Yazılar

İrem Derici “Kalbi yorulur mu insanın? Yoruldum”

İrem Derici “Kalbi yorulur mu insanın? Yoruldum”

Dört yaşında org çalarak müzik yapmaya başladı. Özgür ruhu o yıllarda da karakterindeki baskın olan tarafıydı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı piyano bölümünü bitirse de diğer bir diploması da; İstanbul Bilgi Üniversitesi sosyoloji bölümünden…  Pazarlama iletişimi yüksek lisans programına devam ederken O Ses Türkiye’ye katıldı ve yarı finale kadar yükseldi. O Ses Türkiye’den önce üç yıl bir reklam ajansında metin yazarlığı yaptı. Aynı dönemde Monopop isimli grubuyla Türkiye’nin birçok yerinde sahne aldı. Yaptığı işi pazarlama tarafından tutun sosyolojik boyutuna kadar planlayabiliyor. Bundan dolayı mıdır, yoksa sesinin güzelliğinden midir ama çoğu insanın özellikle gencin şarkılarını ezberleyerek dinlediği sevgili İrem Derici Pause Dergi’nin bu ayki kapak konuğu.

Öncelikle geçmiş olsun… Nasıl oldunuz? Geçirenler sağ olsun!  Her an değişiyor.  Bence koronavirüs İkizler burcu. Dakikası dakikasını tutmuyor. Resmen paçavra gibi oldum. Ben kutlama kadınıyımdır. Yeni maxi single’ım çıkmıştı, akşamına ‘pozitif’ sonucu gelince psikolojik olarak çöktüm. Neyse ki durumu şimdi daha iyi…

Nasıl fark ettiniz? İlk tat ve koku gitti. Çamaşır suyu kokusunu hemen alırım. Evde temizlik yapılıyordu. Yerler siliniyor, ben koku duymuyorum. Kafamı kovaya soktum, yok. Sonra saç telimden ayak tırnaklarıma kadar kemiklerimi bir acı sardı. Geberiyorum sandım. Bir tabur askerden dayak yemiş gibiydim. 13 Kasım’da gelip çubukları beynime kadar soktular. Gece rapor, sabah İlçe Sağlık’tan ilaçlar geldi. Dirayetliyimdir. Beni etkilemez sanıyordum ama öyle olmadı. Yine de geçmişte daha ağır gripler geçirmiştim, ben sanırım daha hafif yaşıyorum.

Şimdi nasıl hissediyorsunuz?  Koku ve tat alamamak. Rezalet bir duygu.  Bugün uzun zaman sonra ilk kez koku aldım. Tuvalette… Ama nasıl sevindim bilemezsiniz… Heyecanla annemi falan aradım. Hâlâ tat alamıyorum ama..

Bu süreçte acayip şeyler yaşadığın oluyor mu? Geçen yemek siparişi verdim. ‘Kapıya bırak’ seçeneğini işaretledim, kapıya yemeği getiren “Abla biliyorum koronasın ama aç kapıyı da bir fotoğraf çektirelim” diyor. İnsanlar çok garip!

Dönelim yeni şarkının adına ‘Senin Hastan’ olunca bunun reklam ile bir ilişkisi olabilir mi? Keşke şarkının adını ‘Senin milyarderin’, ‘Senin şehvet kölen’ falan yapsaydık. Belayı çektik üzerimize. Benim korona olduğuma inanmayanlar için; sosyal medya hesabımdan Sağlık Bakanlığı logosu olan bir rapor koydum. İnceleyebilirler.  Hâlâ şüpheleri varsa açık adresimi söyleyeyim. Buyursun gelsinler…

Nasıl bulaştı? Birine bulaştırdın mı? Klibi izlediğinizi düşünüyorum… İşte orada bulaşma söz konusu. Bütün set ekibi negatif çıktı. Ama model nur topu gibi pozitif… Neyse ki semptomu yok. O da karantinada. Belki duygusal bir şey başlayacaktı, aramıza korona girdi.

Model Diogo Fedrizzi… Brezilyalı değil mi? Evet ama burada yaşıyor. Abisi de Hadise’nin klibinde oynamış. Ona da bulaştı. Yazışıyoruz. Dün ona da ilaçlar falan götürmüşler.

Klip sırasında bir yakınlaşma oldu mu? Magazin dedikoduları doğru mu diye sorsak? O kadar ağız ağıza rol yaparken insanın kalbi atmıyor değil. Yemin ediyorum inanın; bu çekimler sırasında setlerde başlayan aşkları anladım. Bu çocukla 4-5 bölüm dizi çeksem kapısında çiçeklerle otururdum (gülüyor). Salgın bitsin bakalım ne olacak!

Çok rahat konuşuyorsunuz, bu kadar rahat ve samimi konuşmayı seviyor musunuz? Seviyorum. Ama her şeyin yeri var. Neyi nerede söyleyeceğimi biliyorum. Kimsenin şahsına da küfretmiyorum. Benimkiler bir nida gibi…

Yıllardır sana ‘ çılgın bir kişiliğe sahip ’ diyorlar. Katılıyor musun?  Ben ilkokulda da böyleydim. Şu an hayatımın en sakin dönemindeyim. Benimki çılgınlık ya da delilik değil, özgürlük.

Nasıl bir özgürlükten bahsediyorsun?  El âlem ne der korkusu yaşamadan istediğim şeyi söylüyorum. Haftada üç kere linç edilsem de değişmiyorum. Herkesin salonunda konuştuğu şeyleri biraz törpüleyerek insan içinde konuşuyorum diye deli mi oluyorum? Hayır.

Kıskanılıyor musun? Evet… Herkesin kıskandığı özgür bir kız…

Hak ettiğin yerde misin? Şu an değilim. Evde olmak yerine klipteki Brezilyalı modelle yemekte olmalıydım (gülüyor). Ben koronayı hak etmedim ya!

Çapkın mısın? Çok. Bütün erkek arkadaşlarım “İyi ki erkek değilsin, aç kalırdık” der.

Zor bir kadın olduğunu söylediğiniz zamanlar oluyor.  Bundan dolayı ön yargılı davrananlar olabilir mi? Mesela erkekler? Zorum doğru… Aslında çok ‘Dediğim dedik’ kafadayım. Bana akıl verilmesini sevmiyorum. ‘En iyisini ben bilirim’ kafasından dolayı ben de, insanlar da yıprandı. Artık öyle değilim. Kalbi yorulur mu insanın? Yoruldum.

Yorgunum’ diyorsun, gönül kapılarını aşka kapattın mı?  Yok, kapatmadım. Tekrar bir insan tanımak bile çok yorucu.  Ben bir kere çok güzel bir aşk yaşadım. İnsan kıyaslıyor, arıyor… Şahıs olarak olmasa da, yaşadığı duyguları arıyor ve özlüyor.  Artık aramıyorum. Aşk gelirse gelir. Belki bir romantik film gibi olur. Çarpışırız, kitaplarımız yere düşer. (gülüyor) Kalbim hep açık ama rafta. Ben zehir gibi bir şeyim. Hayatıma giren insanların hayatına zehir gibiyim. Kontrolcüyüm.  Çok güzel aşktı yaşadığım. Onun gibi olacaksa olsun, olmayacaksa olmasın.

Sonsuz aşka inanır mısınız? Sizce var mı böyle bir şey? Var.. Kerem ile Aslı, Romeo ile Juliet… Aşk bence iki yıl süren bir hastalık. Ondan sonrası dostluk, saygı sevgi, şefkattir. Bir sonra ki cümlesini biliyorsan ama batmıyorsa bu sevgi ilişki gidiyor.

Tavlanmam Tavlarım diyorsunuz… Doğru mu? Her zaman tavlarım. Hiçbir zaman biri beni tavlamadı. Flört beni besliyor. Allah yaratmış, ben de bakacağım, gidip konuşacağım tabii. Pas verirse ne âlâ, pas vermezse Mualla…

Bir kere evlendin, bir daha evlenir misin? Büyük konuşmayayım. Bugün ‘evlenmem’ der, yarın Brezilya’da düğün yaparım.

Şarkıda “Gözün arkada kaldıysa önünü göremezsin” diyorsun. Senin gözün hiç arkada kaldı mı? Kaldı. Ama geçmişte yaşamak içten içe insanı yiyen bir hastalıkmış, onu anladım.

Son dönemlerde çektiğin kliplerinde seni çok cesur bulanlar var… Katılıyor musnuz? Bu, unuttuğunu söylese de aslında adamın şehvetinden, aşkından geberdiğini anlatan bir kadının şarkısı. Ben de klipte adamı kendime çekip kokluyorum diye bu söylentiler… Hemen tu kaka mı oluyorum? Bunda ne var? Mis gibi klip oldu valla.

Son dönemde neleri dert ediyorsun? Para ve sağlık… Aç değilim, açıkta değilim ama hayatımı küçülttüm.

Nasıl? İnsanlar ‘fakir edebiyatı’ diye kızıyor, haklılar. Ama ben tek değilim ki, bir ekibimiz var. Ve önümü göremiyorum. Seninle pandeminin başında yaptığımız video röportaj sırasında Maslak’ta hayvan gibi terası olan dubleks bir dairede yaşıyordum. Baktım aidat, kira… E kazanmıyorum. Fulya’da küçük bir eve taşındım.

Pop müzikte neden eskisi gibi hit yok? Tükettik. Besteciler de söz yazarları da tükendi. Bir de yeni trendler var. Müziği sosyal medya kullanıcıları yönlendiriyor. Şarkılar ‘TikTok’ta patlıyorsa patlıyor. Genç nüfus orada.  Ha biz popçular da güzel şarkıları çıkarıyor muyuz? Hayır. Rezalet. Benim de rezalet şarkılarım oldu ama bu son şarkılarım öyle değil.

Geçmişten mesela içinde bulunduğumuz yıllardan farkı nedir geçmişin veya 90’ların diyelim? Sosyal medya farkı …  Teknoloji bugün ki gibi değildi. Yoktu hatta… Sokakta oynardık.  Ben kaset almak için para biriktirirdim. Şimdi herkes bilir kişi… Herkes müzikten anlayan biri gibi. Çıkıyor, ‘Olmamış’ diyor. Duygu yoğunluğu diye bir şey yok. Tamamen Fast food kültürü geldi hayatın içine  yerleşti.  Sosyoloji mezunuyum hayatı, yaşananları ve yaşayanları çok net okuyabiliyorum. fast food hayatımızda maalesef. Şarkılarda da ruh bekleme. Şimdi rap furyası var mesela. Ben çok severim ayrıca. 1-2 işim şarkısı güzel diye herkes rap yapıyor. Ben mesela ekipten biri, ‘Süper olmuş’ dediğinde inanmıyorum. ‘Stockholm Sendromu’ şu an diyorum. O yüzden işimin içinde olmayan insanlara dinletmeyi tercih ediyorum şarkılarımı.

 Yeni şarkıların; ‘Senin Hastan’ ve ‘Güz Dönümü’nün farkları ne? ‘Güz Dönümü’ beni kariyerimde en etkileyen şarkı. ‘Senin Hastan’ da A’dan Z’ye kalite. Bir de artık “Bunda ekmek var. Bu şarkı tutar” demeyi bıraktım. Beni mutlu etmeyecek şarkıyı artık yapmam.

Bazı şarkıcıları herkes sever. Seni bazıları çok seviyor, bazıları da senden nefret ediyor. Bunu neye bağlıyorsun? “Severiz onu” denilenlerden star oluyor mu? Dünyanın, Türkiye’nin starlarına bakın. Mesela Hülya Avşar…  Kıskananı çok.  Michael Jackson, Madonna… Kulp bulmak isteyen herkese bulur. Bunlar star…  Ama etliye sütlüye dokunmayan, aynı ses rengindeki popçular star değil maalesef.

Sizce star mısınız ? Hayır, değilim. Ben bir karakterim, bir tane de benim gibi lazım (“Canım İrem” diyerek kendini öpüyor).

Titiz detaycı bir tarafınız var. Temizlik halen takıntı halinde mi ? İşim konusunda detaycıyım.  Temizlik takıntım halen biraz var. Ama eskisi kadar değilim. Hiçbir şey kalmadı onlardan.

Nedir onlar?  Bir tane çay kaşığı pis olsa uyuyamazdım. Her şey nizamlı olacak. Artık öyle takıntım yok. Bir ay sonra ki konserin valizini hazırlıyordum. Adana valizi, Antalya valizi gibi sıralı duruyordu. Böyle hayat mı olur?

Günümüzde hayat çok değişti. Salgın hastalıklar vd.  Hayatla ilgili hedeflerinizi sorsak ne dersiniz? Hayatın cılkı çıkmadan ölmek… Hedef değil ama kimseye muhtaç olmadan ölmek. Kimseye yük olmak istemem. Zaten başarmak istediklerimin çoğunu başardım. Ama elbette hedeflerim halen var. Son yıllarda yaşadıklarımdan sonra tek isteğim günüm güzel geçsin, huzurla geçsin, birilerine yardım edeyim. Kafamı yastığa koyduğumda ‘Birini istemeden üzdüm mü?’ şüphesi olmasın kafamda. Salgın bitsin dünya huzura kavuşsun yeniden bir arada eğlenebildiğimiz güzel konserler vermeyi isterim. Kendim de yazıp, çizmek istiyorum.

Korkularınız var mıdır? Kimin yoktur ki? Korkularım hep vardır.  İşimle ilgili kariyer planlaması adına da sağlık adına da hep olur.

Kariyer adına derken?  Her zaman ya da sürekli lale devrinin yaşanamayacağını biliyoruz. 10  yıldır piyasadayım. Ben inanılmaz patlayarak çıktım. Bir Mirkelam, bir bendim herhalde. 100 milyon dinlenmeler…. Popülerite alışınca durağanlaşıyor çünkü yeniler geliyor. Bu durağanlığa alışmada bir süreç… Bu duruma da alıştım. Memleket sürekli İrem Derici mi dinleyecek? Sadece sahnede gürül gürül söylüyorum günün birinde bunu kaybetmekten korkarım ki salgın sürecinde bunlar hep kısıtlandı.

Sosyal medya ile aranız nasıl? Orada Ata sporumuzu yapıyorum, cehaletle savaşıyorum. Ne yapsa tutuyor. Reklamlarda oynadı. Jüri yaptı yazalım diyorlar. Dünya eve kapandı. Biz de kapandık. Evde iken bu konuya da vakit ayırıp ilgilendiğim oluyor. Eskiden böyle her yerden her konuda yürüyenlere  cevap vermiyordum. Onlar da kendini bilgili, otorite kabul ediyorlardı. Ama baktım ki; bu gibi insanlara “sükût altın” değil, tam tersine “ atıp tutmak hakkındır” gibi algılıyorlar. Sessizliğiniz cevap vermeme süreciniz sürdükçe her kes kendini bir şey sanmaya başlıyor. Kimse kimseye istediğini yazamaz. Söyleyemez. Ben de gereğini yapıyorum. Niye cvp. Vermeyeyim. İçinde yaşadığımız döneme bakın. Her gün ağzımızda maske ile yaşarken, bu gece ölsem ben bu hayatta yapacağımı yaptım derim. İçim rahat, kafam rahat, senden ne haber derim.

Özay Gönlüm türküleri yeniden hayat buldu

Özay Gönlüm türküleri yeniden hayat buldu
Usta sanatçı Efe Güngör,  prodüktörlüğünü Fatih Aksoylu’nun üstlendiği ‘’2020 Ege Türküleri’’ isimli yeni albümünü müzik severlerin beğenisine Musicom etketiyle sundu..’’Hıkkıdık Tuttu Beni’’ isimli anonim çalışmasıyla çıkış yapan Efe Güngör ,albümün de unutulmaz sanatçı Özay Gönlüm’ün türkülerine de  yer verdi..
Türkiye’de bir ilk
Çalışmasını  ustaya itafen sevenleriyle  paylaştığını söyleyen Efe Güngör ,Ege türkülerinin yanı sıra, Efe tarzın da ki eserlerin de özünü bozmadan  bu albümün de yer verdi. Büyük usta Özay Gönlüm’ün türkülerine yeniden hayat veren Efe Güngör, albümün canlı kaydedildiğini ifade ederken, bunun Türkiye’de ilk kez yapıldığını da sözlerine ekledi.

 “KADIN DÖVENLER ETEK GİYSİN”

MUSTAFA YILMAZ VE DOĞUŞ DUY KLİBİ İÇİN BİR ARAYA GELDİ

Mustafa Yılmaz ve Doğuş “Duy” isimli şarkının klip çekimleri için kamera karşısına geçti.. Doğuş, sözleri müziği kendisine ait şarkının klip çekimlerin de Mustafa Yılmaz’ı yalnız bırakmayarak partneri oldu. Tekne içerisinde gerçekleşen çekimler öncesi kameraların karşısına geçen ikili, soruları yanıtladı.

Doğuş,”klib’in bugün ikinci günü, dün biraz tehlikeli geçti. Kardeşimin vücudu Can Yaman, ama içi ne diyeyim içi şamyel mi diyelim. Boğuluyordu dün zor geçti. Bugün yine tekne sahnelerimiz var atacağım ölecek,  ‘Duy’ ses getirsin diye” konuştu.  Sağlık sorunları yaşadığını söyleyen Doğuş,”Ben sudayken yardım ettim ama birde ameliyatlıyım, öyle çektim ama nasıl oldu bilmiyorum. İnsanlar yardım etti, ekipten arkadaşlar, geçmiş olsun” dedi. Çekimlerin iyi geçtiğini belirten Doğuş,”Çok böyle helikopterin içerisinden tavşan çıkartıp atmadık aşağıya ama güzel seyirlik, eğlenceli hepimizin keyif alabileceği bir iş oldu diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“UTANDIM ÖLÜMDEN DÖNDÜM

Çekimlerde boğulma tehlikesi geçiren Mustafa Yılmaz,”Küçükken geçirmiş olduğum bir olaydan dolayı, yüzme bilmiyorum. Fobi oluştu bende. İnşallah öğrenirim diye ümit ediyorum. Ekip arkadaşlarıma da söylemedim, utandım. Utandığım için söyleyemedim, keşke söyleseymişim daha kötü sonuçlar doğurabilirdi. Bugün için önlem aldık, artık yüzmeyi bilmediğimi biliyorlar. Gerçekten güzel bir klip oldu, Doğuş ağabeyime çok teşekkür ediyorum. Ümit ediyorum ki kalplere dokunacak bir şarkı oldu” şeklinde konuştu.

 “Kasıklarım Da Kist vardı”

Ameliyatıyla alakalı konuşan Doğuş,”İnsanların bilmesini istemiyordum ama paylaşıyorum sizinle, bel fıtığı ve kasıklarımdan oldum. Kasıklarımda kist vardı,  6 saat ameliyatta kaldım. Hatta Mustafa’ya dedim ki, öleydim bu klip’te  baya yürürdün diye takıldım. Benim kis iyi huylu çok şükür, atlattık” diye konuştu.

 

 “KADIN DÖVENLER ETEK GİYSİN”

Son dönemdeki kadına şiddet olaylarına da değinen Doğuş,”Ben bu mevzulara çok gıcığım, hiçbir kazanç elde etmeksiniz, iki gün stüdyoya kapanıp onlarla alakalı bir şarkı yapıp kendi kanalıma atmıştım, hiçbir paylaşımda yapmadım, kendi kendine dinleniyor. Kadına olan şiddete aşırı derecede gıcığım. Ben şimdi yolda giderken bir kadının dayak yediğini görürsem arabadan inerim, Allah o adamı korusun yani, net diyorum. Çocuğa vurmak kadına vurmak, hayvana vurmak, yaşlı insanlara vurmak, bunlar en son kırmızı çizgilerim bunlar. İnsan değil bunlar, bunu yapan insan olamaz. Kadına vurmak ne öldürmek ne delikanlımısınsen adam mısın sen, etek giy daha güzel durur sende. Hiçbir delikanlı kadına vurmaz, ceza evlerinde bile o adamın suratına tükürürler” diye sitem dolu sözler sarf etti.

Bedük’den yeni albüm “Push The Button”

Bedük “Push The Button”

Yaptığı projelerle adından söz ettiren ve her çalışmasıyla dikkatleri üzerine çeken Bedük, merakla ve heyecanla beklenen yeni albümü “Intergalactic“ten ilk şarkısı “Push The Button“ı müzikseverlerin beğenisine sundu. Her detayıyla Bedük imzası taşıyan, elektronik dans müziği türündeki şarkı, yüksek enerjisi ve güçlü baslarıyla dinleyenlerin iliklerine işliyor.

Sevilen sanatçı Bedük, 2007 yılında yayımlanan ve ilk Bedük albümü olan Even Better – Çok Kişilikli Gösteri’den beri ilk kez hem Türkçe hem İngilizce şarkılarının yer aldığı yeni albümü “Intergalactic” için de çıkış tarihini müjdeliyor: 12 Haziran 2020.

Londra’da kendi stüdyosunda kaydettiği ve tüm prodüksiyon sürecini kendisinin üstlendiği albümün kapak tasarımı da yine Bedük imzası taşıyor.

Yorumcu, söz yazarı, besteci ve aranjör kimliğiyle başarılı projelere imza atan Bedük, yeni albümü Intergalactic’i şu sözlerle anlatıyor: “Albüm sanki 10 farklı sanatçının en iyi albümlerinden alınmış gibi, her parçanın tarzı, tavrı, söz dünyası ve bakış açısı birbirinden oldukça farklı. Bu dönem, yaratıcılığımın en yüksek noktasında hissediyorum kendimi ve bu yüzden müziğimi tek bir müzikal ve sanatsal dünyaya sıkıştırmak istemiyorum.Albümün tarzını soranlara “ Bedük Müziği “ diyorum. Her parça temelinde dans müziği, ama apayrı pencerelerden bakıyorlar. Albümden tam keyif almak için baştan sona dinlemenizi tavsiye ederim”.

Bedük’ün 12 Haziran’da yayınlanacak “Intergalactic” albümünün müjdeleyicisi ilk şarkı “Push The Button” şimdi tüm dijital platformlarda!