Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Ukraynalı güzel gözünü oyuncuğa dikti

Ukraynalı güzel gözünü oyuncuğa dikti

İstanbul’a yerleşen Ukraynalı güzel İroda Dosyazova, hayatına güzellik uzmanı olarak devam ederken diğer taraftan da modellik yapıyor.

Birçok ünlü markaların katalog çekimlerinde yer alan Dosyazova, Yıldırım Mayruk, Albayrak Burak gibi isimlerin defilelerinde podyum çıktı.

İroda Dosyazova, 2021 Aralık yılında Beyrut’ta düzenlenen Miss Humanity yarışmasında Türkiye’yi temsil ederek birinci oldu.

Ülkemize gurur yaşatan İroda Dosyazova; “ Türkiye benim evim oldu asla geri dönmeyi düşünmüyorum. Oyunculuk anlamında da kariyer yapmak istiyorum. Oyunculuk yapmamla ilgili çok güzel teklifler geliyor.  İyi bir senaryo ve kendimi mutlu hissettiğim bir projenin içinde yer almak istiyorum” dedi.

 “Şaşırt Beni” şaşırttı

 “Şaşırt Beni” şaşırttı

Yönetmen Selçuk Aydemir’in yazıp yönettiği  “Şaşırt Beni” oyunu, sanat ve magazin dünyasının ünlü isimlerinin katılımıyla muhteşem bir gala akşamı gerçekleştirdi.

KerkiSolfej ve MMT ortaklığında, Türker İnanoğlu TİM Maslak Show Center’da sergilenen oyun, seyircisini kahkahaya boğdu.

Selçuk Aydemir’in ve oyunun oyuncularından Pelin Karahan’ın ilk tiyatro deneyimi olan Şaşırt Beni, seyircisinden büyük beğeni topladı. Ferhan Şensoy’un vefatının ardından tiyatro yazma fikrinin doğduğunu belirten Selçuk Aydemir, sahne tozunu bir defa yuttuğunu ve devamının geleceğini söyledi. Aydemir, izleyicinin Şaşırt Beni’de insanların aslında özlemini çektikleri şeyi yani komediyi bolca göreceklerini belirtti.

Şaşırt Beni’de Muhteşem Kadro

Kadrosunda Pelin Karahan, Çağdaş Onur Öztürk, Murat Akkoyunlu, Tuna Kırlı, Yasemin Baştan, Barış Yıldız, Korhan Herduran, Adem Türker gibi sevilen oyuncuların yer aldığı 2 perdelik komedi oyunu olan Şaşırt Beni, sürprizleriyle seyircisini oldukça şaşırttı.

MICHELIN Rehberi, İstanbul’a geliyor

MICHELIN Rehberi, İstanbul’a geliyor

İstanbul’daki restoranların seçimi, profesyonel müfettişleri tarafından neredeyse yüz yıldır uygulanan köklü ve evrensel MICHELIN Rehberi yöntemine göre yapılacak. Müfettiş ekipleri tamamen bağımsız olarak çalışacak ve gizliliklerini koruyarak şehrin en iyi restoranlarını belirleyip önermek için restoranların sunduğu yemeklerin kalitesini 5 kritere göre değerlendirecek. Bu kriterler, ürünlerin kalitesi, pişirme tekniklerine hakimiyet, lezzetlerin uyumu, şefin mutfağındaki karakter ile menüdeki ve müfettişlerin ziyaretleri arasındaki tutarlılık olarak sıralanıyor.

Mart ayında ve Nisan başında açıklanan Dubai ve Estonya’dan sonra MICHELIN Rehberi’nin mercek altına aldığı 38. destinasyon İstanbul oldu. İstanbul’da seçilen ilk restoranlar 11 Ekim 2022’de açıklanacak.

Çocuklara özel koleksiyon

Çocuklara özel koleksiyon

Yeni Ray-Ban Çocuk Koleksiyonu artık tüm yıl boyunca çocuğunuzun gözlerini koruyacak.

İster yaz tatilinde ister parkta güneşli bir günde oynarken, Ray-Ban ile çocuğunuzun gözlerini zararlı UV ışınlarına karşı korumak çok basit. Çocuklarımızı güneş yanığından koruduğumuz gibi gözlerini de güneşten korumalıyız.

Harika görünmek ve hissetmek için tasarlanan 2022 Ray-Ban Çocuk Koleksiyonu’nu yeni nesil trend belirleyiciler tarafından kullanılmak için hazır. Küçük ama çok havalı gençlere uyacak şekilde dizayn edilmiş, ikonik New Wayfarer Junior ve çok satan Leonard gibi modaya uygun gözlükler Ray-Ban’in asla beklentilerin altında kalmamasını sağlarken, çocuk dostu, 360 ° “Ray-Ban Versus” iletişim kampanyası ile stili hiç bitmeyen bir oyuna dönüştürüyor.

Köşebaşı şimdi Türkbükü’nde

Köşebaşı şimdi Türkbükü’nde

Bodrum’da Bitez şubesinde misafirlerini ağırlamaya devam eden Köşebaşı, Bayram’da yeniden hizmete başlayacak Türkbükü şubesiyle de sıcak Bodrum akşamlarında lezzet dolu iki adres sunuyor.

Adana ve Tarsus mutfak kültürünü, özüne bağlı kalarak modernize eden, yerli ve yabancı lezzet severlerle buluşturan Köşebaşı, tekrar Türkbükü’nde.

Dünyanın en iyi 50 restoranından biri ödüllü Köşebaşı, Bitez ve Türkbükü şubelerinde, klasikleşen lezzetleri, kokteyl seçenekleri ve dj müzikleri eşliğinde misafirlerine keyif dolu bir akşam geçirme fırsatı sunuyor. Ayrıca Köşebaşı, Türkbükü şubesiyle tüm lezzetlerini  ‘fuudy’ uygulaması üzerinden paket servis hizmeti ile dilediğiniz yere taşıyor.

Liman Cad. No:44 Göltürkbükü-Bodrum/Muğla Türkbükü / Muğla / Türkiye

0532 405 24 22

Gırtlak kanserinde sigara riski 20 kat artırıyor!

Gırtlak kanserinde sigara riski 20 kat artırıyor!

Ülkemizde her 100 bin kişiden ortalama 5’inde görülen gırtlak kanseri, gırtlağın iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrolsüzce çoğalarak tümör halini alması sonucu oluşuyor. Sigara ve alkol kullanımının en önemli risk faktörü olduğu gırtlak kanseri genellikle 40 yaş ve üzerinde görülse de nadiren 30 yaş altındaki de kişilerde de oluşabiliyor. Tüm kanser türlerinde olduğu gibi gırtlak kanserinde de erken tanı büyük önem taşıyor. Zira, erken teşhis edilen hastaların gırtlak kanserinden tümüyle kurtulma şansları çok yüksek oluyor. Üstelik hastalık yayılmadığı için organın sadece küçük bir kısmının çıkartılması yeterli geliyor ve bu sayede hastanın ‘sesi’ de korunabiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nazım Korkut, gırtlak kanserinin en yaygın görülen erken belirtisinin ses kısıklığı olduğuna işaret ederek, “Bu nedenle 15 günden fazla ses kısıklığında zaman kaybetmeden bir kulak burun ve boğaz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Özellikle gırtlağın üst kısmından kaynaklanan kanserlerde ise erken dönemde, ses kısıklığı yapmadan gelişen boğaz ağrısı da bir başka önemli belirtilerindendir. Bu tabloya kulak ağrısı da eşlik edebilmektedir. Dolayısıyla başka bir neden olmaksızın oluşan boğaz ve kulak ağrılarının da yakından incelenmesi erken teşhis açısından son derece önem taşımaktadır” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Nazım Korkut

Gırtlak kanserinin belirtilerine dikkat!

Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nazım Korkut, gırtlak kanserinin belirtilerini şöyle sıralıyor:

  • 15 günden fazla süren ses kısıklığı
  • Ses kısıklığı olmadan gelişen boğaz ağrısı
  • Boğaz ağrısına eşlik eden kulak ağrısı
  • Boğazda takılma hissi
  • Boyun bölgesinde oluşan şişlik
  • Nefes darlığı, yutma güçlüğü, öksürük ve kanlı balgam

Sigara riski 20 kat artırıyor!

Sigara ve diğer tütün ürünleri gırtlak kanserinin nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Öyle ki sigara tüketimi gırtlak kanseri riskini neredeyse 20 kat artırıyor. “Buradaki en önemli nokta, günlük tüketilen sigara miktarı ve kullanım süresidir. Özellikle günde 3 paket üzeri tüketimde gırtlak kanseri riski çok artıyor” uyarısında bulunan Prof. Dr. Nazım Korkut, diğer risk faktörlerini şöyle sıralıyor: “Alkol kullanımı da gırtlak kanserinin önemli bir risk faktörüdür. Sigara ve tütün ürünleriyle birlikte tüketilmesi riski çok daha fazla artırıyor. Bunların yanı sıra petro-kimya, boya sanayi, ağaç işleri ve mobilya sanayi gibi bazı meslek gruplarında gırtlak kanseri görülme sıklığı toplumun diğer kesimlerine göre daha fazla oluyor. Bu nedenle riskli meslek gruplarında ortamın havalandırılması ve koruyucu maske gibi önlemler yaşamsal öneme sahip. Yine son yıllarda gastroözofageal reflü hastalarında da gırtlak kanseri görülme sıklığı artıyor. Bir başka risk faktörü ise HPV, yani insan papilloma virüsüdür. Dolayısıyla kansere zemin hazırlayan reflü ve HPV gibi sağlık sorunlarının da mutlaka tedavi edilmeleri gerekiyor”

Lazer yöntemiyle ‘kesiksiz’ tedavi!

Gırtlak kanseri tedavisi mümkün olan bir hastalık. Öyle ki erken evrede yakalandığında hastalarda tam şifa sağlanabiliyor. Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nazım Korkut, tedavide ameliyat, radyoterapi ve daha az oranda kemoterapi olmak üzere üç seçeneğin olduğunu belirterek, “Günümüzde erken evre cerrahi tedavide, lazer yöntemiyle, geçici bile olsa boğazda herhangi bir delik (trakeostomi) açılmadan,  hastalıklı bölge ağız içinden çalışılarak tümüyle çıkartılabiliyor. Bu günübirlik veya hastanede bir gece kalmanın yeterli olduğu modern bir yöntemdir. Aynı işlem klasik açık teknikle de yapılabiliyor. Bu durumda solunum yolunun emniyeti için hastanın boğazına birkaç günlüğüne delik açılıyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

İleri evrede ‘ses protezi’ fayda sağlıyor!   

Gırtlak kanserinde hastaları kaygılandıran en önemli noktalardan biri ise seslerini kaybetme riskleri! Gırtlak kanseri erken teşhis edildiğinde hastanın sesi korunabilirken, hastalık ilerledikçe gırtlaktan daha fazla doku çıkartılacağı için ses hiçbir zaman orijinal haline kavuşamıyor. Ancak hasta normal yaşamına mevcut sesiyle de rahatlıkla devam edebiliyor. Daha ileri hastalık tablosunda ise gırtlağın tamamı çıkartılmak zorunda kalınıyor ve hasta ömür boyu boğazında bir delik (trakeostomi) ile yaşıyor. İleri evredeki bu hastalara gerekli görüldüğü takdirde ameliyat sonrasında radyoterapi ve kemoterapi de uygulanıyor. Gırtlağın tamamının çıkartıldığı hastalardaki en önemli sorunun konuşamamak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nazım Korkut, “Bunun için özel eğitimle yemek borusu sesi çıkartılabiliyor, fakat başarı oranı düşük oluyor. Güncel olarak ve çok sık kullanılan diğer yöntem ise geriye kalan soluk borusu ile yemek borusu arasına ses protezi takılmasıdır. Gırtlağından yoksun kalan tüm hastalar ses protezi ile konuşabiliyorlar. Hastalar bu şekilde rahatlıkla iletişim kurabiliyor, arzu edenler mesleklerine devam edebiliyorlar” bilgisini veriyor.

Sheraton Istanbul Levent’e 23 Nisan coşkusu

Sheraton Istanbul Levent’e 23 Nisan coşkusu

Sheraton Istanbul Levent Atatürk’ün tüm dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuklar için lezzetli ve eğlenceli bir kutlama hazırladı.

23 Nisan Cumartesi günü, saat 12:00’da Çikolata Atölyesi’nde bir araya gelecek olan çocuklar kendi çikolatalarını kendi beğenileri ve damak tatları ışığında özgürce tasarlayacaklar.

 

2 saat boyunca hem çok eğlenecek hem de çok sevdikleri bu lezzetin nasıl yapıldığını öğrenecekler. Çeşit çeşit birbirinden lezzetli çikolataların yapılacağı atölyenin sonunda çocuklar kendi hazırladıkları çikolataların tadına bakıp kalanını da sevdikleriyle paylaşmak için yanlarında götürebilecekler. Her yaştan çocuğun katılımına açık olan Çikolata Atölyesi’nin kişi başı katılım ücreti 350 TL.

2022 tatil trendi bu yılda tekne turizmi olacak

2022 tatil trendi bu yılda tekne turizmi olacak

Pandemi sonrası korunaklı ve güvenli bir tatil alternatifi olan yat turizmine gösterilen ilgi hızla artmaya devam ediyor. Yaz aylarının yaklaşması ile tekne tatili rezervasyonları yüzde 40’ın üzerine çıkmış durumda. viravira.co’nun verilerine göre erken rezervasyon dönemi tekne kiralamalarında geçen sezona oranla yüzde 43 oranında artış yaşandı.

Tüm dünyada uygulanan ve ülkemizde de son yıllarda giderek artan erken rezervasyon sistemi, yüksek sezon olarak adlandırılan haziran, temmuz, ağustos ve eylül aylarında tatil severlerin daha hesaplı tekne tatili yapmalarını sağlıyor.

Kişi başı haftalık 3 bin TL’ye rüya gibi tatil

Tekne tatilinde ücretler tercih edilen tekne tipi ve kişi sayısına göre değişiklik gösteriyor. Kişi başı haftalık 3 bin TL’den başlayan fiyatlarla 8 kişilik bir yelkenli tekne kiralanabiliyor. Yelkenli tekneler genellikle diğer tekne tiplerine oranla daha uygun fiyatlı olduğundan sıkça tercih ediliyor. Gulet tipi teknelerde kişi başı haftalık 4 bin TL, katamaran tipi teknelerde kişi başı haftalık 5 bin 500 TL, motoryat tipi teknelerde ise kişi başı haftalık 6 bin 500 TL’den başlayan fiyatlarla harika bir mavi yolculuk tatili yapmak mümkün. Gulet tipi teknelerde kaptan, mürettebat ve yakıt fiyata dahilken yelkenli ve katamaran tipi teknelerde ekstra olarak sunuluyor.

Safra kesesi cerrahisinde yeni yöntem

Safra kesesi cerrahisinde yeni yöntem

Genetik yatkınlık, gebelik, doğum kontrol haplarının uzun süre kullanılması ile aşırı kilo alma ve hızlı kilo kaybına bağlı olarak gelişebilen safra kesesi taşları, safra kanalına düştüğünde tıkanıklığa yol açarak sarılık ve karaciğer işlev bozukluklarına neden olabiliyor. Bu tablonun oluşmaması için yapılan ameliyatlarda altın standart olarak nitelendirilen laparoskopik yöntemle safra kesesinin çıkartılması gerekiyor. Laparoskopik kolesistektomi, karın bölümünün gazla şişirildikten sonra kamera ile karın içi organların görüntülenmesi ve cerrahi aletler yardımıyla safra kesesinin çıkarılması olarak tanımlanıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç. Dr. Türkmen Bahadır Arıkan, safra kanalı cerrahisinde uygulanan ‘güvenli kolesistektomi’ tekniği hakkında bilgi verdi.

Günümüzde 1 santimetrelik kesilerle kapalı olarak gerçekleştirilen güvenli kolesistektomi ameliyatlarında safra kesesi alınırken, ana safra kanalının bütünlüğünün korunması ise hayati önem taşımaktadır. Safra kanalı yaralanmalarındaki riski en aza indirmek için ise ‘güvenli kolesistektomi’ tekniği kullanılmaktadır.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Türkmen Bahadır Arıkan

Her safra kesesi taşına müdahale edilmez

Safra kesesi taşları önemli bir sağlık sorununa neden olmuyorsa vücutta kalmasına izin verilir. Toplumun % 15’inde safra taşı bulunmaktadır. Bu kişilerin % 20’sinde safra kesesi taşı hastalık oluşturmaktadır. Herhangi bir bulgu vermeyen ve görüntüleme yöntemleriyle tesadüfen belirlenen taşlar için (taşın 3 santimetreden büyük olması, safra kesesinin tamamen taşla dolu olması, porselen safra kesesi gibi durumlar hariç) safra kesesi ameliyatı önerilmemektedir.

Rahatsızlık veren taş alınmazsa sorun büyür

Laparoskopik kolesistektomi dünyada 1990’ların başından beri açık tekniğin yerini almıştır. Safra kesesindeki taş özellikle yağlı yemek yedikten sonra, karın sağ üst kadranında, göbek üst kısmında veya sırta özellikle sağ kürek kemiğine yayılan yoğun, bir ağrı ve rahatsızlık hissi oluşturabilir. Bu durum yemekten bağımsız gece saatlerinde de ortaya çıkabilmektedir. Ağrıya genellikle terleme, bulantı ve kusma da eşlik edebilmektedir. Bu durum söz konusu olduğunda zaman geçirmeden laparoskopik (kapalı) safra kesesi ameliyatı yapılmalıdır. Ameliyat ertelendiğinde ise safra kesesi taşı ani safra kesesi iltihabına, taşın ana safra kanalını tıkaması ile sarılığa, safra yolu iltihabı hastalığına veya taşın pankreas kanalını tıkaması senaryoları ortaya çıkabilmektedir. Pankreas kanalını tıkanması, pankreas iltihabına neden olmakta maalesef bu durum yaşamı tehdit etmektedir.

Kapalı cerrahinin 3 önemli avantajı

Ülkemizde her yıl 150 bin ila 200 bin arasında safra kesesi ameliyatı yapılmaktadır. Bunların çoğu laparaskopik yani kapalı yöntemle gerçekleştirilmektedir.

  • Laparoskopik teknik sayesinde ameliyat sonrasında daha az ağrı olmaktadır.
  • İyileşme süresi kısaldığı için hasta daha kısa süre hastanede kalmaktadır.
  • Küçük kesilerle yapıldığı için daha kozmetik sonuçlar elde edilmektedir.

Safra yolu yaralanmalarındaki iki faktör

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de laparoskopik kolesistektomi ameliyatı olan 1000 hastadan 3-8 kişide ameliyat sonrası istenmeyen safra yolu yaralanmaları gözlenebilmektedir. Safra yolu yaralanmasının yönetiminde; endoskopik ek işlemler, tekrardan cerrahi yapılması ve bu yöntemlerle iyileşmeyen hastalarda karaciğer transplantasyonuna kadar değişen ek tedaviler gerekebilmektedir. Safra yolu yaralanmalarının oluşması çeşitli risk faktörleri ile ilgili olabilmektedir.

  • Hasta ile ilgili olan risk faktörlerinden en önemlisi safra yolu anatomisinin çok farklı yapıda olabilmesidir. Buna aşırı şişmanlık, safra yollarına yakın bölgede yapılan önceki ameliyatlar, altta yatan bir karaciğer hastalığı, daha önceden safra kesesi enfeksiyon ataklarının çok olması eklenebilir.
  • Ameliyatı gerçekleştiren cerrahi ekibin tecrübe eksikliği ve anatominin yanlış algılanması olarak belirlenmiştir.

Güvenli kolesistektomi tekniği öne çıkıyor

Kapalı cerrahinin yapılmasından bugüne kadar safra kesesi ameliyatı için, ‘infundibular’ teknik kullanılmıştır. Günümüzde ise laparoskopik kolesistektomide safra kanalı yaralanma riskini en aza indirmek için ‘infundibular’ teknik yerine ‘güvenli kolesistektomi’ tekniği (critical view of safety) önerilmiştir. Amerikan Gastrointestinal ve Endoskopik Cerrahlar Derneği bu tekniğin kullanılmasını teşvik etmektedir.

Gebelik döneminde doğru beslenmek için 9 ipucu

Gebelik döneminde doğru beslenmek için 9 ipucu

Bebeğin sağlıklı olarak dünyaya gelmesi annenin de yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için gebelik döneminde beslenme diğer dönemlerdeki beslenmeden çok daha önemlidir. Bebeğin tek besin kaynağının annenin tükettiği besinler olduğunu hatırlatan Diyetisyen ve Fitoterapi Uzmanı Buket Ertaş, söz konusu dönemde yapılan beslenme hatalarına işaret ederek doğru beslenme üzerine önerilerde bulundu.

Gebelik şüphesiz her annenin yaşadığı eşsiz bir dönemdir. “İki canlı” olma içgüdüsü ve annelik dürtüsüyle her istenileni yemenin yanlış bir algı olduğunu dile getiren Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Diyetisyen ve Fitoterapi Uzmanı Buket Ertaş, “Gebeliğin henüz ilk aylarından itibaren anne adayları fazla kalori almaları gerektiğini düşünür. Bebeğinin ihtiyaçlarını karşılayamamaktan korkar. Ancak bu genellikle görülen bir durum değildir. İlk trimester dediğimiz gebeliğin ilk üç ayında annenin ekstra kalori almasına ihtiyaç yoktur. Normalde de sağlıklı ve düzenli beslenen bir anne adayı hayatına aynı şekilde devam edebilir. Bunun yanı sıra tabii ki hekim kontrolünde bebeğin gelişimi izlenmeli, beslenme uzmanından doğru beslenme eğitimi alınmalı ve hekimin verdiği takviyeler düzenli kullanılmalı” diye konuştu.

Annenin ekstra kalori ihtiyacı 4. aydan itibaren başladığı bilgisini veren Buket Ertaş, bebek gelişiminin hızlandığını ve annenin ihtiyaçları artmaya başladığını da vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak bu anne adayının her istediğini yiyebileceği anlamına da gelmez. Kalorinin nereden geldiği çok önemlidir. Esas meselenin doymak değil beslenmek olduğunun farkına varmak gerekir. İkinci trimester yani 4.-6. Aylar arasında annenin kalori ihtiyacı yaklaşık 300-350 kkal artar. Bu da yaklaşık ekstra 1 dilim ekmek, 1 dilim peynir, 1 porsiyon meyve, 1 kâse yoğurt tüketimine denk gelir.  Üçüncü trimester yani gebeliğin son 3 ayında ise ekstra kalori ihtiyacı 450 kkal’dir. Bu dönem annenin ve bebeğin en çok kilo aldığı dönemdir. Risk yok ise hafif egzersizler ve sağlıklı gıda seçimlerinin en önemli olduğu dönemdir.”

Gebelikte sağlıklı beslenmek ve gerektiği kadar kilo alınmasını sağlamanın dünyaya gelecek olan bebeğin ileriki hayatında hastalıklarla savaşmasına katkı sunacağına işaret eden Uzm. Dyt. Buket Ertaş, gebelik döneminde yapılan beslenme hataları ve doğru davranış biçimlerinin nasıl olması gerektiği konusunda ise şu bilgileri verdi…

Pause Sağlık, Pause Dergi

Diyetisyen ve Fitoterapi Uzmanı Buket Ertaş

ŞEKERLİ VE PAKETLİ GIDALARIN TÜKETİMİ KESİNLİKLE SIFIRLANMALI

Rafine şeker tüketimi ile annenin kan şekerinde dalgalanmalar ve yükselmeler meydana gelebileceğini söyleyen Ertaş şu bilgileri verdi: “Şeker ve insülin dengesizlikleri bebeğin yüksek kan şekerine maruz kalmasına sebep olabilir. Bu da hem annenin diyabet riskini artırır, hem de bebeğin ileride veya doğumdan hemen sonra diyabete yakalanma riskini artırır.”

MEVSİM SEBZELERİ TÜKETİLMELİ

“Dondurulmuş veya konserve gıdalar bozulma riski açısından tüketirken dikkatli olmalı” diye konuşan Uzm. Dyt. Buket Ertaş,  “Özellikle kapağı şişmiş ve hava almış konserveler hemen atılmalı, her kavanoz ayrı ayrı kontrol edilmeli. Ayrıca saklama süresi ve koşulları besin kaybının yaşanmasına neden olabilir. En iyisi mevsiminde sebze ve meyveleri tercih edip riski en aza indirmektir” diye konuştu.

 

MEYVE MİKTARI KİŞİNİN İHTİYACINA GÖRE PLANLANMALI, FAZLASINDAN KAÇINILMALI

Sağlıklı olsa da meyve demek früktoz (meyve şekeri) demektir. Meyvelerin bol miktarda vitamin barındırdığını ancak aynı zamanda gereğinden fazla tüketildiğinde kan şekeri yüksekliğinin, göbek çevresi yağlanmasının başlıca nedeni olabileceğinin de altını çizen Ertaş, “Aynı zamanda gereksiz früktoz karaciğer yağlanmasının da baş düşmanıdır. Özellikle kan yapması için tüketilen kuru meyveler annenin diyabet riskini yükseltiyor olabilir” dedi.

BİTKİ ÇAYLARI VE İÇERİĞİ BİLİNMEYEN ÇAYLAR TÜKETİLMEMELİ

Uterus hareketlerini hızlandırmasında etkili olan, fitoöstrojenik etki gösteren bitkiler konusunda ekstra dikkatli olunmalıdır. Özellikle düşük tehdidi bulunan anne adaylarının içmek istediği her çayı hekimine danışması gerektiği uyarısında bulunan Uzm. Dyt. Buket Ertaş, açık satılan veya kış çayı gibi farklı bitki karışımlarının tağşiş riski sebebiyle daha fazla risk taşıdığını aktardı.

Pause Sağlık, Pause Dergi

AZ PİŞMİŞ ET VE İYİ YIKANMAMIŞ YEŞİLLİKLERE DİKKAT!

Patojen bakterilerden korunmak ve enfeksiyon riskinin önüne geçmenin bu dönemde oldukça önemli olduğunu hatırlatan Uzm. Dyt. Buket Ertaş, “Bu risk sadece ette değil yumurta kabuğunda bile vardır. Yumurtaya dokunduktan sonra mutlaka elleri bol su ve sabunla yıkamak gerekir. Dışarda yemek yenilecek ise etin mutlaka iyi pişmiş olmasını söylemek gerekir. Mümkünse salata yerine iyi pişmiş sebze tercih edilmelidir” diye konuştu.

MEYVE SUYU VE HAMUR İŞİ AZ TÜKETİLMELİDİR

Gebelikte hızlı kilo artışının önüne geçilmesi gerektiğini hatırlatan Uzm. Dyt. Buket Ertaş, “fazla kilo almak ve gebelik diyabetinin oluşma riskini minimize edebilmek için evde sıkılmış olsa bile meyve suyunun, hamur işlerinin tüketimi sınırlandırılmalıdır” diye konuştu.

YOĞURT EVDE YAPILIYORSA AÇIK SATILAN SÜT YERİNE PASTÖRİZE EDİLMİŞ SÜT KULLANILMALIDIR

Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinde brucella başta olmak üzere birçok patojenin barınma riski olduğunu ifade eden Ertaş, çiğ sütü evde kaynatmanın bazı patojenlerin öldürülmesinde etkili olmayabileceği uyarısında bulundu.

RENKLİ VE ÇEŞİTLİ BESLENMEYE ÖZEN GÖSTERİLMELİ

Sağlıklı olan her gıdaya sofrada yer vermenin önemli olduğunu vurgulayan Uzm. Dyt. Buket Ertaş, “Gün içerisindeki öğün dağılımları, haftalık yemek planlaması mutlaka farkındalıkla ve gıda çeşitliliği olacak şekilde yapılmalı. Bu sayede anne ve bebek için gerekli olan bütün vitamin ve minerallere erişilmiş olunacaktır. Tek yönlü beslenmenin malnutrisyona sebep olabileceği unutulmamalı” dedi.

YANLIŞ DİYET BESLENME EKSİKLİĞİNE SEBEP OLABİLİR

Gebelik döneminde doğru bir şekilde diyet yapılması gerektiğini belirten Ertaş, gebelikte yapılabilecek en doğru diyet listesi kişiye özel olmalı uyarısında bulunarak mutlaka bir uzmandan yardım alınması gerektiğini de önemle vurguladı.