Yazılar

Tual’den Yeni Single: “Akşamüstü”

1995 yılından bu yana Türkçe müziğin hafızasında kendine özgü bir yer edinen Tual, yeni single çalışması “Akşamüstü” ile dinleyicileriyle yeniden buluşuyor. Sözü ve müziği İzzet İskender Timur Türsen imzası taşıyan şarkı, geçmişin izlerini bugünün duygusuyla birleştirerek romantik bir hikâye anlatıyor.

Yarım kalmış hayaller ve zamana karışan hatıraların izinde ilerleyen parça, dinleyiciyi tanıdık ama derin bir duygu yolculuğuna davet ediyor. Tual, yıllar içinde şekillenen kendine has müzikal dilini korurken, sadeliğin içinden süzülen güçlü bir ifade alanı yaratıyor. Melankolik dokusu şarkı boyunca hissedilirken, pop-rock altyapı bu duyguyu taşıyan sağlam bir zemin oluşturuyor.

“Akşamüstü”, Avrupa Müzik etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında.

#Tual #Akşamüstü #YeniSingle #TürkçeMüzik #RomantikHikaye #PopRock #AvrupaMüzik #MüzikHaberi #DijitalPlatformlar #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Güçlü olmak her zaman dimdik durmak değildir; bazen en büyük güç, kırıklığı kabul etmektir.”

 Türk pop müziğinin güçlü kadın seslerinden Reyhan Karaca, yıllardır sahnede ve stüdyoda kendine özgü yorumuyla iz bırakıyor. Duygularını olduğu gibi aktaran, sahiciliğiyle dinleyicinin kalbine dokunan Karaca, yeni albümüyle müzik yolculuğuna içten bir sayfa daha ekliyor. “Ağla Gönlüm” şarkısıyla kırgınlık, kabulleniş ve içsel vedalaşmayı anlatan sanatçı, kariyerinde kadın olmanın getirdiği zorluklara rağmen kendi sesini duyurmayı başarmış, özgünlüğüyle pop müziğin en özel isimlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Röportaj: Ahu Çağdaş

Reyhan Karaca

Yeni albümünüzün hazırlık süreci nasıl geçti, sizi en çok hangi duygu yönlendirdi? 

“Ağla Gönlüm” aslında bir şarkıdan fazlası… benim içimde uzun zamandır susturduğum bir duygunun dışarı çıkma hali. Bu süreçte kendime şunu sordum: “Gerçekten ne hissediyorum?”

Cevap çok netti: Kırgınlık, kabulleniş ve biraz da içsel bir vedalaşma…

Bu şarkıyı söylerken hiçbir şeyi süslemedim. Çünkü bazı duygular vardır ya olduğu gibi anlatırsın ya da hiç anlatamazsın. “Ağla Gönlüm” tam olarak öyle bir şarkı benim için…

Albümdeki şarkılarınızda hangi temaları öne çıkarmak istediniz? 

“Ağla Gönlüm”le birlikte aslında şunu anlatmak istedim: Güçlü olmak, her zaman dimdik durmak değildir. Bazen en büyük güç, içindeki kırıklığı kabul etmektir.

Bu şarkıda aşk var ama acının içinden geçen bir aşk… Gurur var ama sessiz bir gurur… Ve en önemlisi, insanın kendiyle yüzleşmesi var.

Çünkü insan en çok, sustuğu yerde yoruluyor. Ben bu şarkıda o suskunluğu konuşturdum.

Reyhan Karaca

Bugünün müzik dünyasında kadın sanatçıların sesini duyurması sizce nasıl bir yol izliyor? 

Eskiden kapılar daha kapalıydı, şimdi anahtarlar çoğaldı ama rekabet de çok büyüdü. Kadın sanatçılar artık daha görünür ama aynı zamanda daha çok sınanıyor. Yine de sesini gerçekten bilen bir kadın, eninde sonunda duyuluyor.

90’lardan bugüne pop müzikte kadın sanatçı olarak yol almak nasıl bir deneyim oldu? 

Çok şey gördüm, çok şey öğrendim. 90’lar daha saf ama daha zor bir dönemdi. Şimdi her şey daha hızlı ama daha yüzeysel. Ben o iki dünyanın arasında kalmadım, ikisini de içimde özümsedim.

Erkek sanatçıların daha çok ön planda olduğu bir piyasada, kendi sesinizi duyurmak için hangi yolları denediniz? 

Hiç kimsenin gölgesinde durmamayı seçtim. Kendi hikâyemi anlattım, kendi duygumla söyledim. Çünkü taklit edilen değil, hissedilen kalıyor.

Kariyerinizde sizi en çok zorlayan dönem hangisiydi, nasıl aştınız? 

Sessiz kaldığım dönemler… İnsan unutulduğunu sanıyor ama aslında kendini yeniden kuruyor. Ben o dönemlerde müziğe değil, kendime yatırım yaptım. Sonra zaten her şey yerine oturdu.

Reyhan Karaca

Pop müzikte kadın sanatçı olmanın en büyük avantajı ve dezavantajı sizce nedir? 

Avantajı şu: Duyguyu çok derin anlatabiliyoruz. Dezavantajı ise sürekli görünüş üzerinden değerlendiriliyor olmak. Ses ikinci plana atılabiliyor bazen.

Güzellik, kıyafet, sahne imajı gibi konularda kadınların erkeklere göre daha fazla baskı altında olduğunu düşünüyor musunuz? 

Kesinlikle. Kadın sahneye çıkınca önce nasıl göründüğüne bakılıyor. Erkek sahneye çıkınca ne söylediğine. Bu çok net bir fark. Bu yüzden de hep kendimi yeniledim ve hâlâ yeni çıkmış bir şarkıcı gibi heyecanla yenilikleri takip ediyorum.

Bu baskılarla başa çıkmak için kendi yöntemleriniz neler? 

Kendime şunu söyledim: “Beğenilmek için değil, kendim olmak için varım.” O noktadan sonra hiçbir yorum insanı yıkamıyor.

Kadın sanatçı olarak sahnede kendinizi ifade ederken en özgür hissettiğiniz an hangisi oldu? 

Şarkının içinde kaybolduğum an… O an ne kamera var ne seyirci ne de yargı. Sadece ben ve müzik kalıyoruz.

Günlük hayatınızda müziğin dışında sizi en çok besleyen şey nedir? 

Yalnız kalabilmek… Sessizlik benim en büyük ilhamım. Bir de hayata dışarıdan bakabilmek.

Reyhan Karaca

Kadın sanatçı olarak toplumdan aldığınız destek ve eleştiriler arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? 

Destek motive eder, eleştiri büyütür. Ama ikisini de dozunda almak gerekiyor. Çünkü ikisi de insanı yanlış yere götürebilir.

Genç kadın müzisyenlere en önemli tavsiyeniz ne olurdu? 

Kimseye benzemeye çalışmasınlar. Çünkü en güçlü şey, insanın kendi sesidir.

Yeni albüm sonrası müzik yolculuğunuzda hangi projeler sizi heyecanlandırıyor? 

Daha sahici, daha çıplak işler yapmak istiyorum. Belki akustik projeler, belki sürpriz iş birlikleri… Ama hepsinde tek şartım var: Gerçek olması. Daha çok şarkı üretip daha fazla kitlelere ulaşmak istiyorum.

Dijital çağda kadın sanatçıların kendilerini ifade etme imkânları sizce nasıl değişti? 

Artık kimseye ihtiyaç duymadan sesini duyurabiliyorsun. Ama bu sefer de gürültünün içinden sıyrılman gerekiyor. Yani özgürlük arttı ama mücadele şekil değiştirdi.

Hayalinizdeki sahne veya iş birliği nedir? 

Aslında benim için hayal artık büyük sahnelerden çok, doğru duyguyu paylaşabildiğim anlar…

Uzun zamandır içimde olan bir şey var: Genç meslektaşlarımla bir araya gelip birlikte üretmek. Onların enerjisiyle benim birikimimin buluştuğu, samimi ve sahici projeler yapmak istiyorum.

Bir de yıllardır ertelediğim bir şey… o düet meselesi.

Doğru zamanı, doğru sesi bekledim hep. Artık hissediyorum, o zamanı geldi. İçime sinen, gerçekten kalpten bir düet yapmak ve onu hayata geçirmek istiyorum. Çünkü bazen iki ses, tek başına anlatamadığını çok daha derin anlatabiliyor.

Reyhan Karaca

#ReyhanKaraca #AğlaGönlüm #YeniAlbüm #PopMüzik #KadınSanatçılar #MüzikRöportaj #PauseDergi #TürkMüziği #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş

Nisan 2026 burç yorumları

Koç (21 Mart–19 Nisan)

Ayın ilk üç haftası sizin için parlayacağınız dönem. Dolunay (1 Nisan) ihtiyaçlarınızı dile getirme cesareti veriyor. Mars (9 Nisan) enerjinizi artırırken, 13’ünde karar vermekten kaçının. Merkür (14 Nisan) özgüveninizi yükseltiyor. Yeni Ay (17 Nisan) görünümünüzü yenilemek için ideal. Güneş (19 Nisan) para alanınıza geçiyor, gelir artışı mümkün. Uranüs (25 Nisan) İkizler’e geçerek sezgilerinizi güçlendirecek.

Boğa (20 Nisan–20 Mayıs)

Ay sakin başlıyor. Dolunay (1 Nisan) iş görevlerini sonlandırıyor. 13’ünde şanslı bir gün, beklenmedik kazançlar olabilir. Yeni Ay (17 Nisan) kendinize zaman ayırın. Güneş (19 Nisan) burcunuza geçiyor, özgüveniniz artıyor. Uranüs (25 Nisan) finansal dalgalanmalara işaret ediyor, bütçenizi sağlam tutun.

İkizler (21 Mayıs–20 Haziran)

Ayın başında sosyal hayatınız hareketli. Dolunay (1 Nisan) romantik fırsatlar getiriyor. Mars ve Merkür (9–14 Nisan) sosyal enerjinizi yükseltiyor. Yeni Ay (17 Nisan) parti vermek için ideal. 20 Nisan pazarlık için en iyi gün. Venüs (24 Nisan) çekiciliğinizi artırıyor. Uranüs (25 Nisan) yedi yıllık bir değişim başlatıyor.

Yengeç (21 Haziran–22 Temmuz)

Kariyeriniz öne çıkıyor. Dolunay (1 Nisan) köklerinizi hatırlatıyor. Mars (9 Nisan) hırsınızı artırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) yeni iş fırsatları getiriyor. Güneş (19 Nisan) sosyal hayatınızı canlandırıyor. Uranüs (25 Nisan) içsel dönüşüm sürecini başlatıyor.

Aslan (23 Temmuz–22 Ağustos)

Dolunay (1 Nisan) kısa seyahatler, Yeni Ay (17 Nisan) uzun yolculuklar için uygun. Mars ve Merkür (9–14 Nisan) macera isteğinizi artırıyor. Güneş (19 Nisan) kariyerinizi öne çıkarıyor. Venüs (24 Nisan) romantizmi güçlendiriyor. Uranüs (25 Nisan) sosyal çevrenizi genişletiyor.

Başak (23 Ağustos–22 Eylül)

Dolunay (1 Nisan) bütçenizi gözden geçirin. Mars ve Merkür (9 Nisan) mali konularda sorumluluk getiriyor. Yeni Ay (17 Nisan) yeni gelir fırsatları sunuyor. Güneş (19 Nisan) seyahat planlarını gündeme getiriyor. Uranüs (25 Nisan) iş hayatınızda sürprizler getirebilir.

Terazi (23 Eylül–22 Ekim)

Dolunay (1 Nisan) ilişkilerde denge sağlıyor. Mars ve Merkür (9 Nisan) tartışmalara yol açabilir. 13 Nisan aşk ve seyahat için şanslı. Yeni Ay (17 Nisan) yeni ortaklıklar için ideal. Uranüs (25 Nisan) seyahat fırsatlarını artırıyor.

Akrep (23 Ekim–21 Kasım)

Dolunay (1 Nisan) dinlenme zamanı. Mars ve Merkür (9 Nisan) iş yoğunluğunu artırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) sağlık düzeni için uygun. Güneş (19 Nisan) ilişkileri öne çıkarıyor. Uranüs (25 Nisan) finansal sürprizler getirebilir.

Yay (22 Kasım–21 Aralık)

Dolunay (1 Nisan) sosyalleşme fırsatı. Mars ve Merkür (9 Nisan) aşk hayatınızı hareketlendiriyor. Yeni Ay (17 Nisan) romantik başlangıçlar için ideal. Güneş (19 Nisan) işte liderlik getiriyor. Uranüs (25 Nisan) özgürlük ihtiyacınızı artırıyor.

Oğlak (22 Aralık–19 Ocak)

Dolunay (1 Nisan) başarı getiriyor. Mars ve Merkür (9 Nisan) ev işlerini hızlandırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) gayrimenkul fırsatları sunuyor. Güneş (19 Nisan) aşk hayatınızı canlandırıyor. Uranüs (25 Nisan) kariyerinizde yenilikler getiriyor.

Kova (20 Ocak–18 Şubat)

Dolunay (1 Nisan) seyahat için uygun. Mars ve Merkür (9 Nisan) kısa yolculukları artırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) kaçamak için ideal. Güneş (19 Nisan) ev projelerini gündeme getiriyor. Uranüs (25 Nisan) sosyal hayatınızı hareketlendirecek.

Balık (19 Şubat–20 Mart)

Dolunay (1 Nisan) bütçenizi düzenleyin. Mars ve Merkür (9 Nisan) para hedeflerinizi hızlandırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) yeni iş fırsatları sunuyor. Güneş (19 Nisan) kısa yolculukları artırıyor. Uranüs (25 Nisan) ev ve aile hayatında değişim getirebilir.

#BurçYorumları #Nisan2026 #Astroloji #Dolunay #YeniAy #KoçBurcu #BoğaBurcu #İkizlerBurcu #YengeçBurcu #AslanBurcu #BaşakBurcu #TeraziBurcu #AkrepBurcu #YayBurcu #OğlakBurcu #KovaBurcu #BalıkBurcu

Mehmet Erdem’den Sezen Aksu Klasiğine Modern Dokunuş

Türk müziğinin unutulmaz eserlerini yeniden yorumladığı serisine devam eden Mehmet Erdem, Sezen Aksu imzalı “Aldatıldık” şarkısını günümüz sounduyla yeniden seslendirdi. Bayhan Müzik etiketiyle 27 Mart’ta tüm dijital platformlarda yayınlanan eser, sanatçının karakteristik vokali ve yalın akustik düzenlemesiyle dikkat çekiyor.

Aldatıldık” Dijital Platformlarda Yayında

90’ların en güçlü şarkılarından biri olan “Aldatıldık”, Alper Atakan’ın düzenlemesiyle modern bir atmosfer kazanırken, eserin ruhuna sadık kalındı. Mehmet Erdem’in klasiklere getirdiği rafine yorum serisi, Nisan ayında sürpriz bir şarkıyla devam edecek.

#MehmetErdem #Aldatıldık #SezenAksu #BayhanMüzik #YeniTekli #TürkMüziği #KlasiklereModernDokunuş #MüzikYeniden #DijitalPlatformlarda #AlperAtakan #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Alaçatı Ot Festivali Dünya Sahnesinde

Çeşme Belediyesi’nin ev sahipliğinde bu yıl 15’incisi düzenlenecek Alaçatı Ot Festivali, ilk kez “uluslararası” unvanıyla kapılarını açıyor. 20–26 Nisan tarihleri arasında “Köklerden Dünyaya” temasıyla gerçekleşecek festival, doğa, gastronomi ve kültürü bir araya getirerek Ege mutfağını küresel sahneye taşıyacak.

İstanbul’da düzenlenen lansmanda konuşan Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli, festivalin 15 yıl önce gönüllü komşuların emeğiyle başladığını ve bugün milyonlara ulaşan dev bir organizasyona dönüştüğünü vurguladı. Denizli, festivalin özellikle hafta sonlarında 1 milyona yaklaşan ziyaretçi sirkülasyonuna ulaştığını belirterek, bu güçlü yerel mirasın artık uluslararası bir marka hâline geldiğini ifade etti.

Worldchefs akreditasyonu ile uluslararası statü kazanan festival, 13 ülkeden yaklaşık 50 şefin katılımıyla düzenlenecek yarışmalarla Alaçatı’yı dünya gastronomi haritasına taşıyacak. Worldchefs Türkiye Başkanı Dr. Emrah Köksal Sezgin de festivalin küresel gastronomi dünyasındaki önemine dikkat çekerek, Alaçatı’nın bu yıl uluslararası şeflerin buluşma noktası olacağını söyledi.

Festivalin üretim kültürü ve kadın emeğiyle büyüdüğünü vurgulayan Denizli, bu yıl seçili otun “körmen” olduğunu açıkladı. Altı gün sürecek programın ilk üç günü tamamen gastronomiye ayrılacak. Profesyonel şeflerin yanı sıra gastronomi liseleri ve üniversitelerden öğrenciler de yarışmalara katılacak. Sonraki günlerde ise Alaçatı’nın klasik atmosferi konserler, söyleşiler, gastronomi atölyeleri, sergiler, yoga ve spor etkinlikleriyle yeniden canlanacak.

Nil Karaibrahimgil, Mert Demir ve Şevval Sam gibi sevilen sanatçılar festival sahnesinde yer alarak Alaçatı sokaklarına müzikle eşlik edecek. Ayrıca geleneksel “En Güzel Ot Yemeği” ve “En Çok Ot Çeşidini Toplama” yarışmaları bu yıl da yapılacak. Festival korteji ise 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na denk gelerek “en iyi kostüm” yarışmasıyla daha da renkli hâle gelecek.

Geçtiğimiz yıl yaklaşık 500–560 milyon TL ekonomik hacim yaratan festival, kadın üreticilerden küçük esnafa, otellerden restoranlara kadar geniş bir ekosistemi harekete geçirerek Çeşme için sezon dışı dönemde büyük bir ekonomik güç oluşturdu. Bu yıl da sürdürülebilirlik, biyoçeşitlilik ve yerel üretim odağıyla Çeşme’nin dört mevsim yaşayan kent vizyonuna katkı sunmayı hedefliyor.

Uluslararası Alaçatı Ot Festivali, Çeşme’nin turizm, gastronomi ve kültür alanındaki marka değerini küresel ölçekte güçlendirmeyi amaçlarken, dünyanın dört bir yanından ziyaretçileri Alaçatı’nın eşsiz atmosferinde buluşturacak.

 

#AlaçatıOtFestivali #KöklerdenDünyaya #Çeşme #EgeMutfağı #Worldchefs #Gastronomi #Sürdürülebilirlik #Körmen #FestivalAtmosferi #TürkiyeEtkinlikleri #KadınEmeği #YerelÜretim #KültürVeDoğa #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Meme kanserinde, umutsuzluğa kapılmayın, alternatif yöntemlere başvurmayın!

Ülkemizde genç yaşlarda da görülme sıklığı artan meme kanserinde, son yıllarda geliştirilen akıllı ilaçlar, immünoterapiler ve kişiye özel tedavi yaklaşımları, hastalar için umut veriyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, doğru zamanda başlanan tedaviyle hem yaşam süresinin hem de yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabildiğini belirterek “Eskiden meme kanseri denince hastalar ve yakınları için akla hemen umutsuz bir tablo gelirdi. Ama artık bu durum değişti; meme kanseri, tıpkı diyabet ve hipertansiyon gibi uzun süre kontrol altında tutulabilen bir hastalık haline geldi. Bu nedenle tanı alan hastalarımızın umutsuzluğa kapılmadan, alternatif yöntemlere başvurmadan onkoloji hekimine başvurması ve tedavisine başlaması büyük önem taşıyor” diyor. Prof. Dr. Özge Gümüşay, meme kanseri tedavisinde yeni dönemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Meme kanseri dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkıyor. Her yıl milyonlarca kadın bu tanıyı alırken, teknoloji ve tıptaki gelişmeler sayesinde tedavi seçeneklerinin güçlenmesi ise umutları artırıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, hastaların bu sayede yaşam sürelerinin uzadığını ve günlük yaşamlarının kaliteli bir şekilde devam edebildiğini belirterek “Özel bir teknolojiyle geliştirilen antikor-ilaç konjugatlarının meme kanseri tedavisinde kullanıma girmesiyle çok iyi sonuçlar elde edildi. Bu teknoloji sayesinde antikora bağlı olarak taşınan kemoterapi ilacı doğrudan kanser hücresine ulaştırılarak sağlıklı dokulara verilen zarar önemli ölçüde azaltılabilmektedir. Tüm hasta grubunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan HER2 pozitif meme kanserinde, damardan başlanan akıllı ilaçlar sayesinde hastaların tüm lezyonları gerileyerek hastalık kontrolü sağlanarak uzun süre yaşamını devam ettirebilmekteler. Tüm vakaların yaklaşık yüzde 70’ini oluşturan östrojen duyarlı metastatik meme kanserli hastalar bazen sadece evde ağızdan aldıkları akıllı ilaçlar ve endokrin tablet sayesinde kansersiz bir şekilde yıllarca normal yaşantılarını sürdürebilmekteler” diyor.

Prof. Dr. Özge Gümüşay

Prof. Dr. Özge Gümüşay

Kişiye özel tedavi modeli

Son yıllarda hedefe yönelik ajanlar, antikor-ilaç konjugatları ve immünoterapi gibi yenilikçi tedavilerle meme kanseri tedavisinde önemli bir dönüşüm yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Gümüşay sözlerine şöyle devam ediyor: “Artık meme kanseri, tek bir hastalık olarak değil; biyolojik alt tiplerine ve moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi edilen bir hastalık olarak ele alınmaktadır. Bu nedenle tedavi kararını verirken yalnızca tümörün evresine değil, hormon reseptör durumuna, HER2 durumuna, genetik mutasyonlara, hastanın yaşına, ek hastalıklarına ve risk özelliklerine göre değerlendirme yapılmaktadır. Bugün meme kanserinde amacımız herkese aynı tedaviyi vermek değil; doğru hastaya, doğru zamanda, doğru ilacı verebilmektir. Bu alanda devam eden bilimsel çalışmaların sonuçlarını hem hastalarımız hem de biz onkologlar heyecanla takip ediyoruz. Tedavi seçeneklerinin her geçen gün artması, meme kanseriyle mücadelede hem hastalarımıza hem bizlere umut vermeye devam ediyor.”

Anne olmaya engel değil!

Meme kanserinin erken yaşlarda da görülebilen bir hastalık haline gelmesi ve son yıllarda genç yaşlarda hızla yaygınlaşması, meme kanseri tedavisi gören kadınları, anne olmalarını engelleyebileceği düşüncesiyle endişelendiriyor. Prof. Dr. Gümüşay bu konuda endişeleri gideren bilimsel gelişmeleri şöyle anlatıyor: “Henüz çocuk sahibi olmamış ya da çocuk isteği olan genç hastalarımız olup, bu hastalarda fertilite koruyucu yaklaşımlar büyük önem taşımaktadır. Tedavi öncesinde yumurta veya embriyo dondurma gibi yöntemler planlanabilmekte; bazı hastalarda over baskılama tedavileri ile doğurganlığın korunmasına katkı sağlanabilmektedir. Yapılan çalışma göstermiştir ki kemoterapi ve radyoterapi tedavilerini tamamlayan hastalarımız, sonrasında yeterli süre endokrin tedavisini alıp (çalışmada 18-30 ay endokrin tablet almışlardı) onkoloji doktorlarının da onayı ile hamile kalmasına izin verilmekte. Meme kanseri tanılı hastalar takip eden onkoloji doktorunun önerdiği uygun zamanda gebe kaldıklarında hastalığın tekrarlama riski artmamaktadır, bu da yapılan çalışma ile doğrulanmıştır.”

Öte yandan meme kanseri olan hastaların, aldıkları endokrin tedaviye bağlı yan etkiler yaşayabildiklerini, bunlardan en önemlisinin de sıcak basması olduğunu belirten Prof. Dr. Gümüşay “Yapılan çalışmada görüldü ki, sıcak basması gibi yaşam kalitesini bozan yan etkiye karşı geliştirilen ilaç sayesinde sorunun şiddeti azaldı. FDA onay sürecinin tamamlanmasının ardından ilacın günlük pratiğe girmesi beklenmektedir” diyor.

Üçlü negatif meme kanserinde artık sonuçlar daha iyi

Özellikle genç kadınlarda ve BRCA gen mutasyonu bulunan kadınlarda daha sık görülen üçlü negatif meme kanseri, tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 10-15’ini oluşturuyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, bu alt tipin geçmişte daha agresif seyreden bir hastalık olarak değerlendirildiğini belirtiyor.

Önceden sadece kemoterapi ile yönetilen bu alt tipte, immünoterapi ve yeni nesil antikor-ilaç konjugatları sayesinde tedavi başarısının önemli ölçüde iyileştiğini vurgulayan Prof. Dr. Gümüşay, şu bilgileri veriyor: “Son yıllarda üçlü negatif meme kanseri tedavisinde iki önemli gelişme yaşandı. Bunlardan ilki immünoterapi, diğeri ise yeni nesil antikor-ilaç konjugatlarıdır. Bu tedaviler sayesinde hastalarda tedavi başarısı önemli ölçüde artmıştır. Erken evrede ameliyat öncesi kemoterapiye immünoterapi eklenmesi artık standart tedavi olup ülkemizde SGK ödeme kapsamındadır. Metastatik hastalıkta ise özellikle PD-L1 pozitif hastalarda immünoterapi önemli fayda sağlamaktadır”

Yaşam kalitesini artıran destek tedaviler

Tedavideki gelişmelerin yalnızca kanseri hedeflemekle sınırlı kalmayıp, hastaların yaşam kalitesini korumayı da amaçladığını belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, şöyle konuşuyor: “Bulantı için geliştirilen ilaçlar sayesinde bulantı ve kusma büyük ölçüde kontrol altına alınmaktadır. Enfeksiyona karşı; kemoterapi sonrası uygulanan kan yükseltici iğneler, grip aşısı, zatürre aşısı ve zona aşısı gibi koruyucu önlemler alınmaktadır. Sosyal ve psikolojik olarak süreci zorlaştıran saç dökülmesine yönelik kemoterapi sırasında uygulanan -saçlı deri soğutma işlemleri- saç dökülmesi önemli ölçüde azalmakta ve hastaların psikolojik yükünü hafifletmektedir.”

#MemeKanseri #Akıllıİlaçlar #İmmünoterapi #SağlıkHaberi #Onkoloji #KadınSağlığı #KanserTedavisi #YaşamKalitesi #TıpVeTeknoloji #SağlıktaYeniDönem #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kemal Kara “KOZMOGONİ”

Sanatçı Kemal Kara, dokuzuncu kişisel sergisi “KOZMOGONİ” ile sanatseverleri evrenin kadim geometrisi ve ruhun derinlikleri arasında kurulan bir yolculuğa davet ediyor. Sergi, 4 Nisan Cumartesi günü saat 16:00’da Futy Art Gallery’de açılış kokteyli ile başlayacak ve 20 Nisan 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

“KOZMOGONİ”, makrokozmos ile mikrokozmos arasındaki ince ilişkiyi sanatın diliyle ele alıyor. İbnü’l Arabî’nin düşünce dünyası ve Plotinos’un estetik anlayışından beslenen eserler, izleyiciyi yalnızca bir gözlemci olarak değil, yaratım sürecinin bir parçası olarak konumlandırıyor. Kara, serginin felsefi arka planını şu sözlerle özetliyor:

“Bizler evrende kaybolmuş yolcular değil, evreni kendi içinde taşıyan sırlı aynalarız. Bu sergideki her form, mutlak bir sessizliğin dile gelişi; her renk ise ilahi bir nefesin maddedeki yankısıdır.”

Sergide yer alan eserler, ışık ve karanlığın karşıtlığını fırça darbeleriyle görünür kılarken, dünyanın üçüncü gezegeninin toprak kokusunu evrenin kadim geometrisiyle buluşturuyor. “KOZMOGONİ”, bir sonun başlangıcından doğan varoluş fikrini, “kün” nefesiyle filizlenen yeni dünyaların yapı taşları olarak ele alıyor.

Sanatçı, “Keşif bitti; şimdi inşa etme zamanı” diyerek izleyicileri kendi içsel gökyüzlerini yeniden kurmaya ve varoluşun kozmik düzeni üzerine düşünmeye davet ediyor.

#KemalKara #Kozmogoni #FutyArtGallery #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #KültürSanat #İstanbulSanat #EvreninGeometrisi #SanatVeFelsefe #KozmikYolculuk #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sefo ve İrem Derici’den İlk Düet: “Senden Kalanlar”

Türk pop müziğinin sevilen isimleri Sefo ve İrem Derici, uzun zamandır beklenen ilk düetlerini müzikseverlerle buluşturdu. Prodüktörlüğünü Aerro’nun üstlendiği, söz ve müziği Sefo’ya ait olan “Senden Kalanlar”, güçlü vokaller ve etkileyici düzenlemesiyle dikkat çekiyor.

Sanat dünyasında yıllardır süren dostluklarıyla bilinen ikili, bu kez sahnede değil stüdyoda bir araya geldi. Şarkının doğum günlerine denk gelen çıkışı, hayranları için ayrı bir sürpriz oldu. Sosyal medyada yaptıkları paylaşımlar ise parçaya olan merakı daha da artırdı.

Şarkının klibi, Ecem Gündoğdu yönetmenliğinde çekildi. Görsel anlatımıyla parçanın duygusunu güçlendiren klip, iki insanın ne tamamen birlikte ne de ayrı olabildikleri bir ilişkiyi konu alıyor.

Sefo ve İrem Derici’nin ilk düeti “Senden Kalanlar”, tüm dijital platformlarda yayında ve kısa sürede listelerde üst sıralara yükselmesi bekleniyor.

#Sefo #İremDerici #SendenKalanlar #YeniŞarkı #TürkPopMüziği #MüzikMagazin #HitDüet #Aerro #EcemGündoğdu #DijitalPlatformlardaYayında #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Türk Popunda Dev Buluşma: İki Hit İsim Aynı Projede

Türk pop müziğinin iki güçlü ismi Demet Akalın ve Gökhan Özen, yıllar sonra yeniden bir araya gelerek müzikseverlere sürpriz yaptı. İkilinin birlikte hazırladığı proje kapsamında yayınlanacak EP’nin ilk single’ı “Korkak”, Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda yerini aldı.

Söz ve müziği Gökhan Özen’e ait olan şarkı, Demet Akalın’ın güçlü yorumuyla bambaşka bir ruh kazandı. Yenilenen düzenlemesiyle yeniden listelere giren “Korkak”, müzik dünyasında büyük heyecan uyandırdı.

Şarkının klibi, Rixos Tersane İstanbul’da çekildi. İkilinin performansını göz alıcı görsellikle buluşturan klip, parçanın duygusunu güçlü bir şekilde yansıtıyor.

Pop müziğin hit makinesi Demet Akalın ile romantik şarkıların unutulmaz sesi Gökhan Özen’i aynı projede buluşturan bu özel çalışma, yaz sezonuna damga vuracak. Ardından gelecek yeni şarkılarla birlikte ikilinin bu birlikteliğinin müzik listelerinde güçlü bir etki yaratması bekleniyor.

#DemetAkalın #GökhanÖzen #Korkak #TürkPopMüziği #YeniSingle #SonyMusicTürkiye #MüzikMagazin #HitŞarkılar #YazSezonu #DijitalPlatformlardaYayında #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Gökcan Sanlıman’dan “Romantik Akustik” Serisi Dinleyiciyle Buluştu

Üretken sanatçı Gökcan Sanlıman, yeni projesi “Romantik Akustik” ile müzikseverlere farklı bir deneyim sunuyor. Sanlıman’ın Eylül 2025’te yayımladığı “Nasıl Hayat?” albümünde yer alan parçaların akustik versiyonlarından oluşan bu özel seri, şarkıların en yalın ve en doğal hallerini bir araya getiriyor.

“Romantik Akustik”, şarkıların ilk ortaya çıktığı duyguyu koruyan sade ve samimi bir anlatım sunuyor. Piyano, gitar ve minimal düzenlemelerle şekillenen parçalar, sözlerin etkisini öne çıkarırken dinleyiciyi şarkıların özüne davet ediyor. Sanlıman’ın içten yorumuyla yeniden hayat bulan bu seri, müzikal sadeliğiyle dikkat çekiyor.

Sanatçı, bu projenin devamını getirmeyi planladığını belirterek, “Romantik Akustik” serisinin şarkıların en saf haliyle dinleyiciye ulaşmayı hedeflediğini ifade etti. Bayhan Müzik ve Avrupa Müzik iş birliğiyle hazırlanan proje, tüm dijital platformlarda yayında.

 

#GökcanSanlıman #RomantikAkustik #NasılHayat #TürkMüziği #YeniProje #BayhanMüzik #AvrupaMüzik #AkustikSeri #MüzikMagazin #DijitalPlatformlardaYayında #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity