Yazılar

Madhu’s’ta yaz lezzetleri

Madhu’s’ta yaz lezzetleri

Swissôtel The Bosphorus içinde yer alan Hint restoran zinciri Madhu’s, geniş terası ve özel menüsüyle yaz aylarının lezzet durakları arasında yer alıyor.

Group Executive Chef Amaardeep Anand’ın hazırladığı ve 4. Jenerasyon Geleneksel Hint Mutfağının en özel seçeneklerini sunan Madhu’s “Hint yemeği ağır olur” ya da “Hint yemeği yazın yenmez” gibi gastronomi üzerinde doğru bildiğimiz yanlışları da menüsüyle yıkıyor!

Hint yemeği

DJ performanslarının da terasa taşındığı, 280 -300 çeşit zengin şarap menüsünün ve mimari olarak da oldukça geniş bir kavın yanı sıra misafirler için Türkiye’nin en büyük ‘humidor’ dolabının bulunduğu Madhu’s yazın en keyifli anlarının ortak adresi oluyor.

Yoğun bakım konusunda bilinmeyenler

Yoğun bakım konusunda bilinmeyenler

‘Yoğun bakım’ denilince aklımıza gelen pek çok şey, Covid-19 pandemisiyle sil baştan yeniden yazıldı. Bu ünitelerle ilgili çok sayıda yeni bilgi hayatımıza girdi. Pandeminin korkulu günleri geride kalsa da, yoğun bakım servisleri farklı ve ciddi hastalıkları olan hastalara yaşamsal destek vermeye devam ediyor. Bu kritik desteğin verildiği ünitelerin hala bilinmeyen ve merak edilen pek çok yönü var. Biz de yoğun bakım üniteleri hakkında merak edilen 5 soruyu Acıbadem International Hastanesi Genel Yoğun Bakım Sorumlusu ve Anesteziyoloji Uzmanı Prof. Dr. Lütfi Telci’ye sorduk!

Pek çok zaman yaşamla ölüm arasındaki ince çizgideki hastaların tedavi gördükleri, her bir saniyenin bile kritik önemde olduğu yoğun bakım üniteleri, günümüzde ileri teknoloji donanımları ve deneyimli uzmanları sayesinde çok sayıda hastaya şifa sunuyor. Yaşamsal risk taşıyan hastaların kesintisiz olarak 24 saat bakım ve tedavilerinin yapıldığı bu üniteler; özellikle 2020 yılında dünyayı sarsan Covid-19 pandemisinde tüm dikkatleri üzerine çekti. Bu süreçte toplumun en çok merak ettiği konulardan biri, hastanelerin ‘yoğun bakım üniteleri’ oldu. Acıbadem International Hastanesi Genel Yoğun Bakım Sorumlusu ve Anesteziyoloji Uzmanı Prof. Dr. Lütfi Telci, yoğun bakım üniteleri hakkında merak edilen 5 soruyu yanıtladı; önemli bilgiler ve uyarılarda bulundu!

Acıbadem International Hastanesi

Prof. Dr. Lütfi Telci

Her hastanede yoğun bakım ünitesi olmalı mı?

Yoğun bakım ünitesi; hastaların tehdit altında olan yaşamsal fonksiyonları ile vital, yani vücut sıcaklığı, solunum, nabız ile kan basıncı bulgularının sürekli ve kesintisiz olarak takip ve tedavisinin yanı sıra bakımlarının yapıldığı bir ünitedir. Hastaların vücuttaki fonksiyonları monitörlerle sürekli takip edilirken, herhangi bir olumsuz durumda uzman hekimler tarafından anında müdahale ediliyor. Hastanede acil servis varsa, yoğun bakım servisinin de mutlaka olması gerekiyor. Yoğun bakımın düzeyini, hastanenin hizmet sunduğu tıp dalları belirliyor. Eğitim veren hastanelerin yoğun bakım düzeylerinin en az 2. düzey olması gerekiyor. Üniversite ve Tıp Fakülteleri hastanelerindeki yoğun bakımların düzeyi de 3. düzey olmak zorunda.

Yoğun bakım ünitesinde hastaya verilen destek düzeyleri farklı mı?

Evet, farklılaşıyor. Yoğun bakım ünitelerinde hastalar sağlık durumlarına göre üç düzeye ayrılıyorlar. Birinci düzey hastalar en hafif hasta grubunu oluştururken, ikinci basamak hastalar yaşamsal desteğe ihtiyaç duyan veya yakın doktor gözlemi gerektiren hastalar oluyor. Çoklu organ yetmezliği ve koma gibi sağlık sorunları yaşayan üçüncü basamak hastalar da en ağır hasta grubu olarak nitelendiriliyor. Büyük ameliyat ve tedavilerin gerçekleştirildiği hastanelerde üçüncü derecede yoğun bakım üniteleri kaçınılmazdır. Ülkemizde kayda geçmiş 1. 2. ve 3. düzey olmak üzere, yaklaşık 33 bin 323 erişkin yoğun bakım yatağı bulunuyor.

Hasta yakınlarına hangi sıklıkta bilgi veriliyor?

Yoğun bakımın temel ilkelerinden biri, birinci derecedeki hasta yakınlarının düzenli olarak bilgilendirilmesidir. Hastalar kimi zaman acil servisteki müdahalenin hemen ardından, kimi zamansa serviste yapılan tedavi sonrasında yoğun bakıma alınabilirler. Hasta yakınlarına her gün, mümkünse aynı saatlerde ve aynı uzman hekim tarafından, yoğun bakımda tedavi gören hastanın sağlık durumu hakkında mutlaka bilgilendirme yapılıyor. Yoğun bakımdaki bilgilendirme hastanın geçmiş 24 saat değerlerinin yorumuna dayalı olarak gerçekleştiriliyor. Verdiğimiz yorum bilgisinin geçerliliği 24 saat sürüyor. Her gün düzenli bilgi vermemiz yaptığımız işin gereğini oluşturuyor. Hastanın sağlık durumunda bir değişiklik yoksa hasta yakınlarına durumunun ‘stabil’ olduğunu aktarıyoruz. Arada ani değişen klinik durumlar için verdiğimiz bilgi ise ‘özel haber’dir. Bu tür haberleri vermeyi pek istemeyiz ama mecbur kalabiliyoruz. Yoğun bakımlarda ani ölümler çok ender yaşanıyor, bu nedenle hastaların sağlık durumlarının kötüye gittiği tablolarda da hasta yakınları yine düzenli olarak bilgilendiriliyor. Böylece hasta yakınları ilerleyen süreçte hastanın sağlığıyla ilgili bir sürprizle karşılaşmamış oluyorlar.

pause sağlık

Toplumda yoğun bakım ünitesinde yatan hastanın sağlık durumu hakkında genelde olumsuz bir algı var. Hastanın yoğun bakımda olması, hayatını kaybedeceği anlamında yorumlanıyor, bu doğru mudur?

Bu algının bütünüyle yanlış olduğu Covid-19 döneminde görüldü zaten. Ama yine de hasta yakınlarında tam olarak kıramadığımız bir algı bu. Oysa ki yoğun bakımlar aslında ‘bu hasta ölecek’ denen pek çok hastanın iyileştirildiği ve hayata döndürüldüğü yerlerdir aynı zamanda.

Yoğun bakımlar genel durumu ciddi şekilde kötüye giden, sağlık durumu sıkı takip edilmesi gereken kritik hastaların tedavi gördüğü üniteler olduğu gibi, belli cerrahi operasyonların hemen sonrasında hastanın sağlığının yakından takip edilip, oluşabilecek muhtemel risklerin ortadan kaldırılarak sağlıklı bir şekilde odaya alınması için hizmet veren ünitelerdir. Kısacası, her yoğun bakıma giren hastanın hayatını kaybedeceği algısı kesinlikle doğru değildir.

Yoğun bakım ünitelerindeki önemli ve teknolojik gelişmeler nelerdir?

İlk olarak elle gerçekleştirilen uzun süreli yapay solunumdan, solunum fizyolojisini olumsuz olarak en az etkileyen yapay solunum modellerini uygulayabildiğimiz ventilatörler, yoğun bakımlarda gördüğümüz şaşırtıcı gelişim göstergelerinin içinde birinci sırada yer alıyor. Günümüzde kullanmakta olduğumuz yapay solunum cihazlarıyla hastalarımıza günlerce, aylarca, hatta yıllarca yan etki görülmeksizin yapay solunum uygulayabiliyoruz. Aynı olanakları, yoğun bakım dışı normal servislerde ve eve taburcu ettiğimiz hastalarımızın evlerinde de kurabiliyoruz. Yapay solunum cihazlarında gördüğümüz bu şaşırtıcı gelişimi, vital bulguları izlediğimiz monitörlerde de gördük. Teknolojinin bizlere sunduğu geniş olanaklar sayesinde, yoğun bakım öncesi bilinmeyen veya otopsi sonrası tanısı kesinleşen hastalıkların tedavileri de yapılabilir hale gelmiştir. Başka bir deyişle, günümüzde çoğul organ yetersizlikleri ve birçok ölümcül hastalıkların tedavi edilebilirliğini yoğun bakımlar sağlayabiliyor.  Yaşanılan afetler ve olmasını hiç istemediğimiz beklenmedik afetler olasılığı var oldukça, hastanelerimizin olmazsa olmaz servisler arasında ilk sırayı yoğun bakım servislerinin alması devam edecektir.

İlk yoğun bakım ünitesi nerede kuruldu?

Danimarka’nın Kopenhag şehrinde, 1952 yılında bir anestezistin ameliyathane dışına taşıdığı ve arkadaşları ile başardığı “elle uzun süreli yapay solunum” uygulamaları, günümüzde öylesine gelişim kaydetti ki başta cerrahi tıp dalları olmak üzere, tıbbın tüm dallarındaki gelişmelerin dönüm noktası denilebilecek bir tarih, tıp tarihinde yerini aldı. Yapılan araştırma ve çalışmaların klinik sonuçlarının gösterdiği ölüm oranlarındaki çok önemli düşüş, ‘yoğun bakım servislerinin’ tüm Avrupa’ya hızla yayılmasının yolunu açtı. 1959 yılında da ülkemizin ilk Yoğun Bakım Servisi Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde hizmet vermeye başladı.

Borum’un efesi Koray Avcı

Borum’un efesi Koray Avcı

Güçlü sesiyle ve eşsiz sahne performansıyla yediden yetmişe herkesin gönlünde taht kuran ünlü sanatçı Koray Avcı, KerkiSolfej Organizasyon tarafından gerçekleştirilen BtcTurk 10. Yıl konserleri kapsamında Bodrum Antik Tiyatro sahnesindeydi.

Konserine hareketli şarkılarla başlayan Koray Avcı, Antik Tiyatro’yu hınca hınç dolduran hayranlarıyla birlikte sevilen şarkılarını hep bir ağızdan söyledi. Bodrumlu müzikseverlere özel bir konsept hazırlayan Avcı, seyircisini mest etti. Yaklaşık iki saat boyunca sahnede adım atmadık yer bırakmayan başarılı sanatçı, roman kızlarla birlikte oynayarak eğlencenin ritmini arttırdı.

“Ege’ye gelip zeybek oynamadan dönmek olmaz.” diyerek Sarı Zeybek türküsünde zeybek oynayan Koray Avcı, ekrana gelen Atatürk fotoğrafları ve performansıyla dakikalarca ayakta alkışlandı.

Kendisini dinlemeye gelenler arasında yer alan “manevi abim” dediği ve aynı zamanda kaptanlığı öğrendiği yakın dostu aşık Özlen Yüceler ‘i de sahneye davet eden Koray Avcı, abisi ile hem dertleşti hem de birlikte “Geçer” şarkısını söylerken duygusal anlar yaşadı.

Beş bin kişi dinledi  

Beş bin kişi dinledi  

Türk pop müziğinin Süperstarı Ajda Pekkan, Kerkisolfej Organizasyonun düzenlediği BtcTurk 10.Yıl konserleri kapsamında Çeşme Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne aldı.

Yoğun talebin görüldüğü konserde yaklaşık beş bin müziksever konser alanını tıklım tıklım doldurarak Süperstar’ı dinledi. Burcu Sedef’in tasarladığı Fuşya rengi elbise ile sevenlerin karşısına çıkan Ajda Pekkan, muhteşem sahne performansının yanı sıra harika enerjisiyle de sevenlerinin kalbine bir kez daha taht kurdu. Geçmişten günümüze hit olmuş bir çok şarkısını kendisini dinlemeye gelen binlerce seveni ile birlikte hep bir ağızdan seslendiren Ajda Pekkan, sahnede ki danslarıyla da genç sanatçılar taş çıkardı. Sahnede geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz merhum sanatçı Özkan Uğur’u anmayı unutmayan Ajda Pekkan, “Çok değerli bir müzik adamını kaybettik. Çok üzgünüm dostum Özkan Uğur’u birlikte analım” diyerek “Sude” ve “Ele Güne Karşı” şarkısını binlerce müzik severle birlikte seslendirdi. Yaklaşık iki saat boyunca sahnede kalan Süperstar, alkışlar eşliğinde programını noktalıktan sonra hayranlarının yoğun isteği üzerine iki kez bis yaptı. Öte yandan Ajda Pekkan 23 Ağustos’ta Bodrum Antik Tiyatro’da sevenleriyle buluşacak.

Özcan Deniz “Ben sizin doktorunuzum”

Özcan Deniz “Ben sizin doktorunuzum”

Müzik dünyasının sevilen isimlerinden Özcan Deniz, Bodrum Günay Restaurant’da sahne aldı.

Rezervasyonlarının günler öncesinden kapanan Özcan Deniz yine bu programında da mekanı hınca hınç doldurdu. Bir önceki programında kapıdan dönen sevenleri ise bu kez erken rezervasyon yaptırarak sanatçıyı dinleme fırsatı buldular.

Bu programında da kendisini yalnız bırakmayan izleyicisine teşekkür eden Deniz: ” Bu gece ben sizin doktorunuzum bu gece sizleri tedavi edeceğim, kötü hiçbir şey kalmayacak hastalıklarınızdan kurtulacaksınız ve buradan her biriniz iyileşmiş doyasıya eğlenmiş olarak ayrılacaksınız, eğlenin gecenin anın tadını çıkartın ve bilhassa hanımlar bu gece topuklu ayakkabılarla geldiklerine pişman olacaklar.”  diyerek Sevilen şarkılarıyla programına devam etti. Hemen hemen birçok şarkısını kendisini dinlemeye gelen izleyicisiyle birlikte seslendiren Özcan Deniz, muhteşem performansı ve hareketli şarkılarıyla dinleyicisini adeta masalarında oturtmadı. Yaklaşık iki saat boyunca sahnede kalan sanatçı söylediği şarkıları ve canlı performansıyla sevenlerine unutulmaz bir gece yaşattı.

Hadise, Lexus’un tek davetlisi

Hadise, Lexus’un tek davetlisi

Premium otomobil markası Lexus, başarılı şarkıcı Hadise’ye İtalya Milano’da Türkiye’den gelen tek davetlisi olarak ağırladı.

Markanın tamamen yeni modeli LBX’in “Her Günü Sıra Dışı Yapma” mottosuyla gerçekleştirilen organizasyonda Hadise’de katıldı.

Etkinlikte insanlar için özel olarak yapılmış lüks araç yıkama deneyiminin keyfini çıkardı.

Dünyanın moda başkenti olarak tanınan ve lüks yaşam tarzını yansıtan Milano’daki Palazzo Bovara’da yapılan etkinlikte Lexus, dünyanın dört bir yanından gelen VIP konukları ağırladı. Başarılı şarkıcı Hadise, markanın Türkiye’den davet edilen tek konuğuydu.

Magnum’dan haz dolu davet

Magnum’dan haz dolu davet

Magnum, yeni yaz lezzetleri Sunlover ve Starchaser’la serinleten haz dolu bir davete imza attı.

Magnum, yeni yaz lezzetleri Sunlover ile gündüzün enerjisi ve Starchaser ile gecenin gizemini kutlamaya devam ediyor. Magnum, Wu Bomonti’de “Haz Hiç Bitmesin” mottosuyla bir davet gerçekleştirdi.

Wu Bomonti’nin benzersiz lezzetleri ile gün batımında başlayan etkinlik, gecenin ilerleyen saatlerinde müziğin ritminin artmasıyla devam etti. Magnum Dipping Bar’da kendi Magnum’unu tasarlayan davetliler haz dolu anlar yaşadı.

İstanbul’da Uzak Doğu esintisi

İstanbul’da Uzak Doğu esintisi

Izaka Terrace, yaz boyunca her Çarşamba hazırladığı Sushimania menüsüyle, misafirlerini Uzak Doğu’nun lezzetleriyle, keyifli bir deneyime davet ediyor.

CVK Park Bosphorus Hotel’in teras katında yer alan Izaka Terrace, fark yaratan deneyimler sunmaya devam ediyor. Yaz sezonu boyunca her Çarşamba 19.00-22.00 saatleri arasında konuklarını Sushimania menüsüne davet eden Izaka Terrace’ta Uzak Doğu’nun vazgeçilmez lezzetleri seçkin bir şarap eşleşmesiyle sunuluyor.

En bilinen ve sofistike lezzetlerden özenle oluşturulmuş sushi tabağının yanı sıra, kızartılmış karides toplarıyla hazırlanan Ebu Ageru, sevilen japon fasülyesi edamame gibi lezzetlerle zenginleşen Sushimania menüsü, yeşil çay dondurmasının egzotik tadıyla tamamlanıyor. Yaz akşamlarını Asya esintileriyle dolduracak bu menüye Doluca Kav Narince serisinden 1 kadeh beyaz şarap eşlik ediyor.

Damak zevkine önem veren konukların beğenisini kazanacak olan tek kişilik menünün fiyatı ise 1350 TL.

Gülşen, sahnesi ile büyüledi

Gülşen, sahnesi ile büyüledi

Pop müziğin kraliçesi Gülşen, Jolly Joker Harbiye Açık Hava Yaz Konserlerinin açılışını yaptı.

Gülşen konserin açılışını sahne üzerine kurulan ay ve bulutlardan oluşan muhteşem dekorun üzerine yıldızlı elbisesiyle uzanarak başladı. Bu yaz ikinci Harbiye konserini veren sanatçı 5 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen gecede yine izdihama yol açtı.

Stylingini Mahizer Aytaş’ın yaptığı, Maison Generation 78 ve Sudi Etuz markalarının özel tasarımı olan iki ayrı kıyafet giyen Gülşen adeta rüya gibiydi…

Hem görsel şov, hem de performansıyla dinleyicilerini adeta uçuşa geçiren Gülşen Harbiye’de hafızalardan silinmeyecek bir konsere daha imzasını attı.

Konserin ortalarında sahneden inerek merdivenlerden seyircilerin arasına karışmasıyla eğlencenin dozunu iyice arttıran Gülşen 2,5 saatlik performansı boyunca tüm şarkılarını 5 bin kişilik korosuyla birlikte seslendirdi.

Çocuk ve hayvan dostu otel

Çocuk ve hayvan dostu otel

Evcil hayvanınızı tatile giderken nereye bırakacaksınız sorusu son buluyor. D-Resort Ayvalık çocuk ve aile oteli özeliğinin yanısıra hayvan dostu otel.

D-Resort Ayvalık; nefes kesen manzarası, dinlendirici konsepti, konforlu odaları, yemyeşil doğası ve birbirinden lezzetli tatlardan oluşan menüleriyle bu yıl aileniz, çocuklarınız ve evcil hayvanlarınız için mutlu ve huzurlu tatilin adresi oluyor.

D-Resort Ayvalık, çocukları sahilin geleneksel tatlarıyla tanıştırırken, anne-babalara da adeta nostalji yaşatıyor. D-Resort Ayvalık bu sezon sahilde, kavun içi dondurma, lokma ve süt mısır gibi nesiller boyunca klasikleşmiş tatları yaz boyunca misafirlerine servis ediyor.