Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Derimod’un 2020 -2021 Sonbahar-Kış koleksiyonu

Derimod’un 2020 -2021 Sonbahar-Kış koleksiyonu  

Derimod’un 2020 -2021 Sonbahar-Kış ayakkabı koleksiyonu lansmanı Cult Showroom’da Ece Sükan ev sahipliğinde tanıtıldı.

Derimod Yönetim Kurulu üyeleri Sedef Orman ve Ali Zaim’in koleksiyonu anlattığı buluşmaya basın mensupları ve ünlü influencer’lar katılarak yeni sezon trendleri ve ayakkabı modelleriyle tanıştı.

Yeni ürün skalasında öne çıkan maskülen ayakkabılar, bot ve çizmeler metal aksesuarlar, ton in ton tokalar ve irili ufaklı zincirler dikkat çekiyor. Ürün gruplarında renkli tabanlar da karşımıza çıkıyorken, sade modelleri ‘’pop renkler’’ ile modernize eden Derimod kadınını renkli bir sonbahar bekliyor.

Sezonda süet, vidala, nubuk gibi malzemelerin yanı sıra ‘’mat deriler’’ ile farklı tonlarda modeller hazırlandı. Bu modeller daha çok düz tabanlı bot, chelsea, postal gruplarında uygulandı.

Daha önceki sezonlarda sadece siyah renkte koleksiyonda olan ‘’Yağmur bot-çizme grubu ‘’ bu sezon rengarenk modeller ile sezondaki yerini aldı.

Rumelili Patrick Swayze’ın şarkıları 200 milyonu aştı…

Rumelili Patrick Swayze’ın şarkıları 200 milyonu aştı…

Rumeli türkülerinin vazgeçilmez seslerinden olan Rumeli Semih, yeni teklisi ‘Ferdanem’ ile müzikseverlerin karşısına çıktı…

2005 yılında ilk albümünü çıkaran Rumeli Semih, ‘Kıskananlar çatlasın’ ve ‘Remziyem gibi şarkıları ile 200 milyon dinlenilme barajını aşarak pek çok sanatçıyı geride bıraktı. Rumeli türkülerinin canlılığı ve yaşanılan hikayelerden konu olarak yazıldığını belirten Semih, ‘Türküler bir milletin değeridir. Sahip çıkmalıyız’ diye konuştu. Çok kısa zamanda son single çalışması ‘Ferdanem’im’ çok beğenildiğini güzel tepkiler aldığını söyleyen Semih, önümüzdeki günlerde Rumeli türküleri ile değişik altyapıları ile gençlere de hitap edeceğini belirtti.

Ünlü Hollywood starı Patrick Swayze, benzerliği de dikkat çeken Semih, ‘Yakın çevrem benzerliğimden dolayı Rumelili Patrick’ diyor.

Melis Fırat’dan yeni şarkı  “Yalancı Gönül”

Melis Fırat’dan yeni şarkı  “Yalancı Gönül”

Hemen hemen her konserinde, büyük hayranı olduğu Yıldız Tilbe’nin “Yalancı Gönül” şarkısını seslendiren Melis Fırat, 2 yıllık titiz bir çalışmanın ardından şarkıyı yeniden düzenleyerek müzikseverlerin beğenisine sundu. “Yalancı Gönül” isimli şarkının müzikal hayatında çok önemli bir yer tuttuğunu söyleyen Melis Fırat, şarkıya renkli görüntülerden oluşan bir klip çektiklerini açıkladı. Yönetmenliğini Alişan Günay Yıldırım’ın üstlendiği klibin çekimleri yaklaşık 16 saat sürdü.

Melis Fırat’ın yalnız performans sergilediği klipteki kostümler de dikkat çekiyor. Klipte kullandıkları bir kostümde yer alan yılan figürü ile ilgili konuşan Melis Fırat, “Koynumuzda yılan beslediğimiz olur bazen. İnsan bu yılanı zamanla anlar. Yalanlar ortaya çıkar, maskeler düşer. Klibimizde bu yüzden yılan imgesi kullanmayı tercih ettik.” şeklinde konuştu.

Astronot oldu

Astronot oldu

Şarkıcı, söz yazarı ve besteci Gaye Su Akyol, Kerki Solfej’in düzenlediği ”TİKTAK’la Parket Seyret” konserleri kapsamında Yenikapı’da hayranlarıyla bir araya geldi.

Sahneye sevenlerinin karşısına astronot kıyafetiyle çıkan Gaye Su Akyol farklı tarzıyla dikkat çekti.

Gece boyunca geçmişten günümüze en çok sevilen nostaljik şarkıları sevenleriyle birlikte seslendiren Gaye Su Akyol, Yenikapı Açıkhava Gösteri Merkezi’nde yürekleri ısıttı.

“HER KÖTÜ ŞEYİN GÜZEL SONUCU VAR”

İnanılmaz değişik ve güzel bir tecrübe yaşıyorum diyen Gaye Su Akyol; “Eskileri hatırlatan bir tarafı var bu konserin benim için. Küçükken bir kaç kere açık hava sinemalarına gitmiştim. Şimdi pandemi nedeniyle ilk kez arabalı konser konseptini görüyorum. Bence her kötü şeyin güzel bir sonucu da oluyor. Bence bu onlardan biri. Her yeni gün bir umut. Bu günlerde gelip geçecek” dedi.

“UZAYA ÇIKMAK KOLAY DEĞİL”

Sahneye astronot kıyafeti ile çıkan Gaye Su Akyol; “Çok sıcak bir ortamdayız. Karşınıza astronot kıyafeti ile çıktım. Boşuna giymemişiz, bedelini ödeyeceğiz” dedi.

Marmaris’te ailece tatil

Marmaris’te ailece tatil

İş dünyasının sevilen isimlerinden Başar Hacısüleymanoğlu eşi ve çocukları ile birlikte Marmaris’te tatil yapıyor.

Uzun süredir planladıkları ama işlerin yoğunluğu nedeniyle çıkamadıkları tatili sonbahara bıraktılar. İş insanı Başar Hacısüleymanoğlu eşi Fulya Hanım ve çocukları Ziya, Alp Taner ile birlikte kısada olsa tatil yapmamın keyfini yaşadılar. Marmaris’in huzurlu ortamında tatil yapan Hacısüleymanoğlu ailesi, bu tatilin onlara pozitif bir enerji verdiği belirttiler.

Ezgi Eyüpoğlu’dan Karadeniz esintisi

Ezgi Eyüpoğlu’dan Karadeniz esintisi

Karadeniz müziğinin genç sanatçısı Ezgi Eyüboğlu, ‘Denizin Ezgisi” albümünde Selçuk Balcı ile yaptığı düeti ile müzikseverlerin karşısına çıktı.

‘Sesimde Karadeniz var’ diyen Ezgi Eyüboğlu düetinde Selçuk Balcı ile birlikte akustik versiyonu ile “Unutamadum” isimli şarkıyı seslendirdi. Geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz kalan müziğin sahibi Hasan Saltık’ın son projelerinden olan ‘Denizin Ezgisi’ isimli albümde Ezgi Eyüboğlu, söz ve müziği Fatih Söylemez’e ait ‘Unutamadum’ isimli şarkı da kendisine eşlik eden Selçuk Balcı ile birlikte Enes Bilal Taşçı yönetmenliğini yaptığı klipte kamera karşısına geçti. Oyuncu Ezgi Eyüboğlu, ad-soyad benzerliğinden dolayı komik hikayeler yaşadığını da belirten genç şarkıcı, Karadeniz şarkılarını özellikle gençlere daha da ulaştırmak hedefinde olduğunu belirtti.

Ezgi, ‘Daha önce Selçuk Balcı ile Volkan Konak’ın programına katılmıştık. Ortak şarkımıza çok beğeni gelince bir de akustik versiyon yapıp kliplendirdi. Ve müzik severlerin beğenisine sunduk’ dedi.

“Melekti Sanki” için mini parti

“Melekti Sanki” için mini parti

Türk Popunun yakışıklısı Cem Belevi yen, şarkısı “Melekti Sanki” için mini parti verdi. Sözü ve müziğinde kendi imzasını taşıyan “Melekti Sanki” şarkısının başarısını yakın arkadaşları İrem Derici, Derya Uluğ, Asil Gök, Cenan Adıgüzel, Murat Balcı, Hacı Ahmet Ak, Hande Özkaş, Özgür Aras ve Özgür Akam’ın Nomads İstanbul’da yaptığı partiyle kutladı.

Cem Belevi, ‘Pişt Yakışıklı ‘Melekti Sanki’ Hayırlı Olsun Çok Dinlensin Seni çok Seviyoruz BELEVİ’ yazılı pastasını dostlarıyla kesti.

Gripin mest etti

Gripin mest etti

Başarılı pop rock gruplarından Gripin, yaz ortasında yayınladıkları son teklileri “Belki Çok Da Şey Yapmamak Lazım” ile dijital mecralar ve radyoların listelerinde boy gösteren Gripin, konserlerine devam ediyor

Son bir ayı turnede geçiren grup İstanbul’a yine konser için döndü. Maximum Uniq Açık Hava sahnesinde İstanbullu müzikseverler ile buluşan Gripin, Yalnızlığın Çaresini Bulmuşlar, Durma Yağmur Durma, Aşk Nereden Nereye gibi hitlerinin yanı sıra Ezginin Günlüğü albümünde söyledikleri Ebruli, TSM coverları Dalgalandım da Duruldum, MFÖ klasiklerinden Ele Güne Karşı’yı yeni düzenlemeleriyle sahneye taşıdı.

Tuğçe Eyilik “YAŞAMI SANATLA YORUMLUYORUM”

Tuğçe Eyilik “YAŞAMI SANATLA YORUMLUYORUM”

Hayallerini gerçeğe dönüştürmek kendini yenileme yöntemlerinden…  O’nun için hayalini gerçekleştirmek için gerekli cesareti gösterebilmek en önemli hayat deneyimi. Bon Objet bunlardan tasarımla ilgili olanı.  Bale sanatı vazgeçemediği diğer gerçeğe dönüştürdüğü hem hayali, hem mesleği…  Pause Dergi’nin bu ayki kapak konuğu; sevgili dostum Tuğçe Eyilik Vardar… Uluslararası siyasi bilimler mezunu,  üzerine Radyo televizyonculuk okumuş ve bütün bunlara ek olarak marka tasarımı… Kendi deyimiyle Bon Objet aslında yaşadıklarının bir yansıması. Aldığı eğitimlere bakıldığında; yarın bir gün siyasette görmek politikada başarılarına şahit olmak bence uzak değil… Yaşamını sanatla yorumlayıp hayata aktarmakta iddialı bir isim olan sevgili dostum Tuğçe Eyilik Vardar ile sizler için sıcacık samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. Keyifli Okumalar…

Tuğçe Eyilik

Konservatuarda bale eğitimi, İsviçre’de uluslararası İlişkiler ve siyasi bilimler okuyup, yüksek lisans olarak da Miami’de Radyo Tv, İletişim ve Reklam Tasarımı okumak… İçimden gelen ilk soru şu; siyasete girmeyi düşünüyor musun? 

Evet. Oldukça kalabalık karmaşık ve birbirinden farklı yönlerdeki eğitimim biraz anlatırken beni de zorluyor… Aslında Eğitimime Bale gibi aslında bedensel, ruhsal olan ve zihinsel iş birlikteliğinin olduğu zor bir dal diyebiliriz özellikle ülkemizde.. Pembe tütüler değil de çok yoğun ve emek isteyen disiplinli antrenmanları ile sanatla birleştirilmesi ve beden dili ile anlatılan bir sanat dalı.  Bu detayı vermemdeki sebep ülkemizdeki kısıtlı imkânlar beni yurtdışında eğitim almaya yönlendirmesi. Mesleki sanatsal bir okul geçmişi ile pek fazla seçiminiz kalmıyor ancak Politika ile dünyayı tanımak kültür ve sistemlerini anlamak çok kuvvetli bir bilgi birikimi sağladığından etkilendiğim bir dal olmuştu.  Ülkemizin Jeopolitik konumu ve hiç bitmeyen hareketli Politikası beni hep etkilemiş ve yurt dışı yaşantım ise buna daha da ilgili kalmamı sağladığından düşünmemiş değilim. Ancak bir zamanı var ise bir gün elbet olabilir, fakat şimdilik çok ilgi alanımda olduğunu söyleyemiyor ve buna vakitte olacağını pek düşünmüyorum. Yeni jenerasyon da  umudum yüksek..

Bu kadar dolu olduğun için bir hanım olarak sizi siyasette görmek isterdim… Ve Bon Obejt’e nasıl karar verdiniz?

İlk kurduğum iş ile marka tasarım ve tanıtım üzerine olan şirketim; Trend Tiger ile 2002 senesinden birçok markaya hizmet verdik. Kurumsal kimlik, isim, logo, reklam ve iletişimi ile entegre bir hizmet vermekle beraber yaratıcılık ve onu hayata geçirirken markanın tüm detayları üç boyutlu bir hale getiriyorduk. Bu da ürün ya da kurumun ambalaj tasarımından mekân tasarımına kadar aktarıldığında gerek endüstriyel tasarım gerekse mimari boyutlara aktarılan bir süreçten oluşuyor. Tabii ki bu süreçler en keyif alıp en yaratıcı anların hayata aktarılması ve markanın doğru yansıtılarak ortaya konulmasını sağlıyor. İşte en keyif aldığım bu süreç ise her zaman ilgimi çeken yaratıcılığın devreye girdiği mobilya yada bir objenin tasarlanması ve hayata geçirilmesiydi.. Ajans hizmetinde bir markanın oluşumuna kadar hayal satıyorsunuz. Ancak; bu bir obje olunca elle tutulur ürün, maliyeti belli olan ve hayalin gerçek hali ile sunulup satılmasının heyecan verici olduğunu gördüm. Firmalara yıllardır anlattığım markalaşma ve marka olma felsefesini artık onlara kendi özel ilgi alanımda iş olarak yapmak, kendi markam Bon Objet mobilya tasarımlarımı hayata geçirmek ve marka olama yolunda bunu deneyimlemek isteyişimdir. Yıllarca Kendi evim ve etrafımdaki dost ve arkadaşlarıma hobi gibi tasarladığım mobilyalarımı, bir Marka altında beğeniye sunmak istedim. Aslında gene de kolay olmayan bir sürece girmiş oldum. Ancak kendim bu konuya nasıl geçiş yapacağımı bilmiyordum. Aslında biraz ilginç şeylerde yaşadım…

Tuğçe Eyilik

Ne gibi ilginç şeyler yaşadınız?

İş hayatıma devam ederken hayranı olduğum Karim Rashid ( Dünya çapında Mısır kökenli Endüstriyel tasarımcı ) ülkemize geldi. Seminerde tasarım anlayışını, yaptıklarını aktardığında içimde zaten Bon Objet doğmuştu. Ancak ne zaman ve nasıl yapacağımı hiç düşünemiyordum. Bu arada tabii ki birçok yerli yabancı tasarımcıları mimarları tutkuyla beğeniyor ve takip ediyorum. Beraberinde yine ilginç bir süreç; üç dört yıl hazırlanmak ve alaylı üniversitesi olarak adlandırdığım mobilya ustalarımın mekânlarında hayallerimi, tasarımlarımı nasıl yapabilirim, ergonomik mi, estetik açıdan ve teknik açıdan oluru var mı ya da oldurtabilir miyim diye aldığım çeşitli seçmeli dersler tadında geçti diyebiliriz.. Bu adımı ilk attığımda çok temkinli davrandım, tepkilere bakmak istedim. Mağaza ya da ev dekorasyon daha sonraki adımlar olarak düşündüm. Ve gerçekten de ilk koyduğum ürünlerim değerli mağazalar ile başlayıp ilerledi bugün Harvey Nichols ve Brandroom’ da yer alan ürünlerim gerekli ilgiyi görmeye başladı. Instagram mecrası da beni ayrıca tetikledi oradan aldığım beğeni ve yorumlar mutlu edici. Ve Bugün ayrıca Bon Objet olarak hayalini kurmama vesile olan kişi Karim Rashid İn İtaliCa Floor – yer ve duvar fayans üreticisi Türkiye temsilciliğini de yapmaktayız.

Kendini mesleki anlamda nasıl yeniliyorsunuz?

Bu arada vakit buldukça sanat tarihi ve hatta mobilya tarihi gibi kursların yanı sıra mimari deklarasyon sertifika programlarına katılıyorum. Sanırım hayalimi gerçekleştirmek için gerekli cesareti gösterebilmek en önemli deneyimim oldu. Tasarım her zaman  okumakla  değil de gerçekten içinden gelen durdurulamaz bir duygu ve olgu.. Gerçek bir deneyimcisiyim. Böyle yenileniyorum.

İşinde en çok neye dikkat ediyorsunuz?

Bon Objet Lux Mobilya tasarım ve iç mimari Dekorasyon üzerine kuruldu.  ‘’Çıkış noktam’’. Mobilya tasarım ve üretim olunca işler çok detaylı titizlik ve yaratıcılığın en ön planda olması gerekliliğini oluşturuyor. Ve bunların yanı sıra bu kadar geriden gelip; dünya ve özellikle Türkiye piyasasında yerimizi alabilmek için ene dikkat edip çalıştığımız nokta kalite ve fiyat dengesi. Hayal etmek kolay olabilir belki ama onu iyi bir kalitede yapıp sunmak en önemli işlerden biri. Ayrıca çok çok önemsediğim bir ayrıcalığımız da her müşteriye kendi evimmiş gibi ilgi ve alaka ile çalışmak. Kolay olmasa da bu yüzden kısa sürede ivme kazandığımızı düşünüyorum.. Daha da yapacak ve gidecek çok yolumuz var…

 Nasıl bir tarzınız var ya da tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Bon Objet mobilya tasarımlarının genel bir konsepti ve felsefesi var diyebilirim. Eski ile yeniyi harmanlayan mobilyanın baskın olduğu 18. yüzyıl Louise döneminden kapitone ve ahşap detayları. Ve en önemlisi mobilyanın kullanışlı olmasının yanı sıra fonksiyonel olması yani birden fazla işe yaraması özellikleri arasında… Obje kullanılışı ve kalıcı olacaksa bu detaylar çok önemsediğim, yaratıcılığın da eklendiği bölümleri… Dolayısı ile hazırlanan koleksiyonların hepsinde tanıdık mobilya tatlarının modernize olması ve fonksiyonel olmaları Bon Objet’yi yansıtıyor. Ancak koleksiyon renk ve dönemin trendlerini modasını kendi yorumu ile yansıtmalı.

Üretime gelince;

Bon Objet de Mobilya olarak tüm ürünlerimizin tasarımları bana ait olduğunu söylemeliyim. Tabi ki; ev dekorasyonu yaparken müşterinin kendi istekleri için de hizmet verebiliyoruz. Ama; mağazalarda ve Showroomda kendi tasarım ürünlerimizden oluşuyor. Üretimde, atölyelerde çalışmaya bayılıyorum!  Diğer işimde de grafikerlerle sürekli yan yana çalışır ve kara kalem elimde detayları çizmek en sevdiğim işlerimdendir..

Tabii ki burada daha da eğlenceli üç boyut işin içinde makineler, kumaşlar devrede ve çok keyif aldığım şeyler. Hayal ettikleriniz ancak ustalarla ve ürünün nasıl şekil aldığını öğrenmek ve görmekle gerçekleşebilir. Sevdiğin işi yapınca tüm detaylarda bulunmak keyif veriyor.

Şehir planlamacısı değilsiniz ama yine de sormak isterim;  şehirlerin tasarımını beğeniyor musunuz? Mesela İstanbul ya da Bodrum… Elinizde olsa neler yapmak isterdiniz? Şehirlerin tasarımlarına baktığınızda ne düşünüyorsunuz?

Bu konuda yıllar önce bir çalışma hazırlamıştım. ‘’Sokak OBJELERİ ‘’ adı altında şehrimizi güzelleştirmek tarihi dokusuna uygun tüm sokak objelerini güzelleştirmek için çalıştığım hazırladığım bir projeydi. Bunlar çöp kutularından sokak aydınlatmalarına ve dinlence banklarına kadar detaylı tasarım ve çalışma. Şehirlerin kalıcı güzellikleri için çok önemli ve değerli. Hayata geçirmeyi çok isterdim. Tıpkı Londra İspanya ve İtalya’da olduğu gibi…. Kentsel dönüşümler yapılırken bu detaylarda gerekli önem ve ilgi verilmesi umudum…

Tuğçe Eyilik

En güzel tasarlanmış şehir sizce hangisi?

Viyana…

 Günümüz tasarımlarını eski ile karşılaştırdığınızda en çok neyin etkili olduğunuz düşünüyorsunuz?

Ülkemizde birden fazla bakış açısı ve talep şekilleri var.  Anacak; bize gelen müşteri portföyü artık sadece yabancı marklar değil yerli bir üretimde dünya trendleri, tasarım ve kaliteyi bulabiliyor olması. Birde ürünün arkasında durmak her zaman iletişimde olabilmek yakın ilgi butik hizmet etkili oluyor diyebiliriz.

 Türk halkının hayal gücünü, zevkini nasıl buluyorsunuz?

Ev dekorasyonu herkese göre değişen bir konu. Zaten öyle de olmalı. Bir insanın hayatının en önemli ve uzun yaşadığı alan genelde kendi evidir. Bu ev “yuva” oldukça değerli bir alandır. Bana göre evler ve yaşadıkları alanlar insanların kendilerini iyi hissettiren en konforlu alanlar olmalı ve en önemlisi onların yaşayanların kimliğini karakterlerini yansıtmalı. Buna biraz da günümüzün trendleri ekseninde oluşturduğumuzda güzel bir sonuç elde edebiliyorsunuz.

Kendinize vakit ayırdığınızda neler yaparsınız?

Kendime vakit ayırmak tam olamasa da beynimde biraz vakit ayırıyorum ;))  Şaka bir yana Aile olmak ve ailem benim için çok değerli onlarla yaptığımız her şey kendime ayırdığım vakitler… Gerçekten yoğun bir tempo arasında hem kendime hem işime  ayırdığım  bir konu da Mimar Sinan’a bağlı bir iç  mimarı ve tasarım sertifika programı çok keyifle katılıyorum umarım sonuçları da keyifli olur.. Bir çılgın hobi gibi iş olarak bale eğitmenliği yapmak. Haftada bir de olsa minik balerinalara ders vermek hem beden hem ruhsal aktivite ve büyük bir keyif.

Hayal kurar mısınız?

Hayallerim o kadar çok ki… sanırım Bon Objet bunlardan bir tanesi ve gerçek olmaya başladığı için çok mutluyum.. Yaratıcılık içimde olduğu sürece çocukluk hayallerim de devam edecek gibi ama hayat kısa ne kadarı yetişir bilinmez…

Mabel Matiz’den müzik ziyafeti

Mabel Matiz’den müzik ziyafeti

Türk pop müziğinin sevilen ismi Mabel Matiz, geçtiğimiz akşam İstanbul’un en sıra dışı konser organizasyonu TİKTAK’la Parket Seyret’te sevenleriyle bir araya geldi.

Kerki Solfej organizasyonuyla gerçekleşen konserin başlangıcını “Mendilimde Kırmızım Var” şarkısıyla yapan Mabel Matiz, sahne enerjisi ile İstanbullulara açık havada unutulmaz bir gece yaşattı.

Şarkıları ve muhteşem yorumlarıyla sevenlerinin gönlünde taht kuran başarılı sanatçı; “Yeniden Yenikapı’da buluşmak güzel ve garip. Arabalı konser konseptinin bir tarzı var, alıştık sanki. Sizin karşınızda kendimi çok mutlu hissediyorum” diyerek gece boyunca birbirinden güzel parçalarını sevenleri ile beraber seslendirdi.