Tanrıların şehri Atina

Atina, Yunanistan’ın başkenti ve yaklaşık 4 milyon kişilik nüfusuyla en büyük şehridir. Eski Yunan medeniyetinin de merkeziydi. Etrafı tepelerle çevrilidir ve yalnız batı kısmı açıktır. Limanı olan Pire’ye 7 kilometre uzaklıktadır. Şehrin ismi, koruyucusu olduğuna inanılan Athena’dan gelmektedir. Atina’ya gittiğinizde sanki yabancı bir ülkeyi değil de, Türkiye’nin batı kıyılarında bir şehri ziyaret ediyormuş gibi bir hisse kapılabilirsiniz. Zira iki halkın yüzyıllar süren birlikte yaşamışlığı karşılıklı birçok kültür alışverişine yol açmıştır ve insanların davranışlarından tutun, mutfak kültürü ve yemeklere kadar bir sürü benzerlikler vardır. Atina’ya ulaştığınızda ilk yapmanız gereken tabi ki Akropolis’i ziyaret etmek olmalıdır. Plaka caddesini takip ederek ulaşacağınız Akropolis’e giderken mevsime uygun ve rahat bir ayakkabı giymeyi unutmayın. Parthenon tapınağının da yer alığı tepede konumlanmış olan Akropolis size tarihi dokusunun yanında, eşsiz bir Atina manzarası da sunacaktır. Akropolis gezisinin yorgunluğunu Plaka caddesinde yer alan restoranların birinde yemek yiyerek ya da kafelerin birinde kahve içerek giderebilirsiniz. Daha önce de belirttiğim gibi Yunan mutfağında alışık olduğumuz birçok yemek bulunmakta, hatta bazılarının isimleri bile neredeyse aynı (Cacık-Cacıki gibiJ ). Hatta Yunan Kahvesi demeyi göze almanız durumunda, Türk Kahvesi bile içebilirsiniz çünkü onlar 1970’lerde yaptıkları bir isim değişikliğiyle Türk Kahvesini, Yunan Kahvesi olarak adlandırmışlar.. En azından Türk Kahvesi severler için orada da içebilmek güzel. Plaka Caddesi’nin ardından, Ulusal Arkeoloji Müzesi’ne gidebilirsiniz. Yunanistan’ın dört bir yanından çıkarılmış olan ve tarih öncesi dönemlerden, geç antik çağa kadar uzanan oldukça zengin bir koleksiyona sahip olan Ulusal Arkeoloji Müzesi, dünyada kendi alanındaki en büyük ve en iyi müzelerden biri olarak biliniyor. Ulusal Arkeoloji Müzesi özelllikle tarih tutkunlarının mutlaka uğraması gereken bir yer.. Ünlü Parlamento Binası ise, şehrin en merkezi ve aynı zamanda en hareketli meydanlarından birisi olan Syntagma (Anayasa) Meydanı’nda yer alıyor. Geleneksel kıyafetleri içindeki Yunan askerlerinin, Parlamento Binası’nda bulunan Meçhul Asker Anıtı’nın önünde bacaklarını 90 derece havaya kaldırarak yaptıkları nöbet değişimi turistlerden büyük ilgi görüyor. Türkiye’den giden Rumların yoğun olarak yaşadığı Faliro bölgesine giderseniz de kendinizi tamamıyla Türkiye’de sanabilirsiniz. Çünkü doğdukları toprakları terk etmek zorunda kalmış olan Rumlar, yeni evlerine adapte olmak yerine orayı evlerine benzetmeye çalışmışlar ve Rio, Riviera ya da Sabuncakis olarak adlandırdıkları şarküterilerde, restoranlarda ve pastanelerde bu geleneği yaşatmışlar. O kadar ki, Atina’nın başka mahallelerinde yaşayan İstanbullu Rumlar Faliro’yu (şakayla karışık) “İstanbulistan” isimli bir getto olarak tanımlarlar.

Atina’ya gittiğiniz mutlaka uğramanız gereken başka bir mekan ise Kolonaki’dir. İstanbul’da Nişantaşı neyse, Atina’da da Kolonaki öyledir. Kentin havalı mahallesi lüks butikleri, şık restoranları ve sayısız kafesiyle şehrin en varlıklı insanlarının tercih ettiği bir yerdir. Siz de tıpkı Atinalılar gibi önce Kolonaki sokaklarında biraz yürüyüş yapabilir, ardından çılgınca alışveriş yapabilir ve yeterince yorulduktan sonra da en popüler kafelerden olan De Capo’da bir kahve molası verebilirsiniz.

Atina’ya gitmişken mutlaka görmeniz gereken yerleri bir liste haline getirmemi isterseniz de;

1. Partheno 2. Plaka 3. Ulusal Arkeoloji Müzesi 4. Parlamento Binası 5. Kolonaki 6. Herodes Atticus Odeonu 7. Agia İrini Meydanı 8. Antik Agora 9. Monastiraki 10. Lykavittos Tepesi şeklinde sıralandırabilirim.

Atina’ya Türkiye’den gitmenin birçok farklı yolu olsa da en pratiği ve kolayı tabiki hava yoludur. THY, Pegasus, Aegean ve Olympic Havayollarının karşılıklık seferleri vardır. Ayrıca İstanbul ve İzmir’den Atina’nın limanı Pire’ye gemi ile de seyahat edebilirsiniz.

Ferhat Kaan Şahin

ferhatks@gmail.com

instagram: fksahin