Tarkan’dan “Hodri Meydan” 

Tarkan’dan “Hodri Meydan”

Megastar Tarkan’ın DMC etiketiyle yayımlanan son albümü “10” un altıncı video klibi “Hodri Meydan” şarkısına çekildi.

Geçtiğimiz yıllarda gerçekleşen konser görüntülerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulan klibi kendi sosyal medya hesaplarından da paylaşan Tarkan; “Madem konserlerde buluşamıyoruz o zaman bu kliple biraz hasret giderelim. Bu şarkı“10”albümümden en sevdiğim şarkılardan biridir bu arada. Hem 2020’den sonra 2021’e bi “Hodri Meydan” demek lazımdı :)” dedi.

Söz ve müziği Tarkan’ın kendisine, düzenlemesi ise Ozan Çolakoğlu’na ait olan “Hodri Meydan” şarkısı için yayınlanan klibin yönetmenliğini İrfan Yıldırım üstlendi

Elif İnci Aras, Aras Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı oldu

Elif İnci Aras, Aras Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı oldu

Ortağı olduğu mobilya ve mimarlık firmasıyla 2010 yılında yollarını ayıran Elif Hanım, eğitimin hayatına geri dönmüştü. Bilgi Üniversitesi muhasebe ve denetim yüksek lisanı aldıktan sonra aile şirketi olan Aras Holding’de farklı kademelerde grev alan Elif Hanım Aras Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak atandı. Şirketin denetim konularını ve sosyal sorumluluk konularında faaliyetlerini yürütecek.

Şirketten yapılan açıklamada; Aras Holding kurucusu Celal Aras anısına, 2009 yılında kurulan vakfın çatısı altında projeler gerçekleştirecek. Vakıf, Türkiye’nin her bölgesinde sosyal sorumluluk bilincini aşılayıp, sorunlara çözüm getirmeye çalışan, öğrencilere destek sağlayacak.

İrem Derici “Kalbi yorulur mu insanın? Yoruldum”

İrem Derici “Kalbi yorulur mu insanın? Yoruldum”

Dört yaşında org çalarak müzik yapmaya başladı. Özgür ruhu o yıllarda da karakterindeki baskın olan tarafıydı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı piyano bölümünü bitirse de diğer bir diploması da; İstanbul Bilgi Üniversitesi sosyoloji bölümünden…  Pazarlama iletişimi yüksek lisans programına devam ederken O Ses Türkiye’ye katıldı ve yarı finale kadar yükseldi. O Ses Türkiye’den önce üç yıl bir reklam ajansında metin yazarlığı yaptı. Aynı dönemde Monopop isimli grubuyla Türkiye’nin birçok yerinde sahne aldı. Yaptığı işi pazarlama tarafından tutun sosyolojik boyutuna kadar planlayabiliyor. Bundan dolayı mıdır, yoksa sesinin güzelliğinden midir ama çoğu insanın özellikle gencin şarkılarını ezberleyerek dinlediği sevgili İrem Derici Pause Dergi’nin bu ayki kapak konuğu.

Öncelikle geçmiş olsun… Nasıl oldunuz? Geçirenler sağ olsun!  Her an değişiyor.  Bence koronavirüs İkizler burcu. Dakikası dakikasını tutmuyor. Resmen paçavra gibi oldum. Ben kutlama kadınıyımdır. Yeni maxi single’ım çıkmıştı, akşamına ‘pozitif’ sonucu gelince psikolojik olarak çöktüm. Neyse ki durumu şimdi daha iyi…

Nasıl fark ettiniz? İlk tat ve koku gitti. Çamaşır suyu kokusunu hemen alırım. Evde temizlik yapılıyordu. Yerler siliniyor, ben koku duymuyorum. Kafamı kovaya soktum, yok. Sonra saç telimden ayak tırnaklarıma kadar kemiklerimi bir acı sardı. Geberiyorum sandım. Bir tabur askerden dayak yemiş gibiydim. 13 Kasım’da gelip çubukları beynime kadar soktular. Gece rapor, sabah İlçe Sağlık’tan ilaçlar geldi. Dirayetliyimdir. Beni etkilemez sanıyordum ama öyle olmadı. Yine de geçmişte daha ağır gripler geçirmiştim, ben sanırım daha hafif yaşıyorum.

Şimdi nasıl hissediyorsunuz?  Koku ve tat alamamak. Rezalet bir duygu.  Bugün uzun zaman sonra ilk kez koku aldım. Tuvalette… Ama nasıl sevindim bilemezsiniz… Heyecanla annemi falan aradım. Hâlâ tat alamıyorum ama..

Bu süreçte acayip şeyler yaşadığın oluyor mu? Geçen yemek siparişi verdim. ‘Kapıya bırak’ seçeneğini işaretledim, kapıya yemeği getiren “Abla biliyorum koronasın ama aç kapıyı da bir fotoğraf çektirelim” diyor. İnsanlar çok garip!

Dönelim yeni şarkının adına ‘Senin Hastan’ olunca bunun reklam ile bir ilişkisi olabilir mi? Keşke şarkının adını ‘Senin milyarderin’, ‘Senin şehvet kölen’ falan yapsaydık. Belayı çektik üzerimize. Benim korona olduğuma inanmayanlar için; sosyal medya hesabımdan Sağlık Bakanlığı logosu olan bir rapor koydum. İnceleyebilirler.  Hâlâ şüpheleri varsa açık adresimi söyleyeyim. Buyursun gelsinler…

Nasıl bulaştı? Birine bulaştırdın mı? Klibi izlediğinizi düşünüyorum… İşte orada bulaşma söz konusu. Bütün set ekibi negatif çıktı. Ama model nur topu gibi pozitif… Neyse ki semptomu yok. O da karantinada. Belki duygusal bir şey başlayacaktı, aramıza korona girdi.

Model Diogo Fedrizzi… Brezilyalı değil mi? Evet ama burada yaşıyor. Abisi de Hadise’nin klibinde oynamış. Ona da bulaştı. Yazışıyoruz. Dün ona da ilaçlar falan götürmüşler.

Klip sırasında bir yakınlaşma oldu mu? Magazin dedikoduları doğru mu diye sorsak? O kadar ağız ağıza rol yaparken insanın kalbi atmıyor değil. Yemin ediyorum inanın; bu çekimler sırasında setlerde başlayan aşkları anladım. Bu çocukla 4-5 bölüm dizi çeksem kapısında çiçeklerle otururdum (gülüyor). Salgın bitsin bakalım ne olacak!

Çok rahat konuşuyorsunuz, bu kadar rahat ve samimi konuşmayı seviyor musunuz? Seviyorum. Ama her şeyin yeri var. Neyi nerede söyleyeceğimi biliyorum. Kimsenin şahsına da küfretmiyorum. Benimkiler bir nida gibi…

Yıllardır sana ‘ çılgın bir kişiliğe sahip ’ diyorlar. Katılıyor musun?  Ben ilkokulda da böyleydim. Şu an hayatımın en sakin dönemindeyim. Benimki çılgınlık ya da delilik değil, özgürlük.

Nasıl bir özgürlükten bahsediyorsun?  El âlem ne der korkusu yaşamadan istediğim şeyi söylüyorum. Haftada üç kere linç edilsem de değişmiyorum. Herkesin salonunda konuştuğu şeyleri biraz törpüleyerek insan içinde konuşuyorum diye deli mi oluyorum? Hayır.

Kıskanılıyor musun? Evet… Herkesin kıskandığı özgür bir kız…

Hak ettiğin yerde misin? Şu an değilim. Evde olmak yerine klipteki Brezilyalı modelle yemekte olmalıydım (gülüyor). Ben koronayı hak etmedim ya!

Çapkın mısın? Çok. Bütün erkek arkadaşlarım “İyi ki erkek değilsin, aç kalırdık” der.

Zor bir kadın olduğunu söylediğiniz zamanlar oluyor.  Bundan dolayı ön yargılı davrananlar olabilir mi? Mesela erkekler? Zorum doğru… Aslında çok ‘Dediğim dedik’ kafadayım. Bana akıl verilmesini sevmiyorum. ‘En iyisini ben bilirim’ kafasından dolayı ben de, insanlar da yıprandı. Artık öyle değilim. Kalbi yorulur mu insanın? Yoruldum.

Yorgunum’ diyorsun, gönül kapılarını aşka kapattın mı?  Yok, kapatmadım. Tekrar bir insan tanımak bile çok yorucu.  Ben bir kere çok güzel bir aşk yaşadım. İnsan kıyaslıyor, arıyor… Şahıs olarak olmasa da, yaşadığı duyguları arıyor ve özlüyor.  Artık aramıyorum. Aşk gelirse gelir. Belki bir romantik film gibi olur. Çarpışırız, kitaplarımız yere düşer. (gülüyor) Kalbim hep açık ama rafta. Ben zehir gibi bir şeyim. Hayatıma giren insanların hayatına zehir gibiyim. Kontrolcüyüm.  Çok güzel aşktı yaşadığım. Onun gibi olacaksa olsun, olmayacaksa olmasın.

Sonsuz aşka inanır mısınız? Sizce var mı böyle bir şey? Var.. Kerem ile Aslı, Romeo ile Juliet… Aşk bence iki yıl süren bir hastalık. Ondan sonrası dostluk, saygı sevgi, şefkattir. Bir sonra ki cümlesini biliyorsan ama batmıyorsa bu sevgi ilişki gidiyor.

Tavlanmam Tavlarım diyorsunuz… Doğru mu? Her zaman tavlarım. Hiçbir zaman biri beni tavlamadı. Flört beni besliyor. Allah yaratmış, ben de bakacağım, gidip konuşacağım tabii. Pas verirse ne âlâ, pas vermezse Mualla…

Bir kere evlendin, bir daha evlenir misin? Büyük konuşmayayım. Bugün ‘evlenmem’ der, yarın Brezilya’da düğün yaparım.

Şarkıda “Gözün arkada kaldıysa önünü göremezsin” diyorsun. Senin gözün hiç arkada kaldı mı? Kaldı. Ama geçmişte yaşamak içten içe insanı yiyen bir hastalıkmış, onu anladım.

Son dönemlerde çektiğin kliplerinde seni çok cesur bulanlar var… Katılıyor musnuz? Bu, unuttuğunu söylese de aslında adamın şehvetinden, aşkından geberdiğini anlatan bir kadının şarkısı. Ben de klipte adamı kendime çekip kokluyorum diye bu söylentiler… Hemen tu kaka mı oluyorum? Bunda ne var? Mis gibi klip oldu valla.

Son dönemde neleri dert ediyorsun? Para ve sağlık… Aç değilim, açıkta değilim ama hayatımı küçülttüm.

Nasıl? İnsanlar ‘fakir edebiyatı’ diye kızıyor, haklılar. Ama ben tek değilim ki, bir ekibimiz var. Ve önümü göremiyorum. Seninle pandeminin başında yaptığımız video röportaj sırasında Maslak’ta hayvan gibi terası olan dubleks bir dairede yaşıyordum. Baktım aidat, kira… E kazanmıyorum. Fulya’da küçük bir eve taşındım.

Pop müzikte neden eskisi gibi hit yok? Tükettik. Besteciler de söz yazarları da tükendi. Bir de yeni trendler var. Müziği sosyal medya kullanıcıları yönlendiriyor. Şarkılar ‘TikTok’ta patlıyorsa patlıyor. Genç nüfus orada.  Ha biz popçular da güzel şarkıları çıkarıyor muyuz? Hayır. Rezalet. Benim de rezalet şarkılarım oldu ama bu son şarkılarım öyle değil.

Geçmişten mesela içinde bulunduğumuz yıllardan farkı nedir geçmişin veya 90’ların diyelim? Sosyal medya farkı …  Teknoloji bugün ki gibi değildi. Yoktu hatta… Sokakta oynardık.  Ben kaset almak için para biriktirirdim. Şimdi herkes bilir kişi… Herkes müzikten anlayan biri gibi. Çıkıyor, ‘Olmamış’ diyor. Duygu yoğunluğu diye bir şey yok. Tamamen Fast food kültürü geldi hayatın içine  yerleşti.  Sosyoloji mezunuyum hayatı, yaşananları ve yaşayanları çok net okuyabiliyorum. fast food hayatımızda maalesef. Şarkılarda da ruh bekleme. Şimdi rap furyası var mesela. Ben çok severim ayrıca. 1-2 işim şarkısı güzel diye herkes rap yapıyor. Ben mesela ekipten biri, ‘Süper olmuş’ dediğinde inanmıyorum. ‘Stockholm Sendromu’ şu an diyorum. O yüzden işimin içinde olmayan insanlara dinletmeyi tercih ediyorum şarkılarımı.

 Yeni şarkıların; ‘Senin Hastan’ ve ‘Güz Dönümü’nün farkları ne? ‘Güz Dönümü’ beni kariyerimde en etkileyen şarkı. ‘Senin Hastan’ da A’dan Z’ye kalite. Bir de artık “Bunda ekmek var. Bu şarkı tutar” demeyi bıraktım. Beni mutlu etmeyecek şarkıyı artık yapmam.

Bazı şarkıcıları herkes sever. Seni bazıları çok seviyor, bazıları da senden nefret ediyor. Bunu neye bağlıyorsun? “Severiz onu” denilenlerden star oluyor mu? Dünyanın, Türkiye’nin starlarına bakın. Mesela Hülya Avşar…  Kıskananı çok.  Michael Jackson, Madonna… Kulp bulmak isteyen herkese bulur. Bunlar star…  Ama etliye sütlüye dokunmayan, aynı ses rengindeki popçular star değil maalesef.

Sizce star mısınız ? Hayır, değilim. Ben bir karakterim, bir tane de benim gibi lazım (“Canım İrem” diyerek kendini öpüyor).

Titiz detaycı bir tarafınız var. Temizlik halen takıntı halinde mi ? İşim konusunda detaycıyım.  Temizlik takıntım halen biraz var. Ama eskisi kadar değilim. Hiçbir şey kalmadı onlardan.

Nedir onlar?  Bir tane çay kaşığı pis olsa uyuyamazdım. Her şey nizamlı olacak. Artık öyle takıntım yok. Bir ay sonra ki konserin valizini hazırlıyordum. Adana valizi, Antalya valizi gibi sıralı duruyordu. Böyle hayat mı olur?

Günümüzde hayat çok değişti. Salgın hastalıklar vd.  Hayatla ilgili hedeflerinizi sorsak ne dersiniz? Hayatın cılkı çıkmadan ölmek… Hedef değil ama kimseye muhtaç olmadan ölmek. Kimseye yük olmak istemem. Zaten başarmak istediklerimin çoğunu başardım. Ama elbette hedeflerim halen var. Son yıllarda yaşadıklarımdan sonra tek isteğim günüm güzel geçsin, huzurla geçsin, birilerine yardım edeyim. Kafamı yastığa koyduğumda ‘Birini istemeden üzdüm mü?’ şüphesi olmasın kafamda. Salgın bitsin dünya huzura kavuşsun yeniden bir arada eğlenebildiğimiz güzel konserler vermeyi isterim. Kendim de yazıp, çizmek istiyorum.

Korkularınız var mıdır? Kimin yoktur ki? Korkularım hep vardır.  İşimle ilgili kariyer planlaması adına da sağlık adına da hep olur.

Kariyer adına derken?  Her zaman ya da sürekli lale devrinin yaşanamayacağını biliyoruz. 10  yıldır piyasadayım. Ben inanılmaz patlayarak çıktım. Bir Mirkelam, bir bendim herhalde. 100 milyon dinlenmeler…. Popülerite alışınca durağanlaşıyor çünkü yeniler geliyor. Bu durağanlığa alışmada bir süreç… Bu duruma da alıştım. Memleket sürekli İrem Derici mi dinleyecek? Sadece sahnede gürül gürül söylüyorum günün birinde bunu kaybetmekten korkarım ki salgın sürecinde bunlar hep kısıtlandı.

Sosyal medya ile aranız nasıl? Orada Ata sporumuzu yapıyorum, cehaletle savaşıyorum. Ne yapsa tutuyor. Reklamlarda oynadı. Jüri yaptı yazalım diyorlar. Dünya eve kapandı. Biz de kapandık. Evde iken bu konuya da vakit ayırıp ilgilendiğim oluyor. Eskiden böyle her yerden her konuda yürüyenlere  cevap vermiyordum. Onlar da kendini bilgili, otorite kabul ediyorlardı. Ama baktım ki; bu gibi insanlara “sükût altın” değil, tam tersine “ atıp tutmak hakkındır” gibi algılıyorlar. Sessizliğiniz cevap vermeme süreciniz sürdükçe her kes kendini bir şey sanmaya başlıyor. Kimse kimseye istediğini yazamaz. Söyleyemez. Ben de gereğini yapıyorum. Niye cvp. Vermeyeyim. İçinde yaşadığımız döneme bakın. Her gün ağzımızda maske ile yaşarken, bu gece ölsem ben bu hayatta yapacağımı yaptım derim. İçim rahat, kafam rahat, senden ne haber derim.

14 günlük karantina sonrası ilk kez sokağa çıktı 

Ağaoğlu Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, koronavirüs testinin pozitif çıkması üzerine kendini karantinaya almıştı.

Yakın bir arkadaşının koronaya yakalandığı haberini alır almaz test yaptıran Ağaoğlu, testin pozitif çıkmasını ardından Kuruçeşme’deki evinde karantinaya girdi. Sağlığı ile ilgili çıkan haberlere smokinli fotoğrafını paylaşarak cevap veren Ağaoğlu “Sağlığım yerinde. Karantina dönemine bitene kadar evde kalacağım” dedi. Tedbiri elden bırakmayan ünlü iş insanı , koronayı en hafif şekilde atlattığını, kendisini arayıp soran tüm dostlarına da teşekkür etmişti.

14 günlük karantina sonrası ilk kez sokağa çıkan Ağaoğlu, Maslak 1453 içinde yer alan  ofisine uğradıktan sonra sokakta biraz yürüyüş yapmayı da ihmal etmedi.

Mustafa V. Koç spor ödülü İbrahim Çolak’ın oldu

Mustafa V. Koç spor ödülü İbrahim Çolak’ın oldu

Mustafa V. Koç’un anısını ve spor alanındaki vizyonunu yaşatmak amacıyla Koç Holding ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) iş birliğiyle düzenlenen “Mustafa V. Koç Spor Ödülü” dördüncü kez sahibini buldu.

2019 Dünya Artistik Cimnastik Şampiyonası’nda altın madalya kazanarak bu alanda Türkiye’nin ilk dünya şampiyonu olan, 2017 yılında Avustralya Dünya Kupası’nda yaptığı hareketle “The Colak” hareketini dünya cimnastik literatürüne yazdıran, Tokyo’da düzenlenecek 2020 Yaz Olimpiyat Oyunları’nda ülkemizi temsil edecek olan milli sporcumuz İbrahim Çolak, sporla ilgili pek çok kişi ve kurumdan gelen aday önerileri arasından, seçici kurul ve jüri değerlendirmesi sonucunda “2020 Mustafa V. Koç Spor Ödülü”ne lâyık görüldü.

Mahrem fotolar davasında savcı mütalaasını açıkladı

Mahrem fotolar davasında savcı mütalaasını açıkladı

Ünlü oyuncu Berk Oktay büyük aşk ile evlendiği eşi ile geçtiğimiz aylarda boşanmıştı. Şarapçıoğlu, 2 yıl önce İstanbul Anadolu Aile Mahkemesi’ne başvurarak ünlü oyuncu hakkında, “Sadakatsiz biri, bana şiddet uyguluyor” diyerek boşanma davası açmıştı. Tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle çekişmeli olarak boşanmasına karar veren mahkeme, Şarapçıoğlu’nun 500 bin lira tazminat ile aylık 10 bin liralık nafaka talebini reddetmişti.

Boşanma davası sürerken Merve Şarapçıoğlu, iCloud hesaplarının hacklendiği iddia etmiş ve çiftin mahrem fotoğrafları sosyal medyada yayılmıştı.  Oyuncu Berk Oktay bu fotoğrafların kendisini küçük düşürmek için eski eşi Merve Şarapçıoğlu tarafından yayınlandığı iddia ederek dava açmıştı. Dava bugün sonuca erdi. Kararın açıklaması 22 Aralık 2020 tarihine bırakıldı

Açıklama

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlar İle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün 17/07/2018 tarihli raporu, sanığın (Merve Şarapçıoğlu) 0 530 431 00 66 numaralı GSM hattının kendisinin kullanımında olduğuna dair ikrarı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Sanığın katılanın ait özel hayatına ilişkin fotağrafları bilgisi ve rızası dışında değişik zamanlarda birden fazla kez ifşa ederek TCK’nın 134/2 maddesinde düzenlenen Özel Hayata İlişkin Görüntü ve Sesleri İfşa Etmek suçunu TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında zincirleme şekilde işlediği anlaşılmakla; sanığın  eylemine uyan  5237 sayılı TCK’nın 134/2  maddesi uyarınca  cezalandırılmasına,  TCK 43/1 maddesi uyarınca cezasında arttırım yapılmasına, sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK’nın 53/1 maddesinde düzenlenen belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur

Cumhuriyet Savcısı

Alya “Duygularımı uçlarda yaşayan biriyim”

Alya “Duygularımı uçlarda yaşayan biriyim”

Güçlü ve kadife gibi bir sesin sahibi…  Gücünün kaynağı sadece güzel sesi ya da fiziksel güzelliği değil. Müzik eğitimi de aynı oranda iddialı. Sahnede ışık ışık duruşu, dansı, repertuarı kendisini de sahnesini de fark edilir bir yıldıza dönüştürüyor. Sahne aldığı mekânlarda yer bulmak zor… Bunların hiç biri tesadüf değil elbette ABD’de ses mühendisliği müzik eğitimi almış. Ülkemizde klasik müzik eğitimiyle yetişmiş genç sanatçıyı dev bir orkestra önünde solist olarak çalarken görürseniz de şaşırmayın… Pause derginin Eylül kapak konuğu; Bodrum’da yaza güzel sesi ve sahnesi ile damgasını vuran sanatçı sevgili Alya…  Kendisi ile sizler için keyifli bir röportaj yaptık. adını çıkarın…

Avrupa’da ve ülkemizde konservatuvar, yarışmalar, dereceler…  Sizi biraz tanıyabilir miyiz?  

Mimar Sinan’da yan flüt eğitimi aldım. Dediğiniz gibi daha çok yarışmalara odaklı ve orkestramla çalarak yaşıyordum. Daha çok klasik müzik üzerine bir hayatım vardı. Çok güzel konserler veriyorduk. Hatta hiç unutmam, bir gün Aspendos’ta konser vermiştik, harikaydı.  Orkestra önünde solist olarak çaldığımda olmuştur, ama bir türlü klasik müzik tek başına yeterli olmadı benim için. Boşlukları doldurmam gerekiyordu.

Klasik müzik eğitim almanıza rağmen sahne tarzınız farklı… Nasıl bir geçiş ya da karar oldu sizin için?  

İçimde bir yerlerde müziğin sakin değil de, çılgın bölümüne doğru hep bir çekilmişliğim vardı. Bu yüzden Amerika’ya yerleştim, Los Angeles’ta ses mühendisliği ve müzik prodüktörlüğü eğitimi aldım. Üniversite projesi olarak birine albüm hazırlamam gerekiyordu, ’Bu kişi neden kendim olmayayım?’’ derken, bir baktım küçük bir albümüm var elimde ve Capitol Records şarkılarımla ilgileniyor. Yapmak istediğimin gerçekte ne olduğunu işte o zaman anladım ve ‘’Tamam’’ dedim.

 İngilizce şarkılar söyleyebilen ve sesine de yakışan bir sese sahipsiniz.  Bu alanda ilerlemeyi düşünüyor musunuz? İngilizce  albüm, klip vb.?

Benim yazdığım ve yaptığım şarkıların neredeyse tamamı İngilizce. Kesinlikle şarkılarımı değerlendirmeyi ve beğenilere sunmayı planlıyoruz. Amerika’dan ilk döndüğümde Türkiye’de İngilizce bir şarkım çıkmıştı. Bunun devamını kesinlikle getireceğiz. Ben de çok istiyorum.

Oyunculuk eğitiminiz var. Hatta ünlü komedyen Cem Yılmaz ile bir reklam filminde rol almışlığınız da var. Bu deneyim nasıldı? Ya da oyunculuğunuzu kendiniz nasıl buldunuz? Yine düşünür müsünüz? Var mı bu tarz yeni ek planlar?

Oyunculuk da sanatın bir dalı… Tabi ki bana uyan bir projede yer almak isterim. Kendime meydan okumayı, sınırları zorlamayı seven bir yapım var. Nitekim müzikle ilgilendiğim, konservatuar okuduğum zamanlar Cem Yılmaz ile reklam filmini çekmiştik. O zamanlar bir kaç dizide de rol alıyordum. Amerika’ya taşınmasaydım belki kariyerim o yöne doğru evrilirdi, kim bilir…

Şarkılarınız, sahneniz çok beğeniliyor. Repertuarınızı nasıl belirliyorsunuz? Enerji düzeyi yüksek parçalar olduğu için mi? Nedir bu sahnenin sırrı?…

Benim repertuvarım tamamıyla nabza göre şerbet üzerine kuruludur. Artık seyircimi tanıyorum, ne istediklerini hissediyorum ve kalbimden gelenin doğru olduğuna inanıp ona göre seçiyorum şarkıları. İnanır mısın sahneye çıktığımızda başlangıç ve bitiş şarkımız dışında hiç bir sıralamamız yok. İşin sırrı sanırım beraber eğlenebilmekte. Kocaman bir partiymiş, hepimiz arkadaşmışız gibi beraber gülüp eğleniyoruz. Gerçi artık çoğu arkadaşım oldu.

Dünyada dijital devrim ile haksız bir rekabet söz konusu… Satın alarak elde edilen beğeniler, tıklanmalar, gerçek olmayan rakamlar. Trend videolar listesine girmek, müzik platformlarında üst sırlarda bulunmak gibi… Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Mikro influencer dönemi başlıyormuş.Yani artık takipçi sayısından ziyade kendi kitlene ne kadar hitap edebildiğin önemli olacakmış. Hep beklediğimiz dönem bu sanırım. Ben kitleme ne kadar hitap edebildiğime bakarım, satın alınarak hissedilen bir duygu ne kadar samimi ve başarılı hissettirebilir ki?

Nasıl bir insansınız yani hassas mı, tutkulu mu, kinci mi?

Çok duygusal ve duygularımı uçlarda yaşayan biriyim. Üzüldüğümde bir daha ayağa kalkamayacakmışım gibi, mutluyken de dünyanın tepesindeymişim gibi hissediyorum. Bu sahne hayatımda bir lütuf olsa da, özel hayatımda biraz yorucu olabiliyor. Çok kolay biri olduğum söylenemez ama pozitif ve çevreme sevgi veren biri olduğumu düşünüyorum.

İş dışında kendinize zaman ayırdığında neler yaparsınız?

Resim yapmayı seviyorum, pek başarılı olmasam da playstation oynamayı çoook severim! Saatlerimi geçirebilirim bir oyun başında.

Şu anki kariyer gidişatınızdan memnun musunuz?

Evet, çok memnunum. Olması gereken hızda, emin adımlarla ilerlediğimize inanıyorum. Şans, bana göre; hayatın karşına çıkarttığı fırsatlara hazır olduğun anlardır. Benim karşıma da hep ihtiyacım olanı çıkartıyor bu sıralar. Murat Dalkılıç’la çalışmaya başladık. Kendisi projemizin yapımcılığını üstlendi. Bitmiş 3 şarkımız var. Ve durmadan üretmeye devam ediyoruz. Bana inandığı ve hayalime ortak olduğu için çok mutluyum.

Rol modeliniz var mı?

Beyonce gibi bir entertainer olmak istiyorum. Hala daha koşu bandında Beyonce’nin iki saatlik konserini açıp, şarkılarını söyleyip koşarak idman yapıyorum. Sahnede yorulmamayı buna borçlu olabilirim sanırım. Benim için sahnede göze, kulağa ve duygulara aynı anda hitap etmek önemli. Birde minik serçemiz Sezen Aksu gibi şarkılar yazabilmek isterdim.

Basında kimi zaman adınız iş dışında,  özel hayatınız ile de anılıyor? Aşk da yazılıyor.  Ne yapıyorsunuz? Nasıl karşılıyorsunuz bu tip haberleri?

Kimi zaman doğruluğunu inkar edemesem de kimi zaman saptırılmış haberlerle de karşılaşıyorum. Benim için önemli olan hayatımdaki değer verdiğim insanların nasıl hissettiği, ben çok takılmıyorum yazılanlara. Tek istediğim sevdiklerimin üzülmemesi oluyor bir haber okuduğumda. Hayatımı göz önünde yaşama fikri beni rahatsız etmiyor.

Hem yüzü hem de fiziği güzel bir insan olarak nelere dikkat edersiniz? Beslenme, spor?

Bir yemek diyetim var ama kilo vermek için değil, sesime zarar gelmemesi için. Tam tersine biraz kilo almaya çalışıyorum diyebilirim. Sahnede ve dans derslerinde yeterince spor yaptığımı düşünüyorum. Biraz genetik, biraz da çalışma hayatı, bir de biraz bakımlı olmak diyebiliriz.

 Sizce başarının sırrı nedir? 

Bir yerde okumuştum; “Başarının sırrı amaca sadakattir”. İstikrar, inanmak, ve vazgeçmemek… Biraz da şans; Hayat fırsat getirdiğinde, hazır olmak yani…

 

Bodrum sezonunu kapattı

Bodrum sezonunu kapattı

Süper star Ajda Pekkan önceki gece Bodrum Gündoğan’daki Bvs Bosphorus Otel’deki Günay Restaurant’ta sahne aldı.

Sevenlerinin karşısına siyah detayları olan sarı bir kıyafetle çıkan Pekkan, yıllara meydan okuyan güzelliği ve zarafetiyle kendisini dinlemeye gelenleri büyüledi.  Programına “Vitrin” şarkısıyla başlangıç yapan Ajda Pekkan muhteşem sahne şovunun yanı sıra dansıyla da hayranlarından büyük alkış alırken Günay’ı tıklım tıklım doldurdu.   Ünlü sanatçıyı dinlemeye gelen isimler arasında Nejdet-Emel Ayaydın, Ender-Gülşah Alkoçlar, Selma Türkeş, Sernur Çiftçi, Aslı Kuseyrioğlu, Nevin Şaşmaz ve Mustafa-Asiye Kefeli çifti de vardı.

Yaklaşık üç saat sahnede kalarak muhteşem bir performansa imza atarak misafirlerine unutulmaz bir gece yaşatan Pekkan, enerjisiyle de sevenlerinin kalbine bir kez daha taht kurdu. Bodrum Günay’da sezon finali yapan Süper star programını dillerden düşmeyen şarkısı “Yakar Geçerim” ile noktaladı.

DENİZ SEKİ “TERS IŞIK KURBANIYIM”

DENİZ SEKİ “TERS IŞIK KURBANIYIM”
Başarılı sanatçı Deniz Seki, önceki akşam Bodrum Tilkicik Koy’undaki Mücver Yalıkavak’ta sahne aldı.
Konser öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Seki, geçtiğimiz günlerde teknede sevgilisiyle birlikte çekilen fotoğraflarına açıklık getirdi. Fotoğraflarda kendini gördüğünde çok şaşırdığını söyleyen güzel sanatçı, “Fotoğrafları görünce bu ben değilim dedim kendi kendime, malesef bende ters ışık kurbanıyım” diyerek kameralara boydan görüntü almasını istedi. Yaklaşık on kilo verdiğini söyleyen Deniz Seki, “Yirmi kilo daha vermeyi düşünüyorum. Bol bol spor yapıyorum” dedi. Muhabirlere teşekkür ettikten sonra sahnenin yolunu tutan Seki, programına “Sakinim” şarkısıyla başladı.
Sahnesinde Tolga Çam imzalı iki farklı elbise giyen Deniz Seki, sevilen şarkılarını kendisini dinlemeye gelen misafirleriyle birlikte hep bir ağızdan seslendirdi. Yaklaşık iki saat boyunca sahnede kalarak muhteşem bir performansa imza atan Seki, programını “Masal” parçasıyla  noktalayarak alkışlar eşliğinde sahneden indi.

Şifalı bitkileri tanıttı

Şifalı bitkileri tanıttı

Emine Boyner Le Meridien -Vitalica Wellness ta Cemiyet ve Wellness müşterilerinin katılımıyla Bitkilerin şifaları konusunda Tea workshop yaptı.

Emine Boyner Kürşat, Rosemary Gladstar adındaki bitki bilgesi ve bitkisel tedavi uzmanının bitkisel tedavi eğitimini tamamladıktan sonra, bitkilerin şifasını başkalarıyla paylaşıp, kendisine bu denli dokunan bu canlıların, başkalarının hayatlarına dokunmasını istedi.

Cadı Kazanı, Atölye Patika mutfağında hazırlanan şifalı bitki harmanlarının ismidir. Kullandığı bitkiler, zaman zaman Emine Hanım’ın bahçesinden toplanmış, zaman zaman da Ayvalık’ın Zeytin ormanlarında saygı ve şefkatle hasat edilmiştir.

Bunun yanı sıra, sürdürülebilir toplayıcı ve çiftçilerden de yeterli miktarda ulaşamadığı bitkileri temin etmektedir. Bu bitmeyen yolculukta Emine Hanım, bitkisel tedavi eğitimine Dr. Tierone Low Dog adındaki bitkisel tedavi uzmanı ile devam ediyor.

Bunun yanı sıra, bu konudaki en iyi öğretmenleri olan bitkilerle, sık sık zaman geçirebilmek adına doğaya firar ediyor.