Yazılar

Hafıza ve Zamanın İzleri: “Geride Bir Şey Unuttuğumdur” Sergisi Açılıyor

Ege Subaşı’nın İlk Kişisel Sergisi Chi Art Gallery’de Ziyarete Açılıyor

Sanatçı Ege Subaşı’nın ilk kişisel sergisi olan “Geride Bir Şey Unuttuğumdur”, 3 Kasım-5 Aralık 2026 tarihleri arasında Chi Art Gallery’de sanatseverlerle buluşacak. T. Melis Golar’ın danışmanlığını üstlendiği sergi, zamanın insan bedeni, nesneler ve manzaralar üzerindeki etkilerini resim ve yerleştirme çalışmaları üzerinden ele alıyor.

Adını Adalet Ağaoğlu’nun Yazsonu romanındaki bir cümleden alan sergi, geçmişte yaşanan anların hafızada ve bedende bıraktığı izleri merkeze alıyor. Kısa bir yolculuk, mevsim geçişi ya da gün içindeki ışık değişimleri gibi sıradan deneyimlerin ardından ortaya çıkan dönüşümler, sanatçının eserlerinde görünür hâle geliyor.

Zaman ve hafıza arasındaki ilişki sorgulanıyor

Subaşı’nın üretim pratiğinde önemli bir yer tutan geçicilik kavramı, sergideki portre ve manzara resimleri aracılığıyla yeniden yorumlanıyor. Yaz mevsiminden kalan görüntüler, yolculuk sırasında karşılaşılan manzaralar ve bedende oluşan izler, zaman içinde değişen hafızanın parçaları olarak izleyiciye sunuluyor.

Boş bir hamak, dinlenen bir beden veya biçimi dağılmış bir portre gibi imgeler ise yazın beraberinde getirdiği sakinlik, bekleyiş ve geçicilik hissine gönderme yapıyor. Sergi, büyük kırılmalardan çok gündelik yaşamın içinde fark edilmeden gerçekleşen küçük değişimlere odaklanıyor.

Gündelik hayatın sessiz dönüşümleri eserlerde yer buluyor

“Geride Bir Şey Unuttuğumdur”, manzaralar, nesneler ve figürler üzerinden geçmişin nasıl yeniden hatırlandığını ve hafızanın zamanla nasıl dönüşüme uğradığını araştırıyor. Sanatçı, tanıdık yaşam sahneleri aracılığıyla hatırlamanın sabit bir süreç olmadığını, yaşanan deneyimlerin zaman içinde farklı anlamlar kazanabildiğini ortaya koyuyor.

İlk kişisel sergisiyle izleyicinin karşısına çıkan Ege Subaşı, zaman, hafıza ve geçicilik ekseninde geliştirdiği görsel anlatımını kapsamlı bir seçkiyle sunuyor.

“Geride Bir Şey Unuttuğumdur” başlıklı sergi, 3 Kasım-5 Aralık 2026 tarihleri arasında Chi Art Gallery’de ziyaret edilebilecek.

 

 

#EgeSubaşı #GerideBirŞeyUnuttuğumdur #ChiArtGallery #Sanat #Sergi #ÇağdaşSanat #GüncelSanat #İstanbulSanat #KişiselSergi #ResimSanatı #Yerleştirme #SanatHaberleri #KültürSanat #AdaletAğaoğlu #Hafıza #Zaman #Geçicilik #Sanatsever #Galeri #ArtExhibition

10. Çanakkale Bienali’nde Seramik Sanatı Öne Çıkıyor

Çanakkale Bienali, bu yıl “Metcezir // Ebb & Flow” temasıyla sanatseverleri ağırlamaya hazırlanırken, bienal programında seramik sanatına ayrılan özel bölüm dikkat çekiyor. Ana destekçiler arasında yer alan Kale Grubu ve Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM), Çanakkale’nin köklü seramik geleneğini güncel sanat üretimleriyle bir araya getiren “Özel Odak: Seramik” seçkisine katkı sunuyor.

10 Ekim – 20 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek bienal kapsamında hazırlanan seçki, seramiği yalnızca bir üretim malzemesi olarak değil; tarih, kültür, hafıza ve dönüşüm kavramlarıyla ilişkilendirilen bir ifade biçimi olarak ele alıyor.

Seramik Mirası Farklı Mekânlara Yayılıyor

Yasemin Ülgen, Ebru Nalan Sülün, Halil Yoleri ve Deniz Erbaş’ın kürasyon ve danışmanlığında hazırlanan “Özel Odak: Seramik” bölümü; Troya Müzesi, MAHAL Sanat, Korfmann Kütüphanesi ve Mavi Ev gibi farklı mekânlarda ziyaretçilerle buluşacak.

Farklı kuşaklardan sanatçıların eserlerini bir araya getiren seçki, Çanakkale’nin seramikle kurduğu tarihsel ilişkiyi çağdaş sanat perspektifiyle yeniden yorumlamayı amaçlıyor.

Bienalden Kalıcı Bir Kamusal Sanat Eseri

Bienalin dikkat çeken projelerinden biri de İngiliz seramik sanatçısı Kay Aplin tarafından Çanakkale için üretilen mekâna özgü çalışma olacak. Troya’nın arkeolojik mirası ve bölgenin doğal yapısından ilham alan eser, bienalin ardından kentte kalıcı bir kamusal sanat yapıtı olarak varlığını sürdürecek.

British Council Kültür Yoluyla Bağlantılar Programı desteğiyle geliştirilen çalışma, mimari formlar ile seramik yüzeylerde kullanılan botanik ve arkeolojik motifleri bir araya getiriyor.

Seramik ve Çağdaş Sanat Aynı Zeminde

Çanakkale’nin uzun yıllara dayanan seramik üretim kültürü, bienal kapsamında çağdaş sanatın güncel yaklaşımlarıyla buluşurken, ziyaretçilere geçmiş ile günümüz arasında kurulan ilişkinin farklı örneklerini görme fırsatı sunacak.

Çanakkale Bienali, 20 Kasım 2026 tarihine kadar Çanakkale’nin çeşitli noktalarında ziyaret edilebilecek.

 

 

#ÇanakkaleBienali #Çanakkale #SeramikSanatı #ÇağdaşSanat #KaleGrubu #KTSM #TroyaMüzesi #SanatSergisi #Bienal #KültürSanat #Seramik #ModernSanat #SanatHaberleri #ÇanakkaleEtkinlikleri #Müze #KamusalSanat #SanatDünyası #SEOHaber #KültürHaberleri #SergiHaberleri

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan Cem Hakko’ya Teşekkür Mektubu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Vakko Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hakko’ya gönderdiği teşekkür mektubuyla iki ülke arasındaki kurumsal ve kültürel ilişkiler açısından dikkat çeken bir jestte bulundu.

Edinilen bilgilere göre Macron, Cem Hakko’nun kendisine ilettiği hediye nedeniyle duyduğu memnuniyeti dile getirirken, çalışmalarının devamı için iyi dileklerini de paylaştı. İmzalı teşekkür mektubunda, diplomatik yazışmalarda yer alan nezaket ve karşılıklı saygı unsurları öne çıktı.

Mektubun, Vakko’nun uluslararası platformlardaki bilinirliği açısından sembolik bir anlam taşıdığı değerlendirilirken, şirketin uzun yıllardır sürdürdüğü moda, yaşam stili ve tasarım odaklı faaliyetlerinin uluslararası çevrelerde de takip edildiğini gösteren bir gelişme olarak yorumlandı.

Konuya ilişkin açıklamada bulunan Vakko Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hakko, mektubun kendileri için özel bir anlam taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Vakko olarak uzun yıllardır kalite, zarafet ve incelik anlayışını çalışmalarımızın merkezinde tutuyoruz. Sayın Emmanuel Macron’dan gelen bu nazik mektup bizim için son derece anlamlı bir jest oldu. Bu yaklaşımı yalnızca şahsıma değil, Vakko’nun bugünlere gelmesinde emeği bulunan tüm ekip arkadaşlarımızın çalışmalarına yönelik bir takdir olarak görüyorum.”

1934 yılında kurulan Vakko, moda ve yaşam stili alanındaki faaliyetlerini sürdürürken, markanın yurt içi ve yurt dışındaki temsil faaliyetleri de devam ediyor. Emmanuel Macron’un gönderdiği teşekkür mektubu ise iş dünyası ve moda sektöründe dikkat çeken diplomatik jestlerden biri olarak değerlendiriliyor.

 

 

 

#Vakko #CemHakko #EmmanuelMacron #Fransa #İşDünyası #ModaSektörü #VakkoHaberleri #KurumsalHaberler #LüksMarkalar #TürkModaSektörü #FransaTürkiye #Diplomasi #YaşamStili #İşDünyasıHaberleri

Marta Syrko “Immersion”

Ruzy Gallery, yeni sanat sezonunu fotoğraf sanatçısı Marta Syrko’nun “Immersion: Seeing Otherwise” başlıklı kişisel sergisiyle karşılıyor. 1 Ekim – 20 Kasım 2026 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak sergi, fotoğraf, video ve enstalasyonu bir araya getirerek izleyicilere çok katmanlı bir deneyim sunuyor.

Galerinin ilk fotoğraf sergisi olma özelliğini taşıyan “Immersion: Seeing Otherwise”, fotoğrafın sınırlarını video, ışık ve hareketle genişleten mapping teknolojisi destekli interaktif bir video enstalasyonunu da içeriyor. Sergi için özel olarak hazırlanan çalışma, projeksiyonların galeri mekânıyla etkileşime girmesi sayesinde ziyaretçileri eserin bir parçası hâline getiriyor. Böylece fotoğraf, yalnızca izlenen bir görüntü olmaktan çıkıp deneyimlenen bir sanat alanına dönüşüyor.

Serginin merkezinde su ve algı ilişkisi yer alıyor

Marta Syrko’nun sanat pratiğinde önemli bir yer tutan su kavramı, serginin temel çıkış noktalarından birini oluşturuyor. Sanatçı, suyu yalnızca görsel bir unsur olarak değil; beden, mekân, ışık ve zaman algısını dönüştüren güçlü bir etken olarak ele alıyor.

Işığı kıran, sınırları değiştiren ve perspektifi dönüştüren su, sanatçının çalışmalarında fotoğrafın dilini yeniden şekillendiriyor. Bu yaklaşım sayesinde izleyici, yalnızca görüntüye değil, görme biçiminin kendisine de odaklanmaya davet ediliyor.

İstanbul’un suyla kurduğu ilişki sergiye taşınıyor

“Immersion: Seeing Otherwise”, su temasını İstanbul’un özgün coğrafyasıyla da ilişkilendiriyor. Boğaz ve çevresindeki denizler, kentin yalnızca fiziksel görünümünü değil, ritmini ve karakterini de belirleyen unsurlar olarak serginin kavramsal çerçevesine katkı sunuyor.

Sergi, suya dışarıdan bakılan bir manzara olarak yaklaşmak yerine, içinde bulunulan ve deneyimlenen bir alan olarak bakmayı öneriyor. Bu yaklaşım, ziyaretçilerin mekânla ve eserlerle daha güçlü bir bağ kurmasına olanak tanıyor.

Fotoğraf, video ve enstalasyon aynı deneyimde buluşuyor

Sergide yer alan mapping teknolojisi destekli interaktif çalışma, ışık, hareket ve projeksiyonun galeri mekânıyla kurduğu ilişki üzerinden izleyiciyi deneyimin merkezine taşıyor. Böylece sanatseverler eserleri yalnızca gözlemlemekle kalmıyor, serginin oluşturduğu atmosferi fiziksel olarak da hissedebiliyor.

212 Photography Istanbul’un paralel programında yer alan sergi, Ruzy Gallery’nin farklı sanat disiplinlerine alan açan yeni sezon vizyonunun da önemli bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Galeri, bu projeyle birlikte fotoğrafı yalnızca bir görüntü üretim aracı değil, mekânı ve izleyici deneyimini dönüştüren bir ifade biçimi olarak ele alıyor.

1 Ekim – 20 Kasım 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek “Immersion: Seeing Otherwise”, fotoğrafın temsil gücünü yeniden sorgularken, izleyicileri görme eylemi üzerine düşünmeye davet ediyor.

 

 

#RuzyGallery #MartaSyrko #ImmersionSeeingOtherwise #Sergi #Sanat #FotoğrafSanatı #ÇağdaşSanat #İstanbulSergileri #ArtExhibition #VideoEnstalasyon #MappingTeknolojisi #212PhotographyIstanbul #KültürSanat #SanatHaberleri #İstanbulEtkinlikleri

Perili Sergisi Dijital Kültürü Yorumluyor

Borusan Contemporary, 2026–2027 kültür-sanat sezonunu 19 Eylül’de iki önemli sergiyle açıyor: İtalyan fotoğraf sanatçısı Olivo Barbieri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “Zaman Mekân Geometri” ve Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu seçkisi “Perili”.

Olivo Barbieri ile Görsel Yolculuk

Küratörlüğünü Dr. Fırat Arapoğlu’nun üstlendiği “Zaman Mekân Geometri”, Barbieri’nin kırk yılı aşkın sanat pratiğinden beş seriyi bir araya getiriyor. Arkeolojik alanlardan küresel metropollere, şelalelerden Alp zirvelerine ve Akdeniz kıyılarına uzanan fotoğraflar, ölçek ve perspektif oyunlarıyla tanıdık manzaraları beklenmedik görüntülere dönüştürüyor.

Sergiye adını veren seri, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun siparişi üzerine Anadolu’daki dokuz antik kentte üretilen fotoğrafları ilk kez sanatseverlerle buluşturuyor. Perge, Efes, Aphrodisias ve Side gibi antik kentlerin kuşbakışı görünümleri, zamanın katmanlarını ve mekânın geometrisini çağdaş bir estetikle yeniden yorumluyor.

Dijital Kültürün İzleri: “Perili”

Dr. Kumru Eren küratörlüğünde hazırlanan “Perili”, yapay zekâ, algoritmalar, veri teknolojileri ve dijital kültürün çağdaş görsel dünyayı nasıl dönüştürdüğünü araştırıyor. Sergi, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan seçilen eserlerle hafıza, özne ve gerçeklik kavramlarını farklı perspektiflerden ele alıyor.

Sanatçının Sözü

Olivo Barbieri, sergiyle ilgili olarak şunları dile getiriyor: “Türkiye’deki dokuz antik kenti fotoğraflama imkânı bulduğum bu seri, geçmişin yalnızca fiziksel yapılarla değil, zaman ve mekânın geometrisiyle yeniden biçimlendiğini gösteriyor. İlgi alanımın merkezinde her zaman hafıza var; düz bir çizgi değil, hem başlangıç hem de varış noktası.”

Sergi Tarihleri

19 Eylül 2026 – 15 Ağustos 2027 tarihleri arasında Borusan Contemporary’de izlenebilecek olan sergiler, İstanbul’un kültür-sanat takvimine güçlü bir başlangıç yapıyor.

#BorusanContemporary #OlivoBarbieri #ZamanMekanGeometri #PeriliSergisi #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #FotoğrafSanatı #DijitalSanat #SanatSergisi

Tatil sonrası alkol kullanımı sürüyorsa dikkat!

Tatil döneminde değişen günlük rutinlerin, alkol tüketiminin artmasına zemin hazırlayabildiğini belirten uzmanlar, bu durumun bağımlılığa dönüşebildiğini söylüyor.

Özellikle tüketim miktarının giderek artması ve alkolü kontrol etmekte zorlanılmasının riskli kullanıma işaret ettiğini aktaran Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “‘Tatildeyim, bir şey olmaz’ düşüncesiyle başlayan sık ve yüksek miktarda alkol tüketimi, kişinin alkolle kurduğu ilişkinin değişmesine yol açabilir.” dedi. Tatil sonrasında alkol tüketiminin devam etmesinin göz ardı edilmemesi gereken bir belirti olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Çetin, alkol kullanımıyla ilgili değişimlerin erken fark edilmesi ve gerektiğinde profesyonel destek alınması gerektiğini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, tatil döneminde artabilen alkol tüketiminin riskli kullanıma ve bağımlılığa dönüşme riski hakkında açıklamalarda bulundu.

Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin

Psikiyatri Uzmanı Dr. Alptekin Çetin

Sık ve yüksek miktarda alkol tüketimi, riskli kullanıma dönüşebilir!

Tatil dönemlerinde günlük rutinin değiştiğini, uyku ve beslenme düzeninin bozulabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Alkol tüketimi de bu değişimlerden etkilenebiliyor.” dedi.

Tatilin, birçok kişi için sorumluluklardan uzaklaşma ve rahatlama dönemi olarak görüldüğüne işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Ancak ‘tatildeyim, bir şey olmaz’ düşüncesiyle başlayan sık ve yüksek miktarda alkol tüketimi, kişinin alkolle kurduğu ilişkinin değişmesine yol açabilir. Özellikle her gün alkol alma, içilen miktarı giderek artırma ve alkolsüz eğlenemeyeceğini düşünme gibi davranışlar riskli kullanımın göstergeleri arasında yer alır.” diye konuştu.

Alkolün duyguları düzenleyen bir araç haline gelmesi, bağımlılık riskini artırabilir!

Alkolün kısa süreli olarak gevşeme ve rahatlama hissi oluşturabildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Bu etki kişinin stres, kaygı ve olumsuz duygularla başa çıkmak için alkole yönelmesini kolaylaştırabilir. Kişi bir süre sonra yalnızca sosyal ortamlarda değil; sıkıldığında, kaygılandığında, uyumakta zorlandığında veya kendisini kötü hissettiğinde de alkol kullanmaya başlayabilir. Alkolün duyguları düzenleyen bir araç haline gelmesi, bağımlılık gelişimi açısından dikkat edilmesi gereken önemli bir durumdur.” dedi.

Tatilde artan tolerans daha fazla alkol tüketimine yol açabilir!

Aynı rahatlama veya keyif hissini yaşayabilmek için zamanla daha fazla miktarda alkol tüketme ihtiyacı duyulmasının ‘tolerans gelişimi’ olarak tanımlandığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başlangıçta bir veya iki kadehle yetinebilen kişi, ilerleyen günlerde aynı etkiyi hissedebilmek için daha fazla alkol tüketebilir. Tatil döneminde birkaç gün üst üste devam eden yüksek miktardaki tüketim, kişinin alkol toleransını artırabilir. Tatil sona erdiğinde tüketim eski düzeyine dönmüyorsa veya kişi alkol kullanmadığı zaman huzursuzluk yaşıyorsa profesyonel destek düşünülmelidir.”

Alkol bağımlılığında kullanım sıklığından çok kontrol kaybı önemli!

Alkol bağımlılığının yalnızca her gün alkol içmekle tanımlanamayacağına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Kontrol kaybı belirleyici unsurlardan biridir.” dedi.

Bağımlılık açısından asıl değerlendirilmesi gerekenin, kişinin ne kadar sıklıkla içtiğinin yanında alkol kullanımını kontrol edip edemediği olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Kişi planladığından daha fazla içiyor, bırakmayı ya da azaltmayı denemesine rağmen başarılı olamıyor, sorumluluklarını aksatıyor veya zarar görmesine rağmen kullanmayı sürdürüyorsa burada ciddi bir sorun olabilir. Yalnızca tatillerde veya hafta sonlarında alkol kullandığını belirten kişiler kısa sürede yüksek miktarda tüketim yapabilir. Kişinin her gün alkol kullanmaması, kullanım biçiminin güvenli olduğu anlamına gelmez. Kısa sürede yüksek miktarda alkol tüketmek; muhakeme bozukluğu, denge kaybı, trafik kazaları, düşmeler, şiddet davranışları, korunmasız cinsel ilişki ve alkol zehirlenmesi gibi ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle yalnızca kullanım sıklığına değil, bir seferde tüketilen miktara ve ortaya çıkan sonuçlara da bakılmalıdır.” açıklamasını yaptı.

Tatil sonrası alkol tüketiminin sürmesi, sorun işareti olabilir!

Tatil bittikten sonra alkol tüketiminin sürmesi, kişinin içmek için fırsat yaratmaya başlaması veya eski yaşam düzenine dönmekte zorlanmasının göz ardı edilmemesi gerektiğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Kişinin akşamları rahatlamak, uyumak veya günlük stresini azaltmak gibi sebeplerle alkol kullanmaya devam etmesi, geçici bir tatil davranışının kalıcı bir alışkanlığa dönüşmeye başladığını gösterebilir.” dedi.

Alkolle ilgili bazı durumların görülmesi halinde kişinin kullanım alışkanlığının dikkatle değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Planlanandan daha fazla veya daha uzun süre alkol tüketmek, alkolü azaltma ya da bırakma girişimlerinde başarısız olmak, aynı etkiyi hissedebilmek için giderek daha fazla içmek, alkol kullanılmadığında huzursuzluk, titreme, terleme veya uyku sorunu yaşamak, alkol nedeniyle aile, iş veya sosyal yaşamda sorunlarla karşılaşmak, riskli durumlarda alkol kullanmak, yaşanan fiziksel veya psikolojik zararlara rağmen tüketimi sürdürmek, eğlenmek, sosyalleşmek veya rahatlamak için alkole ihtiyaç duyduğunu düşünmek, alkol kullanımını çevreden gizlemek veya tüketilen miktarı olduğundan az göstermek, tatil bittikten sonra da aynı tüketim düzenini devam ettirmek gibi davranışlar ortada bir sorun olduğu anlamına gelebilir.” şeklinde konuştu.

Alkol kullanımı ile altta yatan ruhsal sorun birlikte değerlendirilmeli!

Bağımlılık riskinin herkeste aynı olmadığı bilgisini veren Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Gençler, dürtü kontrolü güçlüğü yaşayanlar, depresyon veya kaygı bozukluğu bulunanlar ile ailesinde bağımlılık öyküsü olan kişiler daha yüksek risk altında olabiliyor.” Dedi.

Alkolün bazen ruhsal sorunların belirtilerini geçici olarak bastırıyor gibi görünebileceğini; ancak uzun vadede kaygı, depresif belirtiler, uyku sorunları ve dürtüsel davranışların daha da artabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Çetin, kişi alkolü psikolojik sıkıntılarından uzaklaşmak için kullanıyorsa hem alkol kullanımı hem de altta yatan ruhsal sorunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yoğun alkol kullananlar, bırakma sürecini sağlık profesyoneli desteğiyle planlamalı!

Uzun süredir düzenli ve yüksek miktarda alkol kullanan kişilerin, tıbbi değerlendirme olmadan alkolü aniden bırakmasının riskli olabileceği uyarısında bulunan Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Bağımlılık gelişmiş kişilerde alkolün aniden kesilmesi; titreme, terleme, çarpıntı, yoğun kaygı, uykusuzluk, nöbet ve bilinç değişiklikleri gibi ciddi yoksunluk belirtilerine yol açabilir. Bu nedenle düzenli ve yoğun alkol kullanan kişiler, bırakma sürecini mutlaka bir sağlık profesyonelinin desteğiyle planlamalı.” dedi.

Alkol kullanımındaki değişimin erken fark edilmesinin önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Alkol kullanımıyla ilgili yardım istemek için kişinin hayatının tamamen bozulmasını beklemek gerekmez. Tüketim miktarı artmışsa, kontrol etmek zorlaşmışsa, tatil sonrasında kullanım devam ediyorsa veya alkol kişinin ruhsal ve fiziksel sağlığını etkilemeye başlamışsa bir psikiyatri uzmanına başvurulmalı. Erken dönemde alınan destek, riskli kullanımın bağımlılığa dönüşmesini önleyebilir ve tedavi sürecini kolaylaştırabilir.”

 

 

#AlkolKullanımı #Bağımlılık #TatilSonrası #Psikiyatri #ÜsküdarÜniversitesi #SağlıkHaberi #AlkolRiskleri #ProfesyonelDestek #RuhSağlığı #NPİSTANBUL

OMM’da Yeni Sergi: “Yeryüzü Yankıları”

Odunpazarı Modern Müze (OMM), 26 Eylül 2026 – 12 Eylül 2027 tarihleri arasında “Yeryüzü Yankıları” sergisini sanatseverlerle buluşturuyor. Ana sponsorluğunu ETİ’nin üstlendiği sergi, küratör Defne Casaretto tarafından hazırlandı.

Sergide farklı kuşaklardan sanatçıların resim, fotoğraf, heykel, seramik, tekstil ve video yerleştirme gibi tekniklerle ürettiği 70’in üzerinde eser yer alıyor. Çalışmalar, anlatıların kültürler ve coğrafyalar arasında aktarılırken geçirdiği dönüşümleri ve yeniden yorumlanma biçimlerini ele alıyor.

Üç kata yayılan sergi, doğa, tarih, sanat ve mitoloji ekseninde farklı zamanlardan imgeleri ve sembolleri bir araya getiriyor. Sergi boyunca anlatılar durağan bir miras olmaktan çıkarılarak mekânda yeniden şekillenen canlı bir yapıya dönüşüyor.

 

 

#OMM #YeryüzüYankıları #SanatSergisi #OdunpazarıModernMüze #DefneCasaretto #SanatHaberi #Eskişehir #ÇağdaşSanat #Sergi

Chi Art Gallery “KANZEN”

Chi Art Gallery, 9 Eylül – 10 Ekim 2026 tarihleri arasında Serap Görünme, Hayal Köseoğlu ve Mehmet Sinan Kuran’ın farklı disiplinlerdeki üretimlerini bir araya getiren KANZEN sergisine ev sahipliği yapıyor.

Japonca’da “tamlık” ve “bütünlük” anlamına gelen kanzen, serginin düşünsel çerçevesini oluşturuyor. Sergi, farklılıkların benzerlik aramadan yan yana durarak nasıl bir bütün oluşturabileceğini sorguluyor. Fotoğraf, resim ve çizim üzerinden gelişen üç ayrı sanatçı pratiği, ayrışmalarını koruyarak ortak bir zeminde buluşuyor.

Serap Görünme: Su altı fotoğraflarıyla beden ve çevre arasındaki ilişkiyi duyusal bir deneyime dönüştürüyor.

Hayal Köseoğlu: Renk ve biçimi içsel deneyimlerin görünürlük kazandığı bir ifade alanı olarak kullanıyor.

Mehmet Sinan Kuran: Çizgi ve karakterlerle özgün bir evren kurarak farklılıkların bütünlük içinde var olabileceğini gösteriyor.

Bu üç ayrı dünya, KANZEN sergisinde benzetilmeden, kendi bütünlükleri korunarak yan yana geliyor. İzleyici, önce her sanatçının bağımsız dünyasına giriyor; ardından geri çekildiğinde farklılıkların yan yana durabilme biçiminden doğan uyumu deneyimliyor.

 

 

 

#ChiArtGallery #KANZEN #SanatSergisi #İstanbulSanat #SerapGörünme #HayalKöseoğlu #MehmetSinanKuran #ÇağdaşSanat #SanatHaberi #Sergi

Deniz Doğruyol “Inner Talks”

Art Rooms, yeni sergi sezonunu Deniz Doğruyol’un “Inner Talks” başlıklı kişisel sergisiyle açıyor. Çocukluk ve yetişkinlik arasındaki iç konuşmaları resim, obje ve mekân yerleştirmeleriyle görünür kılan sergi, hatırlamanın ve değişmenin bugünün içinde nasıl yaşamaya devam ettiğini sorguluyor.

Büyük gözlü kız figürleri, çizgili çoraplar, el yazıları ve tabela biçimindeki nesnelerle kurulan görsel dünya, çocuksu bir atmosferin altında yetişkin benliklerle karmaşık bir ilişkiyi ortaya çıkarıyor. Doğruyol, masumiyet ile bugünün sesini aynı anlatıda buluşturuyor.

Sergi, 17 Eylül – 19 Ekim 2026 tarihleri arasında pazar hariç her gün 13.30 – 20.30 saatleri arasında Girne’deki Art Rooms’da ziyaret edilebilecek.

 

 

 

#DenizDoğruyol #InnerTalks #ArtRooms #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #GirneSanat #SanatHaberi #KişiselSergi #İçKonuşmalar #Sergi

Christiane Peschek “Anka Kuşu Kalesi”

SANATORIUM, 17 Eylül – 31 Ekim 2026 tarihleri arasında sanatçı Christiane Peschek’in kişisel sergisi “Anka Kuşu Kalesi”ne ev sahipliği yapıyor. Sergi, dünyayı insan merkezli bir bakışın ötesinde; hafıza biriktiren, dönüşen ve yeniden üreten canlı bir sistem olarak ele alıyor.

Peschek, jeolojik süreçleri bedensel ve duygusal deneyimlerle buluşturarak ziyaretçiyi dönüşüm, madde, bellek ve zaman arasındaki ilişkiler üzerine düşünmeye davet ediyor. Sergi, sabit bir galeri sunumundan farklı olarak altı hafta boyunca sürekli değişen bir yapı olarak tasarlanıyor. 24 farklı yeryüzü koşulundan oluşan döngü, serginin her aşamasında yeni bir evreye geçerek izleyicilere farklı deneyimler sunuyor.

Yerleştirmeler, ritüeller, sesler ve yazılar aracılığıyla genişleyen mimari, ziyaretçiyi insanın Dünya ile kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmeye çağırıyor. Sergi boyunca ziyaretçiler ayakkabılarını çıkararak ritüelistik bir arınma deneyimine katılıyor, kokulu küller ve tütsüler eşliğinde bedensel bir yolculuğa çıkıyor. Çok kanallı ses yerleştirmeleriyle desteklenen bu deneyim, bedenle doğrudan hissedilen bir sergi atmosferi yaratıyor.

Sergiye eşlik eden “Gaia Scripts” adlı monografik yayın ise Peschek’in pratiğini kapsamlı biçimde ele alıyor. SANATORIUM ve MOUSSE tarafından yayımlanan kitap, sanatçının bedensel, teknolojik ve ekolojik sistemler arasındaki ilişkileri araştıran çalışmalarına geniş bir perspektif sunuyor.

 

 

 

#ChristianePeschek #AnkaKuşuKalesi #SANATORIUM #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #GaiaScripts #SanatHaberi #Beyoğlu #Sergi