Yazılar

“Bir Kuş Uçar” Yayında

Türk müziğinin özgün isimlerinden Cem Adrian, yeni şarkısı “Bir Kuş Uçar” ile dinleyicilerle buluşuyor. Sanatçının söz, beste ve düzenlemesini kendisinin yaptığı şarkı, tüm dijital platformlarda yayınlanacak.

Merakla beklenen dizilerden “Aynı Yağmur Altında” için özel olarak hazırlanan eser, Cem Adrian’ın kariyerindeki ilk dizi müziği olma özelliğini taşıyor. Şarkı, dizinin atmosferine eşlik ederken Adrian’ın kendine has müzikal dünyasını da izleyiciye sunacak.

#CemAdrian #BirKuşUçar #YeniŞarkı #AynıYağmurAltında #DiziMüziği #Müzik2026 #DijitalYayın #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

İntizar’dan Sessizliği Bozan Güçlü Dönüş

Türk müziğinin kendine has ve güçlü seslerinden İntizar, uzun süredir devam eden sessizliğini Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanan yeni şarkısı “Bıçak” ile bozuyor.

Söz ve bestesi İntizar’a ait olan, düzenlemesi ise Tarık İster tarafından hazırlanan şarkı, sanatçının duygusal derinliğini ve özgün yorumunu güçlü bir anlatımla yansıtıyor. “Bıçak”, aynı zamanda İntizar’ın yıllardır beklenen yeni albümünün habercisi niteliğinde.

Şarkının görsel dünyası Muhsin Akgün’ün objektifinden çıkarken, styling ise stil danışmanı Tuğçe Demir tarafından üstlenildi. İntizar, Sony Music Türkiye ile yaptığı özel anlaşma kapsamında yeni projelerini müzikseverlerle buluşturmaya devam edecek.

#İntizar #Bıçak #YeniŞarkı #SonyMusicTürkiye #Müzik2026 #TürkMüziği #SanatçıDönüşü #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Selda İnci’den “Su Gibi” ile Sevgililer Günü Yorumu

14 Şubat Sevgililer Günü’nde Galeri İdil’in Moda Büyük Kulüp’te düzenleyeceği “Heart to Art” sergisi, sanatseverleri aşkın evrensel dilini keşfetmeye davet ediyor. Sergide yer alacak isimlerden Ressam Selda İnci, “Su Gibi” adlı eseriyle aşkın akışkanlığını, berraklığını ve sürekliliğini simgeleyen özel bir yorum sunuyor.

İnci, eserinde suyun doğadaki döngüsünü çiçek motifleriyle birleştirerek romantik atmosferi mistik bir derinliğe taşıyor. Sanatçı, her tablosunu parmak iziyle imzalayarak kişisel bir iz bırakıyor ve “Her eserim benim varlığımın bir parçasıdır. Her parmak izim ilahi aşka tanıklık eder” sözleriyle sanatına duyduğu bağlılığı ifade ediyor.

Moda Büyük Kulüp’te 14 Şubat 2026’da başlayacak sergi, 20 Şubat 2026’ya kadar ziyaret edilebilecek. Sanatın büyüsüyle buluşan bu özel sergi, Sevgililer Günü’nü unutulmaz bir sanat deneyimine dönüştürmeyi hedefliyor.

#Seldaİnci #HeartToArt #SuGibi #Galeriİdil #ModaBüyükKulüp #SanatSergisi #SevgililerGünü #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #RomantikSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Geçici bir enfeksiyondur” diyerek gecikmeyin!

Lenf sisteminde yer alan lenfositlerin kontrolsüz çoğalmaları sonucu oluşan lenfoma,  en sık görülen hematolojik kanserler arasında yer alıyor.  Dünya genelinde, her 100 bin kişiden 6-7’sine lenfoma tanısı konulurken;  2020 yılında yaklaşık 544 bin yeni lenfoma vakası görüldüğü belirtiliyor. Türkiye’de ise bu oran artıyor; her 100 bin kişiden 10’unda lenfoma teşhis ediliyor. Yine ülkemizde, her yıl yaklaşık 10 bin yeni lenfomaya rastlandığı bildiriliyor. Bu veriler, lenfomanın ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Hodgkin ve Hodgkin dışı olmak üzere iki ana gruba ayrılan bu hastalıkta erken tanı ise yaşamsal önem taşıyor. Acıbadem International Hastanesi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Tülin Tuğlular,  erken evrede yakalandığında lenfomanın tedavisinde başarının belirgin şekilde arttığına dikkat çekerek,  “Tedavide genel hedefimiz hastalığı tamamen yok etmek, yani tam şifa sağlamaktır. Son 20 yıldır uygulanan immünoterapi ve hedefe yönelik ilaçlar gibi yeni tedavilerle tam şifa  oranları giderek artmakta ve lenfoma artık tedavi edilebilir bir hastalık haline gelmektedir” diyor.

Prof. Dr. Tülin Tuğlular

Prof. Dr. Tülin Tuğlular

Bu etkenler riski artırıyor!

Lenfoma, bağışıklık sisteminde görevli olan lenfositlerde oluşan genetik hasarın, enfeksiyonlar ile bağışıklık sistemini uyarıcı faktörlerle birleşmesi sonucu ortaya çıkan ve lenfositlerin kontrolsüz çoğalmasıyla seyreden bir hastalık.  Genellikle 50-70 yaş aralığında görülse de, özellikle ergenlik çağındaki gençlerde de rastlanabiliyor.  Hastalığın görülme sıklığı yaşla birlikte artış gösterirken, cinsiyet faktörünün de önemli bir risk unsuru olduğu ifade ediliyor. Öyle ki lenfoma erkeklerde kadınlara göre 1.5 kat daha fazla görülüyor. Bunun nedeni ise bilinmiyor. Lenfomanın oluşumunda birden fazla etken rol oynuyor. Hemen herkeste gelişebilmekle birlikte, bazı özel durumlarda risk artıyor.  İmmün yetmezliği sorunu yaşayan kişilerde, HIV enfeksiyonu bulunanlarda ve organ nakli olanlarda risk daha yüksek seyrediyor. Yine otoimmün hastalığı olanlarda, EBV (Epstein Barr Virüsü) ile Hepatit C gibi bazı enfeksiyonları geçiren kişilerde de risk artıyor. Ayrıca, genetik faktörlerin yanı sıra benzen, radyoterapi ve tarım ilaçlarına maruziyet de lenfoma gelişiminde etkili olabiliyor.

Boyundaki ağrısız şişlik ilk belirtisi olabilir!

Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Tülin Tuğlular, lenfomanın en sık görülen ilk belirtisinin özellikle boyun bölgesinde oluşan ağrısız lenf bezi büyümesi olduğunu vurgulayarak, diğer belirtileri şöyle açıklıyor: “Koltuk altında ve kasık bölgesinde aynı şekilde lenf bezi büyümeleri de lenfomanın ilk habercisi olabilir.  Lenf bezleri, sert ve genellikle lastik kıvamındadır. Bunun yanı sıra ateş, gece terlemesi, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı ve kaşıntı gibi bulgular da gelişebilir.  Kanser ilerlediğinde, genel durumda bozulma, aşırı kilo kaybı ve organ fonksiyonlarında bozulma görülebilir.”

“Geçici bir enfeksiyondur” düşüncesiyle gecikmeyin!

Bazı lenfoma türleri yavaş bir başlangıç gösterebiliyor ve bu nedenle uzun süre fark edilmeyebiliyor. Ayrıca, hastalar özellikle kış aylarında, boyunda gelişen ağrısız şişliğin grip ve farenjit gibi geçici bir enfeksiyondan kaynaklandığını düşünerek, hekime başvurmayı geciktirebiliyor. Prof. Dr. Tülin Tuğlular,  oysa boyundaki ağrısız şişliğin lenfomanın ilk sinyali olabileceği uyarısında bulunarak, “Dolayısıyla, özellikle boyunda 3-4 haftadan uzun süren ağrısız şişliklerde veya açıklanamayan ateş, kilo kaybı, gece terlemesi gibi durumlarda doktora başvurmak erken tanı için çok önemlidir” diyor.

#Lenfoma #KanserFarkındalığı #ErkenTanı #Sağlık #Onkoloji #Hematoloji #BoyundaŞişlik #GeceTerlemesi #KiloKaybı #KanserBelirtileri #TürkiyeSağlık #LenfBezi #HalkSağlığı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Teoman’dan “Grunge Alaturka” Dokunuş: “Yorgun Mermi”

Rock müziğin usta ismi Teoman, yeni şarkısı “Yorgun Mermi” ile dinleyicilerle buluştu. Sanatçının söz, müzik ve düzenlemesini üstlendiği parça; darbuka ve rock gitarını birleştirerek “grunge alaturka” stilinde dikkat çekici bir yorum sunuyor. Türk tasavvufunun sözel anlatımından ilham alan şarkı, Doğu ile Batı arasında güçlü bir bağ kuruyor.

Bas gitarın derinlik kattığı altyapı, sert ama dengeli gitarlar ve ritmi taşıyan davul ile darbukanın birleşimi, parçaya özgün bir kimlik kazandırıyor. Çello ise şarkının dramatik etkisini artırarak duygusal yoğunluğu yükseltiyor. Teoman, bu çalışmasıyla diskografisinde hem tematik hem de stilistik açıdan farklı bir noktaya imza atıyor.

“Yorgun Mermi”, Bayhan Müzik ve Avrupa Müzik iş birliğiyle tüm dijital platformlarda yayında.

#Teoman #YorgunMermi #YeniŞarkı #GrungeAlaturka #TürkRock #BayhanMüzik #AvrupaMüzik #MüzikHaberi #Magazin #YeniTekli #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Dip’ten yeni single: “KOKU” dijital platformlarda

Türk rock müziğinin üretken gruplarından Dip, yeni single’ı “KOKU” ile dinleyicileriyle buluştu. 2025’i “Bahaneler” ile kapatan grup, 2026’ya duygusu güçlü ve anlatımı net bir çalışmayla giriş yaptı.

Sözleri Sercan Erdinç, bestesi Ozan Yurdakul imzası taşıyan şarkı, özlemek, gitmek ve kalmak arasında sıkışan bir ruh hâlini merkeze alıyor. Kokunun bir hatıraya dönüşmesi fikri, parçanın en güçlü imgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Prodüksiyon sürecini de üstlenen Dip, bu çalışmada umutsuzluk ve bekleyiş duygularını iç içe geçirerek etkili bir anlatım sunuyor.

Mix ve mastering çalışmaları Göksel Elbüken tarafından yapılan “KOKU”, GROW etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında.

#Dip #KOKU #YeniSingle #TürkRock #MüzikHaberi #Magazin #Grow #YeniŞarkı #RockMüzik #DijitalPlatformlar #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Tuğra ve Borsa Restoran’dan Ramazan’a Özel İftar Deneyimi

Ramazan ayı boyunca Çırağan Palace Kempinski İstanbul, iftar sofralarında geleneksel tatlardan rafine sunumlara uzanan ayrıcalıklı lezzetler sunuyor. Sarayın ihtişamlı atmosferinde Osmanlı ve Türk mutfağının mirasını modern dokunuşlarla harmanlayan Tuğra Restoran, Michelin Guide Tavsiye Listesi’nde yer alan menüsüyle misafirlerini Ramazan boyunca ağırlıyor. İftariyeliklerden ara sıcaklara, hünkâr beğendi ve kuzu incik gibi klasiklerden Gaziantepli ustaların el açması baklavalarına uzanan menü, Ramazan’ın paylaşma ruhunu sofralara taşıyor.

Çırağan Sarayı’nda Boğaz’a nazır konumlanan Rüya İstanbul, Borsa Restaurant’ın imzasını taşıyan geleneksel iftar sofralarına ev sahipliği yapıyor. Anadolu mutfağını çağdaş bir bakış açısıyla yorumlayan menü, Ramazan’ın ikinci yılında da misafirlerine zarif bir gastronomi deneyimi sunuyor.

Ayrıca Çırağan Palace Shop, Ramazan boyunca Saray mutfağının seçkin tatlarını online sipariş imkânıyla sofralara taşıyor. Kurumsal iftar davetleri ve konaklayan misafirlere özel sahur menüsüyle Çırağan Palace Kempinski İstanbul, Ramazan ayını eşsiz bir deneyime dönüştürüyor.

 

#ÇırağanPalace #RamazanLezzetleri #TuğraRestoran #BorsaRestaurant #Rüyaİstanbul #GurmeDeneyim #İftarSofrası #GaziantepBaklavası #Ramazan2026 #İstanbulGastronomi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

KeyUrla’da Sevgililer Günü: Doğanın Ritmi Sofralarda

Urla’nın bağ yolları ve dingin doğasıyla bütünleşen KeyUrla, Sevgililer Günü’nü doğanın ritmini yaşatan özel bir kutlamaya dönüştürüyor. An Urla mutfağının özenle hazırladığı menü, Ege otları, deniz lezzetleri ve taş fırının sıcaklığıyla romantik sofralara hayat veriyor.

An Urla’dan Sevgililer Günü’ne Özel Gurme Menü 

Armola peyniri, pancar carpaccio, Ege otları ve karides salata ile başlayan menü; dana brisket, kuzu tandır ve günün balığı gibi ana yemeklerle devam ediyor. Tatlıda ise vanilyalı dondurma eşliğinde Tarte Tatin, bu özel geceyi taçlandırıyor.

Doğa İçinde Romantik Konaklama KeyUrla’da 

KeyUrla villaları, bağ manzaraları ve doğayla uyumlu mimarisiyle Sevgililer Günü’nde konforlu bir konaklama deneyimi sunuyor. Ertesi sabah doğayla iç içe kahvaltı, romantik kutlamayı huzurlu bir devamla tamamlıyor.

#KeyUrla #SevgililerGünü #Urla #AnUrla #GurmeDeneyim #RomantikKutlama #DoğanınRitmi #EgeOtları #TaşFırınLezzetleri #UrlaBağları #AgroTurizm #RomantikSofralar #SevgiyiKutla #GurmeYolculuk #UrlaLezzetleri #KeyUrlaVillaları #DoğaİçindeKonaklama #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Geleneksel Lezzetler Modern Yorumlarla İftar Menüsünde

Address Istanbul, 19 Şubat – 19 Mart 2026 tarihleri arasında Ramazan ayının huzur dolu atmosferini The Restaurant’ta hazırlanan özel iftar menüsüyle misafirlerine sunuyor. Geleneksel tatların modern yorumlarla buluştuğu menü; iftariyeliklerden çorbaya, ana yemeklerden tatlıya kadar zengin bir seçkiyle Ramazan sofralarını unutulmaz bir deneyime dönüştürüyor.

Geleneksel Lezzetler Modern Yorumlarla Sofralarda 

Medine hurması, Hatay kırma zeytini, Ezine peyniri ve tahin helvası gibi seçkin iftariyeliklerle başlayan menü; kuzu gerdan veya acılı mercimek çorbası seçenekleri, dana kaburga, kuzu tandır, günün balığı ve organik tavuk gibi ana yemeklerle devam ediyor. Tatlılarda ise baklava çeşitleri, güllaç ve Türk lokumu Ramazan’ın simgesi şerbet eşliğinde sunuluyor. Address Istanbul’un zarif dekorasyonu ve sıcak ambiyansı, iftarı yalnızca bir yemek değil, sevdiklerinizle paylaşılan özel bir buluşma anına dönüştürüyor.

Bilgi; Info.ADISH@addresshotels.com

+90 216 285 1111

#Ramazan2026 #AddressIstanbul #TheRestaurant #İftarMenüsü #RamazanSofraları #GelenekselLezzetler #ModernYorumlar #İstan-bulLezzetleri #RamazanZarafeti #İftarDeneyimi #TürkMutfağı #Rama-zanAtmosferi #Rezervasyon #RamazanTatları #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

İki hafta süren şiddetli bel ve bacak ağrısına dikkat!

Günümüzde uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz bir yaşam sürmek ve çağımızın önemli sorunu olan obezite, bel fıtığının görülme sıklığını giderek artırıyor. Yapılan çalışmalar, şiddetli bel ve bacak ağrısının en sık rastlanan sebeplerinden biri olan bel fıtığına bağlı sinir kökü sıkışmasının yaşam boyu gelişme riskinin dünya genelinde yüzde 3–5 civarında olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de ise her 4 kişiden 1’inin son bir yıl içerisinde bel  ağrısı yaşadığı belirtilirken, bel fıtığının bu ağrıların önemli bir kısmını oluşturduğu vurgulanıyor. Acıbadem International Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Özkan Yükselmiş,  genellikle 30–50 yaş arasında görülen bel fıtığının modern yaşam koşullarının etkisiyle son yıllarda 20’li yaşların başında, hatta üniversite çağındaki gençlerde bile giderek artış gösterdiğini  belirterek, “Telefon, tablet veya bilgisayar karşısında  kambur pozisyonda uzun süre oturmak, hareketsiz bir yaşam sürmek, egzersiz sırasında yanlış teknikle ağırlık kaldırmak ve fazla kilolu olmak, özellikle gençlerde bel fıtığının artışında en sık görülen nedenleri oluşturuyor” diyor.

Dr. Özkan Yükselmiş

Dr. Özkan Yükselmiş

2 hafta süren şiddetli bel ve bacak ağrısına dikkat!

Omurgamızdaki bel omurları arasında yer alan ve “disk” olarak adlandırılan yastıkçıkların zamanla yıpranıp dışarı doğru bombeleşerek sinir köklerine baskı yapmaları “bel fıtığı” olarak tanımlanıyor. Bel bölgesinde ani başlayan veya giderek artan bel ağrısı, belden başlayıp bacağın arkasından topuğa kadar inen “elektrik çarpması” veya “çekilme tarzında” ağrı, hissizlik ile iğnelenme (bacakta, ayakta veya parmaklarda) ve belde kas spazmı, en sık görülen şikayetler arasında yer alıyor.

Ancak hastaların önemli bir bölümü bu belirtileri “geçer” düşüncesiyle göz ardı ederek doktora gitmeyi geciktiriyor. Hastalığın ilerlemesine bağlı olarak ağrının kronikleşmesi ve şiddetinin artması günlük yaşam aktivitelerini ciddi ölçüde kısıtlarken, acil ameliyat gereksinimi de ortaya çıkabiliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr.  Özkan Yükselmiş, tedaviden etkin sonuç alınabilmesi ve kalıcı hasarın önlenebilmesi için bel fıtığının erken dönem belirtilerini ihmal etmemek gerektiğini anlatarak, “İlaç ve istirahate rağmen yaklaşık 2 haftadır geçmeyen şiddetli bel ve bacak ağrısında zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak son derece önemlidir” uyarısında bulunuyor.

Bel fıtığının 7 önemli nedeni!

Bel fıtığı genellikle birden fazla faktörün birleşmesiyle ortaya çıkıyor.  Dr. Özkan Yükselmiş, bel fıtığına neden olan etkenleri şöyle sıralıyor:

Genetik yatkınlık:  Ailede bel fıtığı öyküsü varsa, disk yapısı daha kolay yıpranabiliyor.

Yaşa bağlı yıpranma: Diskler yaşla birlikte su kaybederek esnekliğini yitiriyor. Bu doğal süreç fıtıkla sonuçlanabiliyor.

Hareketsiz bir yaşam:   Düzenli egzersiz yapmamak ve hareketsiz bir yaşam sürmek riski artıran  önemli faktörlerden. Çünkü, özellikle bel ve karın kasları güçlü değilse, omurganın yükünü diskler ve eklemler taşımak zorunda kalıyor.

Yanlış duruş ve uzun süre oturma:  Özellikle gençlerde; kambur pozisyonda, öne eğilerek saatlerce telefon veya tablet ekranına bakmak, omurgaya binen yükü artırıyor. Ayrıca, bilgisayar karşısında çalışırken veya araç kullanırken uzun süre hatalı pozisyonda oturmak ve eğilerek çalışmak da aynı nedenle bel fıtığına yol açabiliyor.

Ağır kaldırma ve ani hareketler: Eğilerek ve gövdeyi çevirerek ağır bir yük kaldırmak diskin aniden yırtılmasına ve fıtığın ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

Fazla kilo: Vücut ağırlığı arttıkça, bel omurlarına binen yük de artıyor.

Sigara: Disklerin beslenmesini bozarak daha çabuk yıpranmalarına sebep olabiliyor.

Ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor!

Toplumdaki yaygın inanışın aksine, bel fıtığı tanısı alan hastaların büyük bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Güncel kılavuzlar, idrar kaçırma, çok ileri güç kaybı ve felç gibi acil durumlar yoksa, öncelikle konservatif (ameliyatsız) tedavilerin denenmesini öneriyor. Dr. Özkan Yükselmiş, “Güncel veriler, erken tanı sayesinde, ameliyata gerek kalmadan, uzman hekim kontrolünde başlanan fizik tedavi, egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle  ağrı ile fonksiyon kaybının belirgin ölçüde düzeldiğini, hastaların büyük bir kısmının günlük yaşamlarına geri dönebildiğini gösteriyor. Bazı hastalarda şikâyetler neredeyse tamamen kaybolurken, bazı hastalarda hafif ve aralıklı ağrılar ise kalıcı olabiliyor; bu noktada düzenli egzersiz ile yaşam tarzı değişiklikleri devreye giriyor” diyor.

Bel fıtığında ilk basamak fizik tedavi!

Fizik tedavi ve rehabilitasyon, bel fıtığında ameliyatsız tedavinin temel taşını oluşturuyor. Yüzeyel ısı uygulamaları, derin ısı ajanları, elektrik akımları, manuel terapi ve traksiyon, esneme ile güçlendirme egzersizleri, duruş ve ergonomi eğitimi, fizik tedavinin başlıca yöntemlerini oluşturuyor.  Dr. Özkan Yükselmiş, bu yöntemlerin genellikle  tek tek değil, kombine şekilde uygulandığını; hastanın kliniğine ve MR bulgularına göre kişiselleştirildiğini vurguluyor. Dr. Özkan Yükselmiş, ilaç ve fizik yöntemlerine rağmen ağrısı çok şiddetli olan veya ameliyat öncesinde “ara basamak” tedavisine ihtiyaç duyulan hastalarda ise epidural veya transforaminal gibi girişimsel yöntemlerin de gündeme geldiğini anlatıyor.

Tedavi sonrasında koruma planı çok önemli!

Ameliyatsız tedavinin başarısında  hastanın aktif katılımının en az tedavinin kendisi kadar önem taşıdığını ifade eden Dr. Özkan Yükselmiş, bu süreçte dikkat edilmesi gereken başlıca noktaları, “Doktorun verdiği egzersiz programını şikâyetler azalınca bırakmamak, ani ve ağır yük kaldırmaktan kaçınmak, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak, doğru oturma ve yatış pozisyonuna özen göstermek, kilo kontrolü sağlamak, sigarayı bırakmak, stres yönetimine dikkat etmek” şeklinde sıralıyor.  Ayrıca, bel fıtığında uzun vadeli koruma planının da kilit bir rol üstlendiğini belirten Dr. Özkan Yükselmiş, “Çünkü, bel fıtığı aynı veya farklı seviyede tekrar edebiliyor. Bu risk, düzenli egzersiz, kilo kontrolü ve doğru duruş alışkanlıkları gibi koruyucu yaklaşımlarla ciddi oranda azaltılabiliyor” diye konuşuyor.

#BelAğrısı #BelFıtığı #SağlıklıYaşam #FizikTedavi #Rehabilitasyon #OmurgaSağlığı #HareketsizYaşam #Obezite #EgzersizDoğruTeknik #AcıbademHastanesi #SağlıkBilinci #GençlerdeBelFıtığı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity