Yazılar

Dünya Vücut Boyama Festivali

Dünya Vücut Boyama Festivali – Avusturya

21 – 23 Temmuz

Bu festival ve yarışma, neredeyse insanlar kadar eski bir mecrayı öne çıkarıyor. Vücut boyama festivali için dünyanın dört bir yanından katılımcılar, airbrushing ve özel efektleri içeren 12 kategoride yarışmak için Avusturya’nın Klagenfurt kentine gelecek.

Her yıl 45 farklı ülkeden on binlerce kişi bu festival katılıyor.Festival Poertschach’ın kıyısında yer aldığı Wörthersee gölü civarında düzenleniyor.

Kısaca WBF olarak bilinen festival 1998’den bu yana her yıl düzenli olarak gerçekleştiriliyor.

Türkçe’ye Dünya Vücut Boyama Festivali olarak çevrilebilecek ‘The World Bodypainting Festival’ her yıl olduğu gibi bu yıl da yine rengarenk görüntülere sahne olacak

Britanya Yaz Saati

Britanya Yaz Saati Hyde Park – Londra

24 Haziran 10 Temmuz

Haziran ayının son günlerinde başlayan ve Temmuz’un 10’na kadar devam eden yaz saati festivali hem İngilizleri hemde bu tür festival sevenleri heyecanlandırıyor. Dünyaca İngiliz sanatçıların sahne aldığı festivalde müziğe kesinlikle doyacaksınız. Bu yıl 24 Haziran Elton Jhon konseri başlayacak olan festival 1-2 Temmuz da Adela, 3 Temmuz Rolling Stone, 8-9 Temmuz Pearl Jam & Pixies& Stereophoics devam ediyor.

Bağımsızlık Günü

Bağımsızlık Günü – ABD

4 Temmuz

Bu Amerikan ulusal tatili, aile ve arkadaşlar arasında kutlanır. Amerika’nın tüm şehirlerinde Bağımsızlık Günü muhteşem gösterilere sahne olur.

Amerikalılar 4 Temmuz’u kutlamayı severler. Ülkenin en vatansever tatili bağımsızlığını işaretlemekle kalmaz, aynı zamanda 4 Temmuz sevdiklerinizle bir araya gelme ve yazı en güzel şekilde kutlama zamanıdır. Sahilde rahatlayın, yüzmeye gidin, üzerine hamburger, biftek ve sosisli sandviç alın.

4 Temmuz, güneş battıktan çok sonra gerçekleşen büyük bir finalle son buluyor: Havai fişekler! Seyirciler gökyüzünün kırmızı, beyaz, mavi ve daha fazlasını aydınlattığını izlemek için toplanır. Mahalle sakinleri sokakları kapatır ya da boş bir tarlada ya da kumsalda toplanarak kendilerine ait bir piroteknik gösteri düzenlerken, şehirler ve ilçeler daha görkemli gösteriler üretir.

Palio di Provenzano Festivali

Palio di Provenzano Festivali – Siena

2 Temmuz

Siena’daki eyersiz at yarışının ilki olan Palio di Provenzano, hem yerel halkı hem de ziyaretçileri kendine çekiyor. On binicinin her biri farklı ve Siena’nın 17 bölgesinden geliyor. Katılımcılarda desteklediklerini kişilerin renklerini taşıyarak gösteriyor. Ortaçağ kökenli olan yarış, muhteşem Piazza del Campo’da düzenleniyor.

Birçok kişi Palio della Madonna di Provenzano’yu daha ünlü “Palio di Siena” adıyla tanıyor. Şehir bölgeleri arasındaki bu rekabet, doğrudan Orta Çağ’dan kaynaklanan bir binicilik mızrak dövüşünü andırıyor.

All- Accor Live Limitless üyelerine özel yaz kampanyası

All- Accor Live Limitless üyelerine özel yaz kampanyası

All- Accor Live Limitless üyelerine özel %30’a kadar konaklama indirim Hindistan, Ortadoğu, Afrika ve Türkiye’deki tüm otellerde dev yaz kampanyası başlıyor.

Hindistan, Orta Doğu, Afrika ve Türkiye’de 420’yi aşkın otel ile dünyanın önde gelen artırılmış ağırlama grubu Accor, üye otellerde kahvaltı dahil olmak üzere %30’a kadar konaklama indirimi sunduğu “Yaz Tatili Kampanyasını” duyurdu. Tüm ALL – Accor Live Limitless üyeleri, 25 Haziran ile 30 Eylül 2022 tarihleri arasındaki konaklamalar için 25 Mayıs ile 15 Eylül 2022 tarihleri arasında rezervasyon yapabilecek.

ALL – Accor Live Limitless yazı kutlayarak ALL üyelerine eşssiz bir yaz kampanyası sunuyor. Üyeler kampanya için Hindistan, Orta Doğu, Afrika ve Türkiye genelindeki Fairmont, Sofitel, Swissotel, Pullman, Novotel ve Mercure işletmelerini içeren çok sayıda marka arasından seçim yapabiliyor.

Maine Istakoz Festivali

Maine Istakoz Festivali – Maine

31 Temmuz – 4 Ağustos

En sembolik Amerikan yemeklerinden biri, ızgara sosisli çörek üzerinde servis edilen ıstakoz rulo, terbiyeli ıstakoz etidir. (genellikle mayonez ile kaplanır). Maine, ıstakozları ve doğası gereği ıstakoz ruloları ile ünlüdür. Rockland’daki Maine Istakoz Festivali, kırmızı kabukluları tüm çeşitli pişirme yöntemleri ile kutlanıyor.

“İyi bir aşçı olmak için ne istediğini bilmek önemli”

Özlem Mekik “İyi bir aşçı olmak için ne istediğini bilmek önemli”

Bir Pause Dergi klasiği olan Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu Ziyade Fasıl markasının kurucusu, on parmağında o marifet olan Executive Chef Özlem Mekik oldu. Mekik ile kariyerini ve gelecek planlarını konuştuk. Keyifli okumalar.

Pause Dergi okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısın? Kariyerinizden bahseder misiniz?

İstanbul, 1981 yılı doğumluyum. Küçük yaşlarda babamın mutfak sevdasından feyz aldığımı söyleyebilirim. Annemin genlerinden gelen el lezzetim ve mutfak aşkımı, bitmeyen öğrenme isteğim ve çalışma azmimle birleştirerek mesleğimin ilk adımlarından birini İstanbul Üniversitesi Turizm İşletmeciliği bölümünde attım. Hedefim, gastronomi alanında uzmanlaşmaktı. Yurt içinde ve yurt dışında restoran, servis yönetimi ve kalitesi, gıda hijyeni ve turizm pazarlaması konularında eğitimler aldım. Türkiye’nin önde gelen gıda firmalarından birinde “Eğitim Müdürü” olarak göreve başladım. Aldığım terfi ile aynı firmada “Operasyon Müdürlüğü” görevini başarıyla yürütürken çeşitli Franchise işletmeciliği programlarını da tamamladım ve firmanın “Franchise Grup Müdür Yardımcısı” görevini üstlendim. Ardından dünya markası gıda zincirlerinde çeşitli pozisyonlarda çalıştım.

2004 yılında “Ziyade Fasıl” markasını ve restoran zincirini kurdum. İlerleyen yıllarda İstanbul’un farklı köşelerinde açtığımız şubeleriyle, “Ziyade Fasıl’ı yeme-içme sektörünün en önemli işletmelerinden biri haline getirdim. Merkezi Brüksel’de bulunan ve ünü tüm dünyayı sarmış ITQI isimli “Üstün Lezzet Ödülleri” veren kuruluşun 2018 yılında 140 “Masterchef”ten oluşan jüri kadrosunun içerisine girdim. Aynı unvan ile lezzet ödüllerinde jürilik yapan dünyadaki 3 kadın şeften biri oldum.

“Özlem Mekik ile Günümüz Lezzetleri” isimli kitabım Alfa Yayınevi tarafından basıldı ve raflardaki yerini aldı. “Tarihe Saygı Projesi” kapsamında “2018 Troya Yılı” dolayısıyla Opet ile farklı bir işbirliği çalışması gerçekleştirdim. Çanakkale Valiliği ile birlikte Türkiye’de Antik Çağ dönem yemeklerini çalıştım. Antik çağ yazarlarının özel bir tatlısı olan “Globi”yi bambaşka bir dokunuşla yeniden yaratarak, “Çanakkale Troya Tatlısı” olarak bölgeye kazandırdım. Bu bağlamda, 15 Mart 2019 tarihinde OPET ekibi ile birlikte UNESCO nezdinde T.C. Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Altay Cengizer’in ev sahipliğinde Paris’te gerçekleşen konferansa davet edildim. Oturuma katılan yaklaşık 300 davetliye özel reçetemle hayata geçirdiğim “Çanakkale Troya Tatlısı’nı pişirip, ikram ettim.

2018 yılında “Şehrin En İyileri” tarafından “Türkiye’nin En İyi Bayan Şefi” seçildim. “Sofra Düzeni ve Sunumu” başta olmak üzere birçok konuda firma ve markalara danışmanlık yapıyorum. Milliyet Gazetesi “Favori Lezzetler” eki genel yayın yönetmeni ve aynı zamanda yazarı olarak yazılarıma devam ediyorum. Bugüne kadar ulusal kanallardaki birçok programda yer aldım. Son olarak STAR TV’deki “Nergis Zamanı” programında seyircilerimizle buluştum. Yakın zamanda ikinci yemek kitabımı hayata geçirmeyi planlıyorum.

Hangi mutfak kendinizi başarılı buluyor ve o mutfağın bir temsilcisi olduğunuzu düşünüyorsunuz?

Aslında her şef, her mutfak kültüründe nefis tatlar ortaya çıkartabilir. Diğer bir deyişle, ‘başarılı’ olmak için temel bilgilere ihtiyaç vardır. Aşçılık mesleğinde esas olan geniş bir alana yayılan temel bilgilere sahip olmak, bunları geliştirmektir ki bildiğiniz üzere mutfak kültürleri de birbiri ile etkileşim içerisindedir. Elbette, Türk Mutfağı ile Fransız Mutfağını birbirinden ayıran özellikler vardır, ancak bunlar pişirme yöntemlerinden çok coğrafya ve iklim ile ilgilidir. Pişireceğiniz yemeğin temel maddelerini coğrafya ve iklim belirler çünkü. Bana gelince, yaşadığımız coğrafya dolayısıyla yoğun olarak Türk mutfak kültürünün içerisindeyim. Özellikle İstanbul mutfağına yakınım, diyebilirim çünkü restoranda ağırlıklı olarak farklı çeşitlerde mezeler üretiyoruz. Herhangi bir mutfak kültüründe başarılı olmak için temel aşçılık bilgilerinin yanı sıra meraklı ve ilgili de olmalısınız. Ve tabii zamanınızı ilgi odağınızda olan mutfak kültürü ile geçirmeli hatta o ülkede yaşamalı ya da uzun zaman geçirmelisiniz. Unutmayalım ki, mutfak bir yaşam kültürüdür. Bu nedenle, “Ben bu, şu ya da öbür mutfağın temsilcisiyim!” diyemem. Ben ve meslektaşlarım, dünya üzerindeki bütün mutfakların temsilcisiyiz. Hepimiz aşçıyız çünkü!

Son dönemlerde hangi mutfak ve ne tür yemekler öndedir?

Çok yakın bir zamanda pandemi yaşadık, biliyorsunuz. İki yıldan fazla süren bu dönem bize, sağlıklı beslenmenin önemi ve gıda krizinin ne kadar da yakınımızda olduğunu gösterdi. Umarım herkes, sadece toplumlar değil, toplumları yönetenler de bu dersten payına düşeni çıkarmıştır. İhtiyacımız olan çok daha sağlıklı beslenmek ama nasıl! Tabii pandemide sosyal hayatımızdan epey kopmuştuk. Şu günlerde her yer cıvıl cıvıl, insanlar bütçelerine göre mekanlara akın ediyorlar ve tabiri caiz ise ne bulurlar ise yiyorlar. Bu biraz da pandeminin diğer etkisi asında… Açıkçası hepimiz dost sofralarına, kafeterya buluşmalarına, kahve sohbetlerine, dost meclislerine hasret kaldık. Son dönemlerde biraz fast-food’un öne çıktığını görüyoruz. Pandemide kuryelerin servisleri, fast-food alışkanlığını daha da yaygınlaştırdı gibi. Tabii, kebap, lahmacun, pide ve benzerleri eski ilgiyi görmeye ve tüketilmeye devam ediyor. Zaman az ve hızlı tüketimde artan seçenekler, çok daha kolay ve pratik yemeklere yönlendiriyor. Yine de restoran müşterisi sevdiği menülerden vazgeçmiyor.

Özlem Mekik

Yeni nesil mutfak veya yenilenen mutfak hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yeni nesil mutfak tüketimi alışkanlıkları olarak anlıyorum bu soruyu… Yeni nesil, hızlı, çok çabuk ve ucuz yemek istiyor. Az önce söylediğim gibi. Bir de esnaf lokantalarının ev yemekleri çok lezzetli ki aslında bu hep böyleydi. Üstelik öğrencilerin çok yoğun olduğu bölgelere uygun fiyatlara ev yemekleri yemek mümkün olabiliyor, kısmen de olsa… Kahvaltı kültürünün yeni nesil de yoğun olduğunu görebiliyoruz. Kahvaltıcılar, pandemi öncesindeki kalabalık masalarına kavuştular. Tabii uzun süreli kahvaltılar bunlar, bol çeşitli, bol çaylı, kahveli…

Geleneksel Türk mutfağı hakkında düşünceleriniz?

Bu cevabı çok uzun bir soru! Geleneksel Türk mutfağı biz aşçıların baş tacıdır. Anadolu’nun binlerce yıllık etkileşimli mutfak kültürü, geçmişten günümüze geleneksel Türk mutfağının temelini oluşturur. Türk mutfağını tanımadan iyi bir aşçı olmak mümkün değildir. Türk mutfağı tanımı ve içeriği iyi kavranmalıdır. Bu nedenle aşçılıkta sadece mutfak eğitimi yeterli değildir. Eğer Türk mutfağını iyi tanımak, uygulamak ve öğrenmek istiyorsanız öncelikle Anadolu’yu tanımanız gerekir. Diyebiliriz ki, iyi bir aşçının iyi bir gezgin olması da gerekir.

Özlem Mekik

Şu an mutfağınızda, olduğunuz yerde neler yapıyorsunuz?

Ziyade Fasıl, menü konsepti belli çizgilerle sabit bir restoran… Bizim için Türk mutfağı çok değerli ki burada bir tık yukarı çıkarsak anne mutfağından da söz etmemiz gerekir. Ziyade Fasıl’ın mutfağında her lezzet o anda pişirilir ve misafirlerimiz tarafından tüketilir. Günlük menü hazırlanır ki, ben de bu menüde annemin tariflerini büyük bir keyifle pişiriyorum. Ayrıca, bu yaz İspanyol mutfağı için çok güzel projelerimiz var. Şöyle ki; Yalıkavak Tilkicik Koyu’na imza atan D’Plaj Rezidans’taki Ziyade Fasıl ve La Rica ile bu yaz misafirlerimize nefis lezzetler sunacağız. D’Plaj iskelesinde yer alan La Rica’da deniz üstünde birbirinden leziz İspanyol mutfağının tapaslarından oluşan menüler ile ön plana çıkarken, Ziyade Fasıl’da ise sürpriz eğlenceli şov ve müziklerle misafirlerimize unutulmaz anlar yaşatacağız.

 Yeni bir tabak hazırlarken nereden ve nasıl ilham alırsınız. Hikâyesini anlatabilir misin?

Sanırım bize ilham veren, misafirlerimizin yüzündeki gülümseme ve memnuniyet ifadesidir. Eğer bir restoran işletiyorsanız ki, ben hem işletmeci hem aşçıyım, pişirdiğiniz lezzetlerin beğenisi sizi son derece ilgilendirir. Ziyade Fasıl, misafirlerine çok yakın duran bir restorandır. Bu da mutfakta pişirdiğimiz lezzetlerin ilham kaynağıdır. Diğer bir deyişle, lezzeti paylaşmak bizim temel prensibimizdir. Hikayeye gelince… Her yemek bir hikayedir. Bazen acısı ile ağlatır, bazen tatlısı ile güldürür.

Özlem Mekik

Yeni şef adaylarına yaratıcı şef olma hakkında bir metodoloji verir misiniz?

Yeni şef adaylarının en temel ihtiyacını üç başlık altında toplayabiliriz: Çalışmak, çalışmak, çalışmak! Şimdi bunları bir metot olarak belirlersek eğer; 1)Hedefler, 2)Hayaller, 3)Kişisel mutluluk şeklinde üçe ayırabiliriz. Evet, dil bilmek, temel aşçılık bilgilerine sahip olmak, yüksek ücret almak falan… Bunlar ve daha pek çoğu süreç içerisinde gelişir. Önemli olan “büyük resmi” görmektir. İyi bir aşçı olmak için “ne istediğini bilmek” ve bu isteklerini yerine getirirken mutlu olmak önemlidir. Kişisel başarının temel taşı, kişisel mutluluktur. Başarılı olmak sizi mutlu ediyorsa, bunun için yapmanız gereken hedeflerinizi belirleyerek ve her ne olursa olsun hayallerinizden vazgeçmeden çok çalışmaktır.

Avrupa en görkemli beş şato oteli…

Avrupa en görkemli beş şato oteli…

Avrupa’nı farklı bölgelerinde bulunan bir dönem toprak sahipleri ve asillerin yaşadığı tarih kokan şatolar şimdilerde tekrar eski ihtişamına kavuştu. Artık Lord, Sir veya asillerin terk ettiği şatolar bir birinden güzel otellere dönüştü.

Villa Crespi - İtalya

 1——Villa  Crespi – İtalya

Neo-Mağribi, 19. yüzyılın ortalarında en yüksek popülaritesine ulaşan egzotik bir mimari tarzdır. İslam sanatından unsurlar ve ilham aldı. Avrupa’da bu tür binaların sadece bir avuç örneği var. Bunlardan biri, doğal İtalyan kasabası Orta San Giulio’da, Orta Gölü kıyılarında yer alan Villa Crespi’dir. Pamuk endüstrisinde başarılı bir girişimci olan Cristoforo Benigno Crespi, 1879’da bu eşsiz kuleyi inşa etmek için görevlendirdi. Bağdat’a yaptığı iş gezileri, onu bölge için alışılmadık bir şey inşa etmeye teşvik etti. Sonuç olarak Villa Crespi, minareyi andıran çarpıcı kulesi ve zengin dekorasyonu ile bir simge haline geldi. Rüya gibi villa, göle kadar uzanan benzer şekilde büyülü bir bahçe tarafından tasarlanmıştır.

Neo-Mağribi, 19. yüzyılın ortalarında en yüksek popülaritesine ulaşan egzotik bir mimari tarzdır. İslam sanatından unsurlar ve ilham aldı. Avrupa’da bu tür binaların sadece bir avuç örneği var. Bunlardan biri, doğal İtalyan kasabası Orta San Giulio’da, Orta Gölü kıyılarında yer alan Villa Crespi’dir. Pamuk endüstrisinde başarılı bir girişimci olan Cristoforo Benigno Crespi, 1879’da bu eşsiz kuleyi inşa etmek için görevlendirdi. Bağdat’a yaptığı iş gezileri, onu bölge için alışılmadık bir şey inşa etmeye teşvik etti. Sonuç olarak Villa Crespi, minareyi andıran çarpıcı kulesi ve zengin dekorasyonu ile bir simge haline geldi. Rüya gibi villa, göle kadar uzanan benzer şekilde büyülü bir bahçe tarafından tasarlanmıştır.

1999’daki ayrıntılı yenilemesinden bu yana, Cinzia ve Antonino Cannavacciuolo, Relais et Châteaux Villa Crespi’yi ve iki yıldızlı Michelin restoranını yönetmiştir. Orta doğu teması iç mekana yansıyor. 19. yüzyıldan kalma klasik mobilyalarla birlikte zarif Arabesk özellikler, 14 oda ve süitte tasarımın ayrılmaz bir parçasıdır. Şef Cannavacciuolo, tesis bünyesindeki restoranda olağanüstü Akdeniz mutfağı sunmaktadır. Ülkedeki iki Michelin yıldızlı 37’den biri. Şarap mahzeni en iyi klasik ve çağdaş seçeneklerle doludur. 1.800 farklı şarap arasından seçim yapabileceksiniz.

Orta San Giulio ortaçağ kasabası, manzaralı 10 dakikalık yürüme mesafesindedir. Eşsiz mimarisi ve Orta Gölü ile çevresindeki Alplerin güzelliği sayesinde İtalya’nın en güzel 100 köyünden biri olarak kabul edilir.

Saint James Paris - Fransa

2——-Saint James Paris – Fransa

Saint James Paris, Paris’teki şato tarzı otellerin sonuncusundan biri olarak az bulunur. Peyzajlı bahçelerin arasında yer alan bu mülk, şehirdeki ilk sıcak hava balonu havaalanı olan Napolyon III’ün ve ülkenin en yetenekli öğrencilerini ağırlayan Thiers Vakfı’nın ikametgahı olarak hizmet verdiğinden bu yana birçok etkinliğe tanıklık etti.

Bu neoklasik konak, Paris’in en önemli semtlerinden birinde yer almaktadır. Bambi Sloan, davetkar bir atmosfer yaratırken kaprisli bir fantezi dokunuşu sağlamak için onu tamamen yeniden tasarladı. 48 oda ve süitin her biri kendi hikayesini anlatır ve benzersiz kişiliğini yansıtır. İyileştirilmiş oda ve süitlerden birkaçı ayrıca büyük küvetler, buhar odaları, oda içi güzellik ve spa uygulamaları ile kendinizi şımartabileceğiniz masaj masaları sunar.

Eyfel Kulesi, Zafer Takı, Avenue Victor Hugo, çok sayıda sanat galerisi ve müze ve dünyanın en iyi yemek mekanlarından bazıları, Saint James Paris’e yürüme mesafesindedir. Şehirde keşifle geçen bir günün ardından, Michelin yıldızlı restoranda mükemmel hazırlanmış bir yemek ve geniş kütüphanede kokteyller için geri dönebilirsiniz.

Saint James Paris, Paris’teki her modern lükse ve görülmesi gereken yere kolay erişim sağlarken, geçmiş zamanların anılarını çağrıştırıyor.

Galler’in vahşi doğasındaki bu romantik kale, 1849’da Bodelwyddan’dan Sir John Hay William Baronet ve eşi Lady Sarah Hay Williams tarafından inşa edilmiştir. Dış cephe, tatillerinde gördüğü Fransız şatolarından büyülenen Lady Sarah tarafından tasarlandı. Sir John’un ölümünden sonra, erkek varisi olmadığı için diğer tüm toprakları küçük kardeşine geçmeden önce karısına ve kızlarına bir ev sağlamak için inşa edilmiştir. Şato, 1957’de satılıncaya kadar aileden geçti.

Bugün birinci sınıf iç mekanlara, şarap mağaralarına, güneşlenme odasına ve bir dizi benzersiz konaklama birimine sahip beş yıldızlı lüks bir oteldir. Yemek deneyimi, her şeyin Anglesey’nin güzelliğinde gerçekleşmesi dışında, The Ritz gibi sağlam kurumların gümüş hizmetinden ilham alır. Gerçekten de, ünlü Snowdon Ulusal Parkı’nda güzel kumsallardan yelken ve dağcılığa kadar sizi meşgul edecek birçok açık hava etkinliği var.

Château Rhianfa Hotels - İngiltere

3—–Château Rhianfa Hotels – İngiltere

Galler’in vahşi doğasındaki bu romantik kale, 1849’da Bodelwyddan’dan Sir John Hay William Baronet ve eşi Lady Sarah Hay Williams tarafından inşa edilmiştir. Dış cephe, tatillerinde gördüğü Fransız şatolarından büyülenen Lady Sarah tarafından tasarlandı. Sir John’un ölümünden sonra, erkek varisi olmadığı için diğer tüm toprakları küçük kardeşine geçmeden önce karısına ve kızlarına bir ev sağlamak için inşa edilmiştir. Şato, 1957’de satılıncaya kadar aileden geçti.

Bugün birinci sınıf iç mekanlara, şarap mağaralarına, güneşlenme odasına ve bir dizi benzersiz konaklama birimine sahip beş yıldızlı lüks bir oteldir. Yemek deneyimi, her şeyin Anglesey’nin güzelliğinde gerçekleşmesi dışında, The Ritz gibi sağlam kurumların gümüş hizmetinden ilham alır. Gerçekten de, ünlü Snowdon Ulusal Parkı’nda güzel kumsallardan yelken ve dağcılığa kadar sizi meşgul edecek birçok açık hava etkinliği var.

Hotel Fortaleza do Guincho - Portekiz

4——Hotel Fortaleza do Guincho – Portekiz

Eski günlerde Avrupa Game of Thrones gibiydi, ancak onlara “Beyaz Gezenler” değil “İsveçli” dedik. Her neyse, Portekiz Kralın Şehri gibiydi ve 1640’ta Portekiz tahtına yeni bir kral, Kral IV. Joao yükseldi. Ne yazık ki İspanyollar ve bazı Portekizliler tahtı haksız yere kazandığını düşündüler ve bu uzun bir savaşa yol açtı. Ülkesini korumak için Kral Joao, biri Fortaleza do Guincho olan çeşitli kaleler inşa etti.

Bugün, daha az şiddet içeren zamanlarımızda, kale 5 yıldızlı bir otele ve Michelin Yıldızlı bir restorana dönüştürülmüştür. Bu dramatik tuğla dökümü, Guincho plajına, Atlantik Okyanusu’na ve Avrupa’nın batıdan Amerika’yı uğursuz bir şekilde işaret eden Cabo da Roca’ya bakmaktadır. Otelde, dünya şampiyonu rüzgar sörfçülerinin yıllık yarışmaları için geldiği dalgalı okyanusa bakan terasları olan 27 yatak odası vardır.

Panoramik bir manzaraya sahip olan restoran, 3 Michelin Yıldızlı Şef Antoine Westermann tarafından pişirilen en iyi haute mutfağını sunuyor ve bu yeterli değilse, mahzende 850’den fazla kaliteli şarap var. Gündüz vakti neden UNESCO Dünya Mirası listesindeki Sintra’yı ziyaret etmiyorsunuz?

Medieval Hotel - Çek Cumhuriyeti

5—-Medieval Hotel – Çek Cumhuriyeti

Hobbit filmlerine kafayı takmış ve Game of Thrones’un gülünç memeden sonra meme ürettiği bir dünyada, Medieval Hotel’in hızlı iş yapması şaşırtıcı değil. Size sıcak su, insan hakları ve Kara Ölümün olmadığı bir ortaçağ yaşam tarzı yaşama deneyimi sunuyor.

Gerçek olan bu çünkü otelin temelleri, bir zamanlar orijinal bir imarethanenin bulunduğu 14. yüzyıla kadar uzanıyor. 2009 rekonstrüksiyonu, orijinal mimari değerler doğrultusunda tasarlandı. Odanız ahşap, rustik ve mum ışığıyla aydınlatılmış, ancak yüzeyin arkasında tüm modern olanaklar gizlidir, bu yüzden endişelenmeyin, sıcak bir duş alacaksınız.

Ziyafet salonu, şarap, et ve taze pişmiş ekmek ziyafetleriyle Kral’a layıktır. Eğlenceler, hurdy-gurdy çalan bardaklar, şakacılar ve müzisyenler ile zevkiniz için oynayacak. Aktörler bölgenin heyecan verici tarihini canlı tutuyor ve sürükleyici deneyimin bir zaman makinesi kullanmadan orta çağa olabildiğince yakın olmasına yardımcı olmak için mekanın etrafında noktalı.

Yazan: Ferhat Kaan Şahin

Vizesiz yurt dışı rotaları

Vizesiz yurt dışı rotaları

Turizm portalı Tatilsepeti, kültür ve doğa gezilerine meraklı tatilseverlere, Sırbistan’dan Üsküp’e, Bosna’dan Makedonya’ya vizeye gerek duymadan seyahat edebilecekleri alternatifler sunuyor.

Balkan topraklarında tarih kokan bir keşif

Her sene binlerce turiste yeni yerler görme, farkı deneyimler yaşama fırsatı sunan Tatilsepeti, yurt dışı turları içinde en çok talep gören seçeneklerden biri olan Balkan ülkelerini keşfe çıkarıyor.

Vize şartı olmadan ziyaret edebileceğiniz Makedonya, Sırbistan, Bosna Hersek, Arnavutluk, Kosova ve Karadağ’da, Balkanlar’ın ve Balkan ülkelerinin tarihi, kültürel ve doğal hazineleri eşliğinde birbirinden keyifli anlar biriktirmeye hazır olun.

Balkon turu rotaları;

  • Sırbistan
  • Bosna Hersek
  • Kosova
  • Karadağ
  • Kuzey Makedonya
  • Arnavutluk

Osmanlı mimarisinin izinde bir seyahat

Tur, yeme ve içme fiyatlarının uygunluğunun yanı sıra, Türk kültürüne yakınlığının ve yaz kış seyahate uygun bir bölge olmasının sağladığı avantajlar, Balkan turlarının tercih edilmesinde başlıca faktörler arasında sıralanıyor.

Osmanlı mimarisinden izler taşıyan yapılardan, yakın döneme tanıklık etmiş kalıntılara ve Antik Yunan tarihine kadar birçok tarihi kalıntıyı barından topraklar, çok sayıda göl, nehir ve denize kıyısı olan birbirinden eğlenceli şehirlere de ev sahipliği yapıyor.

 

Mostar’da romantik bir mola vermeye hazır mısınız?

Üsküp turu, Saraybosna ve Ohrid turları, Saraybosna ve Belgrad turları ile sırasıyla Saraybosna, Mostar, Kotor, Budva, Tiran, Ohrid, Kalkandelen, Üsküp ve Belgrad’ı keşfe çıkabilirsiniz. Makedonya’da bulunan Vardar Nehri’ni ziyaret etmeyi ve Mostar Köprüsü’nde romantik bir hatıra fotoğrafı çektirmeyi de unutmayın.

Bölgeye; Türk Hava Yolları, Pegasus, Air Albania, Air Montenegro ile İstanbul ve Ankara’dan tarife uçuşlar ile seyahat edebilirsiniz. Ayrıca, yaz aylarında dönem dönem İzmir’den de bölgeye uçuşlar düzenleniyor.

Doğa sporlarının yeni adresi

Doğa sporlarının yeni adresi

Muhteşem doğasıyla sizi kendine hayran bırakacak Sarıgerme’de binlerce endemik bitkiye ev sahipliği yapan Hilton Dalaman, kendinizi yenilemeniz için size muhteşem bir fırsat sunuyor.

Sağlıklı yaşam için Türkiye’nin en iddialı spa merkezine sahip Hilton Dalaman, bisiklet, kiteboard, windsurf, seakayak gibi farklı spor olanakları ile de kalpleri fethediyor.

Explore Muğla organizasyonunun kurucusu Özgür Ceylan ile başlanılan iş birliği kapsamında; uluslararası standartlarda hazırlanan ve bu bahar aylarında hizmete giren kiteboard, windsurf, seakayak kulüp ve eğitim merkezi ile Hilton Dalaman, Akyaka ve Alaçatı’ya rakip geliyor.

Geçtiğimiz yıl bisiklet dostu otel ünvanını alan Hilton Dalaman, farklı zorluk derecelerinde oluşturulan, otel içi ve otel dışı bisiklet ve yürüyüş rotaları ile de keyifli bir alternatif sunuyor. İster kendi bisikletiniz ile isterseniz de yıl boyu Hilton Dalaman içerisinde hizmet veren yeni nesil elektrikli bisiklet uzmanı Shimano’nun bisikletleri ile kendi rotanızın seyyahı olun.