Yazılar

Chef Selami Güleryüz “Boş zamanlarımda küçük esnaf lokantalarını dolaşırım”

Chef Selami Güleryüz “Boş zamanlarımda küçük esnaf lokantalarını dolaşırım” 

Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu The Ritz – Carlton, Istanbul Executive Chef’i Selami Güleryüz oldu. Chef Selami Güleryüz ile kariyerini ve mutfak deneyimlerini konuştuk. Keyifle okumalar…

Selami Güleryüz

Pause Dergi okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısın?

Swiss Otel The Bosphorus Chef’s School –İstanbul mezunuyum. 1991 yılında Swiss Otel’de mesleğe başladım. Bütün dünya mutfaklarının yer aldığı bir görevle 9 yıl çalıştım. 1999’dan itibaren farklı bir deneyimle restoran mutfaklarında görev yapmayı tercih ettim. 1999-2001 arasında Chinewhite, Laila, Susam ve Çapa restoranlarının açılışlarından itibaren ekiplerinde yer aldım.

Kariyerinizden bahseder misiniz?

2001 yılında The Ritz-Carlton, İstanbul’a transfer olarak kariyerime devam ettim. Otelin açıldığı ilk günün heyecanı sürdürerek ve her sezon yeniliklerimizle misafirlerimize özel lezzetler sunmaya devam ediyoruz.

 Hangi mutfak kendinizi başarılı buluyor ve o mutfağın bir temsilcisi olduğunuzu düşünüyorsunuz?

Söz konusu yemek ve mutfak sanatları olunca birini diğerinden ayırmak haksızlık olur diye düşünüyorum. Her kültürün kendine özgü tatları edinmek çok keyifli olmakla beraber içinde barındırdığı kendine özgü kültürü de yansıtıp, o yere ait kendine has duyguları yaşatması da ayrı bir deneyim oluyor. Ama bütün bunların yanında vazgeçemediğim lezzetlere ve çok kültürlü bir yelpazeye sahip olmasından dolayı ilk tercihimi Türk mutfağı tarafından kullanmamda bir sakınca yok diye düşünüyorum.

The Ritz – Carlton, Istanbul

Son dönemlerde hangi mutfak ve ne tür yemekler önde?

Son dönemlerde Türk mutfağı öndedir. Türkiye, coğrafyasındaki Türk yemeklerinin tanıtımında inanılmaz yol kat etmesi, yemeklerin orijinal tatları ve tarifleri bozulmadan, tabak dizaynı ve sunumlarının modernleştirerek güzelleştirilmesi çok büyük bir etkendir.

Yeni nesil mutfak veya yenilenen mutfak hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yeni nesli bizim zamanımızla kıyaslandığında, çok şanslı bir nesil olarak nitelendiriyorum.

Yeni mutfak dizaynları, son teknoloji avantajlarını da kullanarak her zaman yeni bilgilere yeni mutfak deneyimlerine sahip oluyorlar. Teknoloji dünyasını ceplerinde taşıyorlar.

Şuan mutfağında olduğunuz yerde neler yapıyorsunuz? Geleneksel Türk mutfağı ve hakkında düşüncelerin?

Biz The Ritz-Carlton, Istanbul’da mevsimlere göre menüleri oluşturuyoruz. Her mevsimin kendine has lezzetlerinin olduğu bu güzel toprakların ürünlerini öne çıkarmayı seviyoruz. Misafir portföyümüzün büyük bir çoğunluğu yabancı ziyaretçilerden oluşuyor. Bu yüzden güneşin, toprağın ve ateşin tadı Anadolu’nun dört bir köşesine özel lezzet keşifleri yapıyoruz.

Doğudan batıya güneyden kuzeye orijinal reçeteleriyle tüm Türkiye’nin lezzetlerini aynı menüde buluşturmak amacıyla Atölye Restaurant’ımızı yeniledik. Anadolu mutfağının en güzel örneklerini hem lokal hem de dünyanın birçok ülkesinden gelen misafirlerinin deneyimine sunuyoruz. Yerel üreticilerden mevsimine uygun taze malzemeler kullanılarak oluşturulan Atölye’nin menüsü, özlenen her bir geleneksel lezzeti en özel ve orijinal tariflerle günümüze ve yeni nesillere aktarıyor.

The Ritz-Carlton-Istanbul

Yeni bir tabak hazırlarken ilhamını ve hikâyesini anlatabilir misin?

Yeni bir tabak veya menüye koymayı düşündüğümüzde mevsimsel ürünleri göz önüne alarak, mevsiminde sahaya çıkarak neler var diye araştırırım. Gittiğimiz bölgenin pazarını, köylerini gezerim.

Nerde ne yiyebilirim diye araştırırım çoğu kimsenin gitmediği veya uğramadığı küçük esnaf lokantalarında 3-5 çeşit, hatta 1 çeşit yemek yapan yerlerdeki hazineleri keşfederim.

Gerçekten Türkiye coğrafyasındaki illerde köylerde ilçelerde çok lezzetli yapılan, geçmişten bugüne kadar lezzetten ödün verilmeyen tariflerle karşılaşıyorum. Bunların bazılarını menüme taşıyorum.

Her yemeğin bir çıkış hikayesi vardır ya yokluktan ya bolluktan çıkmıştır. Örneğin bir kış günü mantar toplamaya gittiğimizde çok üşümüştük. Köye döndüğümüzde Makbule Teyze bizim için mantar çorbası yaptı gerçekten mantar çorbası mı, işkembe çorbası mı içtiğimi anlayamadım. O kadar lezzetliydi ki ilk aklıma gelen mantar çorbası değil de işkembe çorbası içtiğimizdi. İşte bu Makbule Teyzenin annesinden öğrendiği tarifle yaptığı yoğurtlu mantar çorbasını menümüze koyduğumuz günden beri değiştiremiyoruz artık çorbanın müdavimleri oldu.

 Yeni şef adaylarına yaratıcı şef olma hakkında bir metodoloji verir misin?

Yeni şef adaylarının öncelikle sabırlı olmaları birden her şeyi yaparım mantığından çıkıp öğrenmeleri gereken mesleki bilgileri alıp kendilerini geliştirmeliler. Ürünlere nasıl ulaşabileceklerini ve eşleştirme tatlarını çok iyi analiz etmeliler. Bir bilgiyi düşünceyi hangi ürünle katkı sağladığı ya da kendisini nasıl geliştirdiği önemlidir. Bir yol haritası belirlemesi yaratıcı bir şef olma yolunda başarıyı giden bir yoldur.

“Fransızların şaraplı armut tatlısı var, neden rakılı armut tatlısı olmasın”

Tuncay Gülcü “Fransızların şaraplı armut tatlısı var, neden rakılı armut tatlısı olmasın”

Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu Chayote’nin yenilikçi şefi Tuncay Gülcü oldu. Şef Tuncay Gülcü ile kariyerini ve mutfak deneyimlerini konuştuk. Keyifle okumalar…

Tuncay Gülcü şef, okurlarımıza kendini tanıtır mısın? Mutfağa nasıl takıldın?

Merhaba Pause Dergi okurları. Baba tarafından Antalyalı, anne tarafından da Muğlalıyım. Bu iki bölgenin arasında kalan yer tarihte Likya uygarlığının tam ortasındanım. Bu yüzden aslen Likyalıyım.

Eğitim hayatıma sanat tarihi okuyarak başladım, yarıda bırakıp sinema bölümünü okuyup bitirdim. Bir süre film ve dizi setlerinde yönetmen yardımcılığı yaptım. Aynı zamanda kendi filmsel üretimlerimi de yapmaya devam ettim. Yaş 30 olduğunda da aşçılık okuluna gidip mutfağa girdim. Aslında ilk etapta düşüncem mutfak kariyeriyle ilgili profesyonel bir gelecek değildi. Kendi görsel işlerime farklı bir bakış açısı katmak için aşçılık okuluna başlamıştım ancak okul sürecinde kararım değiştirip mutfakta kalmaya karar verdim.

Tuncay Gülcü

Tuncay Gülcü

Kariyerin ilk iş tecrübeni doğru kronolojide paylaşır mısın?

Mutfağa 2014 yaz alancha alaçatı (staj), 2014-2015 alancha istanbul (arge departmanı), 2016 şiraz moda (chef), 2017 drinkNbite (kişisel proje) (chef&owner), 2020 Nomadic Supper (pop-up restoran projesi)(chef&owner), 2022 Chayote Kaş (chef&owner), Chayote yeni ve en önemli projem.

Chayote’den bahsedebilir misin?

Öncelikle anlamından başlayayım isterim. Antalya bölgesinde dikenli kabak adında bir tür kabak tüketilir bu ürün sıcak iklimlerde yetişip tüketilen bir kabak türüdür aslen ve adı chayote’dir.

Çocukluğumdan beri evimizde tüketilen dikenli kabağı hem tüketmeyi hem hazırlamayı çok sevdiğim için mekanımın adını da chayote olarak belirledim. Kaş’ın yarımada bölgesinde plajı, barı ve restoranı olan bir yer burası. Akşam menüsü imza yemeklerim ile Akdenizli, Egeli yerel mutfağın keyifli yorumları ile beraber mevsimlik değişen bir şekilde yürüyor. Olmazsa olmazlarım Hibeş, oğlak tandır, tirmis favası, rakılı armut tatlısı, tahin mus ve adını sığdıramadığım onlarca yemeğim bu mekanın menüsünde var olmaya devam edecekler.

Chayote

Senin yemeğini yedim. Ama sem kendini nasıl tanımlarsın? Nasıl bir lezzet kategorisi? Nasıl bir stil? Ana karakteri nasıldır mutfağının?

Lokal malzeme ve lokal mutfak kültürü üzerine kurulu benim mutfak anlayışım. Bu üç farklı yol haritası üç farklı anlayış çıkartıyor aslında. Birincisi yerel malzeme ile enternasyonal bir mutfak ürününü yeniden üretme, ikincisi yerel bir yemeğin üretim sürecini değiştirip farklılaştırmak; üçüncüsü ise bulduğum yerel ve özel ürünlerle farklı ve yeni bir yemek üretmek.

Bu noktalardan bakacak olursak mutfağım bir inovasyon çizgisi üzerinde duruyor. Bir kaç örnek verecek olursam. Fransızların şaraplı armut tatlısı vardır mesela, bu armuttu biz neden rakılı yapmayalım diyerek yola çıktığım ve fümelenmiş yoğurt mus ile servis ettiğim bir ‘Rakılı armut tatlısı’ var mesela.

Başka bir örnek de erişte için verilebilir. El kesmesi erişteyi kavurup su ile pişirmek yerine, hazırladıktan sonra kombu yosunu ile demlediğim bir mantar stok ile pişirip Bergama tulum peyniri ile bağlayarak servis ediyorum. Karidesi ızgaralayıp portakal suyunu ve esmer tereyağını bağlayıp servis ettiğim bir tabak daha var. Mesela ve yine benzer bir şekilde bizim sokak atıştırmalığımız olan tirmisten baklanın bir tür olmasından kaynaklı daha önce hiç yapılmamış olan Bu ve benzeri onlarca farklı şekilde hazırlanmış bir skalam var.

Chayote

Antalya diye mutfağı halen ulusal veya küresel bilinmeyen bir bölgenin kreatif mutfağını yaratıyorsun. Bu çok değerli bir kavram bunu biraz açar mısın? Nasıl bir ARGE nasıl bir ÜRGE ye dönüşüyor?

Az önce de belirttiğim gibi var olan bir yemeği yeniden yorumlamak ve bulduğum bir ürünü farklı şekillerle ve tekniklerle birleştirip yeni bir yemek yaratmak üzerine kurulu bir mantığım var. Nasıl olduğunu tam olarak tarif etmesi zor aslında. Bu süreç tamamen ürünü ya da yemeği tattığımda bundan şöyle bir şey olur diyerek ortaya attığım içsel bir dürtüyle oluşuyor bir nevi refleks diyebiliriz buna.

Bazen ilk aklıma gelen fikri denediğimde çok güzel bir sonuç alıyorum bazen de bir dizi ekleme ile zaman içinde geliştiriyorum.

Ayrıca bölgemdeki yemeğin ve malzemenin nasıl bir hikayesi ve nasıl bir yolculuğu olduğunu bildiğim için ben de bu hikayeye, bu yolculuğa kendimce bir iki kelime ekleyebiliyorum. Yani aslında işin özü bilmekten araştırmaktan geçiyor. Temel ilkelerini ve geçmişini bilmediğiniz herhangi bir şeyi geliştirip büyütmeniz mümkün değil hiç bir şekilde.

Chayote

Konsept restoran olgusunda genç şeflere ne tavsiye ediyorsun? Nelerden esinlenmeliler? Hikayeleri ne olmalı?

Öncelikle yaptığınız her işte, her projede kendi hayatınızın mutlaka bir izi olmalı. Her insan gözlerini dünyaya açtığı andan son nefesini verdiği ana kadar yaşadığı her şeyi hafızasında tutar. Bu aslında hayat deneyimidir. Gençlere bu anlamda en büyük tavsiyem hayat deneyimlerini geliştirmeleri. Okumaları, araştırmaları, izlemeleri, denemeleri, gezmeleri ve anlamaya çalışmaları gerekli. Özellikle genç yaşlardan itibaren ne kadar çok deneyime sahip olurlarsa meslek hayatlarında ileriye dönük olarak o kadar başarılı olurlar. Bütün bu deneyimle beraber kendi köklerini kendi hikayelerini birleştirmeyi de becerebilirlerse gerisi çorap söküğü gibi gelir zaten. Ve unutulmaması gereken en önemli şey, imkansız diye bir şeyin olmadığıdır. Kendi potansiyelinizi bildiğinizde bunu da hayat deneyimizle birleştirdiğinizde imkansız yoktur.