PINAR ÇUBUKÇU’NUN YENİ ALBÜMÜ “KAĞIT KESİĞİ”

PINAR ÇUBUKÇU’NUN YENİ ALBÜMÜ “KAĞIT KESİĞİ”

Uzun yıllar Ajda Pekkan, Emel Sayın, Hülya Avşar, Gülben Ergen ve Ata Demirer gibi ünlü isimlerin vokalistliğini yapan Pınar Çubukçu, müzik kariyerini ilk single’ı ile taçlandırdı.

Yorumcu ve kemanist olan Çubukçu’nun ‘Kağıt Kesiği’ adlı şarkısının sözü ve bestesi de kendisine ait. Aranjesi Marşandiz Stüdyoları’nda Şahin Kurnaz tarafından yapılan ‘Kağıt Kesiği’nin mix-mastering’i ise Digilog by TC stüdyolarında Tarık Ceran tarafından hazırlandı.

Mert İbrahim Gider tarafından kliplendirilen şarkı, çok yakında Garaj Müzik etiketiyle piyasayada olacak.

Uçurma Şenliği 23 Nisanda Kastamonu’da

Uçurma Şenliği 23 Nisanda Kastamonu’da

Çocuklarla çocuk olup, göklere uçurtmaları salma zamanı…

Baharda, güneşin yüzünü yavaş yavaş göstermeye başlamasıyla ısınan hava, yeşeren doğa, masmavi gökyüzü ve hafif tatlı rüzgar uçurtma mevsiminin geldiğinin habercisidir. İksir Resort Town Tatil ve Yaşam Kasabası; baharın gelişini kutlamak, uçurtmaların renklisini, yıldızlısını, pullusunu, en uzun kuyruklusunu yapma telaşını çocuklarınızla yaşamak için sizi 20-23 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek “Geleneksel Uçurtma Şenliği” ne davet ediyor.

“TÜSİAD” DİZİLER İÇİN TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ İLKELERİ BELİRLENDİ,SIRA UYGULAMADA 

DİZİLER İÇİN TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ İLKELERİ BELİRLENDİ,SIRA UYGULAMADA 

TÜSİAD, toplumu etkileme gücü yüksek olan televizyon dizilerinde kadının toplumsal cinsiyet eşitliğine uygun konumlanmasını desteklemek amacıyla dizi sektörü paydaşları ile birlikte “Televizyon Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” projesini hayata geçiriyor.

Ülkemizde kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasını, demokratik gelişmişlik, kapsayıcı büyüme ve sürdürülebilir kalkınmanın vazgeçilmez bir unsuru olarak gören TÜSİAD, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu’nun çalışmaları kapsamında; toplumu etkileme gücü yüksek olan televizyon dizilerinde kadının toplumsal cinsiyet eşitliğine uygun konumlanmasını desteklemek amacıyla, “Televizyon Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” projesini hayata geçiriyor.  Koç Holding ana sponsorluğunda, on dört şirketin desteği ile gerçekleştirilen proje, 5 Mart Pazartesi günü düzenlenen tanıtım toplantısında kamuoyu ile paylaşıldı.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik ve TÜSİAD Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu Başkanı Oya Ünlü Kızıl’ın açılış konuşmaları ile başlayan toplantıda, proje kapsamında yürütülen “Televizyon Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Araştırması” sonuçları ve televizyon sektörü paydaşlarının katılımı ile gerçekleştirilen çalıştayda belirlenen “İlkeler” aktarıldı.

Toplantıda, “Televizyon Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Araştırması”nın yazarları Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyeleri Doç Dr. İrem İnceoğlu ve Yard. Doç. Elif Akçalı, araştırma sonuçlarından çarpıcı bulguları katılımcılarla paylaştı.
Araştırma sonuçlarının aktarıldığı sunumda; dizilerde kadın karakterlerin %80 oranında iş dışı mekânlarda bulunduğu, ev işi içerikli sahnelerin %92’sinin kadın karakterler için, iş içerikli söz ve eylemlerin %82’sinin erkek karakterler için yazıldığına dikkat çekildi. “Genç kadın” karakter sayısının, erkek karakterlere oranla 2,5 kat daha fazla olduğunu gösteren araştırma bulguları, “kadın gibi” olmanın, kadınlar için dahi %62 oranında aşağılama ifadesi olarak kullanıldığı, ağlama ve hüzün içeren sahnelerin ise %73 gibi bir çoğunlukla kadınlar için, şiddet ve tehdit içeren sahnelerin %79’unun ise erkekler için yazıldığını ortaya koydu. (araştırma özet bulgularının tamamı için bkz Ek).
Araştırma bulguları ve sektör paydaşlarının katılımıyla düzenlenen çalıştayın sonuçları, Nevşin Mengü moderatörlüğündeki panelde, Reklamverenler Derneği (RVD) Başkanı Ahmet Pura, Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Birliği (TESİYAP) Başkanı Birol Güven, Oyuncular Sendikası Genel Başkanı Demet Akbağ, Senaryo Yazarları Derneği (SENDER) Başkanı Meriç Demiray, TÜSİAD Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu Başkanı Oya Ünlü Kızıl ve yönetmenZeynep Günay Tan tarafından ele alındı. Proje kapsamında, TV dizilerinde toplumsal cinsiyet kalıp ve yargılarını ortadan kaldırmak hedefiyle benimsenen beş ilke ise şöyle aktarıldı:

  • Kadınların ve erkeklerin fiziksel görünüm, karakter, duygu ve meslek çeşitliliğini artırmak,
  • Hayata, işe ve eve dair sorumlulukları dengeli dağıtmak,
  • Şiddeti olağanlaştırmamak,
  • Toplumsal cinsiyet eşitliğine uygun bir dil kullanmak,
  • Rol model karakterlerin görünürlüğünü sağlamak ve artırmak.

Toplantının açılış oturumunda TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol BİLECİK şu sözlere yer verdi:“Toplumsal cinsiyet eşitliği önündeki engellerin aşılması için zihniyet dönüşümünü sağlamak gerekiyor. Her bireyin ve her kurumun kendi etki alanlarından başlayarak bir ‘kelebek etkisiyle’ bu dönüşüme büyük katkı sağlayacağına inancım sonsuz. Farklı alanlarda çalışmakla beraber, birbirini etkileyen ve güçlendiren işler yapan “iş dünyası” ve “dizi sektörü” olarak bu proje vesilesiyle bir araya gelmiş olmak çok kıymetlidir. Aslında iş dünyası ile dizi sektörünün ortak bir derdi var: yaratıcılık ve yenilikçilik. İş dünyasının küresel rekabette ayakta kalması çeşitliliği, yaratıcılığı ve inovatif olmayı gerektiriyor, ki toplumsal cinsiyet eşitliği bu yolda müthiş bir itici güç sağlıyor. Dizi sektörünün paydaşları belki de en yüksek yaratıcı ve yenilikçi yeteneklere sahip kesim ve bu yetenekleri toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyecek şekilde harekete geçirmeleri çok önemli.”
Açılış oturumunda söz alan TÜSİAD Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Çalışma Grubu Başkanı Oya ÜNLÜ KIZIL ise, toplumsal cinsiyet eşitliğinin ülkelerin kalkınması, insani gelişmenin sağlanması ve daha adil toplumların oluşması için en önemli unsurlardan biri olduğunu belirterek, çözüme yönelik en önemli müdahale alanının önyargılarla mücadele etmek olduğunu belirtti. Oya ÜNLÜ KIZIL sözlerine şöyle devam etti: “Kalıp yargılar pek çok sorunu tetikliyor. TV dizilerinde kadın ve erkeğin konumlanması ve temsiliyetleri her iki cinsiyeti de karakter özellikleri, fiziksel görünümleri, duygu ve meslek çeşitliliği anlamında belli kalıplarla sınırlıyor, bu da var olan önyargıları kemikleştirip norm haline getiriyor. Bakış açımızı değiştirir, ön yargılarımızdan sıyrılırsak ekranda gösterilenlerin içeriğini ve görsel dilini dönüştürebiliriz. Bu çok katmanlı sorunu ancak tüm paydaşlar bir araya gelerek çözebiliriz. Hepimiz üzerimize düşeni yapmaya hazırız, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bunun sözünü veriyoruz.”
Koç Holding’in ana destekçisi olduğu projede, destekçi kuruluşlar olarak Anadolu Grubu, ARGE Danışmanlık, BASF Türkiye, Borusan Holding, BSH Ev Aletleri San. ve Tic. A.Ş., FİBA Holding, Güvensan, İstanbul Kültür Üniversitesi, Mogul Tekstil, Schneider Electric Türkiye, Siemens Türkiye, Tat Gıda, Vodafone Türkiye ve WYG Türkiye yer aldı.

EK: Televizyon Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Araştırması Özet Bulguları

Televizyon Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Araştırması Özet Bulgular

Proje kapsamında Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyeleri Doç. Dr. İrem İnceoğlu ve Yard. Doç. Dr. Elif Akçalı tarafından “Televizyon Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Araştırması” hazırlandı. Araştırma süresi boyunca uluslararası kuruluşlar, sivil toplum ve akademi dünyasının temsilcilerinden oluşan bir Danışma Kurulu[1] sürece katkı sağladı. Araştırma, Türkiye’de ulusal televizyon kanallarında yayınlanan popüler dizilerde, toplumsal cinsiyet kalıplarının ve rollerinin yer alış biçimlerini tespit etmek amacıyla yapıldı. Söz konusu araştırma için 1-31 Mayıs 2017 tarihleri arasında yayınlanan ve bu dönemdeki reyting oranlarına göre 6 ulusal kanaldan toplam 12 dizi seçildi. 12 dizinin 4’er haftalık bölümlerinin her birinde yer alan ana ve yan karakterler üzerinden kadın-erkek karakterlerin sayısal dağılımı, görünürlükleri, yaş aralıkları, medeni durumları, fiziksel haller, karakter özellikleri, işe ve eve dair sorumlulukları, rolleri, söz ve eylemleri incelendi.

Araştırmanın bulgularına göre;

  • 12 dizi toplamında kadın-erkek ana ve yan karakterlerin sayısal olarak dengeli bir dağılımı var.
  • Ancak dizi hikayeleri kadın ve erkek odaklı olarak ayrışıyor. En çok izlenen 12 dizinin 7’si erkek odaklı kurgulanmış ve erkek egemen evrenler kurmuş. Erkeklik hikâyelerinde savaş, çatışma ve şiddet ön planda. Erkek odaklı dizilerde toplam görünürlüğün 2/3’ü erkek karakterlere ait.
  • Kadın karakterler kalıplara sıkışıyor. Genç kadın karakter sayısı genç erkek karakter sayısının 2,5 katı. Erkek karakterler, daha geniş bir yaş aralığında rol alıyor.
  • Cazibesi olan kadın, genç /yetişkin ve zayıf olarak tarif edilirken, orta yaş üzeri kadınlar şişman ve dul stereotipinde gösteriliyor.
  • Kadınlar fiziksel özellikleriyle ön planda. Fiziksel özelliğe dair yapılan yorumların ¾’ü kadınlara yöneltiliyor. Bu yorumların %70’i kadınların «zayıf, güzel, bakımlı» olmalarıyla ilgili olumlu yorumlar içeriyor ve böylece fiziksel kalıpları güçlendiriyor.
  • Erkeklerin aksine, bütün kadın karakterlerin medeni durumu biliniyor. Dul ve boşanmış kadın karakterler, aynı medeni durumdaki erkek karakterlerden beş kat fazla.
  •  “Kadın gibi” olmak kadınlar için bile %62 oranında aşağılama ifadesi olarak kullanılıyor.
  • Hayalperest özelliğe sahip karakterlerin %77’si, uysal ve çekingen karakterlerin %64’ükadın; kaba olma özelliğine sahip karakterlerin %69’u, agresif karakterlerin %62’sierkek. Kadınlık ve erkeklikle özdeşleşmiş birtakım sıfatlar dizi karakterleri üzerinden yeniden üretiliyor.
  • Ağlama/hüzün içeren sahnelerin %73 gibi bir çoğunlukla kadınlar için, şiddet ve tehdit içeren sahnelerin %79’u erkekler için yazılmış.
  • Erkekler, babalık rolünde görünmüyor. Kadınlar ve erkekler birbirine yakın oranlarda ebeveyn kimliğine sahip rollerde, ancak ebeveyn olma sorumluluğunun üstlenildiği sahnelerin %79’u kadınlarda, %21’i ise erkeklerde.
  • Kadınların iş hayatında görünürlüğü sınırlı. Kadın karakterler %80 oranında iş dışı mekanlarda bulunuyor. Her 3 kadından biri ev kadını rolünde. Ev işi içerikli sahnelerin %92’si kadın karakterlerde, iş içerikli söz ve eylemlerin %82’si erkek karakterlerde.
  • Sonuç olarak:
    • Kadınlar ve erkekler için yazılmış rollerin sayısal dağılımı toplamda dengeli ancak diziler bazında bakıldığında erkeklerin ve kadınların dünyaları ayrıştırılmış ve roller de buna göre dağılmış durumda.
    • Hem kadın, hem de erkekler stereotip karakter özelliklere ve eylemlere sahip.
    • Dizilerde toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını yeniden üreten bir temsiliyet var. Fakat sektör paydaşlarının desteğiyle dönüşüm mümkün!

 

NADİDE SULTAN BEBEĞİNİN CİNSİYETİ !

NADİDE SULTAN BEBEĞİNİN CİNSİYETİNİ AÇIKLADI 
 
90’LAR ÜRETİMİN ÇILDIRDIĞI DÖNEMDİ 
Nadide Sultan, TRT FM’de “Renkli Saatler” programında Michael Kuyucu’nun konuğu oldu.
Kısa bir süre önce “Uçmalıyım” adlı yeni teklisini yayınlayan Nadide Sultan programda, 6,5 aylık hamile olduğunu ve bir erkek çocuk sahibi olacağını söyledi. Sanatçı, kariyer için nefes nefese, oradan oraya koşturulan çocuklara üzüldüğünü de dile getirdi.
Programda akustik performans sergileyen Nadide Sultan ilk olarak, “Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar” şarkısını akustik olarak yorumladı.
Müzik kariyerinde 21. yılına giren Nadide Sultan, yeni yayınladığı “Uçmalıyım” şarkısını yabancı radyoların çaldığını söyledi. Ayrıca sanatçı, Michael Kuyucu’nun kendisine yaptığı CD’leri hala sakladığını dile getirerek; “Arabam hala senin yaptığın CD’lerle dolu. Eşim kaliteli müzik dinleyen bir adam. Yolculuk yaptığımızda Balıkesir’den itibaren Yunan müzikleri dinliyoruz.” diye söyledi.
Programda Michael Kuyucu’nun “lisede çocuk korosuna ilk girişte kazanamadığın doğru mu?” diye sorması üzerine sanatçı; “Küçük olduğum için almak istemediler, bende ‘Bir kere dinleyin’ dedim ve sonra solist oldum. İlk okulda da halk korosundaydım, çok küçük yaşta başladım müziğe” dedi.
İstanbul Teknik Üniversitesi’nde okurken, hem okuyup hem çalışan Nadide Sultan; “İTÜ piyasada çalışmamızı yasaklamıştı. Bize mobing uygulanıyordu, kanaat notlarımız düşüyordu.  Bir keresinde hiç unutmuyorum, gece sabaha kadar çalıştım, notları elle yazıyorduk ve kötü yazdım, sildim ve iz çıktı, defterin bütünlüğünü bozdum. Repertuvar hocamız ödevim için; “Hayatımda gördüğüm en iğrenç şey” demişti dedi.
Nadide Sultan programda soyadının “Sultan” olmadığını, aslında başka bir soyadının olduğunu ve “Sultan” isminin 2. adı olduğunu söyledi.
Michael Kuyucu’nun “90 lar mı 70’ler mi?” sorusuna Nadide Sultan, “90lar. Çünkü üretimin çıldırdığı dönemlerdi” cevabını verdi.
Bu zamana kadar 7 albüm 4 single yayınlayan sanatçı program boyunca, “Gel gönlümü”, “Kim Ne Derse Desin”,  “Seveceğim”, “Beni Çok Sev”, “İhanetten Geri Kalan”, “Sevdan Olmasa” ve “Ben Sende Tutuklu Kaldım” şarkılarını akustik olarak yorumladı.
 Programda sanatçıya klavyede Erdem, perküsyonda Emrah, ve orkestra şefi Göksel Çelik eşlik etti.

PINAR DİLŞEKER ŞİNANARİ ‘Yİ YENİDEN SESLENDİRDİ 

ÜNLÜ SANATÇI PINAR DİLŞEKER ŞİNANARİ ‘Yİ YENİDEN SESLENDİRDİ 

Güzelliği ve sesi ile de adından sıkça söz ettiren Pınar Dilşeker   ‘’Şinanari’’  adlı şarkısını yeniden seslendirerek müzik severlerin beğenisine sundu.

Şeker yapım etiketiyle çıkarttığı  2 şarkılık single ile dikkatleri  yeniden üzerine çeken  olan Pinar Dilseker 2.şarkısını ü

İGİAD’lı iş adamları Şırnak ve Cizre’de

İGİAD’lı iş adamları gönül köprülerinin kurulması için Şırnak ve Cizre’deydi
İş dünyasının önemli sivil toplum kuruluşlarından Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD), bölgeyle gönül köprülerinin kurulması kardeşliğin yeniden tesis edilmesi iş imkanlarının değerlendirilmesi için Şırnak ve Cizre’ye çıkarma yaptı. İGİAD Yönetim Kurulu üyelerinin bulunduğu heyet Cizreli iş adamları ile önemli temaslarda bulundu.

23 Şubat Cuma günü Anadolu ziyaretleri kapsamında yapılan ziyarette İGİAD Yönetim Kurulu üyelerinden oluşan heyetin programı günün erken saatlerinde başlayarak gün boyu devam etti.

Program kapsamında; Şırnak Valisi Mehmet AKTAŞ, Şırnak Belediye Başkanı Turan BEDİRHANOĞLU, Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin ERKAN, Cizre Kaymakamı Faik ARICAN, Cizre Müftüsü Selahattin YILMAZ ve Cizre Kızılay Şube Başkanı Salih SEVİNÇ makamlarında İGİAD heyeti tarafından ziyaret edildi.

23 Şubat Cuma günü ilk olarak saat 11:00’da Şırnak Valisi Mehmet AKTAŞ makamında ziyaret edildi. Samimi bir havada geçen görüşmede İGİAD’ın kuruluş amaçları ve faaliyetleri hakkında Vali Mehmet AKTAŞ bilgilendirilirken ayrıca valilik ile yapılabilecek projeler konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.

CİZRE’DE KARŞILAŞILAN SORUNLAR, YATIRIM ORTAMI VE KARŞILIKLI TİCARETİN GELİŞTİRİLMESİ KONULARINDA GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİNDE BULUNULDU

Valilik ziyareti sonrasında heyet Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin ERKAN makamında ziyaret edildi. Şırnak Belediye Başkanı Turan BEDİRHANOĞLU makamında ziyaret edilerek ilin hali hazır durumuyla ilgili bilgi alındı. Şehirde inşaatların hızla devam edildiği bitme aşamasına gelindiği görüldü. Belediye Başkanlığı ziyareti sonrasında Cizre’ye geçilerek STK ve iş adamları ile temaslarda bulundu. Ayrıca Cizreli iş adamları ile bir toplantı gerçekleştirildi.

Aynı gün Cizre Gönüllüleri Derneği ve Cizre Kızılay Şube Başkanı Salih SEVİNÇ ziyaret edilerek dernek üyeleriyle Cizre üzerinde yapılacak çalışmalar hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.

24 Şubat Cumartesi günü program 9.00 da Cizre Müftülüğü ve Kız Erkek Kuran Kursları ziyareti ile başladı. Program kapsamında İGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Karahan Kur’an Kursu öğrencileri ile hasbihal etti.

Cizreli ihtiyaç sahibi aileler İGİAD heyeti tarafından evlerinde ziyaret edilerek hal ve hatırları soruldu hediyeleri takdim edildi.

Cizreli bir kısım esnaflar dükkanlarında ziyaret edilerek iş durumları hakkında sohbet edildi, Osmanlıdan kalma geleneğimiz olan zimen defterleri alınarak ödemeleri yapıldı, veresiye hesaplar kapatıldı.

Şırnak ve Cizre’de şehir turu yapılarak, mahallere girilerek emniyet ve asayişin sağlandığına altyapı ve inşaat faaliyetlerinin hızla devam ettiğine ve bitme aşamasına gelindiğine şahit olundu.

Programın son bölümünde Cizre’nin tarihi yapıları olan Hz. Nuh Nebi Camii, Ulu Cami, Kırmızı Medrese ve Hz. Nuh (a.s) Peygamber, Şeyh Ahmet El Cezeri, Mem-u Zin türbeleri ziyaret edildi.

İGİAD heyeti Cizrelilerin iki gün boyunca gösterdikleri misafirperverlik ve uğurlamasıyla, büyük bir memnuniyetle tekrar görüşmek üzere şehirden ayrıldı.

Beril Akçay, Los Angeles’dan merhaba

Beril Akçay / SugarBabeLosAngeles Tells

Los Angeles: gerçek ve hayal ile birleştiğinde görüldüğü gibi,   anlatıldığı gibi bir yer. Melekler şehri, ünlülerin şehri… Yoğun, hızlı, bol keyifli olmakla beraber yüksek tempo gerektiren bir şehir… Bazen çok seviyorsunuz, bazen bunaltıyor, bazen verici, çoğu zaman alıcı; ama ne olursa olsun dünyanın her yerinde de bilindiği gibi; “Hayaller Şehri”…

Hayallerine kapılıp kendini burada bulan, yüzlerce farklı şehirden milyonca insan ve ben…

Buradaki serüvenim 11 yaşında başladı halen de devam ediyor. Hayaller şehrinden sizlere ışıltılı ve keyifli konuları siz değerli Pause okuyucuları için kaleme alacağım.

Kendi tecrübelerimden kendi kalemime: mini şehir rehberi

The Peninusla Hotel BEVERLY HILLS

Konaklama için en iyi adres!

Odalarda henüz gerekli revizyonlar yapılmadı bunu belirtmek isterim, 80’lerin klasik tarzlarını andıran bir design a sahip odaların yenilenme zamanı geldiğini düşünüyorum. Bu otelde değişmemesi gereken tek başlık “Müşteri Hizmetleri” olmalı.  Bu açıdan değerlendirdiğimde tartışmasız Los Angeles’ın bir numaralı konaklama mekanı…  Müşteri hizmetleri ayrıcalıklı birim olduğuna inanıyorum; Front Desk, Concierge ve otel çalışanlarının genel tutum ve enerjisi bu oteli “Top” yapıyor. Kapıdan içeri girdiğiniz andan itibaren ziyaretçilerini özel hissettirmeyi başarıyorlar. Öyle ki; zorlu bir yolculuktan, uzun bir uçuştan dahi gelseniz, o yorgunluk yerini olumlu duygulara bırakıyor.  Bar kısmının hemen yanında bulunan The Belvedere restoranı özellikle aksam yemeği için tavsiye ederim. Mutlaka yan masanızda bir Hollywood ünlüsü bulunacaktır. Benim en son gittiğimde Michelle Williams oradaydı… Veal Milanese ve Whole Roasted Cauliflower öneririm, Faberge Egg tatlısı kapanışı ile…

Louis Vuitton BEVERLY HILLS

Eşsiz bir alışveriş deneyimi yaşamak isteyenler için!

Dünyaca ünlü Louis Vuitton markasının mağazalarına elbette birçok ülke ve şehirde rastlamak mümkün, ancak kendimi Profesyonel bir shopper olarak gördüğüm için çok dikkat ettigim birsey olan magaza deneyimi her yerde farklı oluyor ve de bu deneyimler benim için alişverişin kendisinden çok daha önemli. Lüks tüketim müşterileri bu konuda çok seçici olmalılar bence, örneğin benim için almak isteyeceğim hiç birsey bir mağazanın kötü enerjisini bastıramaz. Özellikle son yıllarda LV Beverly Hills tum kadro, yönetim ve çalışanları bu konuda cok duyarlı ve özenli davranıyorlar. Gerçekten keyifle girip, keyifle vakit geçirebileceğiniz bir mağaza, ve de rooftopi harika, mutlaka öneririm

Le Mervetty BEVERLY HILLS

Minik dostlarla beraber Cafe keyfi!

Bu minik Cafe, hem Beverly Hills’in tam merkezinde olması, hem tamamen kendi üretimleri olan çeşit çeşit ve birbirinden lezzetli tatlılarla dolup taşıması, ve de en önemlisi evcil hayvanlarla beraber gelebileceğiniz çok keyifli bir yer olması sebebi ile kesinlikle favorim! Evcil hayvanlara bu denli açık ve hoşgörülü yaklaşan mekânları çok takdir ediyorum. Le Mervetty de kahveniz ve makaronlarınız ile keyifli bir aksam sürerken, minik kopeğiniz de bu renkli sokağı seyredip, büyük zevk alabilir…  Bir sonraki sayıya kadar sevgi ve hoş görü ile kalın.

 

 

 

Besim Kazado / New York’ta donduk.

New York’tan sevgiler…

Soğuk, kar, yağmur, güneş derken, New York son 50 yılın en soğuk kışını yaşıyor. Ama ne New york bu kadar olumus hava koşullarına rağmen hala renkli, hala çekici ve kalabalık.
Türkiyeden  gelen dostlar yeni sene ile çoğalıyor. Benim canım arkadaşım Nalan Aksoy bunların başında.Tiyatro eğitimi yapan başarılı kızı Cemre’nin Fransa, Belçika’yı vs. Ülkeleri içeren Avrupa turnesinden önce moral için New Yok’a geldi. Little Italy, Chelsa Market, New Jersey, bol bol gezildi. En güzel anılarımızdan biri Nalan’ın kendi eliyle hazırladığı ve İstanbul’dan getirdiği Tarhana Çorbası akşamı idi. Tabaklarca çorba içtik, ellerine sağlık güzel ahçı arkadaşım. Seni özleyeceğim.

Employers only NY
Size herşeyden biraz bahsetmek istiyorum. Buralara gelen dostların çoğunun belli yerler dışındakilelere gitmelerini istiyorum. Mesela geçen akşam bir kardeşimin doğum gününü kutladıktan sonra burada bilenlerin bildiği bir süper bara geçtik. Müziği ile, inanılmaz servisi ve çeşitleri ile süper bir bar. ‘Employers only’… Birbirinden başarılı üç barmeni ile downtown’un barları arasında en iyiler arasında.

Biraz da tiyatro…

Buralarda olmamım en büyük sebeplerinden biri tiyatro ve müzikaller… İşte son günlerin en yeni en revaçta olanlarından biri… Konusu o kadar ilginç ki! Kısaca sizle paylaşıyım.  Düşünün bir Arap ordu orkestrası başka bir Arap ülkesinde konser vermek için yola çıkıyor ve yanlışlıkla İsrail’e geçiyor ve de gidecekleri yere ismi aynen benzeyen bir köye geliyorlar. Mecburen bir gece kalıp iki medeniyeti karıştırıyolar. Komik olaylar da tabii ki oluşuyor… Ama final muhteşem. Broadway sahnelerinde ilk kez gerçekleşen sahne ile ağladım, gurur duydum… Sanatçılar selama çıktı bu arada sazlar yerleşti ve muhteşem bir fasılla final yapıldı.  Herkes ayakta alkışladı.

Bu ara off Broadway’de Suriye asıllı Sarah Badiyah Sakaan’ın yazdığı ve her dinden 6 kız ve 1 erkek oyuncunun oynadığı ‘the art of Hijab, kohl black and the right way to pray’ oyununa gittik. Başörtüsünün değişik yerlerde değişik bağlamaları ile ilgili, kadın haklarını savunan harika bir oyun. Türkiye’ye getirmek için yönetmeni Jessica Brater ile de görüştüm. Başrolde canımız Deniz Türkan harika bir performansla alkışa boğdu ortalığı…
NY taki başarılı Türklerden bahsetmeye başlamışken başka çok ama çok sevdiğim bir kızımla nokta koymak istiyorum. Mehveş Koçak… Gazetecilikten iş kadınlığına kadar başarılı bir mazisi olan kızım NY’un bir numaralı tenis oyuncuları arasına girmeyi başardı. Mart ayında California’da yapılacak ATP yani Amerika Tenis Federasyonu milli finallerine katılacak: Turnuvadaki tek Türk oyuncu. Her maçı başarı ile bitiren Mehveşimize finallerde de başarılar diliyorum.
Veeeee son günlerde en in mekan… La  Goulue…

Mart aynda görüşmek üzere

İSTANBUL DEVLET TİYATROSUNDA BU HAFTA (13-18 Şubat 2018)

İSTANBUL DEVLET TİYATROSUNDA BU HAFTA (13-18 Şubat 2018)

İstanbul Devlet Tiyatrosu 13-18 Şubat haftasında perdelerini biri çocuk oyunu olmak üzere altı oyun ile açıyor. Sahnelenecek oyunlar Günün Çorbası, İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı, Nehrin Solgun Yüzü, Huzur, Düdüklüde Kıymalı Bamya ile Purnima ve Sırlar Ormanı olacak.

Günün Çorbası (Müzikal), Cevahir Salon 1’de

Todd Mueller ve Hank Boland’ın yazdığı, müzikleri Gregg Opelka’ya ait müzikalin çevirisi ve rejisi Taner Tunçay’a, dramaturjisi Selen Korad Birkiye’ye ait. Oyunun dekor tasarımında Behlüldane Tor, kostüm tasarımında Nalan Alaylı, ışık tasarımında ise İ. Önder Arık imzası bulunmakta. Koreografisini Seda Özgiş’in, müzik direktörlüğünü Melikcan Zaman’ın yaptığı müzikal Amerika’da tabloid gazetelere karşı tiraj kaygısında olan bir gazetenin Pulitzer ödüllü muhabirinin ünlü bir restorana “günün çorbası”nın sır gibi saklanan tarifini ele geçirmek üzere gönderilmesiyle başlayan romantik bir müzikal komedi. Oyundaki karakterlere Ozan Uçar, Nermin Koçak Tunçay, Onur Ertaman, Selmin Artemiz, Gözde Türker, Aykan Aydın, Seza Yeğin, Aykut Söyük, Vehbi Akıntürk, Gülçin Arslan, Gizem Genç ve Orhan Ergiol hayat veriyor. Günün Çorbası müzikali 13-25 Şubat tarihleri arasında Cevahir Salon 1’de izlenebilir.

İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı, Cevahir Salon 2’de

Ali Cüneyd Kılcıoğlu’nun yazdığı, Elif Erdal’ın yönettiği oyunun dekor ve kostüm tasarımında Suzan Erbilgin, ışık tasarımında Akın Yılmaz imzası bulunmakta. Oyun askerden dönmüş bir üniversite mezunu gencin, iş aramaya başladığı süreçte ülkesinde kriz çıkmasını, insan kaynakları uzmanlarının “modern metotlarla” hazırladığı başvuru-eleme-cevap bekleme badirelerini aşmaya çalışmasını hem eğlenceli hem de ironik bir dille anlatıyor. Oyundaki karaktere Berkay Tulumbacı hayat veriyor. İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı 13-17 Şubat tarihleri arasında Cevahir Salon 2’de izlenebilir.

Düdüklüde Kıymalı Bamya, Küçük Sahne’de

Memet Baydur’un eseri Düdüklüde Kıymalı Bamya Küçük Sahne’de temsillerine devam ediyor. Yönetmenliğini Serap Eyüboğlu’nun yaptığı oyunun dekor tasarımı Sertel Çetiner’e, kostüm tasarımı Serpil Tezcan’a, ışık tasarımı Yüksel Aymaz’a ait. Müziklerini Türkü Deyiş Çınar’ın yaptığı oyunun dramaturgu Şafak Eruyar. Yaygınlaşan dedikodu ve eğitimsiz toplum kültürünü eleştirirken, bunlara karşı olanların ötekileştirilmesini sorgulayan, sabah kahveleri, fal tutkuları ve içi boş anlamsız sohbetleriyle küçük burjuva kadınlarının duyarsızlıklarına komik bir bakış sergileyen oyunda karakterlere Ayla Baki Yücesoy, Sevinç Niş, Emin Maltepe, Ece Koroğlu, İpek Gülbir, Demet Ergün, Türkü Deyiş Çınar ve Rami Çakır hayat veriyor. Düdüklüde Kıymalı Bamya oyunu, 13-18 Şubat tarihleri arasında Küçük Sahne’de izlenebilir.

Nehrin Solgun Yüzü, Üsküdar Tekel Sahnesinde

Nick Stafford’un yazdığı, çevirmeni ve rejisörü Ahmet Levendoğlu olan Nehrin Solgun Yüzü 17 Şubat Cumartesi gününe kadar Üsküdar Tekel Sahnesinde izlenebilir. Dekor ve kostüm tasarımı Şirin Dağtekin Yenen’e, ışık tasarımı Yakup Çartık’a ait. Müziklerde Bruce Springsteen ve Eren Levendoğlu imzaları bulunuyor. Oyunda, kaybolan kızını bulmak için şüpheliyi hapishanede sık sık ziyaret eden bir kadınla dostluk kurmaya çalışan bir babanın hikayesi anlatılıyor. Oyundaki karakterlere Levend Öktem, Duygu Üzüm Arat, Serhan Süsler ve Gürcan Salihoğlu hayat veriyor.

Huzur, Üsküdar Stüdyo Sahnesinde

Kenan Işık’ın Ahmet Hamdi Tanpınar’ın aynı adlı eserinden tiyatroya uyarladığı Huzur’un yönetmeni M. Nurullah Tuncer. Dekor tasarımında Behlüldane Tor, kostüm tasarımında Şirin Dağtekin Yenen, ışık tasarımında ise İ. Önder Arık imzası bulunmakta.  Müzikleri Orhan Enes Kuzu’ya ait olan oyunun koreografı Ö. İlyas Odman. Oyundaki karakterlere Nimet İyigün Nalbant, Kubilay Karslıoğlu, Hakan Elmasoğlu, Orkun Gülşen, Damla Ece Dereli, Nesli Yılmaz, Ozan Hikmet Özcan, Burak Çağlar, Derya  Yırtıcı, Yusuf Can Sancaklı, Tolga Kortunay, Fatih Altınağaç, Gökhan Türkal, Burcu Bahar Aydın, Göze Şenol, Emir Üstündağ, Can Feza Gündüz ve Furkan Sarı hayat veriyor.

Oyunun konusu şöyle:

İkinci dünya savaşının çıkmasına saatler kala Mümtaz, hasta yatağında yatmakta olan kuzeni İhsan’ın ilaçlarını yaptırmak üzere dışarı çıkar. İlaçların hazırlanmasını beklerken girdiği eskici dükkanında geçirdiği son bir senenin olayları, bu olaylara etki eden tüm kişiler, hayatını şekillendiren her şey zihninde yeniden, aynı şiddetle canlanır. Mümtaz düşle gerçek arasında gidip gelirken aşkı, hayatı ve ölümü yeniden sorgulamaya başlar. Yanı başındaki savaş tehdidi altında, çağının aydını olarak Mümtaz, bir yandan bireysel sıkıntılarıyla toplumsal sorumluluklarının arasında sıkışmıştır. Huzur, Mümtaz’ın huzuru arama hikayesidir.

Huzur oyunu Üsküdar Stüdyo Sahnesinde 13-18 Şubat tarihleri arasında izlenebilir.


ÇOCUK OYUNU

 Purnima ve Sırlar Ormanı, Cevahir Salon 2’de

Handan Ergiydiren Doğan ve Günay Ertekin’in yazdığı, yönetmenliğini Handan Ergiydiren Doğan’ın yaptığı çocuk oyunu Purnima ve Sırlar Ormanı 18 Şubat Pazar günü Cevahir Salon 2’de izlenebilir.

Oyunun konusu kısaca şöyle:

Güzeller güzeli Hint prensesi Purnima, Wenteka dağlarının ardındaki Indra nehrinin suyundan içerek sonsuz güzelliğe kavuşulabileceğini öğrenir. Hemen yollara düşer ve sırlarla dolu ormandan geçerek Indra’ya ulaşmaya çalışır. Bu yolculuk sırasında bir sürü hayvan dostu olur, onlardan bir sürü ibret hikâyesi dinler ve sonunda Indra nehrine ulaşır. Bakalım Purnima sonsuz güzelliğe kavuşabilecek mi?

İSTANBUL DEVLET TİYATROSUNDA BU HAFTA (9 Ocak – 14 Ocak 2018)

İSTANBUL DEVLET TİYATROSUNDA BU HAFTA (9 Ocak – 14 Ocak 2018)

İstanbul Devlet Tiyatrosu 9 Ocak – 14 Ocak haftasında perdelerini altı oyun ile açıyor. Sahnelenecek oyunlar  Coriolanus, Tamamen Doluyuz, Bayrak, Nehrin Solgun Yüzü, Huzur ve Karmakarışık olacak.

Coriolanus, Cevahir Salon 1’de

William Shakespeare’in yazdığı, Özdemir Nutku’nun çevirisini yaptığı oyunun rejisi İngiliz asıllı Avustralya’lı yönetmen Malcolm Keith Kay’e ait. Oyunun dekor tasarımında Behlüldane Tor, kostüm tasarımında Medina Yavuz Almaç, ışık tasarımında İ. Önder Arık imzası bulunmakta. Müzik direktörlüğünü Çağrı Beklen’in, koreografisini Tamer Serkan Subaşı’nın yaptığı oyunun dramaturgu Yeşim Gökçe. Oyunda, soylu bir savaş kahramanı olan Coriolanus, suç işlemediği halde utanç verici duruma düşürülerek, politikacılar ve halk tarafından cezalandırılır ancak o yine de inandıklarını dillendirmeye devam eder. Roma’nın sözde demokrasisinin eğitimsiz ve aç halkı, başlarında güzel ama boş vaatlerde bulunan politikacılarla Coriolanus’un karşısına dizilirler. Fakat karşılarında savaş yaralarını gösterip oy toplamak varken onları küçümseyen bir general bulurlar. Oyundaki karakterlere Tolga Evren, Deniz Ulaş Tansel Öngel, Ece Okay, Eylem Yıldız, Özgür Yalım, Cengiz Daner ve Salih Dündar Müftüoğlu ile beraber kalabalık bir oyuncu kadrosu hayat veriyor. Coriolanus, 14 Ocak Pazar gününe kadar Cevahir Salon 1’de izlenebilir.

 

 

Tamamen Doluyuz, Cevahir Salon 2’de 

Becky Mode’un yazdığı, Lale Eren Dalsar’ın çevirisini yaptığı Tamamen Doluyuz 9 Ocak Salı günü prömiyerini gerçekleştiriyor. Elif Erdal’ın yönettiği oyunun dekor ve kostüm tasarımında Batuhan Bozcaada, ışık tasarımında Akın Yılmaz imzası bulunmakta. Oyunun müzikleri Orhan Enes Kuzu’ya, dramaturgisi Günay Ertekin’e ait. Oyundaki karaktere Efe Erkekli hayat veriyor.

 

Oyunun konusu kısaca şöyle:

Konservatuarın oyunculuk bölümünden mezun bir genç, kendi alanında iş bulamadığı için, şehrin en lüks restoranlarından birinde rezervasyon görevlisi olarak çalışmaktadır. Tek isteği mesleğini yapabilmek ve gittiği oyunculuk görüşmelerinin birinden olumlu cevap almaktır. Ancak hali hazırda, çalıştığı restoranın bakımsız bodrum katında, üç kişinin işini tek başına üstlenerek, Noel tatilinin yoğun rezervasyon trafiğine yetişmeye çalışmakta, bir yandan patronlarının istekleri, zengin müşterilerin kaprisleriyle ilgilenip, bir yandan da ailesini ve dostlarını mutlu etmeye çalışmaktadır. Bakalım Sam içine düştüğü bu trajikomik ortamdan kendini kurtarıp, asıl işine geri dönebilecek midir?

 

Tamamen Doluyuz 9 Ocak – 21 Ocak tarihleri arasında Cevahir Salon 2’de izlenebilir.

 

Bayrak, Küçük Sahne’de

Berkun Oya’nın yazdığı, Kubilay Karslıoğlu’nun yönettiği Bayrak, bu hafta Küçük Sahne’de izlenebilir. Oyunun dekor tasarımında Behlüldane Tor, kostüm tasarımında Selin Ölçen, ışık tasarımında Akın Yılmaz imzası bulunmakta. Oyunun müzikleri Murat Gedikli’ye, koreografisi Çağdaş Agun’a, dramaturjisi Günay Ertekin’e ait. Bayrak’ta cinayetle son bulan bir ihanetin bir aileyi trajik çöküşe nasıl sürüklediği anlatılırken, ilişkiler üzerinden aile kavramı, iletişimsizlik ve şiddet olguları sürprizli kurgu ve içeriğiyle sorgulanıyor.  Karakterlere Ali İpin, Gönen Aykaç, Murat Sarı, Uygar Özçelik, Deniz Çom, Hüseyin Sevimli ve Arda Kaptanlar hayat veriyor. Bayrak, 14 Ocak Pazar gününe kadar temsillerine devam edecek.

 

Nehrin Solgun Yüzü, Üsküdar Tekel Sahnesinde

Nick Stafford’un yazdığı, çevirmeni ve rejisörü Ahmet Levendoğlu olan Nehrin Solgun Yüzü 13 Ocak Cumartesi gününe kadar Üsküdar Tekel Sahnesinde izlenebilir. Dekor ve kostüm tasarımı Şirin Dağtekin Yenen’e, ışık tasarımı Yakup Çartık’a ait. Müziklerde Bruce Springsteen ve Eren Levendoğlu imzaları bulunuyor. Oyunda, kaybolan kızını bulmak için şüpheliyi hapishanede sık sık ziyaret eden bir kadınla dostluk kurmaya çalışan bir babanın hikayesi anlatılıyor. Oyundaki karakterlere Levend Öktem, Duygu Üzüm Arat, Serhan Süsler ve Gürcan Salihoğlu hayat veriyor.

 

Huzur, Üsküdar Stüdyo Sahnesinde

Kenan Işık’ın Ahmet Hamdi Tanpınar’ın aynı adlı eserinden tiyatroya uyarladığı Huzur’un yönetmeni M. Nurullah Tuncer. Dekor tasarımında Behlüldane Tor, kostüm tasarımında Şirin Dağtekin Yenen, ışık tasarımında ise İ. Önder Arık imzası bulunmakta.  Müzikleri Orhan Enes Kuzu’ya ait olan oyunun koreografı Ö. İlyas Odman. Oyundaki karakterlere Nimet İyigün Nalbant, Kubilay Karslıoğlu, Hakan Elmasoğlu, Orkun Gülşen, Damla Ece Dereli, Nesli Yılmaz, Ozan Hikmet Özcan, Burak Çağlar, Derya  Yırtıcı, Yusuf Can Sancaklı, Tolga Kortunay, Fatih Altınağaç, Gökhan Türkal, Burcu Bahar Aydın, Göze Şenol, Emir Üstündağ, Can Feza Gündüz ve Furkan Sarı hayat veriyor.

 

Oyunun konusu şöyle:

İkinci dünya savaşının çıkmasına saatler kala Mümtaz, hasta yatağında yatmakta olan kuzeni İhsan’ın ilaçlarını yaptırmak üzere dışarı çıkar. İlaçların hazırlanmasını beklerken girdiği eskici dükkanında geçirdiği son bir senenin olayları, bu olaylara etki eden tüm kişiler, hayatını şekillendiren her şey zihninde yeniden, aynı şiddetle canlanır. Mümtaz düşle gerçek arasında gidip gelirken aşkı, hayatı ve ölümü yeniden sorgulamaya başlar. Yanı başındaki savaş tehdidi altında, çağının aydını olarak Mümtaz, bir yandan bireysel sıkıntılarıyla toplumsal sorumluluklarının arasında sıkışmıştır. Huzur, Mümtaz’ın huzuru arama hikayesidir.

 

Huzur oyunu Üsküdar Stüdyo Sahnesinde 14 Ocak Pazar gününe kadar izlenebilir.

 

Karmakarışık, Küçükçekmece Cennet Kültür Merkezinde

Ray Cooney’nin yazdığı, çevirisi Haldun Dormen ve Kemal Uzun’a ait olan oyunun rejisörü Haldun Dormen. Dekor tasarımında Savaş Çevirel, kostüm tasarımda Mihriban Oran, ışık tasarımında ise Serhat Akın imzası bulunmakta. Oyunun koreografı Yeşim Alıç. Richard Phillips adında saygın bir bakanın rakip partinin sekreteriyle küçük bir kaçamak yapmaya hazırlanırken, otel odasında pencereden içeri sarkmış bir erkek cesedi bulmaları üzerine gelişen olayları anlatan oyun, komedi türünün en iyi örneklerinden biri. Oyundaki karakterlere Erkan Taşdöğen, Fatih Kahraman, Ali Ersin Yenar, Rüyam Perihan Dirin, Özden Çiftçi, Ebru Demirdöven, Aral Seskir, Sinan Cem Çabuk, Cem Şahin ve Suzan Sabancı hayat veriyor. Karmakarışık oyunu, 12-13-14 Ocak tarihlerinde Küçükçekmece Cennet Kültür Merkezinde izlenebilir.

 

 

*

 

Oyunlarımızla ilgili daha detaylı bilgi istediğiniz veya oyuncu ve yönetmenlerimizle röportaj yapmayı dilediğiniz taktirde 0212 292 39 00/dahili 142 numaralı telefondan ya da istdtbasin@gmail.com adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.