Yazılar

Kadınlar, kadınların %64’ü hayatın her alanında şiddete uğradığını, %67’si şiddetin cezası kaldığı görüşünde

Kadınlar, kadınların %64’ü hayatın her alanında şiddete uğradığını, %67’si şiddetin cezası kaldığı görüşünde

Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirmiş olduğu IPSOS DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ve IPSOS GÜNDEME DAİR iki farklı araştırmadan derlenen dosya veriler bu dosya içeriğinde bulunmaktadır.

SEKİZ MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ… Kadın ve erkek eşitliğine inanan bireylerin oranı son 3 yıl içinde değişmiyor. Bugün kadın erkek eşitliğine inanların oranı %56 ve kadınlar nezdinde bu oran %50’ye geriliyor.

Ipsos Türkiye

EŞİT HAKLAR…  “Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi söz konusu olduğunda, ülkemde işler yeterince iyiye gitti.” ifadesine ne derece katıldığınızı söyler misiniz?’’ Sorusunun yanıtlarında dikkat çeken ise şöyle; her ne kadar bu konuda tüm ülkelerde bir ilerleme kaydedildiği görülse de bireylerin sadece %54’ü olumlu görüş bildiriyor. Hemen hemen her ülkede erkeklerin bu konudaki görüşleri kadınlara göre çok daha olumlu. Türkiye’deki durum ülkeler ortalamasına yakın ve son 5 seneye göre olumlu görüşlerin 11 puan arttığı görülüyor.

Ipsos Türkiye

EŞİTLİK VAR MI? “Türkiye’de bugün genel olarak kadın ve erkeğe eşit davranılıyor.” ifadesine katılıp katılmadığınızı belirtir misiniz?  Sorusuna ise bireylerin vermiş olduğu yanıtlara bakıldığında; Türkiye’de kadın ve erkeklere eşit davranıldığını düşünen bireylerin oranı son 3 sene içinde pek değişmiyor. Eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı ise seneler içinde azalıyor. Bu konuda fikri olmayanların oranı artıyor.

Ipsos Türkiye

EŞİTLİK KONULARINDA ERKEKLERİN GÖRÜŞLERİ NASIL? …

Dünyanın lider Araştırma Şirketi Ipsos’un  yapmış olduğu araştırmada; Kadın ve erkeklere aile içinde eşit davranılmaktadır.” ifadesine katılıp katılmadığınızı belirtir misiniz? Sorusuna verilen yanıtlarda; her 10 kişiden sadece 3’ü ailede kadın ve erkeklere eşit davranıldığını düşünüyor. Kadınların bu konudaki düşünceleri erkeklere göre daha olumsuz olsa da erkeklerin bu konudaki görüşleri çok farklı değil. 2022 yılına göre bu konularda eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı azalıyor ancak kadınlara hem iş yerinde hem de aile içinde eşit davranılmadığını düşünenler hala çoğunlukta.

Ipsos Türkiye

KADINLARIN GÖRÜĞÜ ŞİDDET KARŞISINDA CEZALAR YETERLİ Mİ ?

Kadınların %64’ü, hayatın her alanında kadınların şiddete maruz kaldığını ve %67’si kadına yönelik şiddetin cezasız kaldığı görüşünde. Kadına yönelik şiddet, kadınların temel hak ve özgürlüklerini açık bir şekilde ihlal eden ve kadın ile erkeğin arasında erkek lehine olan bir güç dengesizliği yani cinsiyet eşitsizliği sonucu ortaya çıkmaktadır. Keza kadının aile içindeki eşitsizliğe dayanan konumu ve ev içindeki ataerkil zihniyet yüzünden kadının emeğinin değersiz sayılması ve emeğinin sömürülmesine müsait varlık olarak algılanması sonucu kadın aile içinde şiddete maruz kalabilmektedir.

Ipsos Türkiye

Kadınlara iş hayatında eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı %40’ın üzerinde. Aynı işe eşit ücret alınmadığını söyleyenlerin oranı ise %41.

kadınlar hayatta olduğu gibi üretim sürecinin de önemli bir parçası olmasına karşın çalışma hayatından dışlanmakta ve ayrımcı uygulamalarla karşılaşmakta olduğu ne yazık ki tüm dünyada izlenmektedir. İşgücü piyasasında cinsiyete dayalı ayrımcılığın temelinde cinsiyete dayalı mesleki katmanlaşma yer alıyor denilse yanlış olmaz. Günümüzde de halen birçok toplumda, cinsiyete dayalı iş bölümü ya da toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle Kadınlara ve erkeklere farklı roller verilmektedir. Bu rollerin temelini oluşturan, ataerkil bakış açısının baskın olduğu toplumlarda kadınlar çocuk ve yaşlı bakımı, vermek, temizlik gibi ev işlerini yapmakla sorumlu tutulmaktadır. Kadının çalışma hayatına girmesi başta eşin ve toplumun ondan beklediği sorumluluklarda bir değişikliğe yol açmamakta, dolayısıyla kadınların iş/aile dengesinin sağlanması sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle kadınlar göz önünde olmayan, pasif ve niteliksiz pozisyonlarda ve “kadın işi” olarak adlandırılan işlerde çalışmayı tercih etmekte (cinsiyete dayalı yatay mesleki katmanlaşma) ya da işverenler tarafından bu pozisyonlara yönlendirmekte, bazen de işten çıkarılmakta ya da işi bırakmak zorunda kalmaktadır. Yönetici pozisyonunda ya da beyaz yakalı çoğunluğun ise tüm çabalara rağmen beklenen rakamlarda olmadığı açıktır. Kadınlar işe alımda ayrımcılığa maruz kalıyor diyenlerin oranı toplumun yarısından fazla…

Ipsos Türkiye

 KADINLAR AİLESİNDEN VEYA EŞİNDEN İZİN ALMADAN ÇALIŞMA HAYATINA KATILAMIYOR.  Dünyada; ülkelerin gelişmişlik seviyesindeki en önemli ölçütü, kadınların işgücüne katılım oranı olarak kabul edilmektedir. Bütün bu çabalara rağmen araştırmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında  bugün halen ailesinden yada eşinden izin almadan çalışma hayatına katılamayan kadınların var. Toplumun %57’si kadınların eşlerinden izin almadan iş hayatına katılamadığı görüşünde.

Ipsos Türkiye

EŞİTLİĞİ TEŞVİK ETMEK ALINABİLECEK SORUMLULUKLAR OLDUĞUNU BELİRTENLER… “Kadın-erkek eşitliğini teşvik etmek için benim alabileceğim aksiyonlar var” ifadesine ne derece katıldığınızı söyler misiniz?’’ sorusuna bireylerin vermiş olduğu ifade ve yanıtlardan elde edilen veriler okunduğunda, Türkiye’de bireylerin kendilerinin de bir şey yapabileceği konusuna katılımları ülkeler ortalamasının üzerinde ve kadınlar bu konuda daha da istekli…Tüm ülkelerin ortalamasında her 3 kişiden 2’si kadın erkek eşitliğini sağlamak için kendilerinin de alabileceği aksiyonlar olduğunu düşünüyor. Diğer taraftan her 4 kişiden biri de bu konuda kendisinin yapabileceği bir şey olmadığı görüşünde.

Ipsos Türkiye

ERKEKLER KADIN HAKLARINI DETSKELEMEK İÇİN HAREKETE GEÇMEDİKÇE, KADINLAR BENİM ÜLKEMDE EŞİTLİĞİ SAĞLAYAMAYACAK… Sorusuna verilen yanıt; 31 ülke ortalamasında her  3 kişiden 2’si erkeklerin  kadın erkek eşitliğini savunması gerektiğini düşünüyor ve bu oran yıllar içinde pek değişmiyor. Kadınların bu konuya katılım oranı daha yüksek %69 vs %61. Türkiye’de ise bu konuya destek verenlerin oranı ülkeler ortalamasından 5 puan daha yüksek (%70) ve yine dünya genelinden farklı olarak hem erkeklerin hem de kadınların görüşleri benzer.

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Eduardo Galeano’nun şahane kitabı Kadınlar’dan iki küçük alıntı;

“1929 yılında bugün, yasa ilk kez olarak Kanada’daki kadınların birey olduklarını kabul etti. O güne kadar onlar kendilerini öyle görüyorlardı, ama yasa öyle görmüyordu. Bireyin yasal tanımı kadınları içermiyor, diye hüküm vermişti Yüksek Adalet Mahkemesi.” Çok çarpıcı. Dünya’nın en gelişmiş toplumlarından biri olarak değerlendirilen Kanada’da sadece 100 yıl önceki hal bu.

“1816’da Buenos Aires Hükümeti Juan Azurdy’a erkeksi cesaretinden ötürü yarbay rütbesi verdi… Neredeyse 2 asır sonra, başında bir kadın bulunan Arjantin Hükümeti onu kadınsı cesaretine duyduğu saygıya istinaden generallik rütbesine yükseltti.” Kadını takdir ederken dahi erkeklik üzerinden bir değerlendirme yapmak…  Kadınların bugün geldikleri (ve maalesef hala hiç de tatmin edici olmayan) noktaya ne kadar geriden başlayarak, nasıl uzun mücadeleler sonunda ulaşabildiklerini anlamak açısından tokat etkisi yapan iki anektod. Toplumların temel konularda gelişebilmesi için tüm bireylerin mücadelesi gerekir. Eşitlik çok temel, hatta belki de en temel konudur, eşitlikten bahsetmeye başladığımızda cinsiyet eşitliğini ilk sıralardan birine koymamız gerekir, ve sadece kadınların mücadelesi ile ilerlemek imkansızdır. Ipsos’un 31 ülkede gerçekleştirdiği araştırmada “Erkekler kadın haklarını desteklemek için harekete geçmedikçe kadınlar benim ülkemde eşitliği sağlayamayacak.” ifadesine katılanların oranı yüksek (%65) olmasına rağmen her dört kişiden biri de bu düşünceye katılmıyor, araştırmaya Türkiye’den katılanlar arasında da benzer bir oran var. Aynı araştırmada “Kadın-erkek eşitliğini teşvik etmek için benim alabileceğim aksiyonlar var” ifadesine katılıp katılmadıkları sorulduğunda da benzer yanıtlar ile karşılaşıyoruz. Bu konuda tam bir görüş birliği maalesef henüz oluşmamış görünüyor.

Sidar Gedik

Tam bir toplumsal konsensüs oluşmamasının bir sonucu olarak kadın-erkek eşitliği için alınması gereken yol uzun olmaya devam ediyor. ‘’Kadın ve erkek eşitliğine inanıyor musunuz?’ ’sorusuna evet yanıtını verenlerin oranı ülkemizde son 2 yılda %2 azalmış durumda (%56). Kadınların yarısı da eşitliğe inanmıyor. Bunu eşitlik olmamalı fikri savunuluyor diye okumamak lazım, her şeye rağmen gelinen noktada hala bir eşitlik olmadığı çıkarımı daha doğru. Bu çıkarımı yaparken dayanağım toplumun ancak yarısının (%54) Türkiye’de bugün genel olarak kadın ve erkeğe eşit davranıldığı düşüncesinde olması.  Gerek aile içinde, gerekse çalışan kadınlar için (kadınlarda iş gücüne katılım ancak %35 !!!) eşitsizliğe maruz kalma hali hala hüküm sürüyor. Ancak %27’lik bir kesim kadın ve erkeklere aile içinde eşit davranıldığını düşünüyor, bu oran son yıllarda değişmedi.

Her ne kadar son senelerde kayda değer şekilde ilerleme ölçüyor olsak bile kadınların çoğunluğu (%57’si) çalışmak istediğinde ailesinden veya eşinden izin almaya hala mecbur. Bu izni alabilenler için de süreç o kadar kolay ilerlemiyor, araştırmaya katılanların yarısından fazlası (%53) işe alımlarda kadınların ayrımcılığa uğradığını düşünüyor. Ya tüm engelleri aşıp da bir işe girdikten sonra ne oluyor, eşitsizlik orada da devam ediyor, iş yerinde kadınlara ve erkeklere eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı %44. Eşit işe eşit ücret konusunda da iç açıcı bir tablo yok, katılımcıların %41’i kadınların aynı iş için erkeklerden daha düşük ücret kazandığını belirtiyor. (Bu soruda da son yıllarda iyiye doğru yavaş bir gidiş olduğunu not etmeyi atlamamak gerek.) Kadınlar eğitimde fırsat eşitsizliği, ekonomik bağımsızlıktan yoksunluk, hayatın pek çok farklı alanında şiddete uğrama gibi derin sorunlar ile karşı karşıya olmaya devam ediyorlar. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlamak önemli, böyle özel günler gündem yaratmak, farkındalık oluşturmak için faydalı elbette. Ancak bu sorunların üstesinden gelebilmek için tüm toplum olarak mücadele etmeliyiz.

Senem Tuğcuoğlu’nun Pause Dergi’deki yazısından bir alıntı ile bitirmek istiyorum, “Kadınların hakları için; kadınlar, erkekler, anneler, babalar, yasalar tüm tarafların el ele vermesi gerekir. Kadının da her birey gibi okuryazar olma, iş hayatında ve siyasette söz sahibi olma, tercihlerine göre baskı görmeden yaşama, başkalarının tasarrufları yüzünden şiddete, dayatmaya maruz kalmama hakları var. Kadının tercihlerinin değil de kadına yüklenen imajın masaya yatırılması gerekir. Kadın da erkek de kendi tercih ve imkanları doğrultusunda evde kalmayı, iş hayatında rol almayı veya bunları birlikte yürütmeyi seçebilir. Öncelikle biz hakları teslim edelim!”

Rakamlarla BLACK FRİDAY

Rakamlarla BLACK FRİDAY

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen « Gündeme Dair » ​araştırma verilerinden derlenen dosya içeriğinde;

  • Kasım indirimlerinden haberdar olan ve alışveriş yapan bireylerin oranı 2022 senesi ile karşılaştırıldığında tutumlar nasıl?
  • Kampanyalar sırasında alışveriş yapıldı mı?
  • Bu indirimler sayesinde alınan ürünlerin daha iyi fiyata alındığı görüşünde olanların oranı ne?
  • Kampanyalara tamamen karşı olanlar var mı?
  • Bu dönemde alışveriş yapmamaya gayret gösterenlerin oranı ne?
  • Satın alınan ürünlerde geçen yıla göre farklılaşma var mı?
  • Geçen sene online kanallardan alışveriş yapma oranı ne idi? Bu yıl karşılaştırıldığında veriler nasıl?

BLACK FRİDAY Kasım indirimlerinden haberdar olan ve alışveriş yapan bireylerin oranı 2022 senesi ile benzer seviyede. Her 10 kişiden 7’si Kasım ayında markalar tarafından yapılan indirim kampanyalarından haberdar ve bu bireylerin yarısı bu kampanyalar sırasında alışveriş yaptığını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

İNDİRİMLER GEREĞİNDEN FAZLA ALIŞVERİŞE SEBEBP OLUYOR MU? Her 10 kişiden 6’sı kasım ayında markaların yapmış olduğu indirimlerin kişilerin gereğinden fazla alışveriş yapmasına sebep olduğunu düşünüyor. Bu indirimler sayesinde alınan ürünlerin daha iyi fiyata alındığı görüşünde olanların oranı %42 ve bu oran geçen seneye göre 5 puan gerilemiş durumda. Her 4 kişiden 1’i ise bu kampanyalara tamamen karşı, her 3 kişiden 1’i de bu dönemde alışveriş yapmamaya çalışıyor.

Ipsos Türkiye

YAPILAN ALIŞVERİŞLERİÇİN ÖZELLİKLE KASIM KAMPANYALARINI BEKLEDİĞİNİZ OLUYOR MU? Kasım ayı indirimlerinden alışveriş yapanların %70’i bu kampanyaları beklediklerini belirtiyor. Bir sene öncesinde de tüketicilerin davranışlarının aynı olduğu görülüyor. Ancak satın alınan ürünler bu sene farklılaşıyor. Geçen sene temizlik ürünleri en fazla alınan ürün kategorisiyken bu sene giyim ilk sırayı alıyor.

Ipsos Türkiye

ENÇOK ALIŞVERİŞ HANGİ KANALDAN YAPILDI Geçen sene online kanallardan alışveriş yapma oranı %80 iken 2023 senesinde bu oran %83’e yükseldi.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Black Friday markası ile tüm Dünya’yı saran indirim dönemi kasım ayının neredeyse tüm haftalarına yayıldı. Perakendeciler, markalar indirim yarışına giriyor ve bazı alışveriş tutkunları ihtiyacı olsun olmasın “kaptığı” ürünü sepetine dolduruyor. Sosyal medyada mağazada birbirinin elinden ürünlerini zorla almaya çalışan bireylerin videolarına bile tanık oluyoruz.

Kasım kampanyaları markalar için online alışveriş platformları başta olmak üzere mağazalara da yayılmış ve oldukça popülerleşmiş bir kampanya dönemi. Geçtiğimiz sene olduğu gibi her on kişiden yedisi bu kampanyalardan haberdar. Haberdar olanların yarısından fazlası ise bu dönemde kampanyalar kapsamında alışveriş yapmışlar. Hatta alışveriş yapmak üzere özellikle Kasım ayını bekleyenler var.

Sidar Gedik

Yüksek enflasyon, geçim sıkıntısı nedeni ile temizlik ürünleri, giyim gibi temel ihtiyaç kategorilerinde dahi kasım indirim dönemi bekleniyor. Ancak yine de her 10 kişiden 6’sı kasım ayında markaların yapmış olduğu indirimlerin bireylerin gereğinden fazla alışveriş yapmasına sebep olduğunu düşünüyor.

Bu indirimler sayesinde ihtiyaç duyulan ürünlerin daha iyi fiyata alındığı görüşünde olanların oranı ise %42, ancak bu oran geçen yıla kıyasla %5 düşük. Kasım kampanyalarına tamamen karşı olanların oranında da %3’lük bir yükselme var. Geçen yıl da, bu yıl da her 3 kişiden 1’i de bu dönemde alışveriş yapmamaya çalıştığını belirtti. Tüm bunlar kampanyaların samimiyetine dair soru işaretleri anlamına geliyor olabilir, bu durumu gelecek yıl daha iyi anlayacağız.

Dünya Enflasyonla mücadele ediyor. Peki Türkiye’de durum ne?

Dünya Enflasyonla mücadele ediyor. Peki Türkiye’de durum ne?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ekonomi dosya içeriği; Ipsos Tüketici Güven Endeksi, Dünyanın Endişeleri ve Gündeme Dair isimli araştırma verilerinden derlenmiştir. Endeks Ipsos’un dünya çapında 29 ülkede gerçekleştirdiği bir çalışmadır.  Ülkenin en önemli sorunu ne? Güven endeksi gerilemiş durumda mı? 29 ülke ortalamasında en önemli sorun ne? Finansal politikaların doğruluğu yanlışlığı nedir? Uzmanların dışında halkın bu konulara dair algısı nasıl? Yirmi Dokuz ülke arasında Türkiye’nin bu konulara yönelik durumu nedir? Bu dosyada enflasyonu mercek altına alırken vatandaşın değerlendirmesi, beklentisi, yükselme veya düşüşe yönelik düşünceleri, işsizlik, kişisel yaşam standartları gibi başlıklar için de geçerli olan İfade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ : Son 1 ay içinde Türkiye’de Tüketici Güven Endeksi 3.2 puan gerilemiş durumda ve Haziran ayında Arjantin’den sonra en düşük güven endeksine sahip ülke durumunda. Finansal piyasalar açısından tüketicilerin piyasaya olan güveni, hem yatırım araçlarını arz edenler hem de talep edenler açısından büyük önem taşımaktadır. Tüketicinin hem tüketim isteği hem de bunun reel olarak ne kadar gerçekleşebileceğini ölçümleyen tüketici güven endeksleri mevcut  fotoğrafı belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ipsos Türkiye

Dünyanın Endişeleri Enflasyon 29 ülke ortalamasında da en önemli 3 problem içinde en öne çıkan konular sırasıyla ilk üçte; enflasyon, yoksulluk ve eşitsizlik, suç olarak sıralanıyor.

Ipsos Türkiye

ENFLASYON BİR NUMARA

Ülkeler ortalamasında %40 olan enflasyon, Türkiye’de %56 oranında belirtiliyor. Mayıs ayında ise Türkiye’de enflasyonun en önemli 3 problem içinde belirtilme oranı %44 oranındaydı. Geçen bir ay içinde enflasyonun sorun olarak belirtilme oranı 12 puan artmış durumda.

Ipsos Türkiye

BİREYLERİN % 84’Ü İÇİN EKONOMİ EN ÖNEMLİ PROBLEM

Gündeme Dair çalışmasında da ekonomi son bir senedir Türkiye’nin en önemli problem olarak belirtiliyor. Şubat ayında yaşadığımız deprem ve Mayıs ayındaki seçimlerden dolayı doğal afetler ve siyaset toplum için önemli bir sorun olarak belirtilse de Haziran ayında yine bireylerin %84’ü için ekonomi en önemli problem.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN GENEL DURUMU Türkiye ekonomisinin mevcut durumuna yönelik görüşlerde son 2 ayda çok bir değişim olmasa da geleceğe yönelik beklentilerde olumsuz görüşlerdeki artış dikkat çekici. Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu ; Covid-19 pandemisinin arkasından yaşanan yüksek enflasyon pandemisi ülkeleri, tüketicileri farklı seviyelerde de olsa etkiledi, etkilemeye de devam ediyor. Enflasyon hala en büyük endişe konusu. Ipsos’un Dünya’nın Endişeleri Araştırması sonuçlarına göre her on kişiden dördü ülkesi için en çok endişelendiği 3 konu içinde enflasyonu belirtiyor. Yoksulluk, işsizlik gibi diğer başlıkları da göz önüne aldığımızda endişe yaratan başlıca konuların ekonomi ile ilgili olduklarını tespit ediyoruz. 29 ülke arasında Türkiye enflasyondan en çok endişe duyan (Singapur ile birlikte) 3. ülke, ilk sırada üç haneli enflasyonu yaşayan Arjantin var.

Ipsos olarak tüketici güvenini bireylerin ekonomiye, kişisel finansal durumlarına, tasarruflarına, önemli yatırımlar yapmaya dair değerlendirmeleri üzerinden hesaplıyoruz. İndeksin ölçüldüğü 29 ülke ortalamasında (47,4) Haziran ayında durağan bir seyir gözlemlendi, Mayıs’a (47,2) kıyasla aynı seviyede kaldı diyebiliriz. Ülkeler enflasyon ile mücadelede izledikleri farklı süreçlerden geçiyorlar, örneğin geçtiğimiz ay içinde Almanya’da resesyon haberlerinin arkasından tüketici güveni sert bir şekilde düşerken İngiltere’de yükseldi. Mayıs ayında Türkiye’ye ait tüketici güven skoru her ne kadar hala ortalamanın oldukça altında olsa bile 2019 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaşmıştı (39,1). Ancak Haziran ayında ise 3,2 puanlık bir gerileme oldu, 35,9’luk tüketici güven skoru ile Haziran’da Türkiye 29 ülke içinde Arjantin’in ardından sondan ikinci sırada yer aldı.

Ipsos Türkiye olarak yaptığımız düzenli “Gündeme Dair” araştırmasının Haziran ayındaki katılımcılarının %84’ü de diğer araştırmalarımızdaki gibi ülkemizin en önemli sorunu enflasyondur dediler. Geçen yıl aynı dönemde yine %80lerin üzerinde olan bu oran seçim sürecinde %73’e kadar gerilemişti. Şubat sonrasında gözlemlediğimiz görece iyimserlik Haziran ayında yerini yeniden olumsuza dönmeye başladı, eğilimin nasıl devam edeceğini Temmuz sonuçları ile daha iyi görebileceğiz. Görece iyimserlik tanımının altını çizmek gerek, şöyle ki ekonominin durumunu kötü olarak görenlerin oranının %74’den %64’e düşmesini kast ediyorum, nihai durumu iyimserlik üstün çıkıyor şeklinde göremeyiz, Mayıs itibarı ile gelinen noktada hala üç kişiden ikisi ekonominin durumunu kötü olarak değerlendiriyordu. Haziran’da ise kötümserlerin oranını 2 puanlık artışla %66 olarak tespit ettik. Benzer bir durumu ekonominin geleceğine dair tahminlerde de görüyoruz, Şubat’ta önümüzdeki birkaç ay içinde ekonomi kötüleşir diyenlerin oranı %56 iken Mayıs’ta %35’e düşmüştü. Ancak ekonominin kısa vadeli geleceğine dair kötümser olanların oranı Haziran’da yeniden %51’e tırmandı. Bir ay içinde %16’lık bir yükseliş.

Sidar Gedik

Ülkemizde vatandaşlar ekonominin gidişatını döviz kurlarının üzerinden değerlendirirler. Tüketici güveni ile farklı göstergeler arasındaki ilişkiyi analiz ettiğimizde döviz kurlarının seyri ile büyük bir korelasyon içinde hareket ettiklerini tespit ederiz. Haziran ayında TL’de yaşanan değer kaybı tüketicinin güveninde de bir erozyon yaratmışa benziyor. Yabancı para birimlerinin önümüzdeki aylarda TL karşısında değer kazanmaya devam edeceğini düşünenlerin oranı Mayıs’tan Haziran’a %65’ten %72’ye yükseldi. Enflasyonun yılın geri kalan aylarında yükseleceğini düşünenlerin oranı da %63’ten %69’a yükseldi. İşsizlik, yaşam standardı, kişisel harcamaların artması gibi farklı parametrelerin hepsinde Haziran ayında daha da olumsuza dönen bir tablo söz konusu. Negatiften daha da negatife doğru bu hareketin devam edecek bir trend olup olmayacağını Temmuz’da göreceğiz. %34’lük asgari ücret artışı ve memur maaşlarında yapılacak düzenlemelerin bu değerlendirmelere nasıl etkisi olacağını takip edeceğiz.” Dedi.

Tüketici Güven Endeksi 29 ülkede ne diyor?

Tüketici Güven Endeksi 29 ülkede ne diyor?

 Ipsos tarafından gerçekleştirilen dosya içeriği; Ipsos Tüketici Güven Endeksi ve Gündeme Dair isimli araştırma verilerinden derlenmiştir. Endeks Ipsos’un dünya çapında 29 ülkede gerçekleştirilmiştir. Ülkenin en önemli sorunu ne? Finansal politikaların doğruluğu yanlışlığı nedir? Uzmanların dışında halkın bu konulara dair algısı nasıl? Yirmi Dokuz ülke arasında Türkiye’de halkın bu konulara yönelik durumu nedir? Enflasyonu da mercek altına vatandaşın değerlendirmesi, beklentisi, yükselme veya düşüşe yönelik düşünceleri, işsizlik, kişisel yaşam standartları gibi başlıklar için de geçerli olan İfade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ Mevcut piyasa durumu ve gelecekteki beklenti tüketicilerin tüketim ve yatırım kararlarını etkilemektedir. Finansal piyasalar açısından tüketicilerin piyasaya olan güveni, hem yatırım araçlarını arz edenler hem de talep edenler açısından büyük önem taşımaktadır. Tüketicinin hem tüketim isteği hem de bunun reel olarak ne kadar gerçekleşebileceğini ölçümleyen tüketici güven endeksleri fotoğraafı belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ipsos Türkiye

EN ÖNEMLİ SORUN Depremi yaşadığımız Şubat ayında ekonominin önemi düşmüştü. Ancak bugüne gelindiğinde ekonomi yine her 4 kişiden 3’ü için en önemli sorun.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE EKONOMİSİ MEVCUT DURUM Türkiye ekonomisin mevcut durumuna yönelik olumlu görüşler çok değişmese de daha kötü olacak diyenlerin oranı düşüyor. Olumlu beklentilere sahip birey oranı ise Nisan ayından itibaren son 1 sene içindeki en yüksek orana erişmiş durumda. Ancak gelecekle ilgili ne olacağı konusunda fikri olmayanların da oranı artıyor.

Ipsos Türkiye

ENFLASYONUN DAHA DA ARTACAĞI GÖRÜŞÜ AZALIYOR.

Ipsos Türkiye

 İŞSİZLİĞE YÖNELİK BEKLENTİ İşsizliğin artacağını düşünenlerin oranı Şubat’tan bu yana azalıyor.

Ipsos Türkiye

 YAŞAM STANDARDINA YÖNELİK BEKLENTİ Yaşam standardına yönelik beklentilerde de olumsuz düşünenlerin oranı azalıyor.Ipsos Türkiye

KİŞİSEL HARCAMALARA YÖNELİK BEKLENTİ Sabit giderleri ödedikten sonra kendilerine harcayabilmek için kalan paranın azalacağını söyleyenlerin oranı düşerken aynı kalacağını düşünenleri oranı artıyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu ; “Nasıl bir felaket ile karşılaşırsak karşılaşalım ekonomi en önemli sorun olmayı sürdürüyor. Salgın yaşadık, deprem felaketi yaşadık, binlerce can kaybettik, ancak küçük bir kesinti döneminin ardından ekonomi hep en önemli sorun olarak görülmeye devam etti. Finansal politikaların doğruluğu yanlışlığı ile ilgili tartışmaları konunun uzmanlarına bırakıp halkın bu konuya dair algısının nasıl olduğuna baktığımızda son 1 yıl içinde yavaş da olsa olumlu yönde ilerleyen bir trend ile karşılaşıyoruz.

29 ülkede ölçümlenen Ipsos Tüketici Güven Endeksi’nde her ne kadar hala ülkeler ortalamasının çok altında bir noktada olsak bile Türkiye son 1 yıl içinde en fazla ilerleme kaydeden ülkelerden biri oldu. 29 ülke ortalamasında tüketici güven endeksi değeri 47 iken Türkiye’de 39, ancak bu değer bir yıl önce 31 idi.

Ülkemize daha detaylı baktığımızda her üç vatandaştan ikisi ülke ekonomisinin mevcut durumunu kötü bulduğunu görüyoruz, ancak 1 yıl önce bu oran %84 idi. Keza ekonominin birkaç aylık dönemde daha iyi olacağını düşünenlerin oranı 1 sene önce %6 iken şimdi %24. Ekonominin bu kısa vadeli geleceğine dair beklentisi olumsuz olanların oranı yarı yarıya azalmış durumda.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Biraz daha detaya inip enflasyonu mercek altına alıp bakalım, vatandaşların önemli bir kısmı enflasyonun zirveyi gördüğünü düşünüyor, %39’luk bir kesim enflasyonun ya artık bu seviyelerde kalacağı ya da azalacağı fikrinde. Enflasyonun yükselmeyi sürdüreceğini düşünenlerin oranı sene başında %70 iken Mayıs başında %60’a düştü.

Tablo genel olarak baskın şekilde olumsuz olmaya devam ediyor elbette ancak olumsuz beklentilerdeki benzer gerileme işsizlik, kişisel yaşam standartları gibi başlıklar için de geçerli.

Özetlemeye çalışırsak vatandaşların ekonomiye yönelik algısında toplam gösterge olumluya dönmemiş olmakla birlikte “krizde zirveyi gördük, bundan sonra daha kötü olmaz ama daha iyi olabilir” diyenlerin oranında artış var.

Bu pozitif trendin 14 Mayıs’taki seçim sonuçlarına yansımış olma ihtimali de yok değil” dedi.

Şavaş varsa mültecilere kapımız açık

Şavaş varsa mültecilere kapımız açık

Dünya Mülteci Günü Araştırması Ipsos tarafından; 22 Nisan – 6 Mayıs 2022 tarihlerinde dünya çapında 28 ülkede gerçekleştirilmiştir. Derlenen verilerde bu hafta ; İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında, diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi, dünyada ve Türkiye’de göç edenlerin topluma uyumu, bu uyuma yönelik toplumların değerlendirmeleri, mültecilere çalışma izninin verilmesi, mültecilere sınırlarını kapatılması konularında bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir.

 SINIRLARIN MÜLTECİLERE KAPATILMASI KONUSUNU EN FAZLA DESTEKLEYEN ÜLKE TÜRKİYE… İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi görüşüne 28 ülke genelinde bireylerin %78’i katılıyor. Türkiye’de ise bu oran %66 seviyesinde. Ayrıca bu görüşe katılan bireylerin de oranı son 2 senede 11 puan gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE’DE YAŞAYAN VATANDAŞLARIN %66’SI SAVAŞ VEYA ZULÜMDEN DOLAYI ÜLKESİNİ TERK EDEN KİŞİLERİN DİĞER ÜLKELERE SIĞINABİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR.  İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi görüşüne 28 ülke genelinde bireylerin %78’i katılıyor. Türkiye’de ise bu oran %66 seviyesinde. Ayrıca bu görüşe katılan bireylerin de oranı son 2 senede 11 puan gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

ÜLKEMİZE GELECEK OLAN MÜLTECİLERİN TÜRK TOPLUMUNA UYUM SAĞLAYACAKLARI KONUSUNDA BİREYLERİN DÜŞÜNCESİ OLDUKÇA OLUMSUZ.  28 ülke genelinde mültecilerin gittikleri ülkede topluma uyum sağlayacakları konusundaki görüşler ikiye ayrılmış durumda. Bireylerin %50’si bu kişilerin topluma uyum sağlayacaklarını düşünürken %40’ı uyum sağlayamayacakları görüşünü savunuyor. Türkiye’de ise durum oldukça farklı. Türkiye’de sadece her 4 kişiden 1’i mültecilerin topluma uyum sağlayacaklarını belirtirken, %69’u uyum sağlayamayacaklarını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

 MÜLTECİLERE ÇALIŞMA İZNİ VERİLMESİNİN MÜLTECİLERİN HEM O ÜLKENİN DİLİNİ ÖĞRENMELERİ HEM DE TOPLUMA DAHA KOLAY UYUM SAĞLAYABİLECEKLERİ KONUSUNDA Kİ KABUL ORANI DA TÜRKİYE’DE DİĞER BİRÇOK ÜLKEDEN DAHA DÜŞÜK: Ülkelerin genelinde bireylerin %60’ı çalışma izninin mültecilerin topluma uyumu kolaylaştıracağı konusunu destekliyor. Ülkemizde ise bu görüşü destekleyenlerin oranı sadece %33 ve tüm ülkeler arasında bu konuda olumlu görüş bildiren en düşük ülke. Olumlu görüş bildirmenin yanı sıra olumsuz görüş bildirenlerin de oranı %46 ile tüm ülkeler arasındaki en yüksek oran.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “İçinden geçilen dönemin en önemli gerçeklerinden biri göç. Göç, üzerinde bir ömür boyu akademik araştırma yapılabilecek, çok boyutlu, derin bir konu. İç göç, dış göç, ekonomik, siyasi veya savaş nedeni ile göç gibi çeşitlenebiliyor. Ancak değişmeyen gerçek, Dünya coğrafyasının önemli bir kısmında kitlesel göç hareketlerinin yaşanıyor olduğu. Bu durum farklı ülkelerde göç olgusuna farklı bakışlar yaratıyor.

Ipsos’un 28 ülkede gerçekleştirdiği araştırma, göç ile karşı karşıya kalan ülkelerde yaşayanların 2020’den 2021’e geçişte konuya dair daha olumsuz bir yaklaşım içine girmişken 2022’de bu görüşlerin değiştiğini gösteriyor. 2022 yılında yapılan araştırmada birçok ülkede sorulara verilen yanıtlarda Ukrayna-Rusya savaşının etkilerini görüyoruz. Suriye’de yaşanan savaşın ardından çok kısa bir süre içinde kitlesel bir göç ile karşı karşıya gelen Türkiye’de ise olumsuzluk artarak devam ediyor.

Savaş söz konusu olduğunda mültecileri kabul etme eğilimi yüksek. 28 ülke ortalamasında araştırmaya katılanların %78’i savaştan kaçanların diğer ülkelere sığınabilmesi gerektiğini belirtiyor.  Ukrayna-Rusya savaşının da etkisi olduğunu düşünüyorum. Savaştan kaçanların başka ülkelere sığınabilmesi gerektiğine inananların oranı 2020 ile 2021 arasında genel olarak gerilerken 2022’de dikkat çekici şekilde artmış. İşte bunun Ukrayna-Rusya savaşının bir etkisi olduğunu düşünüyorum.  Türkiye’de ise azalmaya devam ediyor. 2020’de %77 olan oran 2022’de %66’ya gerilemiş durumda.

Benzer bir trendi mültecilerin gittikleri ülkeye uyum sağlayacaklarına dair inanış için de görüyoruz. Bu soruya olumlu yanıt verenlerin oranı genel olarak 2021’e kıyasla benzer seviyelerde kalmış veya artmışken Türkiye’nin de içinde bulunduğu az sayıda ülkede azalmış. Ama şunu da not etmek lazım, ülkeler ortalamasında ancak her iki kişiden biri bu düşüncede. Türkiye’de ise dört kişiden biri mültecilerin gittikleri ülkeye uyum sağlayacaklarına inanıyor.

Mültecilere çalışma izni verilmesi onların ülkenin dilini öğrenip topluma uyum sağmasını hızlandıracaktır görüşü ülkeler ortalamasında %60 destek buluyor. Bu düşünceyi destekleyenlerin oranı 28 ülkenin (içinde Türkiye’nin de bulunduğu) sadece beşinde %50’nin altında kalıyor. Türkiye’de her üç kişiden biri bu görüşte, bu oran 28 ülke içindeki en düşük oran.

Ipsos Türkiye

Sınırların mültecilere kapatılması gerektiğini düşünenlerin oranında 2021’e kıyasla önemli düşüş var. 28 ülke içinde bu oranın geçen yıla kıyasla arttığı 2 ülke var, biri Türkiye; üstelik %76’lık oran ile birinci sırada. Öte yandan ülkeler ortalamasında sadece alışkanlıklar üç kişiden biri bu şekilde düşünüyor. 2020 ile 2021 yılları bulguları arasında büyük bir fark yok iken 2022’de bir düşüş yaşanmasını ben yine Ukraynalı sığınmacılara bağlıyorum.

Bu araştırmaya katılanların çoğu Ukrayna’da yaşanan drama açık bir reaksiyon veriyor. Daha kabul edici bir tavır var. Türkiye’deki vatandaşlar ise göç ile ilgili bir soru ile karşılaştığında Suriyeli sığınmacılara odaklanıyor kendi yerel tecrübelerinden hareket ediyorlar. Ve ülkemizden bu araştırmaya katılanların mültecilere genel olarak olumlu baktıklarını söylemek pek mümkün değil.”

Tüketici trendleri mercek altında

Tüketici trendleri mercek altında

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ ve IPSOS HANE PANELİ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; “ 2022’de DEĞİŞEN TÜKETİCİ TRENDLERİ VE YÜKSEK SOSYO-EKONOMİK GRUP KRİZİ” mercek altına alınıyor.  Tüm dünyanın etkilendiği ve etkilerini ister istemez hissettiğimiz küresel ekonomik kriz sonucu yüksek enflasyon tüketicilerin davranışlarını değiştirir mi? Daha az eğlence, daha az satın alma gibi davranışlar hanelerde ölçümlenirken; harcamaların mümkün olduğunca minimize edildiği, ürün çeşitliliğinin ise daraldığı görülmektedir. Bazı ürün ve hizmet gruplarına yapılan harcamalar “bekle ve gör” stratejisi ile kısıtlanma bandında durmaktadır. Toplam tüketim harcamaları azalmakta ve harcama gruplarının bütçe içerisindeki çeşitlilik payları değişmektedir. Bireylerin bu başlıklarda ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

ALINAN FARKLI ÜRÜN ADEDİNDEKİ YÜZDELİK DEĞİŞİM: 2022 yılının ilk 10 ayında hanelerin aldığı farklı ürün sayısında ilk kez düşüş görüldü. Geçmiş yıllarda hep artış eğiliminde olan farklı ürün alım adedi ilk kez geriledi. Bu da hanelerde ürün çeşitliliğinin azaldığını gösteriyor.

Ipsos Türkiye

 ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ AZALMASI AB SES GRUBU HANELERDE DAHA SERT YAŞANDI…  AB SES Grubu’nda evin hanımının alışverişte çok daha etkili olduğunu, AB hanelerin zincir marketlerden yüksek oranda alışveriş yaptıklarını, en çok Pazartesi günü alışveriş yaptıklarını, ayın 15’inin onlar için de önemli olduğunu, bazı kategorilerde büyük boya yönelirken bazılarında küçük boyu tercih ettiklerini, bazı kategorilerde farklı markaları denemeyi severken bazılarında düzenli aldıkları markadan vazgeçmediklerini, küçük sepetlerinde genelde soğuk içeceğe rastlandığını bilmek, bu kitleye ulaşma konusundaki etkinliği arttırmaktadır.

Ipsos Türkiye

SON İKİ YILDA SES GRUPLARINDA HANELERİN HARCAMA ENDEKSİ NASIL? Hakkında az şey bilinen ve çoğu zaman pek dikkate alınmayan C1 SES Grubu’nun, farklı kategorilerde ve farklı durumlarda ortalamadan belirgin bir şekilde farklılaşan alışveriş davranışı sergilediğini görmek, hedef kitlemize yer yer C1’i de dahil etmemiz gerektiğini göstermektedir. C2 dediğimiz SES Grubu’nun Türkiye’yi en iyi temsil eden SES grubu olduğunu, birçok noktada Türkiye ortalaması ile C2 SES grubunun trendlerinin çok paralel olduğunu, dolayısıyla Türkiye’yi tanımanın yolunun C2’den geçtiğini görmek Hızlı Tüketim Ürünlerine bakışımızı değiştirecektir. Fiyata oldukça duyarlı yapısı nedeniyle ulaşmakta zorluk çekilen DE SES Grubu’nda;  çocukların alışverişte etkin olduğunu, alışverişlerini hafta içi yapmayı tercih ettiklerini, yarısının zincir marketlerden hiç alışveriş yapmadığını, ayın 15’inde atıştırmalıklara oldukça fazla harcama yapıp ayın geri kalanında harcamalarını azalttıkları görülmektedir. Ayrıca; gazlı meşrubatlar gibi nadir kategorilerde büyük boyları tercih edildiği bilinmektedir. AB grubunda ürün çeşitliliği daha fazla düşerken ürünlere yapılan toplam harcama da daha az artış gösterdi. Hanede daha fazla düşen bu harcama dışarıdan yeme-içmede daha yüksek artışla dengelenmiş olabilir hipotezi de geçerli değil: AB’nin evde de dışarıda da yaptığı harcama diğerlerinden daha az artıyor, AB daha çok frene basıyor.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Yüksek enflasyon, haneleri daha çeşitli, farklı ürün satın almaktan uzaklaştırıyor. Hane Tüketim Paneli araştırmamızda geçmiş yıllarda satın alınan ürün çeşitliliğinde hep artış tespit ederdik. İlk defa bu yılın ilk 10 ayında bu alanda bir gerileme gördük. Artık %2 oranında daha az çeşit satın alıyoruz, bu düşüş mesela temizlik ürünlerinde ise %7.

Çalışma Bakanlığı asgari ücretlilerin tüm çalışanlar içindeki oranının %37 olduğunu açıkladı. Ve asgari ücrette 2022 yılında Ocak ve Temmuz aylarında yapılan zamlarla toplamda %90’ın üzerinde artış gerçekleşti. Düşük ücretli kesim için tasarruf etmek çok daha zor, hatta imkânsız diyebiliriz, dolayısıyla bu ücret artışı harcanabilir gelirin enflasyon karşısında bir nebze de olsa korunması anlamına geliyor. Bunu bir refah artışı olarak görmek doğru olmaz elbette, olsa olsa uğranılan refah kaybının azaltılması diyebiliriz. Öte yandan daha yüksek gelir gruplarında, özellikle ücretli çalışan daha üst gelir gruplarında maaşlar görece daha az arttı. Bu grubun harcanabilir gelirindeki kayıp oranı daha fazla. Bu durumun yansımalarını tüketim istatistiklerinde görmeye başladık. Belirttiğim gibi ortalama bir hanede satın alınan ürünlerin çeşitliliği Ocak-Ekim 2022 döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla %2 oranında azalırken AB sosyoekonomik segmentindeki hanelerde bu azalma %4 olarak gerçekleşti. AB haneleri ortalamaya doğru (gerileyerek) yaklaşıyor, Ekim 2021’den önceki 12 aylık dönemde ortalamadan %11 fazla harcama yapıyorlardı, Ekim 2022’de son 12 aylık dönemde ortalamanın %5 üzerinde harcama yapar hale geldiler. C2 haneleri aynı dönemlerde ortalamada iken ortalamanın %1 üzerine çıktılar, DE haneleri de yine ortalamaya doğru bir adım atarak %1 (yükselerek) yaklaştılar.

AB sosyoekonomik grubuna dahil vatandaşların karşılaştığı kayıp genel memnuniyet ve beklentilerine de yansıyor. 2021 sonunda bu grupta kişisel yaşam standardından memnuniyetsizlik genel ortalamadan gerideyken 2022 Eylül’e geldiğimizde ortalamanın üzerinde bir memnuniyetsizlik görmeye başladık. Benzer durum önümüzdeki birkaç aylık döneme dair beklentiler için de geçerli. Yaklaşık bir yıl önce kişisel ekonomilerinde kötüye gidiş olacağını düşünenlerin oranı AB segmentinde ülke ortalamasına göre daha düşük idi. 10 ay sonra ise durum tersine döndü. AB, genel topluma göre daha umutsuz.

Üst sosyoekonomik grupların tüketici olarak karşılaştıkları bu ekonomik erozyon, üzerine çok düşünülmesi gereken bir değişim. Gelir dağılımında daha dengeli bir tablo olması elbette her ülkenin hedefi, ancak yoksullaşarak değil zenginleşerek eşitlenmeyi amaçlamalıyız.

Okul masrafları için nelerden tasarruf ettik

Okul masrafları için nelerden tasarruf ettik

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; okul masrafları karşısında zorlanan ebeveynler mercek altına alındı. Okul masraflarında en çok nerelerde zorlandıkları, bu süreci nasıl yönettikleri, neler yaptıkları izlendi. Bu masraflara yetişebilmek için diğer hangi harcamalardan da kısmak durumunda kaldıklarına dair; birçok soruda bireylerin kaygıları, beklentileri, planlamalarının ne yönde olduğu gibi başlıklarda ifade, tutum ve davranışlar incelenmiştir.

OKUL MASRAFLARININ KISILMASININ YANISIRA HER 10 EBEVEYNDEN 8’İ DİĞER HARCAMALARINI DA KISMAK DURUMDA KALMIŞ.

Ebeveynlerin %81’i okul harcamalarının yanı sıra bu masrafları karşılayabilmek için diğer harcama kalemlerini de kısmaya çalışmış. Bu kişilerin özellikle sosyal hayata yönelik kalemlerde tasarrufa gittiği görülüyor. Dışarıda yemek yemek, dışarıdan yemek ısmarlamak ya da sinema tiyatro gibi dışarıda eğlence aktiviteleri daha az yapılmaya başlanmış. Bu gider kalemlerinin dışında ek olarak giyim harcamaları da kısılmaya çalışılan diğer bir harcama kalemi.

Ipsos Türkiye

 GEÇEN SENEYE GÖRE BU SENE YAPILAN HARCAMALAR KARŞISINDA EBEVEYNLERİN HEMEN HEMEN HEPSİ ZORLANDIĞINI BELİRTİYOR.

Çocuğu okula giden ebeveynlerin %70’i okul masraflarının bütçelerini çok zorlayacak şekilde arttığını, %24’ü de biraz zorlayacak şekilde arttığını söylüyor. Toplamda hemen hemen tüm ebeveynlerin bu seneki okul masrafları karşısında oldukça zorlandığı görülüyor.   Okul masrafları karşısında zorlamayan ebeveynleri oranı ise sadece %6.

Ipsos Türkiye

HER 10 EBEVEYNDEN 7’Sİ OKUL MASRAFLARINI KISMAYA ÇALIŞMIŞ.

Okul masrafları karşısında zorlanan ebeveynlerin %67’si okul ile ilgili harcamaları kısmış. Okul masraflarını kısmak için ebeveynlerin %37’si kırtasiye giderlerini kısmaya çalışmış ya da geçen seneden kalan kırtasiye malzemelerini kullanmış, %36’sı bir önceki senenin okul kıyafetlerini kullanmış. Okulda yapılan yemek harcamalarını kısmak için de her 4 ebeveynden biri evden sandviç ya da yemek yapıp çocuklarının yanına verdiğini belirtiyor.

Ipsos Türkiye

2022-2023 EĞİTİM ÖĞRETİM YILININ BAŞLAMASI İLE BİRLİKTE OKULA GİDEN ÇOCUĞU OLAN EBEVEYNLERİN EN ÇOK YAPTIKLARI ALIŞVERİŞ KIRTASİYE ALIŞVERİŞİ

Okula giden çocuğu olan ebeveynlerin %85’i kırtasiye alışverişi yapmış. Yapılan diğer önemli harcama kalemleri de okul kıyafetleri, ayakkabı (%70) ve kitap (%64) şeklinde sıralanabilir.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Sonbahar itibarı ile aile bütçelerinde yaz aylarında söz konusu olmayan iki önemli harcama kalemi ekleniyor, okul masrafları ve ısınma faturaları. Var olan yükün üstüne okul masraflarının eklenmesi hemen hemen tüm aileleri olumsuz etkiliyor.

Neredeyse tüm veliler okul masraflarındaki artış nedeni ile az ya da çok zorlandıklarını belirtiyorlar. Her on veliden yedisi ise çok zorlandığını belirtiyor. Doğal olarak yine buna çok yakın bir oranda bir grup veli bazı eğitim malzemelerinden/ihtiyaçlarından fedakârlık yapma yoluna gidiyor, mesela eski kırtasiye ürünlerini, okul kıyafetlerini bu yıl da kullanmak gibi.

Bu önlemlerin tek başına yeterli olduğunu söylemek zor. Çünkü her on veliden sekizi ise okul masraflarına kaynak ayırabilmek için başka kalemlerde de kısıntı yaptığını söylüyor, kısıntı yapılan başlıklar bizim daha önceki araştırmalarımızdaki tespitlerimiz ile paralel; dışarıda yeme-içme, eğlence, giyim gibi ertelenebilir harcamalar.

Ipsos Türkiye

Havaların soğuması ve ısınma masrafının da eklenmesi ile aile bütçesinin yönetimi daha da zorlaşacak. Uygulama detaylarının açıklanması beklenen ısınma desteği birçok aile için önemli rol oynayacak, özellikle de çocuk okutan aileler için. Tabi işverenlerin ne kadarının bu desteği çalışanlarına hangi koşullarda yansıtacağı çok belirleyici olacak

Üniversite öğrencilerin yüzde 86’sı devlet yurtlarını tercih ediyor

Üniversite öğrencilerin yüzde 86’sı devlet yurtlarını tercih ediyor
Ipsos tarafından gerçekleştirilen Anti Kriz Monitörü verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; üniversitelinin barınma tercihi mercek altına alındı.
Öğrencilerin ne kadarı yaşadığı şehir dışında bir üniversiteye gitmeyi planlıyor, konaklama tercihi nerelerde olacak, devlet yurtları ve diğer alternatifleri değerlendirecek olanların oranı ne? Devlet yurtlarında yer gelmediğinde öğrencilerin yüzde kaçı; özel yurtları tercih edecek ve veya arkadaşları ile birlikte kiralık ev bakacak? Yurtlarda yer gelmemesi durumunda bu öğrencilerin yüzde kaçı okulunu dondurup memlekete geri dönecek? Özel yurtlar öğrencilerin yaklaşık tamamı tarafından pahalı bulunurken devlet yurtları için bu oran ne? Gibi birçok başlıkta bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

2022-2023 EĞİTİM- ÖĞRETİM YILINDA ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN %65’İ YAŞADIĞI ŞEHİR DIŞINDA BİR ÜNİVERSİTEYE GİDECEK…

Her 10 üniversite öğrencisinin 7’si yaşadığı şehirden başka bir şehirde üniversiteye gittiğini söylüyor. Yaşadığı şehirde üniversiteye gidecek olanların oranı da %34.

Ipsos Türkiye

YAŞADIĞI ŞEHİRDEN BAŞKA BİR ŞEHİRDE OKUYACAK ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN ¾’Ü YURTLARDA KALMAYI PLANLIYOR.

Başka şehirlerden okumak için geldikleri şehirde yurtta kalmak isteyen öğrencilerin oranı %74. Bu öğrencilerin %14’ü de ev kiralamayı düşünüyor. Yurtta kalmak isteyen öğrencilerin tercihi devlet yurtlarında kalmak (%86). Özel yurtta kalmak isteyen öğrencilerin oranı ise sadece %8.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

DEVLET YURDUNDA YER GELMEMESİ DURUMUNDA BU ÖĞRENCİLERİN %39’UNUN 2. TERCİHİ ÖZEL YURTLAR.
Devlet yurtlarında yer gelmediğinde öğrencilerin %39’u özel yurtları tercih edeceğini, %32’si de arkadaşları ile birlikte kiralık ev bakacağını belirtiyor. Yurtlarda yer gelmemesi durumunda bu öğrencilerin %10’u okulunu dondurup memlekete geri döneceğini ifade ediyor.

Ipsos Türkiye

ANCAK GEREK DEVLET GEREKSE DE ÖZEL YURT FİYATLARI ÖĞRENCİLER TARAFINDAN PAHALI BULUNUYOR.

Özel yurtlar öğrencilerin yaklaşık tamamı tarafından pahalı bulunurken devlet yurtları için bu oran daha düşük olsa da yine de her 10 öğrenciden 8’i devlet yurtlarının ücretlerinin de pahalı olduğu görüşünde.

Ipsos Türkiye

EĞİTİM İÇİN GEREKLİ OLAN BÜTÇE ÖĞRENCİLERİN %95’İNİ ZORLUYOR.

Üniversite öğrencilerinin %55’i eğitimleri için gerekli olan bütçenin kendilerini ve ailelerini çok zorladığını belirtirken, %40’ı biraz zorladığını belirtiyor. Toplamda eğitim bütçesi hemen hemen tüm öğrencileri zorluyor. Başka şehirden okumak için gelen öğrencilerin daha fazla zorlandığı görülüyor. Bu öğrenciler nezdinde çok zorlandığını söyleyenlerin oranı %64.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Yıllar içinde ülkemizdeki üniversite sayısı önemli ölçüde arttı, ancak bu gelişme yine de öğrencilerin çoğunun üniversite eğitimi için başka bir şehire gitmesinin önüne geçememiş görünüyor. Araştırmamıza katılan üç üniversite öğrencisinden ikisi eğitim için halen yaşadığı şehir yerine başka bir şehire gideceğini belirtiyor.
Başka bir şehire gitmek durumunda olanların oranı bu kadar yüksek olunca da doğal olarak barınma ihtiyacı söz konusu oluyor. Halen yaşadığı şehirdeki bir üniversiteye gidecek olanlar içinde bile her beş öğrenciden biri evinde kalmayacağını belirtiyor. Tabi başka şehire gidenlere baktığımızda yurt ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz, her dört öğrenciden üçü yurtta kalmayı amaçlıyor. Tüm öğrencileri hesaba kattığımızda öğrencilerin yarısı demek…
Yurtta kalmayı düşünen öğrencilerin içinde her on kişiden dokuzu devlet yurtlarını hedefliyor.

Ipsos Tür.kiye CEO’su Sidar GEDİK
Üniversite eğitimi öğrencilerin ailelerinin bütçesini zorlayan bir süreç, öğrencilerin %95’i ailelerinin az ya da çok zorlandığını belirtiyor. Hal böyle iken yurt ücretleri de zorlayıcı geliyor. Hemen hemen tüm öğrenciler özel yurt ücretlerini olması gerekenden pahalı buluyor. Öyle ki; her on öğrenciden biri devlet yurdunda yer bulamazsa kaydını dondurup beklemeyi düşünüyor.
Özel yurtlara bakış böyle iken devlet yurtlarının fiyatları uygun bulunuyor diye düşünebiliriz ancak maalesef tablo öyle değil, her on öğrenciden sekizi devlet yurtlarını da olması gerekenden pahalı buluyor. Ekonomik koşulların ağırlığı, yüksek enflasyon başka birçok alanda olduğu gibi üniversite eğitiminde de ciddi anlamda zorluk yaratmış halde.