Yazılar

Tuba Önder Demircioğlu “Encounter II”

Uluslararası seramik sanatçısı Tuba Önder Demircioğlu ve mimar-tasarımcı Fahrettin Aykut, Londra’da yeni bir sanat buluşmasına imza atıyor. Fahrettin Aykut’un küratörlüğünü üstlendiği “Encounter II” sergisi, 12–16 Mayıs tarihleri arasında Gallery Marquess’te izleyiciyle buluşacak.

Sergi, önceden belirlenmiş bir kompozisyon yerine anın içinden doğan sezgisel karşılaşmaları merkeze alıyor. Tuba Önder Demircioğlu’nun kalıp kullanmadan, kontrol ile rastlantı arasındaki kırılgan dengede şekillendirdiği seramik yüzeyler; elin ritmini, bedenin izini ve malzemenin direncini görünür kılıyor. Bu üretim dili, biçimsel kusursuzluk yerine dönüşümün kendisine odaklanarak üretimin doğal hafızasını sanatın merkezine taşıyor.

Fahrettin Aykut’un küratöryel kurgusuyla şekillenen “Encounter II”, izleyiciyi kesin anlamların ötesinde yaşayan bir düşünce alanına davet ediyor. Eserler, tamamlanmış bir anlatı sunmak yerine izleyiciyle yeniden kurulan çok katmanlı bir deneyim öneriyor. Zaman, hareket ve dönüşümle kurulan bu organik bağ, sergiyi sezgisel bir keşif alanına dönüştürüyor.

 

#EncounterII #TubaÖnderDemircioğlu #FahrettinAykut #GalleryMarquess #SeramikSanatı #ÇağdaşSanat #LondraSanat #SanatSergisi #Küratörlük #SanatHaber #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Renkler ve Katmanlarla Bilinç Yolculuğu

Sanatçı Naz Kökbudak, yeni kişisel sergisi “Inner Cosmos: The Power of Imagination” ile 21 Nisan – 16 Mayıs tarihleri arasında Gama Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor. Toplam 20 eserden oluşan seçki, içsel deneyimler ile evrensel döngüler arasındaki ilişkiyi merkezine alarak izleyiciyi algı, bilinç ve dönüşüm kavramları ekseninde düşünsel bir yolculuğa davet ediyor.

Kökbudak’ın sanat pratiği, doğrudan gözleme dayalı temsilden ziyade içsel imgelerin görselleştirilmesine dayanıyor. Akrilik boya, pigment, yoğun doku pastaları ve epoksi/reçineyi bir arada kullandığı çok katmanlı yüzeyler; ışık, derinlik ve hareket hissi yaratarak eserleri yalnızca görsel değil, aynı zamanda deneyimsel bir alan haline getiriyor.

Sanatçının renk kullanımı kavramsal anlatının temel taşıyıcısı olarak öne çıkıyor: kırmızı ve bordo tonları yaşam enerjisi ve içsel güce; lacivert ve derin uzay tonları sonsuzluk ve bilinmeyene; parlak ve metalik yüzeyler ise farkındalık ve bilinç açılımına işaret ediyor. Serginin merkezinde yer alan “Nazar Serisi”, evrenin döngüsel yapısından hareketle insanın tekrar eden düşünce ve deneyimlerini simgeliyor. “Piece of Mars” adlı çalışma ise gezegensel çarpışmaları yaşamın kırılma anlarıyla ilişkilendirerek dönüşüm fikrine odaklanıyor.

Naz Kökbudak’ın “Inner Cosmos: The Power of Imagination” sergisi, 21 Nisan itibarıyla Gama Gallery’de ziyaret edilebilecek.

Sergi Alanı: Gama Gallery

Adres: Turnacıbaşı Cd. No: 21 Beyoğlu/İstanbul

Tarih: 21 Nisan – 16 Mayıs 2026

Ziyaret saatleri: Pazar günleri hariç 12:00 – 18:00 arası

 

#NazKökbudak #InnerCosmos #GamaGallery #SanatSergisi #HayalGücü #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #SanatVeBilinç #KozmikEnerji #SanatHaber #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Art Rooms’da Kıbrıs’ın Gündelik Katmanları

Fotoğraf sanatçısı Yusuf Sevinçli’nin Kıbrıs’ta ürettiği yeni serisi “REPUBLIC”, Girne’nin çağdaş sanat galerisi Art Rooms’da sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçının 2020–2025 yılları arasında adaya yaptığı ziyaretlerde şekillenen ve yaklaşık 70 fotoğraftan oluşan seçki, Kıbrıs’ın gündelik hayatına sinmiş katmanları görünür kılıyor.

Sevinçli’nin büyük format analog üretimle hazırladığı sergi, adayı doğrudan tarif etmek yerine içselleştirilmiş bir yakınlık duygusu yaratıyor. Fotoğraflar, olaylardan çok mekânlara, ışığa ve ayrıntılara odaklanarak izleyiciyi sakin bir izleme deneyimine davet ediyor.

“REPUBLIC” sergisi, Oya Silbery’nin direktörlüğünde 26 Şubat – 14 Nisan 2026 tarihleri arasında, pazar hariç her gün 13.30–20.30 saatleri arasında Art Rooms’da ziyaret edilebilecek. Sergi kitabı ise ARUCAD Press tarafından yayıma hazırlanıyor.

#YusufSevinçli #RepublicSergisi #ArtRoomsGirne #ÇağdaşSanat #FotoğrafSanatı #KıbrısSanat #AnalogFotoğraf #SanatSergisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kirkor Sahakoğlu’ndan İçsel Düellonun Resimleri

İmoga Art Space, sanatçı Kirkor Sahakoğlu’nun yeni sergisi “DUEL” ile izleyiciyi insanın kendi iç dünyasıyla giriştiği en derin mücadeleye tanıklık etmeye davet ediyor. 5 Şubat’ta açılan sergi, 28 Şubat’a kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.

Sahakoğlu’nun sergisi, Ursula K. Le Guin’in Mülksüzler romanındaki “Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı.” cümlesinden ilham alıyor. Bu alıntıdan yola çıkan sergi; içerisi ve dışarısı, görünen ve saklı olan, benlik ve öteki arasındaki sınırların sürekli yer değiştirdiği bir yüzleşme alanı kuruyor.

Varoluşçu bir anlayışla kurgulanan “DUEL”, izleyiciyi yalnızca bir sanat deneyimine değil, aynı zamanda kişisel bir meydan okuma sürecine çağırıyor. Sahakoğlu, insanın en büyük mücadelesinin çoğu zaman dışarıda değil, kendi içinde yaşandığını hatırlatıyor ve şu soruyu ortaya koyuyor:

“Bu yüzleşmede insan kiminle düelloya girer? Ayna ile mi, yoksa aynadaki suretle mi?”

Sanatçı, bu düellonun aslında arzuların alt edilmesi olduğunu vurguluyor ve ekliyor:

“En büyük zafer kendine karşı kazanılan değil midir? En büyük rakip insanın kendisi değil midir?”

Adres: Kuzguncuk Mahallesi, İcadiye Caddesi 42 A, 34674 Üsküdar

 

#KirkorSahakoğlu #DUEL #İmogaArtSpace #ÇağdaşSanat #ÜsküdarSanat #SanatSergisi #İçselMücadele #UrsulaKLeGuin #VaroluşçuSanat PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Mustafa Özbakır’dan Kabukların Ardında Bir Yolculuk

Kun Art Space, Çukurova bölgesinde sanatçıları ve sanatseverleri buluşturmaya devam ediyor. Bu kez çağdaş sanat galerisi, Mustafa Özbakır’ın kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor.

“Kabuklarımla Bir Meyve Miyim Yara mı” başlıklı sergi, sanatçının resimlerinde tanıdık yüzleri, ezberlenmiş dizeleri ve unutulmuş anları yeniden hatırlatıyor. Özbakır’ın kendisine yönelttiği sorular, izleyiciyi de içine çekerek hüzünlü bir yolculuğa davet ediyor.

Sergiye özel olarak Cem Adrian’ın bestelediği “Yara” adlı şarkı, eserlerle birlikte mekânda yankılanarak izleyicinin deneyimini derinleştiriyor.

Nazlı Pektaş’ın kaleme aldığı sergi metni eşliğinde açılan bu kişisel sergi, 28 Şubat’a kadar Pazar günleri hariç her gün 12:00 – 18:00 saatleri arasında Adana’daki Kun Art Space’te görülebilir.

#MustafaÖzbakır #KabuklarımlaBirMeyveMiyimYaraMı #KunArtSpace #AdanaSanat #ÇağdaşSanat #CemAdrian #SanatSergisi #ÇukurovaSanat #pausedergi #pausetv #pausejournal #hanedancity #pausesağlık #pausesanat #pauseturizm

“Tork” sergisiyle dönüşüm başlıyor

İstanbul’un Maslak Atatürk Oto Sanayi Sitesi’nde konumlanan AOS51, endüstriyel kültürü çağdaş sanatla buluşturan yeni bir sanat mekânı olarak dikkat çekiyor. 7 Kasım – 28 Aralık 2025 tarihleri arasında gerçekleşen “Tork” sergisi, bu dönüşümün ilk adımı.

İlayda Babacan küratörlüğünde hazırlanan sergi, dokuz sanatçının üretimlerini bir araya getiriyor: Atilla Galip Pınar, Aysel Alver, Barış Cihanoğlu, Caner Şengünalp, Damla Özdemir, Gazi Sansoy, Kerim Yetkin, Nurdan Likos ve Özcan Uzkur. Sergi, fiziksel bir kavram olan “tork”u; direnç, denge ve dönüşümün sanatsal metaforu olarak ele alıyor.

AOS51’in metalik atmosferi, eserlerle bütünleşerek izleyiciye güçlü bir karşılaşma alanı sunuyor. “Tork”, yalnızca bir grup sergisi değil; üretim süreçlerinin çağdaş sanatla yeniden yorumlandığı bir düşünsel zemin.

#TorkSergisi #AOS51 #SanayidenSanata

Rewind / Slovenya Sergisi CerModern’de açıldı

Türkiye’nin önde gelen çağdaş sanat merkezlerinden CerModern, 6 Kasım – 28 Aralık tarihleri arasında “Rewind / Slovenya – Slovenya Seyahati” sergisine ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Erkan Doğanay’ın üstlendiği sergide Türkiye’den Hakan Esmer, Serdar Leblebici, Özgür Eryılmaz, Semih Kaplan, Slovenya’dan ise ünlü sanatçılar Ive Šubic ve Maja Šubic yer alıyor.

Sergi, “coğrafya, bellek ve kimlik” kavramlarını merkezine alarak iki ülke sanatçıları arasında kültürel etkileşim ve ortak üretim sürecini görünür kılıyor. Ive Šubic’in partizan temalı eserleri ile Maja Šubic’in fresk tekniğini güncel yorumlarla buluşturduğu çalışmaları öne çıkıyor.

Slovenya’nın Škofja Loka kentinde başlayan ortak üretim sürecinin ürünü olan sergi, sanatsal sınırların ötesine geçen bir birlikteliği vurguluyor. CerModern, bu uluslararası buluşmayla kültürel diyaloğa katkı sunmayı sürdürüyor.

Candan Arıcı ile Formun ve Duygunun Yolculuğu

Pause Sanat ve Pause Dergi olarak sanat röportajlarımıza devam ediyoruz. Sanat denilince akla gelen ilk isimler arsasında yer alan ArtGalerim sahibi ve sanat menajeri Özlem Alıcı’nın bu ay ki konuğu sanatçı Candan Arıcı  oldu.  Sanata dair tüm sorularımızı tüm içtenliği ile cevaplarken yeni sergisi hakkında bilgi verdi. Keyifle okumalar…

Candan Arıcı

Heykel senin için nasıl bir ifade alanı? Seni ilk kez bu disipline çeken şey neydi?

Sanırım herkesin doğuştan, kendini bir biçimde ifade etme yönünde bir eğilimi var. Benimki üç boyutlu formları algılamak üzerine çocukluğumdan beri belirginleşmişti. Bu nedenle heykel benim için form üzerinden kendimi anlatabildiğim bir alan hâline geldi. Aslında çocukken oynadığım oyunlara, o plastik değerlerle kurduğum ilişkilere oldukça yakın bir ifade biçimi bu. Heykelle ifade etme isteğim çok içsel bir yönelim; adeta çocukluk oyunlarımın olgunlaşmış bir devamı gibi.

Eserlerinde biçim ve duygu arasında güçlü bir bağ hissediliyor. Bu dengeyi nasıl kuruyorsun?

Aslında bu sorunun cevabı biraz ilk soruda da gizli. Çünkü ben form üzerinden duygularımı ifade etmeye alışkınım. Bazen bir şeyi anlatmak yerine çizmeyi tercih ediyorum. Heykelde de temalarım çoğu zaman iç dünyamda olup bitenlerin biçime dönüşmesiyle ortaya çıkıyor. Benim için duygu, biçimin kaynağı ve heykel bunun dışavurumu.

Malzeme, heykelin kimliğini  belirleyen en önemli unsurlardan biri. Senin malzeme tercihlerinde sezgisel mi, yoksa düşünsel bir yön mü ağır basıyor?

Eskiden bronz ve sıcak cam gibi kalıcı malzemelerle çalışıyordum. Fakat son yıllarda ekonomik koşullar nedeniyle daha ulaşılabilir malzemelere yöneldim. Yine de gönlümde bronz ve sıcak camın yeri ayrı.

Candan Arıcı
Fiziksel olarak oldukça yoğun bir üretim sürecin var. Bu süreç senin için bir ritüel ya da meditasyon alanına dönüşüyor mu?

Evet, yaratım süreci benim için derin bir odak ve içsel bağ kurma alanı. Hem ruhsal hem zihinsel bir ritüel gibi. Eser bittiğinde bu bağı kesip bir sonraki sürece geçebiliyorum.

Günümüz çağdaş sanat ortamında heykelin konumu sence nasıl değişti? Dijitalleşme çağında heykel hâlâ dokunulabilir bir güç taşıyor mu?

Evet. İnsan dokunma duyusunu koruduğu sürece heykelin fiziksel varlığına olan ihtiyaç da sürecektir.

Son dönem çalışmalarında hangi temalar, duygular veya düşünceler seni en çok etkiliyor?

İnsanın kozmozla bağı, bedensel varlığı ve görülmeyen ‘tin’ tarafı işlediğim ana temalar. Dünya metaforları, balonlar, bulutlar bu nedenle işlerimde sıkça yer alıyor.

Genç heykeltıraşlara ya da bu alana ilgi duyan sanatçılara ne söylemek istersin?

Bu yol çok kişisel ve biricik bir yol. Herkes kendi rüyasının peşinde. Dilenen tek şey üretme şevkimizin hiç kaybolmaması.

Candan Arıcı

Biyografi

1980 yılında Almanya’nın Stuttgart kentinde doğan Arıcı, İstanbul’daki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Heykel eğitimi aldı. Sanatçı hâlen kentteki atölyesinde çalışmalarını sürdürmektedir. Arıcı’nın eserlerinde kompozisyonlar, figürün dramatik yapısından yararlanılarak oluşturulur. Malzeme seçimi bakımından sanatçı, heykellerinde bronz ve cam kullanarak formlarına hayat verir. Üç boyutlu çalışmalarına, yaşadığı coğrafyanın metaforik anlatımlarını da dahil eden Arıcı, üretimleri aracılığıyla içsel duygularının ifadesini sorgular.

Distopya ve mizah buluşuyor: “Büyük Plan” sahneye çıkıyor

Proje No2’nin ödüllü kara komedisi “Büyük Plan”, 10 Kasım Pazartesi akşamı saat 20.30’da Alan Kadıköy’de özel gösterimiyle sahneleniyor. Distopik bir gelecekte geçen oyun, yozlaşmış medya ve çürümüş adalet sistemi arasında sıkışan avukat ve gazeteci bir çiftin absürt kaçış hikayesini anlatıyor. R. Onur Duru’nun yazdığı, Can Ali Çalışandemir’in yönettiği yapım; video mapping, minimalist sahne tasarımı ve güçlü oyunculuklarla dikkat çekiyor. Oyunda Çiğdem Yıldız, Eray Cezayirlioğlu ve videolarda sürpriz isim Seyhan Arman yer alıyor. “Büyük Plan”, İsmet Küntay, Sadri Alışık, Ekin Yazın Dostları ve Üstün Akmen tiyatro ödüllerinden toplam dört ödül kazandı.

Yapay zekâ sanatla buluştu: “Türkiye-Flora” ziyarete açıldı

Dijital sanatın öncüsü Refik Anadol’un yapay zekâ destekli eseri “Büyük Doğa Modeli Türkiye-Flora”, Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu. Müzenin ikinci yaşını kutladığı bu özel sergi, koleksiyonun ilk yapay zekâ veri heykeli olma özelliğini taşıyor.

Türkiye İş Bankası’nın 100. yılı kapsamında MEXT iş birliğiyle hayata geçirilen proje, 33 milli parktan toplanan ses, görüntü ve tarama verileriyle oluşturulan bir veri tabanına dayanıyor. Yapay zekâ ile eğitilen bu veriler, sanatçının yönlendirmesiyle 10 dakikalık dijital bir heykel formuna dönüştürüldü.

“Türkiye-Flora”, ülkemizin endemik bitki türlerinin kırılgan güzelliğini odağına alırken, müzenin deneyim odasında yer alan üç ekran aracılığıyla izleyicilere etkileşimli bir “Yaşayan Ansiklopedi” sunuyor.

Eser, Beyoğlu’ndaki Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin 3. katında, salıdan pazara belirlenen saatlerde ziyaret edilebilir.