Yazılar

İnatçı ağrılar intihara kadar götürebiliyor!

İnatçı ağrılar intihara kadar götürebiliyor!
Algoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayda Türköz, klasik yöntemlerle tedaviye cevap vermeyen inatçı ağrıların, hastaları intihara kadar sürükleyebildiğini söyledi. Türköz, ABD’de bu grup hastalar içinde, intihar edenlerin oranının 2003’te yüzde 7,4 iken 2014’te yüzde 10,2’ye yükseldiğini kaydetti.
Kısaca “standart tıbbi tedavi ile kontrol edilemeyen, tedavi edilmesi ve yönetilmesi zor ağrı” olarak tanımlanan inatçı ağrıların, hastaları hayattan bezdirdiğini, depresyona, iş kaybına ve hatta intihara kadar sürüklediğini açıklandı.

Pause Dergi

Prof. Dr. Ayda TürközDepresyon, İş Kaybı ve İntihar!
İnatçı ağrının, genellikle insanların yaşam kalitesi üzerinde fazlaca olumsuz etkiye sahip olduğunu ifade eden Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Dragos Hastanesi Algoloji (Ağrı Bilimi) Bölümü’nden Prof. Dr. Ayda Türköz, araştırmaların, “inatçı ağrısı olan kişilerin yüzde 25’inin depresyona girdiğini ve yüzde 25’inin işini kaybettiğini, işine devam edenlerin yüzde 50’sinin ise işe eskisi kadar konsantre olamadıkları ve sonunda işten ayrıldıklarını saptadığını” belirtti. Türköz, “Amerika da yapılan bir araştırma inatçı ağrı nedeniyle intihar edenlerin oranı 2003’te yüzde 7,4’ten 2014’te yüzde 10,2’ye yükseldiğini belirtmiştir. Bu çalışmaya göre; sırt ağrısı, kanser ağrısı ve eklem ağrısı, intihar eden kişilerde inatçı ağrı durumlarının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Ayrıca, bu hastalarda inatçı ağrı yanında anksiyete ve depresyonun daha fazla gözlendiği bildirilmiştir” diye konuştu. Türköz, “İnatçı ağrılar, multidisipliner, yani farklı branşlardan oluşan ekipler tarafından değerlendirilmesi gereken çok özellikli bir durumdur. Öncelikle hastanın kendi hekimi ile algolog, fizyoterapistler ve psikologlar da dahil olmak üzere uzman bir profesyonel ekip tarafından izlenmesi gerekir” açıklamalarında bulundu.
Hangi Hastalıklar İnatçı Ağrıya Neden Oluyor?
Ağrıların akut, kronik ve inatçı ağrı olmak üzere üç kısımda incelendiğini söyleyen Türköz, “Bizim ‘inatçı ağrı’ dediğimiz tür, geleneksel yöntemlerle kontrol altına alınıp tedavi edilmesi sağlanamayan, hafif bir rahatlama sağlamak için bile geleneksel olmayan diğer tedavi seçeneklerine gereksinim duyulan ağrı türüdür” dedi. İnatçı ağrılara neden olan sağlık problemlerinin genelde migren ya da gerilim tipi baş ağrıları, kanser ağrıları, romatizmal eklem iltihabı, dejeneratif (bozulmuş) omurga hastalığı ve felç sonrası omurilik lezyonları olduğunu belirten Türköz, “İnatçı ağrının her zaman bariz bir nedeni olmaması ve kişiden kişiye farklılık göstermesi tedaviyi de zorlaştıran önemli faktörlerdir. Her şeyden önce hastanın artık kronikleşen bir ağrı sorunu var ise muhakkak bir algoloji doktoruna görünmesi gerekir. Bu aşamada hastanın semptomlarını doktora doğru ve ayrıntılı bir şekilde tanımlaması çok önemlidir. Çünkü inatçı ağrı teşhisi nispeten zor bir olaydır” dedi.
“İnatçı Ağrı Zor Teşhis Edilen Bir Sorundur”
Türköz, şöyle devam etti: “Örneğin hasta günlük kronik baş ağrıları yaşıyorsa, migren veya gerilim tipi baş ağrıları yaşıyor olabilir. Ancak migrenin neden olduğu inatçı ağrının semptomları, diğer baş ağrısı türlerine benzer. Bu da teşhisi zorlaştırır ve tedaviyi sorunlu hale getirir. Genellikle, zaman içinde çeşitli tedaviler ağrıyı hafifletemediğinde, inatçı ağrı teşhisi konur. Örneğin, basit ağrı kesicilerle tedavilerinden sonra azalmayan ağrılar için daha farklı tedavi yöntemleri gerekebilir. Ancak ağrı, bu tedavilere rağmen hafiflemiyor ise örneğin nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar, (steroid dışı yangı önleyici ilaçlar) kas gevşeticiler, zayıf opioidler, (morfin tipi uyuşturucu ilaç) nöbet önleyici ilaçlar ve antidepresanlar, ameliyat, egzersiz ve fizik tedavi gibi yöntemler ağrının azalmasına katkı sağlayamaz ise doktorunuz ‘inatçı ağrı’ teşhisi koyabilir” dedi.
Nelere Sebep Olabilir?
İnatçı ağrıların vücuttaki bazı hormonları da etkileyebileceğini kaydeden Türköz, “İnatçı ağrı, vücuttaki stres ve enfeksiyon seviyesini yükseltebilir. Bu durum yüksek tansiyon ve yüksek nabız gibi sorunlara katkıda bulunabilir. Uykuyu engelleyerek hastanın kendisini yorgun hissetmesine, konsantrasyon bozukluklarına neden olabilir. Düşünme ve karar verme yeteneğine müdahale eder, fiziksel performansı etkiler. Hatta cinsel işlev bozukluklarına bile yol açabilir” açıklamalarına bulundu.
İnatçı Ağrılar Nasıl Tedavi Edilir?
Türköz, inatçı ağrının kesin bir tedavisinin olmamakla birlikte, tedavinin, ağrının şiddetinin azaltılarak günlük yaşam kalitesini geri kazanma odaklı olduğunu belirterek, “İnatçı ağrı, hastanın yatalak olmasını veya bakım için hastaneye yatmasını gerektirecek kadar sürekli ve şiddetli olabilir. Tedaviye bu kadar dirençli olmasının en önemli nedeni, beynin inatçı ağrı sinyallerini diğer ağrı sinyallerinden farklı şekilde algılamasıdır. Bu nedenle standart tedavi yöntemleri inatçı ağrılara fazla etki etmez” ifadelerini kullandı. Türköz, inatçı ağrının tedavi yöntemlerini şöyle açıkladı: “Öncelikle teşhis amacıyla lokal anestezi yapılır. Teşhis doğrulandıktan sonra ‘nörolitik sinir blokları’ dediğimiz, özellikle kanser hastalarında uygulanan ve sempatik sinirler adı verilen bir grup sinire alkol, fenol veya radyofrekans yöntemleriyle hissizleştirme işlemi yapılır. Bundan başka nörostimülasyon (omurilik uyarıcı cihazlar) yani omurilik pilleri yönteminde hastanın ağrıyı algılama şeklini değiştirilir. Bu cihazlarla, omuriliğin çok sayıda duyusal sinir dokusu içeren dorsal kolon ve dorsal kök ganglion alanları elektriksel olarak uyarılır ve ağrı sinyalleri azaltılır veya silinir. Ayrıca cilt altına yerleştirilen özel bir pompa aracılığı ile omurilik kanalına morfin verilerek ağrı tedavi edilebilir. ‘Omurilik ilaç pompaları’ denen bu işlem, çoğunlukla kanser ve damar tıkanıklarına bağlı ağrılarda uygulanır. Ağrıyı etkin bir şekilde tedavi etmesinin yanı sıra bu yöntemin önemli bir avantajı düşük doz ilaç kullanımıdır. Bu yöntemlerin hiçbiri fayda etmezse, omuriliğin ağrı iletimini alan üst sinir hücrelerine hasar verilmesine dayanan ‘sekonder nöronların harap edilmesi’ yöntemi uygulanır” dedi. Ayrıca yardımcı tedavi yöntemlerinin kullanılması, uzun dönem ilaç tedavisi alan hastalardaki ilaç bağımlılığını önlemek için oldukça önemlidir” diyerek sözlerini tamamladı.

Vajinismus sorunu pelvik taban rehabilitasyon ile son bulabiliyor

Vajinismus sorunu pelvik taban rehabilitasyon ile son bulabiliyor

Dünyada vajinismus görülme sıklığı erişkin kadınların yaklaşık %5’i ila %15’i arasında iken, Türkiye’de her 10 kadından birinde vajinismus probleminin olduğu görülüyor. Vajinismus, pelvik taban (vajina çevresi kasların) kaslarının istemsiz ve kontrolsüz biçimde kasılması nedeniyle ağrılı cinsel birleşme ya da cinsel birleşmenin hiç gerçekleşemiyor olması olarak tanımlanıyor. Özellikle cinsellikle özdeşleşen bir hastalık olması sebebiyle pek çok insanın bu konuda utanıp çekinmesi tedaviye başvurma oranlarını düşürüyor. Toplumun bu konuda bilinçlenmesi önem taşırken, Pelvik Taban Rehabilitasyonu uygulamaları vajinismus tedavisinde önemli yer tutuyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Pelvik Taban Ünitesi’nden Prof. Dr. Ümit Dinçer, vajinismus ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Ümit Dinçer

Yetiştirilme tarzı, kişilik yapısı, tıbbi geçmiş gibi nedenler öne çıkıyor

Pelvik tabandaki vajina etrafı kasların istemsiz olarak kasılmasıyla ortaya çıkan vajinismus sorununu sıradan ağrılı cinsel birleşme olarak tanımlamak doğru değildir. Toplumda sık görülen hastalıklardan biri olarak kabul edilmektedir. En önemli nedeni psikolojik sebepler olan vajinismus sorunu, yetiştirilme tarzı, kişilik yapısı, tıbbi geçmiş gibi pek çok neden bağlı olarak gelişebilmektedir. Ancak nihayetinde asıl sonuç ve sorun pelvik tabanı oluşturan kasların şiddetli kontrol dışı kasılmasıyla ortaya çıkmasıdır. Bu nedenle pelvik taban kaslarını ve özellikle Pubokoksigeus kasını kontrol etmek, istemli bir şekilde kasılıp gevşemesini sağlayabilmek kontrolünü ele alabilmek büyük ölçüde vajinismus tedavisinde başarıyı beraberin getirmektedir. Özetle yapılması gereken en önemli ve verimli yöntemlerden biri pelvik taban egzersiz ve rehabilitasyon sistemiyle bu kasları kontrollü olarak çalıştırılabilmektir.

Jinekolojik açıdan tıbbi bir sorun yoksa pelvik taban fizyoterapisi düşünülmeli

Vajinismus tedavisinde temel yaklaşım sebebi ortadan kaldırmaktır. Vajinismusa neden olan durum eğer ortadan kaldırılabilen bir tıbbi durum ise bu sorun jinekologlar tarafından tedavi edilecektir. Eğer jinekoloji alanında bir ilerleme kaydedilemiyorsa genellikle pelvik taban fizyoterapisini düşünmek gerekir zira  bu konuda son derece iyi sonuçlar vermektedir. Bu açıdan uzmanlaşmış olan birimler ve fizyoterapistler gerek vajinismus gerekse disparoni (ağrılı cinsel birleşme) için bir rehabilitasyon programı hazırlayabilmektedirler.

Özellikle pelvik tabanda uzmanlaşmış fizyoterapistlerin olduğu merkezler seçilmeli

Zaman zaman kabızlık, üriner inkontinans (idrar kaçırma) gaita inkontinansı (gaita kaçırma) gibi durumlarla kombine olan ya da her birinin tek başına görüldüğü durumlarda da pelvik tabanın en önemli kaslarından biri olan Pubokoksigeus kasının eğitimi büyük önem taşımaktadır. Vajinismusta en önemli kas olarak adlandırılan PK kasını da ilgilendirecek şekilde pelvik taban kaslarının eğitilmesi, gevşetilmesi ve güçlendirilmesi hedefine yönelik “görev temelli biofeedback” çalışmasıyla kasları normal fonksiyonel ritmine ulaştıran rehabilitasyon çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışmalar kişinin tıbbi değerlendirilmeleri yapıldıktan sonra yani arka planda cerrahi, nörolojik veya enfektif bir problemin olmadığı ortaya konulduktan sonra pelvik taban egzersizi ve rehabilitasyonu yapılan, özellikle pelvik taban konusunda uzmanlaşmış fizyoterapistlerin olduğu bir merkezde yapılmalıdır. Hasta, son derece yüksek teknolojik cihazlarla, konforlu, rahat ve kişinin mahremiyetini gözeten şekilde kişiselleştirilmiş bir rehabilitasyon programına alınmalıdır.

Başarılı sonuçlar elde ediliyor

Pelvik taban adı verilen kas yapısı bütün karın içi organları yer çekimine karşı yerinde tutan mesaneyi, rektumu ve cinsel organları olması gereken yere asan bir yapıdır. İşte bu pelvik taban kaslarının normal çalışabilmesi, refleks kasılmalardan kurtarılması ve istemli şekilde kontrolünü en üst seviyeye çıkarma hedefiyle yola çıkıldığında gerek vajinismusta gerekse ağrılı cinsel işlev bozukluklarında son derece başarılı sonuçlar alınmaktadır.

Şarkıları milyonlara ulaştı

Şarkıları milyonlara ulaştı

Ünlü komedyen Cem Yılmaz’ın Netflix’te haftalardır en çok izlenenler listesinde yer alan projesi ”Erşan Kuneri”de seslendirdiği şarkılarla bir kez daha dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Müjde Kızılkan, dizinin milyonlarca kişi tarafından izlenmesi ile hayran sayısında büyük artış oldu.

Sıradışı tarzı ve güçlü sesi ile dikkat çeken genç sanatçı, arama motoru Google ve Yandex’te alternatif müzik dalında adı en çok aratılanlar arasına girmeyi başardı.

2023 yılı ile birlikte yoğun konser maratonuna girecek olan Kızılkan, yeni yılın en dikkat çeken isimlerinde biri olmaya aday…

Yıllar öncesinden gelen şarkı  “Ne Söyledi Tanrı Sana”

Yıllar öncesinden gelen şarkı  “Ne Söyledi Tanrı Sana”

Pop müziğin başarılı söz yazarı, besteci ve yorumcularından Gülden, uzun zamandır sevenlerinin beklediği duygusal şarkısını yayınlıyor.

İçimize mi Atalım, Güzelleşelim, Bu Saatten sonra çalışmalarından sonra Gülden, bundan yıllar öncesinde yazdığı şarkısını gün yüzüne çıkartıyor.

Gülden’in 2011 yılında yazdığı “Ne Söyledi Tanrı Sana” şarkısı vurucu sözleri ile müzikseverlerin kalbine işleyecek.

Söz ve müziği Gülden imzası taşıyan şarkının düzenlemesinde Osman Çetin, Mert Kemancı karşımıza çıkıyor. Şarkının klibi İzzet Başlak yönetmenliğinde oluşturulan özel bir platoda çekildi. Klipte görseller ile şarkıda anlatılan yalnızlık, acı, zorluklar ve terk edilmişliğe vurgu yapılıyor.

Gülden’in “Ne Söyledi Tanrı Sana” çalışması klibiyle aynı anda 23 Aralık’ta Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında.

Ortopedik hastalıklar hızla yaygınlaştı!

Ortopedik hastalıklar hızla yaygınlaştı!

Yaklaşık üç yıldır günlük yaşam alışkanlıklarımızı derinden etkileyen Covid-19 pandemisi elimizden belimize, boynumuzdan sırtımıza, dizimizden dirseğimize kas ve iskelet sistemimize yönelik rahatsızlıkları hızla artırdı. Fiziksel aktivitelerin kısıtlanması, bilgisayar karşısında uzun süreli duruş bozuklukları ve kilo alımı gibi faktörlerle gerek çocuklarda gerekse yetişkinlerde omurga hastalıklarının son dönemde çok sık görüldüğünü belirten Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren bu hastalıklara karşı önlem almak, olası şikayetleri ise ertelemeden hekime başvurmak gerektiğini belirtiyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar pandemide en sık görülen şikayetleri anlattı, kas ve eklem ağrılarına karşı etkili öneriler ve uyarılarda bulundu.

Son dönemde pek çok kişi boynunda, belinde ya da dizlerinde hatta parmaklarında ağrı sorunu yaşıyor, hareketlerini de kısıtlayarak günlük yaşantısını olumsuz etkileyen bu ağrılardan kurtulmanın yollarını arıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar özellikle masa başı çalışanlarda uzun süre bilgisayar karşısında duruş bozuklukları, spor aktivitelerinin rafa kaldırılması, hareketin büyük ölçüde kısıtlanması, aşırı stres ve üstüne üstlük kilo alımları derken kas ve iskelet sistemi hastalıklarının ülkemizde ve dünyada son yıllarda çok sık görülür hale geldiğini belirterek “Büyük Britanya İş güvenliği ve Çalışan Sağlığı Kurulu’nun (HSE) 2022 yılında yayınladığı raporunda; 2021-22’de 477 bin çalışanın işle ilgili kas-iskelet sistemi (KİS) hastalıkları olduğu bildirildi. Bu hastaların yüzde 42’sinde bel, yüzde 37’sinde üst ekstremite (el, bilek, dirsek ve parmak kemikleri vb) ve yüzde 21’inde alt ekstremite (uyluk, diz, bacak, ayak bileği kemikleri vb) tutulumu mevcuttu. Raporda işle ilgili kas-iskelet sistemi hastalıklarının oluşmasına sebep olan ana faktörlerin, uygun olmayan pozisyonda klavye ile çalışma veya tekrarlayan zorlamalar olduğu belirtildi. Kas ve iskelet sistemi hastalıkları halen artma eğiliminde. İşle ilgili kas ve iskelet sistemi hastalıkları olan 477 bin çalışanın 72 bin tanesi şikayetlerinin Covid-19 pandemisi nedeniyle oluştuğunu veya bu nedenle kötüleştiğini bildirmiştir” diyor.

Pause Dergi

Prof. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar

Dikkat! Çalışma ortamınız uygun şartlarda olmazsa!     

Günümüzde hala düzenli egzersizlere başlamayan, çalışma ortamını, bilgisayar karşısında duruşunu düzenlemeyen, spordan, fiziksel hareketlilikten uzak sedanter (hareketsiz) bir yaşam süren kişilerin sağlıkları açısından ciddi risklerle karşı karşıya oldukları uyarısında bulunan Prof. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar şöyle konuşuyor: “Son yıllarda uygun çalışma ortamının sağlanamaması postür bozukluklarını yaygınlaştırdı. Pek çok kişide; boyunda düzleşme, sırt ağrısı ve fibromiyalji, omuzda, dirsekte ve elde tendinit (iltihaplanma), el ve bilekte sinir sıkışması, bel ağrısı ve disk hastalıkları, dizlerde kıkırdaktaki yıpranmaya bağlı olarak ağrı sorunuyla karşılaşıyoruz. Günlük yaşam tarzımızı yeniden düzenleyip rutin alışkanlıklarımız arasına sporu, düzenli ve tempolu yürüyüşü katmadan kas ve iskelet sistemimizi korumamız mümkün değildir. Covid 19 pandemisi sürecinde hızla yaygınlaşan bu hastalıkların tedavisi ileride çok daha zor bir hale gelebilir.” Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar, bununla birlikte spor aktivitelerine dönüşte de çok dikkat etmek gerektiğini, olması gerekenden hızlı ve yoğun bir tempoda spor aktivitelerine başlamanın da fayda yerine zarar verebileceğini, kas-tendon yaralanmaları ile sonuçlanabileceğini söylüyor.

Pause Dergi

Omurga sağlığı için bu önlemlere dikkat!

Gerek yetişkinlerde gerekse çocuklarda kas ve iskelet sisteminin sağlıklı olabilmesi için bazı önlemlere mutlaka dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar bu kuralları şöyle sıralıyor;

  1. Bilgisayar monitörünün yüksekliği göz seviyesinde olmalı,
  2. Sandalyeniz belinizi desteklemeli,
  3. Önkol, uyluk ve ayaklar yere paralel olmalı, gerekirse ayak altına destek konulmalı,
  4. Dizler 90 dereceden az bükülü durmalı,
  5. Çalışırken sık ve kısa aralar verilmesi unutulmamalı,
  6. Mutlaka düzenli egzersiz yapılmalı,
  7. Egzersiz vücudu aşırı zorlamamalı, egzersiz yoğunluğunu artırırken acele edilmemeli,
  8. İdeal kiloda olunmalı,
  9. Kış aylarında eve kapanmayıp, çeşitli enfeksiyonlara karşı gerekli korunma tedbirleri alınarak sosyal hayata dönülmeli,
  10. Vücudu dinlendirmeye zaman ayırılmalı,
  11. Sağlıklı beslenmeli, hekime danışarak olası vitamin eksiklikleri takviyesi yapılmalı, kemik ve eklemlerde iltihaplanmaya yol açabilecek şekerli ve karbonhidratlı yiyeceklerden ve gazlı, şekerli içeceklerden uzak durulmalı, kışın da yeterli su içmeye dikkat edilmeli,
  12. Kas ve iskelet sistemine yönelik olası bir şikayet ihmal edilmeden hekime başvurulmalı.

Tween, evrenler arası yolculuğu başlattı!

Tween, evrenler arası yolculuğu başlattı!

“Metaverse” dünyasına adım atarak dijital modaya da öncülük eden Tween, bu kez farklı evrenlerin kapısını aralayan “multiverse” dünyasına giriş yaptı.

Sanal dünya ile fiziksel dünyanın buluştuğu farklı evrenlere geçiş kapılarını aralayan Tween’in Multiverse yolculuğu, Mandarin Oriental Bosphorus’ta düzenlenen özel bir lansmanla kutlandı.

Davet, Tween markasını bünyesinde bulunduran Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ve Orka Holding Pazarlama Grup Başkanı Büşra Orakçıoğlu ev sahipliğinde gerçekleşti.

Koray Birand imzası taşıyan koleksiyon tanıtım filmi ile Tween’in multiverse dünyasına adım attığı evrenler arası yolculuğuna tanıklık etti. Markanın lansman partisinde mapping ve ışık gösterileri ile konuklara eşsiz bir deneyim yaşatıldı.

 

 

 

 

 

Kalp krizi geçirdi

Kalp krizi geçirdi
Aramazsan Arama’, ‘Budala’, ‘Vah Vah’ gibi şarkılarıyla 2000’li yıllara damga vuran ve uzun süredir gözlerden uzak bir yaşam süren şarkıcı Gökhan Özen, sosyal medya hesabından kalp krizi geçirdiğini duyurdu.
Amerika’da yaşayan Gökhan Özen paylaşımında; “Dün gece yarısı Los Angeles’ta evimde geçirdiğim kalp krizi sonrası hastanede bir süre kontrol altında kaldıktan sonra taburcu edildim” ifadelerini kullandı.
Ünlü şarkıcı, sözlerine “Böyle bir haberi sizlerle paylaşmayı istemezdim ama iyi gün var, kötü gün var. Bundan sonrasında kontrollere devam edip stresten uzak çok sakin bir hayat yaşamayı planlıyorum. Allaha emanet” diye devam etti.
Öte yandan Gökhan Özen, 2010 yılında Gülay-Mehmet Sevigen çiftinin kızları Selen Sevigen’le dünyaevine girmişti. İki kızları olan çift, 2016’da yollarını ayırmıştı. İkili boşandıktan yıllar sonra çocukları için karşı karşıya gelmişti.

Brigitte Kernel “Albert Einstein’a Göre Dünya”

Brigitte Kernel “Albert Einstein’a Göre Dünya”

Brigitte Kernel’in, Albert Einstein’ın gerçek yaşam öyküsünden ilham alarak yazdığı “Albert Einstein’a Göre Dünya” Redhouse Kidz tarafından yayımlandı.

Roman türündeki kitap, bizi bir dehanın henüz sadece diğerlerinden farklı bir çocuk olarak görüldüğü çocukluk yıllarına götürüyor.

Brigitte Kernel’in kaleme aldığı “Albert Einstein’a Göre Dünya”, Redhouse Kidz etiketiyle raflardaki yerini aldı. Büyük dâhinin gerçek yaşam öyküsünden ilham alan “Albert Einstein’a Göre Dünya”, matematik ve fiziğin gizemleri çözecek keşiflerle dolu olduğunu keşfeden on yaşlarında bir çocuğun dünyayı nasıl gördüğünü anlatıyor.

Izaka Terrace yılbaşına hazır

Izaka Terrace yılbaşına hazır

Izaka Terrace; canlı müzik performanslarının yanı sıra yeni yıla özel hazırladığı eşsiz menüsü ile misafirlerine unutulmaz bir akşam vadediyor.

Yerli ve yabancı şarkılardan oluşan repertuvarıyla, son dönemin popüler isimlerinden Yansı ile başlayacak olan eğlence, kendine has yorumuyla Türk ve Yunan müziğini başarılı bir şekilde yorumlayan Cefi’nin sahnesi ile devam edecek.

Yeni yıl özel menüsünün başlangıcında istiridye, kral yengeç, ıstakoz, karides, tarama, somon havyarı, somon füme, pancar fısındjan, rokalı haydari, zeytinyağlı enginar, zeytinyağlı yaprak sarma yer alırken, bu eşsiz lezzetler sushı, yasaı roll, crspy roll, tobiko roll, söğüş etler, peynir çeşitleri, fırınlanmış yer elması çorbası, kırmızı karidesli lazanya ile devam edecek. Ana yemek olarak servis edilen yılbaşı hindisi ile damaklarda unutulmaz tatlar bırakacak. Tahinli çıtır bal kabağı mus ve kaymaklı-cevizli dondurma ise yeni yılın hafızalardan silinmeyecek lezzetlerinden olacak.

Izaka Terrace Bar’da ise gece saatler 22.00’yi gösterdiğinde eğlence hayatının ve dans müziğinin vazgeçilmez ismi DJ Queto’nun müzik seçimleriyle eşsiz ritimleri gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam edecek.

Bilgi ve rezervasyon için :  (+90) 538 014 47 42

Yeni yıl hediyesi Fiolas’tan

Yeni yıl hediyesi Fiolas’tan

Hem kendimize hem sevdiklerimize hafızalarda en çok iz bırakan mutluluk dolu kokular bırakmak için Fiolas yılbaşı için özel olarak hazırladığı, hem göze hem duygularınıza hitap eden hediye setlerini tasarladı.

Kokuların büyülü dünyasını doğaya saygılı üretim anlayışıyla en özgün şekilde hayatımıza yansıtan Fiolas, tasarladığı her kokuyu hafızalarımızda mutlu anılar bırakacak şekilde ortaya koyuyor.

Özellikle yılbaşı öncesi  yıllardır izlediğimiz Christmas filmlerinde kalabalık sofralardaki sıcacık bir ev duygusunu bize yaşatacak mum, diffuser ve mum söndürücüsünün özel kadife kutularda en şık şekilde birleştiği Fiolas yılbaşı hediyelik setleri sevdiklerinize hafızalardan kazınamayacak en özel alternatif olarak sizlerle buluşuyor.