Yazılar

Çocuklara resim yaptılar

Çocuklara resim yaptılar

Ünlü sanatçılar depremzedelerle bir araya geldi. Sanatçılar Hatay’da 400 çocukla resim yaparak onları bir nebzede olsa mutlu etmeye çalıştılar.

Yonca Evcimik, İrem Derici, Atakan Işıktutan ve Özgür Aras Maraş merkezli depremlerden kurtulan çocukları ÇOHAV Çocuk Hastalıkları Araştırma, Önleme ve Tedavi Vakfı’nın organizasyonu ile Hatay’da 11 ilde açılan ilk Defne Orhanlı Çadır Kent Okulu’nu ziyaret etti.

Sanatçılar Hatay’da Çadır Kentte yaşayan 400 çocukla gün boyu resim yapıp, oyunlar oynarken ÇOHAV Mütevelli Heyeti Başkanı Abide Gülel, sanatçılara teşekkür etti. Çadır kentte çocukların yaptıkları tüm resimlerin İstanbul’da önümüzdeki ay büyük bir organizasyonla sergi olarak sergileneceğini söyledi.

Ben zır delinin tekiyim!

Ben zır delinin tekiyim!
Özgür Aras’ın sunumuyla gerçekleşen, Kral Pop Radoyo’da her Pazar saat 16:00’da yayınlanan “Özgür Aras’la Baş Başa”nın konuğu Ece Seçkin oldu. Özgür Aras ile keyifli bir sohbet gerçekleştiren Ece Seçkin, çok özel açıklamalar yaptı.

“En Büyük Takıntım Temizlik!”
Programda özel açıklamalarda yapan Ece Seçkin, kendisini “Zır Deli” diye tanımladı. Seçkin; “Her şeyim zır deli… Hiçbir şeyim normal değil. Mesela benim ne zaman ne yapacağımı asla kestiremezsiniz. Beni çok uzun senelerde tanısan kestiremezsin. Annem bile bana şaşırıyor. “dedi. Ece Seçkin, takıntıları olduğunu da itiraf etti. Ece Seçkin, en büyük takıntısının temizlik olduğunu söyledi. Seçkin; “Özellikle kendi alanım… Onun dışında da temizlikle alakalı takıntılarım var. Saç ve kıl görmeye tahammüllüm yok. Lavaboda, yerde falan… Bunlar beni hayatta en çok delirten şeyler… “İşimle ilgili de takıntılarım var. Başak burcuyum, başak deliliği de var üzerimde…” dedi.

Ece Seçkin

“Hızlı Tüketime Ayak Uydurmak Çok Zor!”
“Sen Hala Ordasın” ve “Güzelim” isimli single çalışmalarını yaz aylarında müzikseverlerle buluşturan Ece Seçkin, çağın hızlı tüketim çağı olduğunu Özgür Aras ile Baş Başa’a progamında anlattı. Ece Seçkin; “Her şey değişiyor, çağ değişiyor. Yeniye ayak uydurma çağındayız. Tüketim inanılmaz hızlı… Bu hızlı tüketime ayak uydurmak bizler içinde zor. Öncelikle buna ayak uydurmaya çalışıyorum. Eskiden yılda bir tane single yapardık. Bir yıl boyunca o single dinlenirdi. Ama şu an öyle bir şansımız yok. Eğer yeniye ve değişim çağına ayak uydurmak istiyorsak biraz daha hızlı üretime geçmeliyiz.” dedi.

“Çocukken Hayalini Kurduğum Yerdeyim!”
Ece Seçkin, programda çocukluk hayalinin ne olduğunu da anlattı. Ece Seçkin; “Bugün burada, bu sahnede, etrafında bir sürü insanın dolaştığı, şatafatlı kıyafetler giyen, saçları başları yapılan… Geçen gün makeup artistine şöyle bir laf söyledim; “Düşünebiliyor musun? Hep şey hayal ederdim. Starları gördüğümde kendi özel makeup artistleri var. Ve… Onlarla geziyorlar. Makeup artistleri de ünlü… Çocukken hep bunu düşünürdüm bu nasıl bir his… Orada olmak ne hissettirir…” Şu an çok şükür ki oradayım. Ekibimde ki herkes için söylüyorum. En iyi isimlerle çalışıyorum. Ve… sahnedeyim… Benim tek bir hayalim vardı. O da buydu. Hayata karşı şükran doluyum. “dedi.

Ece Seçkin

“Herkesin Kafasına Göre Müzik Yaptığı Bir Dönemdeyiz!”
Ece Seçkin, şu an ki Türk pop müziği hakkında ki düşüncelerini de dile getirdi. Ece Seçkin; “Gerçekten çok karışık. Bundan on beş- yirmi sene önce televizyon kültürü vardı. Bir şarkının tuttuğunu nereden anlardık? Televizyonda bir şarkı çok çıkıyorsa o şarkı bizim için tutmuş demekti. Şimdi tüketim mecrası çok fazla, içerik çok fazla… Arabesk de pop sayılıyor, rap de pop sayılıyor. O yüzden şu an karma karışık. Bu senin için kötü bir şey mi dersen, benim için değil… Çünkü artık bir anda kötü ve iyinin aslında ayırt edildiği ince çizgide, bir yandan da aslında herkesin kafasına göre müzik yaptığı bir dönemdeyiz. Eskiden çıkan bir hit yapma haritası artık tamimiyle yıkıldı. Ece Seçkin, kendisini diğer sanatçı arkadaşlarından ayıran özelliğin ne olduğunu da açıkladı. Ece Seçkin; “Aynı jenarasyonda olduğum kadın star arkadaşlarım İrem Derici, Simge, Aleyna Tilki, Derya Uluğ, Merve Özbey hepsi gerçek müzisyenler. Bizim jenerasyonumuzda ki herkesin kendine has nokta atışı olduğu ve bir numara olduğu yeri var. Bence benim olayımda sahnede ki repertuvarımla alakalı olabilir. Bunu daha iyiyim bir numarayım olarak söylemiyorum. Fark olarak söylüyorum. Birkaç dil birden yabancı şarkı seslendiriyorum. Bunu da bir farkım olarak söyleyebilirim. ”dedi.

Ece Seçkin

“Ben Hayalini Tercih Etme Lüksü Olan Şanslı Bir İnsandım!”

Ece Seçkin, hukukçu olmak varken popçu olmak sorusuna ise şu cevabı verdi. Ece Seçkin; “Tabiki de popçu olmak. Çünkü hukuk alanında ilerleseydim bugün pop ta olduğum kadar başarılı bir avukat olabilir miydim, bundan emin değilim. Tabi ki pop da olduğum kadar hırslı olur muydum, onu da bilmiyorum. Ama ben hayalini tercih eden, etme lüksü olan şanslı insanlardan biriydim. Sahne her şeyden daha ağır basıyor.” dedi.

“Sosyal Medya Olmasaydı Keyfim Daha Yerinde Olurdu!”
Sosyal medyayı çok iyi kullanan isimler arasında olan Ece Seçkin, sosyal medya olmasaydı ne yapardın sorusuna şöyle cevap verdi; Ece Seçkin; “Sosyal medya olmasaydı belki de keyfim daha yerinde olurdu. Aslında sosyal medyayı iyi kullanıyor olmamın sebebi benim yeniliğe ve yenilikçiliğe rahat ayak uyduruyor olmak. Sosyal medya olmasaydı belki de daha güzel olurdu. Ben bundan elli sene önce bugün ki konumunda olan birisi olsam, keşke bir hayranım Instagram’a atmak için değil de gerçekten hatıra olsun diye benimle analog bir makineyle fotoğraf çektirse… O zaman bambaşka olurdu. O yüzden Instagram olmasaydı da hiçbir şey olmazdı. ”dedi.

Ece Seçkin

“Kendiyle Dalga Geçmeyi Bilen Biriyim!”
Ece Seçkin, geçtiğimiz günlerde Twitter’da boyu ile ilgili bir tweet atan bir öğretmene cevap vermiş. Basında bu olay geniş bir yer tutmuştu. Ece Seçkin, konuyla ilgili şunları söyledi; “Asla takılmıyorum. Kendiyle dalga geçmeyi bilen biriyimdir. Minyon olmanın hiçbir zaman tez avantajını görmedim. Avantaja çevirmeyi iyi bildim. O olayda benim tepki vermenin sebebi bu tweeti bir eğitimcinin atmasıydı. Önce inanamadım. Kendisi aslında küçük bir öğrencisiyle dalga geçiyor. Sadece boyu ile ilgili değil, başka konularla ilgili de dalga geçiyor. Ve… Benden örnekleme yaparak… Önce düşündüm, boş verdim. Ama kayıtsız kalamadım. Çünkü bir ilkokul öğrencisi ve bir öğretmenden bahsediyoruz. . Tepki olarak tweet atmamdaki en büyük sebep bir eğitimcinin bunu yapması oldu.” dedi. Ece Seçkin, boyunun uzun olma istediği gibi bir hisse kapılmadığını bunu giydiği topuklu ayakkabılarla gerçekleştirebildiğini söyledi.

Özgür Aras “Benim gibi sabırsız biri sabretmeyi öğrendi”

Özgür Aras “Benim gibi sabırsız biri sabretmeyi öğrendi”

Pandemide birçok şey değişti. En başta bozulan sosyal etkileşim, iletişim…  İnsanların çoğu; kısıtlamalı, çok kontrollü olmayı gerektiren günümüz hayat şartlarından bunalırken, kimi insanlar da bu sıkıntılı zamanları zevkli çalışmalarla geçirip, sağlığını güçlü tutmayı ve ürettikleriyle yeniden var olmayı seçti. Pause derginin bu sayısında; pandemi dönemini doğru uğraşlarla geçiren, hatta kendi markasını kuran sevgili Özgür Aras konuk oldu. Ünlülerin menejeri olarak tanınan Aras; kendi tasarlayıp ürettiği çay ve kahve setlerini, yine kendine ait olan markası  “sararugzo” ile satışa sundu… Killi toprağın keşfinden günümüze bu gizemli madde, seramik ve porselen çeşidiyle hem önemli bir ihtiyaç, hem de sanat olarak her dönem aranan bir değer oldu. Özgür Aras ile bu zevkli çalışmalarını ve yeni markasının kuruluş hikayesini sizler için konuştuk.

Sevgili Özgür Aras pandemi dönemi nasıl geçiyor?  

Herkes gibi benimde işlerim durdu. 28 yıllık meslek hayatında hiç bu kadar ara verdiğimi hatırlamıyorum. Bir öğretisi var bu yaşananların, bende tecrübe ederek öğreniyorum. Yeni bir dönem… Allah herkese sağlık versin atlatırız öğrenilmesi gerekenleri de öğreniriz.

Çok ustalıklı bir karar verdiğini düşünüyorum. Hem zihni rahatlatacak, hem konsantrasyon, dikkat yönünden de insanı canlı tutacak bir çalışma alanı seçmişsin… İçinde telefon yok, bilgisayar yok, mavi ışık yok. Kil, seramik, toprak var. Tasarım, aşk var. Kendi kurduğun markan “sararugzo”nun hikayesi nasıl başladı anlatır mısın?

Benim yıllar önce kendime verdiğim bir söz vardı. Hep üretiyor olmak. Bazen kitap yazıyorum, bazen bir sosyal sorumluluk projesine dahil oluyorum. Mesleğim dışında da kısaca bir şeyler yapma gayretindeyim. Ne kadar meşgul olursam o kadar meşgul ediyorum. Dikkat çekmenin en güzel yolu… Boş boş konuşacağıma ürettiklerimle konuşmak, onları anlatmak, kalplere dokunmak çok keyifli… Dediğim gibi ben meşgul olurken bir yandan da meşgul oluyorum. Pandemi döneminde ne yapabilirim diye çok düşündüm araştırdım ve evimin yakınında bir seramik atölyesi vardı. Stüdyo ZEİ ‘de seramik hocası Zeynep Poyraz ‘dan özel dersler alarak, kendi tasarımlarını yapmaya başladım. Zeynep hoca ‘nın verdiği enerji ve destekle kendimi geliştirdim. Stüdyo ZEİ ‘de keyif aldım her yaptığımdan işin aslı. Rahatladım bir terapi oldu bana da… Sonra baktım neler yapabilirim diye. Dijital çağdayız ona ayak uydurmam gerekiyor. Online satış günümüzde yaygın… Bir online satış sitesi kurdum. Sonra sanal satış mağazaları ile iş birliği yaptım. Üç ayrı serisinde ünlü ressam Renan Kaleli‘nin üzerlerinde eserlerinden oluşan çay ve kahve setlerinin çıktığı an itibariyle online satış sitelerinde ilgi gördü. Ve yoluma devam ediyorum.

Sanata yatkınlığını yaptığın işin niteliğinden, kitaplarında yer alan akıcı yazım tarzından net anlaşılıyor. Ama burada başka bir şeye daha ihtiyaç var. O da el işi becerisi… Nasıl oldu? Elinin yatkınlığı var mıydı? Hiç böyle bir becerim olduğunu bilmiyordum. Sabrımın olduğunu da bilmiyordum. Eğlenmek ve vakit geçirmekti ilk başlangıç noktam. Karşıma dediğim gibi çok iyi bir eğitmen çıktı. Sıkmadı teknikleri, çok net ve kısa anlattı. Zamanı geldi; beni o çamurlarla tek başıma oynamaya bıraktı. Her iş öğreticide bitiyor. Ben haftanın nerdeyse 5 günü derslere gider oldum. Böyle oldu…

Eğitim sürecinden sonraki aşama neydi?  

Ben eğitim ile her aşamasını öğrendim. Çamur nereden alınır, sır nasıl yapılır, kalıp nasıl dökülür, pişirme süresi. Sabretmek en önemli olanı burada… Benim gibi sabırsız biri sabretmeyi öğrendi. Deneye deneye ne yapmak istediğimi buldum. Modellemeyi yaptım sonra onu renklendirmek. Ve ardından kendi yarattığın ürünü sergileme kısmı en keyifli olanı… Evlere girdiğini görmek gelen paylaşımlardan ve ürettiklerimin keyifli dakikalara eşlik ediyor olması çok mutluluk verici.

Bu çalışmaların üzerinde sadece kendi çizimlerin mi olacak?

 Dediğim gibi üç ayrı serisinde dünyaca ünlü ressam canım Renan Kaleli‘nin eserlerinden setler çıktı. Benim kendi el boyamalarım var. Yeni modellemeler de olacak. Şuan bu seriler çok ilgi gördüğü için bunlar üzerinden gidiyorum.

Kadınların tarih boyu saplantılı bir tutkusudur seramik, porselen… Sadece Çay kahve setleri ile mi kalacak? İleride bu koleksiyonu daha da çeşitlendirmeyi düşünüyor musun?

Çay ve kahve setlerinin çıktığı an itibariyle gördüğü ilgi başımı bir döndürdü. Hemen tabak serisi de mi yapsam dedim. İnsanoğlu işte bazen duygulara yeniliyor ya. Ne verirsen bir fazlası olsun isteği. Bende yaşadım o duyguyu. Sonra kendimi cimcikledim ve sakin olmam gerektiğini söyledim kendime. Bu güzel giden şeyin keyfini çıkarmam gerektiğini bununla yetinmem gerektiği hissi sakinlememi sağladı. Sadece ufak sunun tabakları yapıyor olacağım sonrasında. Daha büyütmeye niyetim yok. Vakit ayıramazsam sonra mutsuz olmakta istemiyorum birde bu tarafı var.

“sararugzo” ürünlerini nerelerden alabiliyoruz? Sadece internet üzerinden mi?

 İnstagram sayfamız @sararugzo online satış sayfamız www.sararugzo.com ve en çok Trendyoldaki mağazamızdan

Sıradaki proje nedir?

Yeni kitabımı yazıyorum. Bende üretim Allah izin verdiği sürece bitmez… Bulurum ben meşgul olacak bir şeyler meşgulde ederim.