Yazılar

Etro’dan radikal koleksiyon

Etro’dan radikal koleksiyon

Kreatif Direktör Marco De Vincenzo, Etro 2023-24 Sonbahar/ Kış Kadın Koleksiyonu için Etro tarihinin derinliklerinde bir yolculuğa çıkıyor.

Aslında radikal kelimesinin kökeni hiç de radikal değil. Geç dönem Latinceden ödünç alınan radicalis, kök anlamına geliyor. Etro’nun kökleri kumaş ve desendedir: Ekoseler, kravat motifleri ve elbette şal desenleri. Bunların hepsi 2023-24 Sonbahar Kış sezonunda yeni bir hassasiyet duygusuyla, net kesimlere ve desenlerin ritmine yönelik psikedelik bir eğilimle çerçevelenerek geri geliyor.

Uzun kabarık elbiseler, sarkık, kalın örgülerle eşleştirilirken, androjen pantolonlar ve yelekler ipek bluzlarla tamamlanıyor, her şey adeta içgüdüsel olarak bir araya geliyor. Kravat desenleri, iç kısmında kontrast desenler bulunan sarmalayıcı paltolarda karşımıza çıkıyor. Denim pantolonlar, gerçek anlamda radikal bir görünümün ipuçlarını veriyor. Etro’nun başlı başına bir dünya olmasından hareketle ince elbiselerin üzerine sarılan battaniyelerde ev mobilyaları unsurları ödünç alınıyor. Püsküller kalın polo yaka elbiselerin eteklerinde ve kaşkolların uçlarında dans ederken aplikeler, baklava desenli örgülere üç boyutlu bir cazibe katıyor.

Anne olmayı engelleyebilen hastalık!

Anne olmayı engelleyebilen hastalık!

Günümüzde en yaygın kadın hastalıklarından biri olan ve özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda sık görülen Polikistik Over Sendromu, sivilce oluşumundan kilo artışına, insülin direncinden kolesterol yüksekliğine dek birçok soruna yol açabiliyor. Ancak teşhisinde önde gelen etkenlerden biri, hastalığın anne olmanın önünde engel teşkil etmesi oluyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hale Göksever Çelik “Polikistik Over Sendromu (PKOS) yumurtalıklarda milimetrik boyutlu çok sayıda kist görünümüyle karakterize bir hastalıktır. Esas olarak adet düzensizliği ile kendini gösteren bu durum vücut genelinde erkek tipi tüylenme, sivilce oluşumu ve kilo artışı gibi şikayetlere de yol açabilir. Türkiye’de her 5-7 kadından birini etkileyen bu hastalığa erken tanı konmasında toplumsal farkındalığın artması çok büyük önem taşımaktadır” diyor. Doç. Dr. Hale Göksever Çelik, Polikistik Over Sendromu hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Hale Göksever Çelik

  1. Bu belirtilerle kendini gösterebiliyor!

Polikistik Over Sendromu’na ait en sık jinekolojik belirti ve bulguları; adet düzensizliği, erkek tipi tüylenme, sivilce oluşumu ve erkek tipi saç dökülmesi olarak sıralayan Doç. Dr. Hale Göksever Çelik şöyle konuşuyor: “Tüm bu belirtiler, hastalığın altında yatan en önemli mekanizma olan androjen yüksekliğine bağlı gelişmektedir. Hastalığa ait belirtiler önemsenmeyip, hekime başvurulmadığı takdirde bulguların daha da artması kaçınılmaz olmaktadır.”

  1. Risk faktörlerine dikkat!

Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hale Göksever Çelik, genetik yatkınlığın önemli rol oynadığı Polikistik Over Sendromu’nun oluşumunda ve şiddetlenmesinde; sağlıksız beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktiviteden yoksunluk ve obezitenin de önemli rol oynadığını vurguluyor. Ailesinde PKOS öyküsü bulunan bireylerin bu hastalığa yakalanma olasılığının, diğer bireylere oranla daha yüksek olduğunu belirten Doç. Dr. Hale Göksever Çelik “Bu nedenledir ki, PKOS’lu kadınlarda ilk basamak tedavimiz her zaman yaşam tarzında iyileşmeler yapmak şeklinde olmaktadır. Kilo verme ve egzersiz bunların başında gelmektedir” diyor.

  1. En çok bu şikayetlerle hekime başvuruluyor

Polikistik Over Sendromu’na yönelik toplumsal farkındalığın az olması hekime başvurunun da ötelenmesine ve tedavinin geciktirilmesine yol açabiliyor. Doç. Dr. Hale Göksever Çelik şöyle konuşuyor: “Hastalığın yol açtığı şikayetler sıklıkla erkeklik hormonu olan androjenin yüksekliğine bağlı adet düzensizliği, erkek tipi tüylenme ve sivilce oluşumunda artış şeklinde kendini gösteriyor. Bu semptomların hepsi bir arada olabileceği gibi farklı kombinasyonlarla karşımıza gelebiliyor. Hatta bazen glukoz veya kolesterol yüksekliği, obezite gibi metabolik sıkıntılarla Dahiliye polikliniğinden de tarafımıza yönlendirilen hastalarda ultrasonda PKOS görüntüsü ile tanısını koyabiliyoruz.”

Acıbadem Fulya Hastanesi

  1. Anne olmayı engelleyebiliyor

Yumurtalıklarda yan yana dizilmiş küçük kistlerle seyreden Polikistik Over Sendromu’nun hamile kalmanın önünde engel teşkil edebildiğini belirten Doç. Dr. Hale Göksever Çelik “Çoğu hasta yumurtlama sorunundan kaynaklı infertilite dediğimiz hamile kalma sürecinde yaşanan zorluklar dolayısıyla hekime başvuruyor. PKOS’a bağlı infertilite yönteminde öncelikle başka nedenlerin varlığını araştırıyoruz. Ardından kadının yaşı ve diğer eşlik eden durumlar da göz önünde tutularak aşılama veya tüp bebek tedavi sürecini uyguluyoruz” diyor.

  1. Tedavide yeni nesil yöntemler

Tedavinin esasını kilo kaybı ve sportif aktivitenin oluşturduğunu vurgulayan Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hale Göksever Çelik şöyle konuşuyor: “Yapılan araştırmalar; yaşam alışkanlıklarında yapılacak olumlu değişikliklerin de hamile kalmanın önündeki engellerin tedavisinde büyük rol oynadığını göstermektedir. Böylelikle semptomlar çok hafiflemekte ve hatta herhangi bir tedaviye gereksinim kalmamaktadır. Ancak buna rağmen sıkıntılar devam ederse ilaç tedavisine, en sık olarak da doğum kontrol haplarına başlanmaktadır. Geçmişte cerrahi yöntem uygulansa da günümüzde bu yaklaşım çok tercih edilmemektedir. Medikal tedavi hekim kontrolünde ve uzun soluklu kullanılmalıdır.“

Konservenin tadına bakmak bile felç edebilir!

Konservenin tadına bakmak bile felç edebilir!

Sonbaharın devam ettiği şu günlerde evlerde konserve hazırlama telaşı sürüyor. Sterilizasyon işleminin önemine işaret eden uzmanlar, konserve yapılacak sebze ve meyvelerin çok iyi yıkanmasını, bozulmamış hammaddenin kullanılmasını tavsiye ediyor. Gıda güvenliği açısından evlerde konserve yapılmasının pek güvenli olmadığına dikkat çeken Gıda Mühendisi Selen Akbulut, tekniğine uygun işlem basamakları gerçekleştirilmeden yapılacak konservenin felç, hatta ölüme sebebiyet verebileceğini söylüyor. Akbulut, kapaklar yeni, kavanozlar ise tek porsiyonluk olmalı hatırlatmasında bulunuyor…

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojileri Programı Öğr. Gör. Selen Akbulut, konservenin günümüzde neredeyse her evde üretimi yapılan bir ürün halini aldığını söyledi.

Gıda güvenliği açısından evlerde konserve yapılmasının pek güvenli olmadığını ifade eden Gıda Mühendisi Akbulut, “Konserve, tekniğine uygun işlem basamakları gerçekleştirilmezse felç ve hatta ölüme sebebiyet veren çok riskli bir ürün olabiliyor.” uyarısını yaptı.

Akbulut, konserve hazırlarken uyulması gereken başlıca konular şöyle sıraladı:

– İyi nitelikte, bozulmamış bir hammaddenin kullanılması çok önemli.

– Gerekli ayıklama / sınıflandırma ve üzerindeki kirlilik unsurlarını uzaklaştırmak için etkin bir yıkama yapılması şart.

– Kullanılan tüm alet ekipmanlar sıcak su ile yıkanmalı.

Öğr. Gör. Selen Akbulut

Kapaklar yeni, kavanozlar tek porsiyonluk olmalı!

– Tüm konserveler için yeni kapak kullanılması şart. Kullanılmış bir kapak tekrar vakum sağlayamayacağı için riskli bir ürün oluşturmuş oluruz.

– Kavanoz içleri de yine kaynar su ile steril edilmeli.

– Hazırlanan konserve malzemesi sıcak dolum ile kavanoza doldurulup ağzı sıkı bir şekilde kapatılmalı.

– Konserveyi açıldıktan sonra tüketmek önemli. Bu nedenle büyük değil tek porsiyonluk kavanozlar tercih edilebilir.

– Konserveler serin, kuru ve direkt olarak güneş ışığı almayan bir yerde saklanmalı.”

Konserve en riskli ürünler kategorisinde

Konservelerin gıda mikrobiyolojisi açısından en riskli ürünler kategorisinde değerlendirilebildiğine dikkat çeken Akbulut, şunları kaydetti:

“Konservelerde risk oluşturan mikroorganizma, Clostridium botulinum olarak bilinen mutlak anerobik (sadece oksijensiz ortamda gelişim gösteren) karakterli, intoksikasyona neden olan bir patojendir. Bu mikroorganizma uygun ortam koşulları sağlandığında nörotoksin niteliğindeki toksinini sentezler. Toksinli gıdanın tüketiminden sonraki 18-36 saat arasında ortaya çıkar.”

Felç ve ölüm ile sonuçlanabiliyor

Zehirlenme belirtilerine de değinen Akbulut, “Erken belirtileri; belirgin halsizlik, zayıflık ve baş dönmesidir. Bulanık görme ve çift görme, ağız kuruluğu, konuşma ve yutkunmada zorluk, kalp atımında azalma, tansiyon düşüklüğü, nefes alıp vermede zorluk, bulantı, kusma ve kabızlık genel belirtileri arasında yer alır. Bu toksinin çok düşük gramları bile kişilerde felç ve ölüm ile sonuçlanabilir. Şüphe ettiğimiz konservenin tadına bakmak bile felç edebilir.” dedi.

Kapak 3 ileri 1 geri tekniği ile kapatılmalı

Sağlıklı bir konserve için taze sebze ve meyveler kullanılması gerektiğini belirten Akbulut, “Her bir konserve kavanozu için yeni bir kapak kullanılması şarttır. Konserve edeceğimiz malzemeye çok iyi nitelikte bir ısıl işlem (kaynatma) uygulanmalı. Sıcak dolum ile kapağı 3 ileri 1 geri tekniğine göre kapatmamız gerekir. Ayrıca kesinlikle bombaj (Gaz yapan mikroorganizmalar sonucu konserve kutularının altında veya üstünde oluşan şişkinlik) yapmış ve vakumu bozulmuş konservelerin tadına dahi bakmadan imha edilmesi gıda güvenliği ve tüketici sağlığı bakımından elzemdir.” dedi.

Selen Akbulut, tüm meyve-sebzelerden gerekli şartlar sağlandığında konserve yapılabileceğini hatırlatarak, “Ancak ısıl işlemde niteliğini kaybetmemesi ve tat-doku uyumu konserve üretiminde önemli parametreler olduğu için bu uyuma dikkat ederek lezzetli konserveler elde edilebilir.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Melis Fis “Deliriyorum” dedi

Melis Fis “Deliriyorum” dedi

Başarılı genç sanatçı Melis Fis kariyerinde emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Yakın zamanda yayınladığı parçalarla adından söz ettiren yetenekli genç sanatçı, bir sürpriz yaparak yeni bir şarkısını daha sevenleriyle buluşturdu.

“Deliriyorum” adlı enerjik ve hareketli parçanın söz müziği pop dünyasına başarılı bir giriş yapan Melis Fis’e aitken, düzenleme Sezer Dinç, mix mastering ise Utku Ünsal imzası taşıyor. Melis Fis’in yeni şarkısı “Deliriyorum” şimdiden dinleyenlerden tam not almayı başardı. Yeni projelere dair beklentiyi böylelikle artıran genç sanatçı, hayranlarını şimdiden meraklandırmayı başardı. Sony Müzik Türkiye etiketi ile yayınlanan Melis Fis’in yeni şarkısı “Deliriyorum” tüm dijital platformlarda müzikseverlerle buluşmaya devam ederken, Tiktok ve Instagram’da hype olma yolunda doğru ilerliyor.

Maya Perest’ten “Üç Çiçek” ile iddialı dönüş

Maya Perest’ten “Üç Çiçek” ile iddialı dönüş

Maya Perest, uzun zamandır heyecanla beklenen yeni şarkısı Üç Çiçek ile dinleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanacak şarkı, sanatçının diğer teklilerinden farklı bir yerde duruyor.

Sözleri Dündar Hızal, altyapısı Okan Kaya ve Bahri Kaan Beşik’e ait olan “Üç Çiçek”, sanatçının müzikal kariyerindeki yen bir dönemi yansıtıyor. Altyapısının değişikliği ve elektronik elementleri ile dikkat çeken Üç Çiçek, Perest'in Okan Kaya ve Bahri Kaan Beşik ile birlikte ilk projesi olma özelliğine sahip. Tarzının yeniliği ve farklılığı bu yeni iş birliğinden geliyor.

Yeni teklinin tanıdık sözleri ve Maya Perest dünyasına yakın oluşu ise Dündar Hızal'ın besteye damgasını vuran sözleri yazması nedeniyle hissediliyor. Şarkının yaratım sürecinde tıpkı “Yok Bana Bu Cihanda”'da olduğu gibi türkü formundan beslenen Perest-Hızal ikilisi, bir kez daha dinleyiciye hem tanıdık hem de yeni gelen bir müzik sunuyor.

Lezzet tutkunlarının yeni adresi “Marna Steaks&Kebaps”

Lezzet tutkunlarının yeni adresi “Marna Steaks&Kebaps”

Kebap ve Modern Anadolu mutfağı örneklerinin menüsünde yer aldığı Marna Steaks&Kebaps kapılarını açtı.

Her damak tadına uygun farklı yorumlanmış et seçeneklerinin yer aldığı menü,  mekanın danışmanları Chef Mehmet Butcher ve Chef Ayvaz Akbacak tarafından özenle hazırlandı.

Marna Steaks&Kebaps, Gelen konuklara Anadolu’nun her bir mutfağından özenle harmanlanmış lezzetlerden oluşan kırmızı et ağırlıklı bir sofra sunuyor. Yağlı Kara, Trüflü Kebap, Örgü Kebap, Kuzu Kafes gibi imza lezzetlerin yanı sıra Balıkesir’de  ki kendi çiftliklerinde özenle beslenmiş besilerden gelen etlerle   20 gün kuru dinlendirilerek yapılan ve odun ateşinde ızgaralanan Dry Aged ile zengin bir menü sunuyor. Vegan ve Vejetaryen beslenen misafirleri için de çokça seçenek sunabilen Marna Steaks&Kebaps kapılarını gastronomi tutkunlarına sonuna kadar açıyor.

Haftanın her günü saat 12:00 – 02:00 saatleri arasında hizmet verecek.

Bilgi: +90 (539) 720 88 48 ve 02122400042

İsokyo’nun menüsünü yenilendi

İsokyo’nun menüsünü yenilendi

Raffles İstanbul’un imza restoranı İsokyo, yeni menüsünü verdiği bir davet ile tanıttı.

Raffles İstanbul Genel Müdürü Andrew Steele, ev sahipliğinde gerçekleşen davette, İsokyo’nun  Mutfak Şefi Şafak Erten’in tasarladığı yeni menüden imza yemekler, canlı pişirme istasyonlarında görsel bir şölen eşliğinde konukların beğenisine sunuldu. İstanbul ve Tokyo arasında öne çıkan gastronomi şehirlerinden esinlenerek, o bölgeye özgü ürünlerle hazırlanan imza kokteyller sunan İsokyo’da, sake ve Japon içkilerinin yanı sıra Şampanya Barı’nın kapsamlı şarap kavı ve premium içecek menüsü davetlilere seçkin bir deneyim yaşattı.

İsokyo’da başlayan lezzet şöleni, Raffles İstanbul’un modern bir “speakeasy” anlayışını sınırlı sayıdaki üyeleri için eşsiz bir deneyime dönüştürdüğü Writers Bar’da, piyano dinletisi eşliğindeki tatlı ve kokteyl ikramının ardından sona erdi.

Menopoz döneminde cinsel yaşam biter mi?

Menopoz döneminde cinsel yaşam biter mi?

Kadınlarda yumurtalıkların görevlerinin azalmasına bağlı olarak adet döngüsünün ve doğurganlığın sona erdiği yaşam evresi ‘menopoz’ olarak adlandırılıyor. Ülkemizde kadınların ortalama 47-49 yaşları arasında menopoza girdiği belirtiliyor. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, rutin hekim kontrolleri ve yakınmalara yönelik uygulanan tedaviler sayesinde kadınlar menopoz sürecinde aktif ve kaliteli bir yaşam sürebiliyor. Ancak menopozla ilgili toplumda doğru sanılan hatalı bilgiler ve bu doğrultuda hareket edilmesi, kadınların menopoz dönemini sağlıklı ve mutlu yaşamalarını önleyebiliyor. Örneğin, menopoz döneminde uygulanan hormon tedavilerinin kansere yol açacağı kaygısı nedeniyle tedaviden kaçınmak, yıllarca sürebilecek olan menopoza dair sıkıntıların çözümüne ulaşmayı engelleyebiliyor.

Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, menopoz sürecine yönelik gereksiz kaygılar veya hatalı bilgiler nedeniyle hekim kontrolünden kaçınmanın aynı zamanda ciddi tablolara da neden olabileceğine dikkat çekerek, “Menopoz kalp ve damar hastalıkları, meme, rahim ve yumurtalık hastalıkları ile kemik erimesi gibi pek çok hastalığın sıkça karşılaşıldığı bir dönem. Dolayısıyla menopoz sürecinde düzenli olarak yapılması gereken hekim kontrollerini aksatmak, bu hastalıkların atlanmasına veya erken teşhis edilememesine yol açabiliyor. Bu nedenle menopoz döneminde hem Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı kontrolüne gitmek, hem de düzenli aralıklarla check-up yaptırmak büyük bir öneme sahip. Bu sayede yaşam kalitesi yükselirken, hayatı tehdit edebilen hastalıklar da erken dönemde teşhis ve tedavi edilebiliyor” diyor.

Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran

Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran

Menopoza girme yaşı geciktirilebilir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Adet kanamaları sona erdiğinde menopoza dair yakınmaları gidermek amacıyla hormon tedavisine başlanabiliyor ve ilaç tedavisiyle rahim iç zarı kalınlaştırılıp, sonrasında kanama sağlanarak ‘yapay bir adet döngüsü’ oluşturuluyor. Ancak ilaç tedavisi sayesinde her ay adet görülse de bu durum menopozun geciktirildiği anlamına gelmiyor.

Kadınlar annesine benzer yaşta menopoza girer. YANLIŞ!

DOĞRUSU: ‘Her kadın annesiyle benzer yaşta menopoza girer, annesine benzer belirtileri yaşar’ düşüncesi de yine toplumda yaygın olan hatalı bilgilerden. Kadınlar kalıtsal olarak annelerine benzeseler de menopoza girme yaşını; kilo alımı, sigara ve alkol kullanımı, kronik hastalıklar, geçirilen ameliyatlar, radyoterapi, kemoterapi, stres ile doğum sayısı gibi faktörler etkiliyor.

Her kadın menopoz dönemini aynı deneyimler. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Yaklaşık her 2 kadından 1’inde menopoza giriş döneminde ve sonraki yıllarda ateş basmaları, gece terlemeleri ile duygu durum değişiklikleri gibi yakınmalar gelişiyor. Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, “Ancak menopoza ait belirtiler kadınlar arasında oldukça değişkenlik gösteriyor; hiçbir şikâyeti olmayan kadınlar olabildiği gibi yaşam kalitesi ciddi anlamda etkilenmiş kadınlarla da karşılaşıyoruz. Bu yakınmaların değişkenliği kalıtsal, ırksal, beslenme alışkanlıkları, iklim ve yaşam tarzı pek çok faktörden kaynaklanıyor” diyor.

Rahim alınınca menopoza girilir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Kadının menopoz sürecini belirleyen durum, yumurtalıklardaki yumurtaların tükenmesi ve buna bağlı olarak işlevini yerine getirememesidir. Bununla birlikte, ameliyat yoluyla iki yumurtalığın çıkarılması halinde de kadın menopoza giriyor. Dolayısıyla, sadece rahim alınınca kadın adet görmüyor ve bir daha hamile kalamıyor ama menopoza girmiyor. Menopoz ancak rahimle beraber yumurtalıklar da alınırsa başlıyor.

Menopozla birlikte cinsel yaşam biter. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Menopoz döneminde kadınların yaklaşık yüzde 70’inde vajinal kuruluk, cinsel ilişkide ağrı, isteksizlik, idrar yaparken yanma ve sık enfeksiyon geçirme gibi yakınmalar oluşuyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, ancak bu tür şikayetlerin tedavilerle giderilebildiğine işaret ederek, “Menopoz dönemindeki kadınlarda gelişen yakınmaların altta yatan nedeni, menopozla birlikte östrojen hormonunun azalması ve buna bağlı olarak vajinal bölgenin elastikiyetinin, kayganlığının ve florasının bozulmasıdır. Öncelikli olarak vajinal kayganlaştırıcı ve nemlendirici tedaviler uygulanabilirken, uygun hastalarda topikal veya sistemik yolla östrojen hormonunun verilmesi de sorunların büyük oranda düzelmesini sağlıyor” bilgisin veriyor.

Menopoz döneminde mutlaka kilo alınır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Kadınlar genellikle menopozdan sonra kilo aldıklarından yakınıyorlar. “Ancak kilo almak hormonal değişimin değil, yaşlanmanın bir etkisidir” diyen Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, sözlerine şöyle devam ediyor: “İlerleyen yaşla birlikte metabolizmanın bir miktar yavaşlaması nedeniyle günde yaklaşık 250 kalori daha az enerji almak, bu süreci dengeleyecektir. Elbette her zaman olduğu gibi kilo dengesi menopoz döneminde de; liften zengin, meyve ve sebze ağırlıklı, protein ile kalsiyumdan zengin, yağ oranı düşük beslenme modeli ve düzenli egzersizlerle sağlanabiliyor”

Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran

Hormon tedavisi kansere neden olur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Hormon tedavisinin meme kanserine yol açtığı endişesi nedeniyle pek çok kadın menopozun sebep olduğu sorunlara katlanmak zorunda kalıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, menopoz doğal bir süreç olsa da yaşam kalitesini olumsuz etkileyen yakınmalar için mutlaka hekime başvurmak gerektiğini vurgulayarak, “İhtiyaç halinde de ilaç desteği almak doğru bir yaklaşım olacaktır. Kişisel olarak uygun hastalarda, uygun dozda ve sürede verilen hormon tedavileri yakınmaları giderirken, toplumda sanıldığı kadar yüksek oranda kanser vakasıyla karşılaşılmıyor” diyor. Hekime danışmadan uygulanan ve etkinliği ile güvenirliliği kanıtlanmamış birtakım bitkisel tedavilerden de mutlaka kaçınmak gerekiyor, zira bu yöntemler karaciğer, böbrek ve kalp gibi organlarda hasara neden olabiliyor.

Şikayeti olan her kadın hormon tedavisi alabilir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Östrojen içeren hormon tedavileri menopozdaki yakınmaları hafifletmek amacıyla sık kullanılan bir yöntem olsa da, her kadın için uygun olmayabiliyor. Özellikle de rahim kanseri, meme kanseri, aktif karaciğer, kalp ve damar ile emboli gibi hastalıkların varlığında hormon tedavilerinin kullanımı önerilmiyor.

Menopoz döneminde hamilelik riski yoktur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Özellikle ‘perimenopozal dönem’ olarak adlandırılan adetin kesilmesinden itibaren geçen bir yıl içinde düşük ihtimal de olsa hamilelik gerçekleşebiliyor. Dolayısıyla bu dönemde cinsel yaşamda korunmaya mutlaka devam etmek gerekiyor.

Menopoza geçiş döneminde yoğun âdet kanamaları normaldir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Menopoza geçiş dönemi sıklıkla adet döngüsünün seyrekleşmesi veya kesilmesi şeklinde belirti veriyor. Tam tersi olarak yoğun âdet kanamaları, düzensiz ve sık kanamalar altta yatan rahimde kalınlaşma, miyom ile polip gibi bir jinekolojik hastalıkla ilişkili olabiliyor. Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, dolayısıyla bu süreçte gözlenen yoğun kanamalarda mutlaka hekime başvurmak gerektiğine dikkat çekiyor.