Yazılar

Her 10 kiracıdan 9’u bugün taşınmak zorunda! Peki ev sahipleri…

Her 10 kiracıdan 9’u bugün taşınmak zorunda! Peki ev sahipleri…

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen; « kiracılar ve ev sahipleri »  araştırmasında; Kiracı ve ev sahipleri var. Ekonomik krizin ağırlığını dünyanın her tarafında hissettirdiği, son yıllarda ülkemizde de enflasyonun geldiği rakamlar vesilesiyle çok sıklıkla artan fiyatlar karşısında bugüne kadar görmediğimiz bir fotoğraf çıktı. Her 10 kiracıdan 9’u bugün taşınmak zorunda olduğunu görmekteyiz. Bu güne kadar görmediğimiz oranları bilimsel verilerle tespit ettik. Bu konuda hükümetin çözüm olarak getirdiği ama bu önlem sorunu çözmeye yeterli oldu mu? Kiracıların oturmakta olduğu semtten memnun mu ? Aynı semtte ev bulabiliyor mu ? Son kontrat güncellemesi sırasında ev sahipleri, devlet’in açıkladığı kira artış oranından daha fazla bir kira artışı talep etti mi? Ev sahipleri sıkllıkla artan fiyatlar karşısında maddi kayıba uğruyor mu  gibi sorulara verilen İfade, tutum ve davranışlar içeren bilgiler bu dosyada sunulmaktadır.

KİRACILARIN ÜÇTE BİRİ OTURDUKLARI EVDEN MEMNUN…

Günümüzde araştırmamıza katılan bireylerin %’ 48i geçen yıl oturdukları semtten memnunken; bu yıl bu oran %45’e düşmüş. Oturdukları evden memnun mu diye sorulduğunda; oturdukları semtten geçen yıl memnun olanların oranı % 41 iken bu yıl bu oran %35 olarak ölçümleniyor.

Kiracıların Yarısı Oturdukları Semtten Memnun Ancak Oturdukları Evden Memnun Olanların Oranı Daha Düşük

Ipsos Türkiye

BÜTÇEYE UYGUN EV BULMAYACAĞINI DÜŞÜNENLERİN ORANI %14… Kiracılar bugün taşınmak durumunda kalsa bütçesine uygun bir ev bulamayacağını düşünüyor. Kiracıların %86’sı taşınmak durumunda kalsalar aynı semtte ihtiyaçlarına ve bütçelerine uygun bir ev bulamayacakları görüşünde. Bu konuda zorlamayacağını düşünenlerin oranı sadece %14.

Ipsos Türkiye

KİRA ARTIŞLARI HEM DEVLETİN ORANINI HEM DE MAAŞLARI GEÇTİ.

Ev Sahipleri Kiracıların %35’inden Kontrat Güncellemesi Döneminde Devletin Açıkladığı Kira Artış Oranından Daha Fazla Bir Artış Oranı Talep Etmiş Devletin açıkladığı enflasyon oranında kira artış oranlarına rağmen kiracıların %69’u bu oranın üzerinde bir artışı kabul etmek durumunda kalmış. Bu oran kontrat güncellemesi zamanı gelenler nezdinde % 86’sı resmi kira artışı üzerinden gelen talebi kabül etmek durumunda kalmış.

Ipsos Türkiye

GEÇEN SENEYE GÖRE 4 PUANLIK ARTIŞ VAR. Genel Olarak Son 1 Sene İçinde Yapılan Kira Artışları Kiracıları zorlamakta. Yapılan kira artışları, kiracıların gelirlerindeki artıştan daha yüksek olduğunu belirtiyor. Yapılan kira artışları kiracıların yarısının gelirinden daha yüksek, 2022 yılına göre 4 puanlık bir artış var.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’SU Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Yüksek enflasyon dönemine yeniden girdiğimizden beri ev sahipleri ile kiracılar arasındaki ilişki gündemde önemli yer tutuyor. Ortaya çıkan anlaşmazlıkların, taraflardan birinin diğerini tehdit ettiği, hatta saldırdığı örneklere kadar vardığını görüyoruz. Bir çözüm olarak hükümet konut kira artış oranlarına sınır getirdi ve bu resmi kira güncelleme oranını enflasyona paralel olarak yeniden tanımladı. Ancak bu önlem yaşanan sorunu tamamen çözmeye yetmemiş görünüyor. Geçen yıl her iki kiracıdan biri resmi sınırdan daha fazla artış talebi ile karşılaştığını belirtiyordu, bu yıl durum kötüye gitti, artık her on kiracıdan yedisi bu durum ile karşılaştığını iletiyor. Geçen sene resmi sınırdan daha fazla kira artış talebi ile karşılaşan kiracıların yaklaşık dörtte üçü bu talebi kabul etmek zorunda kaldıklarını belirtmişlerdi, bu sene ise bu durumda olan neredeyse her on kiracıdan dokuzu resmi sınırdan fazla olan artış talebini kabul etmek durumunda kalmış. Üstelik tüm bunlar yaşanırken oturdukları semtten ve evden memnun olan kiracıların oranlarında da geçen seneye göre gerileme var. Her iki kiracıdan biri kirasının gelirinden daha hızlı şekilde arttığını paylaşıyor. Peki neden oturmaktan memnun olmadıkları bu evler için ödemekte zorlandıkları kiraları kabul ediyorlar? Çünkü neredeyse her on kiracıdan dokuzu bugün taşınmak durumunda kalsa oturduğu semtte ihtiyacına ve bütçesine göre başka bir ev bulamayacağı inancında. Daha da kötü bir durumda kalmamak için kabul ediyorlar.

Sidar Gedik

Ev sahibi tarafına baktığımızda ise onlar açısından da olumsuzluklar tespit ediyoruz. Geçen her on ev sahibinden altısı “son dönemde kiralar sürekli artarken evimde mevcut bir kiracının olması nedeni ile maddi kayba uğruyorum” ifadesine katılıyordu, bu yıl bu oran yükseldi, artık her on ev sahibinden yedisi bu şekilde düşünüyor. Bunun doğal sonucu olarak da ev sahipleri arasında kira gelirlerini piyasa ortalamasında tutabilmek için resmi sınırın üzerinde kira talep edenlerin oranı giderek yükseliyor. Geçen yıl her üç ev sahibinden biri resmi kira güncelleme oranından fazla bir artış talep ettiğini belirtmişti, bu sene ise oran %41’e yükselmiş durumda. Yüksek enflasyonun birçok nedeni ve sonucu var. Fiyatlama davranışındaki bozulma da hem neden hem de sonuç. Benzer bozulmanın başka alanlarda da olduğunu biliyoruz, ancak özellikle konut kiraları bu bozulmanın en net şekilde gözlemlenebildiği yerlerden biri. Kiracılar ve ev sahipleri bir kısır döngü içindeler, görünen o ki resmi güncelleme oranı tanımlamak sorunu ancak kısmen çözebiliyor, problemin ana gövdesi olduğu yerde durmaya devam ediyor.” dedi.

Dünya “Yapay Zekaya” olumlu mu? olumsuz mu bakıyor

 Dünya “Yapay Zekaya” olumlu mu? olumsuz mu bakıyor

Ipsos araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen “Yapay Zekaya Global Bakış” araştırması dünya çapında 31 ülkede gerçekleştirilmiş bir çalışmadır. Ipsos’un Global Advisor araştırmasında; Türkiye’nin de içinde bulunduğu araştırmada dünyanın dört bir yanından katılan insanlar; Yapay zekâ hakkında ne düşünüyor?  Yapay zekanın, hayatlarını nasıl etkilemesini bekliyorlar? Yapay zekâ anlayışları ne? Hangi tür ürün hizmetlerde yapay zekâ kullanıldığını biliyorlar? Avantaj ve dezavantajlarına hakimler mi? Yapay zekâ hakkında duyguları nasıl? Gibi başlıkları geniş kapsamda irdeleyen sorulara verilen İfade, tutum ve davranışlar içeren bilgiler bu dosyada sunulmaktadır.

BİLGİ SAHİBİ MİYİZ?  Yapay zeka, insanların genel olarak pek bilgi sahibi olmadığı, bu konuyu duymuş olanların çoğunluğunun da bilim kurgu filmlerinden, hatta genellikle de distopik filmlerden aşina olduğu bir kavram olarak ortaya çıkıyor. ChatGPT’nin kullanıma açılması ile milyonlarca internet kullanıcısı yapay zeka ile doğrudan karşılaştı, diyaloğa geçti.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE %67 İLE YAPAY ZEKA YA OLUMLU BAKAN ÜLKLELER ARASINDA… Gündemde yapay zeka  tartışılırken bu 31 ülke ortalamasında henüz olumlu ya da olumsuz tarafta yoğunlaşmış bir eğilim söz konusu değil. “Zararından çok faydası var düşüncesinde” olanların oranı %54. Ancak ülkeler arasında dikkat çekici farklar var, Endonezya’da %78’e kadar yükselen bu oran ABD ve Fransa’da %37’ye düşüyor. Türkiye %67 ile yapay zekaya olumlu bakan ülkeler arasında yerini alıyor.

Ipsos Türkiye

YAPAY ZEKA KULLANILAN ÜRÜN VE HİZMETLERİN DEZ AVANTAJLARINDAN ÇOK  FAYDASI VAR… Zekaya dair duyulan heyecan, gelişmekte olan pazarlarda en yüksek, Avrupa ve Kuzey Amerika’da ise en düşük seviyede; ayıca Z ve Y kuşağı ile üniversite eğitimi almış kişiler arasında daha yüksek. Yapay zekaya duyulan güven de yine genellikle gelişmekte olan pazarlarda ve 40 yaş altı kişiler arasında, yüksek gelirli ülkelere ve X ve Baby Boomer kuşağında göre çok daha yüksek.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

Ipsos TürkiyeIpsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Yapay zeka konusunda kafaların karışık olduğunu gösteren işaretlerden biri de yapay zeka kullanılan ürün ve servislerin işe ve hayata yaptığı etkilere dair sorulara verilen yanıtlar. 31 ülke ortalamasında katılımcıların yarısı yapay zeka kullanan ürün ve hizmetler son 3-5 yılda günlük hayatımı derinden değiştirdi diyorlar, üçte ikisi ise 3-5 yılda günlük hayatımı derinden değiştirecek düşüncesinde (Türkiye’de bu oran %81, ve Güney Kore’den sonra ikinci sıradayız). Ancak yapay zekanın önümüzdeki 5 yıl içinde mevcut işimi yapma şeklimi değiştirme ihtimali var diyenlerin oranı %35 (Türkiye’de ise bu oran %63). İşi daha da ileri götürüp yapay zekanın önümüzdeki 5 yıl içinde mevcut işimin yerini alma ihtimali var diyenleri oranı %56. Özetle katılımcıların üçte biri 3-5 yıl içinde işimi yapma şeklimi değiştirme ihtimali var derken yine aynı katılımcıların yarıdan fazlası aynı süre zarfında yapay zeka benim işimi tamamen elimden alır diyor. Yapılış şekli değişmeden yapay zekanın eline geçecek işler de var diye düşünebiliriz. İşlerin yapılış şeklinin kolaylaştırılması, daha eğlenceli içerikler üretilebilmesi gibi alanlar yapay zekanın ilk aşamada fayda sağlayacağı alanlar olarak görülüyor. Daha fazla otomasyon ile işlerin kolaylaşmasının sonraki adımının iş piyasasını iyi etkileyeceğini düşünenlerin oranı ise sadece %34, bu oran (Türkiye’de dahil olmak üzere) yapay zekaya en pozitif yaklaşan ülkelerde bile ancak %50 civarında. Az çok bilgi sahibi olmaya başladığımızı düşündüğümüz, işimize, günlük hayatımıza fayda getirmesini umduğumuz yapay zekaya dair endişelerimiz yüksek, güvenimiz soru işaretli. İyi, güzel ama sonunda bunun bedelini ödeme ihtimalimiz de var diyen geniş bir kesim söz konusu yani.

Ben şu şekilde düşünüyorum, son dönemde ortalama bireysel kullanıcıların da kullanımına giren yapay zeka araçları aynen internet, web, cep telelefonu, e-ticaret, sosyal medya gibi devrimlere benzer şekilde derin etkilere yol açacak, ve bu çok kısa sürede çok geniş bir kapsamda gerçekleşecek. Bireylerin ve kurumların bir yarışa dönüşecek bu süreçte gelişmelere ayak uydurmak için odaklı bir şekilde çalışmaları gerekiyor. Sürecin akıl almaz hızı nedeni ile yapay zeka uygulamalarına dair ticari, ahlaki tartışmaların da, yasal düzenlemelerin de aynı hızda yapılması şart. Çok distopik bir resim çizmek istemem ancak, eğitilmek için, üretebilmek için diğer insanlar ile bir arada olmaya gerek duyulmayan, uzaktan eğitim-uzaktan çalışma çağında bir süre sonra en azından bazı işlerde üretim için insanın kendisine de ihtiyacın azaldığı, insanların giderek sarf malzemesine dönüştüğü bir yola girmemek için bu tartışmalara, düzenlemelere büyük önem vermek zorundayız gibi geliyor bana” dedi.

Dünya Enflasyonla mücadele ediyor. Peki Türkiye’de durum ne?

Dünya Enflasyonla mücadele ediyor. Peki Türkiye’de durum ne?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ekonomi dosya içeriği; Ipsos Tüketici Güven Endeksi, Dünyanın Endişeleri ve Gündeme Dair isimli araştırma verilerinden derlenmiştir. Endeks Ipsos’un dünya çapında 29 ülkede gerçekleştirdiği bir çalışmadır.  Ülkenin en önemli sorunu ne? Güven endeksi gerilemiş durumda mı? 29 ülke ortalamasında en önemli sorun ne? Finansal politikaların doğruluğu yanlışlığı nedir? Uzmanların dışında halkın bu konulara dair algısı nasıl? Yirmi Dokuz ülke arasında Türkiye’nin bu konulara yönelik durumu nedir? Bu dosyada enflasyonu mercek altına alırken vatandaşın değerlendirmesi, beklentisi, yükselme veya düşüşe yönelik düşünceleri, işsizlik, kişisel yaşam standartları gibi başlıklar için de geçerli olan İfade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ : Son 1 ay içinde Türkiye’de Tüketici Güven Endeksi 3.2 puan gerilemiş durumda ve Haziran ayında Arjantin’den sonra en düşük güven endeksine sahip ülke durumunda. Finansal piyasalar açısından tüketicilerin piyasaya olan güveni, hem yatırım araçlarını arz edenler hem de talep edenler açısından büyük önem taşımaktadır. Tüketicinin hem tüketim isteği hem de bunun reel olarak ne kadar gerçekleşebileceğini ölçümleyen tüketici güven endeksleri mevcut  fotoğrafı belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ipsos Türkiye

Dünyanın Endişeleri Enflasyon 29 ülke ortalamasında da en önemli 3 problem içinde en öne çıkan konular sırasıyla ilk üçte; enflasyon, yoksulluk ve eşitsizlik, suç olarak sıralanıyor.

Ipsos Türkiye

ENFLASYON BİR NUMARA

Ülkeler ortalamasında %40 olan enflasyon, Türkiye’de %56 oranında belirtiliyor. Mayıs ayında ise Türkiye’de enflasyonun en önemli 3 problem içinde belirtilme oranı %44 oranındaydı. Geçen bir ay içinde enflasyonun sorun olarak belirtilme oranı 12 puan artmış durumda.

Ipsos Türkiye

BİREYLERİN % 84’Ü İÇİN EKONOMİ EN ÖNEMLİ PROBLEM

Gündeme Dair çalışmasında da ekonomi son bir senedir Türkiye’nin en önemli problem olarak belirtiliyor. Şubat ayında yaşadığımız deprem ve Mayıs ayındaki seçimlerden dolayı doğal afetler ve siyaset toplum için önemli bir sorun olarak belirtilse de Haziran ayında yine bireylerin %84’ü için ekonomi en önemli problem.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN GENEL DURUMU Türkiye ekonomisinin mevcut durumuna yönelik görüşlerde son 2 ayda çok bir değişim olmasa da geleceğe yönelik beklentilerde olumsuz görüşlerdeki artış dikkat çekici. Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu ; Covid-19 pandemisinin arkasından yaşanan yüksek enflasyon pandemisi ülkeleri, tüketicileri farklı seviyelerde de olsa etkiledi, etkilemeye de devam ediyor. Enflasyon hala en büyük endişe konusu. Ipsos’un Dünya’nın Endişeleri Araştırması sonuçlarına göre her on kişiden dördü ülkesi için en çok endişelendiği 3 konu içinde enflasyonu belirtiyor. Yoksulluk, işsizlik gibi diğer başlıkları da göz önüne aldığımızda endişe yaratan başlıca konuların ekonomi ile ilgili olduklarını tespit ediyoruz. 29 ülke arasında Türkiye enflasyondan en çok endişe duyan (Singapur ile birlikte) 3. ülke, ilk sırada üç haneli enflasyonu yaşayan Arjantin var.

Ipsos olarak tüketici güvenini bireylerin ekonomiye, kişisel finansal durumlarına, tasarruflarına, önemli yatırımlar yapmaya dair değerlendirmeleri üzerinden hesaplıyoruz. İndeksin ölçüldüğü 29 ülke ortalamasında (47,4) Haziran ayında durağan bir seyir gözlemlendi, Mayıs’a (47,2) kıyasla aynı seviyede kaldı diyebiliriz. Ülkeler enflasyon ile mücadelede izledikleri farklı süreçlerden geçiyorlar, örneğin geçtiğimiz ay içinde Almanya’da resesyon haberlerinin arkasından tüketici güveni sert bir şekilde düşerken İngiltere’de yükseldi. Mayıs ayında Türkiye’ye ait tüketici güven skoru her ne kadar hala ortalamanın oldukça altında olsa bile 2019 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaşmıştı (39,1). Ancak Haziran ayında ise 3,2 puanlık bir gerileme oldu, 35,9’luk tüketici güven skoru ile Haziran’da Türkiye 29 ülke içinde Arjantin’in ardından sondan ikinci sırada yer aldı.

Ipsos Türkiye olarak yaptığımız düzenli “Gündeme Dair” araştırmasının Haziran ayındaki katılımcılarının %84’ü de diğer araştırmalarımızdaki gibi ülkemizin en önemli sorunu enflasyondur dediler. Geçen yıl aynı dönemde yine %80lerin üzerinde olan bu oran seçim sürecinde %73’e kadar gerilemişti. Şubat sonrasında gözlemlediğimiz görece iyimserlik Haziran ayında yerini yeniden olumsuza dönmeye başladı, eğilimin nasıl devam edeceğini Temmuz sonuçları ile daha iyi görebileceğiz. Görece iyimserlik tanımının altını çizmek gerek, şöyle ki ekonominin durumunu kötü olarak görenlerin oranının %74’den %64’e düşmesini kast ediyorum, nihai durumu iyimserlik üstün çıkıyor şeklinde göremeyiz, Mayıs itibarı ile gelinen noktada hala üç kişiden ikisi ekonominin durumunu kötü olarak değerlendiriyordu. Haziran’da ise kötümserlerin oranını 2 puanlık artışla %66 olarak tespit ettik. Benzer bir durumu ekonominin geleceğine dair tahminlerde de görüyoruz, Şubat’ta önümüzdeki birkaç ay içinde ekonomi kötüleşir diyenlerin oranı %56 iken Mayıs’ta %35’e düşmüştü. Ancak ekonominin kısa vadeli geleceğine dair kötümser olanların oranı Haziran’da yeniden %51’e tırmandı. Bir ay içinde %16’lık bir yükseliş.

Sidar Gedik

Ülkemizde vatandaşlar ekonominin gidişatını döviz kurlarının üzerinden değerlendirirler. Tüketici güveni ile farklı göstergeler arasındaki ilişkiyi analiz ettiğimizde döviz kurlarının seyri ile büyük bir korelasyon içinde hareket ettiklerini tespit ederiz. Haziran ayında TL’de yaşanan değer kaybı tüketicinin güveninde de bir erozyon yaratmışa benziyor. Yabancı para birimlerinin önümüzdeki aylarda TL karşısında değer kazanmaya devam edeceğini düşünenlerin oranı Mayıs’tan Haziran’a %65’ten %72’ye yükseldi. Enflasyonun yılın geri kalan aylarında yükseleceğini düşünenlerin oranı da %63’ten %69’a yükseldi. İşsizlik, yaşam standardı, kişisel harcamaların artması gibi farklı parametrelerin hepsinde Haziran ayında daha da olumsuza dönen bir tablo söz konusu. Negatiften daha da negatife doğru bu hareketin devam edecek bir trend olup olmayacağını Temmuz’da göreceğiz. %34’lük asgari ücret artışı ve memur maaşlarında yapılacak düzenlemelerin bu değerlendirmelere nasıl etkisi olacağını takip edeceğiz.” Dedi.

Tüketici Güven Endeksi 29 ülkede ne diyor?

Tüketici Güven Endeksi 29 ülkede ne diyor?

 Ipsos tarafından gerçekleştirilen dosya içeriği; Ipsos Tüketici Güven Endeksi ve Gündeme Dair isimli araştırma verilerinden derlenmiştir. Endeks Ipsos’un dünya çapında 29 ülkede gerçekleştirilmiştir. Ülkenin en önemli sorunu ne? Finansal politikaların doğruluğu yanlışlığı nedir? Uzmanların dışında halkın bu konulara dair algısı nasıl? Yirmi Dokuz ülke arasında Türkiye’de halkın bu konulara yönelik durumu nedir? Enflasyonu da mercek altına vatandaşın değerlendirmesi, beklentisi, yükselme veya düşüşe yönelik düşünceleri, işsizlik, kişisel yaşam standartları gibi başlıklar için de geçerli olan İfade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ Mevcut piyasa durumu ve gelecekteki beklenti tüketicilerin tüketim ve yatırım kararlarını etkilemektedir. Finansal piyasalar açısından tüketicilerin piyasaya olan güveni, hem yatırım araçlarını arz edenler hem de talep edenler açısından büyük önem taşımaktadır. Tüketicinin hem tüketim isteği hem de bunun reel olarak ne kadar gerçekleşebileceğini ölçümleyen tüketici güven endeksleri fotoğraafı belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ipsos Türkiye

EN ÖNEMLİ SORUN Depremi yaşadığımız Şubat ayında ekonominin önemi düşmüştü. Ancak bugüne gelindiğinde ekonomi yine her 4 kişiden 3’ü için en önemli sorun.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE EKONOMİSİ MEVCUT DURUM Türkiye ekonomisin mevcut durumuna yönelik olumlu görüşler çok değişmese de daha kötü olacak diyenlerin oranı düşüyor. Olumlu beklentilere sahip birey oranı ise Nisan ayından itibaren son 1 sene içindeki en yüksek orana erişmiş durumda. Ancak gelecekle ilgili ne olacağı konusunda fikri olmayanların da oranı artıyor.

Ipsos Türkiye

ENFLASYONUN DAHA DA ARTACAĞI GÖRÜŞÜ AZALIYOR.

Ipsos Türkiye

 İŞSİZLİĞE YÖNELİK BEKLENTİ İşsizliğin artacağını düşünenlerin oranı Şubat’tan bu yana azalıyor.

Ipsos Türkiye

 YAŞAM STANDARDINA YÖNELİK BEKLENTİ Yaşam standardına yönelik beklentilerde de olumsuz düşünenlerin oranı azalıyor.Ipsos Türkiye

KİŞİSEL HARCAMALARA YÖNELİK BEKLENTİ Sabit giderleri ödedikten sonra kendilerine harcayabilmek için kalan paranın azalacağını söyleyenlerin oranı düşerken aynı kalacağını düşünenleri oranı artıyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu ; “Nasıl bir felaket ile karşılaşırsak karşılaşalım ekonomi en önemli sorun olmayı sürdürüyor. Salgın yaşadık, deprem felaketi yaşadık, binlerce can kaybettik, ancak küçük bir kesinti döneminin ardından ekonomi hep en önemli sorun olarak görülmeye devam etti. Finansal politikaların doğruluğu yanlışlığı ile ilgili tartışmaları konunun uzmanlarına bırakıp halkın bu konuya dair algısının nasıl olduğuna baktığımızda son 1 yıl içinde yavaş da olsa olumlu yönde ilerleyen bir trend ile karşılaşıyoruz.

29 ülkede ölçümlenen Ipsos Tüketici Güven Endeksi’nde her ne kadar hala ülkeler ortalamasının çok altında bir noktada olsak bile Türkiye son 1 yıl içinde en fazla ilerleme kaydeden ülkelerden biri oldu. 29 ülke ortalamasında tüketici güven endeksi değeri 47 iken Türkiye’de 39, ancak bu değer bir yıl önce 31 idi.

Ülkemize daha detaylı baktığımızda her üç vatandaştan ikisi ülke ekonomisinin mevcut durumunu kötü bulduğunu görüyoruz, ancak 1 yıl önce bu oran %84 idi. Keza ekonominin birkaç aylık dönemde daha iyi olacağını düşünenlerin oranı 1 sene önce %6 iken şimdi %24. Ekonominin bu kısa vadeli geleceğine dair beklentisi olumsuz olanların oranı yarı yarıya azalmış durumda.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Biraz daha detaya inip enflasyonu mercek altına alıp bakalım, vatandaşların önemli bir kısmı enflasyonun zirveyi gördüğünü düşünüyor, %39’luk bir kesim enflasyonun ya artık bu seviyelerde kalacağı ya da azalacağı fikrinde. Enflasyonun yükselmeyi sürdüreceğini düşünenlerin oranı sene başında %70 iken Mayıs başında %60’a düştü.

Tablo genel olarak baskın şekilde olumsuz olmaya devam ediyor elbette ancak olumsuz beklentilerdeki benzer gerileme işsizlik, kişisel yaşam standartları gibi başlıklar için de geçerli.

Özetlemeye çalışırsak vatandaşların ekonomiye yönelik algısında toplam gösterge olumluya dönmemiş olmakla birlikte “krizde zirveyi gördük, bundan sonra daha kötü olmaz ama daha iyi olabilir” diyenlerin oranında artış var.

Bu pozitif trendin 14 Mayıs’taki seçim sonuçlarına yansımış olma ihtimali de yok değil” dedi.

Şavaş varsa mültecilere kapımız açık

Şavaş varsa mültecilere kapımız açık

Dünya Mülteci Günü Araştırması Ipsos tarafından; 22 Nisan – 6 Mayıs 2022 tarihlerinde dünya çapında 28 ülkede gerçekleştirilmiştir. Derlenen verilerde bu hafta ; İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında, diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi, dünyada ve Türkiye’de göç edenlerin topluma uyumu, bu uyuma yönelik toplumların değerlendirmeleri, mültecilere çalışma izninin verilmesi, mültecilere sınırlarını kapatılması konularında bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir.

 SINIRLARIN MÜLTECİLERE KAPATILMASI KONUSUNU EN FAZLA DESTEKLEYEN ÜLKE TÜRKİYE… İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi görüşüne 28 ülke genelinde bireylerin %78’i katılıyor. Türkiye’de ise bu oran %66 seviyesinde. Ayrıca bu görüşe katılan bireylerin de oranı son 2 senede 11 puan gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE’DE YAŞAYAN VATANDAŞLARIN %66’SI SAVAŞ VEYA ZULÜMDEN DOLAYI ÜLKESİNİ TERK EDEN KİŞİLERİN DİĞER ÜLKELERE SIĞINABİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR.  İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi görüşüne 28 ülke genelinde bireylerin %78’i katılıyor. Türkiye’de ise bu oran %66 seviyesinde. Ayrıca bu görüşe katılan bireylerin de oranı son 2 senede 11 puan gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

ÜLKEMİZE GELECEK OLAN MÜLTECİLERİN TÜRK TOPLUMUNA UYUM SAĞLAYACAKLARI KONUSUNDA BİREYLERİN DÜŞÜNCESİ OLDUKÇA OLUMSUZ.  28 ülke genelinde mültecilerin gittikleri ülkede topluma uyum sağlayacakları konusundaki görüşler ikiye ayrılmış durumda. Bireylerin %50’si bu kişilerin topluma uyum sağlayacaklarını düşünürken %40’ı uyum sağlayamayacakları görüşünü savunuyor. Türkiye’de ise durum oldukça farklı. Türkiye’de sadece her 4 kişiden 1’i mültecilerin topluma uyum sağlayacaklarını belirtirken, %69’u uyum sağlayamayacaklarını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

 MÜLTECİLERE ÇALIŞMA İZNİ VERİLMESİNİN MÜLTECİLERİN HEM O ÜLKENİN DİLİNİ ÖĞRENMELERİ HEM DE TOPLUMA DAHA KOLAY UYUM SAĞLAYABİLECEKLERİ KONUSUNDA Kİ KABUL ORANI DA TÜRKİYE’DE DİĞER BİRÇOK ÜLKEDEN DAHA DÜŞÜK: Ülkelerin genelinde bireylerin %60’ı çalışma izninin mültecilerin topluma uyumu kolaylaştıracağı konusunu destekliyor. Ülkemizde ise bu görüşü destekleyenlerin oranı sadece %33 ve tüm ülkeler arasında bu konuda olumlu görüş bildiren en düşük ülke. Olumlu görüş bildirmenin yanı sıra olumsuz görüş bildirenlerin de oranı %46 ile tüm ülkeler arasındaki en yüksek oran.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “İçinden geçilen dönemin en önemli gerçeklerinden biri göç. Göç, üzerinde bir ömür boyu akademik araştırma yapılabilecek, çok boyutlu, derin bir konu. İç göç, dış göç, ekonomik, siyasi veya savaş nedeni ile göç gibi çeşitlenebiliyor. Ancak değişmeyen gerçek, Dünya coğrafyasının önemli bir kısmında kitlesel göç hareketlerinin yaşanıyor olduğu. Bu durum farklı ülkelerde göç olgusuna farklı bakışlar yaratıyor.

Ipsos’un 28 ülkede gerçekleştirdiği araştırma, göç ile karşı karşıya kalan ülkelerde yaşayanların 2020’den 2021’e geçişte konuya dair daha olumsuz bir yaklaşım içine girmişken 2022’de bu görüşlerin değiştiğini gösteriyor. 2022 yılında yapılan araştırmada birçok ülkede sorulara verilen yanıtlarda Ukrayna-Rusya savaşının etkilerini görüyoruz. Suriye’de yaşanan savaşın ardından çok kısa bir süre içinde kitlesel bir göç ile karşı karşıya gelen Türkiye’de ise olumsuzluk artarak devam ediyor.

Savaş söz konusu olduğunda mültecileri kabul etme eğilimi yüksek. 28 ülke ortalamasında araştırmaya katılanların %78’i savaştan kaçanların diğer ülkelere sığınabilmesi gerektiğini belirtiyor.  Ukrayna-Rusya savaşının da etkisi olduğunu düşünüyorum. Savaştan kaçanların başka ülkelere sığınabilmesi gerektiğine inananların oranı 2020 ile 2021 arasında genel olarak gerilerken 2022’de dikkat çekici şekilde artmış. İşte bunun Ukrayna-Rusya savaşının bir etkisi olduğunu düşünüyorum.  Türkiye’de ise azalmaya devam ediyor. 2020’de %77 olan oran 2022’de %66’ya gerilemiş durumda.

Benzer bir trendi mültecilerin gittikleri ülkeye uyum sağlayacaklarına dair inanış için de görüyoruz. Bu soruya olumlu yanıt verenlerin oranı genel olarak 2021’e kıyasla benzer seviyelerde kalmış veya artmışken Türkiye’nin de içinde bulunduğu az sayıda ülkede azalmış. Ama şunu da not etmek lazım, ülkeler ortalamasında ancak her iki kişiden biri bu düşüncede. Türkiye’de ise dört kişiden biri mültecilerin gittikleri ülkeye uyum sağlayacaklarına inanıyor.

Mültecilere çalışma izni verilmesi onların ülkenin dilini öğrenip topluma uyum sağmasını hızlandıracaktır görüşü ülkeler ortalamasında %60 destek buluyor. Bu düşünceyi destekleyenlerin oranı 28 ülkenin (içinde Türkiye’nin de bulunduğu) sadece beşinde %50’nin altında kalıyor. Türkiye’de her üç kişiden biri bu görüşte, bu oran 28 ülke içindeki en düşük oran.

Ipsos Türkiye

Sınırların mültecilere kapatılması gerektiğini düşünenlerin oranında 2021’e kıyasla önemli düşüş var. 28 ülke içinde bu oranın geçen yıla kıyasla arttığı 2 ülke var, biri Türkiye; üstelik %76’lık oran ile birinci sırada. Öte yandan ülkeler ortalamasında sadece alışkanlıklar üç kişiden biri bu şekilde düşünüyor. 2020 ile 2021 yılları bulguları arasında büyük bir fark yok iken 2022’de bir düşüş yaşanmasını ben yine Ukraynalı sığınmacılara bağlıyorum.

Bu araştırmaya katılanların çoğu Ukrayna’da yaşanan drama açık bir reaksiyon veriyor. Daha kabul edici bir tavır var. Türkiye’deki vatandaşlar ise göç ile ilgili bir soru ile karşılaştığında Suriyeli sığınmacılara odaklanıyor kendi yerel tecrübelerinden hareket ediyorlar. Ve ülkemizden bu araştırmaya katılanların mültecilere genel olarak olumlu baktıklarını söylemek pek mümkün değil.”

Kara Cumada satışlar mercek altında!

Kara Cumada satışlar mercek altında!

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; “Kasım Alışverişleri” mercek altına alınıyor.

Her yıl Kasım ayının belirli aralıklarında gerçekleşen büyük indirim günlerini ülkemizde bireyler nasıl geçirdi?  İnsanları bu yıl bu kampanyalara yaklaşımı ne yönde oldu? Bu tür süreçleri faydalı mı buluyorlar mı? İhtiyaç duyulan ürünlerin indirimli fiyata alabilenler var mı? Alışveriş konusunu tetiklediğini düşünenler var mı? Markaların kampanyalarında uzayan saatler, son günler, son saat uyarıları etkili oldu mu? İhtiyac olsa bile; sırf  bu kampanyalara karşı durmak için satın alma yapmam diyenler, tamamen karşı olanlar var mı?  Bu kampanyayı çok uzun süre bekleyenler oluyor mu ? Etkisi, katkısı, artı eksi faydasını anlamak gibi pek çok soru ile bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

EN ÇOK TERCİH EDİLEN ÜRÜN KATEGORİLERİ BU YIL NE OLDU?

Kasım kampanyaları sırasında alışveriş yapanların %70’i özellikle bu kampanyaları beklediğini söylüyor. Temizlik ürünleri ve giyim / konfeksiyon bu kampanyalar sırasında en çok tercih edilen ürün kategorileri.

Ipsos Türkiye

KASIMDA EN ÇOK SATIŞ YAPAN KANALLAR HANGİLERİ,EN ÇOK SATIŞ YAPAN KANALLAR HANGİSİ… 

En çok satış yapan kanallar hangileri? Kasım alışverişleri indirim kampanyaları çerçevesinde, internet üzerinden, Google ve Facebook reklamları, remarketing çalışmalarının ve Influencer marketing strateji planlamalarının kamuoyuna yansıma kampanya yoğunluğu neredeyse her birey tarafından hissedildi denilebilir. Doğal olarak da; E-ticaret şirketleri bu kampanya ve reklamlardan en fazla fayda sağlayan olduğu bilimsel olarak rakamlarla tespit ediliyor.

Ipsos Türkiye

TOPLUM BU KAMPANYALARDAN NE KADAR HABERDAR? 

Her 10 kişiden 7’si Kasım ayında firmalar tarafından yapılan indirim kampanyalarından haberdar ve bu bireylerin yarısı bu kampanyalar sırasında alışveriş yapmış.

Ipsos Türkiye

 TOPLUMDA İHTİYACI OLSA BİLE KASIM KAMPANYA SÜRECİNDE ALIŞVERİŞ YAPMAMAYA ÇALIŞANLARIN ORANI NE?

Bireylerin yarısına göre bu kampanyalar ihtiyaç duyulan ürünlerin iyi fiyata alınmasını sağlıyor. Ancak bireylerin %61’i bu kampanyaların gereğinden fazla alışveriş yapmaya sebep olduğunu düşünüyor.  Diğer taraftan her 5 kişiden 1’i bu kampanyalara karşı olduğunu ve her 10 kişiden 3’ü bu dönemde özellikle alışveriş yapmamaya çalıştığını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Kasım’da alışveriş hakikaten başka mı?

Kasım kampanyalarının ortaya çıkışı Çin’deki Bekarlar Günü’ne, yani yalnızlığa atıfla tamamen 1’lerden oluşan 11.11 (11 Kasım) gününe dayanıyor. Çin merkezli online alışveriş platformu Aliexpress tarafından 2009’dan itibaren 11 Kasım’larda uygulanan indirimler daha sonra tüm dünyaya yayıldı ve yılın en önemli alışveriş sezonlarından biri haline geldi. Black Friday (Kara Cuma) markası ile onlarca ülkede bir alışveriş çılgınlığına tanık oluyoruz. Cuma gününün İslam dinince kutsal olması nedeni ile halkın çoğunluğunun Müslüman olduğu ülkelerde  farklı markalar kullanılabiliyor. Ülkemizde “Efsane Cuma”, “Efsane Kasım” gibi versiyonlarını görüyoruz. Körfez ülkelerinde “Beyaz Cuma” markasının kullanıldığını da duydum.

Ipsos Türkiye

Online alışveriş platformları ile başlamış olsa da diğer alışveriş kanallarına da yayılmış ve oldukça popülerleşmiş bir kampanya dönemi söz konusu. Her on kişiden yedisi bu kampanyalardan haberdar. Haberdar olanların yarısından fazlası ise bu dönemde kampanyalar kapsamında alışveriş yapmışlar. Bu alışverişler hala ağırlıklı (%70) salt online kanallarda yapılıyor olsa da sadece mağazalardan Kasım kampanyası alışverişi yapan %20’lik bir kesim de var.

Alışveriş yapanların %70’i ihtiyaçlarını gidermek için bu dönemi beklediklerini belirtiyorlar. “İhtiyaç” kelimesini özellikle kullandım, çünkü en yoğun alışveriş yapılan kategoriler temizlik ürünleri ve giyim. Temel ihtiyaç olmayan elektronik, dekorasyon gibi kategorilerdeki alışveriş oranı düşük.

Toplum olarak Kasım kampanyalarına yönelik pozitif bir yaklaşım içinde olduğumuzu söylemeliyim. “İhtiyacım olsa bile bu dönemde alışveriş yapmamaya çalışıyorum” ifadesine katılım oranı sadece %32. Belirttiğim gibi bu dönem ihtiyaçları gidermek üzere beklenen bir dönem. “Kasım kampanyalarına tamamen karşıyım” ifadesine katılıyorum diyenlerin oranı ise sadece %22. Her ne kadar on kişiden altısı bu dönemde ihtiyacından fazla alışveriş yaptığını belirtiyor olsa bile araştırmaya katılanların yarısı bu dönemin “ihtiyaç” duyulan ürünleri uygun fiyatlara alabildikleri bir dönem olduğunu düşünüyor.

Yüksek enflasyon ile mücadelede tüketiciler için temel ihtiyaçları en uygun fiyatlarla giderebilmek çok önemli. Çok daha fazla fiyat araştırması yapıldığını ve bu amaçla daha fazla alışveriş noktası ziyaret edildiğini tespit ediyoruz. Kasım kampanyalarının bu anlamda tüketicilere büyük bir fırsat sunduğu kesin.

Türkiye’de FIFA Dünya kupası heyecanı var mı?

Türkiye’de FIFA Dünya kupası heyecanı var mı?

Ipsos Global Advisor araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde “2022 FIFA World Cup” var. 34 ülkede gerçekleştirilen araştırma verilerinde; tüm maçları seyredecek olan bireylerden, dünya kupası ile ilgili hiç bir fikri olmayan ya da hiç duymadım diyenlere kadar incelendi. Genel ortalamaya göre bu yıl finale kalacak diye en fazla adı ifade edilen ülke hangisi? Dünya kupası sosyal etkinlik olarak değerlendiriliyor mu? Bireyler bu maçları kimlerle izleyeceğini belirtiyor gibi başlıklarda bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TÜRKİYE’DE 2022 FİFA DÜNYA KUPASI’NI İZLEYECEĞİNİ İFADE EDENLERİN ORANI % 55… 34 ülke ortalamasında bireylerin %17’si futbola tutkulu olduğunu ve mümkün olduğunca tüm maçları seyredeceğini belirtiyor. Türkiye’de bu oran %15. Mümkün olduğunca maç izleyeceğini söyleyen bireylerin oranı Birleşik Arap Emirlikleri’nde en yüksek olan. 2022 FİFA Dünya Kupasında herhangi bir maçı izlemeyeceğini söyleyenlerin oranı ise %40.Ipsos Türkiye

MAÇ İZLEME ORANI BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİNDE EN YÜKSEK…

Türkiye’de bireylerin %15’i 2022 FİFA Dünya Kupasında mümkün olduğunca çok maç izleyeceğini, %28’i de önde gelen ülkelerin maçlarını seyredeceğini dile getiriyor.  Maç izlemeyecek olan ya da 2022 FİFA Dünya kupasından haberi olmayanların oranı ise %40. 34 ülke ortalamasında bireylerin %17’si futbola tutkulu olduğunu ve mümkün olduğunca tüm maçları seyredeceğini belirtiyor. Türkiye’de bu oran %15. Mümkün olduğunca maç izleyeceğini söyleyen bireylerin oranı Birleşik Arap Emirlikleri’nde en yüksek. 2022 FİFA Dünya Kupasında herhangi bir maçı izlemeyeceğini söyleyenlerin oranı ise %40.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE’DE BİREYLERİN 1/3’ÜNÜN 2022 DÜNYA KUPASI HAKKINDA HİÇ BİLGİSİ YOK. ÇOK BİLGİLİ OLANLARIN ORANI İSE % 15.  Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirdiği araştırmanın verilerine göre; 34 ülke ortalamasında her 10 kişiden 3’ü 2022 FİFA Dünya Kupası ile ilgili bir fikri olmadığını, duymadığını söylüyor.  Türkiye’de ise 2022 FİFA Dünya Kupası ile ilgili hiç bir bilgisi olmayanların oranı %35. Oldukça bilgili ve biraz bilgili olanların oranı ise %31.

Ipsos Türkiye

ARAŞTIRMA VERİLERİNE GÖRE GLOBAL ORTALAMADA FİNALE KALACAK İKİ ÜLKEDEN BİRİ %21 İLE BREZİLYA…  Tüm ülkeler ortalamasında Brezilya%21 ile finalde oynayacak iki takımdan biri olarak en yüksek skoru elde ederken, Türkiye’de Almanya %22 ile ilk sırada belirtiliyor. Ama sonuçta final oynayacağı düşünülen iki ülke hem dünyada hem de Türkiye’de Brezilya ve Almanya.

Ipsos Türkiye

TÜM DÜNYADA OLDUĞU GİBİ TÜRKİYE İÇİNDE 2022 FİFA DÜNYA KUPASI SOSYAL BİR ETKİNLİK. Bireylerin %84’ü maçları ailesi ya da arkadaşları ile birlikte seyredeceğini söylüyor. Dünya kupası bir sosyal etkinlik olarak görülüyor. Dünyada bireylerin %85’i, maçları arkadaşları ya da aileleri ile birlikte seyredeceğini söylüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Kendimi iyi bir futbolsever olarak görürüm, 2018 FİFA Dünya Kupası’nda bir maçı stadyumda izleyerek futbolseverlik kariyerimin zirvesine eriştim. Ancak yaklaşan Dünya Kupası öncesinde gerçekleştirdiğimiz araştırmanın benim açımdan da ilginç sonuçları var. Futbol, üzerine en çok yazılıp çizilen spor. Çok popüler. İnsanların hayatlarında o kadar çok yer tuttuğu düşünülüyor ki kitleleri yönlendirmede bir araç olduğu da ileri sürülüyor. Meşhur 3 f formülünü duyanlar vardır, 20. Yüzyıl ortalarında Portekiz’de Salazar rejimi tarafından toplumu uyuşturmak amacıyla uygulandığı iddia edilen formül; fado-fiesta-futbol.

Bu iddiaya göre futbol işte bu kadar etkili. Peki araştırmamızın sonuçları ne diyor? FİFA Dünya Kupası kayda değer bir kitle için hiçbir şey ifade etmiyor. Araştırmanın yapıldığı 34 ülkedeki katılımcılar içinde her on kişiden üçü turnuvayı duymamış bile. Çok az seviyede bilgi sahibi olanları da dahil ettiğimizde %56’lık bir kesim konuya oldukça uzak. Türkiye’de kupayı hiç duymamış olanların oranı üçte biri aşıyor.

Kendisini (benim gibi) tutkulu bir futbol izleyicisi olarak tanımlayan ve maçları mümkün olduğunca izleyeceğini belirtenlerin oranı %17.  Kendi ülkesinin takımını ve popüler takımları izleyeceğini söyleyenleri de dahil ettiğimizde turnuvayı görece yoğun şekilde takip edeceklerin oranı %40’a ulaşıyor. Ancak bir diğer %40’lık kesim bu dev organizasyonu hiç duymamış bile. Çıkarılabilecek sonuçlardan biri şu, futbolu takip edenler kadar hiç ilgi duymayan bir kitle de mevcut. Öte yandan futbolsever kitle o kadar yoğun ilgi sahibi ki bu kitlenin daha büyük bir kitle olduğu algısı oluşuyor.

2018’de izlediğim maçın öncesinde kentte Brezilya’nın da maçı vardı. Kupayı en fazla kez kazanmış bu ülkenin taraftarlarının yarattığı atmosfer büyüleyici idi. Bu yüzden araştırmamıza katılan her beş kişiden birinin Brezilya’yı finalde göreceklerini düşünmesi bana normal geliyor. Ama bizim ülkemizdeki futbolseverlerin beşte biri için Gary Lineker’in meşhur sözü bu kupada da geçerli “Futbol basit bir oyundur; 22 kişinin 90 dakika topu kovaladığı sonunda her zaman Almanların kazandığı bir oyundur.”

 

Elektrikten sonra doğal gazında aynı oranda artacağını düşünüyor   

Elektrikten sonra doğal gazında aynı oranda artacağını düşünüyor   

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; hanelerin temel enerji ihtiyaçlar içinden ısınma tercihleri nedir nasıldır, bu tercihleri ile ilgili kullanım durumları, fiyatları değerlendirmeleri, geçen sene bu konudaki fiyatlarla, bu yılki maliyetleri karşılaştırdıklarında beklentilerinin ne yönde olduğu, dezavantajlı olduklarını düşündükleri durumlar olup /olmadığı, böyle bir durum varsa nasıl bir aksiyon  aldıklarına dair bireylerin ifade,  tutum ve davranışları incelenmiştir.

DOĞALGAZ EN TEMEL ISINMA SİSTEMİ Hanelerin temel enerji ihtiyaçları arasındaki en önemli kaynaklardan biri dünyada olduğu gibi ülkemizde de doğal gazdır. Isınma, sıcak su ve pişirme özelliklerini hanelere sunan kolay kullanım yapısı ile toplum tarafından ağırlıkla tercih edilmektedir.  

Türkiye’de hanelerin yarısı doğalgaz kombi sistemi ile ısınırken, %14’ü yine doğalgaz kullanılan merkezi sistem ile ısınıyor. Doğalgaz soba ile ısınanlarla birlikte hanelerin %70’inde doğalgaz kullanılıyor.

Ipsos

 HER 10 KİŞİDEN 9’U ISINMA VE ELEKTRİK FİYATLARININ ARTTIĞI GÖRÜŞÜNDE. Bireylerin %80’inden daha fazlası hem elektrik hem de doğalgaz fiyatlarının çok arttığını düşünüyor. Artan doğal gaz ve elektrik fiyatları karşısında enerji ihtiyacını karşılamak için ortaya çıkan bir seçenek olan Odun/ Kömür atları konusunda da görüşleri benzer.

Ipsos

HER 4 KİŞİDEN 1’İ ELEKTRİK GİDERLERİNİN GEÇEN SENEYE GÖRE %100’DEN DAHA FAZLA ARTTIĞINI, HER 10 KİŞİDEN 3’Ü DE DOĞALGAZ GİDERLERİNİN DE BU ORANDA ARTACAĞINI DÜŞÜNÜYOR. Kesintisiz enerjiye bağımlılığımız her geçen gün daha da artarken hanelerin %23’ünün elektrik giderleri geçen senenin aynı ayına göre %100 artmış durumda. Elektrik giderlerinin %75 üzerinde artan hanelerin toplamı ise %43. Bu sene kış aylarında doğalgaz giderleri konusunda da yine hanelerin %43’ü %75’in üzerinde artacağı görüşünde.

Ipsos Türkiye

ISINMA VE ELEKTRİK GİDERLERİNDEKİ ARTIŞLARIN HANE BÜTÇELERİNİ ZORLAYACAĞINI DÜŞÜNEN BİREYLERİN ORANI OLDUKÇA YÜKSEK.  Hanelerin ¾’ü bu sene elektrik fiyatlarındaki artışın, %66’sı da doğalgaz fiyatlarındaki, %22’si de diğer tür ısınma giderlerindeki artışların bu sene bütçelerini en fazla zorlayacağını düşündükleri kategoriler.

Ipsos Türkiye

 BU FİYAT ARTIŞLARI KARŞINDA HANELER FARKLI ÖNLEMLER ALARAK BU GİDERLERİ KISMAYA ÇALIŞACAĞINI SÖYLÜYOR. Hanelerin %76’sı elektrik giderlerini kıstıklarını ve bunun için ütü, çamaşır makinesi vb. aletleri daha az kullandıklarını, ailecek bir odada oturup diğer odalarda elektrik yakmamak gibi önlemler aldıklarını belirtiyor. Hanelerin %67’si de bu kış doğalgaz giderlerini kısacağını, bunun için %41’i evde yokken doğalgazı açmamaya ya da minimumda yakmaya çalıştıklarını, %14’lük bir kesim de doğalgaz yerine kömür veya oduna geçmek, kaloriferi kapatıp soba kurmayı düşündüklerini ifade ediyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  2021 sonundan beri vatandaşların yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ile başa çıkmak üzere nasıl önlemler aldığını araştırıyoruz. Yaz ayları boyunca okul ve ısınma masraflarının olmaması önemliydi. Ayrıca giyim ve gıda gibi kalemlerde de yaz mevsiminin avantajları söz konusuydu. Sonbahar ile birlikte bu tablo değişti, okul masrafları konusunu gündeme getirmiştik, kış mevsiminin etkisini göstermeye başlaması ile de ısınma ve elektrik giderleri yük oluşturmaya başlayacak.  Rusya-Ukrayna savaşı doğalgazı gündemin en önemli maddelerinden biri yaptı. Gerek Avrupa ülkeleri için gerekse ülkemiz için ısınma amaçlı kullanılan bir numaralı yakıt doğalgaz. Ülkemizde yaptığımız bu araştırmaya katılanların %70 konutlarının doğalgaz ile ısındığını belirtiyor.

Katılımcıların %85’i doğalgaz fiyatının yükseldiğini ifade ediyor. Peki bu harcamaların ne kadar yükseleceğini tahmin ediyoruz? Araştırmamıza katılanların yarısına yakını elektrik ve ısınma masraflarının en az %75 artacağını düşünüyor. Bu ciddi bir yük. Her dört kişiden üçü bu kış bütçelerinde en çok yük oluşturacak kalemler için de elektrik ve ısınma masraflarını işaret ediyor.

Bu koşullar altında büyük bir çoğunluk her iki kalemde de tasarruf etmeye çalışacak. Elektrik harcamasında tasarruf eğilimi ısınmaya kıyasla biraz daha güçlü. Vazgeçilebilecek veya azaltılabilecek uygulamalar olduğu düşünülüyor. Ancak tabi ısınma tarafında da tasarruf önemleri alınacak, ısıtılacak oda sayısını azaltmak, kalorifer yerine soba kullanmak gibi önlemler gündemde.

Geçen hafta da sözünü ettiğim ısınma-enerji desteğinin uygulama esasları ve ne derecede yaygın şekilde uygulanacağı kritik.

Okul masrafları için nelerden tasarruf ettik

Okul masrafları için nelerden tasarruf ettik

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; okul masrafları karşısında zorlanan ebeveynler mercek altına alındı. Okul masraflarında en çok nerelerde zorlandıkları, bu süreci nasıl yönettikleri, neler yaptıkları izlendi. Bu masraflara yetişebilmek için diğer hangi harcamalardan da kısmak durumunda kaldıklarına dair; birçok soruda bireylerin kaygıları, beklentileri, planlamalarının ne yönde olduğu gibi başlıklarda ifade, tutum ve davranışlar incelenmiştir.

OKUL MASRAFLARININ KISILMASININ YANISIRA HER 10 EBEVEYNDEN 8’İ DİĞER HARCAMALARINI DA KISMAK DURUMDA KALMIŞ.

Ebeveynlerin %81’i okul harcamalarının yanı sıra bu masrafları karşılayabilmek için diğer harcama kalemlerini de kısmaya çalışmış. Bu kişilerin özellikle sosyal hayata yönelik kalemlerde tasarrufa gittiği görülüyor. Dışarıda yemek yemek, dışarıdan yemek ısmarlamak ya da sinema tiyatro gibi dışarıda eğlence aktiviteleri daha az yapılmaya başlanmış. Bu gider kalemlerinin dışında ek olarak giyim harcamaları da kısılmaya çalışılan diğer bir harcama kalemi.

Ipsos Türkiye

 GEÇEN SENEYE GÖRE BU SENE YAPILAN HARCAMALAR KARŞISINDA EBEVEYNLERİN HEMEN HEMEN HEPSİ ZORLANDIĞINI BELİRTİYOR.

Çocuğu okula giden ebeveynlerin %70’i okul masraflarının bütçelerini çok zorlayacak şekilde arttığını, %24’ü de biraz zorlayacak şekilde arttığını söylüyor. Toplamda hemen hemen tüm ebeveynlerin bu seneki okul masrafları karşısında oldukça zorlandığı görülüyor.   Okul masrafları karşısında zorlamayan ebeveynleri oranı ise sadece %6.

Ipsos Türkiye

HER 10 EBEVEYNDEN 7’Sİ OKUL MASRAFLARINI KISMAYA ÇALIŞMIŞ.

Okul masrafları karşısında zorlanan ebeveynlerin %67’si okul ile ilgili harcamaları kısmış. Okul masraflarını kısmak için ebeveynlerin %37’si kırtasiye giderlerini kısmaya çalışmış ya da geçen seneden kalan kırtasiye malzemelerini kullanmış, %36’sı bir önceki senenin okul kıyafetlerini kullanmış. Okulda yapılan yemek harcamalarını kısmak için de her 4 ebeveynden biri evden sandviç ya da yemek yapıp çocuklarının yanına verdiğini belirtiyor.

Ipsos Türkiye

2022-2023 EĞİTİM ÖĞRETİM YILININ BAŞLAMASI İLE BİRLİKTE OKULA GİDEN ÇOCUĞU OLAN EBEVEYNLERİN EN ÇOK YAPTIKLARI ALIŞVERİŞ KIRTASİYE ALIŞVERİŞİ

Okula giden çocuğu olan ebeveynlerin %85’i kırtasiye alışverişi yapmış. Yapılan diğer önemli harcama kalemleri de okul kıyafetleri, ayakkabı (%70) ve kitap (%64) şeklinde sıralanabilir.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Sonbahar itibarı ile aile bütçelerinde yaz aylarında söz konusu olmayan iki önemli harcama kalemi ekleniyor, okul masrafları ve ısınma faturaları. Var olan yükün üstüne okul masraflarının eklenmesi hemen hemen tüm aileleri olumsuz etkiliyor.

Neredeyse tüm veliler okul masraflarındaki artış nedeni ile az ya da çok zorlandıklarını belirtiyorlar. Her on veliden yedisi ise çok zorlandığını belirtiyor. Doğal olarak yine buna çok yakın bir oranda bir grup veli bazı eğitim malzemelerinden/ihtiyaçlarından fedakârlık yapma yoluna gidiyor, mesela eski kırtasiye ürünlerini, okul kıyafetlerini bu yıl da kullanmak gibi.

Bu önlemlerin tek başına yeterli olduğunu söylemek zor. Çünkü her on veliden sekizi ise okul masraflarına kaynak ayırabilmek için başka kalemlerde de kısıntı yaptığını söylüyor, kısıntı yapılan başlıklar bizim daha önceki araştırmalarımızdaki tespitlerimiz ile paralel; dışarıda yeme-içme, eğlence, giyim gibi ertelenebilir harcamalar.

Ipsos Türkiye

Havaların soğuması ve ısınma masrafının da eklenmesi ile aile bütçesinin yönetimi daha da zorlaşacak. Uygulama detaylarının açıklanması beklenen ısınma desteği birçok aile için önemli rol oynayacak, özellikle de çocuk okutan aileler için. Tabi işverenlerin ne kadarının bu desteği çalışanlarına hangi koşullarda yansıtacağı çok belirleyici olacak

Üniversite öğrencilerin yüzde 86’sı devlet yurtlarını tercih ediyor

Üniversite öğrencilerin yüzde 86’sı devlet yurtlarını tercih ediyor
Ipsos tarafından gerçekleştirilen Anti Kriz Monitörü verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; üniversitelinin barınma tercihi mercek altına alındı.
Öğrencilerin ne kadarı yaşadığı şehir dışında bir üniversiteye gitmeyi planlıyor, konaklama tercihi nerelerde olacak, devlet yurtları ve diğer alternatifleri değerlendirecek olanların oranı ne? Devlet yurtlarında yer gelmediğinde öğrencilerin yüzde kaçı; özel yurtları tercih edecek ve veya arkadaşları ile birlikte kiralık ev bakacak? Yurtlarda yer gelmemesi durumunda bu öğrencilerin yüzde kaçı okulunu dondurup memlekete geri dönecek? Özel yurtlar öğrencilerin yaklaşık tamamı tarafından pahalı bulunurken devlet yurtları için bu oran ne? Gibi birçok başlıkta bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

2022-2023 EĞİTİM- ÖĞRETİM YILINDA ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN %65’İ YAŞADIĞI ŞEHİR DIŞINDA BİR ÜNİVERSİTEYE GİDECEK…

Her 10 üniversite öğrencisinin 7’si yaşadığı şehirden başka bir şehirde üniversiteye gittiğini söylüyor. Yaşadığı şehirde üniversiteye gidecek olanların oranı da %34.

Ipsos Türkiye

YAŞADIĞI ŞEHİRDEN BAŞKA BİR ŞEHİRDE OKUYACAK ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN ¾’Ü YURTLARDA KALMAYI PLANLIYOR.

Başka şehirlerden okumak için geldikleri şehirde yurtta kalmak isteyen öğrencilerin oranı %74. Bu öğrencilerin %14’ü de ev kiralamayı düşünüyor. Yurtta kalmak isteyen öğrencilerin tercihi devlet yurtlarında kalmak (%86). Özel yurtta kalmak isteyen öğrencilerin oranı ise sadece %8.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

DEVLET YURDUNDA YER GELMEMESİ DURUMUNDA BU ÖĞRENCİLERİN %39’UNUN 2. TERCİHİ ÖZEL YURTLAR.
Devlet yurtlarında yer gelmediğinde öğrencilerin %39’u özel yurtları tercih edeceğini, %32’si de arkadaşları ile birlikte kiralık ev bakacağını belirtiyor. Yurtlarda yer gelmemesi durumunda bu öğrencilerin %10’u okulunu dondurup memlekete geri döneceğini ifade ediyor.

Ipsos Türkiye

ANCAK GEREK DEVLET GEREKSE DE ÖZEL YURT FİYATLARI ÖĞRENCİLER TARAFINDAN PAHALI BULUNUYOR.

Özel yurtlar öğrencilerin yaklaşık tamamı tarafından pahalı bulunurken devlet yurtları için bu oran daha düşük olsa da yine de her 10 öğrenciden 8’i devlet yurtlarının ücretlerinin de pahalı olduğu görüşünde.

Ipsos Türkiye

EĞİTİM İÇİN GEREKLİ OLAN BÜTÇE ÖĞRENCİLERİN %95’İNİ ZORLUYOR.

Üniversite öğrencilerinin %55’i eğitimleri için gerekli olan bütçenin kendilerini ve ailelerini çok zorladığını belirtirken, %40’ı biraz zorladığını belirtiyor. Toplamda eğitim bütçesi hemen hemen tüm öğrencileri zorluyor. Başka şehirden okumak için gelen öğrencilerin daha fazla zorlandığı görülüyor. Bu öğrenciler nezdinde çok zorlandığını söyleyenlerin oranı %64.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Yıllar içinde ülkemizdeki üniversite sayısı önemli ölçüde arttı, ancak bu gelişme yine de öğrencilerin çoğunun üniversite eğitimi için başka bir şehire gitmesinin önüne geçememiş görünüyor. Araştırmamıza katılan üç üniversite öğrencisinden ikisi eğitim için halen yaşadığı şehir yerine başka bir şehire gideceğini belirtiyor.
Başka bir şehire gitmek durumunda olanların oranı bu kadar yüksek olunca da doğal olarak barınma ihtiyacı söz konusu oluyor. Halen yaşadığı şehirdeki bir üniversiteye gidecek olanlar içinde bile her beş öğrenciden biri evinde kalmayacağını belirtiyor. Tabi başka şehire gidenlere baktığımızda yurt ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz, her dört öğrenciden üçü yurtta kalmayı amaçlıyor. Tüm öğrencileri hesaba kattığımızda öğrencilerin yarısı demek…
Yurtta kalmayı düşünen öğrencilerin içinde her on kişiden dokuzu devlet yurtlarını hedefliyor.

Ipsos Tür.kiye CEO’su Sidar GEDİK
Üniversite eğitimi öğrencilerin ailelerinin bütçesini zorlayan bir süreç, öğrencilerin %95’i ailelerinin az ya da çok zorlandığını belirtiyor. Hal böyle iken yurt ücretleri de zorlayıcı geliyor. Hemen hemen tüm öğrenciler özel yurt ücretlerini olması gerekenden pahalı buluyor. Öyle ki; her on öğrenciden biri devlet yurdunda yer bulamazsa kaydını dondurup beklemeyi düşünüyor.
Özel yurtlara bakış böyle iken devlet yurtlarının fiyatları uygun bulunuyor diye düşünebiliriz ancak maalesef tablo öyle değil, her on öğrenciden sekizi devlet yurtlarını da olması gerekenden pahalı buluyor. Ekonomik koşulların ağırlığı, yüksek enflasyon başka birçok alanda olduğu gibi üniversite eğitiminde de ciddi anlamda zorluk yaratmış halde.