Yazılar

Bu öneriler bebeğinizi mışıl mışıl uyutacak!

Bu öneriler bebeğinizi mışıl mışıl uyutacak!

Bebeklik döneminde sağlıklı bir uyku fiziksel ve zihinsel gelişimde büyük bir önem taşıyor. Ancak günümüzde bebeklerde uyku probleminin görülme sıklığı giderek artıyor. Yapılan araştırmalara göre; her üç bebekten ikisi uyku sorunu yaşıyor. Uykuya dalmakta güçlük ve geceleri sık uyanmak bebeklerde en sık görülen uyku problemlerini oluşturuyor. Uyku düzeninin bozulmasında teknolojinin, sosyal ve çevresel faktörlerin rolü çok fazla. Örneğin, elektronik cihazların yaydığı mavi ışık, uykuya geçişi sağlayan ve karanlık bir ortamda salgılanan melatonin hormonunu baskılayabiliyor. Özellikle çalışan annelerin hissettikleri suçluluk duygusu da bebeklerde uyku probleminin görülme sıklığını arttırıyor. Zira, anne yeterince zaman ayıramadığı kaygısıyla bebeğin her uyaranına cevap veriyor ve kurallar koymakta sorun yaşıyor. Bunun sonucunda da bebeğin uyku düzeninde problemler gelişebiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz, bebeklerin yeterli ve dengeli uyumalarında uyku eğitiminin son derece önemli olduğuna işaret ederek, “Uyku eğitiminde bebeklerin doğru uygulamaya ve tutarlılığa ihtiyaçları vardır. Hızlı fikir değiştirmek çözümsüzlüğe, daha önemlisi bebeklerin zihinlerinde karışıklığa neden olabiliyor. Ebeveynler kendi kapasitelerine güvenmeli, uyku eğitiminin önemini anlamalı ve doğru uygulamalıdır” diyor.

Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz

Dr. Neslihan Korkmaz

Bebekler ne kadar uyumalı?

Bebeklerin uykuya olan gereksinimleri ve uyku süreleri büyüme dönemlerine göre farklılık gösteriyor. Yeni doğan bebekler günün neredeyse üçte ikisini uykuda geçiriyorlar. Uyku düzeni yaklaşık altı haftadan sonra oluşmaya başlasa da ilk üç ayda belli bir düzen olmuyor. Üç aylık bebekler gece boyunca 5 saat uyuyabiliyor ve bu aşamada gece–gündüz ayrımını yapmaya başlıyorlar. Bebeğin 6-9 aylık döneminde gündüz uykuya yatma sıklığı azalmaya başlıyor, gece ile gündüz dengesi oluşuyor ve yavaş yavaş uzun uyku süreci başlıyor. Dr. Neslihan Korkmaz, 9 ay ve üstü bebeklerde ise artık uyku düzeninin sağlanmış olduğunu belirterek, “Bebeğin 15-18 ayları itibariyle gündüz sadece bir kez ve toplam 12-14 saat uyuması yeterli geliyor. Ancak her bebek özeldir, bu veriler ortalama değerlerdir. Dolayısıyla belirli bir sınırın altında olmadığı sürece daha az veya daha çok uyuyabilir” diyor.

Uyku eğitimi çok önemli!

Doğum sonrasında bebeklerin ilk üç ayda belli bir uyku düzenleri olmazken geceleri de beslenmeleri için sık sık uyanmaları gerekiyor. Üç – dört aydan sonra da uyaranlara karşı duyarlılıkları arttığı için uyku düzenleri bozuluyor. Uyku problemlerinin en sık yaşandığı dönem, ayrılık anksiyetesi nedeniyle 7-9 aylar oluyor. Bu döneme denk gelmeden uyku eğitiminin alınması, bebeğin uyku sürecine daha kolay adapte olmasını sağlıyor. Çeşitli yöntemlerden oluşan uyku eğitimi, bebeklerde uykuyu düzenlemek ve uyku kalitesini artırmak amacıyla uygulanıyor.

En sık görülen nedeni ‘kolik’ sancısı

Ayrılık anksiyetesi gibi psikolojik etkenlerin yanı sıra fiziksel rahatsızlıklar da bebeklerde uyku düzenini olumsuz etkileyebiliyor. İlk aylarda en yaygın neden, kolik sancısı oluyor. Bebek büyüdükçe reflü gibi sindirim problemleri, diş çıkarmanın yol açtığı ağrılar, büyüme atakları, besin alerjileri, orta kulak iltihabı ve idrar yolu enfeksiyonu gibi çeşitli etkenler bebeklerde uyku problemlerine yol açabiliyor. Bunların yanı sıra ebeveynlerin bebeği uyutma alışkanlıkları veya stresli olmaları ya da bebeğin gece sık beslenmesi uyku düzenini bozabiliyor.

Acıbadem Maslak Hastanesi

Uyku alışkanlığı kazandırmak için 10 öneri!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz, bebeklerin uykuya geçişini kolaylaştıran önerileri şöyle sıralıyor:

  • Bebeğinizi gece boyunca rahatsız etmeyecek miktarda, saat 22:00’den sonra anne sütü veya mama ile besleyebilirsiniz.
  • Ilık banyo yaptırmanız vücudunun rahatlamasına yardımcı olacaktır.
  • Odasını iyi havalandırın ve sıcaklığın 22-24 derece olmasına özen gösterin.
  • Odasının sesiz ve karanlık olmasına dikkat edin.
  • Uyku rutini oluşturun. Örneğin bebeğinize kitap okuyabilir veya ninni söyleyebilirsiniz.
  • Uyku saatine sadık kalın, böylece bebeğiniz aynı saatte uyku rutinine girecektir.
  • İlk aylarda bebeğinizin sadece kollarını kundaklayabilirsiniz. Kundakta sıkışan bebeğiniz kendini anne karnında, dolayısıyla güvende hissedecektir.
  • Yanındayken yavaş ve sakin hareket edin.
  • Yatağına bırakırken “uyku zamanı” gibi çeşitli anahtar kelimeleri tekrarlayabilirsiniz.
  • Sevdiği bir oyuncağı uyku arkadaşı olarak yanına bırakabilirsiniz.

Yolculukta şunlara dikkat edin!

Yolculukta şunlara dikkat edin!

Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Emre Çenesiz: “Tatile çıkacaksanız ve gereksiz problemler yaşamak istemiyorsanız çocuğunuzun uyku saatleri, oyun saatleri, yemek saatleri gibi günlük yaşam aktivitelerini tatilde ve tatil öncesinde ertelemeyin.” diyerek yolculuğunuz sırasında dikkat etmeniz gerekenlerin altını çiziyor

  • Bebeğinizin oto koltuğunu almayı unutmayın ve emniyet kemerini bağlayın.
  • Yola çıkma saatinizi bebeğinizin uyku saatine göre ayarlayın.
  • Arabanıza güneşlik takın. Çocuğunuzun çok fazla güneş altında kalmamasına özen gösterin. Mutlaka 50 cc güneş kreminizi çocuğunuzun yüzüne ve vücuduna sürün.
  • Seyahat ederken çocuğunuzun yeterli sıvı tükettiğinden emin olun.
  • Seyahat esnasında çocuğunuzun yanına, kendini güvende hissettirecek yetişkin birini oturtun.
  • 2 saatlik periyotlarla yolculuğunuza ara verin ve çocuğunuzu dinlendirin.
  • Araba yolculuğunda bebeğinizi yarım saatte bir emzirin.
  • Çocuğunuzun yaşına uygun oyuncaklarıyla seyahat etmesini sağlayın.
  • Mevsime uygun kıyafetlerini bavulunuza ekleyin. Pamuklu kıyafetleri tercih ederken naylon içeren kıyafetlerden uzak durun.
  • Uçak seyahati yapacaksanız ve emziriyorsanız inişlerde ve kalkışlarda emzirmeyi tercih edin.
  • Yeni doğum yaptıysanız en az bir hafta sonra yolculuğa çıkın.
  • Deniz yolculuğunda, deniz tutması açısından doktorların tavsiye edeceği ilaçları yanınızda bulundurun.
  • Yolculuk sırasında bebeğinizin beslenme düzenini bozmayacak şekilde yanınızda kavanoz mama ve bisküvi bulundurun.

Anne hastayken bebeğini emzirebilir mi?

Anne hastayken bebeğini emzirebilir mi?

Anne sütü, bebeğin ilk 6 ay boyunca tüm gereksinimleri olan su, protein, karbonhidrat, mineral ve yağları tek başına karşılayabilen mucize bir besin. Zengin içeriği sayesinde bebeğin büyümesini, gelişmesini ve enfeksiyon hastalıklarından alerjiye, kalp ve damar hastalıklarından kansere kadar pek çok sağlık problemlerinden korunmasını sağlıyor. Üstelik bebeğin zeki, mutlu ve özgüvenli bir birey olabilmesinde de önemli işlevler üstleniyor. Mucizevi faydaları nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı; anne sütünün doğum sonrasındaki ilk yarım saat içinde bebeğe verilmesini, ilk 6 ay tek başına, 2 yaşına kadar da ek besinle birlikte devam edilmesini öneriyor. Ancak anne sütü ve emzirmeyle ilgili toplumda doğru sanılan bazı hatalı bilgiler annelerin gereksiz yere endişeye kapılmalarına neden olabiliyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, ‘anne sütü’ hakkında toplumda doğru sanılan hatalı bilgileri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Dergi

Dr. Pınar Atılkan

Bebeğim ağlıyor, demek ki sütüm yetersiz. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Yaygın inanışın aksine, her annede bebeğine yetecek kadar süt oluyor. “Bebeğin ağlaması bir taleptir, bebek anne sütüne ihtiyaç duyduğu sıklığı ağlayarak anlatır. Her ağladığında emzirirseniz, bebeğin büyümesi ve gelişmesi için yeterli süt üretimini sağlayabilirsiniz” diyen Dr. Pınar Atılkan, şöyle devam ediyor: “Bebekler farklı nedenlerden de ağlayabilirler, bu gayet normaldir. Ağlamak bebeklerde iletişim yoludur. Dolayısıyla temel bakımlarını karşılayıp, emzirmeniz yeterli gelecektir. Bebeğinize yapılacak olan aralıklı tartı kontrolleri ve doktor muayeneleri anne sütünüzün yeterli olup olmadığını belirler. Yapılan kontrollerde bebeğiniz yeterli kiloda ve sağlıklı ise endişelenmenize gerek yok.”

Sütüm sulu ve açık renk olduğu için kalitesiz. YANLIŞ! 

DOĞRUSU: Bebek doğduktan hemen sonra ‘kolostrum’ adı verilen ağız sütü geliyor. Koyu sarı ve yoğun bir süt olan kolostrum, içeriğinden dolayı bu görünümde oluyor. Bebeğin bağışıklık sistemini destekleyen kolostrum yaklaşık bir hafta içinde daha berrak ve açık beyaz renkli süte dönüşüyor. Dolayısıyla sütün sulu olması, protein mineral ve besin içeriği yönünden yetersiz olduğu anlamına gelmiyor.

Ek besine geçtiğimde bebeğim anne sütüne ihtiyaç duymaz. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı; ilk 6 ay bebeğin sadece anne sütü ile beslenmesini öneriyor. Anne sütü yeterli gelmezse doktor önerisiyle ek katı besinlere aşamalı olarak başlanabiliyor. Dr. Pınar Atılkan, ancak bu oranın yüzde 30’u geçmemesi gerektiğine işaret ederek, “Temel besinin 8. aya kadar yüzde 70-80 oranında anne sütü olması gerekiyor. Bebek büyüdükçe anne sütünün miktarı da değişiyor. Örneğin, 9-12 aydan sonra besinlerin yarısı anne sütünden yarısı da ek besinden sağlanmalı. Tamamlayıcı beslenmeye de 2 yaşına kadar anne sütü ile beraber devam edilmelidir” diyor.

Göğsüm çok küçük bu nedenle sütüm az olabilir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, sütün miktarı ile kalitesinin anne memesinin boyutundan bağımsız bir durum olduğunu vurgulayarak, “Her annenin sütü bebeğine yeterli geliyor, dolayısıyla annelerin endişelenmelerine gerek yok.” diyor.

Bebeğimi biberonla beslemek yeterli gelecektir. YANLIŞ

DOĞRUSU: Bazı bebekler hem biberon hem anne memesi ile beslenebiliyorlar. Ancak bebeğin mümkünse ilk 4-6 hafta, zorunlu haller dışında, biberonla beslenmemesi gerekiyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, “Beslenmek için biberon zorunlu olsa bile anne bebeğini yine emzirmelidir. Zira, yaşamsal faydalarının yanı sıra anne sütü çok daha kolay sindirildiği için bebek daha sık besleniyor.” diyor.

İkiz bebeklere anne sütü yetmez. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Anne sütü ikiz bebeklere de rahatlıkla yetecek miktarda oluyor. Hatta anneler ikiz bebeklerini eş zamanlı bile besleyebiliyorlar. Bunun için çeşitli emzirme pozisyonları öneriliyor.

Pause Dergi

Hasta olduğumda emzirmemeliyim. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, emzirmeyi ertelemek veya tamamen kesmek gereken sadece kanser ve epilepsi gibi birkaç nadir hastalık olduğunu belirterek, şöyle devam ediyor. “Ayrıca bazı kanser ve epilepsi ilaçları, tedavi amaçlı radyoaktif ışın alınması, tüberküloz ve meme başı herpesinde emzirme önerilmiyor. Annenin zorunlu kullanması gereken ve anne sütüne yüksek oranda geçebilen ilaçlar varsa, bunlar da mutlaka doktora danışılarak kullanılmalıdır.”

Sütümü arttırmak için vitamin almalıyım. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Yine yaygın inanışın aksine yeterli ve dengeli beslenildiği takdirde anne sütünü artırmak için vitamin takviyesine gerek olmuyor. Sütü arttıracak olan 3 kural var: Sağlıklı ve dengeli beslenmek, sık emzirmek ve bolca su ile sıvı içmek.

Tahıl eklemek gece uyumasına yardımcı olur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Anne adaylarında anne sütüne ve formül sütlere ‘tahıl’ eklendiğinde bebeğin daha iyi kilo alacağına dair yanlış bir inanış var. İlk 6 ay anne sütüne veya zorunlu hallerde verilen formül süte kesinlikle tahıl eklenmemeli. Bunun nedeni ise tahıl eklenmesinin sindirim sistemi üzerine olumsuz etkileridir. Dolayısıyla bebek her uyandığında emzirmek gerekiyor. Bebeğin uyku atıştırmalığı olan memeden gelen süt, ayrıca anne ve bebek arasındaki bağı da güçlendiriyor.

Formül mama versem bebeğim daha iyi uyur ve daha çok kilo alır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: “Formül mamanın sindirimi daha uzun ve zordur. Dolayısıyla beslenme aralıkları çok daha uzun olacaktır” bilgisini veren Dr. Pınar Atılkan, “Anne sütünün sindirimi ise çok daha kolaydır. Bu nedenle anne sütü ile beslenen bebekler daha huzurlu uyurlar ve daha çok kilo alırlar. Ayrıca anneyle bağ kurdukları için kendilerini güvende hissederler.” diyor.

Okul hastalıklarına dikkat!

Okul hastalıklarına dikkat!

Okul dönemi genellikle “Hastalık dönemi” olarak da biliniyor. Çocukların sık sık hastalanması da ebeveynleri endişelendiriyor. Bu rahatsızlıkların bazılarından pratik önlemlerle kaçınılırken, bir kısmından da aşılar sayesinde tamamen korunmak mümkün olabiliyor. Bu anlamda aşılanmanın önemi de bir kez daha ortaya çıkıyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Elif Erdem Özcan, okulda görülen hastalıklar ve bunlardan korunma yolları hakkında bilgi verdi.

Çocuklarını okula gönderirken birçok ebeveyni endişelendiren noktalardan biri, çocukların yakalanabileceği yaygın hastalıklardır. Bu hastalıklar çocukların derslere adaptasyonunu ve okul başarısını olumsuz etkilerken, ebeveynlere de bulaşabildiği için sıkıntılı süreçlere yol açabilir. Bu hastalıklardan bazıları aşılarla önlenebilirken, diğerleri için yapabilecek tek şey çocuğun enfeksiyon kapma riskini önlemeye çalışmak ve bu anlamda hazırlıklı olmaktır.

Okul döneminde yaygın olarak görülen hastalıklar için çocuğun enfeksiyon riskini azaltmak adına bazı adımlar atılabilmektedir. Okul çağında görülen hastalıklar ve korunma yöntemleri şöyle sıralanabilir:

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Elif Erdem Özcan

Soğuk algınlığı: Soğuk algınlığı, okul çağında çocukların sık yakalandığı hastalıklardan biridir. Soğuk algınlığı, okullar veya kreşler gibi kalabalık ve yakın temasa açık ortamlarda kolayca yayılır. Öksürük, hapşırık, burun akıntısı semptomlar gösteren hastalıkta genelde yüksek ateş görülmez. Elleri sık sık yıkamak, elleri burun ve ağza dokundurmamak, sınıf ortamını sık sık havalandırmamak, okullarda ortak kullanım alanlarının temizliğinden emin olmak, çocuğun C vitaminden zengin beslenmesini, bol sıvı alımını sağlamak soğuk algınlığı için alınabilecek önlemlerdendir.

Mide gribi: İshal, karın ağrısı, kusma, bazen de ateşle belirti veren mide gribi bir bağırsak enfeksiyonudur. Enfekte bir kişiyle temas veya bulaş olan yiyecek ya da su tüketimiyle bulaşır. Sık sık elleri yıkamak, yenilen sebze ve meyvelerin iyice yıkandığından emin olmak, emin olunmayan yerden bir şeyler yiyip içmemek, okulda ortak kullanım eşyalarının temizliğinden emin olmak mide gribinin önlemlerinden sayılabilir. Bulaşan çocuğun bol sıvı almasını, muz, ekmek, kızarmış ekmek, yağsız makarna gibi besinlerle beslenmesini sağlamak faydalı olacaktır.

Bademcik enfeksiyonu: Genelde streptococcus pyogenes adlı bir bakterinin neden olduğu hastalık çocuklarda sıkça görülür. Çocuklar, yutkunmakta zorlanır, ateşlenir ve halsiz düşer. Bunu yaşayan çocuğun mutlaka bir pediatri uzmanına görünmesi önemlidir. Reçeteli antibiyotiklerle tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Çocuğun dinlenmesi, yeterli sıvı alması, dengeli beslenmesi hızlı iyileşmesi açısından önemlidir. Korunmak için de bol sıvı içilmesi, C vitamininden zengin beslenilmesi, ellerin sık sık yıkanması gerekir. Bazı çocuklarda bademciklerin alınması da önerilebilir.

El, ayak, ağız hastalığı: Okul çağında en sık görülen hastalıklardan biri de el, ayak, ağız hastalığıdır. Son derece bulaşıcı olan bu hastalık ateş, halsizlik, boğaz ağrısı, ağız ve dil yaraları, eller ve ayaklarda kabarcıklarla kendisini gösterir. Hastalığın yayılmasını önlemek için çocuğun izole edilmesi gerekir. Yetişkinlere de bulaşır. Hastalar öksürme ve hapşırma sonucunda damlacık yoluyla virüsü çevreye bulaştırır. Hasta kişi ile yakın temas etme, öpme, sarılma, lezyonlu deriye dokunma, ortak eşya kullanma sonucunda ya da dışkı ve idrar ile bulaşabilir. Hasta çocuklar okula gönderilmemeli, hasta kişilerden uzak durulmalı, eller sık sık yıkanmalı, hasta bireyle ortak eşya kullanılmamalı, ortam havalandırılmalı, okulda ortak alanların hijyeninden emin olunmalıdır.

Grip: Grip, öksürme ve hapşırma yoluyla havaya kolayca yayılan damlacıklarla bulaşan bir virüstür. Semptomlar ateş, vücut ağrıları, titreme, boğaz ağrısı, yorgunluk ve iştahsızlığı içerir. Tipik vakalar, semptomları evde ilaç, dinlenme ve sıvılarla yönetmek dışında tedavi gerektirmez. Grip semptomları şiddetliyse veya çocuğun gribi komplike hale getirebilecek başka durumları varsa, bir doktora danışmak ve bazen hastaneye yatmak gerekli olabilir. Gripten korunmak için de her yıl grip aşısı yaptırılabilir. Bunun yanında kişisel hijyene dikkat etmek, ortak kullanım alanlarının temizliğinden emin olmak, sağlıklı beslenmek, ortamın havalandırılmasını sağlamak korunma sağlayabilir.

Kırmızı göz: Halk arasında kırmızı göz olarak bilinen konjonktivit, göz kızarıklığı, gözde akıntı, kaşıntı, şişmeyle belirti verir. Bulaşıcıdır. Etkilenen çocuğun okula gönderilmemesi gerekir. Ellerin sık sık yıkanması, gözlerin ovuşturulmaması önleme açısından faydalı olur. Bunun yanında bulaş olan kişiyle aynı malzemeleri kullanmamak gerekir. Bu hastalıkta çocuğun yaşam kalitesi de düşer.

Suçiçeği: Aşılanmayan çocuklar her zaman suçiçeği riski altındadır. Suçiçeği, vücudun her yerinde kırmızı, kaşıntılı, kabarcıklı bir döküntüye neden olur. Diğer semptomlar ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı, iştahsızlık ve vücut ağrılarıdır. Suçiçeği virüsünü tedavi edecek bir ilaç yoktur, ancak hastalık sırasında çocuğun daha rahat etmesi için semptomlar tedavi edilebilir. Doktor tarafından önerilen losyonlar veya diğer kaşıntı giderici kremler ile ağrı kesiciler kullanılır. Önlemenin yolu aşıdır.

Bit: Bitler, saça giren, kafa derisinden kanla beslenen ve saç derisine yakın noktalara yumurta bırakan küçük parazitlerdir. Bitler çok bulaşıcıdır ancak tehlikeli değildir. Bitler, kafa derisinde aşırı kaşıntı nedeniyle küçük şişlikler ve yaralar oluşturabilir. Tedavisi ise, ilaçlı şampuanları ve saç bakımlarını içerir. Korunmak için lavanta yağı, çeşitli bit rozetleri önerilebilir.

Menenjit: Beyni saran zarların iltihaplanmasıyla oluşan menenjit sağırlık, nörolojik sekeller epilepsi, zeka geriliği, öğrenme güçlüğü hatta ölüme neden olabilen bir hastalıktır. Ateş, baş ağrısı, ensede sertlik, tepkisizlik, bilinç bulanıklığı, havale, titreme, eklem ağrıları menenjit belirtileri arasındadır. Menenjit farklı bakterilerden veya virüslerden kaynaklanabilmektedir. Hastanede yatarak izlenen bu hastalıkta eğer tahlil sonuçlarında bakteriyel menenjit varsa, doktor menenjitten şüphe ederse antibiyotik tedavisi başlanır. Menenjit hastalığı bulaşıcıdır. Öksürme, hapşırma ile bulaşabilir. Ülkemizde üç menenjit aşısının ikisi aşı takvimimizde bulunmaktadır (pnömokok ve Hib). Meningokok aşıları ise ACWY ve B tipi aşıları olmak üzere iki çeşittir. Gelişmiş ülkelerde aşı takviminde yer alan bu aşılar ülkemizde de bulunmaktadır ve özel olarak uygulanmaktadır. Aşılama sonrasında ömür boyu bağışıklık kazanılır. El yıkama tüm hastalıklarda olduğu gibi menenjiti önleme konusunda da yardımcıdır. Kişisel hijyen eşyalarının başkalarıyla paylaşılmaması gerekir. Sağlıklı beslenmek önemlidir.

Öpücük hastalığı: Halk arasında öpücük hastalığı olarak bilinen Epstein-Barr virüsü nedeniyle ortaya çıkar. Tükürükle ve vücut salgıları yoluyla bulaşır. Çok yakın mesafeden konuşmak, tokalaşmak, aynı malzemeleri kullanmak, ortak kaptan yemek, yakın temas nedeniyle bulaşır. Özellikle kreş çağı çocuklarını etkiler. Bademcik iltihabı, halsizlik, ateş, eklem ağrıları, baş ağrısı gibi semptomları bulunur. Kişisel hijyenin sağlanması, eşyaları ortak kullanmamak, ortamın havalandırılması bunun için alınabilecek önlemlerdendir.

Covid- 19 tehlikesine dikkat!

Tüm bu hastalıklara ek olacak Covid- 19 da çocukları okulda bekleyen tehlikeler arasındadır. Çocukların virüs hakkında bilinçli olması, gerekli hijyen tedbirleri alması, çok önemlidir. Çocukta eğer koronavirüs belirtileri varsa okula gönderilmemeli, PCR testi ile Covid-19’a yakalanıp yakalanmadığı belirlenmeli ve gerekli önlemlerin alınması sağlanmalıdır.

Aşırı sıcak ve nem çocuklarda bu hastalıkları artırdı!

Aşırı sıcak ve nem çocuklarda bu hastalıkları artırdı!

Güneşin tüm cömertliğini sergilediği ve kavurucu sıcakların hakim olduğu bugünlerde çocuklarda bazı hastalıkların görülme sıklığında artış yaşanıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Sarıtaş “Yüksek hava sıcaklığı, tüketilen yiyeceklerde ve temas edilen yüzeylerde mikropların çoğalmasını kolaylaştırarak bazı hastalıklarda artışa sebep olmaktadır. Aynı zamanda ortak kullanılan havuzlarda ve parklarda geçirilen sürenin artması, ayrıca güneşin zararlı ışınlarına maruziyetin de fazla olması ile birlikte hastalık gelişimi daha da kolaylaşmaktadır. Bugünlerde çocukların hastaneye en sık başvuru sebepleri arasında karın ağrısı, ishal, kusma, ateş, öksürük ve döküntüler yer almaktadır. Özellikle kusma ve bulantı sebebiyle beslenememe durumlarında, yoğun miktarda olan ishallerde ve güneş çarpmalarında yüksek hava sıcaklığının da etkisiyle sıvı kaybı daha da artmaktadır. Çocuklarda yaşanan bu şikayetler ihmal edilmemeli ve mutlaka bir çocuk hekimine başvurulmalıdır” diyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Sarıtaş, bugünlerde çocuklarda en sık görülen 6 hastalığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Betül Sarıtaş

Mide ve bağırsak iltihabı

Akut gastroenterit (mide ve bağırsak iltihabı) kendini ishalle birlikte gösterirken, ateş ve kusma da eşlik edebiliyor. Yaz aylarında seyahat sıklığının artması ve beslenme düzeninin değişmesi ile birlikte hijyenik olmayan su ve açıkta bekletilen gıda tüketiminin hastalığa yakalanma riskini artırdığını belirten Dr. Betül Sarıtaş şöyle konuşuyor: “İshalin uzaması ve sıklığının artması durumunda bol sıvı tüketilmeli, bağırsak hareketini artıran posalı gıdalardan uzak durulmalı, yağlı ve baharatlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Vücuttan kaybedilen sıvı kadar sıvı alınmadığı durumlarda huzursuzluk, aşırı halsizlik, deri ve mukoza kuruluğu, göz kürelerinin çökmesi, idrar miktarının azalması ve gözyaşı yokluğu görülebilir. Bu durumlar özellikle küçük çocuklar için oldukça tehlikeli olup, ihmal edilmeden en kısa sürede çocuk doktoruna başvurulmalıdır.” Bu hastalıktan korunmak için el hijyenine özen gösterilmesi gerektiğini belirten Dr. Betül Sarıtaş, uzun süre dışarıda bekletilen gıdaların tüketilmemesi, sebze ve meyvelerin bol su ile yıkanması ve özellikle temiz su tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor.

İdrar yolu enfeksiyonu

Özellikle temizliği iyi sağlanmamış ortak havuz ve kaydırak kullanımının artması idrar yolu enfeksiyonu sıklığında artışa yol açıyor. Çocuklarda idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, genital bölgede kaşıntı, ateş ve kusma en sık görülen şikayetler arasında yer alıyor. Bu şikayetlerin olması durumunda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Sarıtaş “İhmal edildiğinde idrar yolu enfeksiyonu ilerleyerek böbrek hasarına sebep olabilir. Alınabilecek önlemler arasında kullanılacak havuzun temizliğine dikkat edilmesi, havuza girmeden önce mutlaka sabunla duş alınması, çocukların havuz suyunu ağzına almamasına özen gösterilmesi, havuz kullanımı sonrası duş alınması, ıslak mayonun hızlıca değiştirilmesi ve tuvalet sonrası genital bölge temizliğine dikkat edilmesi yer alır.” diyor.

Dış kulak yolu enfeksiyonu

Yüzücü kulağı olarak da bilinen dış kulak yolu enfeksiyonunun genelde uzun süre deniz ve havuzda vakit geçirilmesinin ardından su ile temasın arttığı durumlarda görüldüğünü belirten Dr. Betül Sarıtaş şu bilgileri veriyor: “Şikayetler genelde ani ve şiddetli kulak ağrısı ile başlar. Ardından kulak ve çevresinde hassasiyet gelişir. Eğer geçmeyen bir kulak ağrısı varsa en kısa sürede doktora başvurulmalıdır. Dış kulak yolu enfeksiyonunu önlemek için havuz ve denizden çıktıktan sonra kulaktaki su, baş her iki yana eğilerek çıkartılmalı, kulaklar kuru bir havlu ile kurulanmalı ve temizlik amaçlı kulak çubuğu kullanımından kaçınılmalıdır.”

Pause Sağlık, Pause Dergi

Güneş çarpması ve yanığı

Güneş altında uzun süre korunmasız vakit geçirilmesi çocuklarda ateş, terleme, bulantı, halsizlik ve çarpıntı gibi güneş çarpması semptomlarına neden olabiliyor. Bu durumda çocukların hemen serin bir yere alınarak, ateşinin düşürülmesi ve bol sıvı tüketiminin sağlanması gerektiğine dikkat çeken Dr. Betül Sarıtaş, 10.00-16.00 saatleri arasında çocukların güneşe çıkarılmaması, çocuklarda 6. aydan itibaren suya dayanıklı ve en az 30 faktöre sahip güneş koruyucu kremler kullanılması ve güneş kreminin iki saatte bir yenilenmesi gerektiğini söylüyor.

Sinek ve böcek ısırıkları

Yaz aylarında dışarıda geçirilen zamanın artması ile birlikte sinek ve böcek ısırığı da çocuklarda alerjik reaksiyonlara, kaşıntı, kızarıklık ve ağrıya neden olabiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Sarıtaş, sinek ve böcek ısırıklarından etkilenen bölgenin hemen sabunlu su ile yıkanarak şişlik varsa en az 10 dakika soğuk kompres uygulanması gerektiğini vurgulayarak “Böceğin türü ve zehirli olup olmadığı tespit edilmeli ve alerjik reaksiyon gelişmesi durumunda hemen bir sağlık merkezine başvurulmalıdır. Açık alanlarda bebeklerin kollarını ve bacaklarını koruyan giysiler tercih edilmelidir. Korunma amacıyla açık alanda sinek kovucu spreyler 2 aydan büyük bebek ve çocuklarda, günde en fazla bir kere yüz ve eller hariç tüm vücuda uygulanabilir” diye konuşuyor.

İsilik ve Pişik

Özellikle aşırı sıcaklar ve nemli havanın etkisi ile bebeklerde ve çocuklarda ter kanallarının tıkanması sonucu cilt üzerinde isiliklere sıkça rastlanıyor. İsilikten korunmak için sıcak havalarda çocuklara her gün duş aldırılması ve ince kıyafetler giydirilmesi gerektiğini belirten Dr. Betül Sarıtaş, bebeklerin bezinin günde en az 6-7 kez değiştirilmesi, alkol içermeyen mendillerle bez bölgesinin özenle temizlenmesi ve bebeğin bezi değiştirildikten sonra bez bölgesinin açık bırakılarak bir süre havalandırılması gerektiğini söylüyor.

Güneş çarpması ve besin zehirlenmelerine dikkat!

Güneş çarpması ve besin zehirlenmelerine dikkat!

Deniz ve havuzda yüzüyor, park veya sahillerde gönüllerince koşuşturuyorlar… Çocuklar tüm yıl özlemle bekledikleri yaz aylarının keyfini bolca çıkarmaya devam ediyor. Ancak sıcak yaz günlerinde ebeveynler olarak bazı kurallara uymamız çok önemli, aksi halde güneş çarpmasından besin zehirlenmelerine ve böcek ısırıklarına kadar pek çok sorun çocukların sağlığını tehdit edebiliyor. Acıbadem  Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları / Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Sare Güntülü Şık, hava sıcaklıklarının günden güne arttığı bu günlerde çocuklarda güneş çarpmasına çok sık rastlandığını belirterek, “Bu nedenle özellikle güneş ışınlarının en dik geldiği 11.00-15.00 saatleri arasında çocukları güneşe çıkarmaktan mutlaka kaçınılmalı. Besin hijyenine çok dikkat edilmeli, çocuğun bol sıvı tüketmesi sağlanmalı ve ince bol giysiler tercih edilmelidir.” diyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları / Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Sare Güntülü Şık, çocukları yaz aylarında bekleyen 5 tehlikeyi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Sare Güntülü Şık

GÜNEŞ ÇARPMASI

Uzun süre yüksek sıcağa maruz kalma sonucu oluşan yorgunluk ve bitkinlik hali güneş çarpması olarak tanımlanıyor. Bu tabloda çocukta; ateş, halsizlik, solukluk, baş ağrısı, baş dönmesi, uyku hali, kusma ve bilinç değişikliği görülebiliyor. Doç. Dr. Sare Güntülü Şık, sıcak çarpmasında çocuğun mutlaka gölge ve serin bir yere alınması gerektiğini vurgulayarak, “Ardından kıyafetlerini çıkarmalı ve vücudunu ıslak bezle soğutmalısınız. Bilinci açıksa ve içebilecekse su vermeniz de çok önemli. Eğer uyuklama hali, bilinç değişikliği veya ateş nedeniyle ortaya çıkan havale durumu varsa, acil olarak en yakın hastaneye götürmelisiniz” diyor.

Nasıl korumalı? 

  • Çocuğunuzun susamasını beklemeden bol sıvı tüketmesini sağlayın.
  • Güneşin en yoğun olduğu 11.00-15.00 saatleri arasında güneşe çıkarmayın.
  • Özellikle güneşin en etkili olduğu öğle saatlerinde ince, pamuklu ve açık renkli giysileri tercih edin.
  • Başını güneşten korumak için mutlaka şapka kullanın.
  • Sık sık ılık duş aldırın ve uzun süre güneş altında kalmamasına dikkat edin.

GÜNEŞ YANIKLARI

Uzun süre güneş altında kalmak ciltte hasara ve yanıklara neden olabiliyor. Hafif yanıklarda (1.derece) ciltte kızarıklık, hassasiyet ve ağrı gelişiyor. Bu durumda ağrı kesiciler, nemlendiriciler ve bol sıvı tüketimi yeterli oluyor. Daha ağır yanıklarda ise ciddi su toplanması sonucu su kesecikleri, ateş, bulantı, kusma ve yanık alanında şişme, tabloya eklenebiliyor. Doç. Dr. Sare Güntülü Şık, bu durumda dehidratasyona (sıvı kaybı) bağlı elektrolit dengesizliği ve havale gelişebileceği için en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Nasıl korumalı?

  • Güneşin en yoğun olduğu 11.00-15.00 saatleri arasında güneşten uzak tutun.
  • Yüksek koruma faktörlü (+50 faktör) güneş kremlerini tercih edin.
  • Güneş kremlerini güneşe çıkmadan 20-30 dakika önce sürün ve bu işlemi her 2 saatte bir tekrarlayın.
  • Güneşin göze zararlı etki yapmaması için geniş kenarlı şapka ve güneş gözlükleri kullanın.
Pause Sağlık, Pause Dergi

SİNEK VE BÖCEK ISIRIKLARI

Sinek ve böcek ısırıkları ciltte kızarıklık, kaşıntılı kabarcıklar ve ağrı gibi yakınmalara yol açsa da genellikle şikayetler kısa sürede geçiyor. Ancak alerjik çocuklarda daha ağır seyredebiliyor. Özellikle arı sokması alerjik yapılı çocuklarda anafilaksi denilen şok tablosuna neden olarak hayatı tehdit edebiliyor. Alerjik bir reaksiyon yoksa böcek ısırmalarında genellikle ilkyardım tedavisinin yeterli geldiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları / Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Sare Güntülü Şık, “Isırılan bölgeyi enfeksiyon riskine karşı su ve sabunla yıkayın. Yapacağınız buz uygulaması da ağrı ile kaşıntının azalmasını sağlayacaktır. Arı sokmasında da yapmanız gereken ilk şey, zehrin yayılmasını önlemek için iğnesini çıkarmak olmalı. Ancak iğneyi cildini sıkarak çıkarmayın, zira daha fazla zehir vücuda yayılabilir. Kene ısırıklarında ise hiçbir müdahalede bulunmadan mümkün olan en kısa sürede doktora başvurmanız çok önemli” uyarısında bulunuyor.

Nasıl korumalı?

  • Kapı ve pencerelerde tül sineklikler, yatakta cibinlik ve bebek arabaları için koruyucu tüller kullanın.
  • Sinek ve böcekler vücuduna girebileceği için açık havada kısa kollu ve kısa paçalı kıyafetler giydirmeyin.
  • Arıların ilgilerini çekebilecek pembe, sarı ve kırmızı gibi çiçekleri andıran renkte ve çiçekli giysilerden kaçının.
  • Cildine doğal içerikli koruyucular sürün.
  • Çiçek kokusu yayabilecek krem veya kolonya sürmeyin.

BESİN ZEHİRLENMESİ

Besin zehirlenmeleri bakteri, virüs, toksin veya kimyasal içeren gıdaların tüketimi sonucu oluşan ve çocuklarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir tablodur. Besin alımının ardından 6 -24 saat içinde kusma, ishal bulantı, karın ağrısı, iştahsızlık, yorgunluk ve halsizlik yakınmalarıyla ortaya çıkabiliyor. Çoğu kendiliğinden iyileşirken, ağır zehirlenmelerde ise (özellikle ağır sıvı kaybı- dehidratasyonun eşlik ettiği) en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor.

Nasıl korumalı?

  • Beklemiş, açıkta bırakılmış yiyeceklerden uzak durun.
  • Güvenilmeyen yerlerden et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünleri almayın.
  • Dışarıda yiyecekseniz hijyen kurallarına uyum sağlayan mekanları tercih edin.
  • Kırmızı et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri gibi kolay bozulabilen riskli besinleri uygun süre ve sıcaklıkta pişirin, pişmiş yemekleri oda sıcaklığında 1 saatten fazla bekletmeyin.
  • İyi yıkanmamış sebze ve meyveleri, temiz olmayan içme sularını ve pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerini tüketmeyin.
  • Dondurulmuş besinleri, çözdürmek için bir gün öncesinden buzdolabına alarak 0-4°C aralığında veya mikrodalga fırınlarda çözdürün ve çözdürdüğünüz besinleri tekrar dondurmayın.
  • Buzdolabından çıkararak ısıttığınız bir yiyeceği, yeniden buzdolabına geri koyup tekrar ısıtmayın.

YAZ İSHALLERİ

Çocuklarda sık karşılaşılan yaz ishallerine temiz olmayan havuz veya deniz suyunun yutulması, uygun koşullarda temizlenmeyen veya saklanmayan gıdaların tüketilmesi, kirli su veya kirli suyla yıkanan gıdalar ile sinek veya böcekle temas eden gıdalar neden olabiliyor. Sulu dışkıya; bulantı, kusma, karın ağrısı ve halsizlik eşlik edebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları / Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Sare Güntülü Şık, zehirlenmelerde olduğu gibi ishallerde de sıvı ve mineral kaybı yerine konulmazsa ciddi sağlık sorunlarının gelişebileceği uyarısında bulunarak, “Bu nedenle ishallerde öncelikle kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin takviyesi için ağızdan ve gerekli durumlarda damardan sıvı tedavisi gerekiyor. Mikrobik ishallerde dışkı incelemesi sonuçlarına göre bakteriyel nedenler düşünülüyorsa uygun antibiyotik tedavisi yapılıyor. Genelde viral enfeksiyonlarda sıvı replasmanı, mide koruyucu ilaçlar, bağırsak florasını düzelten uygun probiyotiğin kullanımı yeterli oluyor. Bu dönemde ağır ve yağlı yiyecekler yenmemeli, yine bağırsak hareketlerini arttıran gıdalardan kaçınılmalıdır” diyor.

Nasıl korumalı? 

  • Sık el yıkama ve kişisel hijyen kurallarına dikkat edin.
  • Temiz sıvılar ve taze gıdalar tüketmesini sağlayın.
  • Özellikle yemekten önce ve tuvalet kullanımının ardından ellerini en az 20 saniye boyunca yıkayın.
  • Meyve ve sebzelerin temiz suda iyice yıkandığından emin olun.
  • Biberonlarını her seferinde yıkayın ve beklemiş mamaları kullanmayın.
  • Açık büfede sunulan ve açıkta satılan yiyeceklerden uzak durun.
  • Temizliğinden emin olmadığınız havuzlardan kaçının.

Çocuğunuzda bu şikayetler sık tekrarlıyorsa!

Çocuğunuzda bu şikayetler sık tekrarlıyorsa!

Romatizma denilince sadece eklemlerin etkilendiği durumlar aklınıza geliyor olabilir, fakat romatizmal hastalıklar eklemler dışında; cilt, bağ dokusu, tendonlar, damarlar ve neredeyse tüm iç organlarda etkilenmelere neden olabiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Demir, “Erişkin yaşta gördüğünüz romatizmal hastalıkların birçoğu çocukluk çağında başlangıç gösterebilmektedir. Bunun yanında çocukluk çağına özgü onlarca romatizmal hastalık, maalesef çocukları etkileyebilmektedir” diyor. Bu hastalıkların birçoğunun, bağışıklık sisteminin düzensiz ya da aşırı çalışmasından kaynaklandığını, bilinen en sık tetikleyicilerin ise stres, travma ve enfeksiyonlar olduğunu belirten Doç. Dr. Ferhat Demir “Tetikleyicilerin mümkün olduğunca azaltılması, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz tedavide önemli rol oynamaktadır. Tabi ki, tüm bunların, medikal tedaviler eşliğinde bir çocuk romatoloji uzmanı tarafından hasta özelinde düzenlenmesi gerekmektedir” diyor. Tedavide erken teşhisin önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Ferhat Demir, çocuklarda romatizmal hastalıkların 8 önemli belirtisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Ferhat Demir

  • Eklem şikayetleri (Ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı, topallama)

Çocuklarda romatizmal hastalıkların en sık bulgusu eklem şikayetleridir. Herhangi bir eklemdeki ağrı, buna eşlik eden hareket ettirmede zorluk, eklem cildi üzerinde kızarıklık-ısı artışı veya eklemde gözle görülür bir şişlik bulgusu, geçici ya da kalıcı bir romatizmal hastalığın ilk bulgusu olabilir. Özellikle bu bulguların kısa süreli olmaması ya da tekrarlaması durumunda, çocuğun vakit kaybedilmeden değerlendirilmesi gerekir.

  • Tekrarlayan ateş

Doç. Dr. Ferhat Demir “Ateş, bağışıklık sisteminin farklı nedenlerle uyarılması sonrası aktifleşmesinin ve vücudumuzun korunmasına yönelik reaksiyonun bir göstergesidir. Eğer bu ateşe neden olabilecek bir enfeksiyon durumu yoksa, romatizmal ateş hastalıklarını da değerlendirmek gerekmektedir” diyor. En sık karşılaşılan romatizmal ateş nedenlerinin, ‘periyodik ateş sendromları’ olarak adlandırılan, tekrarlayan dirençli ateşler ile giden hastalıklar olduğunu belirten Doç. Dr. Ferhat Demir şöyle konuşuyor: “PFAPA sendromu (tekrarlayan ateş) ve Ailevi Akdeniz ateşi (FMF) hastalığı ülkemizdeki en sık sebeplerdir. Bu hastalıklarda, belirli periyotlar ile (1/2 hafta-3/4 ay aralığında) tekrarlayan ateş, karın ağrısı, göğüs ağrısı, boğaz enfeksiyonu, döküntü, ishal ve  lenf bezlerinde büyüme gibi bulgulardan biri veya birkaçı görülebilir.”

  • Uzamış ateş

Ateşin enfeksiyondan kaynaklanmadığı tespit edildiğinde, ateşli romatizmal hastalıkların tanıda değerlendirilmesi gerekir. 5 gün ve daha uzun süren ateş tablosunda Kawasaki hastalığı adı verilen bir damar romatizmasını, 2 hafta ve daha uzun süren ateş durumunda ise ateşli eklem romatizmasını tanıda düşünmek gerekmektedir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

  • Tekrarlayan boğaz enfeksiyonu

Çocuk Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Demir “Ortalama 3-4 hafta ara ile tekrarlayan dirençli ateş, tonsillit (bademcik iltihabı), farenjit, ağızda aft-yara ve boyun lenf bezlerinde büyüme şikayetleri, PFAPA sendromunun bulgularındandır. Maalesef bu bulgular, sıklıkla boğaz enfeksiyonu ile karıştırılabilmekte ve hastalar gereksiz antibiyotik tedavisi alabilmektedir” diyor.

  • Kas ağrısı – kas güçsüzlüğü

Tekrarlayan ya da uzamış bir kas güçsüzlüğü-kas ağrısı durumunda, çocukların romatizmal  hastalıklar yönünden değerlendirilmesi gerekir.

  • Cilt döküntüleri

Doç. Dr. Ferhat Demir ”Romatizmal hastalıklar, farklı tipte cilt döküntüleri ile karşımıza çıkabilmektedir. En sık görülenlerden biri ürtiker (kurdeşen) olarak adlandırılan, gün içinde solabilen, kaşıntılı cilt döküntüleridir. Bu döküntüler özellikle ateş birlikteliğinde bir romatizmal hastalık işareti olabilir. Ayrıca peteşi ya da purpura adını verdiğimiz, vücudun farklı bölgelerinde tekrarlayabilen, cilt altı farklı büyüklerde kanama odaklarının olması da vaskülit olarak adlandırdığımız romatizmal damar hastalıklarının belirtilerindendir. Livedo reticularis olarak adlandırılan cildin alacalı görünümü de, yine romatizmal bir damar hastalığının ilk bulgusu olabilir” diyor.

  • Tekrarlayan ağız yaraları (oral aft)

Tekrarlayan ağız içi yaraları-aftlar, altta yatan romatizmal bir hastalığın işareti olabileceği gibi, tamamen iyi huylu olarak da gelişebilir. Bunun yanında, kansızlık ve vitamin eksikliklerine bağlı da ağız yaraları ortaya çıkabilir. Behçet hastalığı, PFAPA sendromu, Çölyak ve Crohn hastalığı gibi romatizmal ve/veya bağırsak ilişkili hastalıklar, tekrarlayıcı ağız yaralarına neden olabilir. Yılda 3-4’den fazla ağız yarası çıkan çocuklar, bu yönlerden mutlaka değerlendirilmelidir.

  • Tekrarlayan karın ağrısı ya da göğüs ağrısı atakları

Doç. Dr. Ferhat Demir, “Farklı dönemlerde ortaya çıkan tekrarlayıcı karın veya göğüs ağrısı durumları, periyodik ateş sendromu adını verdiğimiz, ateşli romatizmal hastalıklar zemininde gelişebilir. Ailevi Akdeniz ateşi, bu hastalıkların ülkemizde en sık görüleni olup, nedenin bulunamadığı karın ağrısı durumlarında mutlaka akılda tutulmalıdır” diyor.

Çocuğunuzun sağlıklı ve keyifli bir yaz geçirmesi için!

Çocuğunuzun sağlıklı ve keyifli bir yaz geçirmesi için!
Yaz aylarıyla birlikte çocukların açık havada daha fazla zaman geçirmesi, özellikle aşırı sıcak havalarda bazı hastalıklarla daha fazla karşılaşmalarına neden olabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aziz Polat yaz sıcaklarında yolculuk, güneşin altında uzun süre kalma, mekan ve iklim değişikliği, beslenme değişikliği gibi etkenlerin çocukların sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek “Yaz aylarında çocuklarda güneş yanığı ve sıcak çarpması, bulantı, kusma, ishal, kulak ve göz enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonu, yaz gribi ve klima çarpması gibi sorunlarla çok sık karşılaşıyoruz. Ancak çocukların ve ailelerinin yaz keyfinin kabusa dönüşmemesi, hastalıklardan uzak bir tatil geçirmeleri alınacak bazı önlemlerle mümkün olabilir” diyor. Prof. Dr. Aziz Polat, yaz hastalıklardan korunmak için alınabilecek 10 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Aziz Polat

• Bol su içirin
Sıcak ve nemden dolayı vücudun su kaybı ve su ihtiyacı artar. Bu nedenle bebeğinizi daha sık emzirin, çocukların da yaşına ve kilosuna göre her gün 1,3-2 litre su içmelerine özen gösterin.
• İlaç çantası yapın
Tatilde ihtiyaç duyabileceğiniz çocuk ilaçlarını mutlaka yanınıza alın. Ağrı kesici ve ateş düşürücü şuruplar, güneş kremleri, sinek kovucular, cilde sürülen pişik, yanık ve alerji kremleri, ateş ölçer, yara bandı, buz torbası mutlaka yanınızda olmalı.
• Güneşten koruyun
Yazın çocuklarda güneş çarpmasına çok sık rastlandığından çocuklarınızın güneşte kalma süresi ve saatlerine dikkat edin. Güneşteki zararlı ultraviyole ışınları da kısa dönemde ciltte yanıklara, uzun dönemde cilt kanserine yol açabiliyor. Bu nedenle güneşe çıkmadan yarım saat önce güneş kremini mutlaka sürün. Güneş gözlüğü, şapka ve giysilerle güneşin zararlı ışınlarından korunması için önlem alın.
• Temizliğe özen gösterin
Sebze ve meyveleri iyice yıkamadan yememesine dikkat edin. Suyun temizliğinden emin olun. Tesislerde özellikle tuvalet hijyeni çok önemli. Yeterince klorlanmış ve kalabalık olmayan havuzları kullanın, temiz denizde yüzdürün. El, ayak, cilt ve vücut temizliğine dikkat edin. Çocuklara sık sık duş aldırın. Bunlar sayesinde birçok mikrobik hastalık önlenmiş olacaktır.
• Sağlıklı beslenin
Çocuk beslenmesinde kahvaltı vazgeçilmez olmalı. Süt, yumurta, peynir, bal, tereyağ, domates, salatalık, yeşillik, kepekli veya tam buğday ekmek, taze meyve suyu tercih edin. Çay içecekse açık olmalı. Yağlı, kızartılmış ağır yemekler veya fastfood yerine, sebze ağırlıklı, zeytinyağlı, sindirimi kolay yemekler yedirin. Yemekler günlük olmalı ve uzun süre dışarıda bekletilmemeli. Özellikle tavuk, sütlü ve kremalı pastalar sıcakta kolayca bozulup besin zehirlenmesine yol açabilir. Ara öğünlerde yoğurt, cacık, meyve tüketilebilir. Dondurma günde 1-2 top yenebilir. Şeker, çikolata, cips, abur cubur gıdalar sağlığa zararlı olduğu gibi, özellikle yaz aylarında ishale de yol açabileceğinden uzak tutun.
• Klimaya dikkat edin
Prof. Dr. Aziz Polat “Çocuklar ani ısı değişikliklerine uyum sağlayamazlar. Oda çok serin olmamalı, sıcaklık 18-21 dereceye ayarlanmalı. Çocuklar odada iken uzun süre klima çalıştırılmamalı. Klimanın karşısında durulmamalı. Klima etkisiyle nezle benzeri semptomlar, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, boğazda kuruluk, ağrı, öksürük olabilir. Temizliği iyi yapılmamış klimalardan bazı mikroplar bulaşıp akciğer enfeksiyonu yapabilir” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

• Mayo ya da bikinisini değiştirin
Özellikle kız çocukları idrar yolu enfeksiyonuna daha yatkın olduklarından; havuz ve denizin temiz olması, suda uzun süre kalmaması, ıslak kıyafetlerin hemen değiştirilmesi, sık sık duş alınması, tuvalet temizliğinin iyi yapılması, idrarını uzun süre tutmaması, kabızlık varsa tedavi edilmesi çok önemli. İdrar yaparken ağrı, sık idrara gitme, idrardan kan gelmesi, ateş, karın ağrısı, kusma durumunda hastaneye başvurun.
• Yakından takip edin
Kaza ve boğulmalara karşı çocukları yakından izleyin ve acil müdahale için yakınlarında bulunun. Küçük çocukları tek başına kesinlikle bırakmayın. Acil yardım için hemen 112’yi arayın.
• Haşerelere karşı tedbir alın
Sivrisinek ısırmasına karşı oda içinde kullanılan sinek kovucu aparatlar veya cibinlik kullanılabilir. Arı, böcek, akrep gibi haşeratın çocuklara yaklaşmaması için tedbir alın.
• Uyku düzenini sağlayın
Çocukların tatilde uyku düzenleri değişiyor. Ancak çocukların büyümeleri ve dinlenmeleri için yeterli süre (10-12 saat) uyumaları gerekiyor. Düzenli uyku için oda sıcaklığı çok soğuk veya çok sıcak olmamalı, akşam yemekleri geciktirilmemeli ve ağır olmamalı, oda sessiz ve loş olmalı, yatmaya yakın hiçbir şey yenmemeli. Telefon ve tabletin de yatmadan iki saat önce kapatılmasına dikkat edin.

Çocuklarda yaz hastalıklarına dikkat

Çocuklarda yaz hastalıklarına dikkat

Yaz aylarında okulların kapanması ve ısınan havanın etkisiyle çocuklar dışarıda, denizde ve doğada daha çok zaman geçiriyor. Bu da çocuklarda görülen yaz hastalıklarının artmasına zemin hazırlıyor. Çocuklarda sık görülen yaz hastalıkları arasında kusma ve ishal ile seyreden bağırsak enfeksiyonları, deniz ve havuz enfeksiyonları, güneş yanıkları, sıcak çarpması, böcek sokmaları, üst solunum yolu enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, Hepatit A enfeksiyonu, alerjik reaksiyonlar, deri hastalıkları ve sıvı kayıplarına bağlı çeşitli hastalıklar geliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Canan Bilazer, çocuklarda görülen yaz hastalıkları ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Dr. Canan Bilazer

Güneşi seviyoruz ama saatlere dikkat!

Güneşin tam tepede olduğu ve yeryüzüne ışınların dik olarak geldiği öğle saatleri, güneş çarpması için en riskli zaman dilimidir. Özellikle bu saatlerde oyuna dalıp uzun süre güneşte kalınması sıvı kaybına neden olabilmektedir. Güneş çarpması durumunda halsizlik, baş dönmesi, ağızda kuruluk, baş ağrısı gibi belirtilerin yanı sıra ileri güneş çarpmalarında şuur kaybı ve bayılmalara varan sonuçlar olabilmektedir. Aşırı sıcaklar vücutta sıvı ve elektrolitlerin kaybına yol açar. Güneş çarpmasından çocukları korumak için birkaç basit önlem alınmalıdır. Bunların başında; bütün çocukların özellikle 6 aydan küçük bebeklerin saat 10.00- 16.00 arasında güneşe çıkartılmamaları, güneşte kalma süresinin 10 dakika ile başlayıp yavaş yavaş artırılması ve mutlaka yüksek koruyuculuğu olan güneş kremlerinin kullanılması gerekmektedir.

Güneş yanıkları tatilinizin tadını kaçırmasın 

Güneş çarpması kadar önemli bir diğer konu da güneş yanıklarıdır. Özellikle sarışın ve açık tenli çocuklarda gelişebilecek cilt lezyonlarının şiddeti hem daha ağır hem de daha kalıcı olabilmektedir. Çocuklarda en az 30 faktörlü (SPF 30) kremler düzenli aralıklarla cilde sürülmeli ve güneşin altında olduğu süre içerisinde çocuğun bol sıvı almasına dikkat edilmelidir. Suyun içinde de güneş ışınlarından etkilenildiği unutulmamalı ve her ne olursa olsun özellikle çocukların en sıcak saatlerde direkt güneş altında olmamalarına özen gösterilmelidir. Güneş yanığı eğer sadece deride kızarıklık ve hafif ağrı hissi ile kendini göstermişse bu birinci dereceden yanıktır ve 48 saate kadar ağrı, deride gerilme, yanma hissi devam etmektedir. Derinin losyon tarzı kremler ile nemli tutulması ve ağrı kesici şuruplar kullanılması çocuklarda birinci derece yanığa karşı uygulanacak yöntemlerdir. Eğer güneş yanıkları çok ağrılı ve kabarcıklıysa, bu duruma yüzde şişme durumu eşlik ediyorsa, ateş ve titreme, baş ağrısı, bayılma, his kaybı, genel durum bozukluğu veya bilinç değişikliği varsa hemen en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

En sık turist ishali görülüyor

Yaz aylarında sıcaklığın artması ile gıdaların bozulması ve bakteri üremesi artmaktadır. Sağlık kuruluşlarına en sık başvurulan vakalar arasında koli basilinin neden olduğu turist ishali gelmektedir. Daha çok kanalizasyon sularının karıştığı kirli sularda yüzmek veya bu suların bulaştığı gıdaların tüketilmesi sonucu oluşmaktadır. Yeşil renk, sulu dışkılama görülmektedir. İshal vakalarında hastalığın şiddetini belirleyen en önemli unsur dışkılama miktarı ve sıklığı yani sıvı kaybının şiddetidir. İshalin en önemli istenmeyen etkisi dehidratasyon adı verilen vücudun sıvı dengesinin bozulması halidir ve bu sıvı kaybına bağlı olarak derecelendirilmektedir. İdrar sıklığının azalması veya idrar çıkışının hiç olmaması, hafif ateş, susuzluk hissi, göz kürelerinin çökmesi, cilt elastik yapısının bozulup daha lastiksi bir kıvama gelmesi, tansiyon düşüklüğü başlıca belirtilerindendir. Eğer uzun süren ve sıvı kaybının çok olduğu bir ishal durumu varsa dehidratasyon riski de artmaktadır. İshallerde esas olan tedavi şekli vücudun kaybettiği sıvıyı ağız yolu ile geri alabilmektir. Çocuğun genel durumuna göre sıvı kaybı fazla ise ağızdan ishal diyeti uygulanmalıdır.

Havuz enfeksiyonlarına dikkat!

Yaz aylarında havuzların kalabalık ve sık tercih edilen yerler olması sebebiyle bulaşıcı hastalıkların yayılma riski çok artmaktadır. Sağlık ve hijyen kurallarına uyulmayan havuzlar çeşitli enfeksiyon hastalıklarının oluşumuna neden olmaktadır. Bununla birlikte fazla klorlanmış havuzlar çocuklarda deri, kulak ve gözde alerjik hastalıklara neden olabilmektedir. Özellikle 4 yaşın altındaki çocukların havuza sokulmaması önerilmektedir. Temizliği iyi yapılmamış havuzlarda bulunan bakteri ve enfeksiyonlar ciltteki küçük bir çizikten girerek iltihaplı yaraların oluşmasına neden olabilmektedir. İdrar yolları ve mantar enfeksiyonlarının yazın daha çok görülmesinin nedeni yine yeteri kadar temizlenmeyen havuzlardır. Havlu ve terlik gibi eşyaların ortak kullanımı da mantar enfeksiyonlarının hızla yayılmasına neden olmaktadır.

Bebek gibi uyumak için bunlara dikkat edin

Bebek gibi uyumak için bunlara dikkat edin

Bebek büyüten ailelerin yaşadığı en önemli sorunlardan birini, bebeklerinin uzun süre düzene girmeyen gece uykuları oluşturuyor. Çocukların uykuya olan ihtiyaçları ve uyku süreleri büyüme dönemlerine göre değişiyor. Bebeklerin derin ve kesintisiz bir gece uykusu yaşamaları için ebeveynlerin bu konuda bilinçli olması önem taşıyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Mehmet Ali Duman, çocuklarda uyku düzeninin sağlanması için anne babalara önemli önerilerde bulundu

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Mehmet Ali Duman

Çocuklar en geç 20.30’da yatakta olmalı

Yenidoğan, en fazla uyku ihtiyacı olan dönemdir. Yenidoğanın uykusu 18-20 saate kadar ulaşabilir. Büyüdükçe algısı açılan çocuğun, uyku süresi de kısalır. Büyüme hormonu saat 22.00 civarında en yüksek düzeylere ulaşır. Bu nedenle çocuk hangi yaşta olursa olsun, bu saatlerde derin uykuda olmalıdır. Çocukta düzenli uyku, düzenli beslenmeyle doğrudan ilişkilidir. Bebeğin veya küçük yaştaki çocuğun düzene alıştırılma evresinde, ailelerin otoriter ve tutarlı davranmaları bu süreci kolaylaştıracaktır. Sağlıklı bir çocuğun akşamları en geç 20.00 ya da 20.30’da yatakta olması gerekir.

Uyumak üzereyken yatağa yatırılmalı

Çocuğun uykusu geldiğinde kendisinin gidip yatacağı düşüncesi doğru değildir. Çünkü uykusu gelen çocuk daha da hareketlenir, bu şekilde kendi uykusunu kaçırır. Bu kısır döngü çocukta huzursuzluğa neden olur. Oysa ki çocukların belli bir beslenme ve uyku düzenine sahip olması onları daha huzurlu hale getirir. Bu nedenle, ailelerin kendi özel yaşamlarından fedakârlıklarda bulunup, çocuk için uygun beslenme ve uyku düzenine göre hareket etmeleri doğru olacaktır. Çocuklar uyurken değil, uyumak üzereyken yatağa yatırılmalıdır. Anne çocuğun kendi kendine uykuya dalmasına izin vermelidir.

Çocuklar da yetişkinler gibi uyumalı

Uykusu gelen çocuk, tıpkı yetişkinlerin kendileri için sağladıkları ışığı kapamak, yatağa yatmak, yorganı örtmek gibi koşulların sağlanmasına ihtiyaç duyabilir. Eğer çocuk sallanarak, emzirilerek, biberonla mama verilerek uyumaya alıştırılırsa, gece uykusu bölündüğünde, yeniden aynı koşulların sağlanmasını isteyecektir. Ancak, kendi halinde yatağında uyumaya alıştırılan çocuk, gece uyandığında, herhangi bir müdahale olmaksızın, kendi kendine yeniden uykuya dalabilecektir. Dolayısıyla, eğer çocuğun bir sağlık sorunu yok ise, yatağına yatırıldığında ağlasa bile kucağa alınmamalı, sakinleştirilip yeniden uyuması için yatağa bırakılmalıdır.

Ailenin uyku rutinini her gece tekrarlaması gerekiyor

İlk aylardan itibaren, kendisine uykuyu anımsatacak belli davranış ve objeler çocukları uykuya hazırlayacaktır. Sıcak bir banyo, pijamalarının giydirilmesi, sadece yatakta duran bir oyuncağının kucağına verilmesi, loş ışıkta aynı ninninin söylenmesi, her akşam bunlardan birinin tekrarlanması, çocuğun vücuduna uyku saatinin geldiğini anlatır.

1 yaşından sonra gece beslenmeleri reflüye neden olabilir

Özellikle mama ile beslenen bebeklerde, yaklaşık 10. aydan sonra gece beslenmesi önerilmemektedir. Anne sütü alan bebekler gece aşırı miktarda olmamak koşulu ile beslenebilir. Çünkü gece beslemeleri çocuklarda sık uyanmanın yanında, reflü, üst solunum yolları veya orta kulak enfeksiyonları gibi sorunlara neden olabilir. Gece saatlerinde beslenen çocukların kahvaltılarda da iştahı azalabilir. Bu nedenle 1 yaşını geçen çocuklarda, uyku saatine 1 saat kala, beslenme kesilmelidir. Verilecek bu son öğün için ise tahıllı mamaların tercih edilmesi çocuğun gece boyu tok kalmasını sağlayacak, sindirim sisteminin çalışmasını kolaylaştıracak ve rahat bir uyku için metabolizmasına yardımcı olacaktır.

Sağlıklı bebekler ve çocuklarda, uyku düzenini sağlamak ailenin elindedir. Aile, çocuğa düzenli uyku için düzenli bir hayat imkanı sağlar ve bilinçli uyku alışkanlıkları kazandırırsa, en yaramaz ve söz dinlemeyen çocuk bile bir süre direnip, sonrasında bu düzene alışacaktır. Eğer çocuk her şeye rağmen uyumuyor ve şiddetli şekilde ağlıyorsa, bu durum bir hastalığın belirtisi olabilir. Çocuğun bir sağlık sorunu olup olmadığından emin olmak için uzman yardımı almak yararlı olacaktır.