“Az daha çoktur” Murat Bengüer

Murat Bengüer’in “ABSTR(ACT)” başlıklı kişisel sergisi, Çağla Cabaoğlu Gallery işbirliğiyle 24 Ekim’de 42 Shops Art!SPACE Gallery’de sanatseverlerle buluştu. “ABSTR(ACT)” sergisi 25 Kasım’a kadar ziyarete açık olacak. Ünlü konukların katıldığı sergiye ilgi oldukça büyüktü. Bay İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Erol Özmandıracı ve 42 Maslak Satış ve Pazarlama Direktörü Zeynep Salman’ın ev sahipliğinde gerçekleşen serginin açılışına sanat, cemiyet ve iş hayatının tanınmış simalarından  çok sayıda kişi katıldı. Sergi açılışında aynı zamanda sanat tarihçisi Nilgün Yüksel, sanatçının eserleri üzerinden dikkat çekici bir sunum gerçekleştirdi. 

. “Az daha çoktur”

Sanat üretimini “Eserlerim  hayata ve sanata karşı olan tutumumu yansıtmaktadır… ‘az daha çoktur.” sözleriyle tanımlayan Murat Bengüer, günümüz yaratımının çok dilliliğini yapıtlarına taşıyor. Eserlerinin büyük bir bölümü özel koleksiyonlarda kendine yer bulan sanatçı, sadece resim değil heykel üzerine de çalışıyor ve bu iki disiplinde üretimler ortaya koymanın yanında mobilya tasarımları da gerçekleştiriyor.

1960 yılında Amasya’da dünyaya gelen Bengüer, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun olduktan sonra bir süre İstanbul’da tekstil tasarımcısı olarak çalıştı. İlerleyen zamanlarda ise iç tasarım ve dekorasyon üzerine odaklandı. 

BAŞKAN HAZİNEDAR İSTEDİ, MAHSUN KIRMIZIGÜL YILLAR SONRA TÜRKÜ SÖYLEDİ!

MAHSUN KIRMIZIGÜL 11 YILLIK TÜRKÜ ORUCUNU BOZDU!

BAŞKAN HAZİNEDAR İSTEDİ, MAHSUN KIRMIZIGÜL YILLAR SONRA TÜRKÜ SÖYLEDİ!

MAHSUN KIRMIZIGÜL 11 YIL SONRA BEŞİKTAŞ BELEDİYESİ’NİN DÜZENLEDİĞİ ETKİNLİKTE TÜRKÜ SÖYLEDİ

Beşiktaş Belediyesi tarafından düzenlenen ‘’Ustalara Saygı’’ etkinliğinde Ordulu şair  ‘’Dursun Ali Akınet’’ sevilen şiirleriyle sanatseverlerle buluştu. ‘’Ustalara Saygı’’ etkinliğinin 156.sı Fulya Sanat Merkezi’nde gerçekleşti. Beşiktaş Belediye Başkanı Av. Murat Hazinedar’da geceye katılan isimler arasındaydı, kısa bir açılış konuşması yaptı. Geceye damgasını ise ünlü yönetmen Mahsun Kırmızıgül vurdu. 11 yıllık türkü orucunu Beşiktaş Belediyesi’nin düzenlediği etkinlikte bozan,   sevilen sanatçı ‘’Yan Yüreğim Yan’’ adlı türküsünün son dörtlüğünü seslendirdi, salondan alkış tufanı koptu.

Başkan Hazinedar rica etti, Mahsun Kırmızıgül yıllar sonra türkü söyledi

Kültür, sanat, edebiyat, düşün ve müzik dünyasındaki usta isimlerin çeşitli yönleriyle buluşmasını hedefleyen Beşiktaş Belediyesi’’ Ustalara Saygı’’ toplantılarının 156.sı Fulya Sanat Merkezi’nde gerçekleşti.  Usta şiir yazarı ‘’ Dursun Ali Akınet’’ sevilen şiirlerinin seslendirdi, Beşiktaş Belediye Başkanı Av. Murat Hazinedar’da hemşerisi olan Ordulu ozana eşlik etti.

Mahsun Kırmızıgül 11 yıllık türkü orucunu bozdu!

Başkan Hazinedar’ın özel davetlisi olarak geceye katılan oyuncu, yönetmen Mahsun Kırmızıgül de bu anlamlı günde Fulya Sanat Merkezi’ndeydi.  Sahneye alkışlarla çıkan ünlü yönetmen, Başkan Hazindar’ın isteğini kırmayarak ‘’ Yan Yüreğim Yan’’adlı sevilen türküsünün son dörtlüğünü seslendirdi. Ünlü yönetmen eline mikrofonu aldığı o anlarda büyük bir alkış tufanı koptu. 11 yıllık türkü orucunu Beşiktaş Belediyesi’nin düzenlediği etkinlikte bozan Kırmızıgül duygu dolu anlar yaşadı. ‘’ 11 yıldır türkü söylemiyordum, uzun yıllar sahneye çıkmadım sahneye çıkınca bile heyecanlandım’’ dedi. Müzik dünyasını yıllar önce bırakan Mahsun Kırmızıgül,  uzun yıllardan bu yana film sektöründe boy gösteriyor.

Fulya Sanat Merkezi’nde türkü şöleni

Şair, Dursun Ali Akınet’le sahnede kısa bir söyleşi gerçekleştiren ünlü yönetmen daha sonra sahneden ayrıldı. Gecenin ilerleyen saatlerinde aralarında Özgür Alter, İbrahim Can, Ali Osman Erbaşı, Mehmet Gümüş, Yüksel Kayfaz ve çok sayıda türkü dünyasının usta isimleri, Dursun Ali Akınet’in eserlerini seslendirerek geceyi müzik ziyafetine çevirerek sanatseverlere unutulmaz bir gece yaşattı.

The Bodrum Cup heyecanına çok az kaldı

The Bodrum Cup heyecanına çok az kaldı

Türkiye’nin önde gelen uluslararası deniz festivali ve yelken yarışı The Bodrum Cup, 16 Ekim-21 Ekim tarihleri arasında 29’uncu kez yelken tutkunlarıyla buluşacak. Yelkencilerin 6 gün boyunca gulet, tırhandil, cruiser ve katamaran kategorilerinde yarışacağı organizasyon boyunca, karada ve denizde de birçok eğlenceli etkinlik yapılacak. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 150 yat ve 1500 yelkencinin katılması beklenen The BodrumCup, sürpriz konserlerle sona erecek. 

Bu yıl 19-21 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek uluslararası deniz festivali ve yelken yarışı The Bodrum Cup, 29 yıldır hem Türkiye’nin hem de Bodrum‘un tanıtımına katkı sunuyor. Era Bodrum Yelken Kulübü’nün hayata geçirdiği ve yıllar içinde gelenekselleşen The Bodrum Cup, bu yıl da yine binlerce yelken tutkununu bir araya getirecek.

The Bodrum Cup 16 Ekim günü kampana töreniyle başlayacak. Yarışların gulet, tırhandil, cruiser ve katamaran kategorilerinde yapılacağı The Bodrum Cup, denizcilerin konuklarıyla birlikte yarışmasını mümkün kılmasıyla diğer yarışlar arasında öne çıkıyor. Bodrum‘dan başlayıp, Yalıkavak ve Gökova koylarını da kapsayan 5 etaptan oluşacak yarışmada yelkencilerin rotası ise şöyle:

TAV PASSPORT ETABI – Bodrum-Kissebükü
METRO ETABI Kissebükü-Bodrum
ANADOLU SİGORTA ETABI Bodrum-Yalıkavak
TECHNOGYM ETABI Palmarina-Gümüşlük
PALMARİNA BODRUM Gümüşlük- Palmarina

The Bodrum Cup‘a bu yıl Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Belediyesi, IMEAK Deniz Ticaret Odası, Bodrum Ticaret Odası, Bodrum Denizciler Derneği, TURSAB ve TYF destek veriyor. Organizasyona bu yıl 150 yat ve 1500 yelkenci ile birlikte 5000 yelken meraklısının da katılması bekleniyor.

Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, The Bodrum Cup‘ın Bodrumiçin çok önemli olduğunu ifade etti. Kocadon; “Bodrum‘un bugünlere gelmesinde büyük etkisi olan ve şu anda da 15-20 bin yata ulaşmış mavi yolculuğun ve denizcilik sektörünün, özellikle The Bodrum Cup yelken yarışlarından sonra cazibesi daha da artmıştır. Etkinliğimizi öyle güzel bir hale getirdik ki, yarışlarımız artık dünyada da konuşuluyor. Amacımız, yarışlarımızın her yıl çıtasını biraz daha yükseltmektir” diye konuştu.

Bu yıl rota tamamen Bodrum
The Bodrum Cup‘ta bu yıl rota tamamen Bodrum koylarından oluşuyor. The Bodrum Cup Organizasyon Komitesi Başkanı Süleyman Uysal bunun nedenini şöyle açıkladı: “Denizcilerimizin Yunanistan’da yaşadığı zorlukların farkındayız. Denizcilerimizin yanındayız. Esasında uluslararası bir organizasyon olarak iki ülke arasındaki ticari bağı ve dostluk algısını geliştirmek amacıyla yarışlarımıza Yunanistan rotalarını da dâhil ediyorduk ve bu girişimin iki ülke ekonomisine bugüne kadar yapmış olduğu katkı bizi son derece mutlu etti diyebiliriz. Ancak ülkemizin son iki yıldır turizm alanında karşı karşıya kaldığı sıkıntılar nedeniyle bu yıl rotamızı tamamen Bodrum‘a çevirdik. Bu sayede Bodrum‘u ve ülkemizi tüm dünyaya en doğru biçimde tanıtmayı arzuluyoruz.”

Uluslararası bir deniz festivali
The Bodrum Cup‘ta heyecan dolu yarışlarla birlikte hem karada hem de denizde pek çok eğlenceli etkinlik düzenleniyor. The Bodrum Cup bu özelliğiyle uluslararası bir deniz festivali olarak da dikkatleri üzerine çekiyor. Fransa, İspanya, İsveç ve Yunanistan’dan katılımcıların ağırlığını hissettirdiği etkinliğe; Alman ve Amerikan katılımcıların yanı sıra İngiltere, İtalya ve diğer Avrupa ülkelerinden katılımcılar da renk katıyor.

Organizasyonda geçtiğimiz yıllarda Sertab Erener, Gökhan Türkmen,  Nilüfer, Fatma Turgut, İlhan Şeşen, Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars gibi sanatçılar sahne aldı. Bu yıl da 16 Ekim’de kampana töreniyle başlayacak organizasyonda katılımcılar, sürpriz konserlerin tadını çıkaracak. Katılımcılar ayrıca The BodrumCup Meydan Aktiviteleri, Akustik Şehir Konserleri, Mavi Yolculuk Mutfağı Yemek Yarışması ve #instabodrumcup Fotoğraf Yarışması gibi eğlenceli etkinliklerle keyifli bir festival ortamını paylaşacak.

The Bodrum Cup Organizasyon Komitesi Başkanı Süleyman Uysal, bu etkinliklerin en önemlilerinden birinin Mavi Yolculuk Yemek Yarışması olduğunu söyledi. Uysal; “Çıkış noktamız mavi yolculuk, mavi yolculuk kavramını çok önemsiyoruz.  Mavi yolculuğa sadece bizler değil tüm dünya değer veriyor. İşte tam da bu nedenle, The Bodrum Cup’taki mavi yolculuğumuz süresince teknelerde yapılan yemeklerin ve gizli tariflerin keşfedilmesi amacıyla başlattığımız yarışmamızı bu yıl çok daha profesyonelce ele alarak daha da ileriye götüreceğiz. Geçen yıl yıldızlı şeflerin de katıldığı bir final yapmıştık. Bu yıl da 15 tekneyle Palmarina’da yapılacak finalle taçlandıracağımız etkinliğimizde, çok önemli konukları ağırlayacağız” dedi. The Bodrum Cup, ödül töreninin ardından final konseriyle sonlanacak.

Güneş ve rüzgâr turizmini tercih nedeni yapan yarış
Denizciliğin gelişimine katkı sunan ve genç neslin yelken sporu ile tanışmasını sağlayan The Bodrum Cup, koyların ve denizlerin korunması konusunda da farkındalık yaratıyor. Tüm bu özellikleriyle Türkiye’nin ve Bodrum‘un gurur duyduğu bir organizasyon olan The Bodrum Cup, bölgedeki yat üretim teknolojisini de dünyayla entegre hale getiriyor. Güneş ve rüzgâr turizminin öne çıkmasını sağlayan The Bodrum Cup, Akdeniz başta olmak üzere farklı rotalara ulaşmayı ve yurt dışından daha fazla yat çekecek girişimleri başlatmayı hedefliyor.

The Bodrum Cup Kurucusu Erman Aras, güneş ve rüzgâr turizmine geçiş sürecini şu sözlerle aktardı: “29 yıl önce Bodrum‘da genelde sadece güneş ve denize dayalı bir turizm vardı. The Bodrum Cup organizasyonunu hayata geçirirken ‘Bunu nasıl değiştirebiliriz?’ diye düşündük ve bu hedefle yola çıktık. Bugün görüyoruz ki, yelkencilik artık başta Bodrum olmak üzere yöremizin ekonomik anlamda ciddi bir lokomotifi haline geldi. Böylece esnafımız da 12 aya yayılan turizm sayesinde daha fazla kazanıyor.”

The Bodrum Cup yelken sporuna ilgiyi de artırıyor
Deniz meraklılarına ve profesyonel yat mürettebatına yelkenciliği öğretip benimsetmek üzere yola çıkan uluslararası denizcilik festivali ve yelken yarışı The Bodrum Cup, 29 yıldır yelkenciliğin tanınmasına ve sevilmesine katkı sunuyor.

The Bodrum Cup Organizasyon Komitesi Başkanı Süleyman Uysal, yarışın profesyonel yelkencileri olduğu kadar amatör deniz sevdalılarını da yelken sporuyla buluşturduğunu söyledi. Uysal; “The Bodrum Cup‘ın festival havasını pekiştiren en önemli özelliği, yatların konuklarıyla birlikte yarışabildikleri çok az sayıdaki regatta arasında olması. Bu sayede denizi seven ancak hayatında daha önce hiç yelken sporu yapmamış kişiler de bu heyecanı birebir deneyimleme fırsatı buluyor. Dolayısıyla yelken sporuna ilgileri de artıyor. Hatta sonraki yıllarda bu konuklardan yarışçıların çıktığını dahi görüyoruz” dedi.

Kisebükü’ne anlamlı ziyaret
The Bodrum Cup‘a katılan yelkenciler, Gökova’da bir süredir gündeme gelen yapılaşma planlarına dikkat çekmek için Gökova’nın ilk koyu olan Kisebükü’nde bir araya gelecek. Tüm teknelerin katılımına açık olacak etkinlikte yelkenciler, çevrenin ve doğal güzelliklerin korunmasına destek amacıyla deniz üstünde görsel bir şölene de imza atacak.

İş Dünyası Lexus’un Davetinde Buluştu

İş Dünyası Lexus’un Davetinde Buluştu

Türkiye’de lüksün tanımını yeniden yapan Lexus, kısa zamanda hayranlık uyandıran bir marka haline geldi ve başarısını özel bir davetle kutladı. Geçtiğimiz yıl Türkiye pazarına giriş yapan premium marka, tüm dünyada olduğu gibi hem ürettiği otomobillerle hem de sunduğu sıra dışı hizmetlerle farkını ortaya koymayı başardı.

Maçka’da Lexus House’da Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO Ali Haydar Bozkurt ev sahipliğinde gerçekleştirilen özel davete Sadettin Saran, Alinur Velidedeoğlu, Pervin Ersoy, Tuncay Aşçı, Oğuz Satıcı,  Mustafa Bal, Mehmet Ali Bal, Erol Albayrak gibi cemiyet ve iş dünyasından isimler katıldı. Lexus’un yaşam tarzına uygun bir şekilde tasarlanan Lexus House’da gerçekleşen davet büyük bir ilgi gördü

Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO Ali Haydar Bozkurt, “Bu gece burada Lexus markasının Türkiye’de yalnızca 1.5 yıl gibi bir zaman içerisinde sevilmesinin mutluğunu paylaşmak için buradayız. Lexus ayrıcalığını Türk kullanıcısına sunmaktan ve markayı doğru bir şekilde anlatmış olmaktan dolayı büyük bir memnuniyet duyuyoruz” dedi.

 

Happy – Nes Paris’te

Türkiye’nin yaratıcı ve özgün markası Happy-Nes, Paris’te Premiere Classe fuarına katılarak; Colette, Kadewe gibi dünya devi perakende noktalarına 25 yeni yer ve ülke daha ekledi.

Markanın tasarımcısı ve tüm dna’sını yaratan Türkiye kadınlar rüzgar sörfü şampiyonu Neslihan Kocakıran Karaso ile aile işini bırakıp hobi işi olarak markanın tüm sistemi yaratan tekstil kökenli iş adamı İlan Karaso’nun geleceğe yön veren modelleriyle yükselen marka Happy-Nes, geçtiğimiz hafta Paris’te Premiere Classe fuarına katıldı. Dünyanın moda müzesi olarak sayılan Colette’te de satılan marka, dört gün süren fuar kapsamında 25 ülkede yeni satış noktaları elde etti.
Dünyada birçok markaya da ilham kaynağı olan özgür, renkli ve eğlenceli ürünleriyle Happy-Nes, dünya markası olma yolunda hızla ilerliyor.

Mirgün Cabas,  ‘2001 Eski Türkiye’nin Son Yılı’ adlı kitabı ile sevenleriyle buluştu.

Mirgün Cabas – Tuba Ünsal

Geçtiğimiz hafta sonu başlayan ve ay sonuna kadar devam edecek olan D&R Kitap Fuarı etkinliği kapsamında gazeteci ve yazar Mirgün Cabas,  ‘2001 Eski Türkiye’nin Son Yılı’ adlı kitabı ile sevenleriyle Akmerkez etkinlik alanında gerçekleştirilen imza günü ile bir araya geldi. Her yaştan birçok kişinin katıldığı imza gününde oldukça keyifli anlar yaşayan Cabas’a en büyük desteği ise eşi Tuba Ünsal verdi. Sürpriz yapıp sıraya girerek Mirgün Bey’i şaşırtan Tuba Hanım, “Ne kadar hasta olsam da bu özel günde eşimi yalnız bırakamazdım” dedi.

Türkiye’nin ilk “Aile Kulübü” özelliği taşıyan sağlıklı yaşam ve spor merkezi “Shaba Health & Fıtness Club” açılışında,

Sosyal sorumluluk projelerine verdiği destekle bilinen Hidayet ve Banu Türkoğlu 

Türkiye’nin ilk “Aile Kulübü” özelliği taşıyan sağlıklı yaşam ve spor merkezi

“Shaba Health & Fıtness Club” açılışında,

idea universal “Afrika Akıllı Köy” Projesi için sanat ve spor dünyasını biraraya getirdi.

 

“Shaba Health & Fitness Club, Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu’nun eşi Banu Türkoğlu önderliğinde, Akasya AVM bünyesinde hizmet vermeye başladı… Açılışında ünlü isimleri ağırlayan “Shaba Health & Fıtness Club”de, Ayşe Tolga, Erica Balbay, Nevşah Fidan’ın yaptığı workshoplar ve “Afrika Akıllı Köy” projesine yapılan çekilişler büyük ilgi gördü.

Hidayet Türkoğlu “Eşime destek vermek için buradayım biz işin görünen kısmıyızJ Eşim, ekip arkadaşlarıyla başarılı ve özverili bir çalışma sergileyerek, tüm aile fertlerinin ihtiyaçlarını karşılayacak, spor yaşam merkezi kurdular. Bu başarıyı görmek mutluluk verici… Ben daha çok bu yoğun tempoda spa kısmıyla ilgileniyorum J” dedi.

Banu Türkoğlu ”Kısa sürede hizmet vermeye başladık ve tepkiler çok mutlu edici… Açılışımız da birçok arkadaşımız ve üyelerimiz Afrika akıllı köy projesine destek verdiler. Kalabalık, güzel etkileşmelerin olduğu, amacına hizmet eden bir açılış oldu. Bu heyecanımızı paylaşan ve destek veren herkese çok teşekkürler” dedi. 

 

Soy kökümüz Akdenizlilikten daha eski

Soy kökümüz Akdenizlilikten daha eski

Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi’nde “Türklerin Serüveni” başlıklı bir seminer veren Prof. Tufan Gündüz, vaktiyle Türkiye’de Akdenizlilik fikrinin çok canlı olduğunu zaman zaman da bunun tekrar gündeme geldiğini hatırlattı. Prof. Gündüz, tarihsel köklerimizle ilgili bu tezin asıl amacının tarihsel derinliği kesintiye uğratmak olduğunu söyledi.

Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Tufan Gündüz, Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi’nde Tarih Bizi Çağırıyor üst başlığıyla bir seminer dizisine başladı. İlk söyleşisinde “Türklerin Serüveni”ni konu alan Prof. Gündüz, Türklerin hikâyesinin temelinde bazı sosyolojik vak’alar olduğuna dikkat çekti.

Toplumsal olarak tarihi kökenlerimize olan ilgi ve merakımızın soy mitinden kaynaklandığının altını çizen Prof. Gündüz, bu durumu ilginç bir benzetmeyle örneklendirdi:

“Çocuk yuvalarından ya da başka yerlerden evlat edinilmiş çocuklar hayatlarının bir evrelerinde kendilerini büyüten kişilerin gerçek anne babası olmadığını öğreniyor, öğrenmeden ölen yok. Bunun sebebi soy miti. Her çocuk nasıl anne babasını merak ediyor onunla ilgili bir hikâye kurmak istiyorsa her toplum da kendi tarihiyle ilgili bir hikâye kurmak ya da var olan bir hikâyeye sarılmak, soy köklerini götürebildiği kadar derine götürmek istiyor. Bu yüzden yeni toplumlarda ısrarla tarih derslerine ihtiyaç duyulur ve bir tarih kurulmaya çalışılır.”

AKDENİZLİLİK, TARİHİ DERİNLİĞİN

ÜSTÜNÜ ÖRTEN BİR FİKİR

Bu çabanın ABD ve Avustralya gibi yeni toplumlarda daha net görülebildiğinden sözeden Prof. Gündüz, “Bunlar göçmenler ülkesi; derme çatma toplumlar ve kurdukları tarih bize biraz komik ve garip de geliyor. Calamity Jane’in tabancası, Billy The Kid’in öldürdüğü adamların listesi. Bunlardan başlıyorlar. Kuzey-Güney Savaşları, doğudan batıya uzanan demiryollarının bile ayrı bir tarihini oluşturuyorlar kendi tarihleri içinde bir yere oturtabilmek için. Bunu bir ABD toplumu yaratmak için ısrarla Amerikan bayrağı altında yapmaya çalışıyorlar. Çok da başarılı oldular.” şeklinde konuştu.

Bizim gibi tarihi derinliği hayli büyük olan toplumların ise çok katmanlı bir geçmişe sahip olduğunun altını çizen Prof. Gündüz, sözlerine şöyle devam etti: “Biz Türkiye tarihi okuyoruz, bir geriye gidiyoruz Osmanlı tarihi, yetmiyor Selçuklu tarihi, Karahanlılar, Gazneliler, oradan Göktürklere, o da bizi kesmiyor Hunlara gidiyoruz. Daha geride arkeolojik devirlere, mitolojik dönemlere gidiyoruz. Manas ve Ergenekon destanına sahip çıkıyoruz. Bunun neticesinde tarihi derinliğimizi görüyoruz. Çocuğun ‘bunlar gerçek anne babam mı?’ sorusu toplumsal olarak ‘bu tarih benim tarihim mi, ben nereden geldim’ sorusuna dönüşüveriyor. Tarihi geçmişe doğru gidiyoruz ve orada Asya’daki köklerimizi buluyoruz.”

Vaktiyle Türkiye’de Akdenizlilik fikrinin çok canlı olduğunu zaman zaman da bunun tekrar gündeme geldiğini hatırlatan Prof. Gündüz, tarihsel köklerimizle ilgili bu tezin asıl amacının tarihsel derinliği kesintiye uğratmak olduğunu söyledi.

Prof. Gündüz, “Bu fikri ortaya atanların ‘Biz burada Akdenizliliği canlandıralım da dostluk kardeşlik olsun’ gibi derdi yok. Amaç soy mitine bir viraj aldırmak. Tarihi derinliği kesmek, kapatmak. Hunlara, Göktürklere kadar gitmenize gerek yok. 1071’den virajı hemen alın, Ege, Yunan, Frig, Lidya, Hititlerle uğraşın yeter. Daha ötesine gerek yok. Soy köklerimizle olan bağı koparırsak burada yeni, hudâyî nâbit; biraz Rum biraz Ermeni biraz Frig, biraz Lidyalı karışık, karmaşık bir şeyle uğraşır durursunuz. Türk adı ilk nerede kullanılmış bununla uğraşmazsınız ve Türk’e de yeni bir anlam kazandırmış olursunuz. Akdenizli bir toplum. Bunlar çok etki yaratıyorlar.” diye konuştu.

GÖSTERİ SANATLARI AKADEMİSİ YENİ SEZONA HAZIR.

GÖSTERİ SANATLARI AKADEMİSİ YENİ SEZONA HAZIR.

Zeytinburnu Belediyesi tarafından gösteri sanatları alanında, bu toprakların değerlerine aşina, donanımlı ve kendini ifade edebilen bireylerin yetiştirilmesine katkı sağlamak amacıyla geçtiğimiz yıl kurulan Gösteri Sanatları Akademisi’nde, 13 Ekim Cuma akşamı gerçekleşen açılış töreni ile derslere başlandı.

Akademinin yeni sezon öğrencilerinin eğitmenleri ile tanıştığı gecede söz alan Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Usta, “ Gösteri Sanatları Akademisi olarak kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu sezon da prensiplerimizden ödün vermeden özveri ile çalışmaya, geçen yıl olduğu gibi başta Zeytinburnu olmak üzere ülkemiz için değer üretmeye devam edeceğiz.” dedi. Akademinin temel prensiplerinden ve eğitim anlayışından bahseden Usta, sözlerine şöyle devam etti;

“Gösteri Sanatları Akademisinde verilen eğitimin belli kalıplara mahkûm olmasını istemiyoruz. Nitelikli teorik eğitimin yanında gerçekleştireceğimiz çeşitli uygulamalar ile pratik yönü de güçlü, çok yönlü bir eğitim olması için çaba sarf ediyoruz. Eğitim faaliyetlerini çeşitli seminer ve söyleşilerle tamamlayacağız. Söz gelimi dünyaca ünlü yönetmenlerimizi misafir ederek sizlerle buluşturacağız. Tiyatrolar, filmler izleyerek çözümlemesini yapacağız. Amacımız buradan akademik seviyede eğitim almış ve bu anlamda hayatına bir şeyler katmış bireyler olarak ayrılmanız.”

Yönetmenlik ve Sinema, Sahne Sanatları ve Konservatuvara Hazırlık bölümlerinin yer aldığı akademinin eğitmen kadrosunu Sinan Sertel, Yiğit Arı, Engin Kut, Hicran Akın, Nesrin Kut ve Çağlar Kaya oluşturuyor. Haftanın 4 günü gerçekleşecek derslerde öğrenciler, teorik ve pratik eğitimin yanında pek çok kültürel aktiviteye katılma imkanı bulacak.