Rouge Dior yenilendi

Rouge Dior yenilendi

Dior’un ikonik yenilenen ruju Rouge Dior, seçkin konuklara Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul’da yapılan etkinlikle tanıtıldı.

Sevgililer Günü kapsamında Naile Sultan Suite’te gerçekleştirilen etkinliğe cemiyet hayatının ünlü simalarının katıldı. Konuklar, makyaj yapmanın püf noktaları hakkında bilgi alırken efsane ruju deneyimleme fırsatı da buldular.

Sevgililer Günü’ne özel seramik atölyesi etkinliğinde buluştular

Sevgililer Günü’ne özel seramik atölyesi etkinliğinde buluştular

Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul’un başlattığı eğitim workshop’u serisine bir yenisi eklendi. Melda Kamhi Kosif, Rebi Danon ve Sanem Tezman’ın ortakları arasında olduğu Atelier Do Be Mine iş birliğiyle devam eden atölye çalışmalarının ikincisi Sevgililer Günü kapsamında gerçekleştirildi.

Aralarında tanınan simaların da yer aldığı workshop çalışmasında konuklar, sevdikleri için seramik boyama yaparak, keyifli anlar yaşadılar.

Özel konumu, ihtişamı ve tasarımıyla benzersiz bir konaklama ve yaşam deneyimi sunan Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul, hizmet kalitesi kadar kentin kültür ve sanat hayatına katkı sağlayan etkinlikleriyle de adından söz ettiriyor.

Yeni yıla üç yeni sergi ile girdi

Yeni yıla üç yeni sergi ile girdi

Bodrum Marina Yacht Club bünyesinde yer alan Merqezart Alternatif Sanat Mekânı kış sezonu üç yeni sergisi ile açtı. Eserler gerçekleşen kokteyl ile sanat severlerin beğenisine sundu.

Çağdaş sanatçı Gül Kozakçıoğlu, insan hayatında ve doğadaki kaçınılmaz dönüşümleri anlattığı fotoğraflarıyla; İllüstratör François Garcia Panzani, İnsan ve hayvan arasında süre giden trajik bir fenomen olan boğa güreşlerini betimlediği resimleriyle ve Marmara Üniversitesi GSF çıkışlı reklam yaratıcısı Haldun Genç ise tamamen Bodrum’a ait doğal nesneleri dönüştürerek ürettiği mikro ölçekte Bodrum güzellemeleriyle Bodrumlu sanat severleri bir araya getirdiler. Sanat severler bu çok özel üç sergiyi Merqezart galeride 31 Mart tarihine kadar ziyaret edebilecekler.

Lezzet tutkunları sosyal sorumluk yemeğinde buluştu

Lezzet tutkunları sosyal sorumluk yemeğinde buluştu

Cem,yet hayatının renkli isimleri Azur Yeniköy’de gerçekleşen ve sosyal sorumluluk bilincini ön plana çıkaran özel bir davette buluştu.

Yepyeni menüsü ve iç mekânıyla büyüleyici bir dönüşüm geçiren Azur, bu özel gecede sadece gastronomi tutkunlarına lezzet dolu bir gece yaşatmakla kalmadı, aynı zamanda toplumsal sorumluluk bilincini de ön plana çıkardı. Azur’un ünlü şefi Mert Şeran tarafından hazırlanan kış menüsünün tanıtıldığı davette biraraya gelen konuklar harika ve lezzet dolu bir akşamın keyfini çıkardı.  Azur’un yenilenen menüsünde mezeler, ara sıcaklar, ana yemekler misafirlerin büyük beğenisini kazandı.

Gecede, Av Dr. Onur Altınkan ve Av. Mustafa Meydan’ın imzasını taşıyan “Hayvan Hakları: Canlarımızın Hayat Rehberi” kitabının tanıtımı yapılarak davetlilere satışa sunuldu. Elde edilen gelir, sokak hayvanlarının sağlık kontrolleri, tedavileri ve kısırlaştırılması gibi hayvan haklarına yönelik önemli projeleri desteklemek için kullanılacak.

Av Dr. Onur Altınkan, Av. Mustafa Meydan

Av Dr. Onur Altınkan, Av. Mustafa Meydan

 

Sevcan Yaşar; İlhamını hayattan alıyor!

Sevcan Yaşar; İlhamını hayattan alıyor!

‘Miss Model of the World’ tacını oyunculukla değiştiren Sevcan Yaşar, yaşamdan aldığı ilhamla kariyer yolculuğunu sürdürüyor. Orkestra şefi İrsel Çivit’le mutlu bir evliliği olan Yaşar, şimdilerde hem senaryo yazıyor hem de şan dersleri alarak müzikle ilişkisini güçlendiriyor

RÖPORTAJ: NAZAN ORTAÇ

‘Miss Model of Turkey’ ve ‘Miss Model of the World’ birincisi Sevcan Yaşar, modellik kariyerinden oyunculuğa geçişini, Çin’de edindiği deneyimleri ve hayatındaki dönüm noktalarını anlattı. Biyoloji eğitimi alan Yaşar, nasıl oyunculuğa yöneldiğini de paylaşırken, İrsel Çivit ile mutlu evliliği ve müzikle ilgili sorularımıza da yanıt verdi. Senaryo yazmaya başlayan Sevcan Yaşar, gelecek projeleri ve kariyer hedefleri hakkında da ipuçları verdi.

Oyunculuk kariyerinize başlamadan önce Miss Model of Turkey ve ardından Çin’de Miss Model of the World birincisi oldunuz. Bu deneyimler sizi nasıl etkiledi ve oyunculuğa nasıl bir katkı sağladı?

Çin benim ilk yurt dışı deneyimimdi. Orada 66 ülkeden çok farklı insanlar tanıma fırsatım oldu. Ayrıca organizasyon içinde neredeyse her ülkeden farklı meslek gruplarından insanlar tanıma ve sohbet etme fırsatı buldum. Bunlar bana dünyanın işleyiş tarzına, koşullarına, yaşam tarzlarına ve karakterlere nasıl etki ettiğiyle ilgili çok farklı bakış açısı kazandırdı. Tabi ki bu zenginlik oyunculuğuma ve bana büyük katkı sağladı.

Sevcan Yaşar

Ege Üniversitesi’nde Biyoloji Bölümü’nü bitirdikten sonra neden oyunculuğa yönelmeye karar verdiniz?

Oyunculuk, cesaret edemediğim çocukluk hayalimdi. Ailemde genelde doktorlar ve öğretmenler sıklıkta olduğu için Anadolu Lisesi’nde matematik okudum. Ardından da biyoloji geldi. Bu sırada tiyatro seçen arkadaşlarıma özeniyordum tabii. Neyse ki biyoloji diplomasından sonra tekrar sınavlara girip tiyatro okuma fırsatı buldum. O sıralar hem ATV’de ‘Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’ da oynuyor, hem oyunculuk okuyordum. Zaten mesleğimi yapabiliyorken tiyatro okumaya devam etme nedenim de her zaman öğrenecek bir şeylerin olduğunu düşünmemdi. İnsanların mutlu oldukları, yetenekleri olan mesleği yapmalarının doğru olduğunu düşünüyorum.

İstanbul’a yerleşme kararınızın arkasındaki nedenleri ve bu süreçte yaşadığınız deneyimleri paylaşabilir misiniz?

Yarışmayı kazandıktan sonra oyuncu olabilmek için bir menajer buldum. Çin’de birinci olmam bir avantaj oldu. İstanbul’a daha önce hiç gelmemiştim. Sektörden tanıdığım kimse yoktu. Fakat denemeliydim. Henüz yirmi yaşındaydım. Yarışmadan kazandığım parayla emlakçı, çok iyi kalpli yaşlı bir kadının evinin bir odasını tutabildim. Yaşamsal giderler dışında tüm paramı eğitim için kullanıyordum. Sadece bir şişme yatağım ve antenli küçük bir televizyonum vardı. Hiç TV izlemezdim. O zaman da kapalı siyah ekrana bakıp kendimi hayal ederdim. İlk deneme çekimimde başarılı olup ilk işime girdim; ‘Kayıp Şehir’e. TV’yi o zaman kendimi izlemek için açtım işte. Sonrası geldi. O zamanki cesaretimin babamdan geldiğini düşünüyorum. Çok destek oldu.

Farklı türlerdeki projelerde yer almanıza rağmen, hangi türdeki karakterlerle daha fazla özdeşleştiğinizi düşünüyorsunuz ve neden?

Hayatımızda dönem dönem yeni öğrendiklerimizle, yeni karşılaştığımız deneyimlerle hiç bilmediğimiz yönlerimizi keşfedebiliyoruz. Bu özellikle zorlu seçimlerimizde kendimize, seçtiklerimize şaşırarak oluyor. Dizi ve filmlerde de öyledir. Bir karakter iyi ve kötü arasında seçim yaptığı zaman sıkıcıdır. İki kötü ya da iki iyi şey arasında yaptığımız zorlu seçimler kaderimizi belirler. Bu derece sürekli keşfettiğimiz değişken ve karışık bir yapımız varken, empati kuruyorum. Fakat oynadığım bir karakterle özdeşleştiğimi söylemek çok zor.

Sevcan Yaşar

EŞİM, DAHA İYİ YÖNLERİMİ KEŞFETMEMİ SAĞLADI

İki yıl önce müzisyen İrsel Çivit ile evlendiniz. Evlilik öncesi ve sonrasında hayatınızda bir değişim hissettiniz mi? Bu değişim hem kişisel yaşantınıza hem de kariyerinize nasıl yansıdı?

İrsel, evet birçok enstrüman çalıyor fakat iş tanımı composer ve maestro. Yani besteci ve orkestra şefi. Dizi ve film müzikleri yapıyor. İrsel daha iyi yönlerimi keşfetmemi sağladı. Hayattaki en büyük şanslarımdan biri onu tanımış olmak diyorum. Bunu romantik bir yerden söylemiyorum. Dünyada iyi ve kötü insanların olduğunu ve kendi değerimi de beraberinde fark ettiğim bir dönemde hayatıma girdi ve iyi kalmak için çaba harcayan, fedakârlık yapabilen insanların da olduğunu görmek umut verdi. Bu; beni daha sabırlı ve sakin yaptı. Mesleğimde de en büyük destekçim oldu. Hayatıma gelen huzur elbette mesleğime de yansımıştır.

Eşinizle birlikte müzikle ilgili ortak projeler düşünüyor musunuz?

Aslında profesyonel bir şey düşünmüyorum tabii ki. İrsel’le biz evde sürekli çalıp söylüyoruz zaten. Belki bir gün sizinle de paylaşırız. Güzel bir anı olurdu. Fakat sesimi kullanmakta çok çekingenim. Bugünlerde şan dersleri alıyorum. Son dönemde her ne kadar oyuncu seçimleri çoğunlukla buna göre olmasa da, bir oyuncunun her yaşta, her konuda kendini donatmasının, oyunculuğu istemenin kendisinden daha önemli olduğunu düşünüyorum.

Kariyerinizde karşılaştığınız zorluklardan birini veya bir dönüm noktasını bizimle paylaşabilir misiniz?

Pandemi dönemi benim için zordu. İşimi yapmadığım zaman kıyıya çekilmiş kayık gibi hissediyorum. Yaşam amacım elimden alınmış gibi geliyor. Fakat o dönem yıllardır ertelediğim yazma işine girişmek zorunda kaldım ve bu benim için büyük keşif ve dönüm noktası oldu. Şimdilerde senaryo yazıyorum ve oldukça keyif alıyorum.

Sosyal medya ve hayranlarınızla etkileşiminiz hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz? Sosyal medya platformları üzerinden paylaşımlarınızı nasıl yönetiyorsunuz?

Sosyal medya işimden dolayı içinde olduğum bir yer. Aslında birçok insan gibi ben de kirli olduğunu düşünüyorum. Kötü haberlerden çok etkilenip çok üzüldüğüm için sınırlı süre vakit geçiriyorum. Hayranların yazdıkları güzel şeyler de mutlu ediyor tabii. Örneğin; bir davete motivasyon konuşmacısı olarak gittim. Anlattıklarımdan mutlu olup teşekkür eden insanlar yazdığında ben de motive olup işime daha çok sarılıyorum. Paylaşımları nasıl yapacağımı bu yıla kadar bilmiyordum. Fakat biraz destekle nasıl yönetileceğini anladım ve uyguladım. Yine de zaman zaman on beş yirmi gün yok olmak, kendimle ilgilenmek hoşuma gidiyor.

Gelecek projeleriniz ve kariyer hedefleriniz hakkında bizi bilgilendirir misiniz? İleride izleyicilere neler sunmayı planlıyorsunuz?

En son ‘Yalı Çapkını’nda oynadım. Gelecekte nasıl bir rol gelir bilemiyorum fakat aynı anda hem dram hem komedi oynayasım var. Her oyuncu gibi bende birikmiş duygularım için çıkış rolü arıyorum. Bizde hayattaki yeni deneyimler, duygular hemen herkesle paylaşılması gereken hazine gibi. Diğer yandan yazıyorum. Gelecek beni çok heyecanlandırıyor. Birlikte göreceğiz.

Düğünde tercihi kendi tasarımı oldu

Düğününüzde giydiğiniz pantolon takımı çok beğendim; radikal bir seçim yapmışsınız. Bu stil tercihinizi anlatır mısınız?

Teşekkür ederim. Gelinlik seçme dönemlerini bilirsiniz, birden önünüzde on tane seçenek olur ve onları da yüz taneden on taneye indirmişsinizdir. Birkaç tasarımcı arkadaşımızla konuştuk. Fakat içime sinmedi. Hep istedikleri bir dokunuş yaparlar çünkü. Ben tamamen kendi zevkime göre olsun istedim. Bir gün giydiğim takımın benzerini Pinterest de gördüm. Fransız esintileri, feminist yanımı okşayan pantolon beni kilitledi. Kısmen değiştirerek işinin ehli bir terziye gönderdim. Ne istediğimi söyledim. Sadece verdiğim ölçülerimle iki günde dikti. Gidip provada düzeltmeleri yaptık. Aynı gün bitirdi, alıp geri döndük. Saç aksesuarını aldığım yerden iki farklı modelin birleştirilmesini istedim farklı şekilde kullandım. Aslında kendi tasarımımı giymiş oldum. Daha özeli olamazdı. Kendi çizdiğim parçalar var. Belki aynı kişiyle ilerde bir çalışma yapmayı da düşünüyorum.

KÜNYE:

Fotoğraflar: Murat Arık @amuratarik

Saç-Makyaj: Tolgahan Karataş @tolgahankaratas

Menajer: Buket Kahraman @buketkahramantm

PR: @bgpragency; Begüm Kılıç @begkilic, Nur Eriş Kuran @nureriskuran

Ajda Pekkan’dan Sanata Engel Yok Vakfı’na destek  

Ajda Pekkan’dan Sanata Engel Yok Vakfı’na destek  

Yardım projelerine verdiği destek ve yardımsever kişiliğiyle iyilik meleği olarak bilinen süperstar Ajda Pekkan, bir kez daha “Sanatta Engel Yok Vakfı”na verdiği desteklerinden dolayı yılın ilk plaketini evinde teslim aldı.

Ajda Pekkan sahne ve müzik çalışmalarından dolayı yoğun bir çalışma temposunda olmasına rağmen sevgili dostu aynı zamanda vakıf başkan yardımcılığı görevini sürdüren Sevgi Ataman ve vakıf yöneticilerini evinde ağırladı. Sanatta Engel Yok Vakfı Başkanı Yasemin Zanbak, başkan yardımcıları Sevgi Ataman, Gülseren Zanbak ve sanatçı Semra Çelik bugüne kadar vakfa göstermiş olduğu desteklerinden dolayı süperstara teşekkür plaketi verdiler.

Kısa Film Yarışması kazananları ödüllerini aldı

Kısa Film Yarışması kazananları ödüllerini aldı

Sabancı Vakfı’nın “Kısa Film Uzun Etki” sloganıyla bu yıl sekizincisini düzenlediği Kısa Film Yarışması’nın kazananları belirlendi.

Birincilik ödülü “Düşlerdeki Hayat” filmiyle yönetmen Can Yeşiloğlu’nun oldu. Ödül töreninde konuşma yapan Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, “Yarışmamızda bu yılki temamızı şu anda ve gelecekte tüm gezegenin en önemli problemleri arasında görülen ‘Su Krizi’ olarak belirledik. Ne mutlu ki sinemacılar bu meseleyi içselleştirmiş ve çarpıcı işlere imza atmışlar.” dedi.

Sabancı Vakfı’nın “Kısa Film Uzun Etki” sloganıyla bu sene sekizincisini düzenlediği Kısa Film Yarışması’nın kazananları belli oldu. “Su krizi” temasıyla, Sabancı Center’da düzenlenen yarışmanın ödül töreni; Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’nın ev sahipliğinde gerçekleşti.

Yarışma kapsamında 12 eser finale kalırken birincilik ödülünün sahibi “Düşlerdeki Hayat” filmiyle yönetmen Can Yeşiloğlu’nun oldu. Yeşiloğlu’na ödülünü Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı takdim etti. Yarışmanın ikincisi “Sona Doğru” filminin yönetmeni Cihan Yıldırım’a ödülünü Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan verirken, üçüncü olan “Antroposen” filminin yönetmeni Mehmet Gürü Avcu’ya ödülü yarışmanın sanat yönetmeni Zeynep Atakan tarafından sunuldu. Yarışmanın Mansiyon Ödülü, “Vahşi” filmiyle Sinan Kaldan’a verilirken; Sosyal Etki Ödülü de ikincilik ödülünün de sahibi “Sona Doğru” filmiyle Cihan Yıldırım’ın oldu.

‘Lüks düşkünü damat’ tazminata zam istedi!

‘Lüks düşkünü damat’ tazminata zam istedi!
Kaya Sabancı’nın, ‘lüks düşkünü’ olarak anılan damadı Koray Helvacıoğlu, boşanma aşamasındaki eşi Gizem Sabancı’dan istediği 10 milyon TL tazminat talebini 400 milyon TL’ye çıkardı
Ünlü iş adamı Kaya Sabancı’nın kızı Gizem Sabancı, 2020’de Bodrum’da Kaya Sabancı’nın evinde düzenlenen bir törenle Koray Helvacıoğlu ile evlenmiş, iki yıl sonra da oğlu Yılmaz Kaya’yı kucağına almıştı. Ancak Gizem Sabancı gördüğü hakaret ve psikolojik şiddetin yanında bir de eşinin kendisini hamileyken sosyal medyada aldattığını fark edince boşanma davası açmıştı.
Eşinin, zengin kadın avcısı ve lüks düşkünü olduğunu söyleyen Gizem Sabancı, evli oldukları süre boyunca, Sabancı Ailesi’ne ait Zorlu Center’daki dairede yaşadıklarını, yaz tatillerini dahi yine Sabancı ailesine ait Bodrum Mandarin’deki yazlıkta geçirdiklerini söylemişti. Düğün masraflarının büyük bir kısmını Sabancı ailesinin üstlendiğini ve ailenin yaşam giderlerini kendisinin karşıladığını beyan etmişti.
Koray Helvacıoğlu, geçtiğimiz günlerde eski eşine yeni bir boşanma davası açarak, Gizem Sabancı’nın ‘lüks düşkünü’ iddialarını bir kez daha doğru çıkardı! Helvacıoğlu, belli ki lüks giderlerini karşılamakta zorlanınca ilk başta talep ettiği 10 milyon TL tazminatı, yeni bir davayla 400 milyon TL’ye çıkarmış!
İki yaşındaki çocuğunun velayetini de isteyen Koray Helvacıoğlu, oğlu için aylık 30 bin tedbir nafakası, 200 milyonu maddi ve 200 milyonu manevi olmak üzere toplamda 400 milyon TL tazminat talebinde bulunmuş. Ayrıca dava masraflarını ve yargılama giderlerinin de karşı tarafa yüklenmesini istemiş. Ne diyeceğimi bilemedim, pes!
Kaynak: Hürriyet Gazetesi- Mehmet Üstündağ

Yeni yıl kermesi bu kez Adanalılarla buluştu

Yeni yıl kermesi bu kez Adanalılarla buluştu

Adana’da geleneksel hale gelen Brandroof Yılbaşı Alışveriş Şenliği, yeni yılın ilk kermesinde farklı sektörden çok sayıda girişimci markayı buluşturdu.

Bu yıl ikinci kez gerçekleşen Brandroof, alışverişin yanı sıra birbirinden güzel panellerle de Adanalılara keyif dolu bir gün yaşattı. Girişimci kadınları desteklemek, farklı şehirlerde de network geliştirmeyi amaçlayan Brandroof, birbirinden farklı markalara tanıtım ve iş geliştirme imkanı sundu.

Kadın istihdamı fazla olan Doğa Şirketler Grubu katkılarıyla gerçekleşen etkinlik konuşmacıların panelleriyle güne renk kattı.  Konuşmacı ve destekçi Buse Terim Buses Garage Sale projesini ve bu projede kullandığı parçaların başkasının hikayesinde hayat bulmasını, sürdürülebilir dünyaya adapte olmasını ziyaretçilere anlattı.

Aslı Filinta da Anadolu hikayelerini tasarımın gücü ile ileri dönüştüren markası ile geleneği geleceğe taşımak için köprü olmayı hedefleyen “Kadın Olmanın Gücü” adlı paneldeki konuşmasıyla ilham oldu. Adanalılar birbirinden güzel markalarla yılbaşı alışverişinin keyfini çıkardı.

Meyhane By Marcel kapılarını açtı

Meyhane By Marcel kapılarını açtı

Azur, bünyesinde kapılarını açan Meyhane By Marcel, cemiyet ve medya dünyasının tanınmış isimlerini bir araya getirdi.

Kuşaktan kuşağa aktarılan meyhane sanatının tüm inceliklerini yansıtan mekânın konsept mimarı şefMert Şeran, yemek öncesi konuklara mönüde yer alan reçeteler hakkında detaylı bilgi verdi.

Meyhane By Marcel’in açılışında lezzetleri deneyimleyen konuklar, arka fonda çalan Türk Sanat Müziği ve Yunan ezgileriyle unutulmaz bir nostaljik gece yaşadılar. Paçanga böreği, Arnavut ciğeri, topik, muhammara, lakerda, uskumru çirozu, beyin söğüş gibi farklı damak tatlarına hitap eden mezeler lezzetleriyle ön plana çıktı.