Yazılar

Sağlık gebelik için nelere dikkat etmek gerekiyor?

Son yıllarda dünya genelinde 35 yaşından sonra ilk kez anne olanların sayısında artış yaşanıyor. Doğurganlık üzerinde olumsuz etkileri bulunan ileri yaş gebeliklerinin aynı zamanda gebelik sürecinin sağlığı üzerinde de önemli etkileri bulunuyor. Sağlıklı bir gebelik için doğru önlemler alındığında, ileri yaşta gebeliklerin başarılı bir şekilde tamamlanmasının mümkün olduğunu belirten Liv Hospital Kadın Hastalıkları, Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Doç. Dr. Miraç Özalp, “Uzman görüşü ve erken tarama testleri, anne ve bebek sağlığı açısından kritik öneme sahip” dedi.

Son yıllarda ilk bebek için 35 yaş ve sonrasını tercih eden anne adaylarının sayısı oldukça yüksek. 35 yaş ve üzerindeki anne yaşı, “ileri anne yaşı” olarak kabul ediliyor ve bu eğilim, kadınların artan eğitim düzeyi, yüksek istihdam oranları ve güvenilir doğum kontrolüne erişiminin bir sonucu olarak öne çıkıyor. Bununla beraber kadınların doğurganlık kapasitesi 32 yaşından sonra kademeli olarak azalmaya başlıyor. Bu düşüşün temel nedeni ise doğrudan yaşa bağlı olarak oosit (yumurta hücresi) sayısının azalması ve oositlerin kalitesinin düşmesi. Yaş ilerledikçe oositlerde bölünme hataları artıyor böylece gebelik şansı azalabiliyor. Ayrıca sigara içme, çevresel faktörler, bazı tıbbi ve cerrahi müdahaleler de oosit kalitesini ve yumurtalık rezervini olumsuz etkileyebiliyor.

Doç. Dr. Miraç Özalp

Doç. Dr. Miraç Özalp

İleri yaş gebeliklerde anne kadar bebekte risk altında

İleri anne yaşının, sadece doğurganlık üzerinde değil, aynı zamanda gebelik sürecinin sağlığı üzerinde de önemli etkileri bulunduğuna dikkat çeken Liv Hospital Kadın Hastalıkları, Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Doç. Dr. Miraç Özalp, maternal yaşın artmasıyla başta hipertansiyon ve diyabet olmak üzere kanser, obezite, kardiyovasküler, renal ve otoimmün hastalıklar gibi tıbbi durumların sıklığının artabileceğini belirtti. Özalp’e göre erken gebelik kaybı, ektopik gebelik, çoğul gebelik, plasental problemler ve artmış sezaryen oranları da bu yaş grubu gebelerde daha sık karşılaşılan problemler arasında yer alıyor. İleri yaş gebelikler, aynı zamanda anne kadar bebekler için de bazı problemlerin gelişme riskini artırıyor. Down sendromu gibi kromozomal anomaliler, yapısal malformasyonlar, düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve ölü doğum riski anne yaşının artmasıyla birlikte daha sık karşılaşılan problemlerin başlıcaları arasında yer alıyor. İleri anne yaşı ve buna bağlı gelişme ihtimali artan problemler, bu dönemki gebelikleri, yüksek riskli gebelik sınıfına sokabiliyor.

Erken tarama testleri hayati öneme sahip

Hal böyle olunca bu yaş grubundaki kadınların sağlıklı bir gebelik süreci geçirebilmeleri açısından, gebelik öncesi dönemde bir perinatoloji veya kadın doğum uzmanından danışmanlık almaları, uygun bir vücut kitle indeksine sahip olmaları, sigara ve alkolden uzak durmaları ve folik asit takviyesi almaları oldukça önem kazanıyor. Gebelik elde edilince, fetal kromozomal ve genetik hastalıkların taranmasının ve tanınmasında kullanılan testler ve işlemler hakkında gebelerin bilgilendirilmesinin gerektiği vurgulayan Özalp şu noktaların altını çizdi: “Bebeğin sağlık durumu ve gelişebilecek yapısal problemlerin tespiti açısından, 11-14 hafta ve 18-23 hafta arasında ultrason taramalarının bir perinatoloji uzmanı tarafından yapılması oldukça önemlidir. Bu yaş grubundaki gebeler, artmış preeklampsi riski nedeniyle düşük doz aspirin profilaksisi ve artmış venöz tromboemboli riski nedeniyle düşük molekül ağırlıklı heparin profilaksisi açısından dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Aynı zamanda 24-28.haftalarda yapılan gestasyonel diyabet taraması, ek risk faktörlerinin bulunduğu hastalarda daha erken bir dönemde yapılabilir. Sağlıklı bir gebelik için doğru önlemler alındığında, ileri yaşta gebeliklerin başarılı bir şekilde tamamlanması mümkün. Bunun içinse uzman görüşü ve erken tarama testleri, anne ve bebek sağlığı açısından kritik öneme sahiptir.”

İkiz gebeliklerde en çok demir eksikliği görülüyor

İkiz gebeliklerde en çok demir eksikliği görülüyor

Anne-baba olma heyecanını ikiye katlayan ikiz gebelikler; ya çift yumurta ikizi, ya da tek yumurta ikizi olarak gerçekleşir. İkiz bebek bekleyen annelerin metabolizmasına iki kat daha fazla iş düştüğünü belirten Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Funda Öztürk, “İkiz gebeliklerde en çok demir eksikliği görülüyor. Demir takviyesi alınmasının yanı sıra demir emilimini engelleyen çay ve kahveden kaçınılması gerekiyor. İkiz bebek bekleyen anne adayları; kalsiyum, protein ve suya da diğer gebelerden çok daha fazla ihtiyaç duyuyor” dedi.

 İkiz gebeliklerde vitamin-takviye kullanımı ve bu dönemde uyulması gerekenler konusunda bilgiler veren Medicana Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Funda Öztürk, “Çift yumurta ikizleri, iki farklı yumurta ve iki farklı spermin bir araya gelerek oluşturduğu gebeliklerdir. Bu tipteki gebeliklerde cinsiyetler farklı olabilir. Doğum sonrasında ise bebeklerin boylarının, kilolarının ve büyüme hızlarının benzer olması beklenmez. İkiz gebeliklerde, bebekleri genetik olarak farklı iki birey olarak tanımlamak mümkündür. Ayrıca, ailede çift yumurta ikizlerinin bulunması da genetik faktörle ilgilidir” diye konuştu.

Op. Dr. Funda Öztürk sözlerine şöyle devam etti; “Tek yumurta ikizleri ise tek bir yumurta ve tek bir spermin bir araya gelerek oluşturdukları zigotun ana rahminde ikiye bölünmesiyle oluşur. Tek yumurta ikizleri, tek bir yumurtanın ikiye bölünmesi nedeniyle oluştuğu için bütün genetik yapıları dâhil her şeyiyle aynıdırlar. Bu nedenle görüntüleri her zaman tıpa tıp benzer olurken cinsiyetleri de aynıdır. Bu gebelikler, çift yumurta ikizlerinin aksine ailede ikiz gebelikler bulunması gibi herhangi bir faktörden etkilenmez. Hem plasentanın ortak paylaşımı hem de ortak damar paylaşımı nedeni ile bu tür ikiz gebeliğe özgü gelişme geriliği gelişebilir.”

Dr. Funda Öztürk

Dr. Funda Öztürk

Vücutta mineral kaybı yaşanır

İkiz gebeliğin zorlu ve özen isteyen bir dönem olduğunun altını çizen Op. Dr. Funda Öztürk, “Özellikle ikiz bebek bekleyen annelerin metabolizmasına iki kat daha çok iş düşüyor. Dengeli ve çeşitli beslenmek bebeklerin, bebeklik ve ileri dönem gelişimini ve sağlığını oldukça etkiliyor. İkiz gebeliklerin sağlıklı olabilmesi kilo kontrolünün de iyi yapılması gerekir. İkiz bebek bekleyen annenin beslenme düzeni, tek bebek bekleyen annelere göre temel prensiplerde aynı kalsa da bu düzende bazı besinlerin miktarlarında değişiklikler olmalıdır. Bu dönemde, hem bazı besin maddelerine olan ihtiyaç artar hem de bazı önemli minerallerin kaybında artış yaşanır” dedi.

Op. Dr. Funda Öztürk, bu dönemde anne adaylarının dikkat etmesi gerekenleri ise aşağıdaki gibi sıraladı.

  • İkiz gebeliklerde en çok demir eksikliği görülüyor. Ancak kalsiyum eksikliği, omega yağ asitleri, protein eksiklikleri de oldukça sık karşılaşılan durumlar arasında yer alıyor. Bu sebeple, ikiz bekleyen gebeler kabızlığı da şiddetli yaşadıklarından su tüketimlerini de artırmaları gerekiyor.
  • Dışarıdan ilaç olarak alınan demir desteğinin yanında gıdalarla alınan demir içeren besinlerin de bu dönemde mutlaka tüketilmesi gerekir.
  • Demirin en zengin kaynakları olan yumurta, kırmızı et, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve kuru baklagiller de bu süreçte sofradan eksik edilmemelidir.
  • Demir alımının yanında emilimi destekleyecek C vitamini alımına önem verilmeli, demir içeren besinle birlikte mutlaka C vitamini içeren bir besin de alınmalıdır. Bunun yanında, emilimi engelleyen çay ve kahve tüketiminden de kaçınılmalıdır.

28’inci haftadan itibaren kalsiyum ihtiyacı artar

İkiz bebek bekleyen gebelerde en önemli mineral eksikliklerinden birinin de kalsiyum eksikliği olduğunu belirten Op. Dr. Öztürk, “Özellikle gebeliğin 28’nci haftası ile beraber kalsiyum gereksinimi artıyor. Eğer anne yeterince kalsiyum almazsa kanda kalsiyum oranı düşer. Kemiklerden kalsiyum geçişi başlarsa, annede uzun vadede kemiklerde osteoporoz oluşabilir. Gebelikte kalsiyum ihtiyacı 1.000 mg civarındadır, fakat çoğul gebeliklerde ve 2 yıldan daha az ara ile gebe kalan kadınlarda bu ihtiyaç 1.200 mg civarına kadar çıkıyor. Bu dönemde kalsiyumdan zengin; süt, yoğurt, peynir, fındık ve yeşil yapraklı sebzelerin tüketimine ağırlık verilmesi ve günde 2 bardak süt, 2 bardak yoğurt, 50 gr peynir tüketilmesi gerekir. Eğer bu gıdalar tüketilmiyorsa, kalsiyum içeren takviye ilaçlar kullanılabilir. Süt tüketmek istemeyen annelerin yoğurt, peynir ya da kefir tüketimi desteklenerek kalsiyum almaları sağlanabilir” şeklinde sözlerini sürdürdü.

Pause Sağlık

Omega 3 yağ asitleri ve protein sağlıklı bir gebelik için büyük önem taşıyor

Sağlıklı bir gebelik için omega 3 yağ asitlerinin ve proteinin önemine dikkat çeken Op. Dr. Öztürk, bu konuda dikkat edilmesi gerekenleri ise aşağıdaki gibi açıkladı.

  • Gebeliğin son 3 ayında önem kazanan bir diğer besin desteği ise omega 3 yağ asitleridir. Özellikle beyin, kalp, göz sağlığı ve gelişim için çok önem taşıyan bu yağ asidinin en güçlü kaynağı ise balıktır. Yüksek oranda civa içerdiği için büyük balıklar yerine küçük balık tercih edilmesinde yarar vardır. Mutlaka haftanın en az 2 günü balık tüketmeye özen göstermek gerekir. Balığın yanında, badem, ceviz, yeşil yapraklı sebzeler ve özellikle semizotu da omega 3 içermektedir.
  • Gün içinde badem, fındık grubundan besinleri bir avuç içi tüketmeye çalışmak gerekir. Ancak bu besinlerin yağ kaynağı olduğu unutulmamalı ve aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır. Gıda eksiğinin söz konusu olduğu günlerde ise omega 3 takviyesi almak gerekmektedir.
  • Tek bebek bekleyen bir gebenin günlük protein ihtiyacı günlük 60 gr iken, ikiz gebeliği olan anne adayının protein ihtiyacı 90-120 grama kadar çıkabiliyor. Özellikle gebeliğin altıncı ayından itibaren protein alımı bebeğin gelişim açısından önem kazanır. Bu da daha fazla et, balık, yumurta, süt, yoğurt tüketilmesi anlamına geliyor. Bitkisel protein olarak ise kuru baklagillerin tercih edilmesinde yarar vardır.
  • Gebelikte en sık karşılaşılan sorunlardan biri de ”kabızlık”. Mevsimine uygun meyve ve sebze tüketimine bu dönemde mutlaka dikkat edilmesi önemli, ayrıca sıvı tüketimine de çok dikkat edilmelidir.
  • Özellikle ikiz gebeliklerin son aylarında plesentadaki su oranı çok önemlidir. Gebeliğin ilk aylarında ortalama iki litre su tüketimi yeterliyken, son aylarda bu değer ikiz gebeliklerde yeterli olmuyor, bu nedenle günlük üç litre su tüketmek gerekiyor ve sıcak mevsimlerde bu değerin biraz daha artırılması gerekebiliyor.

Anne adaylarına yol rehberi…

Anne adaylarına yol rehberi…

Son yıllarda normal doğuma yönelen anne adaylarının sayısı giderek artıyor. Doğum sonrası annenin bebeğini kucağına alıp daha hızlı bağ kurma isteği, normal yaşamına dönüşünün çok daha hızlı olması, bebeğini kucağına alıp daha erken emzirmeye başlaması, doğum sonrası depresyonun daha az olması gibi etkenler normal doğum isteğinde etkili oluyor. Ancak bazı tıbbi durumlarda normal doğum yerine sezaryen bir gereklilik olarak ortaya çıkabiliyor. İşte, anne adaylarının normal doğum şansını artırmaları için hamilelik sürecinde bazı konulara dikkat etmeleri gerekiyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Seyfettin Özvural, yapılan bilimsel çalışmalara göre, normal doğum şansını artıran 7 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Seyfettin Özvural

Dr. Seyfettin Özvural

Düzenli kontrole gidin

Normal doğumu destekleyen bir merkezde düzenli doktor kontrolüne giderek olası risklerinizi yönetmeniz ve bu riskleri en aza indirmeniz mümkün. Gebelik takibi ve doğum sürecinizde kaliteli sağlık hizmeti almak, doğum sürecinizi öngörmenize de fayda sağlıyor.

Sağlıklı beslenin, egzersiz yapın, aşırı kilodan kaçının

Sağlıklı beslenmeye ve egzersize önem verin, aşırı kilo alımından kaçının. Böylece olumsuz gebelik sonuçları ve sezaryen olasılığını azaltabilirsiniz. Hekiminizin size özel belirlediği haftadan itibaren, haftada en az 150 dk. uygun kalp hızı ve ağırlıkta düzenli egzersiz yapın.

Sürekli doğum desteği alın

Gebelik sürecinizde Doula (doğum süreciyle ilgili eğitimini tamamlamış doğum destekçisi) ya da fiziksel ve duygusal açıdan size iyi hissettiren, bilgi veren doğum yardımcısı desteği ile sezaryen oranı, doğum süresi ve doğumda ağrı kesici kullanımı belirgin olarak azaltılıyor. Ayrıca doğum öncesi eğitim programına katılarak kendinizi daha güçlü hissedebilirsiniz.

Endişe ve stresten uzak durun

Doğum sürecine faydalı olmak adına yapılacak her müdahale doğumun doğal seyrini ve hormonların orkestrasyonunu bozma riski doğurabileceğinden aşırı müdahaleci olmayın. Zihninizi ve ruhunuzu olumlu bilgiler ve duygularla besleyin. Stres ve endişeden uzak durun. Yürüyün, dans edin. Size iyi gelecek herkese ve her şeye alan açarken, istemediğiniz hiçbir şeye tolerans göstermeyin.

Pause Sağlık

Kasılmalara karşı hazırlıklı olun

Doğum süresince sizi zorlayabilecek kasılmalara karşı bilimsel olarak faydası gösterilen pek çok doğal uygulama bulunuyor. Örneğin; nefes egzersizleri, gevşeme teknikleri, ritmik hareketler, sıcak kompresler vb. uygulamaları araştırarak size uygun olanlara odaklanın.

Aceleci olmayın

Doğumun erken evrelerinde kasılmalarınızın düzensiz olduğu dönemlerde herhangi bir risk faktörünüz saptanmadıysa, hekiminizin önerisi doğrultusunda hastaneye geç yatın. Dr. Seyfettin Özvural “Günümüzde doğumların daha önceki yıllarda düşünüldüğü kadar hızlı ilerlemeyebileceğini biliyoruz. Hekiminiz tarafından bebeğiniz ve sizin için saptanan bir risk yoksa pozisyon değiştirmeyi, duşu ve hareketli olmayı deneyip bekleyin” diyor.

Doğum mümkün olduğunca kendi başlasın

Doğumun kendisinin başlaması çoğu zaman bedeninizin ve bebeğinizin doğum için hazır olduğunun işareti olup vajinal doğum şansını artırıyor. Tıbbi bir gereklilik olmadıkça rutin suni sancı uygulamalarını hekiminizle konuşup diğer seçenekleri sorgulayın. Hekiminizle size uygun olduğunu düşündüğünüz seçeneğe ya da beklemeye karar verin.

Hamilelikte ilaç kullanımının bebeğe etkileri nelerdir?

Hamilelikte ilaç kullanımının bebeğe etkileri nelerdir?

Hamilelik sürecinde, annenin tüm tükettikleri ve davranışları bebeği etkiliyor. Peki ilaç kullanımında durum nedir? Anne adaylarının kullandığı ilaçlar, bebeği etkiler mi? Hangi ilaçların etkileri ne şekilde ortaya çıkar? Alınabilecek tedbirler nelerdir? Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı  Op. Dr. Cem Büyüktosun gebelikte anne adaylarının ilaç kullanmasının bebeğe olabilecek muhtemel etkileri hakkında bilgiler veriyor.

Hamilelik dönemi, anne adayları için büyük bir heyecan ve beklentiyle dolu bir süreçtir. Ancak hamilelik boyunca dikkat edilmesi gereken birçok önemli konu bulunmaktadır. Bu konulardan biri de hamilelikte ilaç kullanımının bebeğe etkileridir. İlaçların gebelik sürecinde nasıl bir rol oynadığı ve bebeğe olası etkileri, anne adayları için merak edilen bir konudur.

Burada öncelikle, gebelerin asla hekim onayı olmadan medikal ilaç veya gıda takviyesi ismi taşıyan ürünleri tüketmemesi gerektiğine vurgu yapmak gerekir. İlaçların kullanımı zaten olağan şekilde kısıtlıdır ki, OTC grubu içerisinde yer alan ve üzerinde “İlaç Değildir” ibaresi yer alan ürünlerin de muhtemel etkileri söz konusu olabilir. Bu nedenle, kullanacağınız herhangi bir ürün için doktorunuzdan bilgi ve onay almanız son derece önemlidir.

Op. Dr. Cem Büyüktosun

İlaç Kullanımının Bebeğe Etkileri Nedir?

Hamilelikte kullanılan ilaçların, anneden plasenta yoluyla bebeğe geçebildiğini unutmamak önemlidir. Bu nedenle bazı ilaçlar bebeğe doğrudan etki edebilir ve bu etkiler gebeliğin herhangi bir evresinde ortaya çıkabilir. Bu yüzden hamilelik döneminde doktor tavsiyesi olmadan ilaç kullanılmamalıdır.

Hamilelik Dönemine Göre İlaç Kullanımı

Hamilelik dönemleri boyunca ilaçların etkileri farklılık gösterebilir. Gebeliğin ilk üç ayı, bebekteki organ oluşumunun başladığı hassas bir dönemdir. Ancak ilaçların etkileri sadece bu dönemle sınırlı değildir. Hamileliğin her aşamasında ilaç kullanımı dikkatle değerlendirilmelidir.

Hamilelikte Antibiyotik Kullanımı

Hamilelikte antibiyotik kullanımı, anne adayları için önemli bir konudur. Enfeksiyonların tedavisi için antibiyotikler sıkça kullanılır, ancak hamilelik sırasında bu ilaçların kullanımının dikkatle değerlendirilmesi gereklidir. İlaçların bebeğe etkileri, ilacın türüne, dozuna ve hamileliğin hangi döneminde kullanıldığına bağlı olarak değişebilir. Bazı antibiyotikler gebelik sırasında kullanılmamalıdır, çünkü bebekte olumsuz etkilere neden olabilirler. Özellikle fetüsün organ gelişimi hamileliğin ilk trimesterinde hızla gerçekleştiğinden, bu dönemde kullanılan antibiyotiklerin bebek üzerinde daha fazla risk taşıdığı kabul edilir. Bu nedenle hamilelikte antibiyotik kullanmadan önce, doktor tavsiyesi ve denetimi altında hareket etmek önemlidir. Doktor, anne adayının sağlığı ve enfeksiyonun ciddiyeti göz önüne alınarak en güvenli antibiyotiği seçecektir, böylece hem anne hem de bebek sağlığı korunmuş olur.

İlaçların Doğumsal Anomalilere Etkisi

Gebelik döneminde kullanılan ilaçların bazıları doğumsal anomalilere neden olabilir. Özellikle X ve D gruplarına giren ilaçlar, bebekte yapısal veya fonksiyonel bozukluklara yol açabilir. Bu nedenle ilaç kullanımı sıkı bir şekilde kontrol edilmelidir.

Op. Dr. Cem Büyüktosun

İlaçların Bebeğin Gelişimine Etkisi

Gebelik döneminde ilaçların bebeğin gelişimine olan etkisi oldukça kritik bir konudur. İlaçların bebek üzerindeki etkisi, anneden plasenta yoluyla bebeğe geçebilme yeteneği ile ilgilidir. İlaçlar, bebeğin organ ve sistemlerinin oluştuğu ilk trimesterde dâhil olmak üzere, gebeliğin her aşamasında olumsuz etkiler yaratabilir. Ayrıca ilaçlar bebeğin gelişimini ve büyümesini etkileyebilir. Özellikle aşırı doz ilaç kullanımı veya bazı ilaçların bebek üzerindeki yan etkileri, doğum kusurları, büyüme-gelişme geriliği, kalp ve beyin anomalileri gibi yapısal veya fonksiyonel bozukluklara neden olabilir. İlaçların plasentayı etkileyerek bebeğin oksijen ve besin kaynağına erişimini sınırlayabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle hamilelik döneminde ilaç kullanımı, dikkatle değerlendirilmeli ve doktor tavsiyesi olmadan asla gerçekleştirilmemelidir. Bebeğin sağlığı için ilaç kullanımının riskleri ve faydaları her zaman titizlikle göz önünde bulundurulmalıdır.

İlaç Kategorileri ve Güvenli Kullanım

İlaç kategorileri ve güvenli kullanım, hamilelik döneminde ilaçların seçilmesi ve kullanımının önemli bir yönünü oluşturur. İlaçlar genellikle A, B, C, D ve X kategorilerine ayrılır. A kategorisi, gebelik döneminde güvenli olarak kabul edilen ilaçları içerir ve bu ilaçlar bebek üzerinde olumsuz etkileri en az olanlardır. B kategorisi, hayvan çalışmalarında olumsuz etkiler göstermeyen ve insanlar üzerinde yeterli araştırmaların yapılmadığı ilaçları içerir, bu nedenle dikkatli kullanılmalıdır. C kategorisi, hayvan çalışmalarında olumsuz etkiler gösteren, ancak insanlar üzerinde yeterli araştırmaların olmadığı ilaçları kapsar; bu ilaçlar doktor tavsiyesi olmadan kullanılmamalıdır. D kategorisi, gebelikte potansiyel risk taşıyan ilaçları içerir ve riskler faydalardan ağır basabilir. X kategorisi ise gebelikte kullanılması kesinlikle önerilmeyen ilaçları içerir, çünkü bunlar bebek üzerinde ciddi zararlara neden olabilir. Hamilelik sürecinde, doktor tavsiyesiyle ve ilaç kategorilerine dikkat edilerek ilaç kullanılmalı ve bebeğin sağlığı en üst düzeyde korunmalıdır.

Bebek geliyor

Bebek geliyor

Manchester City’de top koşturan Türk asıllı Alman futbolcu İlkay Gündoğan, model sevgilisi Sara Gündoğan’la geçtiğimiz mayıs ayında evlenmişti.

5 aylık hamile olan Sara Gündoğan, iyice belirginleşen göbeğiyle verdiği pozları sosyal medyada paylaştı.

Burcu Kara gün sayıyor

Burcu Kara gün sayıyor

İkinci kez anne olmak için gün sayan oyuncu Burcu Kara, doğacak oğluna Can ismini vereceğini söyledi.

Burca Kara, Bebek’te görüntülendi. İstanbul trafiğinden kaçan oyuncu, Anadolu Yakası’na geçmek için deniz yolunu kullandı.

Yaklaşık 8 aylık hamile olan Kara, vapura binmeden önce gazetecilerin sorularını yanıtladı. Doğuma son 40 gün kaldığını belirten Kara, “Hamilelik çok güzel geçiyor. Bunun için her gün şükrediyorum. İlkinde de öyleydi. Sağlıklı bir süreç oluyor benim için kendimi iyi hissediyorum” dedi.

Hamur işi yiyeceklere aşerdiğini söyleyen Kara, “Bu ara canım acayip pide çekiyor. Aklıma böyle sürekli internetten sipariş veriyim geliyor. Her aklıma geleni alsam 30 kilo almıştım şimdiye kadar. Pilates yaparak formumu korumaya çalışıyorum. Akşam, gece bile olsa gidiyorum” diye konuştu.

Erkek bebek bekleyen Kara, oğluna Can ismini koyacaklarını söyleyerek ismi ilk kez açıkladı.​​​​​​​

İkinci bebek pozu

İkinci bebek pozu

Oyuncu Ali Atay ile evlenen Hazal Kaya, sosyal medya paylaşımlarıyla sık sık konuşulmaya devam ediyor. Şimdilerde ikinci çocuğuna hamile olan güzel oyuncu, göbek dekolteli pozuyla dikkat çekti.

İkinci bebeğine hamile olan Hazal Kaya’dan göbeği açık poz!

İkinci bebeğine hamile olan oyuncu, bir kaç gün önce bir düğünde poz vermiş ve “Kızı düğün düğün gezdiriyorum” notuyla takipçilerinden beğeni almıştı. Güzel oyuncu bu kez de katıldığı bir davette verdiği göbek dekolteli pozunu sevenleriyle paylaştı. Hazal Kaya’ya takipçilerinden ve ünlü isimlerden binlerce yorum ve beğeni yağdı.

Anne olmaya karar verdiğiniz andan itibaren! Şunlara dikkat!

Anne olmaya karar verdiğiniz andan itibaren! Şunlara dikkat!

Hamilelik kadınların yaşamında unutulmaz bir dönüm noktası oluyor. Mutluluk ve endişe çoğunlukla iç içe geçerken, anne adaylarının bu özel süreçte bazı kurallara dikkat ederek, zorlukları en aza indirip, çokça keyif alabilmeleri mümkün. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Harika Bodur Öztürk “Hamilelik aslında bir maraton gibidir. Maratona başlamadan önce fiziksel ve ruhsal olarak annelik serüvenine ne kadar iyi hazırlanırsanız bu süreci sağlıklı bir şekilde geçirebilirsiniz” diyor. Tüm dünyadaki gebeliklerin yaklaşık yarısı plansız, yarısı planlı gerçekleşiyor. Peki “artık hazırım” dediğiniz noktada, sağlıklı ve huzurlu bir hamilelik için nelere dikkat etmeniz gerekiyor? Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Harika Bodur Öztürk, anne olmaya karar verdiğiniz andan itibaren alınması gereken 10 önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Harika Bodur Öztürk

  1. Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanına başvurun

Anne olmaya karar verdiğiniz andan itibaren mutlaka kadın doğum doktoruna başvurun.  Vajinal muayene, pap smear testinin yapılması, vajinal ultrasonda rahminizin ve yumurtalıklarınızın değerlendirilmesi önem arz eder. Bazen rahim içinde polip gibi yer kaplayan oluşumlar olabilir ve hamile kalmadan önce alınmaları gerekebilir. Servikal (rahim ağzı) smear testinde anormal bulgular varsa “önce anne sağlığı” ilkesiyle elbette hamilelik öncesinde tedavisi gerekiyorsa bu tedavi süreçlerinin tamamlanması çok önemlidir.

  1. Fazla kilonuzdan sağlıklı diyetle kurtulun

Fazla kilonuz varsa hamilelik öncesi sağlıklı bir diyetle ideal kilonuza ulaşmaya çalışın. İdeal kiloya ne kadar yaklaşarak hamile kalırsanız, hamilelik sürecinde gestasyonel diyabet (gebelik şekeri) ve yüksek tansiyon gelişme ihtimali de azalacaktır. Fazla kilo ile hamilelik başladıysa da vücut kitle indeksinize bakılarak tüm bu süreci 5-6 kilo ile bitirmenizi doktorunuz tavsiye edebilir. Gebelik diyabeti gelişirse iri bebek, doğumda omuz takılması, operatif doğum ve ölü doğum yapma ihtimali de maalesef artmaktadır.

  1. Düzenli egzersiz yapmaya başlayın

Hamilelik döneminde düzenli egzersiz yapılması önemlidir. Haftada 3/ 4 gün 30-40 dakikalık yürüyüş yapılması tavsiye edilir. Düzenli egzersiz yapmaya hamilelik öncesinde başlarsanız, sürdürmek daha kolay olacaktır. Ancak, yine de doktorunuz kanama, erken doğum tehlikesi gibi bazı tıbbi durumlarda fizik aktiviteyi azaltmanızı veya kısıtlamanızı isteyebilir.

  1. Diyabet veya yüksek tansiyonunuz var mı mutlaka öğrenin

Özellikle mevcut diyabet tanısı varsa hamile kalmadan önce “glisemik kontrolü” sağlamak çok önemlidir. Yüksek kan şekeri düşük yapma ihtimalini ve doğumsal anomalileri artırmaktadır.  3 aylık kan şekeri ortalamasını gösteren HbA1C değerinin yüzde 6.5’in altında olması önerilmektedir. HbA1C yüzde 10’un üzerindeyse hamile kalma planı ertelenmelidir. Üreme çağındaki kadınların yüzde 3’ünde yüksek tansiyon tanısı mevcuttur. Hamile kalmadan önce mevcut ilaç tedavilerinin değiştirilmesi gerekebilir. Yüksek tansiyon olan hamilelerde fetal gelişme kısıtlılığı, plasentanın doğum başlamadan önce ayrılması (dekolman), gebelik zehirlenmesi (preeklampsi) riski de artmaktadır.

  1. Alkol ve sigaradan kaçının

Alkol tüketimi varsa ve sigara kullanılıyorsa hamilelik öncesinde bu alışkanlıkları bırakabilmek çok kıymetlidir. Alkol toksik etkiler oluşturmakta, sigara da dolaşım sistemini etkileyerek bebekte anne karnında gelişme sorunlarına yol açabilmektedir. Ayrıca, sigara yumurtalık sağlığı üzerine de olumsuz etkilerde bulunabilir. Sigara ve alkol tüketimi erkek üreme sistemini de olumsuz etkilemekte ve sperm kalitesini de bozabilmektedir. Bu nedenle hem anne adayının hem de baba adayının bebek sahibi olmaya karar verdiklerinde mutlaka sigara ve alkolden uzak durması gerekir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

  1. Folik asit takviyesini ihmal etmeyin

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Harika Bodur Öztürk “Hamilelik öncesi özellikle iki-üç ay önceden folik asit takviyesi başlanması ‘nöral tüp defekti’ adını verdiğimiz sakatlıkların engellenmesinde önemli bir rol alır. Günde 400 mikrogram folik asit takviyesi genellikle yeterli olacaktır. Demir eksikliği anemisi varsa hamilelik öncesinde ve hamilelik sürecinde tedavi edilmesi anne ve bebek sağlığı için önemlidir. Hamilelerde fizyolojik anemi olabildiği gibi, ülkemizde demir eksikliği anemisine de çok sık rastlanmaktadır” diyor.

  1. Tek gen hastalıklarına karşı önlem alın

SMA gibi tek gen hastalıklarının taşıyıcılığının olup olmadığı hamile kalmadan önce çiftlerden istenebilir. Eğer erkekte taşıyıcılık varsa anne adayı da değerlendirilir. İki taşıyıcı kişinin birlikteliğinden hasta bebek olasılığı söz konusu olduğu için bu çiftlere IVF (tüp bebek) yapılarak sağlıklı embriyo transferi ile hamilelik elde edilmesi önerilmektedir. Yeni evlenen çiftlerde Sağlık Bakanlığı bu taramayı yapmaktadır.

  1. Mutlaka dişlerinizi kontrol ettirin

Hamilelik öncesinde diş muayenesi ve gerekiyorsa diş sağlığı tedavinizin tamamlanması çok önemlidir. Hamilelikte ilk trimesterde (ilk 13 haftalık dönem) ve üçüncü trimesterde (28-40. hafta arası dönem) diş tedavileri çok tercih edilmemektedir. Lokal anestezi kullanılmış olması, antibiyotik tedavi ihtiyaçları hastaları bu dönemde tedirgin etmek dışında, diş eti ve diş sağlığı sorunları hamilelik döneminde erken doğum eylemini de tetikleyebilir.

  1. Bu hastalıklara karşı tarama yaptırın

Risk altında olanlar; cinsel yolla bulaşan ve sık görülen bakteriyel enfeksiyon hastalığı olan chlamidya, bel soğukluğu (gonore), sifiliz ve HIV açısından önceden kontrol edilebilir. Rahim ağzından ve vajinal sekresyonlardan kültür veya PCR ile değerlendirme yapılabilir. Bakteriyel enfeksiyonlar hamilelik öncesinde mutlaka tedavi edilmelidir.

  1. Gerekirse aşı olun

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Harika Bodur Öztürk “Kan testlerinde yüksek kan şekeri veya tiroit fonksiyon bozukluğu olup olmadığına bakılmalıdır. Ayrıca eşlik eden kansızlık gibi sorunlar varsa önceden bunların tedavisi uygun olacaktır. Bazı enfeksiyonlara karşı bağışıklık durumunuzun kontrol edilmesi tavsiye edilecektir. Bunlardan kızamıkçık (Rubella) bağışıklığı özellikle önemlidir. Gerekli görülürse hamile kalmadan önce aşılanmanız tavsiye edilecektir. Hamilelik öncesinde tetanoz aşınız yoksa önceden aşılanmanızı da tavsiye ediyorum” diyor.

Fazla kilolar anne olmanızı engelleyebilir

Fazla kilolar anne olmanızı engelleyebilir

Obezite üreme sağlığını da olumsuz etkiliyor. Fazla kilolu olan kadınların büyük çoğunluğu bebek sahibi olamamaktan yakınıyor ya da bu süreç biraz zorlu olabiliyor. Kadınların kilo vermesi ise bebek sahibi olmayı kolaylaştırıyor. Bu anlamda obezitenin tedavi edilmesi önem taşıyor. Obezite ameliyatları sonrasında üreme sorunları çözülürken, gebe kalmak kolaylaşabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Halil Coşkun, “22 Mayıs Avrupa Obezite Günü” dolayısıyla obezite ve üreme sağlığı ilişkisi hakkında bilgi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Halil Coşkun

Obezite rakamları hızla tırmanıyor

Obezite oranlarının, dünya çapında 1980 yılından bu yana neredeyse iki katına çıtığı belirtilmektedir. Son rakamlara göre 650 milyon yetişkin, 340 milyon ergen ve 39 milyon çocuğun obezite hastası olduğu bildirilmektedir. 2025 senesine kadar da 167 milyon kişinin fazla kilo ve obezite nedeniyle sağlık sorunları yaşayacağı öngörülmektedir. Obezite, diyabetin yüzde 44’ünden, iskemik kalp hastalıklarının yüzde 23’ünden sorumludur. Obezitenin sebep olduğu hastalıklar bunlarla bitmemektedir. Kanser, ortopedik sorunlar gibi pek çok hastalık da obeziteyle ilişkilendirilmektedir. Her yıl en az 2.8 milyon yetişkin aşırı kilo veya obezite nedeniyle hayatını kaybedebilmektedir.

Aşırı kilo kısırlığa yol açabiliyor

Aşırı kilo ve obezite kadınlarda infertiliteyi de getirmektedir. Araştırmalara göre obez kadınların 3’te 1’inde adet düzensizliği görülmekle birlikte, obezite ovulasyon bozukluğuna da neden olmaktadır. Vücut Kitle İndeksi arttıkça tekrarlayan düşük, endometrial kanser riski artarken; bu hasta grubunun tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlara da yanıt vermediği gözlemlenebilmektedir. Bu nedenle obezitenin mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir.

Obezite cerrahisi sonrası üreme sorunları çözülebiliyor

Yaşam tarzı değişikliği, sağlıklı ve dengeli beslenme, egzersiz ile birlikte obezitenin önüne geçilebilir. Obezitede tıbbi beslenme tedavisi, egzersiz planlaması, davranış tedavisi, ilaç tedavisi ve ameliyatla tedavi uygulanır. Obezite ameliyatı olmayı düşünen kadınlarda “ Tedavi hamileliğe engel olur” gibi bir düşünce olabilmektedir. Obezite ameliyatı olmak hamileliğe engel değildir. Hatta tam aksine obezite ameliyatlarının doğurganlığı olumlu yönde etkilediğini gösteren bilimsel çalışmalar bulunmaktadır. Örneğin; Obstetric, Gynecologic, and Neonatal Nursing Dergisi’nde yayımlanan bir araştırmaya göre; obeziteye bağlı fertilite (kısırlık) problemi olan kadınların ameliyat sonrası yumurta oluşturmalarının düzenli olmaya başladığı gözlenmiştir. Yine Clinical Endocrinology and Metabolism Dergisinde yayımlanan bir başka araştırmada, obezite ameliyatından sonra kadınların polikistik over sendromu, metabolik ve üreme anormalliklerinin çözüldüğü gösterilmiştir.

Cerrahiden 18 ay sonra gebe kalınabilir

Obezite ameliyatlarının doğurganlık üzerine olumlu etkilerinin yanında, ameliyattan sonraki ilk 18 ay hastaların hamile kalmaması önerilir. Ameliyat sonrası erken dönemde hamilelik, hastanın halen devam eden kilo verme sürecini aksatacaktır. Böylece, doğal olarak tüm odağını bebeğine yönelten kadın beslenme planını istendiği şekilde uygulayamayacaktır. Ayrıca; ideal kilosuna yaklaşan bir kadın, hamilelikle birlikte tekrar kilo almaya başlayınca stres yaşayabilir ve bu durum bebeğine yansıyabilir. Dolayısıyla, hamilelik birçok yönüyle önceden hazır olunması gereken bir süreçtir.

Obezite cerrahisi anne karnındaki bebeğe zarar vermiyor

Bugüne kadar obezite ameliyatından dolayı bebeğe yansıyan bir problem görülmemiştir. Bebek bir şekilde annesinden yeterli düzeyde besini rahatlıkla alabilmektir. Öte yandan, “İlk 18 ay hamile kalmayın, mutlaka doğrum kontrol yöntemi uygulayın” uyarısına rağmen hamile kalan hastalarla da karşılaşılabilmektedir. Bu hasta grubunun çoğunu uzun yıllardır normal yolla hamile kalmayan hastalar oluşturmaktadır. Ve genelde bu hasta grubu, hamile kalamadıkları için doğum kontrol yöntemlerinden uzaklaşmış olmaktadır. Bu durum da obezite ameliyatlarının doğurganlığı artırdığını göstermektedir.

Gebelik sürecinde diyetisyen kontrolünde beslenme

Obezite ameliyatından sonra erken dönemde istenmediği halde hamile kalınırsa bebeği doğurmanın bir sakıncası bulunmamaktadır. Ancak hem annenin hem de bebeğin beslenmesinin dengeli olabilmesi ve yeterli vitamin- mineral alımından emin olunabilmesi için hamilelik sürecinin bu konuda deneyimli bir diyetisyen takibiyle yürütülmesi faydalı olacaktır.

Dondurulan yumurtalar kaç yıl saklanabiliyor?

Dondurulan yumurtalar kaç yıl saklanabiliyor?

Günümüzde kariyer hedeflerinin yanı sıra sosyal ve ekonomik etkenler nedeniyle kadınlar anne olma planlarını genellikle ileri yaşlara erteliyorlar. Birçok kadın artık aile kurmak ve anne olmak için 35 yaşından sonrasını bekliyor. Yapılan çalışmalar, son 15 yılda 35-39 yaş grubundaki kadınlarda canlı doğum sayısının yüzde 150 gibi oldukça yüksek bir oranda arttığını ortaya koyuyor. Ancak anne olma hedefi ertelenirken biyolojik saat de bir yandan çalışmaya devam ediyor; yıllar geçtikte doğurganlık kapasitesi hızla azalıyor! Bu nedenle tüm dünyada ve ülkemizde pek çok kadın anne olma şansını garanti altına almak için ‘yumurta dondurma’ yöntemine başvuruyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, son yıllarda vitrifikasyon adı verilen yeni bir dondurma tekniğinin gelişmesi sayesinde yumurta dondurma yönteminden oldukça başarılı sonuçlar elde edildiğini belirterek, “Özellikle deneyimli merkezlerde uygun tedavi protokolleri uygulanması durumunda, 35 yaşından önce yumurta dondurma işleminin yapılması daha çok sayıda ve iyi kalitede yumurta elde edilmesini sağlayarak işlem başarısını artıracaktır” diyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, yumurta dondurma yöntemi hakkında en çok merak edilen 8 soruyu yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Cihan Kaya

SORU: Yumurta dondurma işlemi nasıl yapılıyor?

CEVAP: Yumurta dondurma işleminde uygulanan yumurta geliştirici hormon tedavileri sayesinde yumurtaların bir veya birden fazla olacak şekilde çoğaltılmaları amaçlanıyor. Ortalama 10-14 günlük bir tedavi sonrasında olgunlaşan yumurtalar hafif doz anestezi altında toplanarak mikroskop altında inceleniyor. Uygun olanlar dondurma işlemine tabi tutularak sıvı nitrojen tankları içinde saklanıyor. Yumurta toplama işlemi kısa sürüyor ve hastalar genellikle 2-4 saat içinde günlük işlerine dönebiliyorlar. Hamilelik istendiğinde bu yumurtalar çözülerek uygun sperm ile birleştiriliyor ve embriyo elde edilebiliyor.

SORU: Kimler yumurta dondurma işleminden faydalanabilir?

CEVAP: Ülkemizdeki yasal mevzuatlara göre; yumurta dondurma işlemi, kanser nedeniyle tedavi alacak olan ve yumurtalık fonksiyonlarını kaybetme riski bulunan hastalarda tedavi öncesi öneriliyor. Bunun dışında halk arasında çikolata kisti olarak bilinen endometriozis hastalığı nedeniyle yumurtalık kisti ameliyatı geçirecek olan ve yumurta sayısının düşmesi beklenen hastalara da ameliyat öncesi tavsiye ediliyor. Bunlara ek olarak, henüz doğum yapmamış olup ailesinde de erken menopoz öyküsü olan hastalar doğurganlığın korunması amacıyla yumurta dondurma işleminden faydalanabiliyorlar.

SORU: Yöntem için ideal yaş aralığı var mı?

CEVAP: Doç. Dr. Cihan Kaya, yumurta dondurma işleminde yaşın önemli bir faktör olduğuna işaret ederek, şöyle devam ediyor: “Özellikle yumurta dondurmak isteyen kadınların bu işlemi 35 yaşından önce yaptırmaları hem yumurta sayısı hem de yumurta kalitesi açısından önemlidir. Yaş ilerledikçe elde edilen yumurta sayısı azalıyor ve buna bağlı hamilelik şansı düşüyor. Özellikle 42 yaş ve üzeri hastalarda bu işlemin yararı ile ilgili bilgiler tartışılıyor.”

SORU: Dondurulan yumurtalar kaç yıl saklanabiliyor?

CEVAP: Ülkemiz mevzuatlarına göre, hasta onayı ile yumurtalar 5 yıla kadar saklanabiliyor. Bu yöntemde yumurtaların 5 yıl ve üzerinde saklanmaları teknik olarak mümkün olsa da 5 yıldan sonraki süreç için Sağlık Bakanlığı’nın onayı gerekiyor.

SORU: Dondurma işlemi yumurtalara zarar verir mi?

CEVAP: Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cihan Kaya, yumurta dondurma işleminin yumurtalıklarda bilinen bir zararı olmadığını ve hastaların bu işlem nedeniyle erken menopoza girmediklerini belirterek, “Günümüzde ileri dondurma teknikleri sayesinde yumurtaların 10 yıl üzerinde saklanabileceği biliniyor.” diyor.

SORU: Yumurta dondurma işlemi ile sağlanan hamileliklerde bebekler sağlıklı oluyorlar mı?

CEVAP: Yumurta dondurma işlemi ile elde edilen hamileliklerle ilgili olarak yapılan çalışmalarda; normal gebeliklere kıyasla artmış bir doğumsal anomali riskinin söz konusu olmadığı ortaya konmuş. Ancak tüp bebek işlemlerinde genel bir erken doğum ve dış gebelik riski olduğu belirtiliyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

SORU: Yumurta dondurma yönteminin embriyo dondurmadan farkı nedir?

CEVAP: Yumurta dondurma yönteminde embriyo dondurma işlemine benzer şekilde yumurtaların olgunlaştırılmaları amacıyla hormon ilaçları veriliyor, yumurta takibi yapılıyor ve yeterli büyüklüğe ulaşan yumurtalar toplanıyor. Embriyo dondurma işleminden farklı olarak, bu yumurtalar sperm ile birleştiriliyor. Oluşan embriyolar donduruluyor. Çiftlerin ve rahmin uygun olduğu bir dönemde de embriyo transferi yapılıyor.

SORU: Yumurta dondurma işleminin başarı oranı nedir?

CEVAP: Yapılan büyük ölçekli çalışma sonuçlarına göre; dondurma ve çözdürme işlemlerinden sonra yumurtaların hayatta kalma oranının yüzde 90-97, spermle birleştikten sonra embriyo oluşma oranının yüzde 71-79 ve embriyonun rahme tutunma oranının yüzde 17-41 olduğu tahmin ediliyor. Daha önce dondurulmuş ve çözülmüş yumurta başına hamilelik oranı ise yüzde 4,5 – 12 arasında değişiyor.