Yazılar

Kira artışları TÜİK oranlarını geride bıraktı!

TÜAD, Konutlarda Mevcut Kira Artış Oranı Araştırmasının İlk Sonuçlarını Açıkladı!

Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD) Başkanı ve Ipsos Araştırma Şirketi Sidar Gedik; konut kira piyasasındaki değişime dair veri üretmek üzere geliştirdiğimiz “Konutlarda Mevcut Kira Artış Oranı” ölçümünün ilk bulgularını kamuoyu ile paylaşmaya başladık. TÜAD’ın bu araştırmada çıkış noktası bir sivil toplum kuruluşu olarak sadece kendi sektör bileşenlerine yönelik değil toplum geneline yönelik olarak da fayda üretmek” olduğunu belirtti.

TÜAD

TÜAD Başkanı Sidar Gedik sözlerine şöyle devam etti; “Ülkemiz için son yılların en önemli sorunu yüksek enflasyon. Yüksek enflasyon ile mücadelede konut maliyetleri çok önemli rol oynuyor, son 12 aylık TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) hesaplamasında gıda fiyatlarının ardından en yüksek etki yapan ikinci başlık konut maliyetleri oldu. Oturduğu konutta kiracı olanların oranı ise her yıl artıyor, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2014 yılında fertlerin %22,1 kiracı iken bu oran 2024 yılında %28’e yükseldi. Dolayısıyla içinde kiracı oturan konutlarda sözleşme sonlarında kira artış oranı her yıl giderek daha da önemli hale geldi.  TÜAD tarafından Ocak 2025’te başlatılan çalışma, mevcut kira kontratlarını yenileyen kiracıların gerçek artış deneyimlerini metrekare bazında düzenli ve şeffaf biçimde izlemeyi hedefliyor” …

TÜAD Başkanı Sidar Gedik

Kira artış oranları TÜİK kira güncelleme oranının üzerinde seyrediyor

TÜAD’ın Ağustos–Eylül–Ekim 2025 dönemini kapsayan 3 aylık hareketli ortalama sonuçlarına göre, Türkiye genelinde metrekare başına kira artış oranı %42,6 olarak gerçekleşti.
Aynı dönemde TÜİK’in 12 aylık ortalama tüketici enflasyonuna dayanarak açıkladığı “Kira Güncelleme Oranı” ise %39,7 seviyelerinde seyretti.

TÜAD Başkanı Sidar Gedik

TÜAD Başkanı Sidar Gedik

Ekim 2025 aylık verilere bakıldığında:

TÜAD Mevcut Kira Artış Oranı: %42,0 olarak gerçekleşirken, TÜİK Kira Güncelleme oranı  %38,4 oldu. Bu karşılaştırma, Ekim ayında da kira artışlarının TÜİK Güncelleme Oranının üzerinde devam ettiğini ortaya koyuyor.

Her ne kadar Haziran 2025’ten sonra kira artışlarında bir yavaşlama eğilimi görülse de, TUİK oranları ile karşılaştırıldığında piyasadaki gerçekleşen kira artışlarının hala üzerinde olduğu gözlemleniyor.

Genç binalarda ve geniş metrekarelerde artışlar daha sınırlı

Veriler, İstanbul ve diğer büyük şehirlerde metrekare başına artışların Türkiye genelinin altında kaldığını gösteriyor.
• Daha geniş metrekareli konutlarda,
• Görece genç binalarda
artış oranlarının ortalamaya göre daha düşük olması, düşük kira seviyelerindeki sözleşmelerde artış oranlarının daha yüksek gerçekleştiğini ortaya koyuyor.

TÜAD

Kontrat süresi 5 yılı aştığında artış oranı yükseliyor

Araştırma, kira kontratının 5 yıl ve katları süreyle yenilendiği durumlarda artış oranlarının anlamlı biçimde yükseldiğini ortaya koyuyor.

Araştırmanın Metodolojisi

TÜAD Mevcut kira artış oranı araştırması:

  • Her ayın ikinci haftasında CAWI (çevrim içi) yöntemiyle gerçekleştiriliyor
  • NUTS-2 bölge sınıflandırmasına göre Türkiye temsili 800 katılımcı ile yürütülüyor
  • En az 1 yıldır aynı konutta yaşayan ve kira kontratını bir önceki ay yenilemiş kiracılar örnekleme dahil ediliyor
  • Veriler NUT1 bölge kiracı oranlarına göre alakalandırılıyor
  • En uç %5 değerler dışarıda bırakılarak hesaplama yapılıyor

TÜAD

#TÜAD #KiraArtışOranı #KonutPiyasası #KiraAraştırması #Ekonomi #Enflasyon #KonutMaliyetleri #KiracıHakları #TürkiyeEkonomisi #KiraGüncelleme #Ipsos #AraştırmaVerileri #KiraTrendleri #KonutAraştırması

Türkiye’de online alışveriş pazarı şaşırtacak şekilde artarak büyüyor!

ORTALAMA BİR BİREY ONLİNE ALIŞVERİŞ İÇİN 27.382 TL HARCADI. BİR YILDA 29 KERE ALIŞVERİŞ YAPAN BİREYLERİN ORTALAMA SEPET DEĞERİ 942 TL.  

Global dünyanın lider araştırma şirketi Ipsos tarafından gerçekleştirilen IPSOS E-TİCARET PANELİ verilerine göre 2024 yılı itibarıyla Türkiye’de online alışveriş harcamalarının, bir önceki yıla göre neredeyse iki katına, dört yıl öncesine kıyasla yaklaşık on katına çıktığı izlenmektedir. Grafik çizgisi yükselerek büyüyen pazarda ki çarpıcı artış, dijitalleşmenin hız kazanması, tüketici alışkanlıklarının değişimi ve e-ticaret platformlarının sunduğu çeşitli avantajların bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Özellikle pandemi sonrası dönemde, tüketicilerin online alışverişe yönelmesi, bu alandaki büyümeyi tetikleyen en önemli faktörlerden biri olmuştur. Ayrıca, mobil uygulamaların ve sosyal medya platformlarının etkisiyle, alışveriş deneyiminin daha erişilebilir ve kullanıcı dostu hale gelmesi, online harcamaların artışını destekleyen ayrı bir dinamik olarak görülebilir.

Bununla birlikte, online alışveriş harcamalarındaki bu yükseliş, genel enflasyon oranlarının üzerinde gerçekleşerek, ekonomik dinamiklerin ve tüketici taleplerinin seyrini etkileyen önemli bir gösterge olarak da kabul edilebilir. Tüketicilerin artan güveni ve dijital ödeme sistemlerinin yaygınlaşması, bu trendin devam edeceğine işaret etmektedir. Sonuç olarak, Türkiye’deki online alışveriş pazarının büyümesi hem ekonomik hem de sosyal açıdan dikkate değer bir gelişim göstermekte ve gelecekteki potansiyeline ışık tutmaktadır.

Ipsos

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI; 

Türkiye’de 2024 yılında online alışveriş için harcanan para geçen yıla göre neredeyse iki katına, dört yıl öncesine kıyasla ise yaklaşık 10 katına çıktı.

Böylelikle harcama artışı geçen sene de olduğu gibi yine enflasyonun üzerinde gerçekleşti. 2024 yılı, son üç yılın en sık alışveriş yapılan dönemi oldu. Bu sene online alışverişçiler daha sık alışveriş yaptılar. Son bir senede ortalama 13 günde bir online alışveriş yapıldı! Online alışverişçilerin yaptığı 100 sepetin 30 tanesinde hızlı tüketim ürünleri (HTÜ) (gıda, içecek, kişisel bakım ve temizlik) , 70 tanesinde ise diğer ürünler bulunmakta. 2024 yılında HTÜ ürünlerin sepetlerde bulunma oranı azalırken alışveriş yapan birey oranı sabit kaldı. Harcama dağılımında ise hızlı tüketim ürünlerine %14 pay ayrıldı.  HTÜ ürünleri harcamasından içecek ve atıştırmalık ürünler, aldıkları payı artırırken hala cilt bakım ürünleri harcamanın en yüksek olduğu kategori. “Moda – Aksesuar, Beyaz Eşya – Mutfak Ürünleri” ise diğer kategoriler içerisinde harcama payı yüksek olan kategoriler olmaya devam ediyor. E-ticaret dünyası özellikle yılın belli dönemlerinde yaptıkları kampanyalar ile tüketiciyi daha fazla satın alıma yönlendiriyor. 2024 yılında harcama davranışlarında değişim Eylül ve Aralık aylarında görüldü. Eylül’de okulların açılması, Aralık ayında ise kampanyaların etkisi göze çarpıyor. Alışveriş platformları arasında harcama dağılımında yaklaşık %70 paya sahip olan ‘pazar yerleri’ büyümeye geçmiş yıllara kıyasla daha düşük oranda katkı sağladı. Ortalama üzerinde harcama artışı olan platformlar elektronik, giyim, züccaciye ve HTÜ ürünleri satan ve fiziksel mağazaları da olan kanallar oldu.

Araştırma Sektörü %86 büyüdü !!!

TÜAD’ın Türkiye araştırma sektörü büyüklüğü raporuna göre araştırma sektörü 2023 Yılında %86 büyüdü.

  • Araştırma şirketlerinin araştırma yöntemine göre ciro dağılımları incelendiğinde, paneller ve kantitatif araştırmalar ön plana çıkıyor.
  • 2023 yılı için ciro dağılımında kantitatif araştırmaların oranı %44.9 iken, panellerin oranı %39.5, kalitatif araştırmaların ise %9.2 oldu.
  • 2018 yılından bu yana benzer seviyede devam eden panel araştırmalarının cirosu ,
  • 2022 yılında %45’in üzerine çıkmıştı, 2023 yılında daha önceki yıllarda sahip olduğu seviyeye geri döndü.
  • araştırma yöntemi kırılımında incelendiğinde, yüz yüze ve online/mobil araştırmalar başı çekiyor.
  • 2018 yılına kadar online/mobil araştırmalar payı yavaş bir şekilde artış gösterirken, pandeminin de etkisi ile 2019 ve 2020 yıllarında her yıl bir önceki yıla göre payını yaklaşık iki katına çıkardı.
  • Bu esnada yüz yüze araştırmaların payı 2020 yılında ciddi bir düşüş gösterdi ve sonraki yıllarda benzer seviyelerde kaldı.
  • 2023 yılında online/mobil araştırmalar %45 oran ile ilk sıradayken yüz yüze araştırmalar %38 oran ile ikinci sırada…
  • Araştırma Sektöründe Çalışan Sayısı Artmıyor
  • Tam zamanlı çalışan kişi sayısına ise çalışmada raporda 1.398 kişi olarak raporlanıyor.

Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD) 2023 yılı için Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu tamamlandı.

Avrupa Kamuoyu ve Pazar Araştırmaları Birliği ESOMAR, her yıl tüm ülkelerin temsilcileri ile dünya araştırma pazarı büyüklüğünü hesaplamak için “Global Market Research” çalışmasını yürütüyor. Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu soru formu ise, ESOMAR’ın soru formundan yola çıkılarak TÜAD Yönetim Kurulu tarafından yapılan düzenlemelerle oluşturuluyor. Derneğin liderliğinde hazırlanan rapor, Türkiye’de araştırma sektöründe faaliyet gösteren, rapor çalışmasına katılmaya gönüllü araştırma ve veri toplama şirketlerinden alınan veriler sonucu ortaya çıkıyor.

2023 yılı için Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu için 26 araştırma şirketi ve 7 veri toplama şirketi katılım gösterdi. 33 şirkete varan bu katılım sayısı, geçen yıla göre dörtte bir oranında daha yüksek. Oluşturulan raporda toplam sektör büyüklüğü, TÜAD Yönetim Kurulu tarafından sektörün bilgi paylaşmayan bölümü için yapılan tahminlerle son haline getirildi. Raporun sonuçlarına göre, Türkiye’de araştırma sektörü 2023 yılında TL bazında % 86 büyüdü, bu oran TÜİK tarafından açıklanan reklamcılık ve piyasa araştırması hizmetleri üretici fiyat endeksinin gerisinde kaldı. (28 Şubat 2024’te yayınlanan Ocak 2023 istatistiklerine göre üretici fiyat endeksinin en çok yükseldiği sektör %130,22’ lik artışla reklamcılık ve piyasa araştırması hizmetleridir.)

2023 Yılı, Kantitatif Araştırmalar ile Panel Araştırmaları için Dengeye Dönüş Senesi Oldu

Araştırma şirketlerinin araştırma yöntemine göre ciro dağılımları incelendiğinde, paneller ve kantitatif araştırmalar ön plana çıkıyor. 2023 yılı için ciro dağılımında kantitatif araştırmaların oranı %44.9 iken, panellerin oranı %39.5, kalitatif araştırmaların ise %9.2 oldu. 2018 yılından bu yana benzer seviyede devam eden panel araştırmalarının cirosu 2022 yılında %45’in üzerine çıkmıştı, 2023 yılında daha önceki yıllarda sahip olduğu seviyeye geri döndü.

Kantitatif araştırmaların ciro dağılımı, araştırma yöntemi kırılımında incelendiğinde, yüz yüze ve online/mobil araştırmalar başı çekiyor.  2018 yılına kadar online/mobil araştırmalar payı yavaş bir şekilde artış gösterirken, pandeminin de etkisi ile 2019 ve 2020 yıllarında her yıl bir önceki yıla göre payını yaklaşık iki katına çıkardı. Bu esnada yüz yüze araştırmaların payı 2020 yılında ciddi bir düşüş gösterdi ve sonraki yıllarda benzer seviyelerde kaldı. 2023 yılında online/mobil araştırmalar %45 oran ile ilk sıradayken yüz yüze araştırmalar %38 oran ile ikinci sırada yer aldı.

Araştırma Sektöründe Çalışan Sayısı Artmıyor

Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu sonuçlarına göre sektörde 2023 yılında toplam çalışan sayısı 2021 yılına göre %20 daha az. Raporlama çalışmasına düzenli olarak katılan 18 araştırma firmasından elde edilen verilere göre 2023 yılında araştırma sektöründe toplam çalışan sayısı 1.573 kişi. Bu rakam, yarı zamanlı çalışanlar, anketörler, freelance ve sözleşmeli çalışan kişileri de kapsıyor. Tam zamanlı çalışan kişi sayısına ise çalışmada raporda 1.398 kişi olarak raporlanıyor.

TÜAD Başkanı ve Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik rapora ilişkin değerlendirmelerini şu şekilde ifade etti: “Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu, TÜAD’ın sektörümüze en önemli katkılarından bir tanesidir. Yıllardır sektörün gelişimini ve konjonktürün sektörümüze etkilerini bu rapor sonuçlarına göre takip ediyor, şirketlerimizin ve sektörümüzün yol haritasını oluşturuyoruz. Bu sebeple raporun ortaya çıkmasına katkı sağlayan tüm şirketlere ve TÜAD gönüllülerine çok teşekkür ediyorum.

Hacmi itibarıyla ülke ekonomisinden çok daha büyük bir hızla büyümesi gereken sektörümüz, enflasyon seviyesini göz önüne aldığımızda 2023 yılında yeterli seviyede büyüyemedi. Durumu daha net ortaya koymak için sektörün dolar cinsinden performansına da bakabiliriz. 2011 yılında cirosu 196 milyon USD olan araştırma sektörünün 2023 yılındaki büyüklüğü 118.7 milyon USD.  Türkiye ekonomisi 2011 yılından bu yana USD bazında %33 büyüyerek 1 trilyon doları aşarken, araştırma sektörü küçüldü. Bu durum da bizim toplam ekonomideki payımızın giderek küçüldüğünü gösteriyor.

Sektörümüzdeki tüm şirketler ve meslek örgütü olarak hep birlikte sektörün büyümesine odaklanmamız şart.  Araştırmanın markalar için bir yatırım kalemi olduğu anlayışını hep birlikte yerleştirmemiz çok önemli. Çünkü araştırma yapmadan öngörüde bulunmak, başarılı olabilmek çok zor. Ülke sektörünün oyuncuları olarak en yeni yaklaşımlar, teknolojiler ve yetkin insan kaynağı ile markaların araştırma yatırımlarını artırmalarını sağlamalıyız.

Sektörümüzün teknolojisini güçlendirmesi, üretken yapay zekâ ile teknoloji ve dijital devrimin yaşandığı bir dönemde dönüşmesi, bu alanlarda yeni yatırımlar yapması ve yeni yetenekleri kendisine çekmesi de kritik öneme sahip. 2023 yılında çalışan sayımız bir önceki yıla göre artmış olsa da 2021 yılının altındayız. Sektörümüzün geleceği için karar vericiler olarak bu konuya odaklanmalı ve araştırma dünyasının sahip olduğu insan kaynağını artırmalıyız. Genç yetenekler için devamlı öğrenip kendilerini geliştirecekleri, araştırma yaparken üretken yapay zekâ ile kendi sınırlarını zorlayacakları ve zamanın ruhunu yakalayacakları bir sektör olmalıyız.”

Merrakla beklenen konferans Araştırmalarda Yenilikler yapıldı

Merrakla beklenen konferans Araştırmalarda Yenilikler yapıldı

Araştırma sektörünün dünyada ve ülkemizdeki lider kuruluşu Ipsos’un düzenlediği; ​Araştırmada Yenilikler Konferansı​, on beşinci yılında yüksek ilgi ve izleyici katılımıyla​ DasDas İstanbul’da gerçekleştir​ildi.

Pazarlama sektörlerindeki global yeniliklerin dünya ile eş zamanlı ülkemizde anlatıldığı, Araştırmada Yenilikler Konferansı’nda bu yılın ana teması « rağmen » oldu.

İklim krizine, ekonomik göstergelere, siyasal belirsizliklere ve yapay zekânın getirdiği tüm soru işaretleri konusunda uzman isimler ve bilimsel verilerle konuşuldu.  Konferans katılımcıları; Türkiye’nin en geniş kapsamlı yaşam tarzları araştırmalarından biri olan Türkiye’yi Anlama Kılavuzu’ndan ve Türkiye’nin sıcak gündemini yakından takip eden Gündeme Dair araştırmalarından sorularla toplantı sırasında salonda mobil ankete de katıldı. Bu yönüyle de Ipsos, araştırma sektörünün büyümesi, gelişmesi ve yenilikleri yakalayabilmesi için bu tür platformlarda buluşulmasına öncülük etti.

Konferans başkanlığını Ipsos CEO’su Sidar Gedik’in yaptığı bu değerli buluşmanın içeriği; birbirinden değerli başlıklar, veriler ve konuşmacıların anlatımları üzerinden ilerledi.  ​Ayrıca bu yıl ​konferans ; Ipsos’un imza araştırmalarından biri ​olan “Türkiye’yi Anlama Kılavuzu 2024 Raporu” nun önemli bir bölümün​ün lansmanına ev sahipliği yaptı.  Ülkemizin en geniş kapsamlı yaşam tarzı araştırmalarından biri ola​n Türkiye’yi Anlama Kılavuzu; Ipsos Kilit Müşteri Yönetimi Kıdemli Direktörü Gülin Eraydın’ın aktarımı, Sosyolog, Yazar Can Kozanoğlu yorumuyla, Mirgün Cabas moderatörlüğünde ele alın​dı. Bu bölüm; insana dair en temel özelliklerden birisi “değişim” kelimesi altında detaylandırıldı.  İnsan değişiyor, toplum değişiyor ve topluma dair en temel yapı taşlarından birisi olan aile kavramı değişiyor. Ailenin içerisindeki roller, kadının iş hayatına katılımı ve ekonomik etkenlerle yeniden şekilleniyor. Toplumsal kümeler, yenilenen segmentler değişen sosyal hayatı, kültürel dönüşümü, tüketimi anlamaya verlerle bilimsel açıdan ışık tuttu.

 

Ipsos Sandık Sonrası Araştırması 2024

Ipsos Sandık Sonrası Araştırması 2024

Bu bir tahmin çalışması değil. Yapılmış olan seçimin sonuçlarını bilimsel Yönleriyle İnceleme, Anlama Çalışması” …

IPSOS Araştırma Şirketi Sandık sonrası verileri açıkladı. Türkiye genelini kapsayan araştırma çarpıcı bulguları ortaya koydu. Araştırma 31 Mart seçimlerinden sonraki iki gün içerisinde gerçekleştirilen görüşmelerle elde edildi.  Dünyanın ve Türkiye’de önde gelen lider araştırma şirketi Ipsos; dünyada toplam on dokuz bini aşkın çalışanı ile global ve kurumsal bir hizmet veriyor. Ipsos Türkiye’nin bu araştırmasının künyesine bakıldığında; toplamda 2 bin 29 kişiyle görüşümeler gerçekleştirdiğini belirtti. Online ve telefon görüşmeleriyle elde edilen veriler toplamda yüzde 95 güven aralığında ve artı-eksi 2,2’lik bir yanılma payına sahip.

Ipsos CEO’su ve aynı zamanda TÜAD (Türkiye Araştırmacılar Derneği) Başkanı Sidar Gedik

Ipsos CEO’su ve TÜAD (Türkiye Araştırmacılar Derneği) Başkanı Sidar Gedik

Ipsos CEO’su ve aynı zamanda TÜAD (Türkiye Araştırmacılar Derneği) Başkanı Sidar Gedik çalışma ile ilgili şöyle değerlendirmelerde bulundu; “Seçime katılım oranı yaklaşık yüzde 78,5. Bizim örneklemimizin de yine yaklaşık yüzde 78,5’i (1521 kişi) o seçimde oy kullananlardan, yüzde 21,5’i de oy kullanmayanlardan (431 kişi) oluşuyor. Sandık Sonrası araştırmalarını 10 yılı aşkın bir süredir her seçimden, her referandumdan sonra gerçekleştiriyoruz. Bu bir tahmin çalışması değil. Yapılmış olan seçimin sonuçlarını bilimsel açılardan, siyaset dilinden uzak inceleme, anlama çalışmasıdır.Seçim sonu çalışmalarının belli bir kurum veya siyasi parti adına yapmıyoruz. Tamamen topluma doğru bilginin erişmesi için gerçekleştiriyoruz. Faydalanmak isteyen toplumdaki her bireye hizmet olarak gerçekleştirdiğimiz çalışmanın ve maliyetinin tamamen Ipsos Araştırma şirketi tarafından karşılıyoruz” dedi.

Ipsos Türkiye

PARTİ TERCİHLERİNDE YAŞA GÖRE DAĞILIMDA NE OLDU?

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullanan AK Parti seçmeninin yüzde 84’ü bu seçimlerde de oy kullanmadığı, yüzde 16’sı sandığa gitmediği, CHP seçmeninin yüzde 10’u oy kullanmaya gitmediği bulguları mevcut. Geçen seçimlerde oy kullanıp bu seçimlerde oy kullanmayan seçmenlerin yüzde 26 sını AK Parti seçmeni oluşturuyor. Emekli ve işsizler ‘chp’, ev hanımları ‘ak parti’ dedi

IPSOS Araştırma Şirketi

EKONOMİNİN MEVCUT DURUMUNUN ETKİSİ NASIL? 

Dünya ve ülke gündemi derinden etkileyen önemli bir başlık… Türkiye’de ekonomi enflasyonun etkileriyle daha ağır hissedildi. Katılımcılar; Türkiye ekonomisinin çok kötü gittiği konusunda neredeyse hemfikir denilebilir.

IPSOS Araştırma Şirketi

GELECEĞE YÖNELİK BEKLENTİ: 

Katılımcıların oy verme tercihlerinde etkili olan gündem başlıkları sıralamasına bakıldığında ise ekonomi ve enflasyon ilk 2 sırada yer aldığı görülüyor. Araştırmada; katılımcıların gelecek beklentileri sorulduğunda, AK Parti seçmeninin yüzde 33’ü CHP seçmenin yüzde 35’i gelecekten umutlu. Bu oran yüzde 14’le İYİ Parti seçmeninde en düşük olduğu söylenebilir.

ÇALIŞMA DURUMUNA GÖRE OY DAĞILIMLARI NASIL?

Ipsos Araştırma şirketinin elde ettiği raporda yer alan bulgulara bakıldığında; çalışanların yüzde 38’i CHP’ye, yüzde 33’ü AK Parti’ye oy verdi. Emeklilerin yüzde 58’i CHP’ye, yüzde 21’i AK Parti’ye oy verdi. Ev hanımlarının yüzde 43’ü AK Parti’ye, yüzde 32’si CHP’ye oy verdi. İşsizlerin yüzde 45’i CHP’ye, yüzde 27’si AK Parti’ye oy verdi.

IPSOS Araştırma Şirketi

DİĞER GÜNDEM KONULARININ SEÇMEN TUTUM DAVRANIŞINA ETKİSİ NASIL?

Oy verme tercihlerinde etkili olan gündem başlıkları sıralamasında ilk ikide;  Ekonomi ve Enflasyon olduğu görüldü.

Dışarda yemek tüketimi azaldı mı? İşte rakamlar

Dışarda yemek tüketimi azaldı mı? İşte rakamlar

TÜRKİYE’DE HAZIR YEMEK TÜKETENLER;

  • Ev dışında; restoran mı daha çok tercih edildi?
  • Kafeye mi gidildi?
  • Otel vb bir mekânda yemek yiyenler ne durumda?…
  • Eve sipariş edenlerin oranı ne?
  • Veya gel-al yöntemiyle hazır yemek satın alanların yüzdesi kaç?

Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirmiş olduğu; ülkemizdeki nereyse tek denilebilecek detayların izlendiği IPSOS YEME&İÇME PANELİ araştırma verilerinden hazırlanmıştır.

BİREYLER 2023 YILINDA 2.4 MİLYAR YEME- İÇME TÜKETİM VARKEN GEÇEN YILA KIYASLA BU YIL % 4 KÜÇÜLME OLDU.  Ev-dışı gıda tüketiminin bireysel nedenlerini genellikle gıda harcamalarını azaltma, etkinlik, eğlence, damak tadı ve sosyal etkileşim olarak sıralasa da, bu harcamalarda görülen değişkenliklerin temel nedenleri oldukça çeşitlidir. Örneğin, kadınların iş gücüne katılımının artması, ev-dışı gıda harcamalarının gelir artışına duyarlılığı ve gelirlerdeki satın alma gücündeki artışlar, kentli nüfusun büyümesi ve hane halklarının zaman kısıtlarının artması gibi demografik ve ekonomik faktörler önemlidir. Ek olarak Ayrıca, gıda üreticisi ve sunucusu firmaların küreselleşme sonucunda yaygınlaşması, artan pazarlama ve reklam faaliyetleri, gelenek, kültür ve sosyal yapıların değişimi, eğitim, turizm ve tüketici tutumlarındaki değişimler de ev-dışı gıda tüketim harcamalarını etkileyen unsurlar arasında yer almaktadır. Ortalama bir birey yıl içinde 7 farklı restoran tipinden tüketim gerçekleştirirken, ayda yaklaşık dört kere sipariş verdi.

Ipsos Türkiye

  MEKANDA TÜKETİMLER ESKİ SEVİYESİNİN ALTINDA KALDI. Yeme-İçme tüketim sayısındaki düşüş Eve Sipariş ve Gel-Al’ın azalmasından kaynaklandı. Yerinde tüketimdeki kısmi büyüme toplamdaki düşüşü önlemeye yetmedi. Pandemi sonrasında 2022 yılında artmaya başlayan ve 2019 seviyesini yakalayan tüketim sayısı tekrar gerileme gösterdi. Pandemi öncesi ile kıyaslandığında, Mekanda tüketimler eski seviyesinin altında kaldı. Pandemi döneminde popüler hale gelen Gel-Al tüketimler son iki yılda düşüş gösterse de, Pandemi öncesine göre daha çok tercih edilmeye devam etti.

Ipsos Türkiye

 HER 100 TÜKETİMİN 23’Ü KEBAPÇILARDAN YAPILDI…

Tüketim azalmasında Kebapçı, Çiğ Köfteci ve İskender-Dönercilerin etkisi öne çıktı. 2023 yılında her 100 tüketimin 23’ü kebapçılardan yapıldı. 2022 yılına göre en çok tüketim payı kazancını lokantalar sağladı. Lokantalar ortalamadan daha uygun fiyatlı tüketim imkanı sağlamasıyla farklılaşıyor. Ayrıca öğle yemeklerinde tercihi edilme oranı artarak devam ediyor. Modumuz düşük olduğunda yüksek karbonhidrat içeren gıdalara yöneldiğimizi belirten Sert, bunun nedenini ise şöyle açıklıyor

Ipsos Türkiye

 2023 yılında her 100 tüketimin 23’ü kebapçılardan yapıldı.

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu ; 2023 yılında 2.4 milyar yeme-içme anı oldu. Geçen yıla kıyasla bireyler daha az sıklıkta hazır yemek tükettikleri için pazar %4 daraldı.  Tüketim sayısındaki düşüş Eve Sipariş ve Gel-Al’ın tüketim sayısındaki azalmadan kaynaklandı. 2023 yılında en çok tüketim %22.9 ile Kebapçılardan yapıldı. Ancak geçen yıla kıyasla Kebapçıların payı 1.7 puan azaldı. 2022 yılına göre en çok tüketim payı kazancını ortalamaya göre daha uygun fiyatlı yemek yenebilen lokantalar sağladı. 2023 yılında yeme-içme tüketimlerinin %21.1’ini lokantalar oluşturdu. Pandemi sonrasında 2022 yılında artmaya başlayan ve 2019 seviyesini yakalayan tüketim sayısı tekrar gerileme gösterdi. Pandemi döneminde popüler hale gelen Gel-Al tüketimler  son iki yılda düşüş gösterse de, Pandemi öncesine göre daha çok tercih edilmeye devam etti.Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Depremin ardından, bir yıl sonra nasıl hissediyoruz?

Depremin ardından, bir yıl sonra nasıl hissediyoruz?

DEPREMİN ARDINDAN NASIL HİSSEDİYORUZ? 6 Şubat depremlerinin birinci senesinde deprem bölgesinde yaşayan bireylerin hissettiği duygular daha olumsuz. Deprem illerinde yaşayan bireyler toplumun geneline göre daha yorgun, endişeli, üzgün ve kafası karışmış hissediyor…

Ipsos Türkiye

SON BİR HAFTADIR NELER KONUŞUYORUZ? Geçim zorluğu herkes tarafından en çok konuşulan konu. Türkiye genelinde yerel seçimler, deprem illerine göre daha yüksek oranda konuşuluyor. Deprem illerinde ise olabilecek yeni bir deprem ve bu illerde yaşayan bireylerin ihtiyaçları, toplumun geneline göre çok daha fazla konuşulan konular.

Ipsos Türkiye

 DEPREM KONUSUNDA ENDİŞE DÜZEYİ…

Yaşanılan bölgede / ilde deprem olması konusundaki endişe düzeyi hala yüksek. Ancak 6 Şubat depremlerinin hemen sonrasında deprem illeri dışındaki illerde yaşayan kişilerin %56’sı oldukça endişeliyken bugüne gelindiğinde bu oran %40’a kadar gerilemiş durumda. Deprem illerinde yaşayan bireylerin endişesi ise çok daha yüksek.

Ipsos Türkiye

İSTANBUL / MARMARA DEPREMİ KONUSUNDA ENDİŞE…

Marmara depremi konusundaki endişeler devam ediyor. Ancak endişe düzeyinin yoğunluğu azalmış

Ipsos Türkiye

NORMALLEŞME SÜRECİ …

Deprem bölgesi dışında yaşayan her dört kişiden biri halen normale dönemediğini ifade ediyor. Deprem illerinde yaşayan bireylerin yarısı normale dönemediklerini belirtirken hayatının normalleştiğini söyleyenlerin oranı yalnızca %5.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; 6 Şubat Depremleri’nde hayatını kaybedenleri rahmetle anıyoruz, geride kalanlara bir kez daha sabır ve şifa diliyoruz. Toplum yaraların sarılması için ilk andan itibaren takdire değer bir kenetlenme örneği gösterdi, ilk haftalarda çok yoğun bir destek faaliyeti yaşandı. Ancak zaman ilerledikçe insanın en önemli özelliklerinden biri olan “unutma” kabiliyeti devreye girdi. Ne yazık ki deprem 2023 yılı Nisan ayına geldiğimizde ülkemizin en önemli sorunu listemizdeki yerini kaybetmişti bile.

Aradan bir yıl geçti, deprem illeri ile ülkenin geri kalanı arasında hissedilen duygular bakımından bir fark olup olmadığını araştırdık. Depremden bağımsız olarak, özellikle de ekonomik kriz nedeni ile uzun bir süredir genellikle olumsuz duygular dile getiriliyor. Deprem bölgesinde yaşayan vatandaşlar açısından bu olumsuz hisler bir kat daha fazla.

Deprem şehirleri haricindeki bölgelerde yaşayan vatandaşlar içinde bölgedeki insanların ihtiyaçlarının dile getirilme oranı %19, bölgede ise bunun iki katı bir oran var. Yaklaşan seçimlerin gündem oluşturması oranı da bölgede daha düşük. Yeni bir deprem yaşanma ihtimali de yine bölgede yaşayan vatandaşların gündemini daha fazla meşgul ediyor.

Geçen yıl depremden sonra bölge dışında yaşayan vatandaşların %56’sı bulunduğu şehirde bir deprem yaşanması ihtimalinden büyük endişe duyuyordu. 1 sene sonra bu oran %40’a gerilemiş halde. Öte yandan bu endişe, deprem bölgesinde sıcaklığını korumaya devam ediyor. Benzer durum bilim insanları tarafından uyarıları yapılan muhtemel Marmara depremi için de geçerli. Deprem bölgesindeki vatandaşların sadece kendi şehirlerine yönelik değil olası Marmara depremine dair endişeleri de yüksek.

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK

Manevi etkisi hiçbir zaman yok olmayacak bir felaket yaşadık. Deprem bölgesi dışında yaşayan her dört vatandaştan biri halen normale dönemediğini ifade ediyor. Deprem bölgesinde ise neredeyse her iki vatandaştan biri halen normale dönemediğini belirtiyor. Hayatının normalleştiğini belirtenlerin oranı sadece %5, ateş düştüğü yeri yakmaya devam ediyor.

Yaklaşan yerel seçimlerde adayların taahhütleri arasında depreme yönelik önlemler öne çıkıyor. Felaketin bu anlamda bir uyandırma çağrısı görevi görmüş olması çok önemli. Umarız seçimlerden sonra kazanan adaylar bugün ortaya koydukları projeleri hızla hayata geçirirler ve binalarımızı depreme hazırlıklı hale getirebiliriz. Bizden sonraki nesillere deprem riski karşısında daha güvenli şehirler bırakmak boynumuzun borcu olmalı.

Türkiye Filistin’den göçmen kabul etmeli mi?”

Türkiye Filistin’den göçmen kabul etmeli mi?”

▪  Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen;  GÜNDEME DAİR araştırma bulgularından derlenen dosya içeriğinde;

  • Toplum, İsrail ile Hamas arasındaki savaş hakkında ne kadar bilgili?
  • Türkiye’nin bu süreçte yürüttüğü politikayı destekliyor mu?
  • Türkiye’nin de bu savaşa dahil olma ihtimali konusunda endişeli mi?
  • Bu savaş bölgedeki diğer ülkelere yayılır mı?
  • Dünya ülkelerinin savaşı önlemek için yeterli çabayı gösterdiklerini düşünüyor musunuz?
  • Türkiye Filistin’den göçmen kabul etmeli mi?
  • Sizce Türkiye bu savaştan ekonomik açıdan nasıl etkilenir gibi sorulara verilen yanıtlara ilişkin bilgiler bulunmaktadır.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Covid-19 salgınının yıkıcı etkileri henüz yeni yeni ortadan kalkarken Rusya ve Ukrayna arasında patlak veren savaş, ülkemizi bir kaos coğrafyasının içinde bıraktı. Bu savaş tüm şiddeti ile devam ederken geçtiğimiz 7 Ekim’de Gazze’de bu sefer İsrail ve Hamas arasında başlayan çatışmalar bulunduğumuz geniş coğrafyadaki kaosa yeni katmanlar ekledi. Türkiye’de vatandaşlar İsrail ve Hamas arasındaki savaşı çok yakından izliyor, her dört kişiden üçü savaşa dair bilgili olduğunu ifade ediyor. Yaklaşık 1 ay ara ile iki kez gerçekleştirdiğimiz araştırmada bu oranda bir gerileme tespit etmedik, ilgi tazeliğini korumaya devam ediyor.  Çatışmalar başladıktan 1 ay sonra yaptığımız ilk araştırmada Türkiye’nin bu süreçte yönettiği politikaya destek verenlerin oranı %40 idi. Aralık ayı ortalarına geldiğimizde bu oranda bir azalma veya artma söz konusu değil. Ülkemizin bu savaşa doğrudan dahil olmasına dair bir endişe var. Araştırmaya katılanların yarıdan fazlası Kasım’da endişeliydi, Aralık’ta da durum değişmedi. Ancak vatandaşlarımıza göre savaşın diğer ülkelere yayılma ihtimali giderek zayıflıyor.

Sidar Gedik

Araştırmaya katılan vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu diğer ülkelerin çatışmaları önlemek için yeterli önlem almadıklarını düşünüyorlar. Bu şekilde düşünenlerin oranı Kasım’da %76 idi, Aralık’ta da %72. Ancak alınması gereken önlemin ülkemize Filistin’den göçmen kabul etmek olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Filistin’den göçmen almamalıyız diyenlerin oranı iki ayda %54’ten %59’a yükselmiş durumda. Çatışmaların uzaması ve henüz bir ekonomik ambargoya yol açmaması sonucunda bu savaşın ekonomi üzerinden olumsuz etkisi olacağını düşünenlerin oranı geriledi, herhangi bir etkisi olmayacak görüşünde olanların oranı %4 artıyor. Bölgeden gelen haberlerdeki fotoğraf ve videoları izlemek çok zor. Bizim izlemekte zorladığımız sahneleri insanlar hergün yaşamak durumunda kalıyorlar. Hiç vakit kaybetmeden kalıcı ateşkesin sağlanması ve sivil ölümlerinin bir an önce durması ilk öncelik olmalı. Çatışmaların tekrar etmesini önleyecek bir çözümün bulunmasını diliyorum.

Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?

Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?

2023 EYLÜL TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ, DÜNYANIN ENDİŞELERİ araştırmaları; Ipsos Araştırma Şirketi tarafından dünya çapında 29 ülkede gerçekleştirilmiştir.  Ipsos’un GÜNDEME DAİR araştırması ise sadece ulusal, Türkiye temsili verileri kapsamaktadır. Bütün bu çalışmalardan derlenen seçili bulgular bu dosya içeriğinde mevcuttur…

Ipsos Türkiye

  • Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?
  • Tüketici güven endeksi ne durumda?
  • Dünyanın endişeleri neler? Toplumların yaşadıkları ülkelerde ilk üç sıraya yerleştirdikleri en çok endişe duydukları konular neler?
  • Türkiye3nin ekonomisinden memnuniyeti ne durumdadır?
  • Beklentiler ne yönde?
  • Döviz kuru beklentileri nasıl?
  • Enflasyona yönelik beklentiler ne durumda?
  • İşsizlik ile ilgili beklentiler de durum ne?
  • Kişisel harcamalara yönelik beklentiler ne?

Ipsos Türkiye

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yukarıda sıralanan başlıklara ait sorulara bireylerin verdiği ifade, tutum ve davranışlarının değerlendirmeleri grafiklerle de anlatılmıştır.

ENFLASYON VE GÜVEN ENDEKSİ Dünyanın en büyük endişelerinden biri her zaman ekonomi olarak ilk sırada yer alır. Sıra ancak ki; olağan üstü durumlarda bir salgın, savaş, terör olayları olmadığı sürece ilk sırada enflasyonu görmek tüm dünyada mümkündür. Endişenin kaynağı yüksek enflasyon tüm ekonomilerde ciddi bir şekilde bozulmalara yer açmakla birlikte toplumların ekonomik, sosyal ve mali hayatında her yönden olumsuzluklara sebebiyet verir.  En fazla negatif etki; toplumda gelirleri enflasyon oranında artış görmeyen sabit gelirli gruplarda görülür. Ayrıca yatırım ve tasarruf konularda bu ortamda kitlenir. 29 ülkede yapılan araştırmada güven endeksi sıralamasında sondan üç ülke; Türkiye %32.0, Arjantin 33.1 ve Macaristan 35.1 ’dir.

Yukarıda sıralanan başlıklara ait sorulara bireylerin verdiği ifade, tutum ve davranışlarının değerlendirmeleri grafiklerle de anlatılmıştır.

Ülkelerin sosyoekonomik varlığının mevcudiyetinin fotoğrafını çekmek için çok sayıdaki mikro ve makro değişkenden faydalanıldığı ekonomistler tarafından belirtilmektedir. Bu göstergelerin başında işsizlik, enflasyon, yoksulluk, ulusal gelir, büyüme gibi makro değişkenler önemli bir yer tutmaktadır. Yaşamı etkileyen bbu değişkenler bir taraftan da; insani gelişme, yoksulluğa ve tüketici güven endeksi gibi göstergelerle sıklıkla ele alınmaktadır. İlk sırada tüketici güven endeksi bulunur. Bunun amacı; tüketicilerin mevcut ve geleceğe dair tutumlarını ortaya koymaktır.

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Takip ettiğimiz ekonomik göstergelerin bazılarındaki değişimlerin yeni bir trend başlangıcı olmadığını Eylül sonuçları ile görmüş olduk. Örneğin Ipsos’un Dünya’nın Endişeleri Araştırması’na katılanların enflasyona dair endişe seviyesi Ağustos’ta 1 puan gerilemişti, ancak Eylül’de yeniden 1 puanlık yükseliş gördük. Global endişeler arasında ilk sırada olan enflasyon acaba bu konumundan uzaklaşmaya başlamış olabilir mi sorumuzun cevabını da almış olduk. Enflasyon bir çok ülkenin en büyük endişesi olmaya devam ediyor. Enflasyona dair en yüksek endişe seviyesi Arjantin’de, ülkemiz ise bu konuda dördüncü sırada yer alıyor.

Ipsos’un 29 ülkede ölçtüğü tüketici güveni sıralamasında Türkiye Ağustos’ta en son sıraya düşmüştü, Eylül’ü de maalesef en son sırada kapattık. 29 ülke ortalaması 47,6 iken bizim tüketici güveni endeks değerimiz 32 oldu. Düşük endeks değerini TÜİK ölçümünde de görmeye devam ediyoruz.

Henüz ısınma ve enerji masraflarının hane bütçelerini zorlamaya başlamadığı aylardayız. Bu koşullarda da ülkenin en önemli sorunu olarak ekonomi dile getiriliyor, enflasyonun yükselmeye devam ettiği şu dönemde bunun kış aylarında daha da ağır hissedilen bir sorun olması şaşırtıcı olmaz.

Ülke ekonomisinden memnun olanların oranı %4 seviyesinde, yani neredeyse hiç kimse memnun değil. Döviz kurunun seyrine, işsizlik oranın akıbetine dair beklentiler olumsuz olmaya devam ediyor. Yaşam standardındaki gerilemeye, kişisel harcamaların artacağına dair negatif beklentilerde bir dip noktayı görmüş olabiliriz. Ancak diğer tespitlerin de ışığında bu dip noktanın artık olumluya doğru bir dönüş anlamına geldiğini düşünmüyorum. Bundan ziyade artık gidilecek daha da kötü bir seviyenin zorluğundan ileri geldiği fikrindeyim. Bir süre daha ufak iniş çıkışlar ile bu dip seviyelerde kalmaya devam edeceğiz gibi görünüyor.

Türkiye ekonomisinden memnun olanların oranı % 3

Türkiye ekonomisinden memnun olanların oranı % 3

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen üç ayrı araştırma dosyasından derlenen « Ipsos Ağustos Ekonomi Dosyası 2023 » dosya içeriğinde; ülkemizin de içinde bulunduğu iki global araştırma ve Türkiye’de yapılan Gündeme Dair araştırmasından veriler yer almaktadır. Tüketici endeksinde son bir ayda neler oldu? Son bir ayda dünyanın endişl​Eeri nelerdi ? Ülkeler arası enflasyon ortalaması ne gösteriyor? Ağustos 2022’den bu yıl Ağustos ayına kadar olan süreçte Türkiye’nin önemli sorunu nedir ? Ülkemiz ekonomisinde memnuniyet nedir ? en önemli sorunu nedir ? Döviz kuru beklentileri nedir ? Enflasyon beklentileri nelere işaret ediyor ? Yaşam standardına yönelik beklenti nasıl ? Bu yılın geri kalan aylarında bireylerin kendi yaşam standardının nasıl olacağı hakkında düşünceleri nedir ? Bu konudaki beklentiler nasıl belirtiliyor ? Ve kişisel harcamalara yönelik beklentiler nelerdir ? Gibi sorulara bireylerin verdiği İfade, tutum ve davranışlar içeren bilgiler bu dosyada sunulmaktadır.

 Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Ekonomi dosyamızın Haziran ayı sonuçlarını değerlendirirken negatiften daha negatife doğru bir trend olup olmayacağını göreceğiz notunu düşmüştüm. Bu notu düşmemin nedeni seçim öncesinde esen görece olumlu rüzgârın Haziran’da yeniden olumsuz yöne dönmesiydi. Temmuz’da ise bu olumsuzluk iyice belirginleşti ve endişelendiğim üzere negatiften daha negatife doğru bir seyir başladı. Haziran’da ülke ekonomisinden memnun olmayanların oranı %66 iken, Temmuz’da %77, Ağustos’ta ise %81 oldu. Türkiye ekonomisinden memnun olanların oranı %3’e kadar geriledi, ki zaten bizim araştırmamızın istatistiki payı %3,5, yani Ağustos ayı itibarıyla ülke ekonomisinden memnun olan kimse kalmadı desek yanılmamış olabiliriz.

Bu sonucun sağlamasını yapmak için TÜİK Tüketici Güven Endeksi’nin Ağustos ayındaki gidişatına bakabiliriz, endeks 12 puanlık gerileme ile son 12 ayın en düşük değerine düştü. Ipsos’un 29 ülkede ölçtüğü tüketici güveni değerinde de Türkiye endeksi Ağustos’ta 7 puandan fazla geriledi ve tüm bu ülkeler arasında tüketici güveni açısından en son sıraya düştük. Ipsos tüketici güven endeksinin 29 ülke ortalamasında ise bir değişim yok, Haziran’da bulunduğu seviyeyi korudu. Yani son 2 ay içinde bu ülkeler ortalamasında bir değişim olmazken ülkemizdeki tüketici güveni kayda değer şekilde geriledi.

Ipsos’un Dünya’nın Endişeleri Araştırması katılanların ülkesi için en çok endişelendiği 3 konu içinde enflasyon hala ilk sırada. Ancak enflasyondan endişelenenlerin oranında Ağustos’ta Temmuz’a göre 1 puanlık bir azalma var. Bu değişimin bir trendin ilk işareti olup olmadığını görebilmek için Eylül sonuçlarını beklememiz gerekiyor. Çünkü enflasyonda olumlu bir kıpırdanma varken işsizlikten endişe duyanların oranında bir artış görüyoruz. Alınan önlemler ile birçok ülkede soğutulan ekonomilerde enflasyonun düşüş işaretlerinin bir işsizlik artışı riski de barındırdığı malum, bu endişe araştırmamıza da yansımış gibi.

Türkiye’de yaptığımız Gündeme Dair araştırmamızda ülkemizin en önemli sorunu ekonomidir diyenler ezici şekilde baskın, hala her on kişiden dokuzu bu şekilde düşünüyor. Enflasyonun yükselmeye devam edeceği düşüncesi yerleşmiş durumda. Merkez Bankası’nın bu konuya dair açıklamaları da enflasyonun düşme eğilimine geçmesinin 2024 yılı içinde olacağı yönünde. Dolayısıyla vatandaşların enflasyonun izleyeceği seyre dair tahminleri ekonomi yönetimi ile paralel. Döviz kurlarındaki yükselişin devam edeceği düşüncesi de hâkim olmaya devam ediyor, kurlar düşer diyenlerin oranı da azaldı.

Gündeme Dair araştırmamızdaki tüm bu olumsuz değerlendirmelere ek olarak dikkat çekici olan bir diğer tespit ise işsizlik endişesindeki yükseliş. Vatandaşların büyük çoğunluğu enflasyonun yükselmeye devam etmesine paralel olarak aynı süreçte işsizliğin de artacağını düşünüyorlar. İşsizlik artar diyenlerin oranı %66’dan %73’e yükseldi. Yüksek enflasyona eşlik edecek bir ekonomik durgunluk endişesi var.  Bunun doğal sonucu olarak da her on kişiden altısı yılın geri kalan aylarında yaşam standardının düşeceğini belirtiyor.

Tüketici güveninde dikkat çekici aşınma devam ediyor. Açıklanan son büyüme oranında iç tüketimin ne kadar önemli rol oynadığını gördük, bu yüzden tüketici güveni çok önemli. İç tüketimin yavaşlaması, gerçekten de vatandaşların endişesini duydukları durgunluk, işsizlik artışı gibi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle de ekonomi yönetiminin enflasyon ile mücadeleye yönelik aldığı kararların güven tesis edici sonuçlar üretmesi de çok kritik.

Ipsos Türkiye