Yassa “Tedavisi için; pelvik taban güçlendirme egzersizleri, mesane eğitimi, ilaç tedavileri ve ileri vakalarda cerrahi yöntemler uygulanabilir. Geç kalındığında idrar kaçırma şiddetlenerek sürekli idrar sızıntısı, mesane enfeksiyonları, cilt tahrişi ve böbrek fonksiyon bozuklukları gibi sorunlara yol açabilir” diyor.

  • Vajinal genişleme

Ülkemizde ‘utandıran sorunlar’ arasında yer alan ve bu nedenle kadınların doktora başvurmalarını engelleyen vajinal genişleme, genellikle doğum travmaları, yaşlanma, bağ dokularının zayıflaması ve östrojen seviyelerindeki düşüş nedeniyle ortaya çıkıyor. Özellikle çok sayıda doğum yapmış kadınlarda ve menopoz sonrası dönemde daha sık görülen bu sorunun erken dönemde kolaylıkla tedavi edilebildiğini belirten Doç. Dr. Yassa “Böylece yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilemeden önce komplikasyonlar önlenebilir” diyor.

Tedavisi: Düzenli fiziksel aktivite, pelvik taban kaslarını güçlendiren egzersizler ve sağlıklı beslenme ile vajinal dokuların sıkılığını korumak mümkün. Ani kilo alımından da kesinlikle kaçınılması gerekiyor. Doç. Dr. Murat Yassa tedaviye yönelik şöyle konuşuyor: “Hafif vakalarda pelvik taban egzersizleri ve terapileri, vajinal lazer uygulamaları, vajinal hyaluronik asit dolgu uygulamaları, ileri vakalarda ise vajinal sıkılaştırma ameliyatları (perineoplasti, vajinoplasti) uygulanabilir.”

  • Genital sarkma (Pelvik Organ Prolapsusu)

Ülkemizde yapılan çalışmalara göre, her 3 kadından 1’inin karşılaştığı bu sorunun tedavi edilmediğinde vajinal kanserlere de yol açabildiğini belirten Doç. Dr. Murat Yassa, genital sarkmanın  cinsel ilişkiden utanma/kaçınma, ilişkide ağrı/ kanama, idrar kaçırma veya bağırsak hareketlerinde zorluk gibi şikayetlerle günlük yaşam kalitesini çok olumsuz etkilediğini söylüyor.  Pelvik taban kaslarını güçlendiren egzersizler, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı kilo kontrolü, kronik kabızlık veya öksürük gibi durumların tedavisi ile risk azaltılabilirken, ileri evrelerde ise cerrahi müdahale kaçınılmaz olabiliyor. Bu nedenle, gecikmeden uzmana başvurmak gerekiyor.

Tedavisi: Son yıllarda gerek teknolojideki gerekse tıp alanında gelişmeler sayesinde bu sorunun tedavisinde son derece önemli ilerlemeler kaydedildiğini vurgulayan Doç. Dr. Yassa, cerrahi müdahale gerekmesi durumunda günümüzde İzsiz Cerrahi olarak da bilinen vNOTES yönteminin öne çıktığını söylüyor. Bu tedavinin vajinal yoldan gerçekleştirilen minimal invaziv bir yöntem olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Murat Yassa “Günümüzde vNOTES denilen ‘tam kapalı’, izsiz ve minimal invaziv cerrahi yöntemi tıbbi ve kozmetik avantajlarıyla öne çıkıyor” diyor.

Ulaş Bager Aldemir, Melisa Yıldırım “Geçmiş Gelecektir”

Ulaş Bager Aldemir ve Melisa Yıldırım’ın hafıza, nostalji ve ütopya kavramlarını irdeleyen kültürel bellek projesi Geçmiş Gelecektir’in kitabı, Ayrıntı Yayınları’nın İnceleme dizisinde okurlarla buluşuyor.

Geçmiş Gelecektir adlı çalışma, Michael Löwy, Jacques Rancière, Franco “Bifo” Berardi, Gretchen Dutschke-Klotz ve Savvas Michael-Matsas gibi dünyayı sorgulamak ve yorumlamakla kalmayıp dönüştürmeyi de deneyen önemli düşünürlerle yapılan yazılı söyleşilerden oluşuyor. Ernst Bloch, Herbert Marcuse, Jean-Paul Sartre, Rudi Dutschke ve Nicos Poulantzas gibi figürlerin anılarının yad edildiği söyleşilerde, bellek mekânlarının önemi, nostaljinin olanakları ve 68 Kuşağı’nın mirası ele alınıyor. Geçmişin bugüne ve geleceğe ışık tutması hedefiyle hayata geçirilen Geçmiş Gelecektir projesi, hafıza çalışmasının ve hatırlamanın, kurucu bir siyasal eylem olduğu gerçeğini etkileyici bir biçimde ortaya koyuyor.

Rebecca Roache “Yok Ebesinin Örekesi”

Rebecca Roache’un, küfrün gücünü ve toplumsal etkilerini derinlemesine inceleyen eğlenceli ve düşündürücü kitabı Yok Ebesinin Örekesi: Küfrün Kısa Tarihi, Düşbaz Kitaplar’dan çıktı!

Kraliçe II. Elizabeth’in bir konuşma esnasında ağzından kaçırdığı küfürle konuya giriş yapan Roache, küfreden kişiye göre verilen tepkinin değişmesinden yola çıkıyor ve şahıslar arasındaki hiyerarşiden kaynaklanan ayrımcılığı, küfrün insanlık tarihindeki etkin rolünü, üzerine atfedilen olumsuzlukları incelikle gösteriyor. Küfür etmenin şok edici, saygısız ve aynı zamanda eğlenceli olmasının nedenlerini masaya yatıran Yok Ebesinin Örekesi, küfrü her yönüyle ele alıyor. Küfrün yeri geldiğinde gerekli ve faydalı olabildiğine de değinen Yok Ebesinin Örekesi, küfür etmenin diller, insanlar, ilişkiler, cinsiyetler, kültürler, hukuklar arası ve ötesi farkını, benzerliklerini hem akademik hem de kültürel referanslar ve eğlenceli örneklerle anlatıyor.

Shion Miura “Seyrüsefer”

Ödüllü Japon yazar Shion Miura’nın, tüm dünyada 1,3 milyondan fazla satan ve 2012’de Japan Booksellers’ Ödülü’ne değer görülen romanı Seyrüsefer, Düşbaz Kitaplar’dan çıktı!

Aşka, dostluğa ve aileye odaklanan roman, bir grup sözlük editörünün yeni bir sözlük oluşturma sürecindeki titiz çalışmalarını, kelimelere duydukları tutkuyu ve bu süreçte kurdukları insanî bağları anlatıyor. Sakin ama derin bir anlatımla ilerleyen Seyrüsefer, dilin gücünü ve kelimelerin hayatımızdaki yerini keşfetmek isteyenler için ilham verici bir yolculuk sunuyor. Japonların insan ilişkilerine, alışkanlıklarına ve geleneklerine de değinen roman, yayıncılığın zor taraflarına, editörlerin maddi-manevi sıkıntılarına ve okurdan beklentilerine, başta sözlük editörlüğü olmak üzere genel anlamda editörlüğün uğraş alanlarına ve nasıl çalıştığına dair meselelere de ışık tutuyor.

Sakıp Sabancı ödülü Wendy Brown’ın oldu

Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri ve Anma Töreni, Sabancı Center’da gerçekleştirildi. Tören kapsamında Sabancı Üniversitesi Onursal Başkanı Merhum Sakıp Sabancı, vefatının 21’inci yılında anıldı. Bu yılki teması “Dönüşen Dünya Düzeninde Değerleri Yeniden Tasarlamak: Neler Korunmalı, Neler Yeniden Değerlendirilmeli ve Tanınmalı?” olan ödül programında Jüri Özel Ödülü, Siyaset Bilimi Profesörü Wendy Brown’ın oldu.

Jüri Özel Ödülü’ne toplumsal kuramcı Wendy Brown layık görüldü

2025 Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri kapsamında Jüri Özel Ödülü’ne bu yıl Institute Advanced Study’de UPS Foundation Kürsüsü Profesörü, akademisyen, siyaset teorisyeni ve toplumsal kuramcı Wendy Brown layık görüldü. Wendy Brown törende yaptığı konuşmada, “Bu ödül için Sabancı Vakfı ve Sabancı Üniversitesi’ne derin teşekkürlerimi sunuyorum. Sakıp Sabancı, gelişen bir demokrasi için açık entelektüel sorgulamayı ve vatandaşların eğitimle gelişimini anlamış ve bunları cömertçe desteklemiş bir insandı. Sabancı Araştırma Ödülleri ve Sabancı Üniversitesi bu değerleri korumak ve yüceltmek için çaba gösteriyor. Ödül kapsamında onurlandırılanlardan biri olmaktan gurur duyuyorum” dedi.

Ödül programının bu yılki temasına da değinen Brown sözlerine şöyle devam etti: “Değerlerin insan yapımı olduğu gerçeğiyle yüzleşmeliyiz. Anlamı yaratanlar bizleriz. Değerleri keşfetmeyiz, ancak değerlere karar verir ve onları onaylarız.  Değerlerin insan yapımı olmaları hiçbir şekilde önemlerini azaltmaz. Değerler insan özgürlüğünün temelidir. Sakıp Sabancı değerlerin değerini ve bunları geliştirmede eğitimin değerini biliyordu. Bu anlayış, Sakıp Sabancı Araştırma Ödülleri’nde ve adını verdiği Sabancı Üniversitesi’nin niteliklerinde somutlaşıyor. Böyle kurumları korumak bize düşüyor. Bu kurumlar kelimenin tam anlamıyla yaşamdaki demokrasinin geleceğini barındırıyorlar.”

Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri’nde 2025 yılının Makale Ödülü’ne ise Utrecht Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü’nden Uğur Aytaç, Sabancı Üniversitesi, Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nden Öğretim Üyesi Cenk Özbay ve Sydney Üniversitesi Sosyal ve Siyasal Bilimler Fakültesi’nden Vafa Ghazavi layık görüldü.

Hafize Çınar Güner “Park Canavarı”

Hafize Çınar Güner’in çocuklara hem eğlenceli hem de öğretici bir hikâye sunan kitabı Park Canavarı, Sevtap Sarıca imzalı yeni resimleri ve yeni formatıyla Dinozor Çocuk’tan* çıktı!

Parkta geçen macera dolu bu öykünün renkli karakterleri, ilk kez karşılaştıkları ve “park canavarı” olduğunu düşündükleri temizlik aracından kurtulmanın yollarını arar ancak sonunda ne kadar yanıldıklarını anlarlar. Dostluk, cesaret ve hayal gücünün önemini vurgulayan Park Canavarı, bilgisizliğin korkuyu nasıl beslediğini anlatıyor. Kitabın sonunda öyküyle bağlantılı etkinlik sayfalarının yer aldığı bir karekod da olurları bekliyor.

Karabey Aydoğan “Köy Enstitülülerin Ardından”

Karabey Aydoğan’ın büyük bir titizlikle hazırladığı yeni çalışması Köy Enstitülülerin Ardından, Ayrıntı Yayınları’nın Yakın Tarih dizisinde yerini aldı.

Cumhuriyet tarihimizin en parlak eğitim atılımlarından biri olan Köy Enstitüleri’ni birebir tanıklıkla ve gerçek öykülerle okurlara aktaran kitap, zengin bir arşiv taramasını ve kişisel anlatıları bir araya getiriyor. Köy Enstitülülerin Ardından, her biri toplumun sessiz kahramanları olan isimlerin ilham veren hikâyelerini geçmişten bugüne ve geleceğe taşıyor.

Rafik Schami “Sen Anlatınca, Çöllerde Çiçekler Açıyor”

Suriye kökenli ünlü yazar Rafik Schami’nin Sen Anlatınca, Çöllerde Çiçekler Açıyor adlı kitabı, yazarın doğup büyüdüğü Şam sokaklarından ilham alarak yarattığı masalsı öyküleri, bir hikâye içinde buluşturuyor. Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan roman, Schami’nin şiirsel dili ve zengin anlatımıyla okurları büyüleyici bir dünyanın içine çekiyor. Kadim Doğu kültürünün derinliklerinden gelen öyküler sevgi, umut, hüzün ve insan ruhunun direnci gibi evrensel temalara dokunuyor. Hikâye anlatmanın iyileştirici gücüne ve kültürel mirasın önemine vurgu yapan Sen Anlatınca, Çöllerde Çiçekler Açıyor, aynı zamanda okuru uzak diyarlara doğru duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.

Nisan 2025 burç yorumları

Koç

Nisan’la birlikte boyunca çevrenizdeki şeyler sakinleşecektir. İş konusunda, önceki oldukça heyecanlı olaylarla karşılaştırıldığında önemli ölçüde pasif ve gerileme durumunda olacaksınız. Bu dönem boyunca Koçları hak edilmiş dinlenme bekleyecek. Aile tatilleri veya sağlıklı hafta sonlarını sabırsızlıkla bekleyebilirsiniz.

Boğa

Nisan ayındaki başlıca olay, esasen burçlara göre kişisel gelişimi ilgilendiriyor. Kendinizi bir kavga ya da anlaşmazlık içinde bulduktan sonra gözleriniz nihayet açılacaktır. Başkalarına karşı davranışınızın değişmesi gerektiğini göreceksiniz. Çok fazla inat sizi tartışmalara itebilir. Etkili olması için Boğa tüm bunları tek başına gerçekleştirmek zorundadır.

İkizler

Nisan ayında ilişkinizde bazı yanlış anlama veya sorunlar olabilir. Özel olarak ciddi bir şey olmasa bile bu durumu hafife almamalısınız. İnatçı olmayın. Diğer görüşleri dikkatle dinleyin ve yalnızca kendinizinkine değil, diğer çözümlere de açık olun. İkizler bu yolla çeşitli sorunları önleyebilir.

Yengeç

Nisan ayında pozitif enerji saçacaksınız ve bunu çevreye de yayacaksınız. Bu nedenle Yengeç burcunun sosyal ilişkileri sürdürmesi çok kolay olacak. Aşkınızla karşılaşmak, bunun yanı sıra kariyerinizde çok değerli olabilecek ilginç temaslar elde etmek, fakat aynı zamanda sadece boş zamanınızı değerlendirmek için de büyük bir şansa sahipsiniz.

Aslan

En zor zamanlarda ailenizden yardım bekleyebilirsiniz. Ruhunuzu beslemenin yolunu bulurlar. En sevdiklerinize onlara minnettar olduğunuzu gösterin ve iyiliklerine karşılık verin. Bunların kıymetini bilmemek, hoş olmayan yanlış anlamalara yol açar. Aslanlar eşleri ile tekrar uyumlu olmayı başarıyorlar. Nisan ayında yıldızlar istikrarlı bir konumdadır.

Başak

“Nisan’daki hava nedeniyle kendinizi keyifsiz ve depresif hissediyorsanız, ailenizin ya da en yakın arkadaşınızın yakınlığını arayın. Kesinlikle kendinizi izole ederek “”köşenize çekilmeyin””. İnsanlar ruhunuzu besleyebilirler. Başak’ın kişiliği geliştikçe ve daha da olgunlaştığında yavaş ama emin adımlarla istikrarlı bir döneme girecektir.”

Terazi

Sevgiliniz yine de sizi suçlarsa, agresif olmayın ve sadece hatalarını işaret etmeyin. Her şeyden önce kendi hatalarınızı düşünün. Kendinizi kötü hissederseniz, aileniz bu Nisan ayında size yardımcı olacak ve destekleyecektir. İşte Teraziler’in yararlı tavsiyeler ve anlayış bulabileceği yer burasıdır.

Akrep

Nisan istikrarlı bir dönem olacak. Yıldızlar nihayet ideal bir konuma geldi ve sonunda dalgınlığınız sona erdi. Kariyerinize daha fazla zaman ayıracaksınız ve daha verimli olacaksınız. İş temponuzu geliştireceksiniz. En çalışkan meslektaşları bile Akrep’i yakalarken sorunlar yaşayacaklar.

Yay

Nisan’da işinizden keyif alacaksınız. Zaman çok hızlı geçecek ve geç saatlerde çalışmaya bile aldırış etmeyeceksiniz. Buna rağmen Yay burçları ailelerini ve en yakın arkadaşlarını ihmal etmemelidir. Sizi seven insanlar böyle yüksek bir çalışma temposu belirlediğinizi görmekten hoşlanmazlar. Dinlenmeye çalışın, rahatlamak ve aile yemeği için vakit ayırın.

Oğlak

Nisan’da ne yazık ki bazı problemler ortaya çıkabilir. Bu, iş arkadaşları ya da işverenler arasındaki uyuşmazlıklar, çalışma yerinin değişmesi ya da acilen çözülmesi gereken önemli bir görev ile ilgili olabilir. Her türlü durumda da yoğun olacaksınız. Bu zamanlarda bile Oğlak burcu, strese yenik düşmemeli ve sadece kendisi için vakit ayırmalıdır.

Kova

Kova burcu Nisan’da kariyerinde yine başarılı olacak, bu onları geliştirip büyütecek. Kesinlikle kendinizi pasifliğe bırakmayın. Üstleriniz işinizde gösterdiğiniz belli bir standarda alıştı ve bunu hala sizden bekliyorlar. Diğer yandan, tanıdıklarınıza ve ilişkilerinize daha fazla zaman ayıracaksınız.

Balık

Son zamanlarda çok fazla stres yaşadınız. İşyerindeki şartlar tam dikkatinizi gerektiriyor. Bu burç yorumlarına göre Nisan ayında durumlar sakinleşecektir. Nihayet dinlenmek için zamanınız olacak ve boş zamanınızı istediğiniz şekilde geçireceksiniz. Bu dönem Balık burcu için çok uyumlu olacak.

Nancy Fraser “Feminizmin Yazgıları”

Amerikalı feminist kuramcı Nancy Fraser’ın Feminizmin Yazgıları: Devlet Güdümlü Kapitalizmden Neoliberal Krize adlı kitabı, Ayrıntı Yayınları’nın Kadın dizisinden çıktı!
Feminizmin Yazgıları, Fraser’ın feminist hareketin geçirdiği dönüşümü ve tarihsel yolculuğunu eleştirel bir bakış açısıyla ele aldığı yazılarından oluşuyor. Kitap, 20. yüzyılın sonlarından itibaren “İkinci Dalga” feminizmin neoliberal politikalarla iç içe geçişini ve başlangıçtaki toplumsal adalet arayışının, piyasa odaklı bir yapıya evrilişini gözler önüne seriyor. Fraser, sosyal refah devleti döneminden neoliberal krize kadar uzanan süreçte feminizmin kazançlarını ve kayıplarını sorgularken, kapitalizmle kurulan karmaşık ilişkileri açığa çıkarıyor.