Yazılar

Uluslararası katılımcılarla daha zengin bir program

Türkiye’nin önde gelen sanat etkinliklerinden IAAF İstanbul Sanat Fuarı, bu yıl DenizBank’ın ana desteğiyle 4–7 Aralık 2025 tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. Fuar, 3 Aralık’ta özel bir açılışla sanatseverlere kapılarını aralayacak.

Resim, heykel, fotoğraf ve tasarım gibi farklı disiplinlerdeki klasik, modern ve çağdaş eserler, yerli ve yabancı sanatçıların katılımıyla koleksiyonerler ve sanatseverlerle buluşacak. DenizBank’ın kültür ve sanata erişimi artırma misyonu doğrultusunda fuarın kapsamı genişletilirken, ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunulması hedefleniyor.

Sergilerin yanı sıra söyleşi, panel ve özel koleksiyon sunumları da programda yer alacak. Uluslararası katılımcılar ve yeni galerilerle fuarın önceki yıllara kıyasla daha yoğun geçmesi bekleniyor.

#DenizBank #IAAF #İstanbulSanatFuarı #Sanat #Kültür #ÇağdaşSanat #LütfiKırdar

Evrim Sanat Galerisi’nde romantizmin güncel izleri

Sanatseverlerle buluşma Ressam Devrim Demiral, son dönem çalışmalarını içeren “Romantik” isimli solo sergisiyle 22 Kasım’da Evrim Sanat Galerisi’nde açılış yaptı. Sergi, modernizmin estetik mirasını yeniden değerlendirirken romantizmin güncel yorumlarını odağına alıyor.

Sanatçının yaklaşımı Demiral, eserlerinde romantizmin farklı disiplinlerle ilişkilenerek yeni biçimlere evrilmesini ele alıyor. Sanatçı, “Çağımızın yarattığı hissizleşme romantizmin eleştirel bakışıyla aşılabilir” diyerek serginin çıkış noktasını özetliyor.

Galeriden açıklama Evrim Sanat Galerisi kurucusu Betül Ketenci, “Demiral’ın eserleri romantizmin günümüze uzanan etkilerini güçlü bir şekilde hissettiriyor” sözleriyle serginin önemini vurguladı.

Ziyaret bilgisi “Romantik” sergisi, 10 Aralık 2025’e kadar Evrim Sanat Galerisi’nin yeni adresinde sanatseverleri ağırlamaya devam edecek.

#DevrimDemiral #RomantikSergi #EvrimSanatGalerisi #ÇağdaşSanat #ResimSanatı #İstanbulSanat #Sanatseverler

Evrim Sanat Galerisi

Adres: Caddebostan Mahallesi Bağdat Caddesi Ergun Apt. No: 244 Kat 2 Daire 8 Kadıköy İstanbul

Tel.: (0533) 237 59 06

Ziyaret Saatleri: Pzt-Çrş-Perş-Cuma-Cmt 11:00-19:00
Pazar 12:00-18:00, Salı günleri ziyarete kapalıdır.

Kültürel faktörler yeme davranışlarını etkiliyor

Beslenme davranışları ile kültürel faktörler arasındaki ilişkinin önemli bir araştırma alanı olduğunu belirten uzmanlar, yemekleri ödül olarak görmek, tıkanırcasına yeme ya da anoreksiya nervoza gibi bozukluklarda görülen besin kaygısı gibi davranışların, kültürel kodlardan etkilenebildiğini söylüyor.

Bulimia nervozanın, kontrolsüz yeme krizleri ve telafi edici davranışlarla hem psikolojik hem fiziksel riskler yaratabildiğini aktaran Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Anoreksiya nervoza ise kişinin düşük kiloda olmasına rağmen kendisini kilolu görmesi ve aşırı kısıtlayıcı beslenme davranışlarıyla tanımlanır. Her iki bozuklukta da beden imajı kaygısı, yoğun kilo alma korkusu ve yeme davranışında bozulmalar görülür.” dedi. Erken teşhis ve multidisipliner tedavinin, komplikasyonları önlemede kritik rol oynadığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, ailelerin destekleyici tutumu ve partnerlerin farkındalığının, iyileşme sürecini hızlandırdığını vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, yeme bozukluklarının kültürel ve psikolojik etkilerini, bulimia ve anoreksiya nervoza farklarını, tedavi yöntemlerini ve aile ile partner desteğinin önemini anlattı.

Dr. Erman Şentürk

Dr. Erman Şentürk

Beslenme alışkanlıkları büyük ölçüde kültürel normlarla şekilleniyor

Beslenme davranışları ile kültürel faktörler arasındaki ilişkinin, psikoloji ve antropoloji literatüründe önemli bir araştırma alanı olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Çeşitli kültürlerde beslenme alışkanlıkları ve yemekle ilgili sosyal pratikler büyük ölçüde kültürel normlar tarafından şekillenir.” dedi.

Türk kültüründe aile ve arkadaşlarla birlikte yemek yemenin önemli bir sosyal etkinlik olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Bol yiyecek sunulması ve bereket vurgusu yaygındır. Buna karşın Kuzey Avrupa kültürlerinde daha minimalist ve işlevsel bir yemek anlayışı görülür. Yemekleri ödül olarak görmek, tıkanırcasına yeme ya da anoreksiya nervoza gibi bozukluklarda görülen besin kaygısı gibi davranışlar, bu kültürel kodlardan etkilenebilir.” şeklinde konuştu.

Bulimia nervoza, kontrolsüz yeme krizleri ve telafi edici davranışlarla ciddi sonuçlara yol açabilir!

Bulimia nervozanın, kontrol edilemeyen yeme krizleriyle başlayan ve bu davranışı telafi etmek için kusma, laksatif kullanımı, aşırı egzersiz ya da katı diyetler gibi yöntemlerin uygulandığı bir yeme bozukluğu olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Bireyler genellikle suçluluk, utanç ve yoğun kilo alma kaygısı yaşarlar. Fiziksel olarak normal kilo aralığında olsalar bile bu kaygı devam eder ve davranışlar çoğunlukla gizli gerçekleşir. Tedavi edilmediğinde hem psikolojik hem fiziksel açıdan ciddi sonuçlara yol açabilir.” dedi.

Bulimia Nervoza ve Anoreksiya Nervoza arasındaki farklara ve benzerliklere değinen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şunları söyledi:

“Bulimia nervoza; hızlı ve kontrolsüz yeme, ardından telafi edici davranışlar ile karakterize edilir. Bu kişiler genellikle normal kilo aralığındadır. Anoreksiya nervoza ise kişinin düşük kiloda olmasına rağmen kendisini kilolu görmesi ve aşırı kısıtlayıcı beslenme davranışlarıyla tanımlanır. Her iki bozuklukta da beden imajı kaygısı, yoğun kilo alma korkusu ve yeme davranışında bozulmalar görülür. Tedavi edilmediğinde depresyon, anksiyete ve sosyal izolasyon gibi sorunlara neden olabilir.”

Güzellik baskısı gençlerde yeme bozukluklarına yol açabiliyor!

Toplumsal normların, medya etkisinin ve kişisel özgüvenin, insanların dış görünüşe verdiği önemi belirlediğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Güzellik standartlarının yarattığı baskı, özellikle gençlerde beden algısını olumsuz etkileyerek yeme bozukluklarına zemin hazırlayabilir.” dedi.

Yeme bozukluklarının genetik, biyolojik ve psikolojik faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıktığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Erken teşhis, semptomların şiddetlenmesini önlemek ve ciddi komplikasyonları engellemek açısından kritiktir. Psikiyatrist, psikolog, diyetisyen ve diğer uzmanlardan oluşan multidisipliner bir ekip, hem fiziksel hem ruhsal sağlığın iyileştirilmesinde etkili olur. Komorbid durumların yönetimi de tedavinin önemli bir parçasıdır.” ifadelerini kullandı.

Tedavi sonrasında nüks riski devam edebilir; düzenli takip ve profesyonel destek önemli!

Yeme bozukluklarıyla mücadelede bireyin kendi sağlık durumunu anlaması ve ihtiyaç duyduğunda profesyonel yardım almasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Erken müdahale, uzun vadeli sorunların önüne geçebilir.” dedi.

Teşhisin genellikle bir psikiyatrist tarafından konduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, şöyle devam etti:

“Fiziksel muayene, kan testleri, elektrolit ölçümleri ve gerekirse görüntüleme yöntemleriyle desteklenir. Psikiyatrik değerlendirme ve yeme davranışının gözlemlenmesi teşhisin temel aşamalarıdır. Medikal tedavi, çeşitli psikoterapi yöntemleri ve diyetisyen desteği tedavinin temel bileşenleridir. Uygulanan yöntem bireyin ihtiyacına göre belirlenir. Tedavi sonrasında nüks riski devam edebilir. Bu nedenle düzenli takip ve profesyonel destek önemlidir. Hastanın kendi durumunu izlemesi ve gerektiğinde yardım alması nüks riskini azaltır. Multidisipliner ekip, tedavinin kişiye özel ve etkili ilerlemesini sağlar. Ekip çalışması hem fiziksel hem psikolojik açıdan bütünsel bir yaklaşım sunar.”

Belirtiler fark edildiğinde zaman kaybetmeden bir ruh sağlığı uzmanına başvurulmalı!

Ailelerin destekleyici, baskıcı olmayan bir tutum sergilemesinin de önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Mevcut yeme rutinlerinin aşırı şekilde değiştirilmemesi, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının teşvik edilmesi ve stresin azaltılması iyileşme sürecine katkı sağlar. Ailenin hastalık belirtilerini tanıması ve profesyonel yardım aramada destek olması kritik önem taşır.” dedi.

Partnerlerin, kısıtlayıcı tutumlardan kaçınarak, belirtileri fark ederek ve duygusal destek sunarak tedavi sürecine olumlu katkıda bulunabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Yeme bozuklukları ciddi tıbbi sorunlara yol açabileceği için belirtileri fark eden bireylerin en kısa sürede bir ruh sağlığı profesyoneline başvurmaları önerilir. Tedavi süreci sabır gerektirir ve yakın desteği iyileşmenin önemli bir parçasıdır.” uyarısında bulunarak sözlerini tamamladı.

#YemeBozukluğu #Bulimia #Anoreksiya #ErkenTeşhis #Sağlık #Psikiyatri #ÜsküdarÜniversitesi #NPİSTANBUL

Selda İnci’den İlahi Aşkın İzleri IAAF’ta

IAAF İstanbul Sanat Fuarı’nda Selda İnci’den özel sergi 4–7 Aralık 2025 tarihleri arasında Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek IAAF İstanbul Sanat Fuarı, bu yıl da sanat dünyasının önemli buluşma noktalarından biri olacak.

Sanatçı Selda İnci, fuarda Galeri Lavision, Match Art Gallery ve Sanatta Engel Yok Vakfı’nda beş eseriyle sanatseverlerin karşısına çıkacak. Doğa ve inanç temalarını tuvaline yansıtan İnci, her eserini parmak iziyle imzalayarak kişisel bir kimlik kazandırıyor.

Sanatçının sözleri Selda İnci, sergiye dair duygularını şu sözlerle paylaştı: “Her sergimde hep aynı duyguyu taşıyorum. İlahi aşkın mucizelerini sergilemenin mutluluğu. Resimlerimde birçok ayette geçen Kün Fe Yekün cümlesini kullandım. Dünya üzerinde yarattığı her şeyin tek sahibi ve hüküm verenin ‘O ol derse olur’ cümlesi… Şükür sana Allah’ım.”

Teknikler ve geçmiş koleksiyonlar Yağlıboya, akrilik ve suluboya tekniklerini kullanan sanatçı, daha önce “İçimden Yansımlar”, “Kafama Göre” ve “Esma Hüsna” koleksiyonlarıyla sanatseverlerin beğenisini kazanmıştı.

#Seldaİnci #IAAF2025 #İstanbulSanatFuarı #SanatSeverler #DoğaVeİnanç #SanattaEngelYok #GaleriLavision #MatchArtGallery

Balat’ın kalbinde üç sergi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin restore ederek kültür-sanat merkezine dönüştürdüğü Balat’taki Fener Evleri, üç yeni sergiyle İstanbulluları ağırlıyor. Haliç Sanat 1, 2 ve 3’te açılan sergiler, mekân ve bellek kavramlarını farklı sanatçıların gözünden yorumluyor.

Tansu Kırcı – “Taşın Belleği”: Taşın kolektif hafızasını ve kimlik ile mekân arasındaki ilişkiyi sorguluyor.

Özge Kahraman – “Karanlığın Hafızası”: Mağara metaforu üzerinden hafıza, zaman ve bilinçaltı katmanlarını görünür kılıyor.

Mine Kemertaş – “Boş Ev”: Ev kavramını bireysel ve toplumsal bellek üzerinden yeniden yorumluyor.

Sergiler, 13 Kasım 2025 – 15 Şubat 2026 tarihleri arasında pazartesi hariç her gün 10.00–17.00 saatlerinde ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

#HaliçSanat #İBBKültür #Balat #FenerEvleri #SanatSergisi #TaşınBelleği #KaranlığınHafızası #BoşEv #İstanbulSanat #KültürelMiras #ÜcretsizSergi

Avanos’ta sanat ve ışığın buluşması

Renklerin İzinde Kültür ve Sanat Topluluğu, 11. sergisini Avanos Güray Müzesi’nde sanatseverlerle buluşturdu. “Güneşin Dokunduğu Yer” temalı karma sergide, 34 sanatçının farklı disiplinlerde ürettiği 50 eser yer alıyor. Küratörlüğünü Pınar Ülker’in üstlendiği sergi, hem güncel sanat üretimlerini hem de müzenin benzersiz atmosferini bir araya getiriyor.

Kayalara oyulmuş mimarisiyle dikkat çeken Güray Müze, Anadolu’nun çömlek–seramik geleneğini Antik Çağ’dan günümüze taşıyor. Sergi, 16 Kasım’a kadar her gün 09:00–18:30 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

Adres: Yeni Mah., Dereyamanlı Cd. 50840 Avanos / Nevşehir

Telefon: (0384) 511 23 74

#GüneşinDokunduğuYer #AvanosSanat #GürayMüze #Renklerinİzinde #SanatSergisi #KültürVeSanat #KapadokyaSanat

Pera’da sanat dolu 20 film

Pera Müzesi, 20. yılına özel hazırladığı “Bütün O Sanat” başlıklı film programıyla sinema ve sanatın farklı disiplinlerini bir araya getiriyor. 18 Ocak 2026’ya kadar sürecek gösterimlerde, biyografilerden belgesellere, dans ve müzikten toplumsal hafızaya uzanan 20 film yer alıyor.
Programda Nan Goldin, Antonio Ligabue, Mozart, Caravaggio, Pina Bausch gibi sanatçılara odaklanan yapımların yanı sıra Mihri Hanım’ın yaşamını anlatan “Kim Mihri” ve Márta Mészáros’un otobiyografik “Günceler” üçlemesi de izleyiciyle buluşuyor. Film gösterimleri Pera Müzesi Oditoryumu’nda, indirimli müze biletiyle izlenebiliyor.

#PeraMüzesi #BütünOSanat #PeraFilm #SanatVeSinema #20YılaÖzel #KültürSanat #MihriHanım #KimMihri #DansVeBelgesel #Sinemada

Sanat Gösterim Programı:
Rio, Kuzey Bölgesi (83’)
12 Kasım Çarşamba, 19.00
10 Ocak Cumartesi, 15.00

Açılış Gecesi (144’)
19 Kasım Çarşamba, 19.00
4 Ocak Pazar, 15.00

Caravaggio (93’)
21 Kasım Cuma, 19.00

Columbus (100’)
22 Kasım Cumartesi, 15.00

Ölümün Beşinci Safhası (123’)
22 Kasım Cumartesi, 17.00

Asit Bulutlarının Üzerinde (70’)
23 Kasım Pazar, 15.00
10 Aralık Çarşamba, 19.00

Saklanmak İstiyordum (120′)
26 Kasım Çarşamba, 19.00

Anna’nın Buluşmaları (128’)
29 Kasım Cumartesi, 15.00

Amadeus (160’)
24 Aralık Çarşamba, 19.00

Hayatın Tüm Acıları ve Güzellikleri (113’)
26 Aralık Cuma, 19.00
Nefret (102’)

27 Aralık Cumartesi, 15.00
Pina (103’)

3 Ocak Cumartesi, 15.00
Barton Fink (116’)

3 Ocak Cumartesi, 17.00
Dahomey (68’)

7 Ocak Çarşamba, 19.00
Kim Mihri (89’)*

11 Ocak Pazar, 15.00
Kanlı Düğün (67’)

14 Ocak Çarşamba, 19.00
Sevgililerime Günce (141’)

17 Ocak Cumartesi, 17.00
Anne ve Babama Günce (119’)

“Tork” sergisiyle dönüşüm başlıyor

İstanbul’un Maslak Atatürk Oto Sanayi Sitesi’nde konumlanan AOS51, endüstriyel kültürü çağdaş sanatla buluşturan yeni bir sanat mekânı olarak dikkat çekiyor. 7 Kasım – 28 Aralık 2025 tarihleri arasında gerçekleşen “Tork” sergisi, bu dönüşümün ilk adımı.

İlayda Babacan küratörlüğünde hazırlanan sergi, dokuz sanatçının üretimlerini bir araya getiriyor: Atilla Galip Pınar, Aysel Alver, Barış Cihanoğlu, Caner Şengünalp, Damla Özdemir, Gazi Sansoy, Kerim Yetkin, Nurdan Likos ve Özcan Uzkur. Sergi, fiziksel bir kavram olan “tork”u; direnç, denge ve dönüşümün sanatsal metaforu olarak ele alıyor.

AOS51’in metalik atmosferi, eserlerle bütünleşerek izleyiciye güçlü bir karşılaşma alanı sunuyor. “Tork”, yalnızca bir grup sergisi değil; üretim süreçlerinin çağdaş sanatla yeniden yorumlandığı bir düşünsel zemin.

#TorkSergisi #AOS51 #SanayidenSanata

Kasım’da DasDas’ta sahne dolu, müzik bol

İstanbul’un kültür ve eğlence merkezi DasDas, Kasım ayına tiyatro, konser ve stand-up gösterileriyle dolu bir programla giriyor. Ay boyunca sahnede Binnur Kaya ve Mert Fırat’ın rol aldığı kapalı gişe ‘İki Kişilik Oyun’, Emin Alper’in yönettiği ‘Öteki’, Metin Akpınar süpervizörlüğündeki ‘Deli Bayramı’, Erdal Beşikçioğlu’nun ‘Küvetteki Gelinler’i ve Engin Hepileri’nin sahneye taşıdığı ‘Müfettişler’ yer alıyor.

Alternatif Sahne’de İlker Gümüşoluk ve Lesli Karavil stand-up gösterileriyle izleyicilere kahkaha dolu anlar yaşatacak. Ayın kapanışını ise efsane müzik grubu Yeni Türkü’nün 28 Kasım’daki konseri yapacak. Detaylı program için dasdas.com.tr, biletler için mobilet.com ve biletinial.com adresleri ziyaret edilebilir.

Candan Arıcı ile Formun ve Duygunun Yolculuğu

Pause Sanat ve Pause Dergi olarak sanat röportajlarımıza devam ediyoruz. Sanat denilince akla gelen ilk isimler arsasında yer alan ArtGalerim sahibi ve sanat menajeri Özlem Alıcı’nın bu ay ki konuğu sanatçı Candan Arıcı  oldu.  Sanata dair tüm sorularımızı tüm içtenliği ile cevaplarken yeni sergisi hakkında bilgi verdi. Keyifle okumalar…

Candan Arıcı

Heykel senin için nasıl bir ifade alanı? Seni ilk kez bu disipline çeken şey neydi?

Sanırım herkesin doğuştan, kendini bir biçimde ifade etme yönünde bir eğilimi var. Benimki üç boyutlu formları algılamak üzerine çocukluğumdan beri belirginleşmişti. Bu nedenle heykel benim için form üzerinden kendimi anlatabildiğim bir alan hâline geldi. Aslında çocukken oynadığım oyunlara, o plastik değerlerle kurduğum ilişkilere oldukça yakın bir ifade biçimi bu. Heykelle ifade etme isteğim çok içsel bir yönelim; adeta çocukluk oyunlarımın olgunlaşmış bir devamı gibi.

Eserlerinde biçim ve duygu arasında güçlü bir bağ hissediliyor. Bu dengeyi nasıl kuruyorsun?

Aslında bu sorunun cevabı biraz ilk soruda da gizli. Çünkü ben form üzerinden duygularımı ifade etmeye alışkınım. Bazen bir şeyi anlatmak yerine çizmeyi tercih ediyorum. Heykelde de temalarım çoğu zaman iç dünyamda olup bitenlerin biçime dönüşmesiyle ortaya çıkıyor. Benim için duygu, biçimin kaynağı ve heykel bunun dışavurumu.

Malzeme, heykelin kimliğini  belirleyen en önemli unsurlardan biri. Senin malzeme tercihlerinde sezgisel mi, yoksa düşünsel bir yön mü ağır basıyor?

Eskiden bronz ve sıcak cam gibi kalıcı malzemelerle çalışıyordum. Fakat son yıllarda ekonomik koşullar nedeniyle daha ulaşılabilir malzemelere yöneldim. Yine de gönlümde bronz ve sıcak camın yeri ayrı.

Candan Arıcı
Fiziksel olarak oldukça yoğun bir üretim sürecin var. Bu süreç senin için bir ritüel ya da meditasyon alanına dönüşüyor mu?

Evet, yaratım süreci benim için derin bir odak ve içsel bağ kurma alanı. Hem ruhsal hem zihinsel bir ritüel gibi. Eser bittiğinde bu bağı kesip bir sonraki sürece geçebiliyorum.

Günümüz çağdaş sanat ortamında heykelin konumu sence nasıl değişti? Dijitalleşme çağında heykel hâlâ dokunulabilir bir güç taşıyor mu?

Evet. İnsan dokunma duyusunu koruduğu sürece heykelin fiziksel varlığına olan ihtiyaç da sürecektir.

Son dönem çalışmalarında hangi temalar, duygular veya düşünceler seni en çok etkiliyor?

İnsanın kozmozla bağı, bedensel varlığı ve görülmeyen ‘tin’ tarafı işlediğim ana temalar. Dünya metaforları, balonlar, bulutlar bu nedenle işlerimde sıkça yer alıyor.

Genç heykeltıraşlara ya da bu alana ilgi duyan sanatçılara ne söylemek istersin?

Bu yol çok kişisel ve biricik bir yol. Herkes kendi rüyasının peşinde. Dilenen tek şey üretme şevkimizin hiç kaybolmaması.

Candan Arıcı

Biyografi

1980 yılında Almanya’nın Stuttgart kentinde doğan Arıcı, İstanbul’daki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Heykel eğitimi aldı. Sanatçı hâlen kentteki atölyesinde çalışmalarını sürdürmektedir. Arıcı’nın eserlerinde kompozisyonlar, figürün dramatik yapısından yararlanılarak oluşturulur. Malzeme seçimi bakımından sanatçı, heykellerinde bronz ve cam kullanarak formlarına hayat verir. Üç boyutlu çalışmalarına, yaşadığı coğrafyanın metaforik anlatımlarını da dahil eden Arıcı, üretimleri aracılığıyla içsel duygularının ifadesini sorgular.