Yazılar

LEVO’nun yeni şarkısı “Fast Tonight”

LEVO’nun yeni şarkısı “Fast Tonight”

LEVO, yeni şarkısı “Fast Tonight”ı Universal Music Türkiye etiketiyle bugün yayımladı. Türkçe rap müzik sahnesinin yetenekli isimlerinden LEVO’nun yeni şarkısı “Fast Tonight”, enerjisini kaybetmeyen altyapısıyla dinamik bir çalışmayı dinleyiciyle buluşturuyor.

Geçtiğimiz günlerde Uzi’nin albümünde yer alarak birlikte seslendirdikleri “TURKISH BOY” isimli şarkı ve Critical, Muti’yle ortak parçaları “KRAL”la dikkatleri üzerine çeken LEVO, yeni şarkısı “Fast Tonight”la rap müzikteki başarısını bir kez daha kanıtlayacağa benziyor.

Baran Mengüç’ten yeni şarkı geldi  

Baran Mengüç’ten yeni şarkı geldi  

Baran Mengüç, yeni şarkısı “Uslanmaz Aşk”ı Universal Music Türkiye etiketiyle yayımladı. “Okey Okey” ve Eftalya Yağcı ile bir araya gelerek kaydettiği “Kusuruma Bakma” isimli şarkılarıyla Türkçe R&B sahnesine yeni bir soluk getiren genç sanatçı, “Uslanmaz Aşk”la dikkatleri üzerine çekmeye devam edeceğe benziyor.

Sözleri ve müziği Baran Mengüç’e ait olan “Uslanmaz Aşk”, GOKO! ve Evren Esi prodüktörlüğündeki güçlü altyapısıyla dinleyicide büyük heyecan uyandıracak

Anıl Durmuş’un ilk albümü “Senden Yolum Geçmez” yayınlandı

Anıl Durmuş’un ilk albümü “Senden Yolum Geçmez” yayınlandı

Anıl Durmuş’un ilk albümü “Senden Yolum Geçmez”, Universal Music Türkiye etiketiyle yayımlandı. Albümün haberci teklileri “Kafayı Yaktım”, “Giden Herkesin Yerine” ve “Alavere Dalavere”yi geçtiğimiz aylarda dinleyiciyle buluşturarak büyük beğeni toplayan Anıl Durmuş’un ilk albümü, birbirinden güçlü dokuz parçadan oluşuyor. “Senden Yolum Geçmez”in prodüktörlük görevini ise Mert Demir üstleniyor.

Albümle aynı adı taşıyan çıkış parçası “Senden Yolum Geçmez”e, Burak Günaydın yönetmenliğinde çekilen etkileyici bir video klip eşlik ediyor.

KARDELEN’in ilk EP’sini paylaştı “Lütfen Kalbimi Sökün”

KARDELEN’in ilk EP’sini paylaştı “Lütfen Kalbimi Sökün”

KARDELEN, ilk EP’si “Lütfen Kalbimi Sökün”ü Universal Music Türkiye etiketiyle yayımladı. Türkçe alternatif R&B sahnesinde yaptığı büyük çıkışla dikkatleri üzerine çeken KARDELEN’in ilk EP’si, genç sanatçı ve Mert Demir’in de imzasını taşıyan altı parçadan oluşuyor.

Sephora Gold Dünyası’nda buluşma

Sephora Gold Dünyası’nda buluşma

Sephora, yeni sadakat kartı Sephora Gold’un ayrıcalıklı dünyasını keyifli bir davet eşliğinde tanıttı.  ‘

Sephora, yeni kart programıyla müşterilerine puanlar, ödüller, promosyonlar, doğum günü sürprizleri ve davetlerle beraber daha pek çok avantaj sunuyor. Sephora Gold dünyasına özel düzenlenen etkinlikte davetliler hem yeni sezonu keşfetme fırsatı yakaladı hem de yeni kartın premium ayrıcalıklarıyla tanıştı.

Divan Kuruçeşme’de gerçekleşen davetin ev sahipliğini Sephora Türkiye CMO’su Ayça Kaya yaparken, etkinliğe iş, sanat ve cemiyet hayatından isimler katıldı.

 

 

Skyland HOM’un tasarım sezonu açıldı

Skyland HOM’un tasarım sezonu açıldı

Türkiye’nin yerli ve yabancı en büyük marka seçkisine sahip dekorasyon merkezi olan Skyland HOM, tasarım sezonunu düzenlediği bir partiyle açtı.

Tasarım dünyasını buluşturan partiye iş ve cemiyet dünyasının önde gelen isimleri de katıldı.

 

 

 

 

 

Burcu Biricik DenizBank reklamlarında

Burcu Biricik DenizBank reklamlarında

Son dönemlerde oyunculuğu ile dikkat çeken Burcu Biricik, DenizBank’ın reklam yüzü olarak ekranlarda boy gösterecek.

Camdaki kız dizi filmi ile büyük başarı yakalayan genç oyuncu Burcu Biricik bankanın 25.yılına özel kampanyalarda ekran yüzü olacak.

Reklam filmi Antalya’da ve İstanbul’un çeşitli bölgelerinde gerçekleşen, 3 gün süren çekimlerinde 80 kişilik teknik ekip, 150 oyuncu görev yaptı.

‘Dolandırıcılık’ suçundan yargılanıyorlar

‘Dolandırıcılık’ suçundan yargılanıyorlar

Safiye Soyman ve Faik Öztürk’ün Eskişehirli bir unlu mamulleri toptancısını 100 bin TL dolandırdıkları iddiasıyla tutuksuz yargılandıkları davanın üçüncü duruşması görüldü. Savcı, dolandırıcılık suçlamasına ilişkin ‘delil elde edilemediğinden’ mahkemeden beraat kararı talep etti.

Safiye Soyman ve hayat arkadaşı Faik Öztürk, 2016 yılında Eskişehir’e 50 kilometre mesafedeki Bilecik’in Bozüyük ilçesindeki bir AVM’de ‘Safiye Soyman Dinlenme Tesisi’ adıyla bir işletme açtı. İşleri yolunda gitmeyen çift, bir süre sonra tesisi kapattı. Tesis için Eskişehirli bir unlu mamuller toptancısından yaklaşık 100 bin TL’lik ürün alındığı ve parasının ödenmediği iddia edildi. Unlu mamulleri toptancısı, alacaklarını tahsil edemediğini ve dolandırıldığını öne sürerek Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu.

‘Dolandırıcılık’ suçundan yargılanan Safiye Soyman ve Faik Öztürk hakkında yeni gelişme

Soruşturma kapsamında Safiye Soyman ve Faik Öztürk’ün yanı sıra şirket yöneticisi olduğu belirtilen Berrin Canbolat hakkında ‘Tacir veya şirket yöneticiliği ile kooperatif yöneticilerini dolandırıcılığı’ suçlamasıyla Eskişehir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne dava açıldı. İddianamede şirket yöneticisi Berrin Canbolat, Safiye Soyman ve Faik Öztürk hakkında 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası talep edildi.

Sanıklar Safiye Soyman ve Faik Öztürk ile şirket yöneticisi olduğu belirtilen Berrin Canbolat’ın tutuksuz yargılandığı davanın üçüncü duruşması görüldü. Üç sanık da duruşmada yer almazken, avukatları katıldı. Mahkeme savcısı, hazırladığı mütalaa ile sanıklar hakkında ‘Tacir veya şirket yöneticiliği ile kooperatif yöneticilerini dolandırıcılığı’ suçlamasına ilişkin delil elde edilemediğinden ve suçun ispat edilemediğinden beraat kararı verilmesini talep etti.

Savcı mütalaasında şöyle denildi:

“Sanıklar Faik Öztürk ve Safiye Soyman’ın borçlu şirket olan SF Müzik Yapım Gıda Turizm İnş. Tic. Ltd. Şti.’nin sahibi olmamalarına karşın gerçekte sahibi gibi hareket ettiklerinin veya isimlerinin baş harflerinin yazılı olduğu ve iştigal halinde oldukları işi anımsatan SF Müzik ünvanlı şirketi esasen kendilerine ait olmasına rağmen sanık Berrin Canbolat adına kaydettirdiklerinin ispat edildiği düşünülse dahi, sanıkların bu eylemlerinin, dolandırıldığını öne süren şirket ile olan ilişkilerinde bastan beri gerçekten bir ticari alışveriş niyeti olmaksızın bu şirketten alınan ürünlerin bedellerini ödemeyip menfaat elde etmeye yönelik olduğu ispat edilememiştir. Sanıklar Faik Öztürk, Safiye Soyman ve Berrin Canbolat’ın hileli davranışlarla katılanı aldatıp katılandan ürünler aldıklarına dair kesin ve her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediğinden, üzerlerine atılı suçu islediklerinin sabit olmaması sebebiyle 5271 sayılı CMK’nin 223/2.e hükmü uyarınca ayrı ayrı beraatlarına karar verilmesi gerektiği kamu adına mütalaa olunur.”

Mahkeme heyeti, dolandırıldığını öne süren şirket avukatının talebi üzerine mütalaaya karşı savunma hazırlaması için süre vererek, duruşmayı 4 Ekim 2022 tarihine erteledi.

Rümeysa’dan  yeni single geldi; “Güzel Olan Her Şeyden”

Rümeysa’dan  yeni single geldi; “Güzel Olan Her Şeyden”

Kendine özgü sesi ve yorumuyla katıldığı ses yarışmasında Sezen Aksu’nun beğenisini kazanıp, beş yıl boyunca hem stüdyosunda hem de sahnesinde  vokalistliğini yapan Rümeysa, “Dünya Telaşı” ve “Aşkın Mağdurları” adlı şarkılarının hemen ardından “Güzel Olan Her Şeyden” isimli yeni projesini müzik severlerin beğenisine sundu.

Sözü ve müziğinde Rümeysa ve Burak Alkın işbirliği olan teklisi için Rümeysa: “Çoğunlukla sevdiğimiz kadar sevilmeyiz, şarkıda biz buna değindik, gerçekten konusunu nakarat çok güzel anlatıyor: Güzel olan her şeyden, bize düştü hiç bir şey… “ diyor. “Güzel Olan Her Şeyden”in düzenlemesi ise Esad Fidan tarafından yapıldı. Lyric olarak hazırlanan video klibi ise Mithat Dalgıç imzası taşımakta.

Rümeysa “Güzel Olan Her Şeyden” DMC etiketiyle 30 Eylül Cuma günü itibariyle tüm dijital platformlarda yayında!

Prof. Dr. Kürşad Zorlu “İçinde bulunduğumuz yüz yıla Türk Dünyası damgasını vuracak”

Prof. Dr. Kürşad Zorlu

“İçinde bulunduğumuz yüz yıla Türk Dünyası damgasını vuracak”

Ülkemizin birlikte hareket etmeye ihtiyaç duyduğu dönemlerden geçtiği kanısı hemen hemen hepimizin gündemleri izlerken aklımızdan geçen, fikir önderleri tarafından değerlendirilen ele alınan bir konu… Bu konuda Türk dünyası için önemli fikir önderlerinden yazar, akademisyen, Tv yorumcusu Prof. Dr. Kürşad Zorlu bu ayki kapak söyleşi konuğumuz… Kendisinin partiler üzeri anlatımı, derinlikli bilgisi, sürekli saha da olması bu alandaki konumunu güçlü kılıyor. “Türk Dünyasını” anlamak, neden gerektiğini fark etmek, hayata geçirilmesinin mümkün olup olmayacağını konuşmak üzere bir araya geldik. Zorlu, “ Tarihi okuduğumuz zaman karşı karşıya olduğumuz tehlikelerin iki bin yıl sonra da değişmediğini görmüş olacaksınız” söylemi ile sizi bu kıymetli röportajı okumaya davet ediyorum. 29 Ekim Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun değerli okuyucularımız.

Prof. Dr. Kürşad Zorlu

Türkiye-Macaristan yakınlığı nasıl izah edilebilir?

Macarların Türk olup olmadığına yönelik tartışmalar zaman zaman yapılıyor. Bir çok farklı görüş olmakla birlikte uzmanların ortaklaştığı husus, Turani halklardan biri olmaları… Vaktiyle Türk adıyla anıldıkları belgelerle ortaya konuluyor. Ve Macarların Orta Asya’daki izleri de bilimsel çalışmalara konu oluyor.  Örneğin Kazakistan’ın Torgay bölgesinde yaşayan Maidarlar (Macarların) ile tarihsel bağları araştırılıyor. 1913-1941 arasında Macaristan’da Turan adıyla yayınlanan bir dergi bile vardı. Aslında bugün yapılan Kurultayların temelleri de bu çalışmalar vesilesiyle burada atılmış. Macarca Türk diline akraba bir dildir. Macar toprakları Hristiyan Türk Elidir… Attila’nın torunları olarak Türk/Turani kökenlidir. Macar Bilimler Akademisi Üyesi Türkolog Dr. Balazs Sudar’a göre Macarcada yaklaşık 350-400 civarında Türk asıllı kelime var. Sudar’a göre Macarlar bugünkü Macaristan’ı yurt edinmeden önce bu kelimeleri kullanmaya başlamışlardı.

Bu ilişkiler sizce yeterince irdeleniyor mu?

Türkiye-Macaristan ilişkileri, bu tarihsel bağlamda fazla irdelenmeyen ama oldukça geliştirilmeye müsait bir içerik barındırıyor.

Prof. Dr. Kürşad Zorlu

Bir örnekle açıklamanızı rica etsek?

Örneğin çok konuşulmaz ama yıl 1877, Buda’dan İstanbul’a götürülen (tahminen Kanuni Sultan Süleyman dönemi) ve o zamandan beri Topkapı Sarayı’nda muhafaza edilen kitap ve belgelerden oluşan 35 cilt el yazması, Sultan II. Abdülhamid’in talimatıyla oluşturulan bir heyet tarafından Macaristan’a iade ediliyor. Bu iade süreci Ruslar tarafından engellenmek istendiği için uzun bir güzergahtan geçerek ulaştırılabiliyor. İşte o sırada trenin geçtiği pek çok yerde halk, çoluk çocuk, kadın, erkek ‘Elyen Török’ (Yaşa Türk) diye bağırıyor.

Peki Atatürk dönemi nasıldı?

Bana göre Atatürk çağdaş, akılcı ve inanmış bir Turancı idi. Atatürk döneminde de tıpkı bugün olduğu gibi Türkiye-Macaristan ilişkileri çok iyi durumdaydı. Bizzat Atatürk’ün emriyle Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi bünyesinde Hungaroloji kürsüsü kurulmuştu. Atatürk’ün vefatı sebebiyle cenaze törenin yapılacağı gün, milli yas günü ilan edilerek binalara siyah bayrak çekilmiştir.

1934 yılında güven mektubunu sunmak için Atatürk’le görüşen Ankara’daki Macar Krallığı Elçisi Jungerth Arnóthy, görüşmedeki izlenimlerini bir rapor olarak bakanlığa sunmuştu. Orada Atatürk’ün “iki halk, ülkelerimiz birbirine sınır komşusu olduğu zaman akrabalıklarını bilerek, birbirlerine yaslanarak korumuş, güçlerini geliştirmiş olsalardı, son yüzyıllarda Doğu Avrupa tarihi tamamen başka yön alırdı…” sözünü kullandığı bilinir.

Bugün Macaristan bir AB üyesi ancak aynı zamanda Türk Devletler Teşkilatı’nın da bir parçası… Türkiye ne kadar Doğu-Batı dengesinin bir simgesi ise; Macaristan’da bu tarihsel dinamiğin aynadaki yüzüdür. 2024 Türk-Macar yılı olarak birçok etkinliğe tanıklık edecektir.

Prof. Dr. Kürşad Zorlu

Bize biraz da kurultaydan bahsedebilir misiniz?  Hun-Türk Kurultayı nasıl bir öneme sahip?

Bu dostluğun en önemli sonuçlarından ve temsil alanlarından biri de; Macaristan’da iki yılda bir düzenlenen Turan Kurultaylarıdır. Tarihi Karpat havzası için kritik öneme sahip bir organizasyon Hun-Türk Kurultayı… Turan Kurultayı olarak da ifade edilmektedir. Zira bu kurultayda Altaylardan Tuna nehrine kadar Türkler, Türkçe konuşanlar buluşuyorlar.

Nerelerden katılım oluyor?

Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya, Anadolu… 30’a yakın Türk halk ve topluluğundan katılım sağlanıyor. İlki 2007 yılında Kazakistan’da düzenlenmişti. 2008’de itibaren de iki yılda bir Macaristan’da gerçekleşiyor. Macaristan 2014 yılında ilk kez TÜRKPA’da gözlemci statüsü almıştı. Ardından 2017’de Türk Devletler Teşkilatı’na gözlemci üye oldular. Dolayısıyla bu organizasyon bir görsel şölen olmasının yanı sıra bahsettiğim tarihsel dinamikleri tüm Türk Dünyasına taşımaya çalışan bir muhtevaya sahip. Düşünün ki, Kafkaslar, Balkanlar, Orta Asya’da, geniş Sibirya coğrafyasında yaşayan insanlarla bugün batının ortasında bir Avrupa ülkesinin birbirlerini ortaklaştırabilmesi hedefi…

Biraz Organizasyondan bahseder misiniz? Siz katılıyorsunuz bildiğim kadarıyla…

Evet… Bu yıl ben de Macar-Turan Vakfı’nın davetlisi ve aynı zamanda kurultay delegesi olarak Macaristan’daydım. Uzun yıllardır Türk Dünyasının her alanda işbirliği yapması için büyük çabalar sarf eden biri olarak benim için de çok farklı bir tecrübeydi.

Prof. Dr. Kürşad Zorlu

Kaçıncısı düzenlendi? Nasıl bir ortam vardı?

Yedincisi düzenlenen Hun-Türk Kurultayı çerçevesinde önce Budapeşte’ye oradan da Bugac bölgesine geldik. Kurultay Bugac’ta gerçekleşirken hemen yanındaki Keşkemet’te delegeler konakladılar. Daha Budapeşte Havalimanına indiğimizde Vakıf Başkanı ve ülkenin önemli bir bilim adamı olan Andras Biro karşıladı. Akşam tanışma yemeğinde ülke ve topluluk bayrakları masalardaydı. Türk Dünyasının hemen her yerinden gelen delegasyon kaynaşması için her şey düşünülmüştü. Orada duygulu anlar da yaşandı. Azerbaycan’dan gelen heyet Çırpınırdı Karadeniz’i söylemeden önce Karabağ Zaferi’nden söz etti ve Andras’ın savaş sırasında “gerekirse ben de gelip savaşacağım sizlerle birlikte” dediğini hatırlattı. Hatırlanacak olursa Macaristan yönetimi Karabağ’daki savaş sırasında Azerbaycan’ın tezlerini destekleyen açıklamalarda bulunmuşlardı. Organizasyon birkaç şehirde bütünleşik biçimde düzenleniyor. Varışımızdan sonraki gün Tuna Nehri’nin kıyısında delegasyon bir araya geldi. Zira tekne turu Budapeşte’ye gelince ilk yapılması gerekenlerden. Sadece bir nehir değil bir tarih yatıyor bu derinliklerde…

Peki; Macaristan Devleti nasıl bakıyor bu organizasyona?

Konunun en kritik kısımlarından biri de bu… Macaristan devleti destekliyor. Açıkçası AB içerisinde de bu konumları sebebiyle eleştirilen Macarlar buna ev sahipliği yaparak sadece Batı değil Doğunun da bir parçası olduklarını göstermek istiyorlar. Kurultay’ın zaman içerisinde devlet himayesine girmesi Türk Dünyası için çok kıymetli. Şimdi de Macaristan Parlamentosu himayesinde yapılıyor. Tören kapsamında Parlamento binasına gittiğimizde Macar bayrağının yanında bir bayrak daha dalgalanıyordu. Sekeller’in ay güneşli bayrağı… Karpatların en eski halklarından biri olduğu belirtilen Sekellerin, Atilla’nın soyundan geldiğine inanılıyor Macaristan’da… Bugün ise Macar asıllı Sekeller Romanya’nın bir parçası olarak yaşıyor. İki ülke arasında zaman zaman krize sebep olan bu konu Macaristan için çok hassas. Parlamentoda sergilenen Kral tacı cam fanus içinde korunuyor, fotoğraf çekilmesine bile izin verilmiyor. Bildiğiniz gibi Macarlar, Bizans tarafından Türk boyları olarak tanımlanıyordu. Bizans kaynakları Macaristan’ı Turkia, Kral Árpád’ı ise “Turkia’nın büyük prensi” olarak adlandırıyordu. Macar Kraliyet Tacının iç yüzünde yer alan bir yazıda “Türklerin inançlı sadık kralı Geza’ya” (Geobitzas Pistos Krales Tourkias ) ibaresi olduğu belirtilmektedir.

Prof. Dr. Kürşad Zorlu

Bu etkinliklere AB yorumları nasıl?

Macar yetkililer etkinliği ülke sathına da duyurmaya çalışıyor. Tabii Avrupa Birliği nezdinde “Turancı”, “Irkçı” yaftasıyla hazırlanan haberlerin varlığını da not düşmek lazım.

Hatta kurultay vesilesiyle Delegasyonumuzu tarihi parlamento binasında ağırlayan Parlamento Başkan Yardımcısı Lezsak’tan konuşmasında tarihe geçecek bir ifade geldi: “Hun-Türk halkları arasındaki dostluk çok değerlidir. Dolar ve Avro’dan çok daha değerlidir!”

Kurultay Alanı Nasıldı? Katılım Yüksek Oluyor mu?

Kurultayın resmen açıldığı gün ben de bu coşku ve kalabalığı hemen fark ettim. Sabah saatlerinden itibaren alan çevresinde uzun kuyruklar oluştu, trafik kilitlendi. Bu etkinlikle ilgili en faydalı gördüğüm husus, ülke dışından gelen binlerce kişinin yanında özellikle yöre halkının katılımı ve bizzat içinde oluşuydu. Bir de Türk Devletler Teşkilatı bayraklarının alandaki belirgin görünümüydü. Macaristan bir AB üyesi olarak bu birliğin ayrılmaz parçası artık… Kurultay alanı oldukça geniş. Eşzamanlı olarak farklı programlar düzenleniyor. Konuşmalar, konserler, geleneksel sporlar, at üstünde gösteriler, yarışmalar ve tanıtım standları… Resmi programda olmazsa olmaz gösteriler Macar Göçünü anlatan ve binlerce kişinin katıldığı o muazzam geçit töreni…

Her bir Macar boyunun yer aldığı yürüyüşte kullanılan kıyafetler o dönemli giyimlerin birebir kopyası. Gerçekten o göçü hissettiriyorlar. Göçün ardından tüm Macar boylarının bayraklarıyla bir araya toplandığı bir görüntüye ulaşılıyor. Bu da tarihteki Macar-Hun birliğinin sağlanmasına yönelik bir mesaj içeriyor. Herkesin görmesi gereken ve benim de hep merak ettiğim Türk Dünyası ülkelerin bayraklarıyla atlıların geçişi hem gururlandıran hem de düşündüren bir tabloydu. Türkiye, KKTC, Doğu Türkistan ve Kırım bayraklarının da buna dahil olması gurur vericiydi.

Prof. Dr. Kürşad Zorlu

Atatürk dönemi sizce nasıldı?

Bana göre Atatürk çağdaş, akılcı ve inanmış bir Turancı idi. Atatürk döneminde tarihe hatırlayıp incelediğinizde de tıpkı bugün olduğu gibi Türkiye-Macaristan ilişkileri çok iyi durumdaydı. Bizzat Atatürk’ün emriyle Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi bünyesinde Hungaroloji kürsüsü kurulmuştu. Atatürk’ün vefatı sebebiyle cenaze törenin yapılacağı gün, milli yas günü ilan edilerek binalara siyah bayrak çekilmiştir.

1934 yılında güven mektubunu sunmak için Atatürk’le görüşen Ankara’daki Macar Krallığı Elçisi Jungerth Arnóthy, görüşmedeki izlenimlerini bir rapor olarak bakanlığa sunmuştu. Orada Atatürk’ün “iki halk, ülkelerimiz birbirine sınır komşusu olduğu zaman akrabalıklarını bilerek, birbirlerine yaslanarak korumuş, güçlerini geliştirmiş olsalardı, son yüzyıllarda Doğu Avrupa tarihi tamamen başka yön alırdı…” sözünü kullandığı bilinir.

Bugün Macaristan bir AB üyesi ancak aynı zamanda Türk Devletler Teşkilatı’nın da bir parçası… Türkiye ne kadar Doğu-Batı dengesinin bir simgesi ise Macaristan’da bu tarihsel dinamiğin aynadaki yüzüdür. 2024 Türk-Macar yılı olarak bir çok etkinliğe tanıklık edecektir.

Sizce başarının sırrı nedir?

Ben Anadolu’nun küçük bir ilçesinde doğdum büyüdüm. Bu yüzden iki şeyi hiç kaybetmemek için çaba sarf ettim. Biri samimiyet diğeri 1’in her zaman 0’dan büyük olduğunu hatırlamak. Başarının sırrı nedir diye sorarsanız şöyle derim kısaca. Yqvqş da olsa istikrarlı bir ilerleyiş, umutsuzluk anlarında bile inancı ayakta tutmak ve ihtiyaçlar karşısında değişime açıklıkta aranmalıdır.

Prof. Dr. Kürşad Zorlu

29 Ekim Cumhuriyet bayramı için okuyucularımıza sizden bir mesaj iletmek isteriz.  Ne dersiniz?

Cumhuriyet sadece bir isimden ibaret değildir. Bir yürüyüş bir duruş ve bir kavrayıştır. Bunu en iyi anlatan ifadelerden biri de 1924’te, Cumhuriyetin ilanının birinci yıldönümü kutlamalarında Ahenk Gazetesinde (İzmir) çıkan haberdeki o cümlelerdir. Özetle şöyle demektedir: “Bu iş bu kadarla bitmiş olmuyor. Millet bugün cumhuriyetin efendiliğine layık olduğunu ispat etmeye hem mecbur hem de muhtaçtır. Cumhuriyet bize terakki yolunu gösteren bir meşaledir. Gözlerimizde onun ışığından istifade edecek bir idrak, bacaklarımızda onun çetin yolculuğuna takat getirecek bir kudret yoksa eyvah bize…”

İşte bu duygularla milletimizin Cumhuriyet bayramını kutluyor ve bugünlerde her geçen gündem daha sahip çıkmamız gerektiğini vurgulamak istiyorum.