Yazılar

İnfertilite ve böbrek kaybına neden olabilir!

İnfertilite ve böbrek kaybına neden olabilir!

Endometriozis, halk arasındaki yaygın ismiyle ‘çikolata kisti’ normalde rahmin içini kaplayan endometrium dokusuna benzer dokuların rahim dışında büyümesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık. Ülkemizde üreme çağındaki yaklaşık 2 milyon kadın, bir başka deyişle her 10 kadından biri, endometriozis ile mücadele ediyor. Endometriozis bazı hastalarda hiçbir belirti vermezken, bazılarında ise karın ile kasık ağrısı ve bağırsak problemleri gibi pek çok hastalıkta görülebilen belirtilerle gelişebiliyor. Ayrıca ağrılı adetin olağan bir durum olarak düşünülmesi nedeniyle hekime başvurulmakta gecikilebiliyor. Bu etkenler nedeniyle endometriozise tanı konulması 6-7 yıl gibi uzun bir süreyi alabiliyor. Teşhis ve tedavideki gecikme ise tablonun daha da ciddileşmesine neden olabiliyor. Örneğin infertilite ve böbrek kaybıyla sonuçlanması gibi! Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, bu nedenle erken teşhis ve tedavinin endometriozis hastalığında büyük bir önem taşıdığına dikkat çekerek, “Tanı ve tedavideki gecikmeyi önlemek için öncelikle hastalığın sinyalleri iyi tanınmalı ve zamanında hekime başvurulmalıdır. Özellikle ağrılı adet görme, ağrılı cinsel ilişki ve adet döneminde ağrılı dışkılama varsa, akla mutlaka endometriozis gelmelidir.” diyor.

Prof. Dr. Taner Usta

Nedeni henüz bilinmiyor

Endometriozis hastalığının oluşum sebebi hala bilinmemekle birlikte pek çok teori öne sürülüyor. Üreme çağındaki kadınlarda rahim her ay hamilelik için hazırlanıyor ve rahmin iç tabakası kalınlaşarak embriyonun yerleşmesi için hazır hale geliyor. Hamilelik oluşmazsa bu tabaka adet kanamasıyla birlikte vücuttan atılıyor. En çok kabul gören teoriye göre; bazı durumlarda adet sırasında endometrial doku (rahmin en iç tabakasındaki bebeğin hamilelikte yerleştiği zar) peritoneal boşluğa, yani karın boşluğuna geri akıyor. Endometriozis en sık yumurtalıklar, tüpler ve rahim üzerinde oluşuyor. Nadiren de olsa bağırsaklar, mesane, eski ameliyat yeri, tırnak, meme, diyafram, göz ve burun gibi pelvik dışındaki bölgelere de yerleşebiliyor. Endometriozis lezyonlarının yol açtığı bu kistlere ‘çikolata kistleri’ deniyor.

Özellikle 3 belirtisi çok önemli!

Endometriozisin en sık görülen belirtisi, adet döngülerinde artan pelvik ağrıları oluyor. Kadınlarda adet kanaması sürecinde endometrium dokusunda da kanama meydana geldiği için adet ağrısı çok daha şiddetli bir seyir izleyebiliyor. Ayrıca normalden daha ağrılı kramplar gelişebiliyor. Adet döngüsünün uzadığı durumlarda bel ve karın ağrısı da oluşabiliyor. Cinsel ilişki sırasında ve sonrasında gelişen ağrı ile adet dönemi boyunca ağrılı dışkı olması da endometriozisin diğer iki önemli belirtilerinden. Adet döneminde aşırı miktarda kanamanın yanı sıra nadiren de olsa adet döneminde yorgunluk, ishal, kabızlık, şişkinlik ya da aşırı bulantı gibi semptomlar da görülebiliyor.

Tanı için hastanın detaylı öyküsü şart

Endometriozis tanısında en önemli aşamayı hastanın detaylı alınan öyküsü oluşturuyor. Normal bir pelvik muayene, kist ya da skar dokusunu kolaylıkla belirleyebilse de çikolata kisti teşhisinde yeterli olmayabiliyor. Tam teşhis için sıklıkla ultrason, ihtiyaç halinde de Magnetik Rezonans gibi görüntüleme teknolojilerinden yararlanılıyor. Ultrason genellikle tanıda yeterli geliyor. Ultrason ile hastalığın ne durumda olduğu, ne kadar yaygın olduğu, komşu organlarda tutulum olup olmadığı tespit edilebiliyor.

Ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir

Endometriozisin zamanında teşhis ve tedavi edilmemesi durumunda ciddi sağlık sorunları gelişebiliyor. Geç teşhis edildiğinde yumurtalıkların fonksiyonelliği ve yumurta rezervleri (yumurta sayısı) olumsuz etkilenebiliyor ve bunun sonucunda infertilite (kısırlık) oluşabiliyor. Öyle ki çocuk sahibi olmakta güçlük çeken kadınların yaklaşık yüzde 40’ında endometriozis tespit ediliyor. Prof. Dr. Taner Usta, “Erken teşhis ve tedavi edildiğinde ise endometriozis sorunu yaşayan pek çok kadın çocuk sahibi olmayı başarabiliyor” diyor. Endometriozisin yol açtığı bir başka önemli sağlık problemi ise böbrek kaybı! Çünkü iyi huylu ama kötü seyirli olabilen çikolata kisti, idrar yollarına giden borucuğu daraltarak sessiz böbrek kaybına neden olabiliyor. Bunların yanı sıra derin endometriozisin bağırsağı tıkaması sonucu bağırsak tıkanıklığı tablosu gelişebiliyor. Ayrıca yapılan çalışmalar endometriotik dokuların zamanla kansere dönüşebileceğini de ortaya koyuyor. Hastalık ilerlemesine rağmen tedavi edilmezse cerrahi operasyonla yumurtalıkların ve rahmin alınması noktasına da gelinebiliyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta

Tedavi edilebilen bir hastalık

Endometriozis günümüzde tedavi edilebilen bir hastalık. Tedavisinde bazı durumlarda ilaç kullanımı yeterli olurken, bazen cerrahi tedavi gerekebiliyor. Hastalığın evresi, ağrının şiddeti, semptomlar ve hastanın çocuk isteği gibi etkenler tedavinin yaklaşımını belirliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, cerrahi yöntemin genellikle yumurtalık ve rahim gibi pelvik organlarında anatomik bir sorun oluştuğunda ya da idrar yolları veya bağırsaklar tıkandığında tercih edildiğine işaret ederek, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Endometriozis cerrahisi tüm dünyada kapalı şekilde yapılıyor. Çoğunlukla yumurtalık dokusu ile rahmin korunduğu, yani sadece endometriotik dokuların vücuttan çıkarıldığı koruyucu yöntem tercih ediliyor. Çocuk sahibi olmak istemeyen veya tekrarlayan endometriozis cerrahisi geçiren daha ileri yaşlardaki hastalarda ise rahmin alınması ameliyatı olan histerektomi, özellikle dokuların rahimde tutunduğu hastalarda yapılabiliyor. Bazı durumlarda yumurtalıkların alınması gerekebiliyor. Cerrahi tedavide edinilen tecrübeler ve yaşanan gelişmeler sayesinde çikolata kistlerinin ameliyat sonrasında tekrar etme riski günümüzde deneyimli merkezlerde oldukça düşük oranda seyrediyor.”

Depremin kahramanı madenciler oldu

Depremin kahramanı madenciler oldu

IPSOS ANTİKRİZ MONİTÖRÜ verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde;

Depremlerin ardından başlayan arama-kurtarma-destek çalışmalarının performansının nasıl değerlendirildiği, Kızılay’ın çadır satışı, bu olayın detaylarına toplum ne kadar hakim, Kızılay’ın ticari aktivite yapmasının nasıl değerlendirildiği, afet sürecinde Kızılay yönetiminin nasıl değerlendirildiği, bugüne kadar Kızılay’a bağışta bulunanlar, bugünden sonra bağış veya itibar konusunda bireylerin ifade, tutum ve davranışlarına yer verilmiştir.

TOPLUMDA HER İKİ KİŞİDEN BİRİ DE KIZILAY YÖNETİMİNİN BAŞARISIZ OLDUĞU GÖRÜŞÜNDE….  Türkiye’nin ilk yardım kuruluşlarından biri olan Kızılay, web sitesinde kendini; “tüzel kişiliğe sahip, özel hukuk hükümlerine tâbi, kâr amacı gütmeyen, yardım ve hizmetleri karşılıksız olan ve kamu yararına çalışan bir gönüllü sosyal hizmet kuruluşu” olarak tanımlamakta ve Uluslararası Kızılay-Kızılhaç Topluluğunun temel ilkelerini paylaşmaktadır. Bunlar; insanlık, ayrım gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, hayır kurumu niteliği, birlik ve evrensellik ilkeleridir. Kar amacı gütmemek bu büyük güven duyulan kuruluşun en önemli kurumsal itibarının da temelidir.

Ipsos Türkiye

MADENCİLER KAHRAMAN… Toplumdaki bireylerin, grupların, kurum ve kuruluşların etkileşim ve iş birliği içerisinde olması özellikle can kayıplarının yaşandığı afet gibi zor dönemlerde öne çıkan en önemli sosyal ihtiyaçlardan biri oluyor.  Türkiye’de depremlerin oluşturduğu travmalar bireysel ve toplumsal açıdan değişimi beraberinde getirmiş, gündelik hayatta deprem gerçeğiyle yüzleşme yaşanmasına sebebiyet veriyor… Büyük afet sonrası bir çok kuruluşun arama kurtarma çalışmalarındaki, desteklerindeki performansları benzer seviyede değerlendirilirken madenciler ülkemizin kaharamanı olarak ilk sırada görünmektedir. Dünya ülkelerinden gelen yardım ekipleri ikinci sırada en başarılı bulunan olurken, üçüncü sırada sivil toplum kuruluşu Ahbap yer alıyor. Özellikle Kızılay ve AFAD’a yönelik olumlu değerlendirmelerin oldukça gerilediği görülüyor.

HER 10 KİŞİDEN 8’i KIZILAY’IN ÇADIR SATIŞI YAPTIĞI KONUSUNDA HABERDAR. Bu kişilerin %67’si de olayın detaylarına kısmen de olsa hakim olduğunu belirtiyor. Toplamda her 2 kişiden birinin bu konuya hakim olduğu görülüyor (%56)

 Ipsos Türkiye

KIZILAY’A TEPKİLER BUNDAN SONRAKİ YARDIM ETME NİYETİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR. Bugüne kadar her 10 kişiden 6’sı bir şekilde yardımda ya da bağışta bulunduğunu belirtirken, bundan sonra yardımda bulunurum diyenlerin oranı yarı yarıya azalmış durumda. Ipsos Türkiye

 Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  “ Toplumda hâkim olan duyguları araştırırken uzun zamandır olumlu ifadeler ile karşılaşamıyoruz. Son yıllarda gündemi belirleyen pandemi, enflasyon, savaş gibi gelişmelere baktığımızda bu tespit çok da tuhaf değil maalesef. 6 Şubat ve sonrasında gerçekleşen deprem felaketlerinin ardından yaptığımız araştırmalarda bu olumsuz duyguların çok daha yükseldiğini gördük. Yorgun, endişeli, üzgün, öfkeli hissedenler zaten çoktular, depremlerden sonra bu şekilde hissedenlerin oranı daha da arttı, 1.5 katına kadar çıktı. Birçok olumuz ifade içinde yaygınlığı ciddi anlamda gerileyen tek bir ifade dikkatimizi çekti; yalnızlık. Yalnız hissedenlerin oranı depremlerden sonraki hafta içinde üçte bir oranında gerilemişti. Ben bunu tek bir şeye bağladım, o günlerde tüm halk olarak hatta tüm Dünya olarak gösterdiğimiz büyük “dayanışmaya”. Ülkenin her yanından, Dünya’nın her yanından insanlar deprem bölgesine destek eli uzatmak için büyük bir yarış içine girdiler. İnsanlığın böyle büyük bir felaket karşısında politik-tarihi ayrışmalardan sıyrılıp nasıl tek vücut olabildiğini gördük.

Bu dönemde doğal olarak deprem bölgesinde araştırma yapamadık, ancak diğer şehirleri kapsayan araştırmalarımızda vatandaşlar arasında arama-kurtarma-destek çalışmalarını başarılı bulanlar daha fazla olduğunu saptadık. Bu olumlu tabloyu yaratan önde gelen unsurlar hangileridir diye baktığımızda madencileri, diğer ülkelerden gelen ekipleri, AHBAP başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarını ve belediyeleri gördük. 20-23 Şubat ve 1-3 Mart tarihlerinde iki kez tekrar ettiğimiz araştırmada ikisi hariç tüm aktörlerin takdir toplamaya devam ettiğini tespit ediyoruz, performans değerlendirmesi gerileyen iki kurum var AFAD ve Kızılay. AFAD gerilemeye rağmen hala olumlu pozisyonunu korurken, Kızılay’a dair değerlendirme olumludan olumsuza savrulmuş durumda. O günlerde gündeme gelen çadır satışı konusu toplum tarafından büyük bir dikkat ile takip edildi. Her on kişiden sekizi haberi duymuş, haberi duyanların üçte ikisi konuya kısmen veya detaylı şekilde hâkim olduğunu ifade ediyor.

Ipsos Türkiye

Kızılay’ın depremi takip eden günlerde çadır satışı yapmış olması halkın hassasiyetle takip ettiği bir meseleye dönüşmüş. Kızılay’ın ticari aktivite yapıyor olması depremden bağımsız olarak da tasvip görmüyor, her on kişiden yedisi buna karşı olduğunu belirtiyor. Bunun sonucu olarak da her üç kişiden ikisi Kızılay’ın karşılaştığımız afet sürecindeki yönetimini başarısız buluyor.

Bu değerlendirmeleri yapan insanların çoğu Kızılay’dan uzak insanlar değiller. Her üç kişiden ikisi bugüne kadar Kızılay’a bir biçimde bağışta bulunmuş, destek vermiş, mesela her on kişiden dördü geçmişte kan bağışı yapmış. Bu, Kızılay’ın toplum nazarında konumlandığı yeri bize anlatan çok önemli bir tablo. Çadır satışı haberlerinden sonra gelinen noktada bu yaklaşım tam terse dönmüş halde. Her üç kişiden ikisi bugünden sonra artık Kızılay’a bağış yapmayı düşünmüyor. İlkokul yıllarında Kızılay bağış zarfları ile büyümüş, Kızılay kolu olmuş bir nesin üyesi olarak benim için de çok acı bir resim. Bazen şapkayı önünüze koyup düşünmeniz gerekir, işte bu da o anlardan biri. 155 yıllık köklü kuruluş Kızılay, Hilâl-i Ahmer, bundan sonra toplumun gözündeki yerini yeniden kazanabilmek için kurumsal olarak ne yapmalı, neleri değiştirmeli?

Sonsuza kadar koşun

Sonsuza kadar koşun

PUMA, koşu serisinin en yeni modeli ForeverRun Nitro’yu koşu severlerle buluşturuyor!

ForeverRun Nitro koşu ayakkabıları her seviyede koşucu ve koşmayı seven herkes için adeta yeni bir dönem başlatıyor. Uzun yürüyüşler ve koşular için yüreklendiren ForeverRun Nitro, günlük spor hayatını daha da keyifli kılıyor.

Daha uzun mesafeler için uygun hizalamayı ve artan stabiliteyi destekleyen, ayağı dengede ve merkezde tutan Runguide Teknolojisi kullanılarak tasarlanan ForeverRun Nitro, hem hafif hem de üstün tepki ve yastıklama sunan gelişmiş nitrojen enjeksiyonlu köpük ile zahmetsizce koşmayı garanti ediyor.

Zorlu koşu ve yürüyüş alanlarında denenerek hazırlanan model, çeşitli testlerden geçerek de koşucular tarafından onaylandı. PUMA’nın bugüne kadar ki en uzun testlerinden olan 196 koşucu ile toplamda 47.000 km’nin üzerinde bir deneme yapıldı. Yapılan testlerde koşucu yorumlarına göre; ayağı daha dengede tutmaya, ayağın içe doğru dönme hızını azaltmaya yardımcı olduğu belirtilirken çift yoğunluklu Nitro köpük orta tabanı sayesinde ise koşucuların dengede, hızlı bir koşu deneyimini daha yumuşak bir tabanda yaşadıkları ortaya çıktı.

Suya dayanıklı maskara

Suya dayanıklı maskara
M.A.CStack Maskara yeni özelliği ile artık suya dayanıklı formüle sahip! Suya dayanıklı olmasının yanı sıra ayırma, kaldırma ve kıvırma gücüyle kirpikleri üst seviyeye ulaştıran ve en dramatik, en derin boyutu sağlayan bu maskara, hafif formülü ile topaklanma ve bulaşma olmadan, kirpiklerinize etkileyici bir görünüm kazandırır.
Aynı zamanda M.A.CStack WaterProof Maskara eşsiz formülüyle uzun süre dayanıklılık sağlar.

GIZIA ile doğaya yolculuk

GIZIA ile doğaya yolculuk

Doğanın en canlı tonlarında hayat bulan modern ve zamansız siluetler, 2023 İlkbahar Yaz koleksiyonuyla, yenilenen GIZIA kadınına zarafet dolu bir şıklığın anahtarını sunuyor.

Modern, renkli ve feminen bir stilin kapılarını aralayan 450 parçalık ilkbahar yaz koleksiyonu, ilhamını doğadan alıyor.

Baharın toprakta uyanışı ile tomurcuklanan çiçeklerin desenlere yansımasını betimleyen koleksiyon, gün doğumunun ve batışının renk paletiyle ve yazın sıcak esintilerini hissettiren etnik dokularla tamamlanıyor. Koton, keten, şifon, krep, organze, dantel ve denim kumaşların tercih edildiği tasarımlar, yeşil, mavi, açık sarı tonları yanı sıra minik çiçek desenleri ve etnik dokunuşlarla sofistike bir stil sunuyor. Fırfır detaylı uçuşan elbiseler, dantel görünümlü etek ve bluzlar, yazdan rol çalan cesur renk paletinde takım elbiseler, farklı stillere imkan sağlayan gömlekler, şehrin stil sahibi görünümlerini tanımlarken, kontrasttan beslenen bir dünyada yeni Gizia kadınını tarif ediyor.  Özel kesimlerde hayat bulan denim pantolon ve ceketler, tulumlar, şortlar şehirli kadının ritmine ayak uydururken, hafta sonu ve tatillerin gözde parçalarını da oluşturuyor.

Jennifer Lopez marka elçisi oldu

Jennifer Lopez marka elçisi oldu

Jennifer Lopez ünlü İtalyan iç giyim markası Intimissimi’nin marka elçisi oldu.

Jennifer Lopez’in yer aldığı kampanya, feminenliği kutlarken, kadınların sosyal hayatta edinilen tüm rollerde kendilerine güvenmeleri ve değerli hissedecekleri güce hitap ediyor.

Günümüzde her kadın, çok çalışmak ve hayallerin peşinden gitmek için her bir insana ilham veren bilgili ve başarılı bir rol model. Bu mesaj ile Lopez, markaya güçlü ve modern bir seksilik katma ve markanın temel değerlerini yansıtma yolunda Intimissimi’nin en gözde marka elçisi.

Kiğılı’da sezon finali

Kiğılı’da sezon finali

Kiğılı, Sonbahar/Kış koleksiyonunun özel fırsatlarla dolu sezon finaline sizleri davet ediyor.

Kiğılı’nın şıklığından ödün vermeyen erkeklere yönelik tasarladığı mont, kaban, triko ve gömlek modelleriyle ilkbaharın serin havaları için kusursuz bir görünüm sunuyor. Stilinizi tamamlamanız için Kiğılı’nın Sonbahar/Kış koleksiyonunda üç ve üzeri alımlarda üyelere özel; gömlekler 249 TL’den trikolar 279 TL’den pantolonlar 379 TL’den montlar ise 699 TL’den ve ceketler 999 TL’den başlayan fiyatlarla sizleri bekliyor. Kiğılı’nın avantajlı fiyatlar ve rafine şıklık sunan koleksiyonuyla bahar geçişinde tüm gözler üzerinizde olsun.

Geleneksel Ramazan lezzetleri Swissôtel The Bosphorus, Istanbul’da

Geleneksel Ramazan lezzetleri Swissôtel The Bosphorus, Istanbul’da

Geleneksel Ramazan lezzetlerle iftar yapmak istiyorsanız doğru adres: Swissôtel The Bosphorus, Istanbul

Swissôtel Sabrosa Restaurant’ta haftanın her günü açık büfe olarak sunulan iftar menüsünde Ali Nazik kebabından, kuzu tandır ve tepsi mantıya; tatlı büfesinde öne çıkan baklava çeşitlerinden sorbelere lezzetli büfelerinin sunulduğu menüde sınırsız meşrubat seçeneği de bulunuyor.

Swissôtel Sabrosa Restaurant’ta panoramik Boğaz manzarasının eşlik ettiği geleneksel Ramazan tatlarıyla donatılan iftar sofrasına her gün canlı fasıl performansı eşlik ediyor.

Ramazan ayı boyunca Swissôtel’de salı -çarşamba günleri Osmanlı Macunu, perşembe Hat & Kaligrafi Sanatı, cuma Karikatür ve cumartesi Ebru Sanatı programından oluşan bir ‘Ramazan Etkinlik Takvimi’ bulunuyor.

Depremzedelerde unutlmadı

Antep, Maraş, Hatay gibi deprem bölgesinde yer alan otellerde görev yapan şefleri ramazan ayı boyunca Sabrosa’da konuk şef olarak ağırlayacak ve şefin geldiği bölgenin yemeklerini Ramazan büfesinde sunacak olan Swissôtel; her gün iftarda İstanbul’da ağırladığı misafir sayısı kadar iftar menüsünü bölgedeki kardeş oteller ile depremzedelere sunacak.

Bodrum’da ralli heyecanı başlıyor

Bodrum’da ralli heyecanı başlıyor

Karya Otomobil Spor Kulübü (KAROSK), Bodrum’un en büyük spor organizasyonları arasında yer alan Rally Bodrum hazırlıklarını sürdürüyor.

2023 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın ilk ayağı Bodrum’da başlıyor… Bu yıl 14-16 Nisan tarihleri arasında yapılacak ralliye Bodrum 3. Kez ev sahipliği yapacak.

Duja Hotels, VST tour, Çözüm Ortağı Ajans, Oasis Bodrum, Taz Custom Garage ve Turkmotorspor sponsorluğunda düzenlenecek yarışın etkinlik ajansı ise bu yıl da Prems Art olacak.

Büyük katılıma sahne olması beklenen sezonun ilk rallisinin start seremonisi, 14 Nisan Cuma akşamı saat 21.30’da Bodrum Belediye Meydanı’nda gerçekleştirilecek.

Bodrum’un doğal güzelliklerini gözler önüne seren ve Mumcular, Mazı, Etrim bölgelerinde yer alan etaplarda iki gün boyunca devam edecek olan mücadele, 16 Nisan Pazar günü Be Premium Hotel’deki finiş seremonisi ve ödül töreni ile son bulacak.

Özlem Özdemir “Kadınlar Cumhuriyeti”

Özlem Özdemir “Kadınlar Cumhuriyeti”

Doğan Kitap, Cumhuriyet’in 100. Yılına armağan kitaplar dizisinin ilk kitabı Kadınlar Cumhuriyeti’ni yayımladı.

Cumhuriyet’in özgürleştirdiği ve bilimin ışığında yürüyen kadınların hayat öykülerini kaleme alan gazeteci-yazar Özlem Özdemir’in kaleme aldığı Kadınlar Cumhuriyeti, Cumhuriyet’in 100. Yaşına bir saygı duruşu.

Kâmile Şevki Mutlu’dan Pakize Tarzi’ye; Remziye Hisar’dan Fatma Hikmet İşmen’e; Fatma Selma Soysal’dan Türkan Saylan’a kadar, 12 bilim kadınının hayat hikâyelerinin, akademik serüvenlerini anlatıldığı Kadınlar Cumhuriyeti, 100. Yılda bütün ülkeyi saracak coşkuya bilimin ve aydınlanmanın ışığını düşürecek, yediden yetmiş yediye herkesin okuyacağı bir kitap.