Suzan Sabancı Dinçer Amerikan Türk Cemiyeti Eş Başkanı oldu

Suzan Sabancı Dinçer Amerikan Türk Cemiyeti Eş Başkanı oldu

Suzan Sabancı Dinçer, Türk ve Amerikan toplumlarının oluşturduğu en eski organizasyon olan Amerikan Türk Cemiyeti’nin Eş Başkanlığı görevini, HSBC ABD CEO’su Michael Roberts ile birlikte yürütecek. Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasındaki kültürel, ticari ve ekonomik bağları güçlendirmek amacıyla kurulan New York merkezli Amerikan Türk Cemiyeti, 1949 yılından bu yana kar amacı gütmeden faaliyetlerini sürdürüyor. Cemiyet; eğitim, kültür alışverişi ve hayırseverlik gibi pek çok sosyal sorumluluk projesi vasıtasıyla iki ülke arasındaki iş birliğini geliştiriyor, ABD’de Türk kültür-sanat etkinliklerini vurgulayan programları destekliyor.

Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin çok eski dönemlere dayandığına işaret eden Suzan Sabancı Dinçer, “Bu onurlu görevi, Türk – Amerikan ilişkilerinin daha da geliştirilmesi ve bugüne kadar yürütülen sosyal sorumluluk çalışmalarını daha da ileriye taşımak için üstlendim ve bundan gurur duyuyorum” dedi ve ekledi:

“Dünyanın en büyük ekonomisinde Türk toplumunu, Türkiye’yi anlatmaya devam edeceğiz. Türkiye ile ABD arasında diplomatik ilişkilerin aktif olarak başladığı 1947 yılından yalnızca iki yıl sonra kurulan Amerikan Türk Cemiyeti’nin iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine bugüne kadar yaptığı değerli katkıyı, hiç kesintiye uğratmadan devam ettirmek ve daha da ileriye taşımak için bütün gayretimizle çalışacağız. Amerikan Türk Cemiyeti’nin bu önemli misyonunu, gerek ABD’de yaşayan Türkler, gerekse ülkemizde ABD ile iş ve sosyal ilişkileri yürüten topluluğun değerli katkılarıyla sürdüreceğiz. Bu minvalde iki ülke arasındaki kültürel ve sanatsal etkileşim çok değerli; bu konuda da önümüzdeki dönemlerde çok kapsamlı çalışmalara imza atacağız.”

Amerikan Türk Cemiyeti

Dünyaca ünlü Atlantic Records’un kurucusu rahmetli Ahmet Ertegün’ün de uzunca seneler başkanlığını yaptığı, 1949 yılında kurulan Amerikan Türk Cemiyeti, eğitim, kültür, sanat, topluma fayda ve eğitime destek konularında yaptığı çalışmaların yanı sıra, Amerikan kamuoyunu Türkiye’nin güncel ilişkileri, ekonomisi, tarihi ve toplumu hakkında bilgilendirme misyonunu da üstleniyor.

Amerikan Türk Cemiyeti ayrıca, Türk sanatının tanıtımında önemli bir yer tutan New York Türk Film Festivali’ni de (New York Turkish Film Festival) düzenliyor. Türkiye’den ve ABD’den çok sayıda kurumun desteğiyle düzenlenen New York Türk Film Festivali’nde bu yıla kadar 300’ü aşkın klasik ve çağdaş dönem uzun metraj, belgesel ve kısa filmin gösterimi gerçekleştirildi. 17. New York Türk Film Festivali 2019 yılı Aralık ayında gerçekleştirildi.

Genç Toplum Liderleri programı ile yeni nesil liderlerin yetişmesine katkıda bulunan cemiyet, ABD’de herhangi bir eğitim veya sivil toplum kuruluşundan ülkesini temsil etmek üzere davet almış, lise, üniversite, master veya doktora öğrencilerine de karşılıksız maddi destek sağlıyor.

Amerikan Türk Cemiyeti’nin yeni yönetim kurulunda ayrıca Arzuhan Doğan Yalçındağ, Murat Özyeğin, Ümit Taftalı, Ümran Beba, Serdar Bilgili, Larry Kaye, Andy Cohen, William Wachtel ve Wael Bayazid gibi isimler de bulunuyor.

Eski sevgilinizi sosyal medyada takip ediyor musunuz?

Eski sevgilinizi sosyal medyada takip ediyor musunuz?

Eski sevgililer ilişkilerin en hassas konusu. Ayrıldıktan sonra eski sevgilinizi sosyal medyada takip eder misiniz? Dünya çapında milyonlarca üyesi olan tanışma uygulaması OkCupid araştırmasına göre insanların yüzde 63’ü için bu bir sorun değil. Sosyal medyada takip etmediğimiz şeyler eski sevgililer değil, canlı yayınlar ve yemek paylaşanlar.

Eski sevgili kelimesi bir ilişki için bazen en büyük kavga, hatta ayrılık sebeplerinden biri olabiliyor. Kimse sevgilisinin eski sevgililerinden bahsetmesinden hoşlanmıyor. Belki bir tehdit olarak algılıyor ve kıskanıyor. Belki de geçmişi geçmişte bırakmadığı için partnerine kızıyor. Sevgililerimizin eski sevgilileri bizim için bir sorun olabilir ama söz konusu bizim eski sevgililerimiz olduğunda durum değişiyor. Kullanıcılarını uygulama üzerinde sorulan sorulara verilen cevaplara göre insanların büyük çoğunluğu ayrıldıktan sonra da eski sevgilileriyle iletişimde kalıyor gibi görünüyor.

Çoğu kişi için sorun değil

Siz eski sevgililerinizi takip ediyor musun? Ya da sevgilinizin eski sevgilisiyle takipleşmesi sizin için önemli mi? Uygulama içinde kullanıcıların karşısına çıkardığı sorularla buna bir açıklık getirmiş. Pek çok konuda ayrışan kadınlar ve erkekler bu konuda birleşmiş gibi görünüyor. Türkiye’deki kadınların yüzde 63’ü, erkeklerin yüzde 62’si ayrılsalar da sosyal medyadan iletişimde kaldıklarını söylüyorlar. Yani eski sevgililer ilişki içinde kimi zaman kıskançlık sebebi olsalar da söz konusu bizim eski sevgilimiz olduğunda iletişimde kalmakta bir sorun görmüyoruz.

İlk yaptığımız şey takipleşmek

Birini sosyal medyada takip etmek artık ismini öğrendikten sonra yaptığımız ilk şeyler içinde geliyor. “Hoşlandığınız birini sosyal medyada ne zaman takip etmeye başlarsınız?” sorusuna Türkiye’deki kadın ve erkeklerin yüzde 47’si “sevgili olmadan önce” cevabını veriyorlar. yüzde 35’lik dilimse birkaç buluşmadan hemen sonra takip ettiğini söylüyor. Yani sosyal medyada takipleşmek çoğumuz için bir refleks. Ancak bir sosyal medyaya profili, olmazsa olmazlar arasında değil. Takip etsek de hoşlandığımız kişinin sosyal medya profili bizim için o kadar da önemli görünmüyor. “Sosyal medyası olmayan biriyle çıkar mısın?” sorusuna erkeklerin yüzde 87’si, kadınların yüzde 78’i, “Evet, benim için önemi yok” cevabını vermiş. Stalklamak ya da stalklamamak işte bütün mesele bu…

Asıl itici olan yemek ve canlı yayın

Sosyal medya hesabına sahip olmamak çoğunluk için kırmızı çizgi değil. Özellikle de pandemi döneminde yükselişe geçeceği düşünülen sosyal medya uygulamaları sanıldığı gibi listede en üst sırada görünmüyorlar. Araştırmaya göre karantina döneminde en çok tükettiğimiz uygulama Netflix (yüzde 40). Anlaşılan karantina stalklamaktan ziyade bir şey izlemeyi seviyoruz. İkinci sırada yüzde 33’le Instagram geliyor. Üçüncü sırada da yüzde 20’yle anlık mesaj uygulamaları… Türkiye’deki kadın ve erkeklerin asıl kırmızı çizgileri yemek fotoğrafları ve canlı yayınlar! Erkeklerin yüzde 94’üne, kadınların da yüzde 86’sına paylaşılan yemek fotoğrafları itici geliyor. Sokağa çıkma sınırlamaları boyunca neredeyse herkes tarafından akşamları açılan canlı yayınları da insanların sadece yüzde 16’sı beğeniyor.

Prens Harry çizgi filmde oynuyor

Prens Harry çizgi filmde oynuyor

75 yıl önce İngiltere’de doğan Thomas ve Arkadaşları markasının yıldönümünü de kutlayan ‘Thomas ve Arkadaşları Kraliyet Treni’ isimli bu filmin başında; Sussex Dükü Harry tarafından anlatılan özel bir tanıtım sahnesi de bulunuyor.

Kraliçe Elizabet ve Prens Harry, Thomas ve Arkadaşları’nın bu özel filminde 2 ana karakter olarak yer alıyor. Kraliyet Treni isimli bu özel bölümde Thomas, Sir Topham Hatt’in Buckingham Sarayı’nda onurlandırılması görevi sebebiyle ilk kez Londra’ya yolculuk ediyor.

Kraliyet Treni filminde yeni bir karakter olarak hayatımıza giren Loughborough Düşesi’ni oyuncu Rosamund Pike seslendiriyor.

Netflix’te tüm dünta’da yayına giren Thomas ve Arkadaşları Kraliyet Treni filmini, Sussex Dükü Harry’nin özel bir ön tanıtım sahnesiyle duyurdu. Thomas’ın 75. Yıldönümü kapsamında gerçekleştirilen animasyonda Kraliçe Majesteleri ve Prens Hazretleri Galler Prensi bir çocuk olarak yer alıyor.

Londra’ya mağaza açıyor

Londra’ya mağaza açıyor
Türkiye’nin önde gelen kuyum ve pırlanta firması Altınbaş ailesinin fertlerinden Fatoş Altınbaş, markası Mevaris 2. Şubesini Londra’da açıyor.
On parmağında on marifet olan Fatoş Altınbaş, Altınbaş Üniversitesi Asst. Prof. Dr. unvanı ile derslere katılıyor, kitap yazıyor, televizyon programı yapıyor, Altınbaş Holding’de yönetim kurulu üyesi, bir çok sosyal dernekte üye yada yöneticisi, en önemli iki çocuk annesi.
Fatoş Hanım kendi markası Mevaris yurtdışına taşımaya karar vermiş. Londra’nın Piccadilly bölgesinde tarihi Burlington Arcade dükkan kiralayan Altınbaş, dekorasyon çalışmalarının bitmesinin ardından büyük bir açılış yapmayı hedefliyormuş. Bir Türk markasının Avrupa’ya açılması beni gururlandırdı.

Missturkey mayo sponsoru Louren swimwear oldu

Missturkey mayo sponsoru Louren swimwear oldu

Louren swimwear Yönetim Kurulu Başkanı Çağlar Solmaz Missturkey güzellik yarışmasının hem jürisi hemde mayo sponsoru oldu. Kısa zamanda büyük bir yol kat eden Louren swimwear mayo markası yaptığı sponsorluklarla da adında  söz ettiriyor. Solmaz; güzellik yarışmasında dereceye giren üç güzel ile 2020 mayo çekimlerini yapacağını belirtti. İstanbul Fashion Week’te Missturkey  kızları Louren swimwear mayoları ile podyumda yürüyecekler. Gecede Louren swimwear Yönetim Kurulu Başkanı Çağlar Solmaz’a Louren swimwear markasının imaj ve marka danışmanlığını yapan Ayça Kuru eşlik etti

 

Sanat severler Bodrum’da buluştu

Sanatla her zaman iç içe olma prensibiyle hareket eden ve kendini bu anlamda diğer otellerden ayıran Kempinski Hotel Barbaros Bay’de, sanatın farklı disiplinlerinden oluşan; resim, heykel ve fotoğraflar ile otelin her köşesinde karşılaşmak mümkün. Otel, bu bağlamda yaptığı sanat etkinliklerine bir yenisini daha ekledi ve Bodrum’daki sanatseverleri bir araya getirdi.

Eşsiz sanat eserlerinin hikayesi ile Türkiye’nin en özel üzümlerinden üretilen şarapların buluştuğu “sanat sohbetleri ve şarap tadımı” etkinliği, 27 Temmuz Cumartesi akşamı Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum içerisinde yer alan Artgalerim’de sanatseverlerle buluştu. Sömeliye Mehmet Gazezoğlu’nun, otel içerisinde sergilenen heykeltıraş Nilay Özenbay’ın heykelleri ile eşleştirdiği şaraplar;  sanatçılar, koleksiyonerler ve gazetecilerden oluşan 25 kişilik davetli grubunun büyük beğenisiyle karşılaştı. Sanatçının 5 heykeline ithafen 5 farklı şarap tadımı gerçekleşti.  Gösterilen yoğun ilgi karşısında, etkinliğe Ağustos ayında da devam edilecek.

Türkiye’nin kokusu

BUHURDAN PARFÜME; KOKUNUN ÖYKÜSÜ…

 

Koku Uzmanı Bihter Türkan Ergül’ün kurduğu Koku Kültürü Derneği ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri iş birliğinde, Koku dünyasının girişimci iş kadınlarından olan Koku Eksperi Fulya Gündoğdu’nun yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü Fiolas’ın sponsorluğunda düzenlenen sergi açılışı; T.C Turizm ve Kültür  Bakan Yardımcısı Sayın Özgül Özkan Yavuz’un katılımıyla  İstanbul Arkeoloji Müzelerinin bünyesinde gerçekleştirildi.

 

Sayın Bakan Yardımcısı Yavuz’un İstanbul Arkeoloji Müzelerinin bünyesinde gerçekleştirilen açılış konuşmasında, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle Türkiye’nin 2023 hedeflerini revize ettiklerini anlattı ve  şöyle devam etti: “50 milyon olan turist sayısı hedefimizi 70 milyona revize ettik. 70 milyon turist sayısını yakalayabilmek için ki bizim hedefimiz 70 milyonda kalmak değil sonrasında bu artışlar devam edecek çünkü Türkiye başlı başına bir turizm ülkesi, bu sayılara hızlı ve rahat bir şekilde ulaşabilmek için de turizmi klasikleşmiş turizm çekim merkezlerine yenilerini ekleyerek  81 vilayetimizi yaymamız gerekiyor. Bu bağlamda potansiyelleri olan her güzelliği kokusuyla, tadıyla, tarihi dokusuyla, kültürüyle, gastronomisiyle, medeniyetiyle, mavisiyle yeşiliyle hep birlikte öne çıkarıp başarıya odaklanacağız. Bugün içinde bulunduğumuz bu sergi açılışı ile ülkeler arası iletişimi koku kültürü yönünden destekleyen bir sergi. Farklı bir proje oldu” dedi.

 

Sanat ve siyaset dünyasının ünlü simalarının katıldığı serginin açılışında  Private Chef Pınar İshakoğlu, sergi için binlerce yılın ihtişamını leziz ikramlıklarıyla günümüze taşıdı. Isparta Belediyesinin gönderdiği yeni sezon Gül yapraklarının serpildiği etkinlikte, tıp dünyasının üzerinde çalıştığı içilebilir gül suları ikram edildi.

 

 

MISIR, MEZOPOTAMYA VE ANADOLU BU SERGİDE BULUŞUYOR.

 

Kadim uygarlıkların koku kültürlerini yansıtan sergide ziyaretçiler hoş sürprizlerle karşılaştı. Binlerce yıllık koku mirasının nadide örneklerinin yer alacağı sergide, M.Ö. 3 binden 19’uncu yüzyıla kadar tarihlenen su mermeri, cam, pişmiş toprak ve kurşundan yapılmış koku ve buhur ile ilgili, Mezopotamya, Mısır ve Anadolu coğrafyasından örnekler sergileniyor. Sergide, binlerce yıllık eserlerin yanı sıra, kokulu materyaller ile amber ve misk gibi kokular da yer alıyor. Tarih boyunca kullanılan kokular ziyaretçilere koklatılıp sunuldu.

Açılışa Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’de katıldı.

Şahin Zülfikarlı, “Bizler kardeşiz”

Öğrenci olarak geldiği Türkiye’de bir başarı öyküsüne imza atan genç işadamı Şahin Zülfikarlı, Sönmezler Metal, Zulfugarlı İnşaat ve Start Medya Yönetim Kurulu Başkanı olarak yatırımlarına ara vermeden devam ediyor. Azerbaycan ve Türkiye’de yatırımları olan Zülfikarlı, yeni merhaba dediği Start Medya ile reklam sektöründe de zirveyi hedefliyor.

Genç yaşa bu kadar başarıyı sığdıran Şahin Zülfikarlı ile sizler için bir röportaj yaptık. Sorulmayan tüm soruları sorduk. Kendisi de tüm  sorularımıza içtenlikle cevap verdi.

Keyifle okumalar. 

 

Start Medya adıyla sektöre ve ülkemize büyük bir istihdam sağlama amacındayız.

–Bizler kardeşiz. Türkiye veya Azerbaycan fark etmez devletimiz bize nerede ihtiyaç duyarsa biz orada olacağız.

 

 

Türkiye’ye ilk ne zaman gelmiştiniz?

2008 yılında Türkiye’ye gelerek eğitim ve iş hayatıma devam ettim.

 

Türkiye’de yatırımcı olmaya nasıl karar verdiniz? Sizi etkileyen ne oldu?

Çocuk yaşta Türkiye’ye gelip, burada tüm eğitim hayatını bitirmiş olmak, Türkiye’yi ve Türk halkını çok sevmek ilk aklıma gelen şeyler tabi ki ama; Türkiye’nin potansiyeli, genç nüfusu, coğrafik konumu ve ekonomik atılımları beni hep heyecanlandırmıştır.

 

Hangi sektörlerde varsınız biraz anlatır mısınız?

Ana faaliyet alanımız Demir Çelik sektörüydü. Baba mesleği diyebiliriz J Sönmezler Metal fabrikasını Türkiye’nin en büyük ilk üç boru profil üreten fabrikası haline getirdik. İnşaat sektöründeki yatırımlarımız memnuniyet geri bildirimi ile artarak ilerledi şuanda Kozyatağı ve Bağdat Caddesindeki İş merkezleri satışa hazır hale geldi. Çocukluktan beri hayalini kurduğum Turizm ve Yeme-İçme alanında restoranlar zinciri kurduk. Son olarak Medya ve Bilişim sektöründe yeni bir oyuncu olmanın heyecanını yaşıyorum. Start Medya adıyla sektöre ve ülkemize büyük bir istihdam sağlama amacındayız.

 

Riskler almayı seviyorsunuz ama cesaretinizin kırıldığı durumlar oldu mu? Yani korkularınız oldu mu?

Çoğu zaman dile getirmişimdir, çok şükür hiçbir zaman korkumuz olmadı. En zor zamanlarda bile ülkemiz için istihdam yaratmaya devam ettik. Gün geldi zarar ettik ama her zaman büyümek için mesai harcadık. (Burada çalışanlarımızın gayreti ve samimiyetine çok şey borçluyum.) Ülkemize inanıyor, güveniyoruz. #TürkiyeKazanacak

 

B planı yapar mısınız?

Her zaman alternatiflerimiz olmalıdır.

 

Genç yaştaki girişimcilik ruhu nereden geliyor?

Genç bir nüfusa sahibiz, Dünya iyi yetişmiş gençlerle daha iyi yere gelecek. Bu yaşta ne yaparsak o şekilde örnek olacağız.

 

Bu gün Türkiye’de başarılı bir işadamı olarak hayal ettiğiniz yerde misiniz?

Türkiye’de başarılı bir iş adamı olarak hep hayat ettim ve oldum. Olma sebebi ise işime olan aşkımdır. Başarının anahtarı ise çok çalışmamdır.

 

Azerbaycan ve Türkiye, aynı ırk, aynı dil, aynı din ve aynı tarihi paylaşan bir ulusun iki ayrı devleti olmaktadırlar. Sizin gibi değerli iş adamlarının yatırımları Türk ekonomisini ve istihdamına da fayda sağlamaktadır. Katılıyor musunuz?

Bizler kardeşiz, biriz. Bu sonsuza kadar bu şekilde devam edecek. Türkiye veya Azerbaycan fark etmez devletimiz bize nerede ihtiyaç duyarsa biz orada olacağız.

 

Büyüme stratejinizi nasıl planlıyorsunuz?

Artık uzun süreli planlardan ziyade daha kısa ve daha hızlı hareket ediyoruz. Malum dünya ekonomisinin konjonktür değişiyor.

 

Politikacı olmak ister miydiniz?

Hayır, hiçbir zaman düşünmüyorum.

 

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğini nasıl buluyorsunuz?

Başkanımız ülkemiz için çok önemli bir değerdir. Ülkesine olan sevgisi, çalışma azmi bizlere çok büyük sorumluluklar yüklüyor. Onun bu duruşunu, çalışkanlığını gördükçe sizde daha fazla çalışmamız gerektiğini düşünmüyor musunuz? Ülkemizi en iyi temsil eden son zamanlarda yetişmiş bir Dünya Lideridir. Hedeflerimiz ve vizyonumuz aynı doğrultuda ilerleyecektir.

 

Yoğun temponuzdan geriye kalan vakitlerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kendime ne kadar zaman ayıramadığımı bu soruları duyunca daha çok anlıyorum. Futbol oynamayı çok seviyorum, haftada bir çalışma arkadaşlarımda bu organizasyona katılmaya çalışıyorum.

 

Stresten nasıl uzaklaşıyorsunuz?

Gerçekten yoğun bir gün geçiriyorum, birden fazla şirket sorumluluğundayım. Bu kolay olmuyor ama es vermek için kendime özel dinlenme yöntemlerim var. Bu arabada son ses müzik dinlemek olabilir, poligonda atış yapmak olabilir, arkadaşlarım ver ailemle zaman geçirmek olabilir.

 

Şahin Zülfikarlı’nın en büyük tutkusu nedir?

İşime ve aileme olan saygımı korumaktır.

 

Türkiye’de başarılı olmak için neler tavsiye edersiniz?

Çok çalışmalı ve farkındalık yaratacak işler yapmalıyız. Araştırmayı ve okumayı bırakmamalıyız. Gündemi, teknolojiyi (Sektörel) iyi takip etmeli ve ayak uydurmalıyız.

 

İleriye yönelik planlarda neler var?

Demir Çelik Fabrikamızda Endüstri 4.0’ın temellerini attık bunu sonuçlandırmak istiyoruz. Start Medya ile Dünya çapında ses getirecek (Sektörel) bir Web ve Mobil Uygulaması geliştiriyoruz.

 

Nasıl bir yöneticisiniz sizce?

Çalışanlarımla iletişimim iyidir, karşılıklı sevgi ve saygıya dayalıdır.

 

Günde kaç saat çalışıyorsunuz? 

12-14 saatimi işe ayırıyorum desem doğru olur.

 

Kaç saat uyursunuz?

Ortalama 6 saat.

 

En sevdiğiniz uğraşlarınız hobiniz nedir?

Sosyal medya ve dijital mecralar için içerik üretmeyi seviyorum. Kişisel instagram hesabımı ve youtube hesabımı gençlerin daha fazla faydalanabileceği şekilde tasarlıyoruz. Beni takip edebilirler (@sahinzulfikarliofficial)

 

Sağlığınıza dikkat eder misiniz? Örneğin beslenme şekliniz nasıldır? Spor yapar mısınız? Bir günlük beslenme programınızı anlatır mısınız?

Özel bir beslenme programım yok, yemek yemeyi severim. Vakit ayırıp spora özen gösteriyorum.

 

Düşüncelerinizi açıkça ifade ettiğinizi görüyorum.  Çocukluğunuzdan gelen bir özellik mi yoksa iş hayatında edindiğiniz tecrübeler mi bu netliği kazandırdı size?

Her ikisinin harmanlamak en iyi cümle olur. Hayat bu ikisinin tecrübesiyle şekillendiriyor bizleri, ama samimiyeti ve açık sözlü olmayı seviyorum. Doğal bir şey bu özel gayret sarf etmiyorum.

 

Aklınızda yer eden en değerli, unutamadığınız anınız nedir?

Yaşımızın genç olması sebebiyle beklenmeyecek bir başarı elde ettiğinizde bunu aldığınız ilk ödülle kanıtlıyorsunuz. İnternet üzerinden yapılan bir ankette yılın en genç iş adamı ödülünü aldığım an benim için özeldir.

İş hayatınızdaki dikkat ve özeni, kıyafetlerinizde giyim tarzınızda da görüyoruz. Modayı takip eder misiniz?

Modayı takip etmiyorum ama beğendiğim bir tarz olursa denerim. Bu konuda kendime güveniyorum.

 

Herkesin hayatta bir başarı hikâyesi olduğuna inanıyoruz. Sizin başarı hikâyeniz nedir? Paylaşabilir misiniz?

Babamın çocukken bana olan inancı ve desteği başarımın hikayesini oluşturmaktadır.

 

Sizi bu günkü başarınıza taşıyan en güçlü yönünüz nedir?

Her zaman kendime bir hedef belirler ve bu hedefe ilerlerken karşıma çıkan sorunları tek tek aşabilirim, başarımı da bu işimde olan inatçı karakterimle sağladım.

 

Sizce insanı yöneten duyguları mıdır, yoksa mantığı mı? Sizi yöneten nedir?

Beni yöneten kendi mantığımdır. Karşımdaki insanları her zaman dinler ve değerlendiririm.

 

Türkiye’deki girişimcilik dünyasında başarılı olmak isteyenlere, özellikle söylemek istediğiniz neler var?

Hedefli ve planlı çalışsınlar ve bu yoldan şaşmasınlar.

 

İnsanı yöneten duyguları mıdır, yoksa mantığımı? Siz hangi kanaldan ilerliyorsunuz?

Beni yöneten kendi mantığımdır. Karşımdaki insanları her zaman dinler ve değerlendiririm.

 

Süper gücünüz olsaydı ne yapardınız?

İnsanların egolarını yok etmeyi denerdim.

 

Fulya Gündoğdu, “Hayalim Türkiye’nin Kokusu’nu hazırlamak”

 

Fulya GÜNDOĞDU

BAŞLIK: Hayalim Türkiye’nin Kokusu’nu hazırlamak…

İnsanlar; tutku ile bağlanabilecekleri işi yaparak hayatlarında bir yol çizerlerse mutlaka başarılı olurlar. Ben kendimi ruhen ve bedenen bu iş için yaratılmış gibi hissediyorum.

Sevgili eşim Doğan Gündoğdu;  Fiolas’ın marka yolculuğunda yanımda olan en büyük destekçim. Doğan beyi her yönüyle örnek alırım… O benim; hem rol modelim, hem ruh ikizim, hem diğer yarım.

Ruhlarımızın bedenimizle buluşmasını beklemeye gittik. Buradaki insanların ritmi çok yavaş… Yürüyüşleri, hareketleri her şey yavaş… Hiçbir şey bizdeki gibi telaş içinde yapılmıyor. Dinginlik her şeyin içinde var.  Bu çerçeveden bakınca; Phuket doğru bir tercih oldu.

Fuarlara katılıyorum. Bir Türk markası olarak hem ülkemi anlatıyorum. Hem de markamı tanıtıyorum.  Pazar araştırmaları yaptırıyorum.  En önemlisi de işimi bilerek ve konusunda uzman olan bir ekiple hayallerimi gerçeğe dönüştürüyorum.

Firmaların verdikleri kurumsal bilgileri inceleyip, hedef kitlelerine kadar araştırıp, satış potansiyelini artıracak çeşitlilikte imza koku yapıyoruz.

 

 

Hayalim Türkiye’nin Kokusu’nu hazırlamak…

Şahane bir kadın…  Mücadeleyi seviyor, sabırlı ve cesaretli…  Özel hayatındaki saygınlığını ve mesleğinde itibarını yüksek ihtimamla koruyarak, kendini sürekli geliştirerek uzmanlık alanında tutkuyla ilerliyor. Çocuklarını dünyaya getirdiğinde ara verdiği iş hayatına, “Fiolas” adını verdiği markasıyla dönen genç girişimci sevgili arkadaşım Fulya Gündoğdu bu ayki PAUSE City’s dergimizin kapak konuğu…  Altı yıldır emek verdiği markasına ait çalışmalarını, küresel boyutta sürdürmeyi hedefleyen kadın girişimci Fulya Gündoğdu; yaptığı işin bir tarafında mutlaka kadınlara ve çocuklara destek olmayı kurumsal sosyal sorumluluk prensibi gereği atlamıyor. Mücadeleden, seçtiği alanda tutkuyla çalışmaktan, iş etiğinden vazgeçmemiş özgüveni yüksek kadınların, evlerinden çıkıp, gerçek bir girişimci olarak ekonomiye katkı sağlayabileceğinin altını çiziyor. Bunları söylerken; insanların tutku ile bağlanacakları kokular üzerinde çalışmalarını sürdürdüğünü anlatıyor. Hatta hayalinde öyle bir koku var ki; işte o  “Türkiye’nin kokusu “ olarak ev kozmetiği sektöründe tüm dünyayı sarsın istiyor. Üzerinde  “Made in Turkey” yazan her şeyi çok önemsediğini bundan gurur duyuyor.   Sevgili Fulya ile yaptığımız söyleşide; İş hayatını, ailesini, markasını ve sömestr tatilinde gittiği Phuket seyahatini konuştuk…  Keyifle okumalar dileriz.

Bu macera nasıl başladı? Macera diyorum çünkü borsa, finans derken mesleğini kenara bırakıp, tutkunun yolunda ilerlemen cesaret gerektiren bir tercih diyebilir miyiz?

Kolay bir değişim değil ama yıllardır kendimi koku ve özellikle ev kozmetiği alanında tutku ile geliştirim. Güzel kokuyu çok seven bir insan olarak, sağlık açısından kokulu ortamlardan alerjik astım hassasiyetim sebebiyle uzak duruyordum.  Ancak; kendi evinizde uzak durabilirsiniz ama bu gün her yerde koku var.  Yolculuk yaptığınız araçtan, konaklama alanlarına kadar, bekleme alanlarından, çalışma mekânları, ev dışı tüketimin olduğu eğlence, dinlence, sağlık, eğitim ve benzeri alanların tamamında koku kullanılıyor.  İster istemez maruz kalıyorsunuz… Öyleyse; “ bu işe kafa yormalıyım” dedim ve işe giriştim.

 

İnsanlar; tutku ile bağlanabilecekleri işi yaparak hayatlarında bir yol çizerlerse mutlaka başarılı olurlar. Ben kendimi ruhen ve bedenen bu iş için yaratılmış gibi hissediyorum.  Sektör değiştirmek cesaret işi… Ancak; tutku varsa inanın cesaret sizi buluyor ve harekete geçiriyor zaten.  Bir de başıma iş açmayı seviyorum galiba…  Kendi kendime rahatlık vermeyen bir yapım var.

 

Başınıza iş açmak ne demek? Kendinize nasıl rahatlık vermiyorsunuz?

Değişime ve gelişime açık bir yapım var.  Var olandan farklı ne yapabilirim diye çok araştırım, düşünürüm. Örn. Öyle nitelikli bir iş oluşturmalıyım ki ilgi duyduğum bu konuda; geri dönüşümü olsun, organik olsun ama var olmayan bir yapıda olsun gibi hedeflerle yola çıkarım. Disiplinli ve çok çalışmayı severim. İş günü çalışırım hafta sonunda çalıştığım çok olur. Çocuklarım ve eşimle çokça hafta sonu Pazar günümü ofiste geçirdiğimi bilirim.  Oysaki insanların birçoğu tatil günlerini ayaklarını uzatıp dinlenmeyi ve veya keyfince eğlenceli etkinliklerle geçirmeyi tercih eder.. Doğal olanı da bu… Ama ben çalıştıkça daha da mutluluğu artan, çalışırken dinlenen bir yapıdayım. Belki de dinlenme şeklim böyle ki seviyorum..

 

En iddialı yanı nedir Fiolas’ ın?

Dünya koku devlerinin satın alma merkezleri Fransa ve İspanya’dan gelen alerjen içermeyen organik esans ham maddeleri, %100 doğal alkolle işlenerek ve el yapımı cam ambalajlarıyla ‘eco friendly’ niteliğiyle tüketiciye sunuyor olmamız diyebilirim. Kokuya olan ilgim ve merakım sonunda beni ciddi bir ekiple Ar-Ge çalışmaları noktasına taşıdı. Tamamı organik malzemelerden kendi üretimimiz olması…

 

Fiolas’ın anlamı ne? Ne satıyorsunuz? 

Markamızın adı; mitolojide “güç ve ışık anlamına geliyor”. Tamamı organik malzemelerden ürettiğimiz ev kozmetiği kapsamında; mum, diffuser, kolonya, oda spreyi ve pozitif enerji spreyinin yanı sıra, sıvı sabun ve kremi kapsayan kişisel bakım seti Fiolas’ın ana ürün grubunu oluşturuyor.

 

Fiolas ile başlayan marka yolculuğunuzda en büyük destek kimden geldi?

Sevgili eşim Doğan Gündoğdu…  O benim diğer yarım ve her konuda en büyük destekçim. Yoğun iş hayatı döneminde Doğan beyi her zaman hayranlıkla izledim. Yüksek sabrı, vazgeçmeyen sağlam karakteri,  iş hayatının farklı durumlarındaki tutum ve davranışları, ekibini yönetmesi, vefalı tutumu gibi pek çok yaşanana şahit oluyordum. Bu anlamda yaşadıklarım bana çok şey kattı. Ayrıca; Fiolas yolculuğumda eşim;  atacağım adımların sağlam olması için yoluma ışık tuttu. Markam; böylesine başarılı bir tecrübenin öğretileri ile kuruldu.  Bu sebepledir ki; hep ileriye bakıyorum. Ekip olarak da böyleyiz. Hayallerimizi gerçeğe dönüştürmek bizim ruhumuzdan bedenimize yaptıklarımıza taşınan motivasyon. Türkiye’ nin kokusunu üretmek hayali ile çalışmalar yapar bir noktaya geldim.  Eşime tüm kalbimle ve başarılarımla minnettarım.

 

Hayal kurmayı seviyorsunuz…

Hayaller olmadan insanlar nasıl düşüncelerini gerçeğe dönüştürebilir ki…

Hayal dünyanız ne kadar genişse, o kadar büyük bir istekle hayalinizi gerçeğe dönüştürüyorsunuz. Yani ben im yapım bu şekilde işliyor. Çocuklarıma da aşılıyorum. Hayalleri ne kadar büyük olursa çalışma istekleri de o kadar yoğun oluyor.

 

Ne güzel bir ailesiniz?… Ailenizden bahsederken gözleriniz ışık ışık oluyor.  Phuket seyahatinize de çocuklarla beraber ailece bir arada olmanız pozitif enerjinizi daha da güçlendirmiştir.

Aynen dediğiniz gibi… Karneler alındı. Güzel karnelere olabildiğince güzel ödüllendirmeler gerek. Bizim en güzel ödülümüz; zaman buldukça ailecek birlikte vakit geçirmek. Çocuklar; yoğun bir eğitim döneminin ilk ara tatilindeler. Çocuk deyip geçemiyorum çok ciddi mesai harcıyorlar. Okul sonrası ve hafta sonları eğitimleri oluyor.  Ev çalışmaları veya tekrarları yoğun geçiyor…  Tatil dönemi bizim için berber olmak, birbirimize uzun uzun vakit ayırmak ve ailecek aktiviteler yapmak, enerji depolamak için keyifli bir fırsat.

 

Neler yaptınız, nasıl geçti?

Bisiklet sürdük, yeşilin kaç tonu vardı sayamadığım muhteşem bir doğa ortamında yürüyüşler yaptık. Çocuklarımın deyimiyle çiçek ve koku araştırması yaptık. Eşim yoğun çalıştığı dönemlerde veya şimdi çocuklarla vakit geçirmeye hep özen gösterir. Bizleri hiç ihmal etmez. Sevgisini hep çok yoğun hissederiz. Bu konuda çok şanslıyız. Böyle okul tatillerinin olduğu, bir arada geçirdiğimiz zamanlarımız ise ailece en kıymetli zamanlarımız.

 

Phuket’e gitmenizin özel bir sebebi var mı?

Ruhlarımızın bedenimizle buluşmasını beklemeye gittik. Buradaki insanların ritmi çok yavaş… Yürüyüşleri, hareketleri her şey yavaş… Hiçbir şey bizdeki gibi telaş içinde yapılmıyor. Ruhumuz çok geride kalırken, beyin beden kilometrelerce ileriden koşuyor. Günümüz insanın en büyük derdi bu… Doğal olarak burada bir dinginlik var…  Bu bakımdan Phuket; bizim için doğru bir duraklama yeri oldu.

 

Bildiğim kadarıyla Fiolas markasının ambalajlarından, tasarımlarına, sunumundan satış pazarlamasına kadar her yerindesin?

Doğru, işimin her aşamasında varım. Yurtiçi ve yurtdışında kurslara katıldım. Okuyorum, seminerlere katılıyorum, Fransa’da, İtalya’da, İsviçre’de konun uzmanlarıyla görüşüyorum.  Fuarlara katılıyorum. Bir Türk markası olarak hem ülkemi anlatıyorum. Hem de markamı tanıtıyorum. Araştırıyorum, inceliyorum. Pazar araştırmaları yaptırıyorum. Her şeyi nabız yoklaması ile sürdürüyorum. En önemlisi de işimi bilerek ve konusunda uzman olan bir ekiple hayata geçiriyorum. O zaman da durum öyle bir hal alıyor ki; firmaların hedef kitlesine kadar araştırıp, satış potansiyelini artıracak çeşitlilikte imza koku yapıyoruz.

 

En iddialı hayaliniz nedir diye sorsam?

Sınırları aşıp Türk kokusunu dünyaya yaymak, “bunu yapabilir miyim” diye hayalini kurmak, inançla ve istekle bu konu için vakit ayırıp Ar- GE’sini emek vermek. Her gün üretmek duygusunun verdiği  umutla güne başlamak, heyecan duyarak çalışmak; ekibimi, ailemi çocuklarımı bile heyecanlandırmak kendimi iyi hissettiriyor. Özellikle bir ülkenin kimliğini taşıyabilecek ağırlıkta bir marka olması için zaman tüketmek, Türkiye’nin kültüründen ve doğasından ilham alarak ev kozmetiğinde “ Türkiye’nin Kokusunu” hazırlamak bugüne kadar ki en iddialı hayalim.  Bu kokunun tüm dünyada made in Turkey olarak tanındığını görmek gibi değerleri çok önemsiyorum. Neden olmasın? Ülkemizin bu sektörde dünya markası çıkarabilecek teknoloji ve insan kaynağı mevcut.  Niye üretmeyelim?… Neden dünyanın ilk beş yüz markası içinde olmayalım? Üretmek ekonomiye güç katar. Ben bir kadın girişimci olarak her fırsatta dile getiriyorum; bizim kadınlarımızın ruhunda çalışkanlık, dayanıklılık var. Evlerinde veya evlerinden çıkarak, ne yapabiliyorlarsa o konuda ilerlesinler.  Dünyada kadın nüfus oranın geçtiğini hep duyarım. Düşüne biliyor musunuz bu rakamın yarısı iş dünyasına dahil olduğunda ülkemizde oluşabilecek dayanışmanın gücünü? Böyle bir şeyin hayalini düşünmek bile insanı nasıl güzel heyecanlandırıyor…

 

Bu tip ürünler üreten başka markalar yok mu?  Markanız için sizce günümüzdeki en büyük tehlike nedir?

Elbette var. Olmalıdır da… Ama benim markam gibi tamamen organik olmaya odaklanmış, sadece ürün sunmakla kalmayıp, bu işi bir “koku dünyasına” dönüştürmüş olabilme konusunda tekiz.  Ciddi bir yaşam tarzı yerleştirme tasarımı yapıyoruz. Farkındalık oluşturuyoruz.  Biz öylesine tutkuyla yapıyoruz ki bu işi; gelecek dönemde “koku” tutkusunun eğitimlerini, psikolojik faydalarını, Filos kullanıcısı ve ya kullanıcı adayı olarak gördüğümüz kurum ve kuruluşların kullanıcılarına, iç ve dış müşterilerine anlatmayı ajandamıza aldık. Koku merakı olanlar, gelişime ve değişime destekleyecek sürprizlerimizi beklesinler.   Diğer soruya gelince; bana göre günümüzün en büyük tehlikesi bir markanın “ imaj tehdidine” yenik düşmesidir. Fiolas bu tehdide yenik düşmeden, modern ve özgün adımlarla yoluna devam ediyor olması, çağımızın markalar açısından en büyük tehdide karşı galip gelme başarısıdır.

 

Türk kokusu… Bir markanın DNA’sında ülkesinin yer alması zengin bir içerik sağladığı kadar, doğru kimlik yaratmayı zorlaştırabilir de aslında… Bunu nasıl hazırlamayı düşünüyorsunuz?

Her zaman ülkemin kendi özelliklerini daha fazla öne çıkarmamız  gerektiğini düşünürüm. Osmanlı’dan günümüze, temizlik, güzellik, güzel koku sürme, alanlarda kullanma günümüze kadar gelen toplumsal özelliklerimizdir. Fiolas’ın modern ve özgün bir marka olması kolaylık sağlıyor. Çünkü imaj tehdidinden etkilenmiyoruz.  Bu sebeple; ürünlerin kalitesi, kendilerine özgün tasarımı ve işlevsellik, üzerinde durduğumuz en önemli unsurlar oluyor. Örneğin mumlarımız…  Yaktığınızda çırasının çıkardığı çıtır çıtır sesler bir şöminenin yanındaymış gibi kendinizi hissetmenizi sağlayabiliyor. Mum tamamen yanıp eridiği zaman krem olarak kullanabiliyorsunuz. Bu sevdiğiniz bir kokunun daha uzun süreli sizinle birlikte kalması demek. Tıpkı kurumsal bir kimlik gibi kokunun da kimliği vardır. Onu doğru belirleyecek şekilde ürün guruplarımızı hazırlıyoruz. Bir Türk markasının ve Türk ürünlerinin çok farklı uluslar tarafından kullanılarak dünyaya yayılmasını hayal ettim, hedefledim… “Made in Turkey’ etiketi benim için çok değerli, bizim için çok önemli. Markamızın ürünleri; her zaman yaşadığımız coğrafyanın içinden seçtiğimiz detayları kendi beğenilerimizi, zevkimiz doğrultusunda rafine ederek günümüze uyarlamamızın sunumu olmuştur.

 

Mumlar eridiğinde krem olarak kullanılabiliyor dediniz. Nasıl bir şey anlatır mısınız?

Yaptığımız iş müşteri odaklı… Ancak; bizim için eş değer bir odağımız daha var. O da kurumsal sosyal sorumluluk çalışması olarak gördüğümüz tercihlerimizin olması. Hazırladığımız mumların krem haline dönüşebilmesi için satın aldığımız ham madde sayesinde dünya genelinde kimsesiz çocukların eğitimine katkıda bulunmanın yanı sıra, kadınlara da istihdam sağlıyoruz. Çırayı aldığımız uluslararası firma, tarımı desteklemek adına çiftçiye yardım ediyor ve yılda 10 bin ağaç dikiyor. Bunu yıllık cirosunun yüzde 10’uyla hayata geçiriyor. Sosyal sorumluluk anlamında markamız için önemli bir tutum. Mumların eridiğinde krem haline dönüşmesi, haliyle ürünümüzü daha fonksiyonel kılıyor.

 

Girişimcilik ruhu işte böyle bir şey sanırım?

Evet… Kendi kendinizi rahat bırakmayan bir yapınız varsa aslında girişimci bir ruha sahipsiniz bir an önce bunun fakına varmak önemli. Özellikle kadınların iş hayatına daha fazla katılımı ekonomimiz için gereklilik. Düşünün iş gücüne neredeyse toplumun yarıdan fazlasının katkısı… Bütün bu süreçlerdeki öğrenimlerim; düşüncelerim, hayallerim ve en önemlisi de “ heyecan ve inancım” insanın girişimci tarafını harekete geçiren çok önemli duygular. Eğer doğru işi, doğru insanlarla yapıyorsanız   yolunuzun çok açık ve uzun olacağı artık küresel bir gerçek. Hedeflerimizi ekibimle birlikte koyduk, birlikte büyütüyoruz.

 

Nasıl bir iş insanısınız?

Dinlemeyi ve hızlı karar almayı seviyorum. İş hayatında ileriye bakmayı seviyorum. İnsanız… Hata yapabiliriz. Hatanın olabileceğine inanırız ama tekrarını yaşamak istemem. Kabul etmem. Bunu hiç sevmem.  Açık konuşmaktan yanayım her zaman, profesyonel bir iş yapıyoruz sonuçta. Herkesi olduğu gibi kabul edip mesafemi de buna göre ayarlarım. Bir işi yaparken de; gerek kişisel gerek marka boyutunda nasıl bir etki ve fayda yarattığımıza çok dikkat ederim. Ortaya çıkan sonuca ne anlam ifade ettiğini çok ciddi önemserim. Notumu alırım. Bunlar Eşim Doğan beyden edindiğim, iş hayatımda beni başarıya taşıyan öğretiler

 

Modayı takip eder misiniz? Kişisel olarak moda ile aranız nasıl? Kendi modanızı kendiniz mi tasarlarsınız?

Modayı takip ederim ama kendi seçtiğim kıyafetlerin içinde kendimi hissetmek benim için önemli. kişisel tarzımı, beğenilerimi, tavrımı tamamlamalı. Böyle olunca zaten kendi tarzım var olan modayla örtüşebiliyor da, hiç alakasız ama çok beğenilen, övgü toplayan bir hal de alabiliyor.

 

Beslenmenize dikkat ediyor musunuz?

Elbette…  Ailecek sağlıklı beslenmeye, sağlıklı yaşamaya özen gösteriyoruz. Her sabah düzenli yürürüm. Açık havada yürüyüş vaz geçilmez tutkum. Fırsat buldukça çocuklarla doğa yürüyüşleri yapıyoruz.  Phuket’te her sabah ailecek bu keyfimizi de yaptık.

 

Rol modeliniz var mı?

Eşim…  Doğan Gündoğdu… Dürüst, sevgi dolu ve tam bir ev insanı, iş insanı, aile babası, arkadaş, dost, sevgili… Her yönüyle örnek alırım kendisini… Hem rol modelim, hem ruh ikizim, hem diğer yarım.

 

Süper gücünüz olsaydı ne yapardınız?                                                                             

Öncelikle insanlara ama en çok da kadınlara; mücadeleden, seçtiği alanda tutkuyla çalışmaktan, iş etiğinden vazgeçmemiş özgüveni yüksek kadınların, evlerinden çıkıp, gerçek bir girişimci olarak ekonomiye katkı sağlayabileceklerini anlatmak isterdim. Düşünsenize neredeyse toplumun yarıdan bile fazlası… Nasıl güzel bir güç birliği ve kadın erkek dayanışması olurdu.

 

Sizce başarının sırrı nedir?                                                                                                                              İnanmak. Hayal etmek. İnandığın hedefe doğru prensipli bir şekilde kendini geliştirerek yol almak.   Takım arkadaşlarını doğru seçmek.

 

Türkiye’nin 2019 televizyon yıldızları belli oldu

Türkiye’nin 2019 televizyon yıldızları belli oldu

 

Ipsos tarafından her yıl tekrarlanan Türkiye Barometresi Yeni yıl Özel Araştırması kapsamında Türkiye’nin en beğenilen TV Dizileri, Oyuncuları ve Televizyoncuları belirlendi. Bu sene ayrıca en beğenilen Sosyal Medya Fenomenleri de araştırma kapsamında kamuoyuna soruldu.

 

Ipsos Türkiye Barometresi’ne göre Türkiye’nin en beğendiği TV Dizisi “Çukur” (%11) olarak belirtilirken, bu diziyi “Avlu” ve “Arka Sokaklar” (%7) dizileri takip etti.

 

Ipsos’un Türkiye İcra Kurulu Üyesi ve Sosyal Araştırmalar Hizmet Birimi Lideri Özlem Bora şu değerlendirmeleri iletti:  “Türkiye’de yerli dizi seyretme oranı %90’a yakın. Diğer bir deyişle hepimiz en az bir yerli dizi seyrediyoruz. Öne çıkan dizilere baktığımızda ise aksiyon ve polisiye ağırlıklı dizileri görüyoruz.

Çukur başladığı ilk günden beri oldukça sadık bir izleyici kitlesine sahip ve karakterleri ile öne çıkan ve anılan bir dizi haline geldi. 2 senedir yayında olan bu dizi  özellikle erkekler ve  millenials kitlesi tarafından ilgiyle izleniyor. Dizide mahalle kavramı, dayanışma ve dışarıdan gelen tehditlere karşı birlikte durulması dizinin çekim noktalarının başında gelmekte.

 

13 senedir yayında olan Arka sokaklar ise Türk izleyicileri için fenomen bir dizi olmuştur.

 

Son dönemlerde kadınların başrolde olduğu dizilerin sayısında artış görüyoruz. Çoğunluğu kadın karakterlerden oluştuğu Avlu dizisi bu yıla damgasını vuran dizilerden birisi oldu. Hapishanede geçen dizi, kadın mahkumların hapishane öncesi  yaşadıkları şiddete ve hapishanedeki kadınlar arasındaki güç savaşlarına dair hikayesi ile ilgi çekiyor.”

Türkiye Barometresi Araştırmasına göre Türkiye’nin en beğendiği kadın dizi oyuncusu Avlu dizisindeki rolüyle Demet Evgar (%7) olurken en beğenilen erkek dizi oyuncusu ise Çukur dizisinde rol alan Aras Bulut İynemli (%14) oldu.

Ipsos Türkiye Barometresi’ne göre; Türkiye’nin En Beğendiği Televizyoncu ise %17’lik bir oranla Acun Ilıcalı olarak belirtildi. Ilıcalı, aynı araştırmanın bir önceki yılında da yine Türkiye’nin en beğenilen televizyoncusu olarak belirtiliyordu.

Ipsos Türkiye Barometresi’nin bu yılki özel raporunda Türkiye’nin en sevdiği sosyal medya fenomenleri de araştırıldı. Buna göre Aykut Elmas, en beğenilen sosyal medya fenomeni olarak belirtildi.

 

Araştırma Künyesi

Her iki ayda bir yürütülen Türkiye Barometresi Araştırması Ipsos’un finansmanında Ipsos’un Sosyal Araştırmalar hizmet birimi tarafından gerçekleştirilmektedir. 2018’in Barometre Araştırmasının sahası 24 Kasım – 13 Aralık tarihlerinde yüz yüze görüşme yöntemi ile gerçekleştirildi. 12 IBBS bölgesinden seçilen 15 ilde gerçekleştirilen çalışmanın örneklem sayısı 1320 ve araştırmanın hata payı %95 güven aralığında +/- 2,5’tur.

Ipsos Hakkında:

Ipsos, dünyanın lider araştırma şirketlerinden Ipsos Grubunun bir parçası olarak reklam, müşteri ve çalışan memnuniyeti, pazarlama, medya, kamuoyu araştırmaları ve geleceği tahmin, modelleme ve danışmanlık uzmanlıkları sunan global bir pazar araştırma şirketidir. 500’e yakın çalışanı ile Türkiye’nin en büyük araştırma şirketidir.

Kendisini tutkulu araştırmacıların ve araştırmanın evi olarak tanımlayan Ipsos, TÜİK’den sonra ülkemizin en fazla araştırmacıya sahip olan kuruluşudur. Deneyimli araştırmacıları ile müşterilerinin işlerini geliştirmeleri için, ilk yaratıcı aşamadan,  marka / hizmet / ürün gelişme evrelerine kadar olan tüm süreçte ileri araştırma araçlarıyla, yüksek kalitede çözüm üretir. Ipsos, hızlı tüketim, perakende, dayanıklı tüketim, sağlık, teknoloji, finans, otomotiv, medya, turizm ve daha pek çok alanda müşterileri ile çözüm ortağı olarak çalışır.