Yazılar

Ege ‘den yeni şarkı geldi

2025 yılında Best of çıkarmaya hazırlanan Ege’nin albüm için hazırladığı 4. şarkı ‘Bana biraz aşktan söz et’ dijital müzik marketlerde yerini aldı.

Söz ve müziği Taner Çetin pehlivan’a ait şarkının düzenlemesini Erol Temizel klibin yönetmenliğini ise Yavuz Selim Kılınç yaptı.

Şarkının eski versiyonunu bozmadan yenilenmiş sound ile projeyi hazırlayan Ege, bu defa ritmi daha yüksek tutmak adına Balkan nefesli enstrümanlarını kullanmayı tercih etti. Eski dinleyicisini kaybetmemek, yeni dinleyecekleri yakalamak arasında denge kuran şarkı, yumuşak melodik formu ve ritmik soundu ile zirveye göz kırpıyor.

Atiye coşkusu Şile’ye sığmadı

Türk pop müziğinin güçlü ve renkli isimlerinden Atiye, bu yıl 35. Kez düzenlenen Uluslararası Şile Bezi Kültür ve Sanat festivalinde sahne aldı.

Yaz coşkusuna şarkıları ile eşlik eden Atiye, iki saat boyunca dansçılar ve müzisyen arkadaşları ile nefes kesici bir performans sergiledi.

Fırtına gibi esen Atiye, son hiti Dalgana Bak ile coşkulu bir şekilde açılışı yaptıktan sonra, ‘Salla’, ‘Budur’, ‘Ya Habibi’, ‘Mazallah’, ‘Soygun Var’ gibi geniş kitlelere ulaşan şarkılarını söyledi.

Hem dans edip hem de şarkı söyleyerek başarılı performanslara Türkiye’de imza atan ve öncülük eden Atiye’ye, Şile’de binlerce kişi dev koro halinde şarkılarına eşlik etti.

Şıklığı ve güzelliğiyle göz kamaştıran Atiye, festival için özel hazırlattığı kıyafeti için “Eskiyle yeninin bir araya gelişini baştan yaratarak, 1600’lu yıllardan gelen barok stilini daha cüretkar bir şekilde pop ve rock esintisiyle   yeni bir nefes katip, kalıpların ötesine çıktığımız bir stil’ oluşturduğunu dile getirdim

Türk pop müziğinin güçlü ve renkli isimlerinden Atiye, bu yıl 35. Kez düzenlenen Uluslararası Şile Bezi Kültür ve Sanat festivalinde sahne aldı.

Yaz coşkusuna şarkıları ile eşlik eden Atiye, iki saat boyunca dansçılar ve müzisyen arkadaşları ile nefes kesici bir performans sergiledi.

Fırtına gibi esen Atiye, son hiti Dalgana Bak ile coşkulu bir şekilde açılışı yaptıktan sonra, ‘Salla’, ‘Budur’, ‘Ya Habibi’, ‘Mazallah’, ‘Soygun Var’ gibi geniş kitlelere ulaşan şarkılarını söyledi.

Hem dans edip hem de şarkı söyleyerek başarılı performanslara Türkiye’de imza atan ve öncülük eden Atiye’ye, Şile’de binlerce kişi dev koro halinde şarkılarına eşlik etti.

Şıklığı ve güzelliğiyle göz kamaştıran Atiye, festival için özel hazırlattığı kıyafeti için “Eskiyle yeninin bir araya gelişini baştan yaratarak, 1600’lu yıllardan gelen barok stilini daha cüretkar bir şekilde pop ve rock esintisiyle   yeni bir nefes katip, kalıpların ötesine çıktığımız bir stil’ oluşturduğunu dile getirdim

Nazan Öncel ‘Beni Hatırla’ şarkısı için yönetmen koltuğuna oturdu

Pop müziğin divası Nazan Öncel 1992 yılında duş alırken yazmıştım dediği ve 32 yıl sonra tekrar viral olan ve listelere giren “Beni Hatırla” isimli şarkısını kliplendirdi. İstanbul’da klip çektiği şarkı için yönetmen koltuğuna da kendisi oturdu. Çalışmasının her detayıyla en ince ayrıntısına kadar ilgilenen Öncel, klipte giydiği kostümü de kendi dikip tasarladı. Klibin montajını da bizzat yapan sanatçı, klip çekimlerinde bu kez kast ekibi kullanmadı. Yazdığı zamansız şarkılarıyla gönüllerde taht kuran Öncel’in ‘Beni Hatırla’ isimli çalışması önümüzdeki günlerde müzikseverlerle buluşacak.

Aslı Hünel’den yeni single geldi

Aslı Hünel, merakla beklenen yeni şarkısı “Bundan Bahsetsin”i dinleyicileriyle buluşturmaya hazırlanıyor. Şarkının söz ve müziği Özlem Güneykaya’ya aitken, parçanın düzenlemesinde yetenekli müzisyen olan Ceyz imzası yer alıyor.

Aslı Hünel, şarkının klibi için yönetmen Erkan Nas ile iş birliği yaparak kamera karşısına geçti. İstanbul’un en güzel manzarasına sahip helikopter pistinde çekilen klipte sevilen sanatçı Aslı Hünel, Lüblan’lı modacı Fuad Serkiz’in tasarımını giymeyi tercih etti. Aynı zamanda spor tarzıyla da dikkat çeken sanatçı, klipteki yaratıcılığıyla da izleyicileri etkilemeyi başarıyor. Sanatçının klipteki performansı, hayranlarını şaşırtacak ve yeni şarkıya dair heyecanı artıracak.

“Bundan Bahsetsin”, Aslı Hünel’in müzikal yeteneğini ve yenilikçi tarzını bir kez daha gözler önüne serecek. Merakla beklenen parça “Aslı Hünel feat Ceyz ‘Bundan Bahsetsin’”, Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında olacak.

“Payidar” Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılına ithafen

“Payidar” Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılına ithafen

Türkiye’nin öne çıkan müzisyenleri arasında yerini alan flüt sanatçısı Zeynep Keleşoğlu ve piyanist, besteci, orkestra şefi Orçun Orçunsel’in; Sony Classical desteği ve Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanacak olan “Pâyidar” albümü, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılına ithafen adlandırılmıştır.
Necil Kâzım Akses’in 1933’te ve Ekrem Zeki Ün’ün 1971’de besteledikleri Flüt Sonatlarının ilk kez kaydedilişine ek olarak bu albüm; Atatürk’ün ülkemize davet ettiği ve müzik alanında atılımlar gerçekleştiren Paul Hindemith ve Béla Bartók’un eserlerine de yer vererek, müzik devrimine adeta saygı duruşunda bulunuyor.

Tuğçe Duman yaza özel şarkısı “İnşallah”

Tuğçe Duman, profesyonel müzik kariyerine enerjik ve neşeli bir şarkı ile devam ediyor…

İkinci single’ı “İnşallah” ile müzikseverlerle buluşan Tuğçe Duman, şarkısında hem söz yazarı hem de sanatçı olarak imzasını taşıyor. Şarkının müzikal düzenlemesini Cem Dikici üstlenirken, Rev6’nın katkılarıyla şarkının enerjisi daha da yükseldi…

Derya Bedavacı’dan yeni şarkı “Boyu Boyuma”

Derya Bedavacı’dan yeni şarkı “Boyu Boyuma”

Derya Bedavacı, yoğun konser programı ve albüm hazırlıklarının yanı sıra arka arkaya yeni parçalarını da müzikseverlerin beğenisine sunmaya devam ediyor.

Sanatçı, yeni çalışması “Boyu Boyuma”yı dinleyicilerle buluşturmaya hazırlanırken şarkının söz ve müziği Derya Bedavacı’ya ait olup, aranjörlüğünü ise Caner Tepecik üstleniyor. Etkileyici sesi ve güçlü kalemiyle tanınan Bedavacı’nın “Boyu Boyuma” adlı yeni parçası, 9 Ağustos’ta Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda dinleyicilerle buluşacak.

Daha önce “Damar Aşımı” adlı albümünden “Dönebilsem” ve “Alışırım” gibi iki başarılı parçayı ve son teklisi “Körkütük”ü müzikseverlerle paylaşan Bedavacı, bu eserlerle büyük takdir toplamayı başarmıştı.

Petlas off-road lastiğinde dikkat edilmesi gerekenler

Off-road sürüşü, zorlu arazi koşullarında araç performansını en üst düzeye çıkarmak için özel bir hazırlık gerektiriyor. Bu nedenle, kaygan, engebeli ve bozuk zeminlerde yol tutuşu, güvenlik ve sürüş konforunu sağlayan bir lastik tercih etmek büyük bir önem taşıyor. Off-road yaparken standart lastiklere göre daha dayanıklı ve işlevsel olan lastiklerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Petlas Pazarlama Müdürü Esra Ertuğrul Boran, doğru lastik tercihinde dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

“Highway Tires ve All Terrain lastikler off-road sürüşlerince üstün performans sağlıyor”

İster kamp ister tatil yolculuğu olsun her tür yol dışı sürüşte güvenliği sağlamak için ilk adımın, arazi aracına uygun lastik seçimi olduğunu belirten Petlas Pazarlama Müdürü Esra Ertuğrul Boran, “Off-road lastikleri seçiminde Highway Tires (H/T) tipi lastikler, adından da anlaşılacağı üzere otoyol lastikleri olarak bilinse de, arazi araçlarında da yaygın olarak tercih edilebiliyor. Bu lastikler, güçlendirilmiş kargas yapısı ve artırılmış yük taşıma kapasitesi sayesinde özellikle 4×2 SUV araçlarında kullanılabilir. All Terrain (A/T) tipi lastikleri ise hem asfalt hem de arazi koşullarında başarılı performans gösteren lastiklerin başında geliyor. Hamur ve desen yapıları sayesinde asfalt sürüşlerinde yüksek performans sağlarken, kuru toprak, ıslak toprak, kum, çamur ve kar gibi zorlu yüzeylerde de ortalamanın üzerinde bir başarı sergilediği için bu lastiklerde off-road sürüşlerinde tercih edilebilir. Petlas olarak Ar-Ge merkezimizde tasarladığımız A/T ve M/T lastikleri, off-road tutkunlarına özel olarak geliştiriliyor. Her tür yol koşulunda üstün çekiş, uzun ömürlü kullanım ve dayanıklılığı bir arada sunan Petlas off-road lastikleri, yağmur, çamur, kar demeden her an konforlu bir sürüş deneyimi yaşamanız için ekstra dayanım ve güç sağlıyor” diye konuştu.

Lastik seçiminin yanı sıra sürüş esnasında hız ve frenleme büyük bir önem taşıyor

Off-road sürüşü öncesi ve sonrası için dikkat edilmesi noktaları da anlatan Boran, şu ifadeleri kullandı: “Off-road sürüşünde lastik seçiminin yanı sıra, hızı kontrol altında tutmak, ani manevralardan kaçınmak ve yol koşullarına uygun bir hızda seyahat etmek büyük önem taşıyor. Arazi şartlarında yol durumunu sürekli göz önünde bulundurmak ve büyük kaya, taş gibi engellerden kaçınmak gerekiyor. Sivri cisimlerin üzerinden geçerken dikkatli olmak ve lastiklerin ani hareket etmesini engellemek, kayma riskini minimize etmek için sert frenlemelerden kaçınmak sürüşlerde hayati bir rol oynuyor. Bunun yanı sıra, lastik basıncının da düzenli olarak kontrol edilmesi de lastiğin yola tutunmasını sağlamak açısından oldukça önemli”

Güvenlik önlemlerine de dikkat çeken Boran, “Off-road sürüşlerde çamur veya suya saplanma olasılığı yüksek olduğundan, araçta çeki halatı, reflektör gibi ekipmanların bulundurulmasına özen göstermek gerekiyor. Ayrıca, daha zorlu şartlarda sürüş yapıyorsanız, araç önünde vinç sistemlerinin çalışır durumda olmasına da dikkat edilmeli.” ifadelerini kullandı.

İsmail YK’dan yine çok konuşulacak bir şarkı ‘Bekar Bekar Gezerim’

Yaptığı şarkılarla adından sıkça söz ettiren İsmail YK,söz ve müziği kendisine ait olan  ‘Bekar Bekar Gezerim’ isimli yeni çalışmasını Musicom Prodüksiyon etiketiyle tüm dijital platformlardan yayınladı. Yapımcılığını Harun Savaş Aksoylu ve Fatih Aksoylu kardeşlerin üstlendiği şarkının tüm aşamalarında imzası bulunan İsmail YK, çalışmasını Sakarya Akyazı’da   kalabalık bir cast ekibiyle kliplendirdi. Zaman zaman yaptığı röportajlar ve katıldığı programlarda ne zaman evleneceksin sorularına maruz kalan YK, bu şarkısıyla birlikte bir nevi bu sorulara da yanıt vermiş oldu.

Begonvil Bodrum’a nasıl geldi

Herkesin ismini duyduğu ama kim olduğunu bilmediği Halikarnas Balıkçısı (karısıyla ilişkisi olduğunu anladığında babasını vuran adam)

Bir Bodrum Masalı…

Siyaseti hayat sanan bir dostumla bir akşam üzeri Bodrum’da denize karşı oturmuş hepimizin her gün konuştuğu mevzular laflıyoruz.

Baktım bu sıkıcı konuşma uzayacak, “çalışmadığı bir yerden sorayım da lafın güzergâhı değişsin bari” dedim; arkamızda sıra halinde duran palmiyeleri göstererek, “Bu palmiyeleri buraya kim getirdi biliyor musun?” diye sordum.

“Bilmem. Burada yetişmişler herhalde” diye cevap verdi.

“Hayır,” dedim. “Burada yetişmediler, sonradan birisi getirdi onları buraya. Halikarnas Balıkçısı adını duydun mu?”

“Duydum galiba” dedi.

“İşte o getirdi. Ha sadece palmiyeleri değil, gelin çiçeği olarak bildiğimiz kalaları, begonvilleri, mimozaları da o getirdi, tam 45 değişik bitki türünü de. Mimozaların gelişinin en az kendileri kadar güzel bir de hikâyesi var.

Prosper Mérimée’nin ‘Carmen’ novellasını Türkçe’ye çevirirken, esmer İspanyol kızlarının saçlarına küçük mimoza demetleri taktığını okur ve ‘Neden benim Bodrumlu esmer kızlarım da saçlarına mimoza demetleri takmasınlar’ diye düşünür. Paris’ten mimoza tohumları getirtir, onları Bodrum sokaklarına, bulabildiği her yere, rastgele eker. Bir süre sonra her yeri mimoza sarar. Bir gün, bir düğün alayında Bodrumlu kızların saçlarına mimozalar taktığını görünce de sevincinden havalara uçar.”

“Botanikçi miydi ?” diye sordu dostum.

“Hayır, yazardı. Hem greyfurt tohumunu da ilk o getirdi memleketimize, böylece bu muhteşem meyveyle onun sayesinde tanışmış olduk.”

“Ondan önce greyfurtu bilmiyor muyduk yani ?”

“Bilmiyorduk !”

Lafın burasında arkadaşımın merakı arttı: “Peki yolu nasıl düşmüş Bodrum’a bu Balıkçı’nın ?”

“İstiklal Mahkemeleri’nin hem Bodrum’a, hem de Türk edebiyatına hediyesidir Halikarnas Balıkçısı. İlginç bir hikâyesi var, anlatayım sana” dedim.

Buraya yakın bir yerde, Girit’te 1886’da doğmuş, Cevat Şakir Kabaağaçlı, namı diğer Halikarnas Balıkçısı. Şakir Paşa’nın oğludur. Atina sefiri, validir aynı zamanda babası…

Çocukluğu Yunanistan’da geçmiş. Oxford’da okumuş. Orada güzel bir İtalyan kadınla tanışmış, adı Agnezi… Sonra Agnezi’yi almış memlekete gelmiş. Afyon’da büyük bir çiftlik evine… Şakir Paşa evin her yerine birer silah saklarmış..Her an, her yerden bir düşman çıkabilir diye.

Bu arada Agnezi’yle Şakir Paşa’nın memnu aşkı çoktan dedikodu olmuş düşmüş elin diline. Çiftlik evinde bir gece vakti Cevat Şakir, babasına çıkışmış ‘O senin gelinin’ demiş, ‘utanmıyor musun ?’ Babası ilişkiyi inkâr etmiş.Tartışma büyüyünce her birisi bir silaha davranmış, iki silah aynı anda patlamış, oğlun silahından çıkan mermi babayı bulmuş.

(Selçuk Altun’un verdiği bilgiye göre, Agnezi’den Muttara adında bir kızı var, Cevat Şakir’in… Kızıyla birlikte İtalya’ya giden Agnezi, ona babasından bahsetmeyi yasaklamış. Muttara’nın da Çinzia adında bir kızı olmuş sonra, onun bahsettiğine göre anneannesi Agnezi, ölünceye kadar kayınpederi Şakir Paşa ile Büyükada’da çekilmiş bir fotoğrafı yatağının başından hiç eksik etmemiş.)

BABA KATLİNE 15 YIL KÜREK CEZASI

Baba katili Cevat Şakir, çıkarıldığı mahkemede 15 yıl kürek cezasına çarptırılmış. Cezasının yedinci yılında ince hastalığa yakalanmış, serbest kalmış.

Tekmil hikâyesini anlattığı hatıratından babasıyla arasında geçenlerden hiç bahsetmez. O bir sırdır, kimseye anlatmaz.Yıllar sonra Bodrum’dayken, uzaktan mektuplaştığı ve evliyken tutkulu bir aşk yaşadığı Azra Erhat’a itiraf eder 19 Aralık 1958 tarihli mektubunda

“Babamı öldürdükten sonra kendime olan güvenimi kaybettim, . Kendimi o gün bugün yalan sanıyorum.”

Cumhuriyet yeni kurulmuş, Üsküdar’da bir evde yaşıyor, tam bir tutunamayandır Cevat Şakir. Zekeriya Sertel’in Resimli Hafta Dergisi’ne yazılar yazıyor, kitap kapakları yapıyor, bir yandan da tercümeler kazandırıyor Türk edebiyatına. Ne de olsa yedi dil biliyor.

İstiklal Mahkemeleri kurulmuş, zira askere giden her nefer, üstüne urbayı geçirdikten sonra firar ediyor.Öyle ki Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak,Mustafa Kemal’e gidip dert yanmış, “Paşam, leşkeri değil de milleti giydiriyoruz, bu işe bir çare” demiş , kimsenin sırtında libas yok, askeri kıyafetleri giyen evin yolunu tutuyor. O yüzden kurulan İstiklal Mahkemeleri, firariler için kolayca idam cezası veriyor.

Cevat Şakir de, o günlerde “Hapishanede idama mahkûm olanlar bile bile asılmağa nasıl gider ?” diye bir hikâye yazıp göndermiş dergiye. Tam o sırada Şeyh Sait isyanı patlak vermiş.

‘SON DEFA İSTANBUL’A BAK, BİR DAHA GÖREMEYECEĞİZ’

Ardından Şark İstiklal Mahkemeleri kurulmuş ve Ankara’da “Üç Aliler Divanı” çalışmaya başlamış.

Yazdığı hikâyeyle “halkı isyana teşvikten” dolayı “Üç Aliler Divanı”na çıkarılmak üzere trenle yola çıktıklarında Zekeriya Bey’le, Kartal’da, “Son defa İstanbul’a bak, bir daha görmeyeceğiz” demiş Cevat Şakir arkadaşına.

Mahkemede Kel Ali ikisinin de idamını istemiş, Kılıç Ali karşı çıkmış, üçer yıllık kalebentlik cezasını uygun görmüşler iki yazara, Zekeriya Bey’in payına Sinop, Cevat Şakir’in de Bodrum düşmüş.

‘ÖLÜP NURDA YATACAĞIMA BODRUM’DA NURDA YAŞARIM’

Ankara’dan İzmir’e trenle iki er nezaretinde kolayca ulaşmış. O zamanlar Bodrum’a sadece denizden gidiliyor, karayolu henüz yok. Ama onu deniz yoluyla götürmüyorlar, ne de olsa o siyasi bir suçlu, “Denize atlar, Yunanistan’a kaçar, nemize gerek” diye karayoluyla gönderiyorlar. Aylar sonra Milas’a ulaşmış. Milas’tan da “Başka yerde ölüp nur içinde yatacağıma, burada nur içinde yaşarım” dediği Bodrum’a kadar yürümüş.

Şansına iyi kalpli bir kaymakam çıkmış. Kaleye kapatmamış onu, çarşının içinde aylık kirası 25 kuruşa şirin bir Bodrum evinde cezasını çekmesine izin vermiş.

Ve o saat cennete düştüğünü anlamış.

Baştan ayağa Bodrum mavisine bulanmış ! Yazı yazmış, koyları keşfetmiş, bitkilerle ilgilenmiş, balıkçılık yapmış, bir kayık almış bazen günlerce maviliklerde kaybolmuş. Bir süre sonra “denizde balık adam, karada ağaç adam” olmuş çıkmış. Bitkilerle ilgili kitaplar bulmuş, okumuş, araştırmış, Avrupa’da bu işle ilgilenenlerle yazışmış, tohumlar istemiş, fidan bulmuş hepsini Bodrum’un her yerine ekmiş, dikmiş, sonra da ora ahalisiyle birlikte onlara gözü gibi bakmış. Bu sırada devlet, cezasının kalan kısmını İstanbul’da tamamlamasına karar vermiş. Gözü arkada kala kala İstanbul’a gitmiş, cezası bitince koşa koşa tekrar Bodrum’a gelmiş. Burada yeniden evlenmiş, belediyeye bahçıvan olarak girmiş, çocukları olmuş, onların eğitimi derken Bodrum’u bırakıp İzmir’e yerleşmiş mecburiyetten. İzmir’de de turist rehberliği işini ilk olarak o keşfetmiş. O yüzden bir diğer adı “pir-i rehberan”dır. 1945 yılında hemen hemen bütün ünlü yazar ve şair arkadaşlarına bir mektup yazmış ve belirlediği tarihte hepsinin İzmir’de olmalarını istemiş. Gelirlerse eğer onları deniz yoluyla cennete götürecek!

İZMİR’DEN MAVİ YOLCULUK

Çağrısına Sabahattin Eyüboğlu, Bedri Rahmi, Erol Güney, Sabahattin Ali, Samim Kocagöz, Fuat Erol Keskinoğlu ve Necati Cumalı cevap vermiş, aynı günde İzmir’de buluşmuşlar. Bir tekneye ekmek, peynir, su, İstanköy peksimeti, tütün ve çokça rakı alarak açılmışlar Ege Denizi’ne. Gazete okunmayacak, radyo dinlenmeyecek, mecbur olmadıkça karaya çıkılmayacak, bütün dünyayla ilişki kesilecek ve o zamana kadar hiçbirisinin gitmediği Bodrum denilen mavi cennette kaybolacaklar. Öyle de olmuş.

Sonra aynı tarihte her sene bu gezileri tekrarlamışlar. Daha sonra geziye katılan Azra Erhat, bu yolculuğu anlatan kitabına ‘Mavi Yolculuk’) adını koyunca, o gün bugün Ege ve Akdeniz’de çıkılan ve günlerce denizde kalınan seyahatlerin adı ‘mavi yolculuk’ olarak kalmış.”

(Alıntı)

HALİKARNAS  BALIKÇISI

Cevat ŞAKİR