Yazılar

“Çok araştırma ve deneme yapıyorum”

“Çok araştırma ve deneme yapıyorum”

Bir Pause Dergi klasiği olan Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu OLDEN 1772 ve OLDEN 1545 Executive Şefi Aykut Can Akın oldu. Keyifle okumalar.

Şef okurlarımıza kendinden bahseder misin?

Şuan Olden 1545’in ve Olden 1772’nin Executive Şefi olarak çalışıyorum. 1995 İstanbul Gaziosmanpaşa doğumluyum. 16 yaşında halamın da çalıştığı restoranda komi olarak çalışmaya başladım. Mutfağa sürekli girip çıktıktan sonra mutfağa olan ilgimi fark ettim ve mutfakta olmak bana keyif verdi. Bir süre sonra şefe mutfakta çalışmak istediğimi söyledim ve mutfakta çalışmaya başladım. Sonrasında kısa sürede çok başarılı restoranların mutfağında yer aldım.

Mutfak serüvenin nasıl başladı?  Kariyerini ve ilk iş tecrübeni doğru kronolojide paylaşır mısın?

Sektöre Yeniköy’de Erdilli Gourmet Slow Food’da komi olarak başladım. Daha sonrasında İstanbul’da çeşitli restoranlarda çeşitli mutfaklarda çalıştım. Olden 1772’ye sous şef olarak başladım. Baş aşçı ile yolların ayrılmasından sonra Olden 1772‘nin baş aşçısı konumuna getirildim. Şu an Olden 1772 ve Olden 1545’in mutfağı bana emanet.

Dünyada mutfağında sıralamanız ve favorileriniz nedir?   

Akdeniz ve Asya mutfağı benim favorilerim arasında.

Türk mutfağına düşünceleriniz nedir ve nasıl bakıyorsun?

Türk mutfağı çok zengin ve çok çeşitli bir mutfak her yörenin kendine özgü yemekleri var. Ben de menülerimde mutlaka Türk mutfağından yemekleri, tarifleri yorumluyorum.

Hangi mutfakta iyisin? Yeni bir lezzet yaratırken nelerden esinlenirsin yada bu lezzet nasıl ortaya çıkar?

Akdeniz ve Asya mutfağında iyi ve iddialıyım, mutfaklar bana zevk veriyor. Genelde mevsimsel ürünleri kullanmayı seviyorum, çok araştırma ve deneme yapıyorum.

Pause Dergi

 Michelin Yıldızı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Michelin Türkiye’ye gelmesi, çeşitli restoranlarımızın ve şeflerimizin yıldız alması beni çok gururlandırdı. Böyle bir organizasyonun Türkiye’de olması biz genç şeflere de ayrı ilham veriyor.

Mesleğe yeni başlamak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?

Öncelikle aşçılık mesleğini yapmaya karar verdikten sonra bu işi çok sevmeleri ve özveriyle çalışmaları gerektiğini bilmeleri gerekiyor.

Tolga Atalay “Türk mutfağı aslında yeni kuşak şeflerle çok özel bir noktaya geldi”

Tolga Atalay “Türk mutfağı aslında yeni kuşak şeflerle çok özel bir noktaya geldi”

Bir Pause Dergi klasiği olan Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu Pause yazarı ve Executive Chef Tolga Atalay oldu.  Bu kez biz sorduk, Şef Tolga tüm içtenliği ile yanıtladı. Keyifle okumalar.

—Şef Tolga Atalay okurlarımıza biraz kendinizden bahseder misiniz?

Amasya’da doğdum ve 1 yaşında İstanbul a geldim. İş insanı bir ailenin iki oğlundan birisiyim. Nişantaşı Nilüfer Hatun İlkokulu ve ardın Lozan Dr. Schmidt Ortaokulu, Ecole Nouvellde Paudex Ticaret Lisesi’nde okudum.  6 yaşımda Vincent van Gogh’un ayçiçeği tablosunu guaj boya ile çizmeye çalıştım(çiçeğe benzedi gülümseme). Lise bitene kadar resim hayatımda hep oldu. Lise bitine kadar ya tekstil okuyacaktım ya da otelcilik, çünkü yediğim her yemeği inceleyip kaldığım her otelde kusur arayan bir yapım vardı. İlk Paris Esmod okuluna görüşmeye gittim aracı olan Serge Lutens’ti okul arkadaşımın babası Serge Lutens o zamanlar Shiseido kozmetiğin sanat yönetmeniydi. Diğer taraftan İsviçre de Lozan otelcilik vardı. Bu okul dünyanın ilk otelcilik okulu 130 yıllık ve halen en iyisi.

Burada ise Allah rahmet eylesin Ueli Prager Movenpick markasının kurucusu bana veli olacaktı. Mr. Prager’a sordum Esmod mu? Yoksa EHL mi? (Lozan otelcilik okulu).

Moda da çizersin ve yaratırsın belki dokuya oynarsın, fakat gastronomide çizersin, koklarsın, dokunursun ve tadarsın. Tüm duyularınla daha derin bir şey yaratırsın. Bu sayede Lozan otelciliğe girdim ardından Glion Otelcilikte yeme içme ve kumarhane işletmeciliğinde devam ettim.

İlk stajım 1988 yılında Lozan Crissier de Fredy Girardet de 3 Michelin’de oldu. 30 gün ve bulaşıkhanede. 1995 mutfak şefi oldum beni evveli souschef yapan ise Ramiro’s restaurant Miami nin patronu Chef Ramiro olmuştu.

1995 yılında Goodfellas restoranı açtım. Fine dining Bomonti’de mükemmel mekan, fakat İsviçre rol modeli İstanbul için o yıllarda doğru değildi. İlk iki yıl lale devri creme de la creme, ünlü olmak o zaman mutfakta yurtdışı okumuş chef patro bir Mehmet Gürs bir ben vardık. Havamızdan geçilmiyordu. Gürs Downtown’u açmıştı. Ben Goodfellas’ı. 1997 yılında mekanı kapattım. Popülerliği azalmıştı. 1998 yılında ilk danışmanlığı verdim. 2000 yılında ise faturalı danışmanlığım Solid Consulting Group markam ile Zarifi oldu. Sowt analizi, bölgesel tüketim analizi, konsept dosyası, finansal gelir giderler yatırım bütçesi, iç mimari ve iletişim dili anlatımları ve mutfağı insan kıymetleri. Fakat halen mutfağa olan yakınlığım kendi şirketimizin iletişim dilini deforme ediyor insanlar bizi mutfak ve reçeteci olarak algılar hâlbuki bu işimizin %20lik kısmı. Bugüne kadar 25 yılda 320 üzeri proje teslimimiz var. 2025 yılına kadar 400 ü geçeceğimizi düşünüyoruz.

Tolga Atalay

Yurtdışında çok ilginç deneyimler yaşadığınız biliyoruz. Birkaç tane anlatabilir misiniz?

Evet demin bahsettiğim gibi Miami ve İsviçre de stajlarım oldu ayrıca Lozan Movenpick Hotel’in banket mutfağında çalıştım. Sonrasında şirketi kurduktan sonrasında Azerbaycan Bakü’de Central Baku, Hollanda Zwolle de Salty, Malta Sliema da Felice, Tunus, Tiflis, Riga, Zagreb limanları, Yunanistan Mikonos’da Güzel, Atina’da Sirkeci ile beraber 11 ülkede mekanlar yarattık. 60’a yakın markanın isim babasıyız. Bu yıl şirketimizin 25.yılı ve Florida da ofisimizi açıyoruz hayırlısıyla.

—Deneyimlerinizden Türk damak tadına uyarladığınız lezzetler oldu mu?

Tabii ki bazı füzyon tabaklar oldu. Örneğin 2005 yılında helvalı cheesecake i yaptık. O zamanlar cheesecake bugünkü noktasına ulaşmamıştı bu çok özel bir reçeteydi. Yoğurtlu kebap türevleri yaptık.

—Türk mutfağının geldiği noktadan memnun musunuz?

Türk mutfağı aslında yeni kuşak şeflerle çok özel bir noktaya geldi. Lezzetleri küresel ama Türkiye çıkışlı hale getirebilen yaklaşık 10 tane şefimiz var bu büyük bir rakam. Yani 2030 yılında bu 40 demektir. Saçma, altyapısız, özenti, içeriksiz, yüzeysel lezzetler uygulayanlar doğru yapanlardan daha önemli bence. Bakın Türk mutfağını sokak dürümcüsü yapan Avrupa’daki 1980-2005 yılları gerçekleşen göç ve gastronomisiz Türk mutfağı uygulamalarıdır.

—Dünyada hangi mutfak önde. Sizin favori mutfaklarınız hangileri? 

Açık ara Japon mutfağı benim için uzaydır. Kızartma sanatı, çiğ lezzetler, fırıncılık, et ve pişirme sanatı derken her kategoride eczacı hassasiyetinde dolu bir mutfaktır. Ben Fransız ekolüyüm bu sebepten Fransız mutfağı batı mutfağının iskeletidir. Doğru Hint mutfağı da özeldir.

—Türk mutfağının yurtdışında temsil eden markalar var. Sizde böyle bir marka içinde yer almak ister misiniz?

Ben firmam ile gerektiğinde Türk mutfağı için her türlü adımı atmaya hazırız. Hizmet etmeye biz danışman firmayız bilenlerin danışmanıyız. Türkiye’nin yeme içmedeki en büyük yapıları ve uzmanlarına danışmanlık veriyoruz elbette yurtdışı bizi ilgilendirir ve heyecanlandırır. Analitik ve ARGE bazlı metotlarımız yurtdışında bizi doğruya götürür ve ülkemizdeki yerel egolarla oralara gidip tokat yeme risklerini yok eder.

—Yurtdışına gittiğiniz zaman lüks restoranlar mı yoksa yerel restoranlar mı tercih edersiniz?

Benim vaktim kısıtlı oluyor. Genelde tadım yapıyorum. Altyapı amaçlı turlarımızda günde ortalama 10 mekan geziyoruz. 4 günde 40 mekan. Bu mekanlar içinde sokak lezzetleri, michelin ve gault millau ödüllüler, gündelik mutfaklar, yerel mutfaklar, barlar, pastaneler, dondurmacılar, fırınlar ve hatta bölge pazarları, halleri, manavları ve kasapları da mevcut.

—Gastronomi ülkemizde yükselen bir trend. Restoranlar mı yoksa şeflerin restoranları daha ön planda. Bize analiz edebilir misiniz?

Ben mekancıyım. Chef restaurantları bize göre alfa ve beta kuşaklarında daha az önem kazanacak onlar sonuç odaklı hikaye değil. Hikaye kısmı Z kuşağını vuran kısım. Sosyal medya aracılığı ile kısırlaştırılan insan nesli geliyor. Teröristler kafa kesiyor. Kan doğal bir malzeme oldu. Duygusuzlaşmak hikaye arayışlarını azaltacak diye öngörüyoruz. Sonuç önem kazanacak bu sebepten 2010 ile 2030 arasındaki chefmania out of trends yani akım dışı olacak diye öngörüyoruz.

—-Dışarıda yemek yeme alışkanlığı ülkemizde sizce ne durumda artışta mı? Fast food veya yalnızca karın doyurma hariç olanlar.

Bu bir gelir ve para meselesi değil kültür ve kuşak meselesi . Dünyada en çok ev dışı yemek yiyen ikinci ülke Çin ve çok güçlü bir alım güçleri var diyemeyiz. Ben dışarıda yemek yemeyi kahve gibi görüyorum. Yani kahve kafeinden dolayı her gün her ülkede tüketimi çoğalan bir ürün. Yeme içmede gerilemez hep yükselir fakat önemli olan niteliği ve büyüme hızı. Ülkemiz bu konuda zayıf. Gastronomi pahalı ve zar zor gündelik muhafaza ediliyor.

Asgari maaş 8500 TL iken iyi bir balıkçı 2 bin TL kişi başı. Bu Amerika’da iyi bir balıkçının kişi başı 500 USD olması demek. Amerika’da bir balıkçıda kişi başı 500 USD alın bir sopa yersiniz. Bizde çark zor dönüyor. Fine dining şeflerimiz yıllardır mekan işletmiyorlar. Savaşıyorlar. Yaşatma ve öğretme savaşı.

—Alkollü içecekler, yemek fiyatlarına orantı olarak yaklaştı mı?

Alkolde arabalar gibi saçma pahalı. Ben yabancı misafirlerim sorduğunda bazı araba fiyatlarını paylaşıyorum şaşkın kalıyorlar. “Bizde bu fiyata Bugatti alabilirsin” diyorlar. Alkoldeyse bazı müşteriler özellikle yabancılar, yabancı bir şarap içerken kazıklandıklarını düşünüyorlar . Avrupa’da markette 6 Euro restoranda 17 Euro olan bir şarap bizde restoranda 65 Euro şaka gibi ama değil gerçek.

—Menülerin gelişme süreci nasıl oluyor. Moda gibi bir trend oluyor, herkes pesinden mi gidiyor? Yoksa her kafadan farklı ses çıkıyor? Farklı menüler mi oluşuyor?

Menü mühendisliği zor bir işlemdir. Ticari, beslenme, tasarımsal, fikirsel, konseptsel ve dönemsel bir sürü etkeni doğru optimize etmekle olur. Günü birlik trendlerden biz kaçıyoruz. Fakat artık 5 yıl üzeri trendleri seçmekte zor bir iş. Bu kalıcı trendlere zamansız tasarımlar diyoruz. Bu bir Allah vergisi excel tablosu veya mühendis zihniyetli bir yaklaşımla anlatılamaz.

—-Yiyecek –içecek hizmetlerini geliştiren nedenler.

Boş zaman formundaki değişme. Dijital çağ ve online alışveriş boşa çok vakit çıkardı. Bu vakit özellikle 20-30 yaş grubunda kültürel, sanatsal ve sosyal tüketime dönüştü. Artık yemek veya kahve veya içki tüketimi için fazladan her ay 15 ile 25 saat arası fazlamız var. Bir yerde bu vakti geçirmeliyiz.

Tolga Atalay

—-Harcanabilir gelirdeki artış ve yaşam biçimindeki değişiklikler.

İşletme sayısındaki artış. İşletmeler artıyor fakat nüfus artışı, tüketim yaşının azalması ve ev dışı tüketimin yükselmesi ile aslında arz talep dengesi mevcut. Sorun mekanların cahilce açılıp kapanmalarıdır. Yani arge ve ürge olmadan her evde yemek pişer neyi var ki mantığı. Ben her İkea’ya uğradığımda büyük heyecan ile restoran sandalyesi arayanlara denk geliyorum. Her Kasımpaşa’ya gittiğimde fritözün ismini bilmeden bu patates kızartıyor değil mi diye sorarak mekan açanları görüyorum.

—-Mönülerdeki gelişmeler.

Menüler son dönemlerde günboyu tüketime yönelik daha fazla gelişti. Yani günboyu tüketim menüleri öğün menülerinden çok daha rövanşta ve bunun bir sebebi de teknik beslenme programları. Artık olay 12:00 ile 19:00 değil. Günboyu bir akış var ve beslenme çözümleri var.

—-Ticari faaliyetlerin yoğunlaşması

Aktivite ve pazarlama kurumsal yemek düzenini güçlendirdi. Firmalar artık zorundalar veya rekabette zorlanıyorlar. Yemekler vermek yıl sonu, yıl dönümü, yeni ürün lansmanı gibi kavramlar çoğaldı.

—Sosyal aktivitelerin artması

Sosyal aktivite çokluğu ve etkinlik kavramı ve Amerikalıların dediği gibi “fear of missing” yani kaçırma kaygısı bir şeyde yer alamama sendromu tüketimi elbette tetikleyen bir olgudur.

Arif Madakbaş “Doğru kişiler ve doğru yerde çalıştıkları zaman potansiyelleri ortaya çıkar”

Arif Madakbaş “Doğru kişiler ve doğru yerde çalıştıkları zaman potansiyelleri ortaya çıkar”

Bir Pause Dergi klasiği olan Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu Renaissance Polat İstanbul Hotel Executive Chef Arif Madakbaş oldu.

arif madakbaş

Şef Arif Madakbaş Pause okurlarına biraz kendini tanıtır mısın?

1985 İzmit doğumluyum. Bolu Mengenliyim. Üniversiteyi Abant İzzet Baysal Üniversitesi Turizm İşletmesi ve Otelcilikte tamamladıktan sonra ABD’de Marriott grubunda intern olarak çalıştım. Aynı zamanda Central Texas College’de Food&Beverage Management Operations bölümünde master yaptım. Daha sonra ülkeme dönerek İstanbul’da Çırağan Palace Kempinski, Pera Palace ve Galatasaray Adası’nda çalıştıktan sonra İspanya’ya gittim. Burada farklı mutfak kültürlerini ve şefler ile çalışarak kendimi geliştirdim. Mutfak dışında müzik en büyük tutkum, gitar çalıyorum, beste yapıyorum. Yazmaya devam ettiğim bir kitabım var. Hayatımın her anında gastronomi var. Yerel ürünleri çok önemsiyorum.

Renaissance Polat İstanbul Hotel

Kariyerinde ilk iş tecrübeni doğru kronolojide paylaşır mısın?

1997 yılında Antalya’nın Kemer ilçesinde dedemin aşçıbaşı olduğu Phaselis Princess Hotel’de yaz tatilimde komi olarak mutfak hikayeme başladım.

Hangi mutfakta iyisiniz?

Akdeniz mutfağını çok seviyorum. Taze otlar, zeytinyağı, zeytin, peynir çeşitleri, taze sebzeler en çok sevdiğim ürünler. Mevsiminde ürünleri kullanıyorum.

Dünyada ve Türkiye’de hangi mutfak trendi. Sizce nedeni?

Şu an trend olan kültürel olarak farklı mutfakları bir araya getirip modern sunumlar ile lezzetlerini değiştirmeden servis etmek. Örnek olarak Michelin yıldız almış bir İspanyol şefin mutfağında birkaç farklı kültürden esinlendiğini ve bu farklılığı kendi kültürü ile birleştirdiğini görüyoruz. Burada çok ince bir çizgi var. Tabağın özgün olması.

Renaissance Polat İstanbul Hotel

Türk mutfağı dünyada hak ettiği yerde mi?

Tabi ki hak ettiği yerde değil. Bu konuya sayfalarca yazabilirim.

Genç şeflere yaratıcı şef olma hakkında bir metodoloji verir misin?

Ben şefleri ikiye ayırıyorum. Birincisi doğuştan gelen mutfak zekasına sahip olan şefler, çok hızlı öğrenirler. Genelde hep arayış içindedirler. Hatta hayatlarının birçok döneminde inişler çıkışlar yaşarlar. Doğru kişiler ve doğru yerde çalıştıkları zaman potansiyelleri ortaya çıkar ve farklarını hissettirirler. İkincisi çok çalışarak şef olanlar. Saat, zaman onlar için önemli değildir. Reçeteye uyarlar. Gösterilenin dışına çıkmayı sevmezler. Disiplinlidirler. İşte bu iki kriteri birleştirebilen şefler şu an gençlerin tanıdığı, iyi işletmelerin şef koltuğunda olanlar. Kısacası yaratıcı olmak için öncelikle zeki olmak, araştırmak ve çok çalışmak gerekiyor.

Sen bir menü veya tabağın hikayesinde yola çıkarken bu süreç nasıl oluyor?

Kafamda yeni bir tabak planlarken en çok sevdiğim şey halk pazarlarında gezmek. Çeşidin çok olduğu halk pazarlarında vakit geçirmek çok hoşuma gidiyor. Mevsiminde ürünlerden alıyorum. Onların bir kısmını modern teknikler ile bir kısmını da geleneksel teknikler ile pişiriyorum. Onları et, balık ve kümes hayvanları ile eşleştiriyorum. Tabağa son halini vermek ve sunum kısmı tecrübe ve doğaçlamanın ortak kararı ile oluyor.

Renaissance Polat İstanbul Hotel

İlham nereden hangi an çıkıyor?

Örnek vermek gerekirse, geçenlerde Aydın’dan gelen bir inciri soyup elimle ortadan ikiye ayırdım ve sonra incire çok yakından bakmaya başladım. Mükemmel bir kokusu vardı, yarısını yedim. Lezzeti harikaydı. Sonra sessizce düşündüm. Bu elimdeki doğanın bize vermiş olduğu mucizelerden sadece bir tanesiydi. İçinde binlerce çekirdek ve mükemmel bir renk uyumu vardı. Sonra kafamın içinde incir ile yapılanları hayal etmeye başladım. Tatlısını yaptım, reçelini, kompostosunu, chutneyi, kuruttum ve bambaşka bir lezzet oldu. İşte bu düşüncelerden sonra birkaç tane daha elime alıp mutfağımda bir şeyler denemeye başladım. Ne kadar ürünle temas halinde olursanız o kadar ilham alırsınız. Sosyal medyada çok iyi şefler var. İlham kaynağı şefler, hikayeler.

Fatih Sökük; “Türkiye’de her yörenin kendine özgü yemek kültürü var”

Fatih Sökük; “Türkiye’de her yörenin kendine özgü yemek kültürü var”

Bir Pause Dergi klasiği olan Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu La Mia Luce Şefi Fatih Sökük oldu. Şef Fatih Sökük ile kariyerini ve gelecek planlarını konuştuk

Fatih Sökük

 Pause Dergi okurlarına biraz kendinden bahseder misin?

Kastamonu ili Tosya ilçesi 1981 doğumluyum. 16 yaşında bu mesleğe başladım ve 27 yıldır bu mesleği icra ediyorum. Mutfakta olması gereken her şeyi ve hangi konseptle hitap edilmesi gerektiği konularında uzmanım. 26 yıl Borsa Restorant zincirlerinde pastacı olarak çalıştım. 1996 yılında başlamış ve bütün açtıkları restoranlarda görev aldım. Lütfü Kırdar Uluslararası Kongre merkezinde pastacı olarak görev aldım. Loft Restoran’ ta deneyim edinerek İstanbul Modern’ de mesleğime devam ettim. İstinye park Masa Restoran’ta Sous Şef olarak ve Zorlu Center ‘da La Vina restoranlarında şeflik yapayım. Şimdi La Mia Luce İtalyan Restoran’ında Baş Şef olarak görevime devam ediyorum.

Meslekte birinci nesil misin yoksa ailenden gelen bilgi birikim var mı?

Bu meslekte alaylı diye hitap edilen birinci nesilim.

Kariyerini ve ilk iş tecrübeni doğru kronolojide paylaşır mısın?

Bu mesleğe 1996 yılında Boğaziçi borsa lokantalarında başlayıp 26 yıl hizmet verdim. Bu süre zarfında borsa adı altında Fenerbahçe borsada pastacı olarak çıraklığım başladı.

-Lütfü Kırdar Boğaz içi borsada pastacı olarak devam ettim.

-2001 yılında askerlik görevimi yapmak için ayrıldım. 2003 yılında tekrar borsa lokantaları adı altında Loft restorant da görevime devam ettim.

– İstanbul modern cafe restorantta patiseri şef ligini aldım.

-2007 yılında istinye park masa restoran açılışını yapmak üzere atandım ve pastane şef ligini üstlendim. Yaklaşık 1 yıl sonra loft restoran kapanınca oradaki ustam masaya pastane bölümüne başladı.

-1 koltuğa 2 karpuz sığmaz deyip ben kendimi mutfak geneline yaydım. Çıraklığım yeniden başladı.  Masa restorantta sous şef olarak 11 sene görev yaptım. Yurt dışında 2 ay,  İspanya Madrid’de Vilamagne otelinde tecrübe kazandıktan sonra Zorlu Center’da La Vina İspanyol mutfağını açtık.  Görevimi orda icra etmeye başladım. 5 sene devam ettik ve ünlü bir markaya satıldı restoran. Şimdi görevimizi icra etmek için la Mia luce İtalyan restorantında 7 aydır devam ediyorum.

Fatih Sökük

Türk mutfağına dair düşünceleriniz nedir ve nasıl bakıyorsun?

Türk mutfağı çok zengin ve başarılı bir mutfak. Çok çeşitli ve her yörenin kendine özgü yemek kültürü var. Bu yüzden çok kıymetli buluyorum. Asla yok edilmemelidir.

Hangi mutfakta daha iyisin?

Dünya mutfaklarında iyiyim.

Yeni bir lezzet yaratırken nerelerden esinlenirsin ya da bu lezzet nasıl ortaya çıkar?

Bir şef için lezzet çok önemlidir. Mekan ve malzeme fark etmeksizin bir şef elindeki ürünlerden esinlenip ortaya güzel bir lezzet ve güzel bir sunum çıkartabilir. Ben de elimdeki malzemeleri kullanıp en güzel ve özel tarifleri çıkartmaya çalışırım.

Fatih Sökük

Genç şeflere nasıl bir tavsiyede bulunursun?

Genç şefler bu meslek asla ölmeyecek bir meslektir. Yaratıcı olmak sizin elinizde asla geriye bakmayınız hedefiniz daima ileri olsun. Kendinizi geliştirin ve yenileri denemekten çekinmeyin. Yeni tatlar denedikçe ilhamınız artacak. Kendinizin en iyi versiyonuna ulaşana kadar dünya mutfaklarında deneyim kazanmaya bakın.

Yeni bir proje var mı? Yoksa ben yapacağım her şeyi yaptım mı diyorsun?

La Mia luce adı altında tabi ki ileriye dönük projelerimiz var. Restorant nedir?  Restorant yeme içme yeri diye bilinir. Aslında insanların bütün hafta veya bütün günün yorgunluğunu tekrar restore ettiği huzur bulduğu bir yerdir. Ben yaşım yettikçe mutfakta olmaya devam edeceğim. Mutfakta oldukça da yenilenmeye ve denemediğimi denemeye devam edeceğim.

Rıdvan Külçek “Zaman içinde pişirdiği yemek kadar pişer insan”

Rıdvan Külçek

“Zaman içinde pişirdiği yemek kadar pişer insan”

Bir Pause Dergi klasiği olan Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu Azur Restaurant’ın şefi Rıdvan Külçek oldu. Şef Rıdvan Külçek ile kariyerini ve gelecek planlarını konuştuk.

 

 Rıdvan Külçek Şef okurlarımıza kendinizi tanır mısınız?

Pause Dergi okuyucularına Merhabalar…  Ağrı doğumluyum ve 32 yaşındayım. Mesleğe 2006 yılında adım attım. Zor günlerdi.

Biraz anlatabilir misiniz?  

Babamın yönlendirmesi ile Beşiktaş’ta bir restoranda başladım. İlk çalışma yerim olduğu için açık konuşmak gerekir ise yoğun iş temposu ve uzun vardiyalardan dolayı pek sevememiştim. Mesleği bırakmaya kadar gelmiştim.

İlk iş tecrübenizden bugüne doğru kronolojide paylaşır mısınız?

Maceram 2006 yılında başladı. İlk başlarda ufak operasyonlara sahip yerlerde görev aldım. Sonraki süreçlerde Türkiye’nin önde gelen en iyi otel ve restoranlarında bu işi laikiyle yapan şefler ile çalışma fırsatı yakaladım.

Şuanda Azur İstanbul ve Azur Bodrum şubelerinin organizasyonundan sorumluyum.

Bu farklı gastronomi tutkusu nasıl gelişti?

Ürünleri tanıyıp, pişirme aşamasına geçtikçe bende heyecan oluştu ve mutfağa karşı olan ön yargım kırılmaya başladı.

Sonraki süreçte farklı mekan ve şeflerle ile çalışma fırsatlarım oldu. Bu benim için yenilikti. Farklı kültürlerin kapısını aralama, yemeklerini tatma, farklı pişirme tekniklerini öğrenme başladım. Bunları deneyimledikçe daha çok merak, ardından tutkuya dönüştü.

Nikei mutfağına giden yol ne oldu?

Azur’un şuan ki konsepti Mert Şeran Şefe ait… Ben Bodrum’da çalışıyordum.

Telefonla konuştuğumuzda Azur’un danışmanlığını aldığını söyledi. Azur’un başına geçmem için teklifte bulundu. Ani bir karar ile tekrardan ailem ile İstanbul’a geldim. Azur maceram bu şekilde başladı.

Aslında Azur sadece Nikkei Mutfağı yok. Menüsü Türkiye, İtalya, İspanya, Peru ve Meksika’nın geleneksel deniz mahsulleri yemeklerinden esinlenerek ortaya çıkartıldı. Paylaşılmak üzere tasarlanan yemekler, en üst kalitede, özel gastronomik bir deneyim sunuyor.

Nikei mutfağı nedir?

Japon ve Peru yerel mutfak anlayışlarının ve malzemelerinin lezzetli bir birleşimidir. Geçmişi yüzyılın başlarına kadar uzanan bir pişirme tarzı.

Azur denince akla balık gelirken şimdi kafalar karışmadı mı?

Ufak bir miktarda müşterilerimizi zorladık. Radikal bir karar kabul ediyorum. İlk başta beğenenler, tebrik edenler olduğu gibi menüye bakıp damak tadına uymadığını söyleyip masadan kalkanlarda oldu. İlkler her zaman zor olmuştur. Ama yemeğin tadına bakanlar her zaman beğendi. Şimdi dönüp baktığımda geçen 8 ayda menünün artık müdavimleri var.

Balıktan ziyade deneyim sunuyoruz. Farklı teknikler ile işlenip pişirilen balıklar servis ettiğimiz ürünlerin çoğu bu coğrafyada yaşayan insanların damak tadına hitap ediyor. Kafa karışıklığı dönemini atlattık.

Genç şeflere yaratıcı şef olma hakkında bir metodoloji verir misiniz?

Çok çalışıp, bolca okuyup araştırsınlar. Özellik ile yabancı kaynakları… Zaman içinde pişirdiği yemek kadar pişer insan.

Aslında artık sizde orta yaşa doğru adım atıyorsunuz?

Turizm sektöründe çalışan herkes için zaman kavramı yok. Bu soruyu sorduğunuzda bir orta yaş aydınlanması geldi. 40’ından sonra gerçek bir şef olunurmuş. Biraz daha zamanım var. Bu yaşa gelene kadar kendimi ciddi şekilde zorluyorum.

Sen bir menü veya tabağın hikayesinde yola çıkarken bu süreç nasıl oluyor?

Önce ne yapmak istediğime karar vermem gerekiyor. Bu bir balık, tavuk veya sebze olabilir. Sonrasında olay mutfakta ürünlerin birbiri ile uyumu, nasıl bir şekilde pişireceğime sunacağıma karar vermek kalıyor. Tabi en önemli nokta kaliteli ürün kullanmak. Ardından birkaç defa, farklı teknikler kullanarak pişirmek ve tabaklamak. İstediğim dengeyi yakaladığımda menüde ürüne yer veriyorum.

Azur

İlham nereden hangi an çıkıyor?

İlham pazardan ya da marketten alınmıyor. Okuduğum kitaptan, yediğin yemekten, birlikte çalıştığın kişilerden. İlhamın zaman ve mekan kavramı yok sanırım. Yürürken, tam uykuya dalacağın zamanda bile gelir. İsteyince olmuyor.

Azur’da ne ve nasıl yemek lazım?

Menü bireysel yemek yeme için oluşturulmadı. Paylaşımlı yemekler var. Ve böylelikle her şeyi deneyimleye biliyorsunuz.

Mesela; crudo, tiradito, tacolar, pelalla, makarna çeşitleri, bask usulü pişen balıklar. Vegan ve vejetaryen insanlara hitap eden yemeklerimiz de var.

Mustafa Girgin Bizimde köyde bir söz vardır “İneğin yediği her şey yenir”

Mustafa Girgin “Bizimde köyde bir söz vardır” İneğin yediği her şey yenir”

Bir Pause Dergi klasiği olan Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu Bitez Bağarası restoranın işletmeci, şefi Mustafa Girgin oldu.  İşletmeci, şef Mustafa Girgin ile kariyerini ve gelecek planlarını konuştuk.

Bitez Bağarası

Şef Mustafa Girgin Pause Dergi okurlarına biraz kendinden bahseder misin?

1995 Bodrum da dünyaya geldim. Ailem çalışmaya odaklı olduğu için 7 yaşında yazları sanayide elektrikçide çalışmaya başladım.  9 yaşından beri aile restoranımız da çalışmaktayım. Üniversiteyi de bu meslek grubu üzerine Maltepe üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümünde okudum. Hayatımın birçok bölümünde yeme- içme alanında farklı konseptleri deneyimledim. İstanbul’dan döndükten sonra Meslek okullarında yiyecek ve içecekleri bölümünde öğretmenlik yaparak eğitimcilik hayatını deneyimlendim. Şuanda da aile işletmemiz olan Bağarasın’ında işletmeci şef olarak çalışıyorum.

Meslekte birinci nesilmisin yoksa ailenden gelen bilgi birikim var mı?

Ailemizdeki ikinci nesil aşçıyım. Babam bahçıvanlık yapıyordu annem de çeşitli yerlerde aşçı olarak çalıştı. 2004 yılında restoran açmaya karar verdik ve Bağarası doğdu. Şuanda da burada hep bilirlikle çalışmaktayız.

Bitez Bağarası

Kariyerini ve ilk iş tecrübeni doğru kronolojide paylaşır mısın?

Ailem bu işi yaptığı için çok erken yaşlarda bu sektörü deneyimlemeye başladım. Bu sektördeki ilk iş tecrübem kendi işletmemiz daha sonra Nobu Palmarina da çalıştım. Üniversitedeyken geceleri çeşitli otellerde çalışıp harçlığımı çıkardım. Farklı gastronomi eğitimlerine ve etkinliklerine katılarak kendimi geliştirmeye yönelik tecrübeler biriktirdim. Üniversite son yılımda Özsüt’te denetmen şefliği ve asistanlık yaptım. Bodrum’a döndükten sonra liselerde öğretmenlik yaptım. Şuanda da kendi işletmemiz de çalışmaya devam ediyorum.

Türk mutfağı hakkında düşünceleriniz nedir ve nasıl bakıyorsun?

Bence önce herkes kendi kültürünün lezzetlerini öğrenmeli. Türk mutfağının hak ettiği değeri görmediği düşüncesindeyim. Üç tarafı denizlerle çevrili verimli topraklar verimli denizlere birbirinden değerli besinler sahip mutfağımızın gelişen gastronomi dünyası bulunduğu konum doğru olmadığını düşünüyorum. Yöresel lezzetlerin doğru bir şekilde sahip çıkılmasını isterim. En eski kökünden yada en eski nenelerden dedelerden öğrenilmesini. Doğru şekilde aktarılan her bilginin ileride geleceğe yön vereceğini düşünüyorum. Benim kendi işletmemiz de var olma sebebim geçmişimize saygı duymamdır.

Bitez Bağarası

Hangi mutfakta iyisin?

Ege bildiğiniz gibi otlarıyla ünlü bir coğrafyadır. Bizimde köyde bir söz vardır “ineğin yediği her şey yenir” bu yüzden dolayı kendimin Ege mutfağında iyi olduğumu düşünüyorum.

Yeni bir lezzet yaratırken nerelerden esinlenirsin yada bu lezzet nasıl ortaya çıkar?

Yeni lezzet yaratılacağından coğrafyamızda zamanında ne var ise onlar için en farklı yaratıcılık için köklere inerek farkındalık yaratıyorum.

Bitez Bağarası

Genç şeflere nasıl bir tavsiyede bulunursun?

İlk önce bu işi yapmak istiyorlarsa, en dibe inecekler. Geçmişe, köklerine dönecekler. Köklerine sırtlarını dönmeyecekler.  Mutfağımızı hak ettiği yere çıkarmak için elinden geleni yapacaklar. Sıfırdan başlayacak ve sabırla devam edecekler.

Yeni bir proje var mı? Yoksa ben yapacağım her şeyi yaptım mı diyorsun?

Takibe var olmaz mı? Yeni projeler olmadan olmaz. Yenilik enerji demektir. Ama söylendiğinde büyüsünün bozulduğuna inanıyorum. Belki bir daha ki sefere yeni projemizde görüşürüz.

Ömer Yalçın “Türk mutfağına asla sırtlarını dönmesinler”

Ömer Yalçın “Türk mutfağına asla sırtlarını dönmesinler”

Bir Pause Dergi klasiği olan Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu Sochi Marriott Krasnaya Polyana Hotel’de Brand Chef Ömer Yalçın oldu. Brand Chef Ömer Yalçın ile kariyerini ve gelecek planlarını konuştuk. Keyifli okumalar…

Ömer Yalçın, Tolga Atalay

—-Şef Ömer Yalçın biraz kendinden bahseder misin?

Gastronomi şehri Gaziantep’te Arap babanın Türk annenin 5. çocukları olarak 1988’de dünyaya gözlerimi açtım. Meslek hayatıma çok küçük yaşlarda aile mutfağımızla başladım. Hemen hemen tüm ailem ve akrabalarım Aşçı… Gaziantep’te mahalle lokantalarında başladım. 2003’te Gaziantep Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi’nde eğitim aldım. Çok değerle şeflerden ders alma şansı buldum ve aynı mutfağı paylaştım.

Hayatımın değişmesi ve kendimi geliştirmende en büyük katkı Türk markası Rixos Hotel oldu. Farklı ülkelerde, farklı görevlerde bulundum. Kazakistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Tataristan, Mısır, Kırım ve son olarak Rusya’da bulundum. Şuan son 3 yıldır Sochi Marriott Krasnaya Polyana Hotel’de Brand Chef olarak görev yapmaktayım.

—-Meslekte birinci nesil misin,  yoksa ailenden gelen bilgi birikim var mı?

Ailemizin 2. nesil aşçısıyım. Aile büyüklerimin desteği ile kendimi yöresel ve kültürel zenginlikleri tanıma şansı buldum. Meslek hayatım da çok büyük etkisi oldu.

—-Kariyerini ve ilk iş tecrübeni doğru kronolojide paylaşır mısın?

Profesyonel meslek hayatıma Antalya’da staj için geldiğim otelde her şey dahil sisteminde kendimi buldum. Gaziantep’te yöresel yemekler yapan restoranda çalışan için büyük bir tecrübe oldu.

Ömer Yalçın

—-Türk mutfağına düşünceleriniz nedir ve nasıl bakıyorsun?

Türk mutfağımız kadar değerli ve kültürel zenginlikte… Hiç bir mutfakta bu kadar zenginlik yok. Bu konuda çok iddialıyım. Birçok yemek zaman içinde kaybolmaya yüz tutmuş. Tekrar hatırlatmak gerekiyor.

Türkiye’de 7 farklı bölgesin bir birinden lezzetli yemekler var. Coğrafi olarak çok güzel bölgedeyiz, Balkan Mutfağı, Ege Mutfağı, Anadolu Mutfağı, Karadeniz Mutfağı gibi birçok mutfak bu bölgede.

İyi ki Türk vatandaşıyım iyi ki bu topraklarda doğmuşum. Çok renkli bir kültüre sahibimin. Yurt dışında Türk mutfağında lezzetleri menüye dahi ederim. Bilmeyen kalmasın.

—-Hangi mutfakta iyisin?

Türk mutfağı diyelim. Yöresel yemeklerimize çok aşık olduğumu belirtmek isterim. Çok farklı ülkelerde çok değerli şeflerle çalıştığım için Arap, Asya, Akdeniz, Hindistan, Kafkas mutfağı ve en son olarak Rus mutfağına hakimim. Ve iddialıyım.

 —-Yeni bir lezzet yaratırken nerelerden esinlenirsin yada bu lezzet nasıl ortaya çıkar?

Menülerimi yaratırken bulunduğum bölgenin lokal ürünlerini kullanmaktan zevk alırım ve sıfır atığa ve organik ürünlere dikkat ederim.

—-Genç şeflere nasıl bir tavsiyede bulunursun?

Gastronomi sürekli gelişen ve değişen bir sektör. Mutlaka eğitim alsınlar. Türk mutfağına asla sırtlarını dönmesinler. Mutfağımızın en ince detaylarına kadar öğrensinler. Türk mutfağı temel taşı olacak.

—–Yeni bir proje var mı? Yoksa ben yapacağım her şeyi yaptım mı diyorsun?

2019 dan beri Antalya’da Akdeniz Şefler Kulübü yurtdışı başkanlığını yürütüyorum. Her yıl 17-20 Kasım da düzenlediğimiz Gastroantalya uluslararası yarışmasını ekibimiz ile düzenlemekteyim.

Amacım Türk mutfağını dünyaya tanıtmak. Ve her yıl Türkiye’ye Michelin şefleri ve Best 50 şefleri getirmekteyim.  Ayni zamanda farklı ülkelerde Restoranlara danışmanlık yapmaktayım.  Son olarak şunu söyleyeyim ben bu mesleğe aşığım.

Veli Bayraktar “Yaşadığınız, doğduğunuz toprakların lezzetlerine sahip çıkın”

Veli Bayraktar “Yaşadığınız, doğduğunuz toprakların lezzetlerine sahip çıkın”

Bir Pause Dergi klasiği olan Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu Be Premium Bodrum’un Executive Chef Veli Bayraktar oldu. Executive Chef Veli Bayraktar ile kariyerini ve gelecek planlarını konuştuk. Keyifli okumalar…

Şef Veli Bayraktar Pause Dergi okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısınız?

İzmir doğumluyum. Ege kültürü ile büyüdüm bu benim ve mesleğim adına oldukça büyük bir etken. Çocukluğum İzmir ve Çeşme’de geçti. Annem ve teyzemlerle birlikte Çeşme’nin tepelerinde ot toplamak, denizden çıkan taze balıklar, pazarda ki muhteşem renk cümbüşlerine sahip sebzeler ve onların tatları, evde pişen açma börekler, mantılar hayatım boyunca unutamayacağım bir bilgi birikimi ve yemek kültürü sağladı.

Meslekte birinci nesil misin? Yoksa ailenden gelen bilgi birikim var mı?

Ailemizde benden başka bir aşçı yok. Dolayısı ile bu konuda tekim. Oğlumu yavaş yavaş mutfağa ısındırmaya çalışıyorum. Bu işi büyüdüğünde yapmak isterse eminim ki çok iyi bir Şef olacak. İlk deneyimine bu sene 5 farklı Michelin Chef’ler ile birlikte çalışarak başladı.

Be Premium Bodrum Executive Chef Veli Bayraktar

Kariyerini ve ilk iş tecrübeni doğru kronolojide paylaşır mısın?

Mesleğe ilk adımın lise yaz tatillerinde küçük bir dönerci dükkânı. Sonrasında Çeşme’de bir restoranda orada oldukça sıra dışı bir şef ile çalıştıktan sonra mutfağı sevdim ve meslek olarak benimsedim.

1 yıl boyunca Turem’de eğitim aldıktan sonra staj ve sonrasında 9 Eylül Üniversitesinin mutfağında görev aldım. Çok yakın arkadaşımın babası olan Bülent Doğan’ın yanında 3 sene boyunca Kuşadası Tusan otelinde devam ettim.

Bir süre sonra Korumar Oteli, kısa bir dönem Turunç Oteli ve sonrasında askerlik. Askerden sonra İzmir Büyük Efes Oteli Casino da 2,5 sene, sonrasında ise hayatımda büyük dönüm noktası olan Lykia World. Birçok yabancı şef ile çalıştıktan sonra hayata ve mesleğe bakış açım tümden değişti. Lykia World sonrasında Antalya’da yeni açılan o dönem ki adı ile Merit Limra, bugün ki adı ile Limak Limra da Sous Chef lik dönemi. Kısa bir dönem Belek Kaya otel sonrasında Pınar Gıda Gurubu’ndan gelen enteresan bir teklif ile farklı bir döneme geçiş yaptım.

Be Premium Bodrum Executive Chef Veli Bayraktar

Pınar Gıda Gurubu Mutfak Danışmanı olarak yaklaşık 5 seneye yakın bir süreçte görev aldım. Bu süre içerisinde birçok yeni ürünün oluşturulması da, Hindi etinin Türkiye’de yaygın kullanımı gibi oldukça başarılı işleri hep birlikte yürüttüm. Pınar Gıda Gurubu benim için adeta çok büyük bir okul oldu ve sonra ki hayatımda bana yol açan büyük öğretilere sahip oldum.

Pınar Gıda Gurubu sonrasında Rixos Kemer ile farklı bir hayatım başladı. Rixos uzun yıllar keyifle çalıştım. Kemer sonrasında Astana / Kazakistan ve Bodrum geldi. Bodrum’da yaklaşık 1,5 sene ara vererek Ela Quality’nin Şefliğini yürüttükten sonra tekrar Rixos Bodrum’da devam ettim. Bu dönem ayrıca gurup içerisinde yurtdışında çok sayı da yürütülen Arap Birliği, Afrika Birliği gibi yüksek kapasiteli uluslarası organizasyonların Mutfak Direktörlüğünü görevini üstlendim. Bodrum sonrasında İstanbul Otelleri Direktörlüğü pozisyonu ile bir dönem İstanbul’da gurup bünyesinde görev aldım.

İstanbul sonrasında Rixos Merkez Ofis’te İş Geliştirme Müdürü olarak görevime yaklaşık 3,5 süresince devam ettim. Bu dönem içerisinde yeni açılan tüm otellerin genel koordinasyonunu yürüttüm. Aynı zamanda Sochi Kış Olimpiyatları gibi geniş kapsamlı organizasyonların Mutfak Direktörlüğünü üstlendim. Merkez Ofisin kapatılarak Dubai’ye alınması sürecinde istifa ederek ayrıldım. Sonrasında Rixos Gurubuna proje danışmanı olarak hizmet vermeye devam ettim. İş ortağım Tolga Yenier ile birlikte Karma Technic olarak Land of Legend, Tersane İstanbul gibi kapsamlı projeler ile birlikte çok farklı ülkeler de proje hazırlamaktayız.

Bu süreç içerisinde mutfağın kokusu, temposu ve heyecanını bırakamadığım için Kıbrıs’ta yer alan Elexus Hotel’de Şef önlüğünü yeniden taktım. Pandemi dönemine kadar olan 4,5 sene boyunca Elexus Otel içerisinde oldukça nitelikli ve kapsamlı işleri hep birlikte yürüttük. Pandemi dönemi sonrasında ise geçtiğimiz senenin sonundan bu yana Be Premium Bodrum’un Mutfak Şefliğini yürütüyorum.

Be Premium Bodrum Executive Chef Veli Bayraktar

Türk mutfağına düşünceleriniz nedir ve nasıl bakıyorsun?

Anadolu’nun yemek kültürü on binlerce yıl öncesine dayanıyor. Birçok tahılını sebze ve meyvenin ana vatanı Anadolu. Binlerce farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış topraklarda yaşıyoruz. Muazzam bir geçmişe ve kültüre sahibiz. Buna rağmen yeteri derecede sahip çıkabildiğimizi söyleyemeyeceğim. Türk Mutfağı yöresel ve etnik çok sayıda farklı bileşene sahip bir mutfak.

Mutfağımıza sahip çıkmamız, kayıt altına almamız ve geliştirmemiz gerekiyor. Son yıllarda çok iyi örneklere sahip Şefler ve İşletmeler çıkmakta. Bu süreci uluslarası boyuta taşımamız gerekiyor. Dünya’da Türk Mutfağı denildiği zaman Döner, Kebap, Baklava gibi cevapları alırsınız. Oysaki birçok mutfağın sahip olmadığı malzemelere ve on binlerce farklı lezzete sahibiz. Türk Mutfağının gelişimi için hepimize görev düşüyor.

Hangi mutfakta iyisin? Yeni bir lezzet yaratırken nerelerden esinlenirsin ya da bu lezzet nasıl ortaya çıkar?

Deniz ürünleri benim özel ilgim. Dolayısı ile bu konuya daha hâkim olduğumu düşünüyorum. Yeni bir lezzeti yakalamak tıpkı bir sanatçının ilham alması gibi. Herhangi bir üründen, farklı bir lezzetten, ya da fikirden ilham alarak muhteşem lezzetler yaratabilirsiniz.

Bu konuda önemli olan uluslarası birçok lezzeti hafızanızda tutuyor yada biliyor olmanız. Ve tabii ki bu lezzetleri nasıl birleştirebileceğinizi. İşin bu kısmında çok farklı pişirme teknikleri, mevsimsellik, lokasyon gibi birçok öğe barındırıyor.

Be Premium Bodrum Executive Chef Veli Bayraktar

Genç şeflere nasıl bir tavsiyede bulunursun?

Öncelikle kesinlikle yaptığınız işin tarihçesine hâkim olun. Geçmişi bilmiyorsanız yapacaklarınız çok bir anlam ifade etmeyecektir. Yaşadığınız, doğduğunuz toprakların lezzetlerine sahip çıkın ve öncelikle bunları öğrenin.

Bu ülkenin lezzetlerini bilmiyorsanız iyi bir Asya ya da Fransız yemekleri ustası olmanız hiçbir anlam ifade etmez. Emin olun ki o lezzetleri sizden çok iyi bilen ve uygulayan Asyalı ya da Fransız Şefler var.

Bugün geçmişe nazaran yeni lezzetleri, trendleri takip etmek çok daha kolay. Merak edin, araştırın. Gerekiyorsa bir lezzetin peşinden gidin ve öğrenin.

Bugün ben ustayım demek kolay değil. Oldukça hızlı değişen bir dünyada yaşıyoruz dolayısı ile günceli takip etmek için hayatınız boyunca çırak ya da öğrenci olmayı kabul ettiğiniz ve mantık sınırlarınızı kaldırıp uluslarası boyuta açtığınızda bakış açınız dolayısı ile siz değişeceksiniz.

Uluslarası boyuta çıkabilmiş çok sayıda Türk Şef var, hedefiniz her daim ileri olmalı. Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınız da ki asil kanda mevcut buna emin olun.

Yeni bir proje var mı? Yoksa ben yapacağım her şeyi yaptım mı diyorsun?

Birçok üst düzey ve uluslarası boyutta projeyi hayata geçirdim. Bu sene içerisinde 5 farklı Michelin Yıldızlı Şeflere örneği dünyada olmayacak şekilde Pop Up Restaurantlar olarak ev sahipliği yaptık. Ben her şeyi yaptım demek bence ölümü kabul etmek anlamına geliyor. Şu an çok sayıda yeni ve örneği olmayan projeyi geliştirme aşamasındayız.

Bu konu da henüz ipucu veremeyeceğim için üzgünüm…

Ercan Yamantürk “Atıksız mutfak, yerel ürünler”

Ercan Yamantürk “Atıksız mutfak, yerel ürünler”

Bir Pause Dergi klasiği olan Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu, Fairmont Quasar Istanbul Executive Chef Ercan Yamantürk oldu. Executive Chef Ercan Yamantürk ile kariyerini ve gelecek planlarını konuştuk. Keyifli okumalar.

Pause Dergi okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısın?

Ben Ercan Yamantürk. Fairmont Quasar Istanbul’un Executive Chef’iyim. Yiyecek-içecek sektöründe 27 yıllık bir deneyime sahibim. Ortaokulda okuduğum yıllarda evde mutfağa girip kendi kendime yapılması kolay yemekler pişirerek, bu işi sevmeye başladım. Bolulu bir ailenin parçası olmam ve çevremde bu işi severek yapan pek çok sayıda ilham kaynağının bulunması, bu mesleğe başlamamda ve severek çalışmaya devam etmemde önemli rol oynamıştır.

Fairmont Quasar Istanbul Executive Chef Ercan Yamantürk Kariyerinizden bahseder misiniz?

Kariyerime 1997 yılında Çırağan Palace Kempinski’de komi olarak başladım. Ardından Four Seasons Sultanahmet’te çalıştım. 2000 yılında tekrar Çırağan Palace Kempinski’ye geçerek burada Chef de Cuisine pozisyonuna yükseldim. Daha sonra Four Seasons Bosphorus’a Executive Sous Chef olarak atandım. Shangri-La Istanbul’da Executive Chef olarak çalıştıktan sonra Mart 2022’de Fairmont Quasar Istanbul ekibine Executive Chef olarak katıldım.

Meslek hayatım boyunca yurtdışında düzenlenen pek çok Türk haftası ve tanıtım organizasyonlarında görev aldım. Türk mutfağı üzerine eğitimler verdim. Ayrıca ülkemizi uluslararası platformlarda temsil etmek üzere birçok genç şefin yetiştirilmesine katkıda bulundum.

Hangi mutfakta kendinizi başarılı buluyor ve o mutfağın bir temsilcisi olduğunuzu düşünüyorsunuz?

Türk mutfağının bendeki yeri çok başka. Türk mutfağı ürün bakımından oldukça zengin bir mutfak ve coğrafi konumu nedeni ile birçok kültürden etkilenip sentezlenmiştir. Ayrıca Japon ve Uzakdoğu mutfağında çalışmak da bana keyif veriyor. Ürünlerin uyumu, yemek yapılırken kullanılan teknik ve yediğiniz zaman beş duyunuza hitap etmesi beni etkiliyor. İtalyan ve Fransız mutfağını da sever ve takip ederim.

Fairmont Quasar Istanbul Executive Chef Ercan Yamantürk

Son dönemlerde hangi mutfak ve ne tür yemekler önde?

Son dönemlerde sağlıklı ve doğal ürünlerin kullanıldığı sürdürülebilir mutfak ön planda. Atıksız mutfak, yerel ürünlerin önemi, vegan ve vejetaryen beslenme, bizim de uzun zamandır üzerinde titizlikle çalıştığımız konular arasında yer alıyor.

Ayrıca yöresel ürünlere olan ilgi de her geçen gün artmakta. Modern bir dokunuşla sunulan geleneksel lezzetler bu dönemde de popülerliğini koruyor.

Yeni nesil mutfak veya yenilenen mutfak hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dünyada beslenme ve yeme içme trendleri her yıl değişiyor. Vegan, raw food ve sağlıklı beslenme akımları neredeyse tüm yemek kültürünü etkisi altına aldı. İşletmeler, sürdürülebilirlik teması ile atıksız mutfak konseptine uygun olarak yerel ve coğrafi işaretli menüler oluşturuyor. Bu konuda biz şeflere de büyük sorumluluk düşüyor. Sürdürülebilir gastronomiye destek vermek için ekibimizi bu konuda eğitmemiz, yemeğin hazırlanma aşamasından başlayarak hiçbir doğal kaynağın boşa harcanmaması için azami önemi göstermemiz gerekiyor.

Fairmont Quasar Istanbul Executive Chef Ercan Yamantürk

Geleneksel Türk mutfağı ve hakkında düşüncelerin?

Türk mutfağı çok farklı kültürlere tanık olmuştur. Bugün bile birbirine en yakın iki şehrin yöresel yemeklerini ve mutfağını incelediğinizde karşımıza birbirinden farklı tarifler ve lezzetler çıkmaktadır. Bu da bize zengin, çok çeşitli ve her kesimden insanın damak tadına hitap eden bir mutfağa sahip olduğumuzu göstermektedir.

Türk mutfağı bana göre değişime açık bir mutfaktır. Teknolojik yenilikler, yeni ürün yelpazesi ve yeni pişirme teknikleri ürünlerin ve reçetelerin özünü değiştirmeden uygulanırsa başarılı sonuçlar verir. Geçmişten bugüne, gerek günlük yaşantımızda beslenmeye verdiğimiz önem gerekse misafirperverliğimiz, yemeklerimizin ve mutfağımızın temel özelliklerinden bazılarıdır.

Şuan mutfağında olduğunuz yerde neler yapıyorsunuz? 

Lezzeti kadar görselliğiyle de öne çıkan tabaklar yaratmaya ve yöresel lezzetleri modern sunumlarla birleştirmeye özen gösteriyorum. Organik, yerel ve taze ürünlerin kullanımı benim için çok önemli.

Her üç restoranda da bu doğrultuda hareket ederek yeni yaz menüleri hazırladık. “Yarının Asyası” konseptli Ukiyo’nun yaz menüsü; özel suşi sunumlarından, tempura karidesli kinoa, deniztarağı ve mühürlenmiş kılıç balığı, Ukiyo usulü dana bonfile ve çıtır ördeğe kadar birbirinden leziz örneklerden oluşuyor. Uzak Doğu’nun otantik lezzetlerini yepyeni teknikler, taze ve benzersiz malzemelerin yaratıcı sunumlarıyla birleştirdik.

Aila’da ise Anadolu’nun dört bir yanından lezzetleri, yöresel malzemeler ve yenilikçi bir yorumla sunuyoruz. Başka hiçbir yerde bulamayacağınız mezelerimiz ve ocak başında pişen lezzetlerimiz konuklarımızı unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor.

Stations’ta ise kahvaltı büfemizi sağlıklı ve vegan ürünlerle zenginleştirdik. Ayrıca, son yıllarda zirveye doğru hızla yol alan sağlıklı beslenme trendlerini de yakından takip ediyor, misafirlerimizin ilgi odağı olan alternatiflere de menülerimizde yer veriyoruz. Her sabah fırından taze çıkan kruvasanlar da misafirlerimizin vazgeçilmezi oldu.

Fairmont Quasar Istanbul Executive Chef Ercan Yamantürk

Yeni bir tabak hazırlarken ilhanımı ve hikâyesini anlatabilir misin?

Bir yemek yaratırken kullandığım ana ürünlerin birbirleriyle uyumlarının yanı sıra destekleyici ürünlerin uyumlarını, misafirlerinin beklentilerini, yeme & içme trendlerini ve orijinal reçetelerini de göz önünde bulunduruyorum. İlgi çekici, yeni ürünler denemeyi ve bunları menü seçeneklerinde bulundurmayı seviyor, mevsimsel ürünlerden ilham alıyorum.

Aşçılık mesleğinde çok değişken dinamiklere sahibiz. Geleneksel tatlar ile harmanladığımız yemekleri modern sunumlar ile birleştirerek ortaya göze hitap eden yeni lezzetler çıkarmaya özen gösteririm.

Yeni şef adaylarına yaratıcı şef olma hakkında bir metodoloji verir misin?

Yemek yapmak birçok insan için zevk, birçok insan için meslektir. Ancak iyi bir şef olmak için yetenek ve bilgili olmanın dışında yemek yapmayı gerçekten sevmek gerekir. Birçok konuda olduğu gibi iyi bir aşçı olmanın da püf noktaları vardır; iyi bir damak zevki, sabırlı olmak, emek harcamak ve tabii ki hiçbir zaman hedeflerinizden vazgeçmemek bunlardan sadece birkaçı. Bu sırları deneyimlerinizle harmanlamak, farklı mutfaklardan ve şeflerden ilham almak ve sürekli sektörü takipte olmak ve dinamik kalmak da iyi bir şef olmanıza yardımcı olur. Yeni lezzetler, yeni pişirme teknikleri denemek ve yeniliklere açık olmak sizi geliştirir, güzel yemek yapabilmeniz için ufkunuzu açar. Neredeyse 360 derece açık bir bakış açısına sahip olmanız da önemlidir, dünya değiştikçe bakış açınız sizin değişikliklere ayak uydurmanızı sağlar.

“Mevsim geçişleri her zaman bende yeni yemek yapma arzusu uyandırıyor”

Mert Yalçıner

“Mevsim geçişleri her zaman bende yeni yemek yapma arzusu uyandırıyor”

Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu Alma’nın yenilikçi şefi Mert Yalçıner oldu. Şef Mert Yalçıner ile kariyerini ve mutfak deneyimlerini konuştuk. Keyifle okumalar…

Pause Dergi okurlarına kısa kendinizi tanıtır mısınız?          

İlk röportajımı sizin gibi değerli bir şefimle yaptığımdan dolayı mutluluk duyuyorum.

Aslen Tokat doğumluyum, Yalova’da büyüdüm diyebilirim. 31 yaşındayım, turizm lisesi daha sonra aşçılık üzerine üniversite okudum. Birinci nesil şefim, mutfakla tanışmam 13 yaşında Yalova uygulama otelin de oldu. Kendimi o an mutfağa ait hissettim. İlk tutkumu orada fark ettim diyebilirim.

Mert Yalçıner “Mevsim geçişleri her zaman bende yeni yemek yapma arzusu uyandırıyor” Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu Alma’nın yenilikçi şefi Mert Yalçıner oldu. Şef Mert Yalçıner ile kariyerini ve mutfak deneyimlerini konuştuk. Keyifle okumalar… Pause Dergi okurlarına kısa kendinizi tanıtır mısınız? İlk röportajımı sizin gibi değerli bir şefimle yaptığımdan dolayı mutluluk duyuyorum. Aslen Tokat doğumluyum, Yalova’da büyüdüm diyebilirim. 31 yaşındayım, turizm lisesi daha sonra aşçılık üzerine üniversite okudum. Birinci nesil şefim, mutfakla tanışmam 13 yaşında Yalova uygulama otelin de oldu. Kendimi o an mutfağa ait hissettim. İlk tutkumu orda fark ettim diyebilirim. İlk profesyonel deneyiminiz ve kariyerinizden bahseder misiniz? İlk olarak Çırağan Sarayı Laledan restoranda başladım. Laledan’dan sonra Şişhane’de bulunan Bird restoranda kariyerime devam etmeye başladım. Meslek hayatım da beni çok etkileyen bir deneyimdi. Uzakdoğu mutfağıyla modern mutfağın birleştiği popüler kültüre uygun yemeklerin yapıldığı bir restorandı. Daha sonra Bodrum Türkbükü Miam restoranda deniz ürünleri üzerine mesleğimi geliştirdim. İlk mutfak şefliği görevinide Miam’da üstlendim. Türkbükü’nde olmamın sebebiyle, Maçakızı otelde çalışma şansı buldum. İlk gastronomi mutfakla, gerçek yemeklerle ve büyüleyici lezzetlerle Maçakızı’ da tanıştım. Tutkumun ve heyecanımın en üst düzeye ulaşması Aret Sahakyan Şefle tanışarak oldu. Kendisinin mesleğime kattığı bilgi ve birikim sayesin de Yılmaz Öztürk şefle Mürver Restaurantta çalışma fırsatı doğdu. Maçakızı’ndaki heyecanım ve tutkum Yılmaz Öztürk şefin mürver restoranıyla artık en üst seviyesine ulaştı. Daha sonrasında covid19 sebebiyle Bodrum Loft otel hayatıma girdi. Burada Yılmaz Öztürk şefle birlikte yeni bir gastronomi yolculuğuna başladık. Loft otel profesyonel anlam da ilk chefliğimdi. Her hafta yeni bir menü ile misafirlerimize inanılmaz lezzetler sunuyorduk. Şuan ise bütün birikimim ve bilgimle Alma restaurantın mutfağıyla ilgileniyorum. Açık ateş ve yemekteki ruhu Yılmaz Öztürk şeften öğrendim diyebilirim. Meslek hayatımda Yılmaz şefle çalışmak çok büyük bir keyif ve inanılmaz bir deneyimdi. Kendisinin bana kattığı her şey için çok minnettarım. Alma Restaurant Side’ den bahseder misiniz? Toroslar ve deniz beni heyecanlandırıyor. Yabancı misafirlerin gelmesi benim için bir şans Alma restaurantta modern Türk mutfağını yansıtacağımız için de ayrıca heyecan duyuyorum. Yerli misafirlerimiz içinde yerel üreticilerden aldığımız ürünlerin mutfağımız da açık ateşte ve farklı teknikler kullanarak pişireceğimiz yemekleri tatmaları beni sabırsızlandırıyor. Yeni başlayacak genç şef arkadaşlara öneriniz var mı? Her daim araştırmacı, yenilikçi olmak. Mutfağımızı dünya standartlarına taşımak ve yerel üreticilerimize destek olmalarını öneriyorum. Yeni bir tabak hazırlarken ilham nasıl geliyor? Yeni bir yemek üretirken dikkat ettiğim konular, mevsim geçişleri, bulunduğum bölge ve mutfağımın kimliği. Mevsim geçişleri her zaman bende yeni yemek yapma arzusu uyandırıyor. Pazardaki yerel üretici yeni yemek konusunda bana ilham ve heyecan veriyor. Edindiğim bilgi ve tecrübe bu ürünlerle yeni yemekleri üretmemi kolaylaştırıyor. Pazar alışverişinden sonra hayal ettiğim yemeklerimi mutfağımda deneyerek yeni yemekler yapmak tutkumu yükseltiyor ve buda tabaklarıma yansıyor. Alma’nın farkı nedir? Alma’ da ise menü değişimini ayda bir yapmayı planlıyorum. Buda beni ve mutfağımı her daim diri tutuyor. Aylık menü geçişlerin de mutfak ekibimin genç ve dinamik olması işleri kolaylaştırıyor benim açımdan. Her daim onların enerjilerine ve tutkularına ihtiyaç duyuyorum. Bahçemizden taze baharatları, anlaştığımız tarla sahiplerinden domates çeşitleri, kuşkonmaz, yabani mantarlar ve acı otlar yeni yemekler için geniş bir yelpaze sunuyor. Ay bitmeden yeni yemekler üretilip bitiminde onların menüye girip misafirlerin beğenisine sunmak Alma mutfağının misyonudur. Alma’nın en vurucu lezzeti? Tek bir tabakta bunu belirtmek diğer yemeklerimize biraz haksızlık olur. Konseptimiz gereği açık ateşte ve taş fırından çıkan yemekler misafirlerimize güzel deneyimler sunacaktır. Tuna tartar & ısırgan mücver, Açık ateşten uykuluk & morel, deniztarağı & süt mısır makarna, lahos yanak & mürekkep kuskus, benim Alma için favori yemeklerim. Tabi ki etlerimizi anlatmadan olmaz, laparrillade. Turco çiftliğinde Alma için yarı açık yarı kapalı beside yetiştirilen %80 düve Fransız anguslar odun ateşin de pişirilerek misafirlerimize sunuluyor.

İlk profesyonel deneyiminiz ve kariyerinizden bahseder misiniz?

İlk olarak Çırağan Sarayı Laledan restoranda başladım. Laledan’dan sonra Şişhane’de bulunan Bird restoranda kariyerime devam etmeye başladım.  Meslek hayatım da beni çok etkileyen bir deneyimdi.

Uzakdoğu mutfağıyla modern mutfağın birleştiği popüler kültüre uygun yemeklerin yapıldığı bir restorandı. Daha sonra Bodrum Türkbükü Miam restoranda deniz ürünleri üzerine mesleğimi geliştirdim. İlk mutfak şefliği görevinide Miam’da üstlendim. Türkbükü’nde olmamın sebebiyle, Maçakızı otelde çalışma şansı buldum. İlk gastronomi mutfakla, gerçek yemeklerle ve büyüleyici lezzetlerle Maçakızı’ da tanıştım. Tutkumun ve heyecanımın en üst düzeye ulaşması Aret Sahakyan Şefle tanışarak oldu. Kendisinin mesleğime kattığı bilgi ve birikim sayesin de Yılmaz Öztürk şefle Mürver Restaurantta çalışma fırsatı doğdu. Maçakızı’ndaki heyecanım ve tutkum Yılmaz Öztürk şefin mürver restoranıyla artık en üst seviyesine ulaştı. Daha sonrasında covid19 sebebiyle Bodrum Loft otel hayatıma girdi. Burada Yılmaz Öztürk şefle birlikte yeni bir gastronomi yolculuğuna başladık. Loft otel profesyonel anlam da ilk chefliğimdi. Her hafta yeni bir menü ile misafirlerimize inanılmaz lezzetler sunuyorduk. Şuan ise bütün birikimim ve bilgimle Alma restaurantın mutfağıyla ilgileniyorum.

Açık ateş ve yemekteki ruhu Yılmaz Öztürk şeften öğrendim diyebilirim. Meslek hayatımda Yılmaz şefle çalışmak çok büyük bir keyif ve inanılmaz bir deneyimdi. Kendisinin bana kattığı her şey için çok minnettarım.

Alma

Alma Restaurant Side’ den bahseder misiniz?

Toroslar ve deniz beni heyecanlandırıyor. Yabancı misafirlerin gelmesi benim için bir şans Alma restaurantta modern Türk mutfağını yansıtacağımız için de ayrıca heyecan duyuyorum.

Yerli misafirlerimiz içinde yerel üreticilerden aldığımız ürünlerin mutfağımız da açık ateşte ve farklı teknikler kullanarak pişireceğimiz yemekleri tatmaları beni sabırsızlandırıyor.

Yeni başlayacak genç şef arkadaşlara öneriniz var mı?

Her daim araştırmacı, yenilikçi olmak. Mutfağımızı dünya standartlarına taşımak ve yerel üreticilerimize destek olmalarını öneriyorum.

Yeni bir tabak hazırlarken ilham nasıl geliyor? 

Yeni bir yemek üretirken dikkat ettiğim konular, mevsim geçişleri, bulunduğum bölge ve mutfağımın kimliği. Mevsim geçişleri her zaman bende yeni yemek yapma arzusu uyandırıyor. Pazardaki yerel üretici yeni yemek konusunda bana ilham ve heyecan veriyor. Edindiğim bilgi ve tecrübe bu ürünlerle yeni yemekleri üretmemi kolaylaştırıyor. Pazar alışverişinden sonra hayal ettiğim yemeklerimi mutfağımda deneyerek yeni yemekler yapmak tutkumu yükseltiyor ve buda tabaklarıma yansıyor.

Alma

Alma’nın farkı nedir?

Alma’ da ise menü değişimini ayda bir yapmayı planlıyorum. Buda beni ve mutfağımı her daim diri tutuyor. Aylık menü geçişlerin de mutfak ekibimin genç ve dinamik olması işleri kolaylaştırıyor benim açımdan. Her daim onların enerjilerine ve tutkularına ihtiyaç duyuyorum. Bahçemizden taze baharatları, anlaştığımız tarla sahiplerinden domates çeşitleri, kuşkonmaz, yabani mantarlar ve acı otlar yeni yemekler için geniş bir yelpaze sunuyor. Ay bitmeden yeni yemekler üretilip bitiminde onların menüye girip misafirlerin beğenisine sunmak Alma mutfağının misyonudur.

Alma

Alma’nın en vurucu lezzeti?

Tek bir tabakta bunu belirtmek diğer yemeklerimize biraz haksızlık olur.

Konseptimiz gereği açık ateşte ve taş fırından çıkan yemekler misafirlerimize güzel deneyimler sunacaktır. Tuna tartar & ısırgan mücver, Açık ateşten uykuluk & morel, deniztarağı & süt mısır makarna, lahos yanak & mürekkep kuskus, benim Alma için favori yemeklerim. Tabi ki etlerimizi anlatmadan olmaz, laparrillade. Turco çiftliğinde Alma için yarı açık yarı kapalı beside yetiştirilen %80 düve Fransız anguslar odun ateşin de pişirilerek misafirlerimize sunuluyor.