Yazılar

Upcycle İstanbul Art and Design Festival

İstanbul’un ileri dönüşümü odağına alan, sosyal etkisi yüksek, çevre dostu festivali Upcycle İstanbul Art & Design Festival, 15-18 Mayıs tarihlerinde Müze Gazhane’de kapılarını açıyor.

Bu yıl “Dönüşüme Kendinden Başlamaya Var Mısın?” temasıyla gerçekleşecek festival, sanatı, tasarımı ve sürdürülebilir yaşamı benimseyen herkesi, dönüşüm ve yaratıcılığın sınırlarını birlikte genişletmeye davet ediyor.

15-18 Mayıs tarihlerinde Müze Gazhane’de gerçekleşecek olan Upcycle İstanbul Art & Design Festival, vicdanlı, üretken, yaratıcı, meselesi olan, iyi kalpli insanları “Dönüşüme Kendinden Başlamaya Var Mısın?” temasında buluşturmayı amaçlıyor. Katılımcıları kendi içsel dönüşümlerini gerçekleştirmeye, daha bilinçli bireyler olmaya ve bu dönüşümle çevrelerine de ilham vermeye davet eden festival, ortak umut ve dönüşüm için güçlü bir topluluk oluşturuyor.

JASON BROOKS “İki Yaşındayken Resim Çizmeye Başladım”

Röportaj: Ahu Çağdaş

İllüstrasyon dünyasında kendine özgü ifade tarzıyla ​değer gören dünyaca ünlü sanatçı Jason Brooks​; Pause dergi​nin bu ayki kapak konuğu. Brooks’un çalışmaları, sanatseverlere sadece estetik bir deneyim sunmakla kalmayıp, aynı zamanda ​farklı kültürler ve yaşam tarzlarıyla tanıştırıyor. Tokyo, Londra ve New York’ta sergilenen eserleri, onun sanat yolculuğunun önemli bir parçasını oluştur​duğu ve İlham kaynaklarının zenginliğini yansıtıyor.​ Brooks​’un tekniği illüstrasyon alanında yeni teknolojileri kullanarak klasik çizim geleneğini modern dijital tekniklerle birleştir​en bir tarzı kapsıyor…  Özellikle Paris, New York ve Londra’ya adanmış resimli Travelogues üçlemesi, seyahat tutkusunu ve gözlemlerini sanatsal bir dille ifade etme yeteneğini sergiliyor. 2016 yılında Londra Eskiz Defteri ile Victoria & Albert Müzesi Kitabı İllüstrasyon Ödülleri’ni kazanarak sanat dünyasında önemli bir bilinirliği​, fark yaratan bir tarafı bulunuyor.

Sanata olan ilgim ve modaya olan tutkumun peşinden ilerlerken, kendisine ulaştığım bu dünyaca ünlü illüstratör, ressam ve heykeltraş ​sevgili Brooks ile gerçekleştirdiğim röportaj benim için çok ​çok kıymetli ​bir çalışma oldu. Kendisine sanata nasıl başladığını, ilham kaynaklarını ve yeniliklerini sordum. Profesyonellerle ele aldığım konuları sizler için paylaşmak benim için özel bir deneyim. Brooks’a bu değerli söyleşi için bir kez daha teşekkür ederim. Sanatçının eserlerinin bulunduğu vizyon dünyasını okumaya hazırsanız, hadi başlayalım… Keyifli okumalar!

JASON BROOKS

Sanata ilgi duyduğunuzu ne zaman ve nasıl fark ettiniz?

İki yaşındayken resim çizmeye başladım. En eski anılarımdan biri; büyük bir kağıdın ortasına kırmızı boya kalemiyle büyük bir yüz çizmektir.  Altı yaşındayken ailemle İtalya’ya seyahat ettik. Rönesans resmine, özellikle Floransa’daki Uffizi galerisinde Uccello’nun San Romano Savaşı’na ve Michelangelo’nun heykellerine hayran kaldım.

Çizimler ve kartpostallardan oluşan bir eskiz defteri yaptım. Bu inanılmaz İtalyan yaratıcılığını muhteşem sanatını görmek, duyularımı resimlerin gücüne ve güzelliğine doğru uyandırdı. Ekranlar ve video oyunlarından önceki o erken yaştan itibaren, her zaman çizim yapıyor ve hayal dünyamı keşfediyordum.

Profesyonel bir sanatçı olmak için hangi adımları attınız?

Okulda her zaman okul oyunlarının ve etkinliklerinin kapaklarını çizmek için seçilirdim. Genellikle öğle tatillerinde müdürün odasında oturup okul projeleri için çizim yapardım. Bunlar sadece renkli kâğıda basılırdı ancak; çalışmalarımın yayınlandığı ve tüm ebeveynlerin sanatımı küçük bir kitabın ön yüzünde tuttuğunu gördüğümde yaşadığım heyecanımı halen hatırlıyorum. Ergenliğimin başlarında, insanları hareket halinde çizmekten zevk almaya başladığım için rüzgar sörfü ve spor şirketleri için birkaç ticari projeye başladım. Ayrıca, İngiltere’nin dört bir yanındaki okul kitaplarında basılan haritaları da çizdim. Ve bu çalışmalarım bana ilk gençlik yıllarımda telif hakkı geliri kazanmamı sağladı. Daha sonra üniversitede sanat okudum, önce memleketim Brighton’da temel bir ders aldım sonra da; St Martins’de Grafik Tasarım ve İllüstrasyon alanında Lisans Derecesi, ardından Londra’daki Royal College of Art’tan Yüksek Lisans Derecesi aldım.

Yirmili yaşlarımın başında, hala üniversitedeyken, moda illüstrasyonu dalında Vogue Sotheby’s Cecil Beaton Ödülü’nü kazandım ve British Vogue ile düzenli olarak çalışmaya başladım.  Bu, birçok başka komisyona ile çalışmama yol açtı. O zamandan beri şirketler ve markalarla iş birliği yapmanın yanı sıra kendi sanat eserlerimi yaratmakla meşgulüm.  Sanırım sır; mümkün olduğunca çizim pratiği yapmak… Hatta aile ve arkadaşlarımın portrelerini yapmak ve ayrıca insanlara, şirketlere yaklaşıp çalışmalarımı göstermekten korkmamaktı.  90’larda ayrıca Londra ve New York’taki dergiler için birçok moda şovunda ve Paris’teki Couture şovlarında çizim yaptım.  Bu bana harika bir moda eğitimi verdi ve ayrıca yirmili yaşlarımı geçirmek için çok ilham verici bir yer olan Notting Hill’de yaşadım.  Yeni teknolojiye uyum sağlamak da benim için çok önemliydi, özellikle de resim yapmanın yeni bir yolunu sağlayan Photoshop…

Tüm bu deneyimler beni profesyonel bir reklam sanatçısı olmaya yönlendirdi

JASON BROOKS

Yapmadığınız için pişman olduğunuz bir şey var mı? Ve nedir?

Yirmili yaşlarımda New York’a taşınmamak oldu diyebilirim.  Moda illüstratörleri için daha az işin olduğu bir zamandı, bu yüzden zor oldu.   Ama belki de New York’a taşınmalı ve moda fotoğrafçılığına başlamalıydım!

İnsanları nasıl etkilediğinizi düşünüyorsunuz?

Umarım çalışmalarım insanlara hayal kurmaları ve ilham almaları için ruhlarına dokunur. Hayat muhteşem ve inanılmaz, mucizevi bir gezegende yaşıyoruz. Bu deneyimin güzelliğini kutlamaya çalışıyorum ve insanların; iyimser ruhumla bir bağ kurmasını umuyorum.

Tuhaf olduğunu düşündüğünüz herhangi bir özelliğiniz var mı?

Bazen geceleri gözlerimi kapattığımda, resimlerle dolu güzel bir kitabın sayfalarını karıştırabiliyorum. Sayfalar zihnimde dönerken birbiri ardına çok sayıda harika resim görüyorum. Uyumuyorum ama tüm bu mükemmel şekilde tamamlanmış resimlere bakıyorum ve bu garip aynı zamanda ilham verici. Gözlerimi açarsam büyü bozuluyor. Acaba başkaları da bu tuhaf deneyimi yaşıyor mu diye merak ediyorum? Eşim de benim bazı psişik güçlerim olduğunu düşünüyor ve bunu bana başkaları da söyledi. Sanırım hepimiz farklı derecelerde bunu yaşıyoruz.

JASON BROOKS

Neyi romantik buluyorsunuz?

Bence başka bir insanla gerçek ve samimi bir bağ kurmanın hissi romantiktir.

Gül ve şampanya ile hiçbir ilgisi olmayan, çok daha derin bir histir. Eğer o büyülü hissi paylaşıyorsanız ve birinin gözlerinin içine, kelimeler olmadan bile bakabiliyorsanız ve o zaman nerede olduğunuzun bir önemi yoktur. Biriyle o bağ hissine eşlik eden güzel yerleri veya deneyimleri paylaşmak inanılmaz derecede romantiktir. Belki de tüm resimlerim varoluşun güzelliğini kutlama biçiminde romantik bir unsura sahiptir. Bence romantizm, sanatta, müzikte veya doğadaki güzelliği ruhsal bir düzeyde takdir ederek bağımsız olarak da deneyimlenebilir.

Paranızı en çok neye harcıyorsunuz?

Paramı en çok aileme, sevgili eşim Nila’ya ve 17 ve 21 yaşlarındaki iki harika çocuğuma harcıyorum.  Kızım Londra’da üniversitede okuyor, bu pahalı ama seyahat ve eğitime harcanan paranın asla boşa gitmediğini düşünüyorum.  Ayrıca sevdiğim şirketlerin hisse senetlerine yatırım yapıyorum, bu alışveriş yapmak gibi hissettiriyor ama ihtiyacım olursa yine de param oluyor.   Bunun dışında stüdyomda sakladığım imzalı sanat kitapları ve evimde bulunan sanat eserlerini topluyorum.

En büyük korkunuz nedir?

Sanırım en büyük korkum ailemi geçindirememek ve çocuklarıma hayatta iyi bir başlangıç ​​sağlayamamak. Pratik düzeyde yüksekliklerden hoşlanmıyorum!

JASON BROOKS

Nelerden ilham alırsınız?

Ben kendi kişisel güzellik kavramımdan ilham alıyorum.    Seyahat ve sanat yoluyla güzelliği keşfetmek, hiç bitmeyen bir ilham ve kendini ifade etme misyonudur. En büyük ilham kaynaklarımdan biri insan formudur. Çünkü; insanları hareket halinde ve farklı pozlarda çizmeyi seviyorum, bu yüzden müzik ve dans önemli kaynaklardır.

Ayrıca hem ilham alıyorum ve doğal hayatta; denizde, ormanlarda, dağlarda, gökyüzünde güzellik buluyorum. İnsanları ve özellikle kadınları bu doğal güzelliğin bir uzantısı olarak görüyorum. Mutlaka dış görünüşle ilgili olmak durumunda değil; güzel bir ses, bir yetenek veya ilham verici güzel bir kişilik özelliği olabilir.

İlham, doğadan ziyade insanlık tarafından yapılmış bir şey aracılığıyla da gelebilir. Güzel bir daire, bir film, fotoğraf, harika bir araba veya resim gibi şeyleri idealize edilmiş bir şekilde görme eğilimindeyim ve eğer yapabilirsem gerçekliği geliştirmeye çalışıyorum.  Bir de hayatta bana ilham veren anlar var. Bir trenin içinden geçen bir görüntü, bir binanın cephesindeki ışık, geceleri pencereler, sokaktaki güzel bir insan, iyi giyimli bir grup insanın arasından geçen bir görüntü, gerçekten sonsuz bir kaynak var benim için…  Duyularımızı ayarlayıp fark edersek her yerde ilham vardır.

Ünlü olmak nasıl bir şey?

Çalışmalarım; kişisel tanınırlığımdan daha ünlü… Bu yüzden sanatım insanlara dokunduğunda ve onlara güzel duygular hissettirdiğinde çok mutlu oluyorum. Genellikle insanlar bana sanatımın hayatlarını olumlu yönde etkilediğini ve onlara bir tür mutluluk veya yaratıcı ifadeye doğru bir yön verdiğini söylüyorlar. Bunu duymak çok tatmin edici. Mümkün olduğunca çok insanın beğenisini almak ilham vermek istiyorum ve bunu ünlü markalarla iş birlikleri üzerinden yapmayı seviyorum.

Yıllar boyunca Chanel, Tiffany & Co, Hotel Du Cap Eden Roc, Michael Kors, Sotheby’s ve yapmaya devam ettiğim birçok ünlü lüks markayla çalıştım. Son zamanlarda Beymen ile Noel Kampanyaları için çalışmak da bir zevkti.

Ünlülerin etkili olduğunu düşünüyor musunuz?

Eğer başkalarına olumlu bir şekilde duygular neşe, bilgi getiren bir şey için etkili oluyorsa; o zaman bu alkışlanmalıdır ve bence bu harika bir şey… Kendini ifade etmeyi insanların temel bir ihtiyacı olarak görüyorum.  Dolaysıyla; bu bir tür eğitim veya eğlence yoluyla ünlü olmaya yol açıyorsa, bu harika bir şey!

JASON BROOKS

Hobileriniz nelerdir?

Film konusunda gerçekten tutkuluyum ve bir iletişim aracı olarak onu büyüleyici buluyorum. Alfred Hitchcock en sevdiğim film yönetmeni, tam bir dahi… Bu ilgi aynı zamanda sanat eserlerimi de şekillendiriyor ve erken kariyerim reklam filmleri için senaryo çizmekle geçti. Ayrıca; bazen işime kattığım rüzgâr sörfü, tenis ve kayak yapmayı da seviyorum. Okyanus rüzgâr sörfündeki deneyimlerim, deniz ve farklı hava koşullarını yaşamamın, sanatıma, resimlerime gerçekçilik katığını söylemek isterim… Bu özellikle, ana müşterilerimden biri olan ve göz alıcı insanlar, yatlar, helikopterler ve okyanus içeren düzenli reklam sanat eserleri ile bir web sitesi olan Superyachts Monaco için yaptığım çalışmalar da etkilidir. Bunların hepsini resmetmekten büyük keyif alıyorum.

Size ilham kaynağı olan bir şehir veya ülke var mı? Var ise; hangi şehir veya ülke?

Paris, New York ve Tokyo benim gözümde her zaman inanılmaz derecede ilham verici ve göz alıcıdır.  Ayrıca; birkaç ay boyunca seyahat ettiğim, İstanbul, Efes, Pamukkale, Afrodisias, Kapadokya, Fethiye, Kaş ve özellikle muhteşem ve büyülü olan gün doğumunu izlediğimiz Nemrut Dağı’nı ziyaret ettiğim Türkiye’nin; bende gerçekten harika anıları var.

JASON BROOKS

Sizi etkileyen bir yaşam deneyiminiz var mı? Bununla ilgili bir tavsiye verebilir misiniz?

Bence iş hayatında dürüst ve güvenilir olmak gerçekten önemli. Yüksek standartları korumak ve her projede elimden gelenin en iyisini yapmak söz konusu olduğunda; biraz mükemmeliyetçi olmak diyebilirim. Hayatın kişisel tarafında, kalbinizi emanet edebileceğiniz, etrafınızda iyi insanları seçmek çok önemlidir.

Bir süper gücünüz olsaydı bu ne olurdu?

İnsanları birbirlerine ve gezegenimize karşı daha şefkatli ve nazik kılma gücüne sahip olmak isterdim.

Hayatınızda hayran olduğunuz kahramanlar var mı?

Annem ve babam ilk kahramanlarımdı. İkisi de çok şık, nazik ve yaratıcı insanlardı ve erken yaştan itibaren yaratıcılığımı teşvik ettiler. Çalışmalarına hayran olduğum ünlü kişiler açısından;  Picasso, David Bowie, David Hockney, Matisse, Davinci, Coco Chanel, Karl Lagerfeld, David Bailey, Cristobal Balenciaga ve liste uzayıp gidiyor…

Kahramanlarım; yeteneklerine çok doğrudan ve doğal bir bir şekilde erişebilen, vizyonlarını dünyaya açıklık ve güvenle ileterek kendilerini ifade eden yaratıcı insanlardır.

JASON BROOKS

Hayattaki altın kuralınız nedir?

‘Her zaman parlak tarafa bakın’… Ben doğal bir iyimserim ve hayatın zor anlarında bile güçlü ve iyimser olabilen pozitif insanların yanında kendimi daha rahat hissediyorum.

Bir duruma bakmanın genellikle iki yolu vardır, bu yüzden eğer yapabilirsem etrafımdaki insanları mutlu etmeye ve pozitif kalmaya çalışıyorum.  Sanat eserlerimin amacı da insanların kendilerini iyi hissetmelerini sağlamak. Hayal kurmak için iyimser pozitif duygulardan ilham alıyorum.

Yemek yapmayı sever misin? En çok ne pişiriyorsun?

Aslında yemek yapmayı seviyorum.  2020’deki ‘karantina’ sırasında karım ve çocuklarım için yemek yaptığımda bundan gerçekten keyif almaya başladım. Şu anda yapmayı en sevdiğim yemekler Yaki Soba, Lazanya ve Kral Karides Arrabbiata. Zevkim yıllar geçtikçe daha da gelişti ve bol sarımsak ve acı biber içeren güçlü tatları seviyorum.

En çok hangi şehri seviyorsunuz ve yaşamak istiyorsunuz? Neden?

Güney Fransa’nın kıyı şeridini seviyorum ve ışık, mimari ve kültür bana gerçekten ilham veriyor. On yıllardır sanatçılar için ünlü bir yer ve gelecekte bir noktada Nice’in yakınında yaşamayı çok isterim. 

En sevdiğiniz veya şimdiye kadar geçirdiğiniz en macera dolu tatil hangisidir?

Yirmili yaşlarımdayken bir televizyon şirketi tarafından 3 ay boyunca Meksika ve Guatemala’da Maya bölgelerini ziyaret etmek ve eskiz defterlerime birçok çizim ve resim yapmak için sponsor oldu. Harika bir maceraydı ve sanat eserim daha sonra televizyon şirketinin yarışmasında birincilik ödülünü kazandı. Her iki ülkenin ve Belize ve Honduras’ın renkleri ve canlılığı asla unutamayacağım değerli bir anı.  Eşim ve ben ayrıca Maldivler’e ve balayımız için Seyşeller’e birkaç kez seyahat ettik. Palmiye ağaçları ve ıssız adaların ortamı benim için cennet!

Sağlığım elverdiği sürece benden sonraya kalıcı eserler bırakmak istiyorum

Pause Sanat ve Pause Dergi olarak sanat röportajlarımıza devam ediyoruz. Sanat denilince akla gelen ilk isimler arsasında yer alan Art Galerim sahibi ve sanat menajeri Özlem Alıcı’nın bu ayki konuğu sanatçı Özkan Elagöz oldu. Sanata dair tüm sorularımızı tüm içtenliği ile cevaplarken yeni sergisi hakkında bilgi verdi.  Keyifle okumalar…

Özkan Elagöz

Çağdaş eserlere yönelme eğiliminiz ne zaman başladı? Ve nasıl geçtiniz?

Sanat hayatıma 2000 yılında geleneksel sanatlarımızdan ebru ile başladım. Çini ve Seramik objelere ebru sanatını yapabilen dünyadaki ilk sanatçıyım. Yıllar içinde geleneksel sanatlardaki belli kurallar ve kalıplar beni kendimi daha özgür hissettiğim çağdaş sanatlara yöneltti. Bu alanda bana ait bir tekniği oluşturmam uzun yıllarımı aldı. 2018 yılından bu yana çağdaş sanat eserleri üretiyorum. Birtakım kurallara bağlı kalmaksızın özgürce yapılan eserlerden oldukça keyif aldığım için bu alanda eser vermeye devam ediyorum.

Şu anki kişisel serginiz “İZ”e gelene kadar ne tür işler yaptınız?

Eserlerimde güçlü hikayeleri olan işleri üretiyorum. Karyalılar serisinde Bodrumda yaşamış Karya halkının bitkiler ile tedavi alanında kullandıkları bitkisel tedavi yöntemlerini, yaptıkları ilaçların Koca Karya İlaçları iken günümüze nasıl KOCA KARI ilaçları olarak geldiklerini anlatmıştım. Çok keyifli bir sergiydi, unutamam… Pandemi döneminde evlere hapsolduğumuz günlerde bizlere yol arkadaşı olsun diye sahiplendiğimiz kedilerin Mısırlılar tarafından nasıl evcilleştirilip Dünyaya yayıldıklarını da Bastetler serisi ile anlatmaya çalışmıştım. Dönem dönem karma sergiler ve sanat fuarları ile de izleyiciler ile farklı hikayeleri olan eserlerimle buluşmaya devam ediyorum.

Özkan Elagöz

“İZ” bize neler anlatıyor?

İZ bize 80 li, 90 lı yıllardaki çocukların mahalle kültürünü anlatıyor. Betonlaşmanın ve çarpık kentleşmenin bu denli yaygın olmadığı o günlerde oyun alanların çokluğu ve mevsimsel oyunların oynana geldiği o yıllarda kışın kar yağdığında bir çocuğun ( o çocuk benim ) kar üzerine çişini yaparken içindeki sanat duygusunu ortaya çıkarmak için bıraktığı İZ leri anlatıyor.

Özkan Elagöz

Gelecekten beklentileriniz neler?

Sağlığım elverdiği sürece benden sonraya kalıcı eserler bırakmak, bu ve benzeri eserlerin entellektüel bakış açısının gelişerek değerlerine sahip çıkan koruyup kollayan bir Ülke olduğunu görmek en büyük arzum ve beklentim.

Marcel Dzama “Ay Işığıyla Dans”

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, 20. kuruluş yılında, günümüz sanatının özgün isimlerinden Marcel Dzama’yı, Türkiye’deki ilk kişisel sergisiyle ağırlıyor.

Marcel Dzama: Ay Işığıyla Dans – Arkadaşı Raymond Pettibon’dan küçük bir yardımla başlıklı sergi çizim, film ve heykel gibi farklı disiplinlerdeki üretimlerini bir araya getirerek sanatseverleri sanatçının çok yönlü dünyasıyla buluşturuyor. Küratörlüğünü Alistair Hicks’in üstlendiği ve Dzama’nın savaş, kötü yönetimler ve çevresel yıkım gibi konulara bakışını sunan sergi 17 Ağustos’a kadar ziyaret edilebilir.

“EKOL TATBİKİ 4″

Ekol Tatbiki Sanat Topluluğu’nun “EKOL TATBİKİ 4″ Karma Sergisi 7 Nisan’da açılıyor.

Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu mezunu ve öğretim üyelerinden oluşan Ekol Tatbiki Sanat Topluluğu’nun dördüncü Karma Sergisi, 7 Nisan 2025’te Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Sanat Evi’nde açılıyor.

Mezunlarını ve öğretim üyelerini bir araya getiren, “Ekol Tatbiki Sanat Topluluğu”nun kurucusu Berrin Aksu’nun küratörlüğünde, “Ekol Tatbiki” temasındaki sergide birbirinden farklı disiplinlerle çalışmış 99 mezun ve öğretim üyesinin eserleri yer alıyor.

Serginin küratörü Berrin Aksu yaptığı açıklamada: “Sergimizin esas amacı, bugün adı Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olan okulumuzun eğitiminde devam eden Bauhaus ekolünü anlatmaktır.

7 Nisan 2025, pazartesi günü saat 18.30’da İstanbul, Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Sanat Evi, giriş katında açılacak “Ekol Tatbiki 4” Karma Sergisi, 21 Nisan’a kadar görülebilir.

Sergiye katılan Sanatçılar

Erol Eti, Ali İsmail Türemen, Berna Türemen, Sema Arıgil, Atilla Ergür, Cevat Demir, Atıf Atalayer, Günay Aykaç Atalayer, Ayşe Seda Meral, İsmail Hakkı Aksu, Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Özcan Uzkur, Sumru Ekşioğlu, Fatma Gülnar Mccann, Figen Işıktan, Faruk Manici, Bilgihan Uzuner, Sabriye Kasım Delioğlu, Özlem Ataoğuz Çal, Berna Karaçalı, İlhami Turan, Selahattin Ganiz, Habip Aydoğdu, Hamparsum Demircioğlu, Mahmut Celayir, Nuran Say, Adnan Doğan, Ali Atilla Arısoy, Ali Sinan Aslan, Arif Özden, Arzu Adlim, Atilla Kuzu, Atilla Uzkur, Ayda Ataman, Aydemir Türedi, Aynur İşler, Ayşe Berrin Eroğlu, Barış Sarıbaş, Battal Etlik, Berrin Aksu, Burak Bayburtlu, Damla Yeşiloğlu, Dilek Sert, Emine Nurdan Gürel Ersoy, Emine Zoraloğlu Gönüllü, Emre Ulaş, Erdoğan Karayel, Ertürk Özkaragöz, Esen Erdoğru Baykal, Esra İnce Turan, Evin Bayer, F.R.Nilgün Karatopraklı, Fatma Kurt Değer, Gülser Kemik, Hafize Elibollar Ortaç, Hale Şakar Ürkmezgil, Hayat Aslı Doğan, Hüseyin Emre Birinci, Hüsnü İyidoğan, Kemal Ozan Halat, Kenan Akca, Korkut Sönmez, Lalehan Uysal, Mebruke Tuncel, Metin Ateş, Mine Soral, Mustafa Kemik, Mustafa Vural, Nergis Kul, Neslihan Gökgöz, Nihal Özbek, Nihat Demir, Nilay Osman İzmirli, Nilüfer Dericioğlu Ulaş, Nural Birden Akca, Nursema Öztürk, Nurten Ertemur Özel, Oya Şener, Ozan Çelebi, Ramazan Demirtaş, Ramazan Yücel, Rezan Ganiz, Rozita Kasuto, Ruhi İdacıtürk, Serdar Şencan, Seval Keleş, Sevil Bağdatlı Öztürk, Seyhan Demir, Suat Güller, Süha Semerci, Şekip Oğuz, Şener Demirkol, Şenol Podayva, Şule Üzün, Tanju Özelgin, Uğurtan Gürkaner,  Yavuz Ergün, Yeşim Balaban, Zerrin Gürdal

 ADRES:  Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi

Halide Edip Adıvar Darülaceze Cad. No: 9/1-1 Şişli İstanbul

“My Fairy Tale”

Kurucusu Esra Çevik’in olduğu Ruzy Gallery ‘My Fairy Tale’ başlıklı grup sergisi ile sanatseverleri ve koleksiyonerleri Etiler’ deki adresinde ağırladı.

Türkiye’deki genç sanatçılar ile yurtdışındaki sanatçıları bir araya getirerek “masal”ı kişisel ve toplumsal peyzajların bir metaforu olarak tasvir etmeyi amaçlayan sergide Abrahamm Yıldızbaş, Simay Bahçıvan, Pamir Yıldıran, Kemal Özen, Vildan Hoşbak, Sinan Çınar, Gülin Karabacak, Nina Murashkina ve Xavier Escala’nın eserlerine yer aldı.

Serginin küratörlüğünü üstlenen galeri, sanatçılara kendi “Fairy Tales” hikayelerini anlatma fırsatı sunuyor. Anlatım ve ifade biçimi olarak eserlerini kullanan sanatçılar, gerçeği “Fairy Tale”ın parlak ve hayalci dünyası üzerinden algılamamıza yardımcı olmayı amaçlıyor.

Zuhal Baysar “Ana Mesele”

Zuhal Baysar’ın “Ana Mesele” adlı kişisel sergisi Ankara’da Baştüzel Sanat Galerisinde 5 Mart 2025 tarihinde sanatseverlerle buluşuyor.

Zuhal Baysar’ın bu sergisi son dönem yapmış olduğu eserlerini merkeze alarak geriye doğru bir bakış sergiliyor. Sanatçının peşinden gittiği sanatsal bir meselenin son on yıllık serüveni bu serginin odağını oluşturuyor. Üst üste bindirilmiş görüntülerden oluşan “Bilinç Katmanları” serisinden “Av Mevsimi” sergisindeki resim ve heykellere, iç dünyaya odaklandığı ve doğanın döngüsünü insanın içinde aradığı resimlerden beden manzaralarına kadar temelinde insan denen karmaşık ikircikli varlığı anlamaya çalışan eserler bunlar. Bu sergi plastik boyutuyla sanatçı için son on yılın bir hesaplaşmasını içerdiği gibi aynı zamanda sanatçının son çalışmalarını, katmanlı görüntüler halinde kurguladığı doğa ve beden formları ile oluşan “beden manzaralarını” da izleyiciyle buluşturuyor.

 

Ramazan Can sergisi Gustav-Lübcke ve Villa Merkel’de

Ramazan Can’ın heykel, neon, resim ve yerleştirme gibi farklı tekniklerde üretilmiş eserlerinden geniş bir seçki Almanya’daki Gustav-Lübcke ve Villa Merkel müzelerinde izleyici ile buluşuyor.

Sanatçının dünya çapında ilk solo müze sergisi “Home”, 21 Şubat – 27 Temmuz 2025 tarihleri arasında Hamm şehrindeki Gustav-Lübcke Müzesi’nde gerçekleşecek. Ardından açılacak “Where is my Place in this World?” sergisi ise 1 Mart – 9 Haziran 2025 tarihleri arasında Esslingen’deki Villa Merkel Müzesi’nde görülebilecek.

Coşar Kulaksız “ARADA”

Coşar Kulaksız “ARADA”

Coşar Kulaksız’ın dünyanın farklı ülkelerinde çektiği fotoğraflardan oluşan yeni sergisi “ARADA” 15 Eylül 2023 Cuma günü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Kültür Sanat Merkezi Tophane-i Amire’de açılıyor.

Küratöryel konsept ve sergi tasarımını Bülent Erkmen’in yürüttüğü ve Coşar  Kulaksız’ın 3 yıl süren çalışmasının sonucu olan sergi,  15 Ekim’e kadar ziyarete açık kalacak.

Kulaksız’ın ‘ARADA’ kalma hissini yansıtmayı hedeflediği fotoğraflarından oluşan serginin küratöryel konsept ve sergi tasarımını Bülent Erkmen üstlendi. Üç yıl boyunca 4 kıtada farklı coğrafyalarda çekilen fotoğraflarda Kulaksız, ‘Değişmek ile aynı kalmanın, şimdi ile sonranın’ aradalığını anlatıyor.

Huysuz Virjin hayatını kaybetti

Huysuz Virjin karakteriyle tanınan Seyfi Dursunoğlu, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
15 gündür tedavi altında olan Dursunoğlu’nun son üç gündür yoğun bakımda olduğu öğrenildi.
SEYFİ DURSUNOĞLU KİMDİR?
Seyfi Dursunoğlu, 1 Ekim 1932 tarihinde Trabzon’da doğdu. Aslen Bayburtludur. Küçük yaşta 1938’de İstanbul’a gelmişler. Önce Vefa’da bir eve yerleşmişler oradan Karagümrük’e, sonra Beylerbeyi’ne geçmişler. Babası Eminönü’nde manifaturacıydı. Annesinin adı da Selvi hanım. 7 kardeşlerdi. Atikali’de başladığı ilkokulu Beylerbeyi’nde bitirdi. İlkokuldan sonra hep yatılı okudu.
Deniz Lisesi’ni bitirdikten sonra İngiliz Filolojisi bölümünde gördüğü eğitimi yarıda bırakarak Sosyal Sigortalar Kurumu’nda memur olarak çalışmaya başladı. 18 yıl SSK’da devlet memurluğu yaptıktan sonra işinden ayrıldı ve 1970’te Huysuz Virjin olarak sahneye çıkmaya başlamıştı.