Yazılar

Swissôtel 16 Roof Restoran & Bar’da sezon başlıyor

Swissôtel 16 Roof Restoran & Bar’da sezon başlıyor

Swissôtel 16 Roof Restoran & Bar’da muhteşem manzarası ve özel lezzetleriyle yaz sezonu başlıyor.

16 Roof, nefes kesen panoramik Boğaz manzarası ve kusursuz hizmet anlayışıyla konuklarını ağırlarken gastronomi, iyi müzik ve ambiyansı tek çatı altında toplamayı da başarıyor.

Mutfakta edindiği deneyimleri Asya ve Türk dokunuşlarıyla en baştan yazan tecrübeli ve ünlü şef Taha Emrah Özçelik’in hazırladığı 16 Roof menüsünde yer alan ve Asya mutfağından başlayan bir lezzet yolculuğuna çıkaran özel lezzetlerin yanı sıra Türk mutfağı malzemelerinin hem modern hem geleneksel teknikler ile buluştuğu ‘Lakerda’, ‘Turşu Bonfile’, ‘Su Böreği’, ‘Tandır Karides’, ‘Testi Kebabı’ ve ‘Fındıklı Erişteli Kuzu Sırtı’ mutlaka denenmesi gereken ve unutamayacağınız seçenekler olarak sunuluyor.

En favori parfüm

En favori parfüm

2006’dan beri Black Orchid, Tom Ford’un mükemmel gücüne hayran olan herkesi büyüledi. Kendine özgü bir dünya yaratan Black Orchid; zamanın ötesinde bir baştan çıkarıcılık ve modern bir ihtişamı çağrıştıran, amberli bir çiçek kokusu sunuyor.

Şimdi, ilk kez, ikonik Tom Ford Black Orchid, her biri ayrı çekicilikte olan EAU DE PARFUM, THE PARFUM ve YENİ EAU DE TOILETTE ile ikonik çiçeğin üç farklı yoğunluğunu sunuyor.

Yazın özgür ruhu yansıyor

Yazın özgür ruhu yansıyor

Vakkorama 2023 İlkbahar- Yaz çanta koleksiyonu, yazın pozitif enerjisini ve cesur renklerini yansıtıyor. Tıpkı doğadaki gibi canlı renklerin özgün formlarla buluştuğu koleksiyon, kullanılan retro çizgiler ve 70’lerin ikonik detayları ile de dikkat çekiyor.

Doğaya duyulan sevgiyi yansıtan sıra dışı tasarımlar, yaz için cesur ve renkli bir stil çağrısında bulunuyor.

Koleksiyonun enerjisinde hâkim olan 70’ler teması; renkli retro çizgili desenler ve doğal materyallerde buluşurken, dönemin ikonik püskül detayları ve emprime çiçek desenleri Vakkorama’nın yeni çantalarında hayat buluyor.

Deri üstüne tasarlanan lazer uygulamalarıyla, sepet formunun yeniden yorumlandığı çantalar arasında hem sepet hem clutch formunda farklı kullanımlara uygun çok fonksiyonlu parçalar ön plana çıkıyor.

Şehirden uzaklaşmadan serinleyin  

Şehirden uzaklaşmadan serinleyin  

Yazın tatile gidemeyenlerin, hafta sonu arkadaşlarıyla ‘long weekend’ yaşamak isteyenlerin buluşma ve alternatif kaçış noktası olan Swissôtel The Bosphorus İstanbul’un havuzu açıldı.

Şehrin merkezinde tatildeymiş gibi hissettiren Swissôtel açık havuzu, hafta içi ve hafta sonu 08.00-20.00 saatleri arasında hizmet verirken, 1.40 metre derinliği, 24 metre uzunluğu ve 300 kişilik kapasitesiyle misafirlerini ağırlıyor.

Havuzun yanı sıra yaz günlerinde ferahlatıcı ve sağlıklı içecekleri, lezzetli ve hafif yiyecekleri, dondurmaları ve daha pek çok seçeneğiyle Oasis Restaurant şehrin merkezinde tatil keyfini ikiye katlıyor.

Ceylin Erbak Aytekin “Bahar Düşü”

Ceylin Erbak Aytekin “Bahar Düşü”

Ceylin Erbak Aytekin’in “doğa”, “hayat” ve “insan”a dair şiir kitabı “Bahar Düşü” yayımlandı.

Kurumsal iş hayatını bırakıp hayalindeki yazarlık mesleğine yönelen Ceylin Erbak Aytekin’in büyüleyici şiirleri hem geçmiş hem de günümüz dünyasına zarif bir çentik atıyor.

Yaşanmış, yaşanan ve yaşanacaklara dair pek çok gerçeği zarafetle dizelerinde buluşturan Ceylin Erbak Aytekin, kitabı “Bahar Düşü” ile hayallere açılan sayfalara imza atıyor. Karakarga Yayınları tarafından yayımlanan “Bahar Düşü” kitabında yer alan şiirler, okuyucuyu farklı zaman dilimlerine, farklı dünyalara ve atmosferlere sürüklüyor.

Parkinson hastalığında robotik rehabilitasyon

Parkinson hastalığında robotik rehabilitasyon

Ellerde titreme, el yazısının küçülmesi, uyku bozuklukları, dengenin bozulması ve yürümede zorluk… Özellikle hareket sistemini etkileyen ve bu nedenle hastalar ve aileleri için yaşam kalitesini büyük ölçüde düşüren Parkinson hastalığı ilerleyici olmakla birlikte, son yıllarda tıpta ve teknolojide hızlı gelişmeler sayesinde kişiler başkasına bağımlı yaşamaktan kurtulabiliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Çorum “İleri evrede hastaların motor becerileri daha ciddi şekilde etkileniyor ve bu ilerleyici hastalık nedeniyle kişi başkasına bağımlı olabiliyor. Ancak son yıllarda kişinin günlük aktivitelerini gerçekleştirmesine yardımcı olacak şekilde tasarlanan robotik rehabilitasyon ve robotik cihazlar hastanın bağımsızlığını artırmaya büyük katkı sağlıyor.” diyor. Doç. Dr. Mustafa Çorum, Parkinson hastalığında robotik rehabilitasyon hakkında bilinmesi gereken 5 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Acıbadem Taksim Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Çorum

Doç. Dr. Mustafa Çorum

Erken evrede de kullanılabiliyor

Dünyada 10 milyon, ülkemizde de yaklaşık 100 bin kişinin mücadele ettiği, sinir sisteminin bu ilerleyici hastalığında erken teşhis büyük önem taşıyor. Zira erken tedavi sayesinde şiddetli semptomların başlaması yıllarca geciktirilebiliyor. Tedavi aşamalarının; hastalığın şiddeti ve semptomlarının türüne bağlı olarak değiştiğini, ilaç tedavileri, beyin pili ve rehabilitasyon yaklaşımlarının hastanın şikayetlerinin iyileşmesinde önemli bir yer tuttuğunu belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Çorum şöyle konuşuyor: “Genel olarak, Parkinson hastalarının tedavisi, birçok farklı disiplinden uzmanların bir arada çalışmasıyla yapılır. Bu disiplinler arasında nörologlar, beyin cerrahları, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanları, fizyoterapistler, ergoterapistler, diyetisyen ve psikologlar yer alabilir. İlaç tedavileri ve uygulanan derin beyin stimülasyonu (beyin pili) gibi cerrahi tedavilerin etkilerini artırmanın yanı sıra, aktiviteye bağlı beynin sinir devrelerini yeniden düzenleme beceresini en üst düzeye çıkarmak için rehabilitasyon programları uygulanır. Robotik rehabilitasyon, Parkinson hastalığının erken evrelerinde de kullanılabilecek bir tedavi yöntemidir.”

Hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor!

Robotik rehabilitasyon, hastaların motor becerilerini geliştirmelerine yardımcı olurken kas kuvvetini, esnekliğini ve koordinasyonunu artırıyor. Ayrıca hastaların hareketlerini daha doğru ve kontrollü hale getirmelerine, yürüyüş sırasında vücut duruşunu düzeltmeye ve adım uzunluğunu iyileştirmeye yardımcı oluyor. Robotik rehabilitasyon gibi erken müdahale tedavilerinin, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Mustafa Çorum “Erken evrelerde yapılan tedavi, motor becerilerin korunmasına ve nöroplastisitenin (beynin yeniden şekillenme yeteneği) artmasına yardımcı olur. Bu nedenle, robotik rehabilitasyon gibi tedaviler, hastaların daha uzun süre bağımsız bir yaşam sürmelerine ve şikayetlerin ilerlemesini yavaşlatmalarına yardımcı olabilir. Ancak ilerlemiş evrelerde hastalığın neden olduğu nörolojik hasar daha ciddi hale gelir ve hastaların motor becerileri büyük ölçüde bozulabilir. Bu nedenle, robotik rehabilitasyon gibi tedaviler, hastalığın ilerlemiş evrelerinde semptomları tedavi etmek için diğer tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılabilir” diye konuşuyor.

Yaşam kalitesini artırıyor!

Robotik rehabilitasyonun, hastanın mümkün olan en yüksek yaşam kalitesini sürdürmeye odaklandığını, ileri evrelerde hastaların başkasına muhtaç olmadan yaşamalarını hedeflediklerini belirten Doç. Dr. Mustafa Çorum şöyle konuşuyor: “Robotik cihazlar hastaların ileri evrelerde günlük aktivitelerini gerçekleştirmelerine yardımcı olmak için tasarlanmıştır ve hastanın bağımsızlığını artırmaya yardımcı olabilir. Hastaları kontrol edilemeyen sallanmaları, denge ve koordinasyon güçlüğü, yürüme bozukluğu ve katılık gibi istenmeyen vücut hareketleri için iyileşmelerini sağlayacak teknolojik yaklaşımlar uygulanır. Hareket sistemi yanında diğer problemler açısından da rehabilitasyon sürecinde bilişsel fonksiyonlar, uyku bozuklukları, otonomik ve duyusal işlev bozuklukları da hedeflenerek, kişiselleştirilmiş bir tedavi programı hastaların klinik durumuna göre uyarlanır.”

Acıbadem Taksim Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Çorum

Bu hastalıklarda dikkat!

Robotik rehabilitasyonun etkinliği hastalığın evresine, semptomların ciddiyetine ve genel sağlık durumuna bağlı olarak değişiyor. Ancak bazı durumlarda robotik rehabilitasyon uygulanamayabiliyor. Örneğin; hastanın ciddi bir sağlık sorunu varsa, kalp yetmezliği ileri seviyedeyse, ciddi psikiyatrik rahatsızlığı bulunuyorsa, enfeksiyon veya açık yaralar gibi sorunları varsa robotik rehabilitasyon uygulanamayabiliyor. Her hastanın durumu farklı olduğu için, robotik rehabilitasyonun uygunluğunu belirlemek için mutlaka bir fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanına danışmak gerektiğini belirten Doç. Dr. Mustafa Çorum “Fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı hastanın durumunu değerlendirerek robotik rehabilitasyonun hastaya uygun olup olmadığını belirleyebilir ve en uygun tedavi yöntemlerini önerir” diyor.

Son yıllarda öne çıkıyor!

Son yıllarda yapılan birçok araştırma; robotik rehabilitasyonun Parkinson hastaları için faydalarını ortaya koyuyor. Dünyada yaygın olarak kullanılan yöntemin ülkemizde de giderek yaygınlaştığını belirten Doç. Dr. Mustafa Çorum “Birçok hasta bize dengesiz bir yürüyüşle gelir. Burada denge eğitimine odaklanıyoruz çünkü bu, yürümeyi ve ayakta durma stabilitesini geliştirir ve böylece düşme riskini azaltır. Yine, yaygın bir sorun, ilaç veya beyin stimülasyonu ile düzeltilmesi zor olan “yürüyüşün donması” (yürürken ani durma) sorunudur. Rehabilitasyonun çok yardımcı olabileceği önemli bir durum da budur” diyor. Tedavide, robotik cihazlar kullanılarak hastaların ihtiyaç duyduğu hareket kabiliyetleri, denge ve koordinasyon becerilerinin geliştirildiğini anlatan Doç. Dr. Mustafa Çorum şöyle konuşuyor: “Örneğin; bir kol veya yürüme robotu, hastanın bacak ve kol kaslarını güçlendirmek için çeşitli egzersizler yapmasını sağlar. Sanal gerçeklik uygulamaları, Parkinson hastalarının günlük aktivitelerini yaparken karşılaştıkları zorlukları simüle etmek için kullanılır. Bu sayede hastalar, gerçek hayatta karşılaşacakları zorluklara hazırlanabilirler. Tedavi süresince hastanın ilerlemesi takip edilir ve tedavi planı gerektiğinde değiştirilir. Bu sayede hastanın tedavi sürecinde en etkili sonuçları alması sağlanır.”

“Umut ve Güven”

“Umut ve Güven”

İyilik İçin Sanat Derneği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Kültür AŞ iş birliğiyle düzenlenen “Umut ve Güven” Sergisi, Taksim Sanat’ta kapılarını açtı.

Ulusal ve uluslararası alanda başarılar elde etmiş toplam 18 sanatçının eserlerinin sergilendiği “Umut ve Güven” Sergisi’nin gelirleri, İyilik İçin Sanat Derneği’nin Hatay’da yürüttüğü “Kadın ve Çocuk Dostu Alanlar” projesine bağışlanacak.

Prof. Dr. Marcus Graf küratörlüğünde 18 sanatçının eserlerinin sergilendiği “Umut ve Güven” Sergisi, 2 Temmuz 2023 Pazar günü akşamına kadar Taksim Sanat’ta gezilebilecek.

Sabahattin Ali “Etrafın Seni Sıktığı Zaman Kitap Oku”

Sabahattin Ali “Etrafın Seni Sıktığı Zaman Kitap Oku”

Türk edebiyatına kök salmış ölümsüz usta Sabahattin Ali’nin unutulmaz eserlerinden ölümsüz alıntıların derlendiği Etrafın Seni Sıktığı Zaman Kitap Oku, İnkılâp Kitabevi etiketiyle raflarda!

Çok değerli yazar ve şair Sabahattin Ali’nin tüm eserlerinden seçilmiş altı çizili cümlelerin bir araya getirildiği bu sıra dışı kitap, büyük ustanın bizleri ardında bırakışının 75. yılında edebiyatseverlerin beğenisine sunuluyor.

Gerçekçi bir düzlemde yazdığı ve öykü türünde kaleme aldığı çoğu kitabında değindiği siyasi eleştirilerin yanı sıra, toplumun aksak yönlerini de korkusuzca dile getiren Sabahattin Ali, Metin Üstündağ’ın derin bir külliyat araştırması ile tekrardan okuyucuyla bir araya geliyor. Yaşamaya, aşka, insana ve toplumun dirliğine verdiği değer ile ön plana çıkan Ali, birbirinden kıymetli onlarca eseriyle ölümsüzlüğünü korumayı sürdürüyor.

Kızartmalar reflüyü tetikliyor!

Kızartmalar reflüyü tetikliyor!

Boğazınızda yanma, ses kısıklığı, öksürük veya sinüzit sorunlarından mı yakınıyorsunuz? Dikkat! Bu şikayetlerinizin nedeni gribal enfeksiyon değil, bahar mevsiminde görülme sıklığı artan ‘reflü’ hastalığı olabilir! Reflü, normal olarak mideden bağırsaklarımıza doğru gitmesi gereken asit, safra ve mukustan oluşan mide salgılarının yemek borusu veya ağıza kadar yer değiştirmesi olarak tanımlanıyor. Bu geriye doğru kaçışın esas nedeni alt yemek borusu kapakçığının gevşemiş yapıda olmasından kaynaklanıyor. Yapılan araştırmalara göre; ülkemizde reflünün görülme sıklığı yüzde 25’i buluyor. Bir başka deyişle ülkemizde her 4 kişiden biri reflü hastası! Bahar aylarında havaların ısınmasıyla birlikte yemek yeme alışkanlıklarımızdaki değişikliklerin reflü yakınmalarını tetikleyebildiğini belirten Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Cem Aygün, bu nedenle reflü şikayeti olan kişilerin bahar aylarında beslenme alışkanlıklarına çok daha fazla dikkat etmeleri gerektiğini vurguluyor.

Prof. Dr. Cem Aygün

Baharda bu belirtilere dikkat!

Reflü kendini genellikle tipik belirtilerle kendini gösteriyor. Ağıza kadar gelen acı tat, yenilen besinlerin ağıza gelmesi, göğüs bölgesinde yanma ve ağrı ile midede ekşime, en yaygın görülen belirtilerini oluşturuyor. Yemek borusunda iltihaba yol açan reflüde ise gelişen ülser veya ödem sonrasında göğüs kemiği arkasında şiddetli ağrı, bazen de boğazda bir yumru hissi gelişebiliyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Cem Aygün, bahar aylarında boğazda yanma, ses kısıklığı, öksürük ve sinüzit gibi sık görülen sorunların reflü kaynaklı olabileceğine dikkat çekiyor.

Kızartmalar ve yağlı yiyeceklerden kaçının

Reflü hastalığında yakınmalar mevsimsel dalgalanmalar gösteriyor. Bu durum değişen diyet tarzı ve farklı gıdaların tüketimiyle ilişkili olabiliyor. Prof. Dr. Cem Aygün, reflü hastalarının bahar aylarında dikkat etmeleri gereken beslenme kurallarını şöyle anlatıyor: “Bahar aylarında değişen gıda tüketimi, özellikle yağlı yiyecekler ve sebze türü kızartmalar mide asidinin artmasına neden oluyor. Artan mide asidi de reflüyü tetikleyebiliyor. Dolayısıyla bu dönemde margarin gibi trans yağlardan, kaymak, krema ile mayonez gibi yağlı ürünler ile yiyeceklerden uzak durmak büyük önem taşıyor. Ayrıca yine bahar aylarında daha fazla tüketilen çiğ sebze ve meyveler, asitli ve gazlı içecekler, buzlu meyve suları, soğuk içecekler ile dondurma, reflü için zararlı gıdalar arasında yer alıyor.”

 Prof. Dr. Cem Aygün

Tedaviyle yakınmalar son bulabiliyor!

Reflü kronik, yani uzun süren ve hastaların çoğunda aralıklarla tekrar eden bir hastalık. Reflü tedavisinde amaç, şikayetleri ortadan kaldırmak, yemek borusunda görülen iltihaplanmayı iyileştirmek ve kanama, darlık, ülser ile kanser gelişimi gibi komplikasyonları önlemek. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Cem Aygün, doğru tedavilerin seçimiyle reflü hastalarının yakınmalarından kurtulabildiklerini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Medikal tedavilerde öncelikli olarak semptom ve komplikasyon oluşumunda suçlanan en önemli etken olan mide asidinin azaltılması hedefleniyor. Proton pompası blokajı yapan ilaçlar (PPİ),  aside bağlı ülserde etkin ve güvenli bir yöntem olarak sık kullanılıyor. İhtiyaç halinde midede bariyer oluşturan şuruplar, yemek borusu hareketini düzenleyen ilaçlar ve kapakçık basıncını artıran tedavilere başvuruluyor. Yaşam tarzı değişiklikleri de önemli bir hasta grubunda fayda sağlıyor. Tedaviye dirençli hastalarda endoskopik reflü prosedürleri uygulanabiliyor. Seçilmiş hastalarda cerrahi yöntemden de faydalanılıyor. Günümüzde cerrahi tedaviler içerisinde en sık laparoskopik fundoplikasyon yöntemine başvuruluyor”

Reflü şikayetlerine karşı 6 etkili öneri!

  • Mide hacminizi tam olarak doldurmaktan kaçının. Dolayısıyla yemeklerinizi iyi çiğneyerek, az miktarda ve sık sık tüketmeyi alışkanlık edinin.
  • Son yemeğinizi gece yatmadan en az üç saat önce bitirin. Zira yatmadan önce tüketilen yemekler mide basıncını arttırarak reflü yakınmalarını şiddetlendirebiliyor.
  • Boynunuzda bir rahatsızlık hissetmiyorsanız, yastığınızın mümkünse 10-15 cm yüksekliğinde olmasına dikkat edin.
  • Bel ve karın bölgenizi sıkmayan kıyafetleri tercih edin.
  • Gerekli olmadıkça ağrı kesici ilaçlar kullanmayın.
  • Beslenme alışkanlıklarınıza dikkat edin; mide asidini artıran besinlerin tüketiminden kaçının.

Sahne dayanışması

Sahne dayanışması

Başarılı şarkıcı Hera Aslan, Ataşehir Watergarden’daki Muamma Plus’da sahne aldı.

Konser öncesinde Yakın dostu olan aynı zamanda geçtiğimiz günlerde çıkardığı “İkimize Birden” şarkısıyla büyük bir yükselişe imza atan Tuna Taşkın’ı kulisine davet eden Hera Aslan, birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi. Genç şarkıcının sesinin çok beğendiğini söyleyen Hera Aslan, müzik sektöründe kendisine başarılar diledi.