Yazılar

Klibi Londra’da çekti

Deha Bilimlier, daha önce seslendirdiği ve viral hale gelen ‘Bana Sor’ isimli şarkıyı bu kez akustik versiyonuyla yeniden müzikseverlerin beğenisine sundu. Genius Productions etiketiyle tüm dijital platformlarda yerini alan çalışmasını Londra’da kliplendiren Deha Bilimlier,”Bana Sor” benim için çok önemli bir şarkı. Bir önceki yorumladığım versiyonuyla Türkiye’nin yanı sıra birçok ülkede de viral oldu. Akustik versiyonunun da aynı ilgiyi göreceğinden hiç şüphem yok. Bu kez değişiklik olsun dedik ve çalışmamızı Londra’da kliplendirdik. Ortaya muhteşem görüntüler çıktı dedi.

Toplumun yarısı emekliliğinde nasıl geçineceğini bilmiyor!

Lider araştırma şirketi Ipsos’un; 2005 yılından bu yana yürütülen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu ve Türkiye’nin sıcak gündemini yakından takip etmek, toplumun memnuniyet ve beklentilerini anlamak, tüketim ve yatırım davranışlarını ve gündeme ilişkin düşüncelerini ölçen Gündeme Dair araştırma verilerinden derlenen bu dosyada Tasarruf Eğilimleri ele alınmıştır.

 Başlıklar ;

  • Tasarruf yapan bireyler arasında en belirgin tasarruf davranışı nedir?
  • Birikim kalemleri neler?
  • Birikim yapanlar arasında en yaygın yatırım kalemleri neler?
  • Harcama yapılırken kısıtlama yapılan sıralamada ilki başlık nedir?
  • Emekliliğinde nasıl geçinileceğini bilmeyenlerin oranı ne?

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos TürkiyeIpsos Türkiye

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Dünya Tasarruf Günü, toplumda tutumluluk bilincini artırmak ve insanları tasarruf konusunda teşvik etmek amacıyla 1924’te kabul edilen bir gün. Tüketimde dikkatli davranmak ve idareli tüketmek her geçen gün bizler için daha da önem kazanıyor, hayatlarımızı şekillendiriyor. “Tasarruf” kelimesi TDK’ya göre 3 anlama sahip. İlki para ve mal biriktirme, ikincisi bir şeye sahip olma ve onu istenilen şekilde kullanma hakkı ve son olarak da tutum. Biz bugüne özel dosyamızda, bireylerin para biriktirme davranışları hakkındaki sonuçlarımızı sunuyoruz.

Türkiye’yi Anlama Kılavuzu 2024 çalışmamızda, 10 bin birey ile yaptığımız araştırma sonuçlarına göre her 10 bireyden dördü hiç tasarruf yapamadığını belirtiyor. Bu oran dört sene önce de aynı seviyedeydi. Dönemsel olarak eline para geçtiğinde tasarruf yaptığını belirtenlerin oranı da değişmiyor.

Tasarruf yapan bireyler arasında en belirgin tasarruf davranışı; “dönemsel olarak ele geçen para ile tasarruf yapmak”. Burada en çok kullanılan yatırım kalemleri arasında evde veya cüzdanda TL biriktirme, banka hesabında para biriktirme ve altın ya da döviz almak yer alıyor.

Gündelik hayatta harcamalarımızı kısmayı birebir tasarruf ile ilişkilendirmesek de tasarruf edebilmek “tutumlu” olmak için daha az harcamak gerekli. Aralık’23 -Ocak’24 döneminde sahasını gerçekleştirdiğimiz Türkiye’yi Anlama Kılavuzu’na göre bireylerin harcamalarını kıstıkları kalemlerde ilk sırada giyim yer alıyor. Sonrasında ise dışarıda yeme-içme ve kişisel bakım geliyor. Birikim yapmak daha uzun vadeli, geleceğe yönelik bir tutum ve bu nedenle bireyler emekliliklerini düşünerek tasarruf yapmaya çalışıyorlar. Türkiye’de her iki kişiden biri emekliliğinde nasıl geçineceğini bilmiyor. Bu durumun ise bireylerde kaygı yaratması kaçınılmaz.

Gıda zehirlenmelerini önlemenin 6 yolu

Uygun koşullarda saklanmayan gıdalar zehirlenmelere neden olabiliyor. Sadece ticari kuruluşlar ve ortamlarda değil evde de gıdaların yanlış saklanması, hazırlanması, kullanılması veya pişirilmesinin gıda zehirlenmelerine yol açabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel, “Özellikle çiğ tüketilen sebze, meyve gibi gıdalar ya da uygun koşullarda saklanmamış et ya da işlenmiş et ürünleri ve konserveler gıda zehirlenmelerinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor” dedi.

Gıda zehirlenmesi bakteriler, virüsler, parazitler ve mikroorganizmalar veya bu mikroorganizmaların oluşturduğu toksinlerin bulaştığı gıdaların sindirim sistemini etkilemesi sonucu ortaya çıkıyor. Besin zehirlenmelerinin en yaygın belirtilerinin karın ağrısı, mide bulantısı, kusma, ishal ve bazı durumlarda da ateş olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel, “Daha şiddetli zehirlenmelerde ise kanlı ishal, nörolojik belirtiler, kas güçsüzlükleri, denge bozuklukları ve yaygın kas ağrıları görülebiliyor. Hafif belirtilerde çoğu kez 1-2 günde kendiliğinden geçen gıda zehirlenmeleri, bazen de kötü seyredip tedavi ihtiyacıyla doktora başvurmayı gerektirebilir” diye konuştu.

Prof. Dr. Melih Özel

Prof. Dr. Melih Özel

20 saniye kuralını uygulayın

Evde gıda zehirlenmesini önlemek için hepimizin alabileceği en kolay ve etkili yöntem ellerimizi iyi yıkamak. Yiyeceklere el sürmeden ve hazırlık işine başlamadan önce ellerinizi ılık su ve sabunla en az 20 saniye süreyle yıkayın. Benzer şekilde mutfak eşyaları ile gıda hazırlama yüzeylerinin de temiz ve kontrollü olması önemli. Bulaşıkların, kesme tahtalarının ve yemek hazırlamak için kullanılan diğer yüzeylerin sıcak, sabunlu suyla yıkanması uygundur.

Çapraz bulaşı önlemek için ayrı tutun

Hazır gıdaları çiğ yiyeceklerden ayrı tutun. Et ve hayvansal gıdaların hazırlanmasında kullandığınız yüzeylerin cam ya da seramik olması tahta olmasından daha iyidir. Tahtaları unlu mamuller ile sebzelerin hazırlanmasında tercih edebilirsiniz. Çapraz bulaşı yani zararlı mikroorganizmaların bir yüzeyden başka bir yüzeye geçmesini önlemek için de hem alışveriş sırasında hem de yiyecek ve içecekleri saklarken, hatta yemek yapmak için hazırlarken kümes hayvanları, balık ve kabuklu deniz hayvanları gibi çiğ etleri sebze ve meyvelerden uzak tutun.

Pişirme kurallarını ciddiye alın

Yiyecekleri hazırlarken pişirme kurallarına sıkıca uyun, hazırladığınız yemeklere göre uygun sıcaklıkları doğru seçtiğinizden emin olun ve yeterince pişmelerini sağlayın.

Gıdaları çözdürdükten sonra yeniden dondurmayın

Bozulabilecek gıdaları hızlıca soğutun ya da dondurun. Dondurulmuş yiyecekleri çözerken oda sıcaklığında bekletmek yerine, buzdolabını kullanın. Ya da fırınların “buz çözme” seçeneğini kullanarak çözdürün ve sonrasında hemen pişirin. Ayıca, dondurulmuş gıdaları çözüldükten sonra asla yeniden dondurmayın.

Emin değilseniz asla tüketmeyin

Eğer gıdanın güvenli bir şekilde saklanıp hazırlandığından, hijyen kurallarına uygun servis edildiğinden emin değilseniz asla tüketmeyin. Oda sıcaklığında çok uzun süre kalan yiyeceklerin, pişirilseler bile bakteri veya toksinler içerebileceğini aklınızdan çıkarmayın.

Riskli gruptaysanız daha dikkatli davranın

Küçük bebek ve çocuklar, ileri yaşta olanlar ve hamileler yani gastrointestinal direnç açısından risk taşıyan bireyler çiğ ya da az pişmiş beyaz ve kırmızı et tüketirken çok daha dikkatli olmalı. Pastörize edilmemiş meyve suları, süt ve süt ürünleri de mutlaka bu kapsamda değerlendirilmeli.

Sanat ve tarih ile iç içe şehir “Floransa”

Floransa’nın sunduğu her şeyi görmek haftalarınızı alır. Düzinelerce kilisesinden neredeyse her biri, daha küçük bir şehrin en önemli turistik cazibe merkezi olurdu.

Ponte Vecchio, Michelangelo’nun Davut’u, Brunelleschi’nin Kubbesi ve tüm şehir, Avrupa’yı Karanlık Çağlar’dan çıkaran hümanist sanat hareketi olan İtalyan Rönesansı’nın bir vitrinidir.

Floransa, geceleri mutlaka görmeniz gereken bir şehirdir. Işıkla dolup taşan binalar, karanlıkta farklı bir görünüme bürünür ve çok daha eski bir çağın ambiyansını yansıtır.

Floransa

Santa Maria del Fiore Katedrali ve Piazza Duomo

Piazza Duomo ve katedral kompleksini oluşturan bina grubu, İtalya’nın en büyük sanatsal hazinelerinden bazılarını nispeten küçük bir alanda toplar. Vaftizhaneyi, çan kulesini, katedrali ve müzesini gezerken, İtalyan Rönesansı’nın en büyük sanatçıları olan Ghiberti, Brunelleschi, Donatello, Giotto ve Michelangelo’nun en bilinen sanat ve mimari şaheserlerinden bazılarını göreceksiniz.

Floransa

Battistero di San Giovanni (Aziz Yahya Vaftizhanesi)

12. yüzyıldan kalma sekizgen vaftizhane, içeriden veya dışarıdan bakıldığında tam bir sanat eseridir. Mermer cephesi, iç kısmındaki karmaşık mozaikler ve içinde barındırdığı sanat eserleri, listenizde üst sıralarda yer almayı hak ediyor.

Ancak Ghiberti’nin katedralin karşısındaki kapılar için yarattığı muhteşem bronz paneller hepsinden daha üstündür. Bronz hiçbir yerde Cennet Kapıları’ndaki kadar zarif bir ifadeyle işlenmemiştir. Daha yakından bakmak ve vaftizhane için yapılmış hazinelerden bazılarını görmek için katedralin müzesi olan Museo dell’Opera del Duomo’yu ziyaret edin.

Floransa

Floransa’yı Piazzale Michelangiolo’dan görün

Piazzale Michelangelo olarak o kadar sık ​​yanlış yazılır ki, şehir turizmi materyalleri bile zaman zaman kayar, şehrin üzerindeki bu teras tur otobüsleri için zorunlu bir duraktır ve katedralin tüm o kartpostal fotoğraflarının çekildiği noktadır. Yoğun turist sezonlarında, nispeten huzurlu bir şekilde tadını çıkarmak için en iyi zaman öğleden sonra geç saatler veya akşamın erken saatleridir; özellikle gün batımında çok güzeldir.

Katedralin kubbesinden Floransa’nın 360 derecelik panoramasını görebilmenize rağmen, Brunelleschi’nin kubbesinin şehir merkezine nasıl hakim olduğunu yalnızca bu terastan tam olarak takdir edebilirsiniz.

Floransa

Uffizi Sarayı ve Galerisi

Uffizi’nin dünyanın en iyi sanat müzeleri arasında yer aldığına çok az kişi itiraz edebilir. Koleksiyonları çeşitlilik ve kalite açısından gerçekten şaşırtıcıdır ve sanat sizin ana ilgi alanınız olmasa bile, buradaki resimlerin öne çıkanlarını görmelisiniz.

Floransa’nın 14. ve 16. yüzyıl ressamlarının Batı sanatının çehresini nasıl değiştirdiğini daha iyi anlayacaksınız; yapmacık Bizans resimlerinden Rönesans sanatçılarının gerçekçi figürlerine ve manzaralarına geçişi göreceksiniz.

Floransa

Piazza della Signoria ve Loggia dei Lanzi

Bu geniş meydan, 14. yüzyıldaki kökenlerinden beri Floransa’nın güç merkezi olmuştur ve belki de daha öncesinde, kaldırımının altında Etrüsk ve Roma kalıntıları bulunmuştur. Bugün, aynı zamanda sosyal merkezdir, turistler ve yerlilerle dolu favori bir buluşma yeridir. Merkezinde Neptün Çeşmesi, bir tarafında hala şehrin hükümetine ev sahipliği yapan Palazzo Vecchio bulunur.

Geceleri yapı ve çeşme aydınlatılıyor ve burası akşamın tadını çıkarmak için hoş bir alan. Palazzo Vecchio’nun karşısında, güzel açık hava yemek alanlarına sahip bir dizi restoran var.

Floransa

San Lorenzo ve Michelangelo’nun Medici Mezarları

Medici, aile kilisesi ve mezar şapelleri için en iyi yetenekleri görevlendirdi: Brunelleschi kilise için ve Michelangelo en seçkin prenslerini anmak için tasarlanan şapel için. Her iki sanatçı da eseri bitirmeden öldü, ancak Brunelleschi’nin kilisesi planlarına göre tamamlandı.

Michelangelo’nun Yeni Sakristi adlı şapeli, aslında hiç tamamlanmadı. Ancak bitirdiği şey, mermer heykelcilikte dünyanın en büyük başarılarından biri olarak kabul edilir.

Floransa

Palazzo Vecchio (Palazzo della Signoria)

Tarih, sanat ve güç, Floransa’nın merkezindeki bu kale benzeri sarayın gösterişli odalarında ve görkemli galerilerinde yankılanıyor. Şehir buradan yönetiliyordu ve güçlü Medici ailesi, günün önde gelen sanatçılarına ve mimarlarına ofislerini ve dairelerini tasarlamaları ve dekore etmeleri için görev veriyordu.

Palazzo Vecchio, Piazza della Signoria’da yer alır ve binanın önünde Floransa’nın en önemli turistik yerlerinden biri olan ünlü Neptün Çeşmesi bulunur.

Floransa

Santa Croce

Tipik Toskana cephesinin geometrik mermer kakmasının ardında, Santa Croce hem sanat dolu bir kilise hem de Floransa’nın en büyük isimlerinden bazılarının mozolesidir. Hazineleri arasında Rönesans sanatının birkaç dönüm noktası vardır.

Masaccio ve Michelangelo’ya ilham veren bitişikteki Cappella Peruzzi’de daha fazlasını aramak isteyeceksiniz . Donatello’nun Christ Crucified’ı Floransa Rönesans hümanizminin en iyi örneklerinden biri olarak kabul edilir. Cappella Baroncelli’deki freskler Taddeo Gaddi’nin en büyük eseridir.

Floransa

Palazzo Pitti (Pitti Sarayı)

Pitti Sarayı kompleksinde geçireceğiniz bir gün (ve hepsini gezmek için bir gün geçirebilirsiniz) Floransa’nın sunduğu birçok şeyden küçük bir tat almanızı sağlar: olağanüstü bir sanat galerisi, bir Medici sarayı, Floransa zanaatkarlığı, müzeler, tarih, kraliyet daireleri ve İtalya’nın en önemli bahçelerinden biri.

Floransa

Bargello Sarayı Ulusal Müzesi

Sadece dört Michelangelo şaheseri bile Bargello Sarayı’nı Floransa’da yapılacaklar listenize eklemeniz için yeterli bir sebeptir. Donatello, della Robbias, Cellini, Brunelleschi, Ghiberti ve 14. ila 16. yüzyıl Toskana sanatçılarının eserleri sarayı doldururken, fildişi oymalarla dolu bir oda ve bir majolika koleksiyonu da bulunmaktadır.

Floransa

Bardini Müzesi ve Bahçeleri

19.yüzyılın sonlarında, sanatçı ve koleksiyoncu Stefano Bardini, Floransa’ya bakan Oltrarno’daki bir yamaçta bir grup bina satın aldı. 14. yüzyıldan kalma bir şapel ve eski bir sarayın da aralarında bulunduğu bu binalardan, sanat koleksiyonları ve paha biçilmez antikalar için bir ortam yarattı.

Bu müzeyi yaratmak için yıkılmış ortaçağ ve Rönesans binalarından kurtarılan mimari özellikleri kullandı. Anıtsal şömineler, kapılar ve pencereler, sütunlar, oyma taş işçiliği, tüm merdivenler, paneller, oyma Venedik ahşap işçiliği, hatta tüm tavanlar, eşit derecede eksantrik koleksiyonları için oldukça eksantrik bir eve dönüştürüldü.

Orta Çağ Masalı Bir Şehirde Sonbahar Kaçamağı “Rothenburg ob der Tauber”

Sonbaharın romantik atmosferini tam anlamıyla yaşayabileceğiniz bir yer arıyorsanız, Almanya’nın en büyüleyici kasabalarından biri olan Rothenburg ob der Tauber‘e yolculuk tam size göre. Orta Çağ’dan kalma surlarla çevrili bu kasaba, zamana meydan okuyan dar sokakları, tarihi evleri ve taş binalarıyla adeta bir masal şehri gibi. Özellikle sonbaharda sararan ağaçlar ve dökülen yapraklar, kasabanın mistik havasını pekiştiriyor.

Hazırlayan: Ferhat Kaan Şahin

Rothenburg ob der Tauber

Nasıl Gidilir?

İstanbul’dan Rothenburg ob der Tauber’e ulaşmanın en pratik yolu uçakla Frankfurt ya da Nürnberg havalimanlarına uçmaktır. İstanbul’dan Frankfurt’a uçuşlar yaklaşık 3 saat sürer. Frankfurt Havalimanı’ndan Rothenburg’a trenle ulaşabilirsiniz. Tren yolculuğu yaklaşık 2-3 saat sürer ve birkaç aktarma yapmanız gerekebilir (Würzburg ve Steinach’ta). Nürnberg Havalimanı’ndan ise daha kısa bir yolculukla (yaklaşık 1,5 saat) trenle Rothenburg’a varabilirsiniz. Havalimanından toplu taşıma veya araç kiralayarak Rothenburg’a ulaşmak mümkündür.

Rothenburg ob der Tauber

Nerede Konaklanır?

Rothenburg küçük bir kasaba olduğundan her yere yürüyerek ulaşabilirsiniz. Konaklama seçenekleri arasında tarihi binalara dönüştürülmüş oteller, butik pansiyonlar ve geleneksel Alman misafirperverliğini sunan aile işletmeleri bulunur. İşte birkaç öneri:

  • Hotel Reichs-Küchenmeister: Kasabanın kalbinde, tarihi bir yapıda yer alan bu otel, konforlu odaları ve güzel restoranıyla tanınır.
  • Hotel Gotisches Haus: Orta Çağ mimarisinin keyfini sürebileceğiniz bu otel, lüks bir konaklama arayanlar için ideal.
  • Hotel Eisenhut: Tarihi dokuyu hissetmek isteyenler için harika bir seçenek olan bu otel, kasabanın en ünlü otellerinden biridir.

Daha ekonomik seçenekler arıyorsanız, kasabanın biraz dışındaki Gasthof ve B&B seçeneklerine göz atabilirsiniz.

Rothenburg ob der Tauber

Gezilecek Yerler

Rothenburg ob der Tauber, adeta bir açık hava müzesi gibidir. İşte kaçırmamanız gereken bazı yerler:

  • Rothenburg Şehir Surları: Kasabanın etrafını çevreleyen surlarda yürüyüş yapabilir ve kasabanın tarihi manzaralarını yukarıdan izleyebilirsiniz.
  • Plönlein: Rothenburg’un simgesi haline gelen bu köşe, rengarenk Orta Çağ evleri ve dar sokaklarıyla fotoğraf çekmek için mükemmel bir yer.
  • Käthe Wohlfahrt Noel Dünyası: Dünyanın en ünlü Noel dükkanlarından biri olan bu mağaza, yılın her döneminde açık ve özellikle sonbahar-kış sezonunda büyüleyici.
  • Orta Çağ Suç ve Ceza Müzesi: Kasabanın tarihi kadar ilginç ve karanlık bir tarafını keşfetmek isterseniz, bu müze tam size göre.

Rothenburg ob der Tauber

Yeme İçme

Almanya’nın geleneksel lezzetlerini tatmak için kasabadaki yerel restoranlarda mola verebilirsiniz. Bratwurst (Alman sosisi), Schneeballen (kar topu şeklinde bir tatlı) ve Alman biraları denenmeye değer. Gasthaus zur Höll gibi restoranlar, hem otantik atmosferi hem de lezzetli menüsüyle ünlüdür.

Sonbaharda Rothenburg

Sonbahar aylarında Rothenburg, turist kalabalığının azaldığı ve kasabanın renkli yapraklarla kaplandığı en romantik zamanını yaşar. Ayrıca, çevredeki Tauber Nehri boyunca yürüyüş yapabilir, sessiz ve huzurlu bir doğa kaçamağı yapabilirsiniz.

Rothenburg ob der Tauber

Öneriler

  • Sonbahar aylarında gidecekseniz, yanınıza hafif ama sıcak tutacak kıyafetler almayı unutmayın. Sabah ve akşam serin olabilir.
  • Kasabada dolaşırken fotoğraf çekmeyi seviyorsanız, Plönlein ve şehir surları en güzel manzaralar sunar.

Rothenburg ob der Tauber, tarih ve doğa iç içe geçmişken huzur dolu bir sonbahar tatili yapmak isteyenler için mükemmel bir destinasyon.

Bilfen’de 29 Ekim büyük coşku ile kutlandı

Bilfen Anaokulları öğrencileri Cumhuriyet’in ikinci yüz yılının ilk “Cumhuriyet Bayramı”nı büyük bir coşkuyla kutladı. Sanatçı Eda Özülkü’nün sunumları eşliğinde Sunay Akın’ın “Cumhuriyet’e Giden Yol” anlatımı ile başlayan gece, anaokulu öğrencilerinin muhteşem performanslarıyla devam etti.

Bilfen Esenşehir İlköğretim Okulları Konferans Salonunda yapılan Cumhuriyet’in 101.yıl kutlamaları, şair ve yazar Sunay Akın’ın “Cumhuriyet’e Giden Yol” sunumuyla başladı.  Hem gökyüzüne hem de yeryüzüne hâkim, büyük başarılara imza atarak tarihte dönüm noktası olmuş bilim insanlarından bahseden Akın; “101. yaşını kutladığımız Cumhuriyet bu topraklarda tekrar gökyüzüne, yıldızlara bakmanın adıdır. Cumhuriyet bir kültürdür. Kültür ise bilginin merkezine insan aklını koymak, bilgiye hâkim olmaktır. Bize bu bilgiyi sunan Mustafa Kemal Atatürk; kız çocuklarına eğitim hakkını vermiş ve birçok bilim kadının yetişmesine de vesile olmuştur. İşte Cumhuriyetimizi okuyarak daha güzel yarınlara taşıyacak olanlar ise buradaki çocuklarımız.” diyerek sahneyi minik öğrencilere bıraktı.

Bilfen Anaokulları öğrencileri Cumhuriyet’in ikinci yüz yılının ilk “Cumhuriyet Bayramı”nı velilerinin katılımı ile büyük bir coşkuyla kutladı.

Kasım 2024 burç yorumları

Koç

Kasım Koçlar için hayal kırıklığı ile dolu olabilir. Her durumun planlandığı gibi gitmediği gerçeği, yine de elinizden geleni yapamadığınız anlamına gelmez. Zaman zaman uğraşmak zorunda olduğunuz sonbahar depresyonlarına teslim olamazsınız. Aksine, dinlenin ve gelecek zamanlar için güç toplayın.

Boğa

Kasım ayında, gezegenlerin ve yıldızların konumu tekrar değişiyor. Küçük yaralanmalar söz konusu olduğunda özellikle dikkatli olmalısınız; örneğin ev işleri veya spor sırasında. Tehlikeli durumların elinizden geldiğince bilincinde olun. Aksi halde, Boğa burcu, kişisel hayatın yanı sıra iş konusunda da sakin bir dönem geçirmeyi bekleyebilir.

İkizler

Kariyerinizdeki başarı sayesinde olumlu bir ruh hali içindesiniz; İkizler bunu özel hayata da aktarmayı başarır. Bu gerçeğin ışığında, bekarlar yeni insanlarla kolaylıkla ve incelikle tanışacaklar. Kasım ayında eğleneceksiniz, bekar hayatın maceralarının ve faydalarının keyfine varacaksınız; bu aynı zamanda aşık olanlar için de geçerlidir.

Yengeç

Yengeç burcu Kasım ayında, önceki çabaları sayesinde başarı ve huzurdan hala yararlanabilir. Kendiniz için daha fazla zamanınız olacak, dolayısıyla bunu en iyi şekilde kullanın. Kendinizi sağlıkla ilgili ya da güzel bir şey alarak ödüllendirin. Spor yapın ve kendinizi iyi durumda tutun. Bu şekilde, Yengeç burcunun sıklıkla muzdarip olduğu sonbahar hastalığından kaçınabilirsiniz.

Aslan

Kasım ayıyla birlikte, biraz sonbahar depresyonu yaşayabilirsiniz. Aslan burcu hemen hemen sona eren yılı gözden geçirmeye başlayacak ve nelerin farklı şekilde yapılmış olabileceğini ölçüp tartacak ve düşünecektir. Burçlara göre keyifsizlikten kaçınmak için en iyi yol onu kabul etmek değildir. Geçmiş değiştirilemez, bu nedenle şu an için mutlu olun.

Başak

Başak burcu Kasım’da ailesiyle daha çok zaman geçirmelidir. İşle ilgili problemleri unutacaksınız ve sadece uyumun keyfine varacaksınız. Eski iyiliklerin karşılıklarını vermekten çekinmeyin; aksi halde diğer kişi aksi doğru olduğu halde sizi bencil olmakla suçlayabilir. Destek ve sevecenlik sözleri göstermekten imtina etmeyin.

Terazi

Yıldızlara göre Kasım Terazi burcu için olumlu bir ay olacak. Kariyerinizde ve ilişkilerinizde de başarılar elde etmeyi dört gözle bekleyebilirsiniz. Durumlar nihayet sakinleşecek ve çift olarak geçirmiş olduğunuz romantik anlarda uyumun keyfine varacaksınız. Öte yandan bekar olanlar olabildiğince sosyal yaşamalıdır. Pozitif enerji yansıtacaksınız.

Akrep

Hareketli Kasım ayında Akrep burcu ailesinin veya yakın arkadaşlarının geçmişini ve köklerini araştırmalıdır. Zor zamanlarda sadece onlar size yardımcı olabilirler. Yavaş yavaş önceki olayları unutmaya başlayacaksınız ve dikkatlice normale dönmeye başlayacaksınız. İş yerinde hiçbir şeyi kaçırmayın, daha sonra aleyhinize dönebilir.

Yay

Yay burcunun dikkatini Kasım ayında kariyerine çevirmesi ve kurtarılabilecek şeyleri kurtarması gerekecek. Hiçbir şeyin sizi rahatsız etmesine izin vermeyin, yaklaşan Noel atmosferinin bile. Birkaç boş zaman etkinliğini atlamak zorunda kalacaksınız, ancak buna değecektir.

Oğlak

Yıldızlar Oğlak burcuna en iyi dileklerini sunsa da ilişkiler alanında yılın son çeyreğinde Kasım ayında ailede sorun olabilir. Küçük yanlış anlamalar yüzünden kavgalar içine gireceksiniz. Neyse ki, bu küçük şeylerin uyumunuzu bozmaması gerektiğini zamanında farkedeceksiniz, dolayısıyla anlaşmazlıklar yakında ortadan kaldırılacaktır.

Kova

Kasım’da durumlar yine durgunlaşacak. Yıldızlar istikrarlı ve olumlu bir konumdadır. İlişkilerdeki sorunlar yatışıyor. Kova, boş zamanlarını en yakınlarıyla veya bir spor yaparak geçirebilir. Ayrıca, tüm ilişkilerinizi güçlendirmek için bu dönemi iyi kullanın.

Balık

Kasım ayında ilişkilerle ilgili olarak pozitif enerji bekleyebilirsiniz. Eski düşmanlarla barış yapacak ve tüm sorunlarınızı unutacaksınız. Hayatınızda yeni bir varlık sizi zenginleştirecek. Balıklar olgunlaşacak ve önemli olan önceliklerini ve de yaşam beklentilerini organize edeceklerdir.

Divertikülit sıklıkla belirti vermiyor!

Divertikülitin (Bağırsak hastalığı) ciddiye alınması hemen tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu kaydeden Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Divertikülit özellikle 50 yaşın üzerinde sık görülmektedir. 50 yaş üzerinde görülme oranı yüzde 30 iken 80 yaş üzerindeki görülme sıklığı yüzde 70’e çıkar.” dedi. Divertikülitin sıklıkla belirti vermediğini ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Genellikle bir başka hastalığın araştırılması esnasında ortaya çıkıyor.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, sindirim sistemindeki bir veya daha fazla küçük kesenin iltihaplanması veya enfeksiyonu sonucu şiddetli karın ağrısı, ateş, titreme ve karında şişliğe neden olan divertikülit hastalığı hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Divertikülit ciddiye alınmalı ve hızla tedavi edilmeli!

Divertikülün, kalın bağırsaktan dışarıya çıkan balon şeklindeki kesecikler olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Genellikle kalın bağırsağın zayıf bölgelerinde oluşur. Tek keseye Divertikül denirken bunların çok sayıda fazla olmasına Divertikülozis adı verilir. Bu kesecikler herhangi bir nedenden dolayı iltihaplandığında meydana gelen hastalığa Divertikülit denir. Divertikülit kolonun her yerinde olabilirse de en çok Sigmoid Kolon dediğimiz kısımda olur. Sigmoid Kolon ise rektuma yakın bölümünü kapsıyor. Divertikülit ciddiye alınması hemen tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Divertikülit özellikle 50 yaşın üzerinde sık görülmektedir. 50 yaş üzerinde görülme oranı yüzde 30 iken 80 yaş üzerindeki görülme sıklığı yüzde 70’e çıkar.” dedi.

Ağrı ve hassasiyet en sık karnın sol alt kısmında görülüyor

Divertikülitin genellikle divertikülün bulunduğu bölgede ağrı ve hassasiyet ile kendini gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Ağrı ve hassasiyet en sık karnın sol alt kısmında, karın şişkinliği, ateş, üşüme, halsizlik, bulantı, kusma, kabızlık, nadiren dışkıda kanama, bazen ishal, hafif karın krampları tarzında olabilir. Uzun yıllardır divertikül oluşumunda kronik kabızlığın etkili olduğu düşünülmektedir. Kabız insanlarda, kalın bağırsak dışkıyı hareket ettirebilmek için daha fazla güç uygular ve bu durumda kalın bağırsağın basıncı artar ve artan basınç ile kalın bağırsağın zayıf bölümünden divertikül oluşumuna neden olabilir. Bu nedenle diyette yeteri kadar lif alımı kabızlık riskini azaltır.” diye konuştu.

50 yaş üzeri erkeklerde daha sık görülüyor

Divertikül oluşumu için risk faktörlerini de anlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Risk faktörleri arasında 50 yaş üzerinde olmak, erkek cinsiyette olmak, obezite, yetersiz fiziksel aktivite, sigara kullanımı, nonsteroid antiinflamatuar ilaç kullanımı, bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler ve genetik yatkınlık yer almaktadır. Bu nedenle divertikül gelişimini önlemek için düzenli egzersiz yapmak önemlidir. Hareket halinde kolon basıncı azalır ve kabızlığı önler. Günlük olarak önerilen, 30 öğün düzenli egzersizdir. Sağlıklı beslenme, özellikle çocukluk ve gençlik döneminden itibaren bol lifli gıdaların tüketilmesi ve bol miktarda sıvı alımını içermelidir. Günde en az 8 bardak su içilmesi önerilir. Çay ve kahve, suyun yerini tutmaz; Aksine, aşırı tüketimleri kabızlığa yol açabilirsiniz.” şeklinde konuştu.

Divertikülit belirtileri nelerdir?

Divertikülitin sıklıkla belirti vermediğini ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, şöyle devam etti:

“Genellikle bir başka hastalığın araştırılması esnasında ortaya çıkıyor. Divertikülit oluşunca belirtiler meydana geliyor. Hastalar sıklıkla karın ağrısı ile doktora başvuruyor. Hekim, hastanın hikayesini aldıktan sonra fiziki muayene yapar. Gerektiğinde karın ultrasonografisi, karın MR’ı ya da tomografisi çekilebilir. Gaita testleri istenebilir ve diğer karaciğer, böbrek sorunlarını ekarte etmek için kan tahlilleri alınabilir. Buna bağlı olarak aynı zamanda gerekirse kolonoskopi de yapılabiliyor.

Akut Divertikülit aşamasında kolonoskopi önerilmiyor. Normal şartlar altında kolonoskopi yaparken divertiküli görmek mümkün. Nadir de olsa aşırı kanama olduğu durumlarda ise anjiyografi ile divertiküler kanamayı da görmek mümkün. O nedenle rutin kontrollerde 45 yaş üzerinde kolonoskopi yapılırken divertiküleri yakalamak ve görmek mümkündür.”

Diverkülit orada oluşan ödem nedeniyle bağırsak tıkanıklığına neden olabilir

Divertikülün yarattığı komplikasyonların başında apsenin geldiğini de kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Divertikülit olan bölgedeki oluşan enfeksiyondur. Bu enfeksiyon büyür ve deri altına, yumuşak dokulara yayılırsa buna flegmon denir. Fistül olabilir yani divertikül olan bölgeden başka bir organa dair arada yol oluşması olasılığıdır. Bu rahime de atlayabilir. Bazen divertiküller perfore olabilir. Divertikülit ilerlediği zaman içerisindeki irin karın boşluğuna yayılabilir ve karın iltihaplanmasına yani peritonite neden olabilir. Bazen diverkülit orada oluşan ödem nedeniyle bağırsak tıkanıklığına neden olabilir. Dışkının hareketlerini engeller.” şeklinde konuştu.

Ciddi durumda hastaneye yatırılarak tedavi ediliyor

Divertikülit tedavisinde, şiddetli vakalarda tedavi yöntemi olarak evde istirahat önerildiğini de dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, şunları kaydetti:

“Bu vakalarda diyet ve yaşam tarzı değişiklikleri, liften zengin beslenme öneriliyor. Bol hareket ve sıvı tüketmek gerekir. Divertiküliti olan hastalarda kırmızı et tüketimi azaltılması, bol meyve ve sebze tüketilmesi ve tahıl tüketilmesi önemlidir. Divertikülit hastalığın beraberindeki yaşanan ve ek hastalıklarına bağlı olarak gelinmektedir.  Bazen ciddi durumda hastaneye yatırılarak tedavi edilmekte, damar yolundan beslenmeye açılmakta, antibiyotik tedavisi, sıvı tedavisi de yapılmaktadır. Eğer divertikülit apse yolu açılırsa ultrason ya da tomografi eşliğinde boşaltmak mümkündür. Bunun dışında divertikül yırtılır ve enfeksiyon karın zarına yayılırsa genel durum bozulur, antibiyotiklere rağmen ateş düşmez. Böyle durumda ameliyat endikasyonu da olmaktadır. Ameliyattaki ideal yöntem divertikülit olan kısmının kesilip çıkartılmasıdır. Bazı durumlarda ise bu olanak vermezse bağırsak karın boşluğuna ağızlaştırılır. 10-12 hafta sonra ise kapatılabilir.  Diverkülit bazen idrar kesesi veya ince bağırsağa fistülize olabilir.”

Yaş ilerledikçe divertikül riski artıyor

Divertikül hastalığını önlemek için beslenmede genel olarak kırmızı et ürünlerini daha az tüketmek gerektiğini de ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Lifli gıdalar tüketmek öneriliyor. Liften zengin gıdaların başında ise tam buğday ekmeği, tahıl gevreği, bulgur, ahududu, armut, kabuklu elma, erik kurusu, bezelye, mercimek ve barbunya geliyor. Belli aralıklarla kolonoskopi yaptıran hastalarımızda divertikül görmek mümkün. Yaş ilerledikçe divertikül riski arttığı için bir gastroenteroloji uzmanı takibinde kalmakta fayda vardır.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Diyabet hastaları dikkat! Bu hatalardan kaçının!

Son yıllarda görülme sıklığı hızla artan diyabet önemli bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Yapılan çalışmalar, ülkemizde her 8 kişiden birinin diyabet hastası olduğunu gösteriyor. Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Acıbadem Maslak Hastanesi Uzmanı Prof. Dr. İsmet Tamer, halk arasında ‘şeker hastalığı’ olarak bilinen diyabetin, özellikle sağlıksız yaşam alışkanlıkları nedeniyle günümüzde gençlerde hatta çocuklarda da yaygın hale geldiğini belirterek “Diyabetin ortaya çıkmasında genetik yatkınlığın yanı sıra sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve obezite gibi faktörler de büyük rol oynamaktadır. Diyabet kontrol altına alınmadığında kalp ve damar hastalıklarından böbrek yetmezliğine dek birçok ciddi hastalığa yol açabildiğinden tedavide gecikilmemesi gerekir. Ancak tedavinin başarılı olması için sadece ilaç kullanımı yeterli değildir; bütüncül bir yaklaşım benimsenmelidir” diyor. Prof. Dr. İsmet Tamer diyabet hastalığında bütüncül yaklaşımın önemini ve diyabet hastalarına özel 5 yaşamsal önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. İsmet Tamer

Prof. Dr. İsmet Tamer

  • Bu belirtileri gözden kaçırmayın!

Erken tanı diyabetin gözlerde, böbreklerde, sinirlerde ve kalpte yol açabileceği hasarlara karşı önlem alınmasını sağlar. Eğer aşırı susama, sık idrara çıkma, sürekli yorgunluk, bulanık görme ve kilo kaybı varsa mutlaka doktora görünmelisiniz. Ağız kuruluğu, ciltte kaşıntı ve kuruluk, ellerde ve ayaklarda karıncalanma da diyabete işaret edebilir. Ansızın uyku bastırması, canınızın sık sık tatlı çekmesi de henüz diyabet hastası olmasanız bile sizde büyük ihtimalle insülin direnci sorunu olduğunu gösterir. Bu nedenle mutlaka doktora danışmak gerekir.

  • Sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanın!

Karbonhidrat, yağ ve protein dengesini sağlayan sağlıklı bir beslenme planı, öğün saatlerinin düzenli olması kan şekerinin ani yükselip düşmesini engeller. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapmak (örneğin; gün aşırı 35-40 dk tempolu yürümek), stresi yönetmek, düzenli uyku kan şekerini kontrol altında tutmak için son derece önemlidir. Alkol ve sigaradan kaçınmak gerekir. Alkol yüksek kalori içerir ve tedavinizi aksatmasanız bile kan şekerinizin kontrolünü bozarak komplikasyonları hızlandırabilir. Kalp krizi, bacak atardamarlarında tıkanıklık ve beyin damar tıkanıklığı sonucu ortaya çıkan felç durumu sigara içen diyabet hastalarında daha sık ve daha şiddetli şekilde görülür.

  • Çok sık yapılan bu hatalardan kaçının!

Diyabet hastalarının bazı hatalara çok sık düştüğünü, bunun da hastalığın kontrolsüz şekilde ilerlemesine yol açtığını belirten Prof. Dr. İsmet Tamer “Örneğin; öğün atlayarak kilo vermeye çalışmak kan şekeri dengesini bozup diyabet yönetimini zorlaştırır. Hastaların kendilerini iyi hissettiklerinde, tatlı yemediklerinde ya da kan şekeri normal çıktığında ilaçları almayı ihmal etmesi de tedavide ciddi zorluklara yol açabilir. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarına uymamak, fazla karbonhidrat tüketimi, sigara ve alkol kullanımı ile yeterli fiziksel aktivitenin yapılmaması da sık görülen yanlışlar arasındadır” diyor.

  • Tedavinizi aksatmayın!

Düzenli bir tedavi süreci, hastalığın ilerlemesini ve diyabete bağlı komplikasyonların ortaya çıkmasını önler. Tedavi aksatılırsa kan şekeri seviyeleri kontrolsüz şekilde yükselebilir. Bu da kalp-damar hastalıkları, böbrek yetmezliği, görme kaybı, sinir hasarı ve şeker koması gibi yaşamsal sorunlara yol açabilir. Bu nedenle tedavinin sürekliliği ve disiplinli olunması hayati önem taşır.

  • Sadece ilaca güvenmeyin!
    Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Prof. Dr. İsmet Tamer, diyabet tedavisinde sadece ilaç kullanımının yeterli olmadığını, bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini belirterek “Bütüncül yaklaşım; sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerini, beslenme düzenini, fiziksel aktiviteyi ve düzenli doktor kontrollerini kapsar. Psikolojik desteğin de diyabet tedavisinde önemi büyüktür. Diyabet hastaları genellikle uzun süreli bir tedavi süreci ile karşı karşıya oldukları için stres ve depresyon riskleri yüksektir. Hastaların tedavi sürecine katılımı ve motivasyonu, bu sürecin başarısında kilit rol oynar. Gerekli hallerde psikolojik destek alınması da bütüncül tedavinin önemli bir parçasıdır.”

Çocuklarda yeme bozukluğu!

Çocuklarda görülen bazı yemek yeme problemlerinin duyusal hassasiyetler nedeniyle ortaya çıkabildiğini belirten uzmanlar, çok az ya da aşırı yemek yeme, seçici yeme, pütürlü gıdayı yiyememe, farklı tatları reddetme, çiğnememe ve gıdayı uzun süre ağzında tutmama gibi sorunlarla karşılaşılabildiğini söylüyor.

Çocuklarda seçici yeme davranışının özellikle ebeveynler açısından oldukça endişe verici bir durum olduğunu hatırlatan Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, “Ebeveynlerin, çocuklarda farklı tatların reddedilmesinin duyusal gelişimdeki sınırlılıklardan kaynaklı olabileceğini göz önünde bulundurması gerekir.” dedi. Bu durumda olan çocukların ebeveynlerinin yeme düzeni açısından çocuklara örnek olması gerektiğine vurgu yapan Cahit Burak Çebi, ergoterapi ile çocukların duyusal profilini ve yeme alışkanlıklarının değerlendirdiğine ve çocukların yeme becerilerini geliştirici planlamalar yapıldığını aktardı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, 27 Ekim Dünya Ergoterapi Günü dolayısıyla, ergoterapinin çocuklarda yeme davranışı sorunları üzerindeki etkisinden bahsetti.

Çocuklarda seçici yeme davranışının özellikle ebeveynler açısından oldukça endişe verici bir durum olduğunu hatırlatan

Ergoterapist Cahit Burak Çebi

Duyusal hassasiyetler, çocuklarda yeme davranışını etkileyebiliyor

Çocuklarda görülen bazı yemek yeme problemlerinin çok az ya da aşırı yemek yeme, seçici yeme, pütürlü gıdayı yiyememe, farklı tatları reddetme, çiğnememe ve gıdayı uzun süre ağzında tutmama olarak sıralanabildiğini dile getiren Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, “Seçici yemek yeme, pütürlü gıda yiyememe, çiğnememe veya yemek reddi duyusal hassasiyetlerden kaynaklı ortaya çıkabilmektedir.” dedi.

Yeme davranışını etkileyen duyusal gelişim basamaklarında tat, koku, dokunma, görme, proprioceptif,  interoceptif yani acıkma doyma sinyallerini yöneten duyular yer aldığına dikkat çeken Cahit Burak Çebi, “Tat ve dokunma duyusuna hassasiyet gösteren çocuklar, yemeğin dokusuna, sertliğine, sıcaklığına, keskin tatlara ve yoğun baharatlı yiyeceklere tepki gösterirler. Kokuya karşı hassasiyet gösteren çocuklar yemeyi deneyimlemeden direkt kokusuna karşı tepki göstererek yemeyi reddedebilirler. Görsel sistemdeki hassasiyetlerden kaynaklı olarak yemeğin görüntüsüne karşı tepki, aynı renkteki yiyecekleri tercih etme, farklı yiyeceklerin birbirine karışmasına karşı tepki gösterip seçici yeme davranışı gösterebilirler. Ayrıca proprioceptif ve interoception sistemdeki duyusal eşiğin olması gerekenden düşük seviyede olan çocuklarda doyma sinyaline karşı hassasiyet ve bu hassasiyete bağlı olarak yeme reddi davranışıyla karşılaşılabilir.” şeklinde konuştu.

Ebeveynler sabırlı ve örnek olmalı…

Çocuklarda seçici yeme davranışının özellikle ebeveynler açısından oldukça endişe verici bir durum olduğunu hatırlatan Cahit Burak Çebi, “Bu noktada ebeveynlerin, çocuklarda farklı tatların reddedilmesinin duyusal gelişimdeki sınırlılıklardan kaynaklı olabileceğini göz önünde bulundurması gerekir.” dedi.

Bu süreçte ebeveynlerin sabırlı olmaları gerektiğine dikkat çeken Cahit Burak Çebi, ebeveynlere önerilerini şöyle sıraladı:

“Ebeveynlerin çocuğun isteklerini takip etmesi ve yeme düzeni açısından çocuklara örnek olması gerekir. Ebeveynlerin çocuğun yemesi gereken yiyecekleri uygun bir sofra düzeni içerisinde, çocuğun yanında eşlik ederek yemesi çocuğun farklı tatları deneyimlemesini kolaylaştıracaktır. Ayrıca yemek esnasında çocuklara farklı seçenekler sunmak, yemeği seçmesine izin vermek, ekran karşısında olmadan, aileyle birlikte uygun bir masa düzeninde farklı tatları deneyimlemesini sağlamak süreci destekleyecektir.”

Ergoterapi ile çocukların yeme becerilerini geliştirecek planlamalar yapılıyor

Ergoterapistlerin, çocukların duyusal profilini ve yeme alışkanlıklarını değerlendirdiğine ve çocukların yeme becerilerini geliştirici planlama yaptıklarına değinen Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi sözlerini şöyle tamamladı:

“Ergoterapistler, duyu bütünleme yaklaşımıyla çocuğun duyusal profiline uygun bir şekilde, yemeyle ilgili duyusal zorluklarını aşmak için çeşitli yöntemler uygular. Örneğin farklı dokuların, tatların, kokuların ve pütürlü gıdaların deneyimlenmesini sağlayarak çocuğun duyusal gelişimini zenginleştirmeye çalışırlar. Ayrıca ergoterapide duyu bütünleme ve beslenme yaklaşımıyla çocuğun masa düzeni ve yeme düzeni hazırlanır, rahat hissedeceği ortam planlanır ve çocuğa uygun beslenme rutini oluşturulur.”