Yazılar

En çok tüketilen ürün İskender oldu

Lider araştırma şirketi Ipsos tarafından paylaşılan bu veriler; Ipsos Yeme İçme Paneli verilerinden hazırlanmıştır.  Ocak-Eylül 2024 döneminde bireylerin yaklaşık 2 milyar Yeme-İçme tüketim anı oldu. Geçen yıla kıyasla bireyler daha sık hazır yemek tükettikleri için Pazar %5 büyüdü. Ortalama bir birey dokuz ay içinde yaklaşık 7 farklı restoran tipinden tüketim gerçekleştirirken, ayda yaklaşık 4 kere sipariş verdi.

Ipsos Türkiye

Yeme-İçme tüketim sayısındaki artış Eve Sipariş ve Mekânda yapılan tüketimlerin artması sayesinde gerçekleşti. Mekânda tüketimlerin pay kazancı devam ediyor. Geçen yıl her 100 tüketimin 17’si Gel-Al ile yapılırken, bu yıl belirgin azalma göstermesiyle bu oran 13’e geriledi.

Ipsos Türkiye

 Tüketim artışına en çok katkıyı İskender-Dönerciler, Kebapçılar ve Pizzacılar getirdi. Ocak-Eylül 2024 döneminde her 100 tüketimin yaklaşık 24’ü

Kebapçılardan yapıldı. Geçen yıla göre en çok tüketim payı kazancını İskender-Dönerciler sağlarken, Lokantalar en çok pay kaybeden restoran tipi oldu.

İskender-Dönercilerin kazancında, özellikle geçen yıl Marmara, Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki kayıpların toparlanmasının etkisi öne çıkıyor.

Ipsos Türkiye

  

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Ocak-Eylül 2024 döneminde bireylerin 1.9 milyar Yeme-İçme tüketim anı oldu. Geçen yıla kıyasla bireyler daha sık hazır yemek tükettikleri için pazar %5 büyüdü.

Tüketim sayısındaki artış Eve Sipariş ve Mekânda yapılan tüketimlerin artması sayesinde gerçekleşti. Tüketimlerin %69’u Mekânda, %18’i Eve-Sipariş ve %13’ü Gel-Al yöntemi ile yapıldı. Ocak-Eylül 2024 döneminde en çok tüketim %23.6 ile Kebapçılardan yapıldı. Geçen yıla göre en çok tüketim payı kazancını İskender-Dönerciler sağlarken, onu Pizzacı ve Kebapçılar izledi.

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

Toplumun yarısı emekliliğinde nasıl geçineceğini bilmiyor!

Lider araştırma şirketi Ipsos’un; 2005 yılından bu yana yürütülen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu ve Türkiye’nin sıcak gündemini yakından takip etmek, toplumun memnuniyet ve beklentilerini anlamak, tüketim ve yatırım davranışlarını ve gündeme ilişkin düşüncelerini ölçen Gündeme Dair araştırma verilerinden derlenen bu dosyada Tasarruf Eğilimleri ele alınmıştır.

 Başlıklar ;

  • Tasarruf yapan bireyler arasında en belirgin tasarruf davranışı nedir?
  • Birikim kalemleri neler?
  • Birikim yapanlar arasında en yaygın yatırım kalemleri neler?
  • Harcama yapılırken kısıtlama yapılan sıralamada ilki başlık nedir?
  • Emekliliğinde nasıl geçinileceğini bilmeyenlerin oranı ne?

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos TürkiyeIpsos Türkiye

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Dünya Tasarruf Günü, toplumda tutumluluk bilincini artırmak ve insanları tasarruf konusunda teşvik etmek amacıyla 1924’te kabul edilen bir gün. Tüketimde dikkatli davranmak ve idareli tüketmek her geçen gün bizler için daha da önem kazanıyor, hayatlarımızı şekillendiriyor. “Tasarruf” kelimesi TDK’ya göre 3 anlama sahip. İlki para ve mal biriktirme, ikincisi bir şeye sahip olma ve onu istenilen şekilde kullanma hakkı ve son olarak da tutum. Biz bugüne özel dosyamızda, bireylerin para biriktirme davranışları hakkındaki sonuçlarımızı sunuyoruz.

Türkiye’yi Anlama Kılavuzu 2024 çalışmamızda, 10 bin birey ile yaptığımız araştırma sonuçlarına göre her 10 bireyden dördü hiç tasarruf yapamadığını belirtiyor. Bu oran dört sene önce de aynı seviyedeydi. Dönemsel olarak eline para geçtiğinde tasarruf yaptığını belirtenlerin oranı da değişmiyor.

Tasarruf yapan bireyler arasında en belirgin tasarruf davranışı; “dönemsel olarak ele geçen para ile tasarruf yapmak”. Burada en çok kullanılan yatırım kalemleri arasında evde veya cüzdanda TL biriktirme, banka hesabında para biriktirme ve altın ya da döviz almak yer alıyor.

Gündelik hayatta harcamalarımızı kısmayı birebir tasarruf ile ilişkilendirmesek de tasarruf edebilmek “tutumlu” olmak için daha az harcamak gerekli. Aralık’23 -Ocak’24 döneminde sahasını gerçekleştirdiğimiz Türkiye’yi Anlama Kılavuzu’na göre bireylerin harcamalarını kıstıkları kalemlerde ilk sırada giyim yer alıyor. Sonrasında ise dışarıda yeme-içme ve kişisel bakım geliyor. Birikim yapmak daha uzun vadeli, geleceğe yönelik bir tutum ve bu nedenle bireyler emekliliklerini düşünerek tasarruf yapmaya çalışıyorlar. Türkiye’de her iki kişiden biri emekliliğinde nasıl geçineceğini bilmiyor. Bu durumun ise bireylerde kaygı yaratması kaçınılmaz.

Gençler üniversiteyi hangi şehirde okumak istiyor?

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos’un GÜNDEME DAİR araştırma verilerinden derlenen bu dosya içeriğinde bulunan başlıklar;

  • Geçen seneye kıyasla bu sene, üniversite öğrencileri kendi şehrinde mi farklı bir şehirde mi okumak istiyor? Oranlar ne? Veriler ne gösteriyor?
  • Her 10 üniversite öğrencisinin % kaçı ortalama burs için farklı kurumlara başvurmuş? En fazla başvurulan kurumlar hangileri?
  • Üniversite öğrencilerinin % kaçı tam zamanlı ya da yarı zamanlı çalışıyor?
  • Başka şehirde üniversiteye gidecek her  öğrenciden % kaçı yurtta kalacağını belirtiyor?
  • Yurtta kalmayı planlayanların tercihi devlet yurdu.
  • Devlet yurdunda yer gelmediği durumda öğrenciler ne yapıyor?
  • Okulunu dondurmayı düşünenlerin oranı da geçtiğimiz seneye kıyasla ne durumda?
  • 2023 yılında olduğu gibi üniversite eğitimi için gerekli olan bütçe öğrencilerin % kaçının bütçelerini zorlamaya devam ediyor.

Ipsos

Ipsos

Ipsos

Ipsos

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Gündeme Dair araştırmamızda, üniversiteye yeni başlayacak öğrencilere yaşadıkları şehirde mi yoksa şehir dışında bir okul mu tercih edeceklerini soruyoruz.  Son 3 yıldır kendi şehirlerindeki üniversiteleri tercih edenlerin oranı giderek arttı. Bu yıl, her iki öğrenciden biri kendi şehrindeki bir üniversiteye gideceğini belirtiyor. Yıllar içinde ülkemizdeki üniversite sayısının artması bu oranın yükselmesinde bir etken olabilir. Ancak ekonomik koşulların da öğrencilerin kendi şehirlerinde bir üniversite tercih etmesinde önemli bir sebep olup olmadığına bakmak lazım. Finansal zorlukların üstesinden gelebilmek için öğrencilerin bir kısmı burs başvurularında bulunuyor ya da çalışıyor. Her on üniversite öğrencisinin dördü ortalama iki farklı kuruma burs için başvurduğunu ya da halihazırda burs aldığını belirtiyor. Belediyeler, vakıf ya da STK’lar öğrencilerin burs için başvurmayı tercih ettikleri kurumların başında geliyor. Her on öğrenciden üçü ise tam zamanlı ya da yarı zamanlı çalışıyor.

Üniversite için başka bir şehre gitmek durumunda olanların oranı yüksek olunca doğal olarak barınma ihtiyacı ortaya çıkıyor. Yaşadığı şehirdeki bir üniversiteye gidecek olanlar içinde bile her on öğrenciden ikisi kendi evinde kalmayacağını belirtiyor. Başka şehre gidenlere baktığımızda, yurt ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Her on öğrenciden yedisi yurtta kalmayı amaçlıyor.

Yurtta kalmayı planlayanların yine tercihi devlet yurdu, her on kişiden dokuzu devlet yurtlarını hedefliyor. Devlet yurdu çıkmadığında, özel yurtlar ilk tercih olmaya devam etse de, bu sene diğer konaklama alternatiflerine yönelenlerin sayısında artış var. Ayrıca, okulunu dondurmayı düşünen öğrencilerin oranı geçen yıla kıyasla %4 yükselmiş durumda. Hemen hemen tüm öğrenciler özel yurtların pahalı olduğu görüşünde. Özel yurtlara karşı düşünce böyleyken, devlet yurtlarının fiyatlarının uygun bulunduğunu düşünebiliriz. Ancak maalesef durum pek de öyle değil. Öğrencilerin yarıdan fazlası, devlet yurtlarının da beklenenden daha pahalı olduğu görüşünde.  Üniversite eğitimi için gereken bütçe, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da öğrencilerin ve ailelerin hemen hemen hepsinin bütçesini, az ya da çok zorluyor. Eğitiminin aile bütçesinin çok zorladığını belirtenlerin oranı %38.

Her iki yılda bir gerçekleştirdiğimiz Türkiye’yi Anlama Kılavuzu çalışmamızda, 18-24 yaş arasındaki gençlere yurt dışında çalışma arzularını soruyoruz. 2020 yılında yurt dışına gitmek isteyen gençlerin oranı %29 iken 2024 yılında bu oran %38’e yükseldi. Görüyoruz ki, gençlerin üniversite hayatlarını daha iyi koşullarda geçirmeleri ve yetişmiş iş gücünü ülkede tutabilmek açısında gerekli önlemlerin alınması çok kritik.

Ev sahibi, kiracı arasındaki tansiyon düşüyor mu?

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos’un GÜNDEME DAİR araştırma verilerinden derlenen bu dosyada;

  • Oturulan semtlerden memnuniyet oranı ne?
  • Kiracılar bugün taşınmak zorunda kalsa bütçesine uygun bir ev bulabilecek mi, bulamayacak mı? Bu konu hakkında ne düşünüyorlar?
  • %25 kira artış sınırı olduğu 2024 yılının ilk 5 ayında, kontratı yenilenen kiracıların kaçta kaçının artışı bu oran üzerinden ilerlemiş?
  • Kira sınırlamasının kalktığı ve kira artışlarının TÜFE’ye göre yapılmaya başlandığı Temmuz ve Ağustos aylarında kiraları yenilen kiracıların % kaçının kira artışı bu oranın üzerinde gerçekleşmiş?
  • Kiracıların gelirleri, kira artışları oranında artıyor mu? 
  • Yeni kira artış oranına rağmen; evinde mevcut kiracı olan ev sahipleri ne düşünüyor? 
  • Evi kirada olan ev sahiplerinin kaçta kaçı, kira oranı %25 ile sınırlı olduğu dönemde de, yeni kira artış oranı uygulamasında  da  kira artışlarını, evlerinin bulunduğu semtteki ortalama kira oranında yaptığını ya da yapacağını belirtiyor? 
  • Kiracıları ile kontratını yenileyecek olanlar ne yapmayı planlıyor? 
  • Temmuz ayından itibaren kira artışlarındaki %25 sınırlandırılmasının kaldırılması konusunda kiracılar ve kirada evi olanların görüşleri görüşleri nasıl farklılıklar içeriyor? Kirada evi olanlar bu kararı nasıl yorumluyor? Kiracılar bu kararları nasıl karşılıyor?

 OTURDUKLARI SEMTTEN MEMNUN OLANLAN KİRACILAR…

Kiracılara oturdukları semtten ve evlerinden duydukları memnuniyeti sorduğumuzda son üç senedir verilen cevaplarda büyük farklar görmüyoruz. Oturulan semtlerden memnuniyet değişmiyor ancak oturulan evden memnun olanların oranı  5 puan daha yüksek.

Ipsos Türkiye

BUGÜN TAŞINMAK DURUMUNDA KALAN KİRACININ DÜŞÜNCESİ…

Her 10 kiracıdan 8’i bugün taşınmak zorunda kalsa bütçesine uygun bir ev bulamayacağını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

KİRA ARTIŞLARI TEFE TÜFE OARANI ÜZERİNDE…

%25 kira artış sınırı olduğu 2024 yılının ilk 5 ayında, kontratı yenilenen kiracıların yarısının kira artışı %50’nin üzerinde olmuş.  %30 üzeri diye baktığımızda bu oran %69’a yükseliyor. Kira sınırlamasının kalktığı ve kira artışlarının TÜFE’ye göre yapılmaya başlandığı Temmuz ve Ağustos aylarında kiraları yenilen kiracıların %35’inin kira artışı bu oranın üzerinde.

Ipsos Türkiye

KİRA VE GELİR ARTIŞINA BAKILDIĞINDA…

Kira artışlarının gelirlerinin üzerinde artması her sene daha da kritik bir hal alıyor. Kiracıların geliri kira artışları oranında artmıyor.

Ipsos Türkiye

KİRACILAR HESAPLAMALARIN ADİL OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR.

Her ne kadar yeni kira düzenlemesinde %25 sınırı kaldırılmış olsa bile kiracıların yarısı yeni kontrat dönemlerinde ev sahiplerinin TÜFE’ye göre hesaplanacak olan orandan daha yüksek bir kira talebinde bulunacağını  düşünüyor. Ve her 10 kiracıdan 9’u bu hesaplamanın adil olmadığını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

EV SAHİPLERİ DE MAĞDUR…

Yeni kira artış oranına rağmen her 3 ev sahibinden 2’si evinde mevcut kiracı olmasından dolayı maddi kaybı olduğunu düşünüyor. Ev sahipleri açısından baktığımızda bu sene de geçtiğimiz seneye benzer bir tablo önümüze çıkıyor. Geçen sene ev sahiplerinin %70’i “Son dönemde kiralar sürekli artarken evimde mevcut bir kiracının olması nedeni ile maddi kayba uğruyorum.” ifadesine katılıyordu. Bu yıl aynı ifadeye katılanların oranı bir kaç puan düşerek %66’ya geriledi.

Ipsos Türkiye

KİRACISI İLE KONTARTINI YENİLEYENLER YA DA YENİLEYECEK OLANLAR…

Evi kirada olan ev sahiplerinin %42’si , kira oranı %25 ile sınırlı olduğu dönemde de, yeni kira artış oranı uygulamasında  da  kira artışlarını, evlerinin bulunduğu semtteki ortalama kira oranında yaptığını ya da yapacağını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

MAL SAHİBİ DE KİRACI İLİŞKLERİ BİR SÜRE DAHA SICAK İLERLEYECEK.

Temmuz ayından itibaren kira artışlarındaki %25 sınırlandırılmasının kaldırılması konusunda kiracılar ve kirada evi olanların görüşleri oldukça farklı.

Ipsos Türkiye

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Geçtiğimiz sene kiracılar ve ev sahiplerine ilişkin araştırmamızdan ortaya koyduğumuz sonuç, kiracıların ve ev sahiplerinin bir kısır döngü içinde olduğunu idi. Üzerinden bir sene geçmesine rağmen, resmi kira oranlarına getirilen sınırlardaki düzenlemeler hala kısmen işe yarıyor ve problem olduğu gibi hayatlarımızda var olmaya devam ediyor. Bu durumun sonucu olarak da ev sahipleri ve kiracılar arasındaki ilişkiler sıcaklığını koruyor.

Kiracılara oturdukları semtten ve evlerinden duydukları memnuniyeti sorduğumuzda son üç senedir verilen cevaplarda büyük farklar görmüyoruz. Bu yılki araştımamızda kiracıların oturdukları semtlerden duydukları memnuniyet oranı bir önceki seneye kıyasla değişmedi. Oturdukları evden memnun olanların oranı ise geçtiğimiz seneye göre 5 puan daha yüksek. İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullarda yaşadığımız evden memnun olmamak bir lüks diyebiliriz. Çünkü bugün her 10 kiracıdan sekizi taşınmak zorunda kalsa, bütçesine uygun bir ev bulamayacağına inanıyor.  %25 tavan kira artış sınırının olduğu 2024’ün ilk 5 ayında, kontratı yenilenen kiracıların yarısı, kira artışının %50’nin üzerinde olduğunu belirtiyor.  %30’un üzerinde kira artışı yapılanlar diye baktığımızda ise bu oran %69’a yükseliyor. Temmuz 2024 itibarıyla tavan kira zammı uygulaması sona erdi ve ev sahipleri artık yeniden 12 aylık ortalama TÜFE oranına göre zam yapabiliyor. Ancak Temmuz ve Ağustos aylarında kiraları yenilen her 10 kiracıdan yaklaşık dördünün kira artışları bu oranın üzerinde. Kirasının gelirinden daha hızlı arttığını paylaşan kiracıların oranı artıyor ve bu durum kiracılar için her yıl daha da kritik hale geliyor. Her 2 kiracıdan biri de yeni kontrat dönemlerinde ev sahiplerinin TÜFE’ye göre hesaplanacak olan orandan daha yüksek bir kira talebinde bulunacağını düşünüyor. Her 10 kiracıdan dokuzu bu hesaplamanın adil olmadığı görüşünde.

Ipsos Türkiye

Ev sahipleri açısından baktığımızda bu sene de geçtiğimiz seneye benzer bir tablo önümüze çıkıyor. Geçen sene ev sahiplerinin %70’i “Son dönemde kiralar sürekli artarken evimde mevcut bir kiracının olması nedeni ile maddi kayba uğruyorum.” ifadesine katılıyordu. Bu yıl aynı ifadeye katılanların oranı bir kaç puan düşerek %66’ya geriledi.  Evi kirada olan her 10 ev sahibinden dördü kira oranı ile ilgili sınırlara bakmaksızın kira artışlarını, evlerinin bulunduğu semtteki ortalama kira oranında yaptığını ya da yapacağını belirtiyor. %25 sınırlandırılmasının kaldırılması konusunda kiracılar ve kirada evi olanların görüşleri oldukça farklı. Kiracıların %17’si sınırın kaldırılmasını desteklerken, kirada evi olanlar arasında bu oran %65. Enflasyondaki artışın yavaşlamasına paralel olarak konut fiyatlarının da dengeye oturması birkaç yılı bulacak. Maalesef, bu süreçte ev sahipleriyle kiracılar arasındaki tansiyon bir süre daha yüksek kalacak.

Ekonomik nedenlerden tatil yapamadık

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos’un GÜNDEME DAİR araştırma verilerinden derlenen bu dosyada;

YAZ TATİLİ ÖNCESİ PLANLAMA YAPILDI MI?
YAZ TATİLİ YURT İÇİNDE Mİ YOKSA YURTDIŞINDA MI GEÇİRİLDİ?
YAZ TATİLİNDE NEREDE KALINDI?
YAZ TATİLİ BÜTÇESİ NASIL KARŞILANDI?
YAZ TATİLİ PLANLARINDA HANGİ DİJİTAL PLATFORMLAR KULLANILDI?
YAZ TATİLİ YAPILDI MI?
NEDEN YAZ TATİLİ YAPILAMADI? 

YAZ TATİLİ ÖNCESİ ERKEN REZERVASYON YA DA İNDİRİM KAMPANYALARINDAN YARARLANDI…

Bu sene yaz tatili yapan her 10 kişiden yedisi ya erken rezervasyondan ya da indirim kampanyalarından yararlandığını belirtiyor. Ekonomik koşullar ve bütçe kısıtlamaları yaz tatili tercihlerini doğrudan etkilerken, erken rezervasyon ve indirim kampanyaları, yaz tatili planlamaları için öncelikli çözümler arasında.

Ipsos Türkiye

TATİLCİLERİN TERCİHİ YURT DIŞI…

Geçen sene yaz tatili yaptığını belirtenlerin hemen hemen hepsi yaz tatillerini yurt içinde geçirirken, bu sene yaz tatiline çıkanların %14’ünün tatillerini yurt dışında geçirmeyi tercih ettikleri görülüyor. Bu sene ilk ya da ikinci tatilleri için ise yine %10’luk bir kesimin tercihi yurt dışı…

Ipsos Türkiye

YAZ TATİLİNDE NEREDE KALINDI…

Geçen sene yaz tatili yapanlar ile karşılaştırıldığında bu sene yaz tatil yapan kişilerin, otelde kalmak yerine aile, akraba ya da arkadaşlarının evlerinde kalmayı daha çok tercih ettikleri görülüyor.

Ipsos Türkiye

YAZ TATİLİ BÜTÇESİ NASIL KARŞILANDI…

Geçen seneki yaz tatillerinde olduğu gibi bu sene de yaz tatillerini kişilerin çoğunluğu kendi gelirleri ile karşılamışlar. Ancak bankadan kredi alarak ya da aileden borç alarak yaz tatili bütçesini karşılayanların oranı, geçen seneye göre bu sene daha yüksek.

Ipsos Türkiye

 YAZ TATİLİ PLANLARINDA HANGİ DİJİTAL PLATFORMLAR KULLANILDI?

Dijital platformlardaki seyahat siteleri planlama yapılırken en çok takip edilen siteler. Tatil planlamalarında dijital platform kullanmayanların oranı ise %39.

Ipsos Türkiye

YAZ TATİLİ YAPILDI MI?

Geçen sene yaz tatili yaptığını belirtenlerin oranı %28 iken, yaz tatilinin 2 ayını geride bıraktığımız günlerde toplumun sadece %20’si yaz tatili yapabildiğini söylüyor. Hiç bir şekilde yaz tatili yapamayacağını söyleyenlerin oranı ise %59. Geçen seneye göre bu oran daha düşük olsa da daha tatil yapmamış ama yapmayı planlayanların bir kısmının da önümüzeki haftalarda yaz tatil yapacağını düşünmek olumlu bir yaklaşım olacaktır.

Ipsos Türkiye

NEDEN YAZ TATİLİ YAPILAMADI?

Yaz tatili yapamama nedenlerine bakıldığında, bu sene ekonomik nedenlerin bir önceki seneye göre daha büyük bir etken olduğu görülüyor.

Ipsos Türkiye

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADIYaz aylarını geride bırakırken, bireylere geçtiğimiz yıl ve bu yılki yaz tatillerini nasıl şekillendirdiklerini, geçen yıla göre bu yıl planlarında herhangi bir değişiklik olup olmadığını sorduk. Karşılaştığımız tabloda her iki yıl için hemen hemen benzer bir tablo var, daha olumsuz değil…

Bu sene yaz tatili yapan her 10 kişiden yedisi ya erken rezervasyondan ya da indirim kampanyalarından yararlandığını belirtiyor. Ekonomik koşullar ve bütçe kısıtlamaları yaz tatili tercihlerini doğrudan etkilerken, erken rezervasyon ve indirim kampanyaları, yaz tatili planlamaları için öncelikli çözümler arasında. Görüştüğümüz kişiler arasında, geçen sene yaz tatili yaptığını belirtenlerin neredeyse tamamı tatillerini yurt içinde geçirdiğini ifade ederken, bu sene yaz tatiline çıkanların %14’ü tatillerini yurt dışında geçirmeyi tercih etmiş. Ayrıca yaz tatili planlayan her 10 kişiden biri, bu yıl ilk ya da ikinci tatil için yine yurt dışını tercih edeceğini belirtiyor.

Yaz tatili yapılan yerlerin seçiminde değişiklikler dikkat çekiyor. Aynı bireylerin geçen seneki yaz tatillerinde konakladıkları yer ile bu seneki tercihlerini karşılaştırdığımızda, oteller yerine aile, akraba veya arkadaş evlerini daha fazla tercih ettiğini görüyoruz.

Bu yıl yaz tatili harcamaları, büyük oranda bireylerin mevcut gelirleri ile karşılanmış (%65). Ancak, bu seneki yaz tatilleri için bankadan kredi ya da aileden borç alarak tatil bütçesini karşılayanların oranı (%40), aynı kitle içerisinde geçtiğimiz sene bu yöntemi tercih ettiğini belirtenlere göre daha yüksek (%15). Önümüzdeki yıl içinde tatil için borçlanılan tutarlar, bütçelerde bir süre daha yük oluşturmaya devam edeceğe benziyor.

Yaz tatili planlanırken dijital platformlar ön plana çıkıyor. Bu sene yaz tatili yapan her 2 kişiden biri seyahat sitelerini takip ettiğini belirtirken, %29’u sosyal medya hesaplarından faydalandığını, %6’sı ise takipçisi olduğu influencerların önerilerini incelediğini belirtiyor. Tatil planlamalarında dijital platform kullanmayanların oranı ise %39.

Görüştüğümüz kişiler arasında geçen sene yaz tatili yaptığını belirtenlerin oranı %28 iken, 2024 yazının ilk iki ayı içerisinde yaz tatili yaptığını belirtenlerin oranı %20. Henüz yaz tatili yapmamış ama yapmayı planlayanların bir kısmının da önümüzdeki haftalarda tatil yapacağını düşünürsek, bu oran yaz sonunda artacaktır. Ancak, bu yıl hiç yaz tatili yapmadığını ve yapamayacağını belirten %59’luk önemli bir kesim var. Görüştüğümüz bireyler arasında geçen sene yaz tatili yapamayanların dörtte üçü bu sene de yaz tatil yapamayacağını belirtiyor; yani her 2 kişiden biri iki yıldır üst üste yaz tatili yapamıyor.

Yaz tatili yapamama nedenlerinin başında ekonomik sebeplerin geldiğini tahmin etmek zor değil. Ancak bu yılki yaz tatilini yapamama sebepleri içerisinde ekonomik nedenlerin daha büyük bir etken olduğu görüyoruz. Görüştüklerimiz içinde geçen sene yaz tatili yapamayan kişilerin %78’i ekonomik nedenlerle yapamadığını belirtiyor. Aynı kitle içerisinde bu sene yaz tatili yapamayanlar için ekonomik sebeplerin oranı ise %87.

Yaşamın getirdiği stres, yorgunluk ve bazen tükenmişlik, tatilin bizler için ne kadar hayati olduğunu daha da belirginleştiriyor. Gündeme Dair araştırmamızda “Son günlerde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?” diye sorduğumuzda, uzun süredir Türkiye’de öne çıkan üç temel duygu: yorgunluk, bıkkınlık ve endişe. Temmuz 2024 sonuçlarına göre her iki kişiden biri kendini yorgun hissediyor; endişe ve bıkkınlık ise %41 ile ikinci sırada. İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz ve zorlu koşullarda hayatın rutininden çıkıp tazelenmek için bir mola vermek zor ama bir o kadar da önemli.

Araştırma Sektörü %86 büyüdü !!!

TÜAD’ın Türkiye araştırma sektörü büyüklüğü raporuna göre araştırma sektörü 2023 Yılında %86 büyüdü.

  • Araştırma şirketlerinin araştırma yöntemine göre ciro dağılımları incelendiğinde, paneller ve kantitatif araştırmalar ön plana çıkıyor.
  • 2023 yılı için ciro dağılımında kantitatif araştırmaların oranı %44.9 iken, panellerin oranı %39.5, kalitatif araştırmaların ise %9.2 oldu.
  • 2018 yılından bu yana benzer seviyede devam eden panel araştırmalarının cirosu ,
  • 2022 yılında %45’in üzerine çıkmıştı, 2023 yılında daha önceki yıllarda sahip olduğu seviyeye geri döndü.
  • araştırma yöntemi kırılımında incelendiğinde, yüz yüze ve online/mobil araştırmalar başı çekiyor.
  • 2018 yılına kadar online/mobil araştırmalar payı yavaş bir şekilde artış gösterirken, pandeminin de etkisi ile 2019 ve 2020 yıllarında her yıl bir önceki yıla göre payını yaklaşık iki katına çıkardı.
  • Bu esnada yüz yüze araştırmaların payı 2020 yılında ciddi bir düşüş gösterdi ve sonraki yıllarda benzer seviyelerde kaldı.
  • 2023 yılında online/mobil araştırmalar %45 oran ile ilk sıradayken yüz yüze araştırmalar %38 oran ile ikinci sırada…
  • Araştırma Sektöründe Çalışan Sayısı Artmıyor
  • Tam zamanlı çalışan kişi sayısına ise çalışmada raporda 1.398 kişi olarak raporlanıyor.

Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD) 2023 yılı için Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu tamamlandı.

Avrupa Kamuoyu ve Pazar Araştırmaları Birliği ESOMAR, her yıl tüm ülkelerin temsilcileri ile dünya araştırma pazarı büyüklüğünü hesaplamak için “Global Market Research” çalışmasını yürütüyor. Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu soru formu ise, ESOMAR’ın soru formundan yola çıkılarak TÜAD Yönetim Kurulu tarafından yapılan düzenlemelerle oluşturuluyor. Derneğin liderliğinde hazırlanan rapor, Türkiye’de araştırma sektöründe faaliyet gösteren, rapor çalışmasına katılmaya gönüllü araştırma ve veri toplama şirketlerinden alınan veriler sonucu ortaya çıkıyor.

2023 yılı için Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu için 26 araştırma şirketi ve 7 veri toplama şirketi katılım gösterdi. 33 şirkete varan bu katılım sayısı, geçen yıla göre dörtte bir oranında daha yüksek. Oluşturulan raporda toplam sektör büyüklüğü, TÜAD Yönetim Kurulu tarafından sektörün bilgi paylaşmayan bölümü için yapılan tahminlerle son haline getirildi. Raporun sonuçlarına göre, Türkiye’de araştırma sektörü 2023 yılında TL bazında % 86 büyüdü, bu oran TÜİK tarafından açıklanan reklamcılık ve piyasa araştırması hizmetleri üretici fiyat endeksinin gerisinde kaldı. (28 Şubat 2024’te yayınlanan Ocak 2023 istatistiklerine göre üretici fiyat endeksinin en çok yükseldiği sektör %130,22’ lik artışla reklamcılık ve piyasa araştırması hizmetleridir.)

2023 Yılı, Kantitatif Araştırmalar ile Panel Araştırmaları için Dengeye Dönüş Senesi Oldu

Araştırma şirketlerinin araştırma yöntemine göre ciro dağılımları incelendiğinde, paneller ve kantitatif araştırmalar ön plana çıkıyor. 2023 yılı için ciro dağılımında kantitatif araştırmaların oranı %44.9 iken, panellerin oranı %39.5, kalitatif araştırmaların ise %9.2 oldu. 2018 yılından bu yana benzer seviyede devam eden panel araştırmalarının cirosu 2022 yılında %45’in üzerine çıkmıştı, 2023 yılında daha önceki yıllarda sahip olduğu seviyeye geri döndü.

Kantitatif araştırmaların ciro dağılımı, araştırma yöntemi kırılımında incelendiğinde, yüz yüze ve online/mobil araştırmalar başı çekiyor.  2018 yılına kadar online/mobil araştırmalar payı yavaş bir şekilde artış gösterirken, pandeminin de etkisi ile 2019 ve 2020 yıllarında her yıl bir önceki yıla göre payını yaklaşık iki katına çıkardı. Bu esnada yüz yüze araştırmaların payı 2020 yılında ciddi bir düşüş gösterdi ve sonraki yıllarda benzer seviyelerde kaldı. 2023 yılında online/mobil araştırmalar %45 oran ile ilk sıradayken yüz yüze araştırmalar %38 oran ile ikinci sırada yer aldı.

Araştırma Sektöründe Çalışan Sayısı Artmıyor

Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu sonuçlarına göre sektörde 2023 yılında toplam çalışan sayısı 2021 yılına göre %20 daha az. Raporlama çalışmasına düzenli olarak katılan 18 araştırma firmasından elde edilen verilere göre 2023 yılında araştırma sektöründe toplam çalışan sayısı 1.573 kişi. Bu rakam, yarı zamanlı çalışanlar, anketörler, freelance ve sözleşmeli çalışan kişileri de kapsıyor. Tam zamanlı çalışan kişi sayısına ise çalışmada raporda 1.398 kişi olarak raporlanıyor.

TÜAD Başkanı ve Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik rapora ilişkin değerlendirmelerini şu şekilde ifade etti: “Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu, TÜAD’ın sektörümüze en önemli katkılarından bir tanesidir. Yıllardır sektörün gelişimini ve konjonktürün sektörümüze etkilerini bu rapor sonuçlarına göre takip ediyor, şirketlerimizin ve sektörümüzün yol haritasını oluşturuyoruz. Bu sebeple raporun ortaya çıkmasına katkı sağlayan tüm şirketlere ve TÜAD gönüllülerine çok teşekkür ediyorum.

Hacmi itibarıyla ülke ekonomisinden çok daha büyük bir hızla büyümesi gereken sektörümüz, enflasyon seviyesini göz önüne aldığımızda 2023 yılında yeterli seviyede büyüyemedi. Durumu daha net ortaya koymak için sektörün dolar cinsinden performansına da bakabiliriz. 2011 yılında cirosu 196 milyon USD olan araştırma sektörünün 2023 yılındaki büyüklüğü 118.7 milyon USD.  Türkiye ekonomisi 2011 yılından bu yana USD bazında %33 büyüyerek 1 trilyon doları aşarken, araştırma sektörü küçüldü. Bu durum da bizim toplam ekonomideki payımızın giderek küçüldüğünü gösteriyor.

Sektörümüzdeki tüm şirketler ve meslek örgütü olarak hep birlikte sektörün büyümesine odaklanmamız şart.  Araştırmanın markalar için bir yatırım kalemi olduğu anlayışını hep birlikte yerleştirmemiz çok önemli. Çünkü araştırma yapmadan öngörüde bulunmak, başarılı olabilmek çok zor. Ülke sektörünün oyuncuları olarak en yeni yaklaşımlar, teknolojiler ve yetkin insan kaynağı ile markaların araştırma yatırımlarını artırmalarını sağlamalıyız.

Sektörümüzün teknolojisini güçlendirmesi, üretken yapay zekâ ile teknoloji ve dijital devrimin yaşandığı bir dönemde dönüşmesi, bu alanlarda yeni yatırımlar yapması ve yeni yetenekleri kendisine çekmesi de kritik öneme sahip. 2023 yılında çalışan sayımız bir önceki yıla göre artmış olsa da 2021 yılının altındayız. Sektörümüzün geleceği için karar vericiler olarak bu konuya odaklanmalı ve araştırma dünyasının sahip olduğu insan kaynağını artırmalıyız. Genç yetenekler için devamlı öğrenip kendilerini geliştirecekleri, araştırma yaparken üretken yapay zekâ ile kendi sınırlarını zorlayacakları ve zamanın ruhunu yakalayacakları bir sektör olmalıyız.”

Dünya olimpiyatlara kitlendi mi?

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos’un gerçekleştirdiği Ipsos Global Advisor araştırma verilerinden derlenen bulgular bu dosyada yer almaktadır. Ülkemizin de içinde olduğu 33 ülkede gerçekleştirilen araştırmanın katılımcıları; çoğu ülkede 16-74 yaşları arasında ve Kanada, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 18-74 yaşları arasındaki 24,531 yetişkini kapsamaktadır

Yapılan çalışmada;

  • Dünya; ‘Paris Yaz Olimpiyatları’yla ne kadar ilgili?
  • “Paris Olimpiyatları Dünya’nın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat olacak.” ifadesine ne derece katılım gösteriliyor.
  • Çalışmaya katılan ülkelerin genel ortalamasına bakıldığında; dünyanın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat olduğunu düşünenlerin ortalaması yüzde kaç?
  • Olimpiyatlar ülke toplumlarını bir araya getirir mi?
  • Olimpiyatlara katılan takımları sayesinde toplumlar ülkeleri ile gurur duyuyorlar mı? Türkiye’nin bu konudaki düşüncesi olumlu / olumsuz ne yönde? Toplumun yüzde kaçı ne düşünüyor?
  • Bu seneki olimpiyatlarda en çok ilgilenilen spor dalı sizce hangisi gibi konularda, bireylerin ifade, görüş tutum ve düşüncelerini içeren bültenimizi bilgilerinize paylaşırız. 

PARİS YAZ OLİMPİYATLARI İLE NE KADAR İLGİLİSİNİZ?

Bu sene Paris’te gerçekleşecek olan yaz Olimpiyatlarına olan ilgi, 2020 Tokyo Olimpiyatları’na olan ilgiye göre çok daha yüksek.  Hemen hemen tüm ülkelerdeki ilgi düzeyi artarken, Türkiye’de bireylerin ilgisi önceki olimpiyatlara olan ilgi ile benzer seviyede (%56)

Ipsos Global Advisor

 PARİS OLİMPİYATLARI DÜNYA2NIN BİR ARAYA GELMESİ İÇİN ÖNEMLİ BİR  FIRSAT MI? 

Paris Olimpiyatları’nın Dünya’nın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat olacak ifadesine katılanların oranı % 75. Otuz üç  ülke ortalamasında toplumların %75’i Paris Olimpiyatları’nın, Dünya’nın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat olduğu görüşünde buluşuyor.  Türkiye’de de bu oran %78 ancak  2020 Tokyo Olimpiyatları’nda bu oran 3 puan daha yüksekti.  Bu konuda en düşük katılımı gösteren ülkeler Japonya ve Fransa…

 Ipsos Global Advisor

OLİMPİYATLAR ÜLKEMİ BİR ARAYA GETİRİR…

Bu ifadeye 33 ülkenin ortalamasında katılım yüksek olsa da (%72), Polonya, Almanya, Fransa ve Belçika gibi Avrupa ülkelerinde yaşayan bireylerin bu konudaki görüşleri daha olumsuz. Türkiye’de ise Olimpiyatların ülkemizi bir araya getirceği konusunda hem fikir olan kişilerin oranı %77 ile genel ortalamanın üzerinde…

Ipsos Global Advisor

OLİMPİYAT TAKIMLARIMIZ ÜLKEMLE GURUR DUYMAMI SAĞLIYOR…

Her 10 kişiden 8’I,  Olimpiyatlara katılan takımları sayesinde ülkeleri ile gurur duyduklarını belirtiyor. Türkiye’de, gurur duyduğunu belirtenlerin oranı, ülkeler ortalamasının üzerinde.  Avrupa ülkelerinde yine bu konuda olumlu görüş bildirenlerin oranı daha düşük.

 Ipsos Global Advisor

OLİMPİYATLAR GELECEK NESİLLERE SPOR YAPMALARI İÇİN İLHAM VERİYOR.

Olimpiyat oyunlarının gelecek nesillere spor yapmaları için  ilham vereceğine katılanların oranı %80 ve bu oran,  yıllar içinde değişmiyor.

Türkiye’de bu ifadeye katılım oranı, ülkeler ortalamasının üzerinde ancak Tokyo Olimpiyatları döneminde bu konudaki katılım oranı daha yüksek.

Ipsos Global Advisor

OLİMPİYATLARDA EN ÇOK İLGİLENDİĞİNİZ SPOR DALI…

İlgilenilen spor dalları her ülkenin başarılı olduğu ya da daha çok ilgilendikleri spor dallarına göre farklılık gösteriyor. Türkiye Kadın Voleybol Takımı’mızın başarısından dolayı, bu seneki olimpiyatlarda en çok ilgilenilen spor dalı ülkemizde voleybol olarak öne çıkıyor. Futbol ve basketbol ise ilgi duyulan diğer 2 spor dalı.  Okçuluktaki başarımızdan dolayı, diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye’de ilgi daha yüksek.

Ipsos Global Advisor

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI; “ Paris 2024 Olimpiyatları’nın heyecanı uzun zamandır içimizde taşıyoruz. Dünyanın birlik ve bütünlük ruhuna ihtiyacı olduğu bu zamanlarda, sporun birleştirici gücü hepimize iyi gelecek.  Ipsos, Olimpiyat Oyunlarına dair ülkelerdeki bakış açısında ilişkin 33 ülkede 24 binden fazla kişi ile bir araştırma gerçekleştirdi. Global Advisor Araştırması’nın sonuçlarına göre, oyunlara ilgi pandemi gölgesinde gerçekleşen Tokyo Olimpiyatları’na kıyasla daha yüksek. Hem 2021 hem de 2024 araştırmalarında yer alan ülkelerde, Türkiye hariç tümünde Tokyo Olimpiyatları’na göre ilginin arttığını görüyoruz. Türkiye’de ise üç yıl önceki ilgi seviyesi ile bu seneki ilgi aynı (%56).

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

Genel olarak tüm ülkelerde Paris Olimpiyatları’nın insanlar üzerinde olumlu, birleştirici bir etkisi olduğu düşünülüyor. Her dört kişiden üçü (%75) oyunların, Dünya’nın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat sunduğunu söylüyor. Türkiye’de de bu oran %78, ancak 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda 3 puan daha yüksekti.  “Olimpiyatlar ülkemi bir araya getirir.” ifadesine katılan kişiler, 33 ülke ortalamasında yüksek oranda olsa da (%72), Polonya, Almanya, Fransa ve Belçika gibi Avrupa ülkelerinde yaşayan bireylerin bu konudaki görüşleri daha olumsuz. Türkiye’de ise her on kişiden sekizi Olimpiyatların ülkemizi bir araya getirceği konusunda hem fikir. Müsabakaların başlaması ve başarılı sonuçların gelmesiyle bu oranın daha da artacağını, heyecan yükselirken birlik ruhunun ülkemizi saracağını öngörebiliriz. Türkiye 18 branşta 102 sporcusu ile madalya arayacak.  Dünyada ve Türkiye’de her on kişiden sekizi, Olimpiyatlara katılan takımları sayesinde ülkeleri ile gurur duyduklarını belirtiyor.

Olimpiyat Oyunları, sahip olduğu ruhla en büyük ilham kaynaklarından biri. Bir sporcunun yarıştığı en yüksek düzeydeki müsakabaları seyreden bir çocuğun bu başarıdan etkilenmemesi çok zor. Araştırmamızın sonuçlarına göre de on kişiden sekizi, Olimpiyat Oyunları’nın gelecek nesillere spor yapmaları konusunda ilham verdiğini söylüyor.  “Bu seneki Olimpiyatlarda en çok ilgilendiğiniz 3 spor dalını belirtir misiniz?” sorusuna verilen cevaplar, her ülkenin başarılı olduğu ya da daha çok ilgilendikleri spor dallarına göre farklılık gösteriyor. Türkiye Kadın Voleybol Takımı’mızın başarısından ötürü, Türkiye’de en çok ilgilenilen spor dalı voleybol. Türkiye, futbol ve basketbol alanında temsil edilmiyor ancak bu iki spor, ülkemizde en çok ilgi duyulan sporlar arasında. Okçuluktaki başarımızdan dolayı da diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye’de ilgi daha yüksek.

Olimpiyatlar, sadece sporun değil, aynı zamanda birlik, beraberlik ve ilhamın da simgesi. Türkiye olarak, sporcularımızın başarısıyla gurur duyuyor, onların azmi ve çabasıyla ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceklerine inanıyoruz. Sonuçlar ne olursa olsun, onların ülkemiz için gösterdiği her çaba, bizler için büyük bir gurur kaynağı.Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nda yarışacak tüm sporcularımıza gönülden başarılar diliyorum.

Mülteciler ile ilgili bilgi kaynakları, medya desteğini gördükleri ilk üç iletişim kanalında ne var?

Mülteciler ile ilgili bilgi kaynakları, medya desteğini gördükleri ilk üç iletişim kanalında ne var?

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos ve UNHCR’ın Dünya Mülteciler Günü 2024 için ​yapmış olduğu küresel araştırmalardan derlenen içerik bu dosyada yer almaktadır.  Araştırma; Türkiye’nin de içinde bulunduğu 52 ülkede, 33.197 yetişkinin ​katılımı ile gerçekleştirilmiştir.

MÜLTECİLER GÜNÜNE ÖZEL YAPILAN ÇALIŞMADA, 

  • Mültecilere karşı global kamuoyu duygu ve düşünceleri nasıl?
  • Dünyada iyimserlik ne durumda?
  • Mülteciler gerçekten savaş ve zulmü nedeniyle gelen yabancılar mı?
  • Global krizler, mültecilere karşı sınırlar çizimi kapıları kapatmak konusunda duygular ne durumda? 
  • Ülkelerin mülteci kabulüne yönelik global değerlendirmeler nasıl?
  • Mülteciler için yapılan yardımlar yeterli mi?
  • Mülteciler ile ilgili bilgi kaynakları, medya desteğini gördükleri ilk üç iletişim kanalında ne var?

Gibi konularda bireylerin verdiği, ifade, tutum ve davranışlara yönelik bilgi, bulgu ve verileri aşağıda bilginize sunarız. 

 MÜLTECİ KONUSUNDA GLOBAL İYİMSER BAKIŞ ORTALAMASI YILDAN YILA AZALIYOR.

“Savaşlar ve uğradıkları zulüm sebebiyle insanlar kendi ülkeleri de dahil olmak üzere, diğer ülkelere sığınma haklarının olması konusunda” küresel kamuoyunda güçlü bir görüş birliği varlığını sürdürüyor. Ancak; her yıl yenilenen araştırmalarda bu görüş birliğini temsil eden oranların düştüğü izleniyor. Yasa dışı yollarla göce engel olmak için aranan çözümler var. Bu doğrultuda ülkelerin yapmış olduğu çözüm arayışları da ülkeler arası anlaşmalar da farklılıklar gösteriyor. Ipsos’un gerçekleştirdiği 52 ülkede yapılan araştırmada; Kenya % 93, Yunanistan %81, İngiltere % 75, Almanya % 74, Amerika %70 , Türkiye % 57…  Ülkelerin ulusal güvenlik önceliği ilkesi ile desteklerinin azaldığı gözlemlenmekte…

 MÜLTECİLER SAVAŞTAN KAÇANLAR MI? Mülteci olarak başvuran yabancıların; savaştan kaçan gerçek mülteci olmadıklarını, daha rahat, refah bir yaşama kavuşmak için geldiklerini düşünüyor. Küresel ortalamada bu şekilde düşünenlerin oranı %61…  Her 10 kişiden 6’sı ; ülkelerine mülteci olarak gelen yabancıların ekonomik nedenlerden ötürü veya ülkelerinin sunduğu refah yaşam imkanlarından yararlanmak için geldiklerini düşünüyor. Peru % 80, Bulgaristan %72, Türkiye % 70, Yunanistan %65 , Fransa %63, Japonya %47  …

KAPILARI ​TAMAMEN KAPATMA KONUSUNDA DUYGULAR ÇOK KARIŞIK…

Ipsos tarafından Dünya Mülteci Gününe özel gerçekleştirilen araştırmada mültecilere karşı tutumlarda küresel kamuoyunda karışık bir resim çiziliyor. Araştırmanın yapıldığı ülkelerde kişilerin savaş ve zulüm nedeniyle sığınma talebi haklarının olması konusunda yüksek oranda destek görülüyor. Öte yandan pratikte ise insanların ülkelerine daha fazla mülteci kabul edilmesi konusunda o kadar da istekli olmadıkları belirtiliyor. Kapıların tamamen kapatılması gerektiği düşüncesi mevcut. Küresel ortalama %44 ile bu görüşü destekliyor. Türkiye bu konuda % 77 ile ilk sırada görünüyor. Almanya % 50, Amerika % 48, İngiltere %44, İtalya % 39… 

ÜLKELERİN MÜLTECİ KABULÜNE İLİŞKİN KAMUOYU DEĞERLENDİRMESİ NASIL? 

Mülteci alımına ilişkin kamuoyu görüşleri ülkeler arasında önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Özellikle global kamuoyu tarafından öne çıkan baskın görüş, mülteci kabulünün kendi ülkesinde zaten alması gerektiğinin üzerinde bir sayıda gerçekleştirildiği yönünde… Bu anlamda duygular zorlayıcı ve listenin ilk sırasında Türkiye%83, Lübnan %81 ve Yunanistan %76. …  Pakistan, Japonya ve Güney Kore ise zıt bir görüşe sahip.​ Kabul ettikleri kapasiteye uygun yapıda olduklarına inanıyorlar.

VATANDAŞLIK ALMA, KALICI İKAMET BAŞVUR​U KONULARINDA TOPLUM NE DÜŞÜNÜYOR?

Mültecilerin ikamet ve kalıcı başvuruda bulunması, vatandaşlık edinme haklarını desteklenmesi veya sınırlı erişim imkanlarına sahip olması konusunda da ülkeler arası kamuoyu değerlendirmelerinde farklılıklar var. Kenya ve Uganda, tam erişimi aile bütünlüğü için desteklerken, Şili, Etiyopya ve Finlandiya sınırlı erişimden yana… ​ Karşı çıkanların en yüksek olduğu ülkeler Türkiye % 50, Lübnan % 44 ve Malezya % 39…

MÜLTECİLER İÇİN YAPILAN İNTERNATİONAL YARDIMLAR YETERLİ BULUNUYOR MU?

Dünya genelinde mülteciler çoğunlukla; gelişmiş varlıklı ülkelere değil, kendilerine en yakın ülkelere taşınıyor.  Mültecilerin çoğunlukta olduğu ülkeleri düşünürsek o ülkelere yapılan international yardımlar değerlendirildiğinde küresel ortalamada %37 yetersiz bulunuyor. Etiyopya’da ilk sırada % 72, Yunanistan % 43 Türkiye…

BİLGİ KAYNAKLARI VE İLETİŞİM DESTEĞİ GÖRDÜKLERİ MEDYA KANALLARI HANGİLERİ ?

Çoğu insan mülteciler hakkında nerelerden bilgi ediniyor. İletişim araçları kuşaklar ve yerel ya da ulusal alanlarda farklılıklar gösterse de Tv, radyo, Gazeteler, çevrimiçi haber siteleri %60 ile ilk sırada yer alıyor. İnstagram, youtube, TikTok %45 lik dilimde ve üçüncü sırada diğer internet varlıkları olarak küresel ortalamada sırlanıyor.

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Çoklu kriz döneminde dünyanın dengesini sarsan etkilerden biri de göç gerçeği. Ülke içi, ülkeler arası göçler toplumların demografilerini, ekonomilerini, sosyal dengelerini ve elbette geleceklerini etkiliyor. Yurtlarından ayrılan insanlar göçmen, düzensiz göçmen, mülteci, şartlı mülteci, sığınmacı gibi pek çok uluslararası tanım ile sınıflandırılıyorlar. Ancak tüm bu tanımlar ve aralarındaki farklar, gittikleri yeni şehirlerde veya ülkelerde onlara bakışı pek de etkiliyor diyemeyiz. Döneme ait güncel konjonktürün de göç etmiş insanlara bakışı etkilediğini belirtmek lazım, Suriye, Rusya-Ukrayna, Flistin- İsrail savaşı derken savaşlar nedeni ile canlarını kurtarmak amacı ile diğer ülkelere göçenler Dünya’nın pek çok ülkesinde savaştan kaçanlara daha anlayışlı bir yaklaşıma neden oldu. Ipsos​ 52 ülkede yaptığı araştırmaya katılanların dörtte üçü “savaştan veya zulümden kaçmak için sizin ülkeniz dahil olmak üzere başka ülkelere sığınabilmelidir” fikrini destekliyor. Suriye’deki savaştan kaçarak sığınmış milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye’de ise bu fikre katılım oranı %57, yüksek bir oran, ancak buna rağmen 52 en düşük 5. oran olması da dikkat çekici.

Savaştan ve zulümden kaçanlara kucak açılmalı deniyor, ancak araştırmaya katılanlar arasında göçün arkasındaki gerçek nedenin bu olduğuna dair bir şüphe söz konusu. On katılımcıdan altısı gerçek nedenin savaştan kaçmak değil ekonomik gerekçeler olduğunu savunuyor, bu oran Türkiye’de daha da yüksek, %70. Göçün zamana yayılma hızının, arkasındaki nedenlerin, ülkedeki ekonomik kapasitenin, geleceğe dair planlamanın ilgili ülkedeki bakış açısını doğrudan etkilediğini görebiliyoruz. Araştırmaya katılanların yarısı göç ile gelmiş insanların ülkeye entegre olabileceğini düşünüyor. Ancak göçün çok hızlı yaşandığı ve entegrasyon sürecinin en sıcak döneminden geçen Türkiye gibi ülkelerde olumsuz bakış açısı hakim, araştırmaya Türkiye’den katılanlarda her on kişiden yedisi entegrasyonun başarılı olacağına inanmıyor, bu oran yıllar geçtikçe azalacağına artıyor.. Bir kısmı​ daha fazla göç kabul etmeyelim, bir kısmı yeni göçmen de kabul edebiliriz diyor ancak mevcut göçmenleri sınır dışı edelim diyenler azınlıkta. Sınırların göçe tamamen kapatılması fikrine katılım konusunda da Türkiye ilk sırada. Meksika sınırına duvar ören ABD’de bu şekilde düşünenler %48 iken Türkiye’de %77. Geçen yıllardan farklı bir resim ile karşılaşmıyoruz. Ağırlıklı düşünce şu “savaştan, zulümden kaçanları kurtaralım, ancak gelenlerin çoğu aslında ekonomik nedenler ile geliyor.”

Göç her ne neden ile gerçekleşiyor olursa olsun, insanların atalarının yurtlarından keyif için göçmediklerinin bilincinde olmak gerekli. Biraz kazıdığımızda altından hayati risklerin, gelir adaletsizliğinin, fırsat eşitsizliğinin, sömürünün çıkacağını görmeliyiz. Ülkelerin başa çıkması, yönetmesi, kaynak aktarması gereken yakıcı bir konu.

Merrakla beklenen konferans Araştırmalarda Yenilikler yapıldı

Merrakla beklenen konferans Araştırmalarda Yenilikler yapıldı

Araştırma sektörünün dünyada ve ülkemizdeki lider kuruluşu Ipsos’un düzenlediği; ​Araştırmada Yenilikler Konferansı​, on beşinci yılında yüksek ilgi ve izleyici katılımıyla​ DasDas İstanbul’da gerçekleştir​ildi.

Pazarlama sektörlerindeki global yeniliklerin dünya ile eş zamanlı ülkemizde anlatıldığı, Araştırmada Yenilikler Konferansı’nda bu yılın ana teması « rağmen » oldu.

İklim krizine, ekonomik göstergelere, siyasal belirsizliklere ve yapay zekânın getirdiği tüm soru işaretleri konusunda uzman isimler ve bilimsel verilerle konuşuldu.  Konferans katılımcıları; Türkiye’nin en geniş kapsamlı yaşam tarzları araştırmalarından biri olan Türkiye’yi Anlama Kılavuzu’ndan ve Türkiye’nin sıcak gündemini yakından takip eden Gündeme Dair araştırmalarından sorularla toplantı sırasında salonda mobil ankete de katıldı. Bu yönüyle de Ipsos, araştırma sektörünün büyümesi, gelişmesi ve yenilikleri yakalayabilmesi için bu tür platformlarda buluşulmasına öncülük etti.

Konferans başkanlığını Ipsos CEO’su Sidar Gedik’in yaptığı bu değerli buluşmanın içeriği; birbirinden değerli başlıklar, veriler ve konuşmacıların anlatımları üzerinden ilerledi.  ​Ayrıca bu yıl ​konferans ; Ipsos’un imza araştırmalarından biri ​olan “Türkiye’yi Anlama Kılavuzu 2024 Raporu” nun önemli bir bölümün​ün lansmanına ev sahipliği yaptı.  Ülkemizin en geniş kapsamlı yaşam tarzı araştırmalarından biri ola​n Türkiye’yi Anlama Kılavuzu; Ipsos Kilit Müşteri Yönetimi Kıdemli Direktörü Gülin Eraydın’ın aktarımı, Sosyolog, Yazar Can Kozanoğlu yorumuyla, Mirgün Cabas moderatörlüğünde ele alın​dı. Bu bölüm; insana dair en temel özelliklerden birisi “değişim” kelimesi altında detaylandırıldı.  İnsan değişiyor, toplum değişiyor ve topluma dair en temel yapı taşlarından birisi olan aile kavramı değişiyor. Ailenin içerisindeki roller, kadının iş hayatına katılımı ve ekonomik etkenlerle yeniden şekilleniyor. Toplumsal kümeler, yenilenen segmentler değişen sosyal hayatı, kültürel dönüşümü, tüketimi anlamaya verlerle bilimsel açıdan ışık tuttu.

 

Araştırmada yenilikler konferansı 5 Haziran’da yapılacak

Araştırmada yenilikler konferansı 5 Haziran’da yapılacak

 Her yıl araştırma ve pazarlama sektörlerindeki global yeniliklerin dünya ile eş zamanlı paylaşıldığı Araştırmada Yenilikler Konferansı bu yıl 5 Haziran 2024 Çarşamba, DasDas İstanbul’da gerçekleştirilecek.

İklim krizine, ekonomik göstergelere, siyasal belirsizliklere ve yapay zekânın getirdiği tüm soru işaretlerine « rağmen » dönmeye devam eden dünyamızda « rağmenler »  aslında bir turnusol kâğıdı görevini üstleniyor. Dolayısıyla sadece dünyanın olumlu ya da olumsuz yönlerini derecelendirmemizde, anlamamızda insanlara yardımcı olmakla kalmıyor; doğru soruları sorarak dengeyi korumamızı da sağlıyor. ​ Bu yıl ki konferansımızda « rağmen » turnusol kağıtlarını, her biri kendi alanında uzman yerli/yabancı konuşmacı isimlerle birlikte, farklı olaylara/konulara daldıracağız ve “her şeye rağmen” devam eden hayatın dengeleri üzerine konuşulacak.

Konferans başkanlığını Ipsos CEO’su Sidar Gedik’in yapacağı bu değerli buluşmanın içeriği kadar kıymetli bir diğer yanı da sosyal sorumluluk Proje tarafının olmasıdır. Araştırmada Yenilikler  Konferans’ından elde edilen gelirin tamamı, her yıl eğitim alanında bir projeyi desteklemek üzere bir kuruluşa bağışlanmaktadır. Geçtiğimiz sene Kahramanmaraş depremlerinden en çok zarar gören şehirlerden biri olan Hatay’da İhtiyaç Haritası’nın gerçekleştirdiği konteyner kentte yer alan topluluk merkezinin oluşumuna destek olmak için bağışlanmıştır.

Bu sene yolumuz Payda Derneği ve zorlu koşullara rağmen hayal etmekten ve hayallerini gerçekleştirmek için çalışmaktan asla vazgeçmeyen “Doğanşehir Fen Lisesi” ile kesişti. Konferansımıza katılımdan elde edilen gelir ile depremden zarar gören bilim & teknoloji, müzik ve resim sınıflarının ihtiyaçlarını karşılayacağız. Bu okulun liderliğinde bölgedeki diğer köy okullarına ulaşarak oradaki öğrencilerin de bu olanaklardan faydalanmasını sağlayacağız.

Araştırmada yenilikler konferansı