Yazılar

Yeni Elektrikli SUV Peaq, 1.5 Milyon Km Testten Geçti

Škoda, 23 Haziran’da gerçekleştirilecek dünya prömiyeri öncesinde elektrikli amiral gemisi Peaq hakkında yeni detaylar paylaştı. Yedi koltuklu elektrikli SUV modeli Peaq, yeni nesil MEB+ platformu üzerine geliştirildi ve markanın elektrikli ürün gamının zirvesinde konumlanacak. Modern Solid tasarım dilini en kapsamlı şekilde yansıtan model, geniş yaşam alanı, ileri teknolojileri ve uzun menziliyle dikkat çekiyor.

1.5 Milyon Kilometrelik Test Süreci

Škoda mühendisleri, Peaq’in geliştirme sürecinde prototip araçlarla üç kıtada 1.5 milyon kilometreden fazla test gerçekleştirdi. Avrupa, Afrika ve Kuzey Amerika’da yapılan testlerde araçlar, dünyanın en zorlu iklim koşullarında sınandı.

Arizona Çölü: 40 dereceyi aşan sıcaklıklarda frenler, şasi ve soğutma sistemleri test edildi.

Kuzey Kutup Dairesi: -40 dereceye kadar düşen sıcaklıklarda batarya ve güvenlik sistemleri değerlendirildi.

Karlı ve buzlu zeminler: Çekiş ve denge sistemleri incelendi.

Tozlu ve taşlı yollar: Gövde dayanıklılığı ve iç mekan yalıtımı doğrulandı.

Fiziksel testlerin yanı sıra sanal simülasyonlarla farklı kullanım senaryoları da doğrulandı.

Geniş ve Kullanıcı Odaklı İç Mekan

Peaq’in iç mekan tasarım çizimleri de paylaşıldı. Yedi kişilik yaşam alanı, yatay mimari ve lounge atmosferiyle ferahlık sunuyor. İlk kez dikey yerleştirilmiş merkezi bilgi-eğlence ekranı, sadeleştirilmiş kullanıcı arayüzü ve fiziksel kumandalar kullanım kolaylığı sağlıyor. Ergonomik kol dayamaları, entegre kablosuz şarj alanları ve yeni Sonos ses sistemi konforu artırıyor.

Yeni Nesil Teknolojiler

Peaq, 600 kilometrenin üzerinde menzil sunan yeni bataryalar, verimli elektrik motorları ve adaptif DCC şasi sistemiyle donatılacak. Ayrıca Simply Clever çözümler arasında entegre su püskürtme sistemine sahip silecekler öne çıkıyor.

 

 

#ŠkodaPeaq #ElektrikliSUV #OtomobilHaberleri #ModernSolid #MEBPlus #DayanıklılıkTesti #ElektrikliMobilite #SUVSegmenti #ŠkodaTürkiye #DünyaPrömiyeri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Çocuklarda Alerjik Nezleyi Önlemek İçin 10 Altın Kural

Alerjik nezle (alerjik rinit), çocuklarda en sık görülen kronik alerjik hastalıkların başında geliyor. Araştırmalar, her 5 çocuktan yaklaşık 1’inde alerjik rinit belirtilerinin görülebildiğini ortaya koyuyor. Burun akıntısı, sık hapşırma, burun tıkanıklığı, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtilerle ortaya çıkan hastalık; çocukların uyku düzenini, okul başarısını ve günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.

Central Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Gönen, alerjik nezlenin tamamen önlenmesinin her zaman mümkün olmadığını ancak doğru çevresel önlemlerle belirtilerin büyük ölçüde azaltılabileceğini belirterek ailelere şu önerilerde bulundu:

Dr. İsmail Gönen

Dr. İsmail Gönen

  1. Ev Tozu ile Mücadele Edin

Ev tozu akarları, alerjik nezlenin en önemli nedenleri arasında yer alır. Özellikle yatak, yastık, halı ve kumaş kaplı mobilyalarda yoğun olarak bulunurlar. Bu nedenle çocuk odalarının düzenli temizlenmesi, toz tutan eşyaların azaltılması ve mümkünse HEPA filtreli elektrik süpürgesi kullanılması önerilir.

  1. Yatak Odasını Alerji Dostu Hale Getirin

Çocukların günün önemli bir bölümünü geçirdiği yatak odaları alerjenlerden mümkün olduğunca arındırılmalıdır. Kalın perdeler, peluş oyuncaklar ve duvardan duvara halılar toz birikimini artırabilir. Yıkanabilir ve kolay temizlenebilir ürünler tercih edilmelidir.

  1. Yatak Takımlarını Düzenli Olarak Yıkayın

Yastık kılıfları, çarşaflar, nevresimler ve battaniyeler haftada en az bir kez 60 derece ve üzerindeki sıcaklıklarda yıkanmalıdır. Bu uygulama, ev tozu akarlarının önemli ölçüde azalmasına yardımcı olur.

  1. Polen Mevsiminde Önlemler Alın

İlkbahar ve yaz aylarında havadaki polen miktarı artış gösterir. Özellikle sabah saatlerinde polen yoğunluğu daha yüksek olabilir. Polen alerjisi olan çocukların bu saatlerde uzun süre dışarıda kalmamaları, eve geldiklerinde kıyafetlerini değiştirmeleri ve yüzlerini yıkamaları faydalıdır.

  1. Ev İçinde Sigara Dumanına İzin Vermeyin

Sigara dumanı yalnızca alerjik nezle belirtilerini artırmakla kalmaz, aynı zamanda çocukların solunum yollarında tahrişe neden olarak astım gelişme riskini de yükseltebilir. Çocukların bulunduğu ortamlarda sigara içilmemesi büyük önem taşır.

  1. Küf Oluşumunu Önleyin

Nemli ortamlar küf mantarlarının çoğalması için uygun koşullar oluşturur. Özellikle banyo, mutfak ve bodrum gibi alanlarda nem kontrolü sağlanmalı, düzenli havalandırma yapılmalıdır. Ev içi nem oranının yüzde 40-50 seviyelerinde tutulması önerilir.

  1. Evcil Hayvan Alerjenlerine Karşı Dikkatli Olun

Bazı çocuklar kedi, köpek veya diğer evcil hayvanların tüylerinden çok deri döküntülerine ve salgılarına karşı alerjik reaksiyon gösterebilir. Alerjisi olduğu belirlenen çocukların temas sonrası el hijyenine dikkat edilmesi gerekir.

  1. Kapalı Ortam Hava Kalitesini İyileştirin

Evlerin düzenli havalandırılması, klima ve hava filtrelerinin bakımının yapılması, iç ortam hava kalitesini artırır. Hava kirliliği ve çeşitli kimyasal kokular da alerjik belirtileri tetikleyebileceğinden temizlik ürünleri dikkatli kullanılmalıdır.

  1. Burun Tıkanıklığını Hafife Almayın

Sürekli burun tıkanıklığı yaşayan çocuklar ağızdan nefes almaya başlayabilir. Bu durum uyku kalitesini bozabilir, horlamaya ve gün içinde dikkat dağınıklığına neden olabilir. Uzun süren belirtilerde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

10.Düzenli Takibi İhmal Etmeyin

Alerjik nezlede erken tanı, hem belirtilerin kontrol altına alınması hem de astım gibi eşlik edebilecek hastalıkların önlenmesi açısından büyük önem taşır. Şikayetleri sık tekrarlayan çocukların bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı veya çocuk alerji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir.

“Alerjik Nezle Çocukların Yaşam Kalitesini Etkileyebiliyor”

Central Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Gönen, “Alerjik nezle sadece mevsimsel bir rahatsızlık olarak görülmemelidir. Tedavi edilmeyen alerjik nezle; uyku bozukluklarına, okul başarısında düşüşe, dikkat sorunlarına ve yaşam kalitesinde azalmaya yol açabilir. Ailelerin belirtileri erken fark etmesi ve gerekli önlemleri alması çocukların daha sağlıklı bir yaşam sürmesine katkı sağlayacaktır” diyor.

 

#AlerjikNezle #ÇocukSağlığı #AlerjikRinit #SağlıkHaberleri #ÇocuklardaAlerji #PolenMevsimi #BurunTıkanıklığı #ÇocukSağlığıÖnerileri #CentralHospital #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yazın Yanlış Ürün Kullanımı Lekeleri Tetikliyor

Yaz aylarında birçok kişi daha parlak, eşit tonlu ve lekesiz bir cilt görünümü elde etmek için bakım rutinini yoğunlaştırıyor. Ancak uzmanlar, özellikle sosyal medyada önerilen çok sayıda serum, asit ve aktif içerikli ürünün bilinçsizce bir arada kullanılmasının ciltte beklenen faydayı sağlamayabileceği konusunda uyarıyor. Deri bariyerinin bozulmasıyla birlikte hassasiyet, tahriş ve güneş ışınlarına karşı artan duyarlılık gelişebiliyor. Bu durum da özellikle yazın cilt lekelerinin koyulaşmasına veya yeni lekelerin oluşmasına zemin hazırlayabiliyor. Dermatoloji uzmanları, sağlıklı ve eşit tonlu bir cilt için çok ürün kullanmak yerine doğru içerikleri doğru şekilde kullanmanın önemine dikkat çekiyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Zeynep Altan Ferhatoğlu, yaz öncesi cilt bakımında dikkat edilmesi gerekenler konusunda bilgi verdi.

Doç. Dr. Zeynep Altan Ferhatoğlu

Doç. Dr. Zeynep Altan Ferhatoğlu

Yaz aylarında lekeler neden daha belirgin hale geliyor?

Haziran aylarında UV indeksinin belirgin şekilde artmasıyla birlikte cildimizdeki melanosit adı verilen pigment hücreleri daha aktif çalışmaya başlar. Özellikle UVA ışınları derinin daha derin tabakalarına ulaşarak melanin üretimini artırır. Kış boyunca fark edilmeyen veya hafif seyreden pigment birikimleri bu dönemde daha görünür hale gelir. Ayrıca sıcaklık artışı, terleme, sürtünme ve ciltte oluşan inflamasyon da mevcut lekelerin koyulaşmasına neden olabilir.

En büyük hata çok fazla içeriği bir arada kullanmak

Yaz döneminde daha hızlı sonuç almak isteyen birçok kişi aynı anda birden fazla serum, asit ve retinol içeren ürünü kullanmaya başlar. Ancak bu yaklaşım cilt bariyerinin bozulmasına, hassasiyet gelişmesine ve güneşe karşı duyarlılığın artmasına neden olabilir. Sonuç olarak ciltte tahriş, lekelerde koyulaşma ve yeni pigmentasyon sorunları ortaya çıkabilir.

Özellikle yüksek oranlı AHA ve BHA asitleri ile retinol veya retinal içeren ürünlerin bilinçsiz şekilde kombinlenmesi yaz döneminde ciddi problemlere yol açabilmektedir. Cilt bakımında daha fazla ürün kullanmak her zaman daha iyi sonuç anlamına gelmez. Önemli olan doğru içerikleri doğru zamanda ve doğru şekilde kullanmaktır.

Sosyal medyadaki doğal olarak sunulan tariflere dikkat!

Limon, karbonat, elma sirkesi veya diş macunu gibi ürünlerle yapılan “doğal leke tedavileri” bilimsel olarak desteklenmemektedir. Üstelik bu uygulamalar ciddi tahrişe yol açarak lekelerin daha da koyulaşmasına neden olabilir. Özellikle limon sürüldükten sonra güneşe çıkılması, fitofotodermatit adı verilen ciddi reaksiyonlarla sonuçlanabilir.

Bazı pigment değişiklikleri yalnızca kozmetik bir sorun olmayabilir. Ani başlayan, hızla büyüyen, renk değiştiren veya düzensiz sınırlara sahip lekeler mutlaka dermatolojik değerlendirme gerektirir. Özellikle asimetri, kanama, kaşıntı ve hızlı büyüme gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden bir dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır.

Telefon ve bilgisayar ekranları lekeleri etkiliyor mu?

Mavi ışığın özellikle melazmaya yatkın bireylerde pigmentasyonu artırabileceğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Ancak burada asıl önemli olan yalnızca telefon ekranları değil, toplam görünür ışık maruziyeti ve şehir yaşamının oluşturduğu oksidatif strestir. Bu nedenle özellikle lekeye yatkın kişilerde demir oksit içeren renkli güneş koruyucular fayda sağlayabilir.

Beslenme ve yaşam tarzı da lekeleri etkiliyor

Cilt sağlığı yalnızca kullanılan ürünlerle ilgili değildir. Aşırı şeker tüketimi, sigara kullanımı, kronik stres ve düzensiz uyku ciltte oksidatif stresi artırarak pigmentasyon sorunlarının daha belirgin hale gelmesine neden olabilir. Özellikle melazma gibi kronik leke problemlerinde yaşam tarzı faktörleri tedavi başarısını doğrudan etkileyebilmektedir.

Leke tedavisinde zamanlama önemli

Leke tedavisinde doğru zamanlama son derece önemlidir. Çünkü birçok tedavi yöntemi cildi güneşe karşı daha hassas hale getirir. Yaz döneminde bazı dermatolojik işlemler güvenle uygulanabilirken bazı uygulamalar leke riskini artırabilir. Nem odaklı medikal bakımlar, mezoterapi, PRP ve düşük irritasyonlu antioksidan uygulamalar yaz aylarında daha güvenli seçenekler arasında yer alır. Buna karşılık derin kimyasal peelingler, fraksiyonel CO2 lazerler ve agresif soyucu işlemler pigmentasyon riskini artırabileceği için daha dikkatli planlanmalıdır. Yaz aylarında işlem yapılacaksa etkili güneş koruması vazgeçilmezdir.

Son yıllarda pikosaniye lazerler, thulium ve non-ablatif fraksiyonel lazer sistemleri, traneksamik asit mezoterapileri ve kombine antioksidan uygulamaları sık tercih edilen yöntemler arasında yer almaktadır. C vitamini ve niasinamid kombinasyonları da destek tedavilerinde önemli rol oynar. Ayrıca daha kontrollü aktif içerik kullanımını esas alan “skin cycling” yaklaşımı son dönemde oldukça ilgi görmektedir.

Yaz aylarında cildiniz için olmazsa olmazlar…

Yaz aylarında bakım rutininin karmaşık olmasına gerek yoktur. Önerdiğimiz temel yaklaşım; nazik bir temizleyici, antioksidan içerikli bir serum ve geniş spektrumlu SPF 50+ güneş koruyucu kullanılmasıdır. Buna ek olarak cilt bariyerini destekleyen bir nemlendirici de rutinin önemli parçalarından biridir. Niasinamid, C vitamini, azelaik asit, seramid ve hyaluronik asit gibi içerikler yaz döneminde güvenle tercih edilebilir.

Lekeleri tedavi etmek çoğu zaman onları oluşmadan önlemekten daha zordur. Bu nedenle düzenli güneş koruyucu kullanımı, şapka ve gözlük gibi fiziksel koruyuculardan yararlanılması, öğle saatlerinde güneşten kaçınılması ve bilinçsiz aktif içerik kullanımından uzak durulması büyük önem taşır. Güneş hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır, ancak cildimiz için aramıza mesafe koymamız gerekir.

 

 

#CiltBakımı #YazAyları #CiltLekeleri #Dermatoloji #SPF50 #GüneşKoruyucu #SkinCare #SağlıklıCilt #MemorialAtaşehir #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Selin Kurbanzade “Uzaksın Bana”

Geçtiğimiz yıl yayımladığı “Bana Müsaade” ile profesyonel müzik kariyerine adım atan Selin Kurbanzade, yeni single çalışması “Uzaksın Bana” ile dinleyicilerle buluştu. Sanatçının ikinci teklisi olan şarkı, enerjik yapısı ve akılda kalıcı melodileriyle yazın ritmini yakalıyor.

Sözü ve müziği Selin Kurbanzade’ye ait olan eser, gündelik hayatın içinde kolayca eşlik edebilecek dinamik bir atmosfer sunuyor. Yolculuklarda, yaz akşamlarında ve arkadaş buluşmalarında dinleyiciye sıcak ve samimi bir deneyim vadeden şarkının aranjesi ve prodüktörlüğü Emre Şen, mix ve mastering çalışmaları ise Anıl Çifter imzası taşıyor.

 

#SelinKurbanzade #UzaksınBana #YeniŞarkı #PopMüzik #TürkMüziği #SüperMüzik #MüzikHaberleri #Magazin #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Astroloji ve Psikoloji Raflarda Buluştu

Astrolog ve Yazar Ertan Alyaprak, Ceres Yayınları etiketiyle yayımlanan Psikolojik Astroloji adlı kitabıyla astrolojiyi günlük burç yorumlarının ötesine taşıyor. Eser, Carl Gustav Jung’un arketip teorilerinden yola çıkarak astrolojiyi modern psikolojiyle buluşturuyor ve okuyucuyu gökyüzünden çok kendi iç dünyasına bakmaya davet ediyor.

Kitapta burçların temel özellikleri, ilişki dinamikleri ve psikolojik eğilimler ele alınırken; astrolojinin insan davranışları ve kişilik yapılarıyla kesişen yönleri ön plana çıkarılıyor. Böylece astroloji, kehanet aracı olmaktan çıkıp bireysel farkındalık ve içsel yolculuk için bir rehber haline geliyor.

 

#PsikolojikAstroloji #ErtanAlyaprak #CeresYayınları #Astroloji #Psikoloji #KitapHaberleri #YeniKitap #KültürSanat #Burçlar #İçselYolculuk #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Gençlerde Kolon Kanseri Riski Artıyor

Kolon ve rektum kanserleri, yani kolorektal kanserler, uzun yıllar daha çok ileri yaş hastalığı olarak biliniyordu. Ancak son yıllarda bu kanserlerin genç yetişkinlerde daha sık görülmesi dikkat çekiyor. Güncel araştırmalar, bazı bağırsak bakterilerinin ürettiği “kolibaktin” adlı toksinin, özellikle genç yaşta görülen kolorektal kanserlerde DNA hasarıyla ilişkili izler bırakabileceğini gösteriyor. Memorial Göztepe Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay, kolorektal kanserlerde erken tanının önemine dikkat çekerek endoskopik tedavi yöntemlerinden biri olan ESD ile ilgili bilgi verdi.

Doç. Dr. Süleyman Günay

Doç. Dr. Süleyman Günay

Bu belirtileri göz ardı etmeyin!

Özellikle genç yetişkinlerde makattan kanama çoğu zaman hemoroid olarak değerlendirilmekte, dışkılama düzenindeki değişiklikler ise stres ya da beslenme düzensizliğiyle ilişkilendirilebilmektedir. Oysa genç yaşta olmak, kolorektal kanser riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Son yıllarda 45 yaş altındaki yetişkinlerde özellikle rektal kanserle ilgili artışlar dikkat çekmektedir. Bu nedenle makattan kanama ya da dışkılama alışkanlığındaki değişiklikler “basit bir sorun” olarak görülmemeli; dışkıda kan, açıklanamayan kansızlık, kilo kaybı, yeni başlayan kabızlık veya ishal gibi bulgular da ciddiye alınmalıdır.

Risk faktörleri yalnızca genetik değil

Kolorektal kanserlerde genetik yatkınlık önemli bir faktör olsa da hastalık yalnızca genetik nedenlerle açıklanmamaktadır. Aşırı kilo, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, ultra işlenmiş gıdaların sık tüketilmesi ve bağırsak florasını etkileyen çevresel faktörler de risk üzerinde etkili olabilmektedir. Gereksiz antibiyotik kullanımı da bağırsak mikrobiyotasında dengesizliğe yol açarak sindirim sistemi sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bağırsak florasıyla ilgili son araştırmalarda kolibaktin adlı toksinin öne çıkması, sindirim sistemi sağlığının korunmasının önemini bir kez daha göstermektedir.

Belirti beklemeden tarama yaptırın

Kolorektal kanserde erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle hiçbir şikayet olmasa bile özellikle 45 yaşından sonra kolonoskopi taraması yapılması önerilmektedir. Ailesinde kolon ya da rektum kanseri öyküsü olanlar veya alarm belirtileri yaşayan kişilerde ise tarama yaşı hekim tarafından daha erken planlanabilir. Kolonoskopi yalnızca kanseri erken yakalamak için değil, kanser gelişmeden önce riskli polipleri saptayıp çıkarmak için de önemli bir yöntemdir. Böylece bazı vakalarda kanser gelişimi başlamadan önlenebilir.

Erken evrede kesi olmadan tedavi mümkün

Kolorektal kanser ya da sindirim sistemindeki bazı riskli lezyonlar erken evrede yakalandığında, her zaman büyük bir ameliyat gerekmemektedir. Endoskopik Submukozal Diseksiyon yani ESD, uygun hastalarda tümörlü ya da kanserleşme riski taşıyan dokunun herhangi bir kesi yapılmadan endoskopik olarak çıkarılmasını sağlar.

ESD işleminde ağızdan ya da makattan girilen ince bir endoskop kullanılır. Karında kesi açılmaz. Yalnızca hastalıklı alan hedeflenir, sağlıklı organ dokusu mümkün olduğunca korunur. Hastalıklı doku milimetrik hassasiyetle çevresinden ayrılır ve tek parça halinde çıkarılır.

Hasta konforu ve organ koruyucu tedavi ön planda

ESD işlemi sonrası süreç hastalar açısından genellikle daha konforludur. Çoğu hasta aynı gün ya da kısa süreli takip sonrasında taburcu edilebilir. Günlük yaşama ve işe dönüş süresi klasik cerrahiye göre daha kısa olabilir. Özellikle kalın bağırsak ve rektum lezyonlarında organ koruyucu yaklaşımlar yaşam kalitesi açısından büyük önem taşır. Ancak ESD her hastaya uygulanabilen bir yöntem değildir. Bu tedavinin başarısı doğru hasta seçimine, lezyonun erken evrede saptanmasına ve işlemi gerçekleştiren ekibin deneyimine bağlıdır.

 

 

#KolonKanseri #BağırsakFlorası #ErkenTanı #ESDYöntemi #Gastroenteroloji #SağlıkHaberleri #KolorektalKanser #MemorialHastanesi #GençSağlığı #KanserFarkındalık #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ödeşmeler ve Sekizinci Günah Yeniden Okurlarla

Modern Türk edebiyatının en özgün öykücülerinden Tomris Uyar, haziran ayında iki kitabıyla Can Yayınları raflarında yerini alıyor. “Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi” ile “Sekizinci Günah”, yazarın güçlü anlatımını ve insan ruhunun karmaşasına odaklanan özgün bakışını yeniden okurlarla buluşturuyor.

Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi

İlk baskısı 1973’te yapılan Ödeşmeler, daha sonra Şahmeran Hikâyesi ile birleşerek klasik hikâye ile modern öykü arasında özgün bir yerde konumlandı. Tomris Uyar’ın çağımıza alegorik bir uygulama niteliğindeki yorumu, bu kitabı edebiyatseverler için hâlâ canlı ve güncel kılıyor.

Sekizinci Günah

Yasak olana duyulan merak ve birbirine dolanan hayatlar üzerinden insan ruhunun karmaşasına odaklanan Sekizinci Günah, Tomris Uyar’ın modern öykücülüğündeki derinlikli yaklaşımını ortaya koyuyor.

Haziran ayında yayımlanan bu iki eser, hem edebiyat tarihine ışık tutuyor hem de yeni kuşak okurlara Tomris Uyar’ın güçlü kalemini yeniden keşfetme fırsatı sunuyor.

 

#TomrisUyar #CanYayınları #Ödeşmeler #ŞahmeranHikayesi #SekizinciGünah #TürkEdebiyatı #ModernÖykü #KitapHaberleri #EdebiyatSeverler #OkumaKeyfi

“Yansımalar” Futy Art Gallery’de

Futy Art Gallery, heykel sanatçısı Damla Güdemez’in yeni kişisel sergisi Yansımalar’ı 11 – 29 Haziran 2026 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

Işığın ve İçsel Yansımaların Oyunu

Yansımalar, görünen ile hissedilen arasındaki sınırda izleyiciye sessiz bir davet sunuyor. Bronz, metal, cam ve vitray malzemelerle üretilen eserler; ışıkla kurdukları ilişki sayesinde sürekli değişen bir deneyim alanı yaratıyor. Renkli cam yüzeylerde çoğalan bronz formlar, izleyicinin konumuna göre farklı anlamlar kazanarak kişisel bir keşif yolculuğuna dönüşüyor.

Sanatçının üretimlerinde yansıma yalnızca optik bir olgu değil; hafıza, duygu ve deneyim katmanlarını görünür kılan bir araç. Her yüzey, dış dünyaya olduğu kadar insanın iç dünyasına da açılan yeni bir bakış öneriyor.

Doğadan İlham, Zeytin Ağacının Gücü

İstanbul, Ayvalık ve Assos arasında üretimini sürdüren Güdemez, doğadan ve özellikle zeytin ağacının taşıdığı direnç ve süreklilik fikrinden besleniyor. “Yaşamda hiçbir şey yok olmaz, yalnızca başka biçimlere dönüşür” düşüncesi, sanatçının eserlerinin temel çıkış noktası.

Sanatçı, uzun yıllar heykel sanatçısı Yunus Tonkuş ile çalışmış ve eğitim almış; 2023’te Art212’deki ilk kişisel sergisinden sonra yurt içi ve yurt dışında birçok sergiye katılmıştır. Eserleri son olarak Londra’daki Saatchi Gallery’de izleyiciyle buluşmuştur.

Sergi kapsamında elde edilecek gelirin bir kısmı, başarılı ancak maddi imkânları kısıtlı öğrencilere burs sağlayan ASKEV Ayvalık Sanat Kültür Eğitim Vakfı’na bağışlanacaktır.

📍 Sergi Tarihleri: 11 – 29 Haziran 2026

📍 Adres: Beykoz Acarlar Mahallesi 9. Cadde Acarverde Boulevard, Beykoz / İstanbul

📞 0530 526 97 69 – @futyart.gallery – info@futyart.com

 

#DamlaGüdemez #Yansımalar #FutyArtGallery #ÇağdaşSanat #HeykelSanatı #İstanbulSanat #SanatSergisi #KültürSanat #GurmeSanat #ASKEV #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Hiperrealist “At” Heykeli Sanatseverlerle Buluşuyor

Bozlu Art Mongeri Binası’nın giriş katında yeni yerleştirmesiyle sanatseverlerin beğenisine sunulan Server Demirtaş’ın “At” isimli kinetik heykeli, hiperrealist yaklaşımı ve çarpıcı ölçüleriyle dikkat çekiyor.

Sanatçı, iki yıllık bir çalışmanın ürünü olan bu eserinde yalnızca mekanik kurguyu değil, öznenin ruh halini ve iç dünyasını da yansıtmayı amaçlıyor. Günlük hayattan sahneleri yeniden kurgulayan Demirtaş, yarattığı etkinin sınırlarını zorlayarak izleyiciyi hem gerçekçi hem de mekanik bir deneyime davet ediyor.

Çarpıcı Gerçekçilik ve Mekanik Yapı

Heykelin gövdesindeki ipeksi dokunsal gerçekçilik, bacak kısmındaki mekanik yapı ile kesintiye uğruyor ve izleyiciye eserin altındaki teknolojiyi hatırlatıyor. Bu ikilik, eseri hem hiperrealist hem de mekanik bir başyapıt haline getiriyor.

Anri Sala’dan İlham

Sanatçı, Anri Sala’nın 2003 tarihli “Time After Time” videosundan esinlenerek yarattığı “At” heykelini şöyle anlatıyor: “Bir yol kenarında duran siyah bir at… Sahipsiz, susuz, yemeksiz… Onu sabaha kadar çekiyor. Ben çok etkilendim ama o zamanlar bu teknolojiyi yapacak cesaretim yoktu. Birkaç yıl önce artık o cesareti buldum ve 2-2,5 yıl uğraşıp bitirdim.”

Server Demirtaş’ın “At” heykeli, Bozlu Art Mongeri’nin giriş katında sanatseverlere hem estetik hem de düşünsel bir deneyim sunuyor.

 

#ServerDemirtaş #AtHeykeli #BozluArtMongeri #KinetikHeykel #ÇağdaşSanat #Hiperrealizm #SanatHaberi #İstanbulSanat #Sanatseverler #SanatSergisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Fellini’ye Saygı Duruşu Niteliğinde Roman

Fransız yazar Daniel Pennac, yeni romanı Düşperestin Yasası ile edebiyat ve sinemanın kesiştiği puslu bir rüya coğrafyasına davet ediyor. Can Yayınları etiketiyle Haziran ayında yayımlanan eser, rüyalarını filmlerinin hammaddesi olarak kullanan Federico Fellini’ye ve düşlerin yaratıcı gücüne bir saygı duruşu niteliğinde.

Roman, mizah ile melankoli arasında gidip gelen anlatımıyla gerçek ile rüya arasındaki sınırları bulanıklaştırıyor. Çocukluk çağrışımlarından patlayan bir gece lambasına, ışığın su gibi yayıldığı sahnelere kadar uzanan hikâye; okuru katman katman açılan bir gerçekliğin içine çekiyor.

Pennac, rüyaların özgün mantığını edebiyatın sınırlarını aşan bir üslupla işleyerek, Düşperestin Yasası’nı modern edebiyatın dikkat çekici örneklerinden biri haline getiriyor.

 

 

#DüşperestinYasası #DanielPennac #CanYayınları #YeniRoman #KitapHaberleri #Edebiyat #FedericoFellini #RüyalarınGücü #OkumaKeyfi #FransızEdebiyatı