Yazılar

TV mi? İnternet mi?

TV mi? İnternet mi?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen TÜRKİYE’Yİ ANLAMA KILAVUZU araştırma  verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; TV izleme, basılı yayın okuma ve yayın platformlarında dizi film izleme oranları ve içerik tercihleri mercek altına alındı. Güncel TV izleme oranları, hiç Televizyon izlemiyorum diyenler, basılı yayın okuyanlar ve veya internet yayınları üzerinden takip edenler, bu takiplerin kalitesi, neler izleniyor ya da takip ediliyor, nerelerde izleniyor? Yayın platformlarındaki oranlarla ortaya çıkan sıralama nasıl, gibi başlıklarda  bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

HERGÜN TV İZLEDİĞİNİ SÖYLEYENLERİN ORANI %69. Dünya gündemleri, ulusal gündemler, savaşlar, salgın hastalıklar iş güç hayat şartları, bireylerin tutum davranışlarını haklı olarak etkiliyor. 2018 yılına kadar her gün televizyon izlediğini söyleyen kişilerin oranı %80’nin üzerindeyken 2020 senesinde %74’e, 2022 senesinde ise %69’a inmiş. Programların ve dizilerin içerik kalitesini arttırması, insanların evinde geçirdiği vaktin bir bölümünü Tv ye ayırması için bu düşüş önemli bir detay… Son yıllarda ben artık hiç TV izlemiyorum diyenlerin oranı bugün her sadece 10 kişiden 1’i… TV yöneticilerinin bu konuyu stratejik olarak gündemlerine yayın politikalarına taşımaları açısından büyük önem taşıyor uyarısı doğru bir tanımlama olur.

Ipsos Türkiye

TV’DE DİZİ İZLEYENLERİN ORANI 2020 YILINA GÖRE 10 PUAN GERİLERKEN; YOUTUBE VE NETFLIX’TE DİZİ İLEYENLERİN ORANI ARTIYOR. Burada bireylerin vakit ayırabildiği zamanlarda izlemek istediği türde seçeneği, istediği tekrarda ve arzu ettiği zaman aralığında izlemesi bu artışın önemli etkenlerinden. Dizi izlemek için hangi platformlar kullanıldığı sorulduğunda 2020 yılında toplumun %45’i TV derken 2022 senesinde bu oran %35’e gerilemiş durumda. TV yerine farklı platformlardan dizi izlemek ise ciddi şekilde yükseliyor. Bugün her 2 kişiden 1’i Youtube’dan dizi seyrettiğini belirtirken, Netflix’ten dizi seyrettiğini söyleyenleri oranı da %9’da %21’e kadar çıkmış durumda. İnsanların hayatına sunduğu bireysel tercihe göre ve kaliteli içerik izleme arayışı bu konudaki vakit ayırma eğilimlerini etkiliyor.

r, salgın hastalıklar iş güç hayat şartları, bireylerin tutum davranışlarını haklı olarak etkiliyor. 2018 yılına kadar her gün televizyon izlediğini söyleyen kişilerin oranı %80’nin üzerindeyken 2020 senesinde %74’e, 2022 senesinde ise %69’a inmiş. Programların ve dizilerin içerik kalitesini arttırması, insanların evinde geçirdiği vaktin bir bölümünü Tv ye ayırması için bu düşüş önemli bir detay… Son yıllarda ben artık hiç TV izlemiyorum diyenlerin oranı bugün her sadece 10 kişiden 1’i… TV yöneticilerinin bu konuyu stratejik olarak gündemlerine yayın politikalarına taşımaları açısından büyük önem taşıyor uyarısı doğru bir tanımlama olur.

BASILI GAZETE OKUMA ALIŞKANLIĞI HER GEÇEN GÜN AZALIYOR. ANCAK INTERNETTEN OKUMA ALIŞKANLIĞI DA SON SENELERDE DÜŞÜŞE ORANLA BAKILDIĞINDA BEKLENDİĞİ ŞEKİLDE ARTMIYOR.

Çağın getirdiği, yaşattığı küresel pandemi ve gündemler sonrası; bireylerin artan hassasiyetleri ve beraberinde her geçen gün ilerleyen teknolojik gelişmelerle alışkanlıklar da değişti.  Hız kesmeyen çağa uygun yeniliklerle; İnternetin koca bir dünyayı bir elin avucuna sığdırma kabileyti ile basılı gazete dergi gibi yayınların takibini düşürdü. 2022 yılında her 2 kişiden 1’i artık basılı gazete okumadığını belirtiyor. Her gün ya da haftada en az bir kere okuyanların oranı da %10 civarında. Her 2 kişiden biri ise bugün internetten gazete okuduğunu belirtiyor. Ancak internetten gazete okuyanların oranı 2018’den beri çok da değişmiyor. Haberler ve ana sayfa gazete okuyan kişilerin en çok okuduğu bölümler… Her 4 gazete okuyandan biri haberleri ve ana sayfayı okuduğunu belirtirken, ekonomi haberleri bu kitlenin %14’ü tarafından takip ediliyor. Bulmaca, spor ve siyaset haberleri takip edilen diğer haber bölümler.

Ipsos Türkiye

 HABERLER / HABER PROGRAMLARI VE YERLİ DİZİLER TOPLUMUN YARISI TARAFINDAN TV’DE İZLENEN PROGRAM TÜRÜ… Haberler, haber programları ve yerli diziler toplumun TV’de en çok izlediği program türleri. Her 2 kişiden biri bu program türlerini izlemekte. Bu iki program türünü yarışma programları takip ediyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Tür.kiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Medyanın biçim değiştirdiğini söylemeye gerek yok. Eskiden bir medya organı sahibi olabilmek en düşük yatırım seviyesinde gazete veya dergi kurmak, daha yüksek yatırımlara çıkabilenler için ise radyo ve televizyon yatırımı yapmak demekti. Şimdi popüler olsun veya olmasın Facebook, Youtube, Twitter, Instagram hesaplarının her biri birer kişisel medya organı. Bu ortamda TV izleme oranının yıllar içinde düşüyor olması da şaşırtıcı değil. Her gün TV izleyenlerin oranı %88’den %69’a kadar düşmüş halde, büyük bir değişim.TV izleyenler açısından haber takibi hala en önemli neden. 2017’de yılın kelimesi “Fake News” idi. Ipsos’un birkaç yıl önce Dünya çapında gerçekleştirdiği araştırmada farklı mecralar arasında TV güvenilir haber kaynağı olma sıralamasında ilk sırada geliyordu. Sonraki dönemde bu tabloda büyük bir değişim de olmadı.Türkiye’yi Anlama Kılavuzu araştırması gösteriyor ki ülkemizde sadece TV izleyicileri değil gazete okurları için de habere ulaşabilmek hala en önde gelen motivasyon. Medyanın giderek içiçe geçerek daha karmaşık bir biçim aldığını görüyoruz. Ulusal gazete haberleri sosyal medyanın en önemli tüketim malzemelerinden biri. Televizyonu talep ettiğimiz anda telefondan izlemek mümkün, sosyal medyada paylaşılan hikayeler gerçek olarak sunuluyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Neyin gerçek neyin türetilmiş olduğunu anlamak güç. Tüm bu zeminde medyaya güveni değil ölçmek tarif etmek bile zor.Öte yandan medya yöneticileri, içerik üreticileri için önemli bir fırsat alanı da söz konusu. Medya tüketimi hiç olmadığı kadar yüksek. İnsanların beklediği şey mümkün olduğunca şeffaf bir yaklaşım, paylaşılan haberlere,reklamlara dair daha yüksek bir sorumluluk duygusu.

Her 10 kişiden 4’ü koronavirüs hastası

Her 10 kişiden 4’ü koronavirüs hastası

Ipsos tarafından gerçekleştirilen  KORONAVİRÜS SALGINI ve TOPLUM Araştırma  verilerinden derlenen bülten içeriğinde bu hafta: toplumun salgınla ilgili son dönemde dünyada ve ülkemizde artan vakalar hakkında toplumun davranış eğilimleri incelendi. Geçmişe nazaran bugünkü rakamlara bakıldığında vaka sayılarının artıp, artmayacağı, artsa bile tehlikeli boyutlara gelip gelmeyeceğine yönelik güncel düşünceler neler? Bireylerin kendileri ya da aileleri için salgının yeniden tehlikeli boyutlara gelip/ gelmeyeceği,  bu durumun toplumda yarattığı kaygı ve endişe durumları, aşı olma ve tedbirlere yönelik yeni ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TOPLUMUN %37’Sİ SALGININ TEKRAR TEHLİKELİ BOYUTLARA ULAŞACAĞINI DÜŞÜNÜYOR.

Vaka sayılarının tekrar artması ile birlikte her 10 kişiden 4’ü vaka sayılarının daha da artacağını ve salgının tekrar tehlikeli boyutlara ulaşacağını düşünüyor. Ancak benzer oranda bir kitle ise vaka sayıları artsa bile salgının eskisi kadar tehlikeli olmayacağı görüşünde. Salgınının bittiği konusunda görüş bildirenlerin oranı ise sadece %11.

Ipsos Türkiye

SALGININ TEKRAR KONUŞULMAYA BAŞLANDIĞI BUGÜNLERDE TOPLUMUN YARISI SALGININ KENDİLERİ VE AİLELERİ İÇİN TEHLİKE OLUŞTURACAĞI GÖRÜŞÜNDE.

Vaka sayılarının 20binler olduğu Mart ayında her 10 kişiden 7’si salgının kendileri ve aileleri için tehlike oluşturduğunu düşünürken vaka sayıları tekrar artmaya başlasa bile bugün bu oran %54 seviyesinde. Diğer dikkat çekici bir bulgu ise toplumun %37’sinin bu virüsün tehlike oluşturmayacağı görüşünde olmaları.

Ipsos Türkiye

 KENDİSİNİN YA DA AİLESİNDEN BİRİNİN COVİD-19’A YAKALANACAĞI KONUSUNDA ENDİŞELİ OLANLARIN ORANI %64. Salgının tekrar tehlike oluşturacağını düşünenlerin oranı %54 seviyesindeyken kendisinin ya da ailesinden birinin koronavirüse yakalanacağı konusunda endişeli olan bireylerin oranı daha yüksek (%64). Bu endişe düzeyi vaka sayılarının günlük 1500’e düştüğü Mayıs ayından çok farklı olmasa da çok endişeli olduğunu belirten bireylerin oranı daha yüksek. Ve her 10kişiden 3’ü bu konuda da endişeli değil.

Ipsos Türkiye

 HER 10 KİŞİDEN 4’Ü SALGIN KONUSUNDA RAHATLAMIŞKEN TEKRAR BU KONUDA ENDİŞELENMEYE BAŞLADIĞINI BELİRTİYOR. Toplumun %30’u salgının ilk gününden beri endişeli olduğunu bu konuda hiç rahatlamadığını belirtiyor. Vaka sayılarının azalması, kısıtlamaların kaldırılması ve yaz aylarının da gelmesi ile birlikte toplumun %44’ünün salgın konusunda kendilerini rahat hissetmeye başladığı ancak vaka sayılarının artması ile birlikte endişelerinin tekrar arttığı görülüyor. Bugün salgın konusunda rahat olan bireylerin oranı ise %26.

Ipsos Türkiye

 AŞI OLMA KONUSUNDA İSE HER 10 KİŞİDEN 4 AŞI YAPTIRMA EĞİLİMİNDE DEĞİL.

Hatırlatma dozlarının tekrar açıldığı bugünlerde bireylerin %25’’i mutlaka aşı yaptıracağını %18’i de aşı yaptırabileceğini belirtmekte. Toplamda aşı yaptırma eğiliminde olan bireylerin oranı bugün için %43. Ancak aşı yaptırmayacağını söyleyenlerin oranı oldukça yüksek. Her 10 kişiden 4’ü aşı yaptırmayacağını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

 HER 3 KİŞİDEN 1’İ NE OLURSA OLSUN MASKE TAKMA KONUSUNDA TEPKİLİ.

Vaka sayılarından bağımsız salgının devam ediyor olmasından dolayı bireylerin %28’i kapalı alanlarda maske takmaya devam etmekte. Vaka sayılarının artması ile birlikte %25’lik bir kesim maskeyi artık takmıyor olsa bile tekrar takmayı düşündüğünü belirtiyor. Diğer taraftan her 3 kişiden biri maske takmayı bıraktığını ve takmayı da düşünmüyor.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Tür.kiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Covid-19 canavarı yok olmaya mı yaklaştı yoksa aslında geçici bir uykuya mı dalmıştı ? Son haftalarda yeniden yükselişe geçen vaka sayıları akıllara bu soruyu getirdi. Bu soru toplumu iki büyük parçaya ayırmış halde, on kişinin beşi salgının eski gücüne kavuşamayarak yok olmaya doğru gideceğini, dördü ise öldü sanılan canavarın yeniden hortlayacağını düşünüyor. Salgının kendisi ve sevdikleri için bir tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı da hala yarıyı geçiyor, bu oran zaten daha aşağıya hiç düşmemişti.

Salgının başlangıcından beri çeşitli zamanlarda yaptığımız ölçümlerde toplumun dörtte birinin endişeli olmadığını, önlemlere ve aşılara da mesafeli olduklarını tespit etmiştik, bu tablo hala devam ediyor. Her dört kişiden biri ben zaten baştan beri endişe değildim diyor. Yine her dört kişiden biri aşı olmayı düşünmüyor.

Ipsos Türkiye

Yaklaşık olarak on vatandaştan üçü maske takmayı hala sürdürüyor, maske kullanımını bırakan ancak yeniden başlamayı düşünenler ile birlikte maske taraftarlarının oranı %40’ı aşıyor. Ancak her üç kişiden biri de maskeye karşı tutum içinde. Umarım elde edilmiş olan bağışıklık seviyesi, mevsim etkileri veya başka varyantlar ile kaybedilmez. Çünkü dünyanın savaş, tedarik problemleri, ekonomik krizler ile çalkalandığı şu dönemde salgını geride bırakmış olmayı gerçekten çok istiyoruz, dahası buna müthiş ihtiyacımız var.

Benzin zamlarından sonra her 10 araçtan 9’u trafiğe daha az çıkıyor

Benzin zamlarından sonra her 10 araçtan 9’u trafiğe daha az çıkıyor
Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ Araştırma verilerinden derlenen bülten içeriğinde bu hafta: toplumda araç sahibi olan bireylerin, akaryakıta gelen zamlardan sonra kullanma eğilimleri incelendi. Geçmişe nazaran bugünkü kullanma durumları, araçları ile işe gitme, alı verişe gitme veya hafta sonu gezmeye gitme davranışları, düşüncelerine yönelik yapılan araştırmada mercek altına alındı. Bu konularda tasarruf yöntemleri neler, akaryakıt alımlarına nasıl yansıyor, araç sahipleri, aracını satmayı düşünenler, satıp yenisini almayı düşünenler, bireylerin tüm bu konularda nasıl bir fikre sahip oldukları hususlarında ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

HER 10 ARAÇ SAHİBİNDEN 9’U ARAÇLARINI DAHA AZ KULLANIYOR. Akaryakıta gelen zamlarla birlikte araç sahipleri araçlarını daha az kullanma eğiliminde olduğu izleniyor. Bugün araç sahiplerinin %91’i araçlarını daha az kullandığını belirtirken sadece her zamanki gibi kullanmaya devam ettiğini söyleyenlerin oranı %8.

Ipsos Türkiye

VE ARAÇ SAHİPLERİ GEREKMEDİKÇE ARAÇALRINI KULLANMIYOR.
Araç sahiplerinin %87’si daha önce istediği vakit aracını kullandığını ama şimdi gerekli olmadıkça kullanmamaya çalıştığını belirtiyor. Araçları ile artık hafta sonu gezmeye gitmediğini söyleyen araç sahiplerinin oranı %76, alışverişe araçları ile gitmeyenlerin oranı %69.

Ipsos Türkiye

ÇALIŞANLAR; İŞE ARABA İLE GİTMEKTENSE TOPLU TAŞIMAYI TERCİH EDİYOR.
Araç sahibi çalışanların %71’i kendi araçları ile işe gitmektense toplu taşımayı tercih etmeye başlamış. Diğer bir tasarruf yöntemi olarak da yakın çevrede oturan arkadaşlar ile birlikte araç ile işe gitmek ve masrafları paylaşma yöntemi tercih ediliyor.

Ipsos Türkiye
AKARYAKIT ALIMINDA DA ARAÇ SAHİPLERİ DAHA TASARRUFLU DAVRANIYOR.
Araç sahipleri araçlarını daha az kullanmanın yanısıra akaryakıt alımında da daha dikkatli davranıyor. Her 100 araç sahibinden 9’u eskisine göre daha az miktarda benzin almakta. Araç sahiplerinin %51’i daha önce araçlarının deposunu tam doldururken bugün gerektiği kadar aldığını, %39’u hiçbir zaman deposunu tam doldurmadığını ama şimdi eskisine göre daha az akaryakıt aldığını söylüyor.

Ipsos Türkiye

HER 10 ARAÇ SAHİBİNDEN 3’Ü ARACINI SATMAYI VE YERİNE YENİSİNİ ALMAMA EĞİLİMİNDE.
Araç sahiplerinin %60’ı aracını satmayı düşünmezken, %12’si aracını satıp yerine yenisini almayı istiyor. Diğer taraftan araç sahiplerinin %28’i araçlarını satıp yerine de yenisini almamayı düşünüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Ulaştırma harcama grubu için TÜİK tarafından açıklanan 12 aylık enflasyon %123.4. Ve bu harcama kategorisi enflasyonun en doludizgin ilerlediği kategori. Hiç kuşkusuz bunun altında yatan önemli nedenlerden biri akaryakıt fiyatlarındaki artış. Bu arada, akaryakıt fiyatlarındaki artışın nakliye maliyetlerini de yükselterek diğer kategorileri de olumsuz etkilediğini söylemek gerekli. Ancak elbette ulaştırma harcamaları doğrudan etkileniyor. Bu durumun araç sahiplerine nasıl yansıdığına bakmaya çalıştık.

Ipsos Türkiye

Artan akaryakıt fiyatları nedeni ile araç sahiplerinin yarısı eskiden yakıt alırken depolarını tamamen doldurduklarını ancak artık bundan vazgeçtiklerini belirtiyorlar. Karşılaşılan yeni fiyat seviyesi her on araç sahibinden dokuzunun aracını daha az kullanmasına yol açmış. Özellikle elzem olmayan nedenler ile araç kullanımı düşmüş, mesela her dört araç sahibinden üçü artık ailecek araba gezintilerinden vazgeçtiklerini belirtiyor, yine her on araç sahibinden yedisi artık alışverişe araba ile gitmediğini ifade ediyor. On araç sahibinden dokuzu, aracını eskiden her istediğinde kullandığını ancak artık gerekli olmadıkça kullanmadığını belirtiyor. İşe gitmek gibi elzem bir neden ile araç kullananların sayısında dahi azalma var. Her on araç sahibinden yedisi eskiden işe araç ile giderken artık bundan vazgeçtiğini belirtiyor. Bu duruma bir çare olarak yakın oturan iş arkadaşlarının araçlarını işe gidiş geliş için ortak kullanmaya başladıklarını görüyoruz. Araç sahiplerinin yarısından fazlası bu yönteme başvurarak yakıt masrafını paylaştıklarını ifade ediyorlar. Araç kullanım şeklindeki bu değişimler, önümüzdeki dönemde ikinci el otomobil piyasasında önemli bir hareketlilik yaratabilir, çünkü her on araç sahibinden üçü aracını yerine yenisini almamak üzere satmayı düşündüğünü belirtiyor. Ukrayna-Rusya savaşının da körüklediği küresel petrol fiyatları problemini de değerlendirdiğimizde ulaştırma maliyetleri açısından zor günlerin devam edeceğini tahmin edebiliriz.

Tatile gidiyor muyuz?

Tatile gidiyor muyuz?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen  ANTİKRİZ MONİTÖRÜ ve TÜRKİYE BAROMETRESİ verilerinden derlenen bülten içeriğinde bu hafta: toplumda tatil planları yapan vatandaşlar, erteleyenler ya da hiç tatil planı yapmayanlar ve bayram tatili var. Ayrıca geçen yıla kıyasla Kurban Bayramı tatil durumu, memlekete akraba ziyareti yapacak olanların planları, kurban bayramında kurban kesenler,   kesemeyenler, sebeplerine yönelik çalışmada, bireylerin bu konularda nasıl bir fikre sahip oldukları hususlarında ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

 BU SENE YAZIN BAŞLADIĞI BU AYLARDA YURT İÇİNDE TATİL PLANI YAPAN BİREYLERİN SAYISI AZALIYOR.

Her 10 kişiden 8’i bu sene içinde yurtiçinde bir tatil planlamadığını belirtiyor. 2021 senesinin aynı döneminde bu oran 6 puan daha düşüktü (%76). Diğer dikkat çekici bir durum ise 2021 Haziran ayında tatilini erteleyenlerin oranı %18 iken bu sene bu oran %7’ye geriliyor. Artık bireylerin tatil planı yapamadığı görülüyor.

Ipsos Türkiye

SON 1 AY İÇİNDE DE TATİL YA DA SEYAHAT YAPAN BİREYLERİN SAYISI AZALIYOR.

Geçen sene haziran ayında tatil ya da seyahat amaçlı bir aktivitede bulunanların oranı %22 iken bu sene bu oran %16’ya gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

BU BAYRAMDA HİÇ BİR ŞEY YAPMAYACAĞINI SÖYLEYENLERİN TEMEL SEBEBİ EKONOMİ.

Ekonomik nedenler bu Kurban Bayramında hiçbir şey yapamayacağını söyleyenlerin belirttiği temel neden. Bu kişilerin %72’si ekonomik nedenlerden dolayı bir şey yapmayacağını belirtirken, iş nedeniyle gidemeyeceklerin oranı ise %16.

Ipsos Türkiye

KURBAN KESİMİ DE EKONOMİK NEDENLERDEN DOLAYI ETKİLENİYOR.

Geçen kurban bayramında kurban kesenlerin oranı %41’ken bu sene bu oran %26’ya kadar geriliyor. Bu sene her 2 kişiden biri ekonomik nedenlerden dolayı kurban kesmeyeceğini söylüyor.

Ipsos Türkiye

KURBAN BAYRAMINDA BAYRAMLAŞMA ALIŞKANLIKLARIMIZ ÇOK DEĞİŞMİYOR.

Kurban Bayramında geçen senede de olduğu gibi yurtiçi veya yurtdışı tatil yapanlar ya da yapmayı planların sayısı çok düşük. Bu sene memlekete akraba ziyareti için gitmeyi planlayanların sayısı geçen seneye göre daha düşük olsa de genel olarak bakıldığında geçen sene Kurban Bayramında ne yapıldıysa bu sene de aynı şekilde devam edileceği görülüyor.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Kurban Bayramı bu yıl da çalışanların bir kısmı için uzun bir izin dönemi anlamına gelecek. Bayramların tatil araları anlamına mı geldiği, yoksa geleneklere uygun bayramlaşma fırsatı mı demek olduğu tartışmalarını bir yana bırakıp bayram planlarında geçen seneden bu seneye değişen bir şey var mı diye baktık.

Sonda söylenecek şeyi başta söyleyerek başlayayım, ekonomik güçlükler her çeşit bayram planını kökten sarsmış durumda. İster tatil amaçlı olsun, isterse bayram adetlerine yönelik olsun planların önemli bir kısmı rafa kalkmış. Son 1 ay içinde tatil planını erteleyenlenlerin oranı geçen seneye göre azalmış. Bu, ilk bakışta bana iyi bir gelişme gibi geldi, ama daha büyük bir kesimin aslında erteleyecek bir plan dahi yapamadığını gördüğümde acı gerçek ile karşılaşmış oldum. Bu arada durum geçen sene de zaten iç açıcı değilmiş, geçen sene herhangi bir plan yapmayanların oranı %75 iken bu sene %81’e yükseliyor.

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK

Geleceğe dönük plan yapmamanın yanı sıra son 1 ay içinde herhangi bir seyahat aktivitesinde bulunmayanların oranı da geçen yıla kıyasla artıyor. Geçen yıl %79 iken bu sene %85.

Vatandaşların önemli bir kısmı bayramı yaşadıkları şehirde veya memleketlerinde aile, akrabalar ile bayramlaşma vesilesi olarak değerlendiriyor. Tatile giden kesim oldukça küçük bir kesim. Bu sene geçen yıla kıyasla göze çarpan farklılık memlekete gitmek için dahi olsa seyahat planlayanların oranının azalıyor, hiç bir seyahat planı yapmayanların oranının ise artıyor olması.

Hiçbir plan yapmayan on kişiden yedisi için bu durumun nedeni ekonomik güçlükler. Kurban Bayramı’nda kurban kesmeyi planlayanların oranında da dikkate değer düşüş var. Kurban kesmiş veya kesmeyi planlayanların oranı geçen yıldan bu yıla %41’den %26’ya geriliyor. Ekonomik zorluklar giderek daha büyük bir baskı yapar hale geliyor, geçen sene ekonomik nedenler ile kurban kesemeyeceğini belirtenlerin oranı %37 iken bu sene %53’e ulaşıyor.

10 günlük bayram tatiline çeyrek kalmışken bu arayı tatil fırsatına çevirmek isteyenler de, bayramı örf ve adetlere uygun olarak kutlamak isteyenler de ekonomik nedenler ile planlarını başka baharlara ötelemiş durumdalar.

Kiracıların %73 resmi artışın üzerindeki artışı kabul etti

Kiracıların %73 resmi artışın üzerindeki artışı kabul etti

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Antikriz Raporu’ndan derlenen verilerle bu hafta; « Emlak » piyasası mercek altındaydı. Buna göre derlenen verilerde; toplumda evsahibi ya da kiracı olan bireylerin oranı, kiraların son durumuna yönelik devletin getirdiği çözüm önerileri,  bunların bireylere yansıması, kiracıların oturduğu ev yada semt ile ilgili düşünceleri, ev bulmaya yönelik değerlendirmeleri, mecburiyetle kabullenmek durumunda kaldıkları şartlar ile beklentilerine yönelik başlıklarda bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir. 

EV SAHİPLERİ KİRACILARIN %35’İNDEN KONTRAT GÜNCELLEMESİ DÖNEMİNDE DEVLETİN AÇIKLADIĞI KİRA ARTIŞ ORANINDAN DAHA FAZLA BİR ARTIŞ ORANI TALEP ETMİŞ. Devletin açıkladığı enflasyon oranında kira artış oranlarına rağmen ev sahiplerinin %35’i kiracılarından bu oranın üzerinde bir artış talebinde bulunmuş. Bu oran kontrat güncellemesi zamanı gelenler nezdinde %51. Ve resmi kira artışı üzerinde bir taleple karşılana kiracıların da %73’ü bu oranı kabul etmek zorunda kalmış.

GENEL OLARAK SON 1 SENE İÇİNDE YAPILAN KİRA ARTIŞLARI KİRACILARIN YARISINI ZORLAMAKTA. Kiracıların %51’inin son bir sene içinde kiralarına yapılan artış gelirlerindeki artıştan daha yüksek. Gelirlerindeki artışın kira artışından daha yüksek olduğunu söyleyenlerin oranı ise sadece %14. Her 10 kiracıdan 4’ü ise kira ve gelirlerindeki artışın aynı oranda olduğunu söylüyor.

 KİRACILARIN SADECE %14’Ü BUGÜN TAŞINMAK DURUMUNDA KALSA BÜTÇESİNE UYGUN BİR EV BULACAĞINI DÜŞÜNÜYOR.

Kiracıların %86’sı taşınmak durumunda kalsalar aynı semtte ihtiyaçlarına ve bütçelerine uygun bir ev bulamayacakları görüşünde. Bu konuda zorlamayacağını düşünenlerin oranı sadece %14.  

KİRACILARIN YARISI OTURDUKLARI SEMTTEN MEMNUN ANCAK OTURDUKLARI EVDEN MEMNUN OLANLARIN ORANI DAHA DÜŞÜK. Kiracıların %48’i oturdukları semtten memnunlar. Diğer taraftan her 4 kiracıdan biri oturduğu semtten de memnun değil. Oturdukları apartmandan memnun olanların oranı ise semtinden memnun olanların oranından daha düşük (%41). Buna paralel olarak ta memnun olmadığını söyleyenlerin oranı daha yüksek (%31)

 HER 10 KİŞİDEN 3’Ü KİRACI OLARAK EVİNDE OTURUYOR. KONUT SAHİPLİĞİ %36 ORANINDA. Günümüzde araştırmamıza katılan bireylerin %36’sı kendi evlerinde oturduğunu belirtirken, kiracı olarak oturduğunu söyleyenlerin oranı %33. Ve kirada oturan bireylerin %69’u oturdukları eve son 5 sene içinde taşındığını belirtilen, %31 5 seneden daha uzun süredir oturdukları evde kiracı olduğunu söylüyor.

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı tüketim tercihlerinde doğal değişimler yaratıyor. Bu değişimleri araştırmalarımız ile tespit etmeye çalışıyoruz. Fiyat artışları halkın özellikle gıda, doğalgaz, elektrik, ulaşım gibi temel ihtiyaçlarda zorlanmasına yol açıyor. Bir diğer önemli temel ihtiyaç ise barınma. Son dönemde gerek konut fiyatlarındaki, gerekse kira bedellerindeki artışlar dikkat çekici. Hükümet özellikle kira bedellerindeki artışları kontrol altında tutabilmek için çeşitli önlemler alıyor. Kira artış oranı TÜİK tarafından her ay açıklanan son 12 aylık ortalama TÜFE ile sınırlıydı, geçen hafta bunun da ötesine geçilerek %25’lik bir artış tavan oranı belirlendi. 1-10 Haziran tarihleri arasında konuya dair bir araştırma yaptık.  Araştırmamızın katılımcılarının üçte biri kiracı olduğunu belirttiler. Her on kiracıdan üçü 5 yıldan eski kiracı. 5 yıl önemli bir nokta, çünkü kira sözleşmesinin 5. yılı dolduğunda kira artış oranı son 12 aylık ortalama TÜFE ile sınırlı olmayıp pazarlığa tabi olabiliyordu. Geçtiğimiz aylarda sözleşme güncelleme zamanı gelen kiracıların yarısından fazlası resmi kira artış oranından fazla bir talep ile karşılaştıklarını belirttiler. Ve çok büyük bir kısmı bu talebi kabul etmek durumunda kaldıklarını söylüyorlar. Kiracıların sadece yarısı oturmakta olduğu semtten memnun, konu eve gelince memnun olanların oranı %40’a düşüyor. Her iki kiracıdan birinin ödediği kiradaki artış gelirindeki artıştan fazla. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen resmi oranın üzerinde kira artış talebi ile karşılaşan kiracıların dörtte üçü bunu kabul ediyor. Temel nedenlerden biri ise her on kiracıdan dokuzunun taşınmak zorunda kalsa mevcutta oturduğu semtte bütçesine göre başka bir kiralık ev bulamayacağını düşünmesi.

Toplum salgın konusunda hala endişeli

Toplum salgın konusunda hala endişeli

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Salgın ve Toplum Araştırması verileriyle bu hafta Bireyler; salgının  kendisi ve ailesi için ciddi tehlike oluşturup/ oluşturmadığını, toplumun ne kadarının bu konuda endişeli olduğu, salgının ne zaman sona ereceği ve salgına yönelik hemen hemen tüm tedbirlerin kaldırlmış olmasını ve bu durumu toplumun ne kadarının doğru bulup/ bulmadığına dair bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir. 

HER 10 KİŞİDEN 6’SI SALGIN KONUSUNDA KENDİNİ DAHA RAHAT HİSSEDİYOR. Bireylerin %60’ı salgın başladığında endişeli olduğunu ama bugün artık kendini daha rahat hissettiğini belirtiyor. Salgının başından beri bu konuda rahat hissettiğini belirten %13’lük bir kesim ile birlikte toplamda artık toplumun %73’ü salgın konusunda kendini hissediyor.

Ipsos Türkiye

 TEHDİT ALGISINDAKİ DÜŞÜŞE PARALEL BUGÜN BİREYLER COVİD-19’A YAKALANMA KONUSUNDA DAHA AZ ENDİŞELİ. Salgının ilk başladığı günden itibaren toplum kendisinin veya ailesinden birinin koronavirüse yakalanması konusunda oldukça endişeliydi. Bugün hala toplumun %61’i bu konuda endişeli olsa da çok endişeli olan bireylerin oranı %59’tan %30’a kadar gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

 KORONAVİRÜS SALGINI KONUSUNDA TOPLUM ARTIK DAHA RAHAT. SALGININ TÜRKİYE, KENDİSİ VE AİLESİ İÇİN TEHLİKE OLUŞTURDUĞU ALGISI SENE BAŞINA GÖRE OLDUKÇA GERİLEMİŞ DURUMDA.  2022 yılına girildiğinde her 10 kişiden 8’i Covid-19’un Türkiye için ciddi tehlike oluşturduğunu düşünürken bugün artık her 10 kişiden sadece 3’ü bu görüşte.  Kendisi ve ailesi için ciddi tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı da %54’den %24’e kadar gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

ARTIK SALGININ SONA ERECEĞİ TARİH KONUSUNDA DA BİREYLER DAHA UMUTLU.  Toplumun %33’ü salgının 2022 yaz sonunda biteceğini düşünüyor. 2022 sonunda biteceğini düşünenlerle birlikte toplamda %55’lik bir kesim bu senenin sonunda bu salgının sona ereceği konusunda hem fikir. Sene başında ise bu görüş tam tersiydi. Her 2 kişiden 1’i salgının 2022 yılı sonundan daha ileri bir tarihte biteceğini düşünüyordu.

Ipsos Türkiye

ANCAK SALGINA YÖNELİK HEMEN HEMEN TÜM TEDBİRLERİN KALDIRILMASINI TOPLUMUN SADECE YARISI DOĞRU BULUYOR. 26 Nisan’da Koronavirüs ile ilgili hastane ve toplu taşımalardaki maske takma kuralı dışında tüm önlemlerin kaldırılmasını toplumun %49’u doğru olduğunu düşünürken, %35’i bu kararın yanlış olduğu görüşünde. Bu kararlar sonrasında maske takma konusunda ise toplum ikiye bölünmüş durumda. Bireylerin %45’i salgının ilk gününden beri maske taktığını ve takmaya devam edeceğini söylüyor. Diğer taraftan %42’lik bir kesim ise bugüne kadar maske taktığını ve artık takmayacağını belirtmekte. Bugüne kadar hiç maske takmadığını söyleyen %7’lik bir kesim ile birlikte bugünden sonra her 2 kişiden 1’inin maske takmayacağı görülüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Salgınla savaşta tünelin sonundaki ışığı gördüğümüzü düşünüyoruz. Toplumun yarıdan fazlası, salgının bu sene sonuna kadar tamamen biteceğine inanıyor, hatta üçte birlik bir kesim yaz sonunda bitmiş olacağı inancında. Bu düşüncenin sonucu olarak da hissedilir bir rahatlama söz konusu. Mesafe ve temizlik önlemleri çoktan gevşemişti, maske daha görünür bir önlem olduğu için hassasiyet azalarak da olsa devam ediyordu, geldiğimiz nokta itibarı ile her iki kişiden biri artık hastane ve toplu taşıma haricinde maske takmayacağını belirtiyor.   Her on kişiden altısı başlangıçta endişeli olmalarına rağmen artık kendilerini daha rahat hissettiklerini belirtiyor. Kendisinin veya bir yakınının hastalığa yakalanmasından çok endişe duyanların oranı sene başına kıyasla yarıya düştü. Keza ülke için ciddi bir risk olarak görenlerin oranı da sene başında %76 iken şimdi %31.

Salgınla savaşı kazanmaya doğru ilerliyoruz, mutlu sona çok az kaldı. Şimdiki savaşımız enflasyon ile. Zaten uzun zamandır vatandaşın 1. gündemi ekonomik sorunlar idi. Enflasyon ile savaş Koronavirüs ile savaştan daha kolay olmayacak. Antikriz araştırmamız ile bu mücadelenin nabzını tutmaya devam edeceğiz.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Pahalı markaları satın alma eğilimi azalıyor

Pahalı markaları satın alma eğilimi azalıyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu Araştırması toplumun farklı konulara bakış açısını ortaya koymayı, davranışlarını ve alışkanlıklarını anlamayı ve yıllar içerisindeki toplumsal değişimleri takip etmeyi hedefliyor.. Bu araştırma kapsamında incelenen tüketicilerin satın alma eğilimleri, markalar ve prestijli ürünlere ve indirim marketlerine yaklaşımı, tercih sebepleri, tutum ve davranışlar​​ı derlendi… 

İNDİRİM MARKETLERİNİN TERCİH EDİLMESİNDE ÖNE ÇIKAN; 3 NEDEN. EVE YAKIN OLMASI, PROMOSYON VE UYGUN FİYAT

İndirim marketlerin yaygınlaşması ile kişilerin bu marketleri evlerine yakın olduğu için tercih etme %65 ile ilk sırada belirtiliyor. Diğer öne çıkan nedenler ise bu marketlerde fiyatların ucuz, promosyonların fazla olması. Her üç neden de 2020 yılına göre daha yüksek oranda belirtiliyor. Bu marketlerin kendi markalarını beğendiği için bu satış noktalarını tercih edenlerin oranı %34.

Ipsos Türkiye

 MARKET MARKALI ÜRÜNLERİ TERCİH ETME ORANIARTIYOR.

Türkiye’yi Anlama Kılavuzu verilerine göre tüketicilerin %36’sı market markalı ürünleri tercih ediyor. Ve 2018 yılına göre market markalarını tercih edenlerin oranı 3 puan artıyor. Bununla beraber her 10 kişiden 4’ü; kullandıkları bu markaları almak için özellikle o markete gidiyor.

Ipsos Türkiye

TÜKETİCİLERİN PAHALI MARKALARI SATIN ALMA EĞİLİMİ AZALIYOR.  Ipsos’un derlediği araştırma verilerine göre; 2018 yılına kadar biraz pahalı da olsa istediğim markayı alırım diyenlerin oranı %50 seviyesindeyken bugüne gelindiğinde bu oran %39’a kadar gerilemiş durumda. Pahalı markalardan uzaklaşan tüketicilerin ucuz ürünlere kaymaya başladığı görülüyor. 2018-2020 yılında ucuz ürün tercihi %26 seviyesindeyken 2022 yılında %31.

Ipsos Türkiye

TÜKETİCİLER PRESTİJLİ ÜRÜNLERDEN UZAKLAŞIYOR.

Tüketicilerin ucuz ürünleri tercih etmesi ile birlikte prestijli ürün tercihi de azalıyor. 2020 yılına kadar her 10 kişiden 4’ü prestijli ürün tercih edeceğini belirtirken 2020 yılından beri bu ürünleri tercih edenlerin oranı azalıyor. Bugüne gelindiğinde 2018 yılına göre prestijli türün tercihi edenlerin oranı yaklaşık 10 puan azalıyor ve %28 seviyesine geriliyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “Enflasyon nedeni ile vatandaşların önemli bir kısmı gelirlerinin ve satın alma güçlerinin azaldığını belirtiyorlar. Genel olarak önümüzdeki birkaç ay içinde bu alanda bir düzelme beklenmiyor olması da alışveriş davranışlarına doğrudan yansıyor. Temel gözlemimiz fiyat hassasiyeti artmış olması. Tüketiciler her zamanki tercihlerinden ziyade ucuz ürünlere kaymaya başladılar. Dolayısıyla prestijden, marka değerinden önce ürünün performansının ve fiyat-performans dengesinin daha fazla gözetilmesi ekonomik bir tedbir davranışı olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda son dönemde indirim marketlerine ve market markalı ürünlere yönelimde artış var.”

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik