Yazılar

Prof.Dr. Zümra Atalay “Kabul”

Prof.Dr. Zümra Atalay “Kabul”

Kabul kavramını yakından tanımanıza ve onu pratiğe dökebilmemize olanak sağlayan “Yeni Olasılıkları Mümkün Kılma Sanatı: Kabul”, İnkılâp Kitabevi etiketiyle raflardaki yerini aldı.

“Yeni Olasılıkları Mümkün Kılma Sanatı: Kabul’’ pasif bir savaş yerine geliştirilebilecek aktif bir kabul anlayışının yaşamlara nasıl dahil edilebileceğine, kabulün önündeki ezbere yargılara, üzerinde düşünülmemiş düşüncelerin fark edilmesine ve pratik yaşamsal bilgilere ışık tutuyor. Prof.Dr. Zümra Atalay, okurlarını, menşei kadim öğretilere dayanan bir farkındalık yöntemi olarak, aynı soruyu kendilerine tekrar tekrar sormayı deneyimlemeye, duygusal ve düşünsel süreçleri fark edebilmeye davet ediyor.

İnteraktif bir çalışmayı da kitabında okuyucuyla buluşturan Atalay, seslendirdiği meditasyon egzersizleriyle okuyucunun aktif kabulü yaşamlarında daha da somut bir hale getirmesine yardımcı oluyor.

İrem Hattat “Online Flört Online Romantizm”

İrem Hattat “Online Flört Online Romantizm”

Tüm dünyanın dijitalleşmesi ile ilişkide yeniden oluşan kurallara farklı bir açıdan bakan İrem Hattat’ın, ilişkilerimizin değişen dünyası “Online Flört Online Romantizm” kitabı okuyucu ile buluşuyor. The Kitap Yayınları tarafından raflarda yerini alan eser, dijital çağda aşık olmak, kendini sevmek, sevilmek ve yakınlaşmanın değişimi üzerine bilgileri, görüşleri ve çıkarımları ele alırken, gerçek hayatta ilişkileri iyileştirmeye yönelik bir yol haritası sunuyor.

Özlem Özdemir “Kadınlar Cumhuriyeti”

Özlem Özdemir “Kadınlar Cumhuriyeti”

Doğan Kitap, Cumhuriyet’in 100. Yılına armağan kitaplar dizisinin ilk kitabı Kadınlar Cumhuriyeti’ni yayımladı.

Cumhuriyet’in özgürleştirdiği ve bilimin ışığında yürüyen kadınların hayat öykülerini kaleme alan gazeteci-yazar Özlem Özdemir’in kaleme aldığı Kadınlar Cumhuriyeti, Cumhuriyet’in 100. Yaşına bir saygı duruşu.

Kâmile Şevki Mutlu’dan Pakize Tarzi’ye; Remziye Hisar’dan Fatma Hikmet İşmen’e; Fatma Selma Soysal’dan Türkan Saylan’a kadar, 12 bilim kadınının hayat hikâyelerinin, akademik serüvenlerini anlatıldığı Kadınlar Cumhuriyeti, 100. Yılda bütün ülkeyi saracak coşkuya bilimin ve aydınlanmanın ışığını düşürecek, yediden yetmiş yediye herkesin okuyacağı bir kitap.

Sibel Uzun “Rota Hesaplanıyor-Kendine Dönüş Başladı”

Sibel Uzun “Rota Hesaplanıyor-Kendine Dönüş Başladı”

Sibel Uzun yeni kitabı Rota Hesaplanıyor-Kendine Dönüş Başladı ile okurlarına iyileşmenin ve ışığını kaybetmemenin yollarını anlatıyor.

Duyguların kaynağını fark etmekle başlayan içsel huzuru yakalamanın yöntemleriyle devam eden bu yolculukta en temeldeki şifaya ulaşmak için rehberlik ediyor. Realiteden kopmadan, motivasyonunuzu en yüksek potansiyele taşıyabileceğiniz gerçekçi adımlarla hedefinizi belirleme, önceliklerinizi oluşturma, ölçülebilir bir vizyon geliştirmeyle herkesin uygulayabileceği metotlar ve gündelik yaşantınıza dahil ederek pek çok şeyi değiştirebileceğiniz olumlamalarla pratik uygulamalar da bulabileceğiniz bu kitabı yanınızdan ayırmak istemeyeceksiniz!

Sayılardan gelen şifadan enerji bedenini arındırmaya kadar pek çok konuda başvuru kaynağı olan Rota Hesaplanıyor’da içinden çıkılamaz sandığınız en büyük sorunlarda bile bir ışık bulabileceğinizi yaşanmış bir hikâye üzerinden göreceksiniz.

Bülent Demircioğlu “Ben Annemin Sırlarıyım”

Bülent Demircioğlu “Ben Annemin Sırlarıyım”

Günümüzde artık hastalıkların yalnızca fiziksel bedenimizle ilgili olmadığı kabul edilen bir gerçek. Hatta bedenimizdeki hastalıkların bazıları yaşadığımız travmatik olayların sonuçları olarak ortaya çıkar.

“Yaşadığımız travmatik olaylar enerji bedenimizi zedeler ve zaman içinde fiziki bedende ‘hastalık’ adını verdiğimiz mesaj oluşur.”

Peki küçük bir çocuğun doğuştan nasıl bir travması olabilir? Henüz yaşam deneyimi olmayan bir bebek ne ara travma yaşamış olabilir? Onun hastalığının da sebebi travmalar mıdır?

Bülent Demircioğlu yeni kitabı “Ben Annemin Sırlarıyım” ile tüm bu soruların ve çok daha fazlasının yanıtını veriyor.

Serhan Kurşun “Garaz”

Serhan Kurşun “Garaz”

Hatay’ın binlerce yıl geriye uzanan tarihinin ve kentin mistik sokaklarının yıkımdan önce çekilmiş son fotoğrafı; “Garaz”

Hatay’lı şair ve yazar Serhan Kurşun’un herkesi derinden yaralayan ve telafisi mümkün olmayan kayıplar yaşanan depremlerden kısa bir süre önce raflarda yerini aldığı romanı “Garaz”; Erzin’den Kırıkhan’a, Antakya’dan Yayladağı’na, Altınözü’nden Samandağı’na kadar bölgenin kültürel ve tarihi zenginliklerini ve kentin büyüsünü edebî bir bakışla anlatıyor.

Hatay’ın binlerce yıl geriye uzanan tarihinin, camilerinin, kiliselerinin, havralarının, tarihi binalarının ve kentin mistik sokaklarının yıkımdan önce çekilmiş son fotoğrafı “Garaz”, İnkılâp Kitabevi tarafından yayımlandı.

Bir ve bütün

Bir ve bütün

Senem Tuğcuoğlu Profesyonel Koç ve Enerjist

Yıkıcı depremin ardında bıraktıkları, hepimizi her yönüyle derinden yaraladı. İlk andan itibaren, şok, acı, üzüntü, kızgınlık, kırgınlık, endişe, zayıflık, anlamsızlık gibi karmaşık duyguların içinde boğulduk, harap bitap düştük. Geçiciliğin ve değişimin gücü bir kez daha yüzümüze çarptı.

Bu felaket ve arkasından yaşananlar yüreğimizi dağlarken, içimizde bir şeyi de yeşertti: Ne kadar güçlü bağ kurabildiğimizi fark ettik. Uzak-yakın, tanıdık-tanımadık, sizden-bizden demeden onca insan adı konmamış bir seferberliğe girişti. Acıyı, çaresizliği, korkuyu hisseden, bu olumsuz duyguları umuda, yaşama, mucizeye dönüştüren bir kalp bağı kuruldu. Canla başla, çetin şartlarda ve tehlikeli koşullarda sahada çırpınanlar, bulundukları yerden afet bölgesine ihtiyaçları göndermeye çalışanlar, gece gündüz bilgi akışı için uğraşanlar BİR oldu, BİRLİK oldu, doğallıkla, kendiliğinden.

Hepimiz aynı bütünün parçalarıyız, birbirimize bağlıyız. Bütünün bir tarafı eksildiğinde, zora girdiğinde nefesimiz oraya odaklanıyor, kalbimiz orada atıyor. Zihnimiz: ihtiyaç olan yeri nasıl iyileştirebilirim, ben ne katabilirim diye düşünmeye başlıyor.

Doğayla, canlılarla, birbirimizle ilişkimiz var. Doğadan, canlılardan, kendimizden sorumluyuz. Birbirimizi aşağı ya da yukarı çekebiliriz. Birbirimize iyi ya da kötü bakabiliriz. Birbirimize şefkatli ya da zalim davranabiliriz. Merhametli ya da saldırgan olabiliriz. Sadece kendimizi ya da hepimizi düşünebiliriz. Hangisini seçeceğimize kendi irademizle karar veriyoruz.

Eksikler, hatalar dürüstçe tespit edilmeli ki tekrarlanmasınlar. Öğrendiklerimiz gelişimimize fayda sağlasın. Olan biteni unutmak elbette mümkün değil. İzleri bize eşlik edecek. Unutmayalım ama karamsarlığa da izin vermeyelim. Bu ortak acının şifaya ihtiyacı var. Maddi ve manevi onarılacaklar var. Onarmak için fiziksel ve duygusal dayanaklılık gerekiyor.

Karmaşık duygular var, yas var. İzin verelim.  Acılar yaşandı, yaşanıyor, yaşanacak. Tanıklık edelim.

Ancak ardından da sağaltmaya girişelim. Sadece acıda kalmak ne bizi ne dokunacağımız kişileri besler.

Bütünün hepimizin iyileştirici enerjisine ihtiyacı var. Ve hepimizin de bütünlüğümüzü korumaya… Bir olduğumuzda bütüne katkı sağlıyoruz. Kendi içimizdeki bütünlük ise çemberde güçlü halka olmamızı sağlıyor. Dengeye gelmek kolay değil. Tüm duyguların adını koyup, zihni sadeleştirmek kolay değil. Çaba gerektiriyor. Motivasyon ise apaçık ortada, birbirimize görünmez bağlarla bağlıyız, birbirimize karşı sorumluyuz, birlikten ne mucizeler doğdu!

Bu süreçte kendinizi sağlam, yapıcı, üretken tutabilmek için neye ihtiyacınız var? Yaraları sarmak, incinmiş ruhları iyileştirmek için, bütünlüğünüzü korumak için nasıl olmaya ihtiyacınız var? Bütünle ilişkinize ne katabilirsiniz?

Louise Erdrich “Gece Bekçisi”

Louise Erdrich “Gece Bekçisi”

Louise Erdrich’in 2021 Pulitzer Kurgu Ödülü’ne layık görülen romanı Gece Bekçisi, Kafka Kitap logosuyla edebiyatseverlerle buluştu!

Kendisi de Kaplumbağa Dağı Chippewa Grubu’nun Kızılderilileri üyesi olan Erdrich, Gece Bekçisi’nde büyükbabasının olağanüstü yaşamına dayanan benzersiz bir hikâye anlatıyor. Gece Bekçisi, idealler uğruna verilen mücadelelerin fark yaratabileceğini gözler önüne seren, titizlikle araştırılıp kaleme alınmış, karanlık bir mizahla bezenip okuruna ilham aşılayan bir roman…

Kafka Kitap logosuyla raflarda yerini alan Louise Erdrich imzalı Gece Bekçisi’ni İngilizce aslından dilimize Püren Özgören çevirdi.

Colleen Hoover “Bizimle Başladı Bizimle Bitti”

Colleen Hoover “Bizimle Başladı Bizimle Bitti”

New York Times çoksatanlar listesinin yıldızlarından Colleen Hoover, sinemaya uyarlanan “Bizimle Başladı Bizimle Bitti” romanına devam ediyor:

Bizimle Başladı, Epsilon logosuyla raflarda yerini aldı!

Hoover, Bizimle Başladı’da Lily’le Atlas’a bir şans daha vererek gençlik ateşini yeniden alevlendirmek istiyor. İki ana karakterinin bakış açıları arasında geçiş yapan roman bir yandan Atlas’ın geçmişi hakkında daha fazla şeyi açığa çıkarıyor, öte yandan da gerçek aşk için ikinci bir şansı kucaklayan Lily’nin izini sürüyor.

Lily ve Atlas, beklenmedik bir şekilde yeniden bir araya geldikten sonra birbirlerini ve yaşadıkları her şeyi düşünmeden edemezler. Ancak aralarındaki yakınlık göründüğü kadar basit olmayabilir. Lily kızının iyiliğini ve Ryle’ın Atlas’la olası bir ilişkiye vereceği tepkiyi göz önünde bulundurmak zorundadır.

Jasper Gibson “Ahtapot Adam”

Jasper Gibson “Ahtapot Adam”

Jasper Gibson’ın, yirmi yıl boyunca şizofreni hastası olarak yaşadıktan sonra hayatını kaybeden kuzeninden ilhamla kaleme aldığı ve onun hayatına adadığı sıradışı romanı Ahtapot Adam, Kafka Kitap tarafından yayımlandı.

Kesintiye uğramış hayatların dokunaklı hikâyesini anlatan Ahtapot Adam, insanlığın inanç ve anlam arayışını sorgularken yıpranmış bir aşkın ve dostlukların melodramını da gözler önüne seriyor.

Kafka Kitap’ın orijinal kapak tasarımıyla edebiyatseverlerle buluşturduğu Jasper Gibson imzalı Ahtapot Adam’ı İngilizce aslından dilimize Mehmet Gürsel çevirdi.