İş Dünyası Lexus’un Davetinde Buluştu

İş Dünyası Lexus’un Davetinde Buluştu

Türkiye’de lüksün tanımını yeniden yapan Lexus, kısa zamanda hayranlık uyandıran bir marka haline geldi ve başarısını özel bir davetle kutladı. Geçtiğimiz yıl Türkiye pazarına giriş yapan premium marka, tüm dünyada olduğu gibi hem ürettiği otomobillerle hem de sunduğu sıra dışı hizmetlerle farkını ortaya koymayı başardı.

Maçka’da Lexus House’da Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO Ali Haydar Bozkurt ev sahipliğinde gerçekleştirilen özel davete Sadettin Saran, Alinur Velidedeoğlu, Pervin Ersoy, Tuncay Aşçı, Oğuz Satıcı,  Mustafa Bal, Mehmet Ali Bal, Erol Albayrak gibi cemiyet ve iş dünyasından isimler katıldı. Lexus’un yaşam tarzına uygun bir şekilde tasarlanan Lexus House’da gerçekleşen davet büyük bir ilgi gördü

Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO Ali Haydar Bozkurt, “Bu gece burada Lexus markasının Türkiye’de yalnızca 1.5 yıl gibi bir zaman içerisinde sevilmesinin mutluğunu paylaşmak için buradayız. Lexus ayrıcalığını Türk kullanıcısına sunmaktan ve markayı doğru bir şekilde anlatmış olmaktan dolayı büyük bir memnuniyet duyuyoruz” dedi.

 

Happy – Nes Paris’te

Türkiye’nin yaratıcı ve özgün markası Happy-Nes, Paris’te Premiere Classe fuarına katılarak; Colette, Kadewe gibi dünya devi perakende noktalarına 25 yeni yer ve ülke daha ekledi.

Markanın tasarımcısı ve tüm dna’sını yaratan Türkiye kadınlar rüzgar sörfü şampiyonu Neslihan Kocakıran Karaso ile aile işini bırakıp hobi işi olarak markanın tüm sistemi yaratan tekstil kökenli iş adamı İlan Karaso’nun geleceğe yön veren modelleriyle yükselen marka Happy-Nes, geçtiğimiz hafta Paris’te Premiere Classe fuarına katıldı. Dünyanın moda müzesi olarak sayılan Colette’te de satılan marka, dört gün süren fuar kapsamında 25 ülkede yeni satış noktaları elde etti.
Dünyada birçok markaya da ilham kaynağı olan özgür, renkli ve eğlenceli ürünleriyle Happy-Nes, dünya markası olma yolunda hızla ilerliyor.

Mirgün Cabas,  ‘2001 Eski Türkiye’nin Son Yılı’ adlı kitabı ile sevenleriyle buluştu.

Mirgün Cabas – Tuba Ünsal

Geçtiğimiz hafta sonu başlayan ve ay sonuna kadar devam edecek olan D&R Kitap Fuarı etkinliği kapsamında gazeteci ve yazar Mirgün Cabas,  ‘2001 Eski Türkiye’nin Son Yılı’ adlı kitabı ile sevenleriyle Akmerkez etkinlik alanında gerçekleştirilen imza günü ile bir araya geldi. Her yaştan birçok kişinin katıldığı imza gününde oldukça keyifli anlar yaşayan Cabas’a en büyük desteği ise eşi Tuba Ünsal verdi. Sürpriz yapıp sıraya girerek Mirgün Bey’i şaşırtan Tuba Hanım, “Ne kadar hasta olsam da bu özel günde eşimi yalnız bırakamazdım” dedi.

Türkiye’nin ilk “Aile Kulübü” özelliği taşıyan sağlıklı yaşam ve spor merkezi “Shaba Health & Fıtness Club” açılışında,

Sosyal sorumluluk projelerine verdiği destekle bilinen Hidayet ve Banu Türkoğlu 

Türkiye’nin ilk “Aile Kulübü” özelliği taşıyan sağlıklı yaşam ve spor merkezi

“Shaba Health & Fıtness Club” açılışında,

idea universal “Afrika Akıllı Köy” Projesi için sanat ve spor dünyasını biraraya getirdi.

 

“Shaba Health & Fitness Club, Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu’nun eşi Banu Türkoğlu önderliğinde, Akasya AVM bünyesinde hizmet vermeye başladı… Açılışında ünlü isimleri ağırlayan “Shaba Health & Fıtness Club”de, Ayşe Tolga, Erica Balbay, Nevşah Fidan’ın yaptığı workshoplar ve “Afrika Akıllı Köy” projesine yapılan çekilişler büyük ilgi gördü.

Hidayet Türkoğlu “Eşime destek vermek için buradayım biz işin görünen kısmıyızJ Eşim, ekip arkadaşlarıyla başarılı ve özverili bir çalışma sergileyerek, tüm aile fertlerinin ihtiyaçlarını karşılayacak, spor yaşam merkezi kurdular. Bu başarıyı görmek mutluluk verici… Ben daha çok bu yoğun tempoda spa kısmıyla ilgileniyorum J” dedi.

Banu Türkoğlu ”Kısa sürede hizmet vermeye başladık ve tepkiler çok mutlu edici… Açılışımız da birçok arkadaşımız ve üyelerimiz Afrika akıllı köy projesine destek verdiler. Kalabalık, güzel etkileşmelerin olduğu, amacına hizmet eden bir açılış oldu. Bu heyecanımızı paylaşan ve destek veren herkese çok teşekkürler” dedi. 

 

Soy kökümüz Akdenizlilikten daha eski

Soy kökümüz Akdenizlilikten daha eski

Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi’nde “Türklerin Serüveni” başlıklı bir seminer veren Prof. Tufan Gündüz, vaktiyle Türkiye’de Akdenizlilik fikrinin çok canlı olduğunu zaman zaman da bunun tekrar gündeme geldiğini hatırlattı. Prof. Gündüz, tarihsel köklerimizle ilgili bu tezin asıl amacının tarihsel derinliği kesintiye uğratmak olduğunu söyledi.

Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Tufan Gündüz, Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi’nde Tarih Bizi Çağırıyor üst başlığıyla bir seminer dizisine başladı. İlk söyleşisinde “Türklerin Serüveni”ni konu alan Prof. Gündüz, Türklerin hikâyesinin temelinde bazı sosyolojik vak’alar olduğuna dikkat çekti.

Toplumsal olarak tarihi kökenlerimize olan ilgi ve merakımızın soy mitinden kaynaklandığının altını çizen Prof. Gündüz, bu durumu ilginç bir benzetmeyle örneklendirdi:

“Çocuk yuvalarından ya da başka yerlerden evlat edinilmiş çocuklar hayatlarının bir evrelerinde kendilerini büyüten kişilerin gerçek anne babası olmadığını öğreniyor, öğrenmeden ölen yok. Bunun sebebi soy miti. Her çocuk nasıl anne babasını merak ediyor onunla ilgili bir hikâye kurmak istiyorsa her toplum da kendi tarihiyle ilgili bir hikâye kurmak ya da var olan bir hikâyeye sarılmak, soy köklerini götürebildiği kadar derine götürmek istiyor. Bu yüzden yeni toplumlarda ısrarla tarih derslerine ihtiyaç duyulur ve bir tarih kurulmaya çalışılır.”

AKDENİZLİLİK, TARİHİ DERİNLİĞİN

ÜSTÜNÜ ÖRTEN BİR FİKİR

Bu çabanın ABD ve Avustralya gibi yeni toplumlarda daha net görülebildiğinden sözeden Prof. Gündüz, “Bunlar göçmenler ülkesi; derme çatma toplumlar ve kurdukları tarih bize biraz komik ve garip de geliyor. Calamity Jane’in tabancası, Billy The Kid’in öldürdüğü adamların listesi. Bunlardan başlıyorlar. Kuzey-Güney Savaşları, doğudan batıya uzanan demiryollarının bile ayrı bir tarihini oluşturuyorlar kendi tarihleri içinde bir yere oturtabilmek için. Bunu bir ABD toplumu yaratmak için ısrarla Amerikan bayrağı altında yapmaya çalışıyorlar. Çok da başarılı oldular.” şeklinde konuştu.

Bizim gibi tarihi derinliği hayli büyük olan toplumların ise çok katmanlı bir geçmişe sahip olduğunun altını çizen Prof. Gündüz, sözlerine şöyle devam etti: “Biz Türkiye tarihi okuyoruz, bir geriye gidiyoruz Osmanlı tarihi, yetmiyor Selçuklu tarihi, Karahanlılar, Gazneliler, oradan Göktürklere, o da bizi kesmiyor Hunlara gidiyoruz. Daha geride arkeolojik devirlere, mitolojik dönemlere gidiyoruz. Manas ve Ergenekon destanına sahip çıkıyoruz. Bunun neticesinde tarihi derinliğimizi görüyoruz. Çocuğun ‘bunlar gerçek anne babam mı?’ sorusu toplumsal olarak ‘bu tarih benim tarihim mi, ben nereden geldim’ sorusuna dönüşüveriyor. Tarihi geçmişe doğru gidiyoruz ve orada Asya’daki köklerimizi buluyoruz.”

Vaktiyle Türkiye’de Akdenizlilik fikrinin çok canlı olduğunu zaman zaman da bunun tekrar gündeme geldiğini hatırlatan Prof. Gündüz, tarihsel köklerimizle ilgili bu tezin asıl amacının tarihsel derinliği kesintiye uğratmak olduğunu söyledi.

Prof. Gündüz, “Bu fikri ortaya atanların ‘Biz burada Akdenizliliği canlandıralım da dostluk kardeşlik olsun’ gibi derdi yok. Amaç soy mitine bir viraj aldırmak. Tarihi derinliği kesmek, kapatmak. Hunlara, Göktürklere kadar gitmenize gerek yok. 1071’den virajı hemen alın, Ege, Yunan, Frig, Lidya, Hititlerle uğraşın yeter. Daha ötesine gerek yok. Soy köklerimizle olan bağı koparırsak burada yeni, hudâyî nâbit; biraz Rum biraz Ermeni biraz Frig, biraz Lidyalı karışık, karmaşık bir şeyle uğraşır durursunuz. Türk adı ilk nerede kullanılmış bununla uğraşmazsınız ve Türk’e de yeni bir anlam kazandırmış olursunuz. Akdenizli bir toplum. Bunlar çok etki yaratıyorlar.” diye konuştu.

GÖSTERİ SANATLARI AKADEMİSİ YENİ SEZONA HAZIR.

GÖSTERİ SANATLARI AKADEMİSİ YENİ SEZONA HAZIR.

Zeytinburnu Belediyesi tarafından gösteri sanatları alanında, bu toprakların değerlerine aşina, donanımlı ve kendini ifade edebilen bireylerin yetiştirilmesine katkı sağlamak amacıyla geçtiğimiz yıl kurulan Gösteri Sanatları Akademisi’nde, 13 Ekim Cuma akşamı gerçekleşen açılış töreni ile derslere başlandı.

Akademinin yeni sezon öğrencilerinin eğitmenleri ile tanıştığı gecede söz alan Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Usta, “ Gösteri Sanatları Akademisi olarak kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu sezon da prensiplerimizden ödün vermeden özveri ile çalışmaya, geçen yıl olduğu gibi başta Zeytinburnu olmak üzere ülkemiz için değer üretmeye devam edeceğiz.” dedi. Akademinin temel prensiplerinden ve eğitim anlayışından bahseden Usta, sözlerine şöyle devam etti;

“Gösteri Sanatları Akademisinde verilen eğitimin belli kalıplara mahkûm olmasını istemiyoruz. Nitelikli teorik eğitimin yanında gerçekleştireceğimiz çeşitli uygulamalar ile pratik yönü de güçlü, çok yönlü bir eğitim olması için çaba sarf ediyoruz. Eğitim faaliyetlerini çeşitli seminer ve söyleşilerle tamamlayacağız. Söz gelimi dünyaca ünlü yönetmenlerimizi misafir ederek sizlerle buluşturacağız. Tiyatrolar, filmler izleyerek çözümlemesini yapacağız. Amacımız buradan akademik seviyede eğitim almış ve bu anlamda hayatına bir şeyler katmış bireyler olarak ayrılmanız.”

Yönetmenlik ve Sinema, Sahne Sanatları ve Konservatuvara Hazırlık bölümlerinin yer aldığı akademinin eğitmen kadrosunu Sinan Sertel, Yiğit Arı, Engin Kut, Hicran Akın, Nesrin Kut ve Çağlar Kaya oluşturuyor. Haftanın 4 günü gerçekleşecek derslerde öğrenciler, teorik ve pratik eğitimin yanında pek çok kültürel aktiviteye katılma imkanı bulacak.