Yazılar

Kaptan Amerika, ‘Kaptan Amerika: Cesur Yeni Dünya’dan ilk teaser

Beklenmedik bir saldırı sonrasında Kaptan Amerika’nın kalkanı çetin bir görev için ortaya çıkıyor. Marvel Studios’un en sevilen kahramanlarından Kaptan Amerika, ‘Kaptan Amerika: Cesur Yeni Dünya’ ile sinemalara geri dönüyor. Anthony Mackie’nin Kaptan Amerika’ya hayat verdiği, Oscar adayı oyuncu Harrison Ford’un ise Thunderbolt’u canlandırdığı film, 14 Şubat 2025’te sinemaseverlerle buluşacak.

 

 Marvel Sinematik Evreni’nin serüvenleri en heyecanla beklenen kahramanlarından Kaptan Amerika’nın son filmi için geri sayım başladı. İlk teaser afiş ve tanıtımı yayınlanan ‘Kaptan Amerika: Cesur Yeni Dünya’, 14 Şubat 2025’ten itibaren en zorlu serüvenine seyircileri dahil edecek.

Tam 10 sene önce ‘Kaptan Amerika 2: Kış Askeri’yle kalkanın Anthony Mackie’ye geçtiği serinin son filminde Mackie, rolünü tekrarlayarak sinemaseverleri en güç görevlerinden birine ortak edecek. Usta oyuncu Harrison Ford’un, yeni seçilen ABD Başkanı Thaddeus ‘Thunderbolt’ Ross karakteriyle Marvel Sinematik Evreni’ne ilk kez adım attığı filmde Sam, kendini uluslararası hayati bir olayın tam merkezinde buluyor. Gerçek deha Kaptan Amerika, dünya çapında yeni düşmanlar edinmeden hain bir küresel komplonun arkasındaki nedeni keşfetmeye çalışıyor.

Anthony Mackie ve Harrison Ford’a Danny Ramirez, Shira Haas, Xosha Roquemore, Carl Lumbly, Giancarlo Esposito, Liv Tyler ve Tim Blake Nelson’ın eşlik ettiği filmin yönetmen koltuğunda Julius Onah oturuyor.

IVECO, taşımacılık sektörünü karbondan arındıracak

İtalyan Ulusal Araştırma Konseyi (CNR) tarafından IVECO ile ortaklaşa yapılan bir analiz, biyo-CNG’nin atık toplama için en uygun çözüm olduğunu doğruluyor.

“Kuyudan tekerleğe” diye adlandırılan bu analiz döngüsel ekonomiye de mükemmel bir örnek.

IVECO, İtalyan Ulusal Araştırma Konseyi (CNR) Atmosfer Kirliliği Enstitüsü tarafından yürütülen çalışma ile biyo-CNG’nin atık toplama için en uygun çözüm olduğunu doğruladı.

Kentsel alanlarda atık toplayan araçlarda kullanılan dizel ve sıkıştırılmış doğal gaz gibi geleneksel yakıtlarla karşılaştırıldığında kentsel katı atıkların organik kısmından elde edilen sıkıştırılmış biyometan kullanımının çevresel etkilerinin değerlendirildiği araştırmanın ana destekleyicisi IVECO oldu.

Araştırma için, Avrupa’daki çok sayıda metanla çalışan araçlar nedeniyle CNG yakıt ikmal istasyonlarının yaygın dağılımının bulunduğu İtalya pazarı referans alındı. Gerçekleştirilen çalışma yöntemine “Kuyudan-Tekerleğe” analizi deniyor. Bu da şu anlama geliyor; yakıtların saf bir karşılaştırmasının yapılması için tesislerin, altyapı inşasının ya da bakımın dikkate alınmadan, bir yakıt üretiminin ve kullanımının etkileri baz alınan analiz. Bu analizle, üretim zincirinde CO2

Sapanca, Dedeman Village markası ile buluştu

Türkiye’nin en büyük yerli otel zinciri Dedeman Hotels & Resorts International; Dedeman Village Sapanca ile geleneksel misafirperverlik anlayışını ikinci kez Sapanca’ya taşıdı.

Dedeman ve yatırımcı şirket Mersoy Turizm iş birliği ile Dedeman kalitesini Sapanca’ya taşıyan Dedeman Village Sapanca misafirlerini ağırlamaya başladı.

9 ana markasıyla, misafirlerinin farklı ihtiyaçlarına göre alternatifler sunan marka; Dedeman Village markasını da, bu vizyon doğrultusunda Sapanca’ya taşıyarak, konsept ve özellikleri açısından otel ile birebir uyumlu bir deneyim sunuyor.

Ahşabın ön planda

İstanbul’a sadece 1 saat uzaklıkta yer alan Dedeman Village Sapanca, ahşap kullanımının yoğun olduğu mimarisinin yanı sıra, yer yer taşın da eşlik ettiği tasarımı ile dikkat çekiyor. 24 üniteden oluşan ve tamamen ahşap olan otel; 5 adet Karadeniz tipi serender ev, 1 adet standart bungalov ve değirmen konseptli 1 adet taş ev deluxe, 5 adet ısıtmalı havuzlu bamboo house, 7 adet jakuzili delta house, 4 adet family House ve 1 adet balayı süitinden oluşuyor.

 Su sporları, yürüyüş parkurları, ATV turları, gölde yelken, dağda trekking imkanları sunan otel, macera dolu aktiviteler için vazgeçilmez bir tercih. Doğayla iç içe vakit geçirmek isteyen misafirleri için, bisiklet turları, doğa yürüyüşleri ve piknik alanları gibi çok sayıda seçenek sunan Dedeman Village Sapanca, organik ürünlerle hazırlanan yöresel yemekler ve göl balığı lezzetini de tatmak isteyenler için eşsiz bir seçenek.

Biz tatile gitsek bile diyabet tatile gitmiyor!

Modern çağın salgın hastalığı diyabet ülkemizde son yıllarda hızla artarak toplum sağlığını tehdit ediyor. Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, şekerli içecek ve tatlı tüketimi, fazla kilo, endokrin bozucu ve kimyasallara maruziyet gibi etkenlerle ülkemizde son 20 yılda diyabetli hasta sayısının yüzde 100 arttığını belirten Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Savaş Karataş “Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında diyabetli hasta sayısındaki artışta başı çekiyor. Üstelik her 2 kişiden birinin diyabet sorunu olduğundan haberi bile yok. Tanı almadıklarından ve dolayısıyla tedaviye yönelik bir ilaç kullanmayıp, sağlıksız yaşam alışkanlıklarına devam ettiklerinden hayati risklerinin çok büyük olduklarını da bilmiyorlar” diyor. Özellikle yazın aşırı sıcaklarında serinlemek amacıyla art arda içilen şekerli içeceklerin, ‘her şey dahil’ konseptindeki tatil köylerinde cezbeci binbir çeşit tatlıların ve karbonhidratlı yiyeceklerin diyabet hastalarının sağlığını çok ciddi tehlikeye attığını belirten Doç. Dr. Savaş Karataş, diyabette en sık yapılan ve tehlikeyi artıran 9 yaz hatasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Savaş Karataş

Doç. Dr. Savaş Karataş

  • Yeteri kadar su içmemek

Sıcak hava terlemeyi artırdığından vücut sıvılarının ve minerallerinin önemli ölçüde kaybına yol açabilir. Diyabetli kişiler için doktorları tarafından aksi önerilmediği sürece kan şekerindeki tehlikeli dalgalanmaları önlemek için yeterli düzeyde sıvı almak, bu sıvı ihtiyacını da çoğunlukla su içerek karşılamak çok önemlidir. Bol su içilmeli ve kan şekeri seviyesi düzenli olarak izlenmelidir. Yaşlı kişilerde susama hissi baskılanmış olabilir. Özellikle sıvı kaybettirici etkisi olan ilaçları kullananlar çok daha dikkatli olmalıdır.

  • İlaç, cihaz ve insülinleri uygun koşullarda saklayamamak

İnsülin ve diğer diyabet ilaçları kurallara uygun saklanmalı, kan şekeri ölçüm cihaz ve çubuğunun da sıcaktan etkilenebileceği, yanlış sonuç göstereceği unutulmamalıdır. Örneğin; bazı şeker ölçüm cihazları 40 derece üzerinde yanlış sonuç vermektedir.

  • Kan şekeri ölçümünü doğru yapmamak

Kan şekeri gölgeli ve serin bir yerde ölçülmeli, kan şekeri ölçüm çubukları güneş ışığına maruz kalmamalıdır. Vücudunuzun ıslak olması sonucu etkilediğinden denizden ya da havuzdan çıktıktan sonra parmaklar mutlaka iyice kurutularak kan şekeri ölçülmelidir.

  • Çıplak ayakla yürümek, sıcak zemine basmak

Diyabetli hastalar için sinir tutulumu varsa yürürken travmayı farketmemek oldukça sakıncalıdır. Gerekirse yumuşak terlik kullanılmalıdır. Görülen en ufak zedelenme ya da kızarıklığın büyük travmatik sonuçlara ilerleyebileceği bilinmeli bu nedenle çıplak ayakla yürümekten kaçınılmalıdır. Sıcak zemine de yalın ayak kesinlikle basılmamalıdır.

  • Aşırı sıcaklarda ‘serinleten’ şekerli içeceklere sarılmak

Doç. Dr. Savaş Karataş “Aşırı sıcaklarda kurtarıcı gibi gözüken soğuk meşrubat, meyve suyu ya da diğer içecekler içerdikleri şeker yükü açısından, ‘diyet’ adı altında bile olsa gözden geçirilmelidir. Günlük içilecek suyun sağlıklı yeşilliklerle sabah 2-3 litre hazırlanması ve gün içesinde tüketilmesi iyi olur. Önceden hazırlanmış meyve suyu ve limonata, karbonhidrat açısından yüksek içerikli olabilir ve sakıncalıdır. Ayranın ise yağsız yoğurttan yapılmış olması gerekir ve bir kutusunun yaklaşık 80 kcal içerdiği unutulmamalıdır” diyor.

  • Hipoglisemi terlemesini yaz terlemesi ile karıştırmak

Hipogliseminin (kan şekerinin düşmesi) klasik semptomlarından biri olan terleme, yaz sıcaklarında ısıya bağlı terleme ile karıştırılabilir ve hipoglisemi daha zor ya da geç fark edilir. Bu nedenle kan şekerinin düşüp düşmediğinden emin olunmalıdır. Tatilde olsanız bile her zaman elinizin altında hızla emilen karbonhidrat içeren besin bulunmalıdır.

  • Kontrol dışı aşırı hareket

Yaz aylarında aşırı hareket edebiliriz ve glikoz kaslarda tüketildiği için kan şekeri düşebilir. Yine yazın bir öğün ile diğeri arasında daha uzun aralıklar ve bir önceki öğünden çok daha fazla düşen kan şekeri ile farklı bir yaşam ritmi olabilir. Evden uzakta geçirilen bir tatil sırasında, yiyeceklerin kalitesi veya miktarı değişebilir ve kan şekeri yemek sırasında daha az yükselebilir ve/veya bir öğün ile diğeri arasında çok fazla düşebilir.

  • Güneş ışığına maruz kalmak

Yazın yürüyüş yaparken veya havuz/deniz kenarında güneşlenirken güneş yanığına maruz kalabilirsiniz. Özellikle diyabetli kişilerde güneş yanığı vücudu daha fazla strese sokar ve kan şekeri düzeylerini yükseltebilir. Vücudunuzu yeterli miktarda süreceğiniz güneş kremi ile koruduğunuzdan emin olun ve koruyucu gözlük takmaya özen gösterin.

  • Tatlılara ve hamur işi besinlere ‘hayır’ diyememek

‘Her şey dahil’ konseptiyle gidilen tatil köylerinde sınırsız ve birbirinden cezbedici görünen, iştah açan hamur işleri, tatlılar vb besinler ya da yeni bir yer keşfettiğimizde oranın mutfağını kaçırmak istemediğimizde; ağır kalorili yiyecekleri tüketirken bir kez daha düşünelim ve çok sevdiğimiz tatil yerinin hastanesi ile kötü şekilde tanışmayalım! Doç. Dr. Savaş Karataş “Fazla yemek yiyip şeker düşürücü ilaç ya da insülin dozunu fazla almak bir çözüm olmayabilir, çünkü bu yemeklerde sadece şekere dönüşen karbonhidrat değil yağ ve diğer zararlı maddeler de bulunuyor. Üstüne üstlük diyabeti olduğunu bilmeyen ya da prediyabeti olan bir kişi için de bu tür gıdalar tehlike arz edebilir. Dolayısıyla tatili sağlıklı tamamlamak için ölçülü ve beslenme düzenine göre yemek yenilmelidir” diyor.

Richard Marsden “Sermayenin Doğası: Foucault’dan Sonra Marx”

Richard Marsden’in, insanların eylemlerini kısıtlayan veya mümkün kılan toplumsal ilişkilerin yapısını modelleme amacıyla sermayeyi kaleme aldığı çalışması Sermayenin Doğası: Foucault’dan Sonra Marx, Ayrıntı Yayınları’nın İnceleme Dizisi kapsamında yayımlandı. Marx ve Foucault’yu eleştirel gerçekliğin merceğinden tekrar okuyan, onların toplumsal teorilerinin esastan uyuşmadığı yönündeki yaygın kanıyı altüst eden kitap, insanların eylem kapasitesinin maddi nedeninin bir modelini inşa ediyor. Sermayenin Doğası: Foucault’dan Sonra Marx, toplum, iktisat ve siyasal teori ile eleştirel organizasyon, yönetim çalışmaları ve postmodernizm alanlarında okuyan ve araştıranların ilgiyle karşılayacağı özgün bir çalışma…

Boğaza nazır İtalyan

Boğaza nazır Oligark İstanbul, İtalyan restoranı Pepe’s ile müdavimlerini eşsiz bir lezzet yolculuğuna çıkarıyor.

Profesyonel ekibi ve kusursuz hizmet anlayışıyla konuklarının beklentilerini her anlamda karşılayan Oligark İstanbul, yeni lezzet durağı Pepe’s Restoran’ı açtı.  Kuruçeşme’de yer alan Oligark İstanbul, Pepe’s Restoran’da muhteşem Boğaz manzarası eşliğinde İtalyan mutfağının en güzel örneklerini tadabileceğiniz unutulmaz bir akşam yemeği deneyimi sunuyor.

Rahat ve şık dekorasyonuyla misafirlerine keyifli bir akşam yemeği deneyimi yaşatan Pepe’s Restoran, her gün 18.00-00.00 saatleri arasında konuklarını bekliyor.

Gurmelerin ve lezzet tutkunlarının yeni uğrak noktası olmaya aday Pepe’s Restoran, klasik pizzalar ve makarnalardan et ve deniz ürünleri yemeklerine kadar her damak tadına hitap edecek birçok seçenek sunuyor.

Yüksek enerjili eklektik bir atmosfer: Hyde Beach

Yalnızca yetişkinlere özel her şey dahil boho-chic cenneti Hyde Bodrum’un yüksek enerjili eklektik bir atmosfer sunduğu restoranı Hyde Beach, misafirleri büyülemeye devam ediyor.

Gün boyu süren partiler, konsept sanat atölyeleri, yerli ve dünyaca ünlü DJ’lerin performansları ile yemyeşil bir tabiat parkının yanında konumlanan Hyde Beach, misafirlerine sezon boyunca yüksek enerjili eklektik bir atmosfer sunuyor.

HVMZA, Tuğçe & Santi, Aaron Sevilla ve daha fazlasının da aralarında bulunduğu en sevilen sanatçı ve DJ’lere ev sahipliği yapan beach, gün batımı seanslarında eğlence dolu bir müzik serisi sunuyor. Misafirler, her salı ve perşembe Hyde Beach’in akustik performansları eşliğinde yıldızların altında dans etmeye veya Allen Hulsey’in akustik melodileriyle yaz akşamlarını kutlamaya davetli.

Asya dokunuşlarıyla zenginleştirilmiş Akdeniz atıştırmalıklarıyla tasarlanan menüsüyle benzersiz bir lezzet deneyimi sunan Hyde Beach, DJ performansları ve kokteyller ile gün batımına kadar atıştırmalık, yiyecek ve içeceklerle dolu bir masada geçireceğiniz keyifli anların vazgeçilmez mekanı. Deniz mahsullü linguini, popcorn suşiler, sashimi, levrek ceviche, somon tartar, çıtır mantı, dana bonfile ve baby kalamar gibi Asya ve Akdeniz mutfağından imza lezzetlerin yer aldığı menüsü, Tropic Thunder, Coconut Collins ve Frose All Day gibi özel kokteylleri Hyde Beach’in yüksek enerjili eklektik atmosferi için gereken enerji kaynağı olacak.

Dolunayda gerçekleştirilen Full Moon Yoga, Verda Samanlı ile Sanat Atölyesi, Full Moon DJ Performans ve kokteyl atölyeleri ise Hyde Beach’in tesadüfi anların cazibesini yansıttığı birkaç küçük andan sadece birkaçı.

Diyetisyenden kolayca yapacağınız, serinletici içecek tarifleri…

Aşırı yaz sıcaklarında çok da düşünmeden bir çırpıda başımıza diktiğimiz, içimizi ferahlatan soğuk içecekler bilinçsiz tüketildiğinde obeziteden diyabete dek ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz “Özellikle yaz aylarında değil terleme yoluyla nefes alıp verirken bile sıvı kaybettiğimiz için vücudumuzun suya ihtiyacı artıyor. Günde ikibuçuk litreden az su içmemek gerekiyor. Ancak pek çok kişi aşırı sıcaklarda su yerine soğuk şekerli içeceklere yönelebiliyor! Oysa gerek vücudumuzun sıvı ihtiyacını karşılamak gerekse serinlemek için kesinlikle sağlıksız, katkılı ve yapay içeceklerden uzak durmak çok önemli” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz aşırı sıcaklarda evde hazırlayabileceğiniz serinleten içecekleri, bir su bardağına (200 ml) denk gelen kalori miktarlarını ve tariflerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz

  • Şekersiz limonata ( 200 ml/ 65 kalori)

Yaz ayı denilince akla ilk gelenlerden biri ev yapımı limonata oluyor. 1 su bardağı limonatanın (200 ml) 65 kalori içerdiğini belirten Sıla Bilgili Tokgöz, içerisinde bal olduğu için 1 yaş altı çocuklardan uzak tutulması gerektiğini söylüyor.

Tarifi:

İki büyük limon ve bir portakalın kabuklarını rendeleyip suyunu sıkın. Üç yemek kaşığı çiçek balı, bir tutam fesleğen ya da nane ve bir litre su ekleyerek derin bir sürahide karıştırın. Buzdolabında en az iki saat dinlenmeye bırakın. Sonra ince bir süzgeç ile süzün. Bol buz, nane veya fesleğen yaprakları ile servis edebilirsiniz.

  • Karpuz ve Kavunlu Maden Suyu (200 ml/120 kalori)

Yazın vazgeçilmez meyvelerinden karpuz ve kavun içeriğindeki yüksek su oranıyla öne çıkıyor. Bu meyveleri maden suyuyla buluşturunca ortaya 120 kalorilik lezzetli bir içecek çıkıyor. Ancak dikkat! Beslenme ve Diyet Uzmanı Tokgöz, glisemik indeksi yani kan şekerini yükseltme hızı oldukça yüksek olduğundan diyabet hastalarının bu içeceği daha az ölçüyle ve dikkatli tüketmeleri gerektiğini vurguluyor.

Tarifi:

İki dilim karpuz (200 gr) ve iki dilim kavunu (200 gr) buzlukta iki saat dondurun. Daha sonra taze nane yapraklarıyla blenderden geçirin. Üzerine yarım limon suyu ve bir şiye maden suyu ekleyerek tüketebilirsiniz.

  • Yaban Mersinli Smoothie (200 ml/ 250 kalori)

Özellikle yazın kahvaltı için farklı alternatif arayanların da severek tüketeceği tok tutan ve serinleten içeceklerden biri; yaban mersinli smoothie. Bir bardağı (200 ml) 250 kalori olan bu içeceğin; içerisindeki çilek ve yaban mersini sayesinde C vitamini ve antioksidan açısından oldukça zengin olduğunu söyleyen Tokgöz “Yulaf içerisindeki lif sayesinde mideyi daha geç terkederek daha uzun süre tok kalmaya yardımcı oluyor. Süt hem kalsiyum hem protein bakımından günlük alıma katkı sağlıyor. Glisemik indeksi düşük meyve kullanıldığı için diyabet hastaları da rahatlıkla tercih edebilirler” diyor.

Tarifi:

Sekiz adet yaban mersini, bir su bardağı süt, iki yemek kaşığı yulaf ve bir çay kaşığı toz tarçını bir kaba koyarak blenderden geçirip tüketebilirsiniz. Daha şekerli bir tat arayanlar bu tarife bir adet muz da ilave edebilirler. Süt ve süt ürünlerine intoleransı olanlar ise badem veya yulaf sütü gibi bitkisel içecekler de tercih edebilir.

  • Meyveli Kefir (200 ml/195 kalori)

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz, kefirin probiyotik etkinliği ile bağırsak dostu bir içecek olduğunu vurgulayarak “İçerisindeki kalsiyum ve protein sayesinde kas ve kemik sağlığı için de son derece önemli. Ek gıda döneminde bebeklerin bile rahatlıkla içebileceği hem çok sağlıklı hem de çok doyurucu bir içecek tarifi olarak öne çıkıyor” diyor.

Tarifi:

Bir su bardağının dörtte üçü kadar kefiri, yarım çay bardağı suyu, bir küçük muzu ve iki adet kayısıyı blenderden geçirdikten sonra içebilirsiniz. Diyabet hastaları için; kiraz, şeftali, elma ve çilek gibi kan şekerini hızlı yükseltmeyen besinler tercih edilebilir.

  • Sağlıklı Reyhan Şerbeti (200 ml/32 kalori)

Osmanlı mutfağından günümüze kadar gelen bu vazgeçilmez şerbetin oldukça sağlıklı olduğunu belirten Tokgöz şöyle konuşuyor: “Reyhan, antioksidan-bağışıklık destekleyici ve mide bağırsak yakınmalarına, hazımsızlığa iyi geliyor. Şerbet deyince akla hemen şekerli bir içecek gelse de yüksek şeker ve kalori alımı vücutta yağ olarak depolanıp hızla kilo aldırdığı için rafine şeker kullanmadan da reyhan şerbeti hazırlayabilirsiniz.”

Tarifi:

Bir demet taze reyhanı yıkayıp bir kaseye alın. Üzerine bir litre sıcak su döküp içerisine bir adet kabuk tarçın, beş adet karanfil ve bir adet limon suyu ekleyerek soğuyana kadar bekleyin. Soğuduktan sonra iki yemek kaşığı hurma özü veya balı ekleyip bol buzla servis edebilirsiniz.

  • Soğuk Şeftalili Yeşil Çay (200 ml/60 Kalori)

Hazır satılan soğuk çayların yüksek oranda rafine şeker içerdiğini, bu nedenle evde hazırlayarak hem aşırı sıcaklarda serinleyip hem de sağlıklı içecek olarak tüketebileceğinizi belirten Sıla Bilgili Tokgöz, bir su bardağı (200 ml) içeceğin 60 kalori olduğunu söylüyor. Tokgöz şöyle konuşuyor: “Termojenik etkiye bağlı olarak yeşil çay daha fazla enerji harcanmasını sağlıyor. Aynı zamanda yeşil çay polifenolik bileşenlerinin etkisiyle de kilo kaybına ve ödem atmaya da yardımcı oluyor. Ancak içeriğindeki kafein sebebiyle yüksek tansiyonu, kardiyovasküler hastalığı ve böbrek hastalığı olanların dikkat etmesi gerekiyor.”

Tarifi:

İki adet poşet yeşil çayı ya da bir yemek kaşığı dökme yeşil çayı yarım litre kaynatılmış suda demleyin. Soğumaya bırakın. İki adet olgun şeftaliyi bir çay bardağı su ile blenderden geçirip bir sürahiye süzün. Ardından üzerine soğumuş yeşil çayınızı ekleyip buzla servis edebilirsiniz.

Ajda Pekkan’dan bitmeyen konser

Türk pop müziğinin Süperstarı Ajda Pekkan, Bodrum’a bomba gibi bir giriş yaptı. Büyük alkışlar eşliğinde programını noktalayan Süperstar, müzikseverlerin yoğun isteği üzerine üç kez bis yaparak sahnesini yaklaşık kırk dakika uzattı. Kerkisolfej Organizasyonu ve Kral Pop Radyo medya sponsorluğunda Bodrum Antik Tiyatro’da sahne alan Ajda Pekkan, saatler öncesinden tüm biletleri tüketen hayranlarına uzun süre hafızalardan unutamayacakları bir gece yaşattı. Hemen hemen her konserinde hayranlarına olan düşkünlüğünü dile getiren Süperstar, “Müzik piyasanın en duygusal insanlarından biriyim bunun sebebi ise yıllardır birbirimize olan sevgimiz hepinizi çok seviyorum” diyerek konser alanını hınca hınç dolduran sevenlerine teşekkür etti. Muhteşem sahne performansının yanı sıra kendisine eşlik eden dansçılarıyla birlikte bir an olsun yerinde durmayarak dans eden Ajda Pekkan, harika yorumuyla seslendirdiği şarkılarına ise binlerce hayranı eşlik etmeyi ihmal etmedi. Öte yandan Burcu Sedef imzalı sarı bir elbise ile sevenlerin karşısına çıkan Ajda Pekkan, tarzıyla göz kamaştırdı.

Saygının ve düzenin şehri Tokyo

Dünyanın en büyük şehirleri söz konusu olduğunda, Tokyo’dan daha iyisini bulamazsınız. Derin gelenek ve hızlı tempolu, modern enerjinin bir araya geldiği Japonya’nın başkenti Tokyo, Asya’da ziyaret edilebilecek en iyi yerlerden biridir. İmparatorluk Sarayı’na ve Hükümet ve Parlamento’nun merkezinin yanı sıra lüks otellere, Michelin yıldızlı restoranlara ve harika alışveriş olanaklarına ev sahipliği yapmaktadır. Bu saygının ve düzenin şehrini gelin birlikte gezelim.

Hazırlayan: Ferhat Kaan Şahin

Tokyo’nun Asakusa semtindeki Sensō-ji Tapınağı

Altyapısı ve tasarımı bakımından dünyanın en modern şehirlerinden biri olan Tokyo büyük ölçüde 1923 depremi ve II. Dünya Savaşı’nın yıkımı nedeniyle aynı zamanda dünyanın yaşamak için en pahalı şehri unvanını da elinde tutuyor. Neyse ki, mükemmel demir yolu ve metro ağları sayesinde dolaşması en kolay şehirlerden biri.

İmparator Meiji ve eşi İmparatoriçe Shōken’e adanan görkemli Meiji Tapınağı’nın (Meiji Jingū) inşası 1915’te başladı ve 1926’da tamamlandı. Orijinal yapı II. Dünya Savaşı sırasında yıkılmış olsa da 1958’de yeniden inşa edildi ve Tokyo’nun en önemli dini mekanlarından biri olmaya devam ediyor.

Japonya’nın her yerinde bulunan türleri temsil eden yaklaşık 120.000 ağaca ev sahipliği yapan 175 dönümlük yaprak dökmeyen bir ormanla çevrili olan tapınağın öne çıkan yerleri arasında kraliyet hazinelerinin bulunduğu müzesiyle İç Mahalle (Naien) ve Dış Mahalle (Gaien) yer alıyor.

Tokyo

Shinjuku Gyoen Ulusal Bahçesini keşfedin

Shinjuku Gyoen Ulusal Bahçesi’ni ziyaret ettiğinizde Tokyo’nun en tarihi arazilerinden birinde yürüyün.

Bahçe, üç tür geleneksel bahçeyi bir araya getirdiği için en iyilerden biri olarak kabul edilir: Fransız Resmi, İngiliz Peyzaj ve Japon Geleneksel. Ayrıca, bahçede yaklaşık 1.500 kiraz ağacı bulunduğu için Tokyo’daki kiraz çiçeklerini izlemek için en iyi noktalardan biridir. Ayrıca Himalaya sedirleri, selvi ve lale ağaçları da bulacaksınız. Bahçe, yaprakların kızıl ve altın rengine dönmeye başladığı sonbaharda çok popülerdir. Bahçenin diğer özellikleri arasında bir sera, güzel göletler ve çeşitli pavyonlar yer almaktadır.

Ueno Parkı ve Ueno Hayvanat Bahçesi'nde Doğanın Tadını Çıkarın

Ueno Parkı ve Ueno Hayvanat Bahçesi’nde Doğanın Tadını Çıkarın

Yoğun Tokyo’nun kalbindeki cennet benzeri bir yeşil vaha olan Ueno Park (Ueno Kōen), şehrin en büyük yeşil alanı ve en popüler turistik mekanlarından biridir. Park, güzel arazisine ek olarak keşfedilecek çok sayıda tapınak ve müzeye de ev sahipliği yapmaktadır.

Hoş çakıl yollarıyla kesişen bu 212 dönümlük park, sazlıklarla çevrili Shinobazu göletinde küçük bir tekne gezisi, Bentendo Tapınağı’nın bulunduğu küçük bir adanın etrafından dolaşma gibi önemli noktalara sahiptir. Ayrıca 256 bronz ve taş feneriyle 17. yüzyıldan kalma Toshogu Tapınağı’nı (Nikkō Tōshō-gū) ziyaret ettiğinizden emin olun.

Buradaki bir diğer önemli nokta ise Ueno Hayvanat Bahçesi’dir (Onshi Ueno Dōbutsuen). 1882’de açılan, Japonya’nın en eski hayvanat bahçesidir ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin hediye ettiği pandalarla ünlüdür.

Tokyo

 Sensō-ji Tapınağı’nı ziyaret edin

Tokyo’nun Asakusa semtinde, şehrin en ünlü tapınağı olan zarif Sensō-ji Tapınağı (Kinryū-zan Sensō-ji), maskeler, oymalar, abanoz ve ağaçtan yapılmış taraklar, oyuncaklar, kimonolar, kumaşlar ve değerli kağıt ürünleri satan satıcılara ev sahipliği yapan uzun bir sokak pazarının sonunda yer almaktadır.

Şefkatin Budist tanrıçası Kannon’a adanan tapınak, MS 645 yılında kurulmuş ve birçok kez yeniden inşa edilmesine rağmen orijinal görünümünü korumuştur.

Ziyaretin öne çıkan noktaları arasında, üzerinde “Gök Gürültüsü Kapısı” yazısı bulunan 3,3 metre yüksekliğindeki kırmızı kağıt feneriyle Kaminari-mon Kapısı’nı ve hastalıkları uzaklaştırdığına inanılan ünlü ve çok sevilen Tütsü Küveti’ni görmek yer alıyor.

Tokyo'

Ginza Bölgesinde Yorulana Kadar Alışveriş Yapın

Ginza, Tokyo’nun en yoğun alışveriş bölgesidir ve New York’taki Times Meydanı kadar simgeseldir ve çok daha eskidir. Aslında yüzyıllardır ülkenin ticari merkezi olmuştur ve Japonya’nın büyük şehirlerini birbirine bağlayan beş antik yolun kesiştiği yerdir. Seçkin mağazalar ve görkemli saray dükkanlarıyla çevrili Ginza bölgesi, sadece dolaşmak için de eğlencelidir veya. Daha da iyisi, dünyanın hızla geçmesini izlerken çok sayıdaki çay ve kahve dükkanından veya restoranından birinde oturun.

Hafta sonları, her şey açık olduğunda, trafiğin yasak olduğu ve dünyanın en büyük yaya bölgelerinden biri haline geldiği için alışveriş tutkunlarının cennetidir. Akşam olduğunda, birçok binadaki devasa reklam panelleri Ginza’yı parlak neon ışıklarıyla yıkar.

Tokyo'

Tokyo Skytree’den Manzarayı Görün

Tokyo Skytree’yi kaçırmak zor. 634 metre yüksekliğindeki bu iletişim ve gözlem kulesi, Minato’nun Sumida semtinden devasa bir roket gemisi gibi yükseliyor.

Ülkenin en yüksek yapısı (ve dünyanın en yüksek serbest duran kulesi) olan Tokyo Skytree, 2012 yılında açıldı ve restoranından ve gözlem güvertelerinden sunduğu inanılmaz panoramik manzaralar sayesinde kısa sürede şehrin en çok ziyaret edilen turistik mekanlarından biri haline geldi.

Tokyo Ulusal Müzesi’nde gezinin

Tokyo Ulusal Müzesi, 100’den fazla ulusal hazine de dahil olmak üzere, Japon, Çin ve Hint sanatına ait 100.000’den fazla önemli esere ev sahipliği yapıyor.

1938 yılında açılan ve yaygın adıyla TNM olarak bilinen müzede, 6. yüzyıldan günümüze kadar uzanan Japonya ve Çin’e ait çok sayıda Budist heykelinin yanı sıra eski tekstil ürünleri, tarihi silahlar ve askeri teçhizatlardan oluşan güzel koleksiyonlar yer alıyor.

Ayrıca tarihi Japon kıyafetleri ve Asya seramikleri ve çanak çömleklerinden oluşan geniş koleksiyonları da dikkat çekicidir. Önemli sanat eserleri arasında 7. yüzyıldan 14. yüzyıla kadar Japon resimleri yer alır ve müzenin çeşitli yüzyıllara ait lake işçiliğinin Japon ve Çin şaheserlerinden oluşan seçkin koleksiyonları da mutlaka görülmelidir. Bunlar arasında lake oyma, altın lake ve sedefli lake örnekleri yer alır. Ayrıca birçok güzel hat sanatı örneği de vardır.

İmparatorluk Sarayı’nı gezin

Tokyo’nun Marunouchi bölgesinin başlıca cazibesi, duvarlar ve hendeklerle çevrili güzel 17. yüzyıl parklarıyla İmparatorluk Sarayı’dır. İmparatorluk ailesi tarafından hala kullanılan İmparatorluk Sarayı, 1457’de Feodal Lord Ota Dokan’ın ilk kaleyi inşa ettiği yerde durmaktadır ve Tokyo şehrinin (veya o zamanki adıyla Edo’nun) kademeli olarak yayıldığı odak noktasıdır.

Saray kadar ünlü olan Nijubashi Köprüsü, adını sudaki yansımasından alan bir yapıdır. Diğer dikkat çekici özellikler arasında sarayı ve kapılarını çevreleyen iki metre kalınlığındaki duvar bulunur, bunlardan biri Doğu Higashi-Gyoen Bahçesi’ne açılır.

Miraikan ve Edo-Tokyo Müzelerini ziyaret edin

Tokyo’nun en yeni müzelerinden biri olan etkileyici Ulusal Yükselen Bilim ve Yenilik Müzesi (Nippon Kagaku Mirai-kan) genellikle sadece Miraikan olarak anılır. Japonya’nın teknoloji alanındaki lider rolüne büyüleyici bir bakış sunuyor.

Japonya Bilim ve Teknoloji Ajansı tarafından yaratılan bu ultra modern, özel olarak inşa edilmiş tesis, depremlerden hava koşullarına, yenilenebilir enerjiden robotiğe kadar her şeyi ele alan birçok uygulamalı etkileşimli sergiyi içerir. Öne çıkanlar arasında Maglev treninin muhteşem bir modeli gibi modern ulaşımla ilgili bir dizi sergi ve bir robotik sergisi yer alır.

Ulusal Doğa ve Bilim Müzesi'ne uğrayın

Ulusal Doğa ve Bilim Müzesi’ne uğrayın

Tokyo’nun Ueno Parkı’nda bulunan muhteşem Ulusal Doğa ve Bilim Müzesi 1871 yılında açılmış olup ülkenin en eski müzelerinden biridir.

Tamamen yenilenip modernize edilen müze, aynı zamanda ülkenin en yoğun ve en büyük müzelerinden biri olarak biliniyor; doğa tarihi ve bilimle ilgili yaklaşık 250.000 materyalin yer aldığı geniş bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor.

Bunlar arasında uzay geliştirme, nükleer enerji ve ulaşım üzerine birçok büyüleyici etkileşimli gösteri yer alır ve her biri ziyaretçilere en son bilimsel ve teknolojik gelişmelere dair benzersiz bir bakış açısı sunar.