Yazılar

Aşk eskisi kadar romantik mi?

Aşk eskisi kadar romantik mi?

Aşk gerçekten olmazsa olmaz mı yoksa abartılıyor mu? Sosyal medyayla birlikte aşkın tanımı ve yoğunluğu giderek değişiyor. Dünyanın en büyük arkadaşlık uygulamalarından biri olan OkCupid’in kullanıcılarından aşka dair soruları cevapladı. İşte sonuçlar.

Aşkın gözü kör mü?

Aşkın bizi ‘kör’ etmesinin aslında oldukça kimyasal bir açıklaması var. Hormonlar. Birinden etkilendiğimizde salınan serotonin hormonu, o kişinin düşüncelerimizin içinde daha fazla yer tutmasına neden oluyor. Bir adrenalin türü olan norepinefrin kalbimizi hızlandırıp avuçlarımızı terletiyor. Uykumuzu kaçırıyor. Dopamin ise ayaklarımızı yerden kesiyor. Platformda arkadaş arayanların yüzde 81’i bu duyguyu bir şekilde yaşadığını söylüyor. Ancak bu kullanıcıların sadece yüzde 30’u sadece internetten konuştukları birine aşık olabileceklerini düşünüyorlar. Erkeklerin yüzde 44’le bu konuya kadınlardan daha umutlu bakıyorlar. Belki de dışarısı daha umutsuz görünüyordur.

Aşk eskisi kadar romantik mi?

Aşk her şeyi affeder mi?

Hormonlar bu kadar işin içindeyken acaba ruh güzelliği de mutlu olmada etkili mi?

Platform kullanıcılarına göre hayır. ‘Fiziksel aşk hayattaki mutluluk için gerekli mi?’ sorusuna yüzde 85 ‘Evet’ yanıtı vermiş. Anlaşılan ruh eşi mistisizmi internette pek moda değil. Kullanıcıların yüzde 49’u aşkın abartıldığını düşünürken yüzde 25’’i de küçümsendiğinden yana. Soruları cevaplayanlara göre aşk öyle sonradan olan bir şey değil gibi. Kullanıcıların yüzde 66’sı hoşlanmadıkları birine aşık olamayacağını düşünüyor. Erkekler bu konuda da yüzde 10 daha iyimser. ‘Aşık olmak mı daha kolay yoksa nefret etmek mi?’ sorusuna cevap verenlerse yüzde 66 oranla nefret etmeyi daha kolay bulmuşlar. Acaba aşk Tanrısı Cupid de mi yaz tatiline çıktı bilmiyoruz.

Sosyal medya aşkı önemsizleştirdi mi?

Buraya kadar her şey kötü görünüyor ama soruları cevaplayan platformda kullanıcıları her ne kadar fiziksel aşka ve nefrete daha yakın görünseler de ‘Aşk her şeyi fetheder mi?’ sorusuna yüzde 67 oranla ‘Evet’ diyorlar. Üstelik yüzde 63 oranla sosyal medyanın aşk ve ilişkiler konusuna etki ettiğini düşünmüyorlar. Soruları cevaplayanların yüzde 50’si aşık olmayı seviyor ve akışına bırakıyor. Yüzde 20’si de ‘Hastasıyım ve çok istiyorum’ diye yoksunluğunu çekiyor. Nitekim serotonin hormonu aşkın ilk anlarından itibaren azalmaya başladığı için uzmanlara göre aslında her aşık olan bir süre sonra yoksunluk yaşamaya başlıyor.

Aşk eskisi kadar romantik mi?

Ayrılık da aşka dair mi?

Asıl can alıcı olansa, ‘Gerçek aşkı mı yoksa pek çok keyifli ilişkiyi mi tercih edersin?’ sorusuna verilen yanıtlar. Kullanıcıların yüzde 71’i gerçek aşkı tercih ediyor. Kadınların yüzde 20’si pek çok ilişkiye de ‘tamam’ derken erkeklerde bu oran yüzde 30. Kadınlar tek bir gerçek aşkı daha çok tercih etseler de aşık olmaktan erkeklere oranla daha çok korkuyorlar. ‘Delicesine aşık olmak korkutucu mu?’ sorusuna erkeklerin yüzde 27’si, kadınlarınsa yüzde 35’i ‘Evet’ yanıtını veriyor. Yani her ne kadar aşk bizi başta büyülese de aynı şekilde korkutmaya da devam ediyor gibi. Siz ne dersiniz?

Toplumun yüzde 3’ü Suriyelileri önemli sorun olarak görüyor

Toplumun yüzde 3’ü Suriyelileri önemli sorun olarak görüyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu Araştırması 2005 yılından bu yana toplumun farklı konulara bakış açısını ortaya koymayı, davranışlarını ve alışkanlıklarını anlamayı beraberinde yıllar içerisindeki toplumsal değişimleri takip etmeyi hedeflemektedir. Bu araştırma kapsamında bu hafta mercek altına alınan konu; toplumun ülkemizdeki suriyeli sığınmacılara yönelik geçmiş yıllara nazaran bugün olumlu/ olumsuz duygu düşünce durumlarında tespit edilen değişiklikler, bireylerin iletişim kurma ve arkadaşlık olma durumları, benzer gelenek ve göreneklerin olup/ olmadığı, gelecekte güvenlik sorunu oluşturup oluşturmadığı, Türkiye’nin en önemli sorunları sıralamasında  sığınmacıların yerine yönelik ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

GEÇEN 2 SENELİK SÜREÇ İÇERİSİNDE SURİYELİLERLE ARKADAŞ OLAN BİREYLERİN ORANI %13’DEN %18’E YÜKSELMİŞ. 2020 yılında Suriyeli arkadaşı olan bireylerin oranı %13 iken 2022 yılında bu oran 5 puan artarak %18’e yükselmiş. Diğer taraftan toplumun %64 Suriyeli bir arkadaşı olmadığını söylüyor.

 

Ipsos Türkiye

2 SENE ÖNCESİNE GÖRE SURİYELİLERİN GERİ GÖNDERİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNENLERİN ORANI AZALSA DA HALA HER 10 KİŞİDEN 7’Sİ BU GÖRÜŞÜ DESTEKLİYOR. Toplumda Suriyelilerin ülkelerine geri gönderilmesi gerektiği düşüncesi hâkim. Bugün toplumun %70’i Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri gerektiğini düşünüyor. Bu görüşe karşı olan bireylerin oranı sadece %5.

Ipsos Türkiye

GEÇİCİ KORUMA ALTINDA BULUNAN SURİYELİLERLE AYNI GELENEK VE DEĞERLERE SAHİP OLDUĞUMUZU DÜŞÜNEN BİREYLERİN ORANI SADECE %11.  Ülkemizde yaşayan Suriyeliler ile aynı değerlere ve geleneklere sahip olmadığımız görüşü oldukça baksın bir görüş. Ve bu görüş son 2 sene içinde de değişmiyor. Bugün her 10 kişiden sadece 1’i aynı değerlere ve geleneklere sahip olduğumuzu düşünürken, toplumun yarısını bu görüşün tam tersini düşünüyor. %37’lik bir kesim ise bu konuda net bir görüş belirtememekte.

Ipsos Türkiye

SURİYELİLERİN GELECEKTE GÜVENLİK SORUNU OLUŞTURACAĞINI DÜŞÜNENLERİN ORANI %62. Suriyelilerin gelecekte güvenlik sorunu oluşturacağı görüşü 2020 senesine göre 6 puan azalmış olsa bile yine de bugün her 10 kişiden 6’sı Suriyelilerin gelecekte güvenlik sorunu oluşturacağını düşünüyor. Suriyelilerin güvenlik sorunu oluşturmayacağını düşünenlerin oranı ise %7.

Ipsos Türkiye

SURİYELİ SIĞINMACILAR/MÜLTECİLER KONUSU TOPLUMUN %3’Ü TARAFINDAN EN ÖNEMLİ SORUNLAR ARASINDA BELİRTİLİYOR. Ekonomi toplum için en önemli sorun olmaya devam ediyor. Her 10 kişiden 9’u ekonomiyi en önemli sorun olarak belirtiliyor. Koronavirüs salgınının ise artık toplum için artık önemli bir sorun olmaktan çıkmış durumda. Suriyeli mülteciler konusu ise en önemli sorunlar arasında belirtiliyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “Nüfus hareketliliği insanlığın yönetmesi gereken bir olgu. Ekonomik nedenler ile gerçekleşen iç ve dış göçler tüm ülkelerin sürekli olarak gündemlerinde olan bir konu. Buna yaşanan savaşlar nedeni ile ani ve kitlesel göçler eklenebiliyor. Son dönemde Suriye ve Ukrayna’da gerçekleşen göçler bunun en güncel örnekleri.  Her ne nedenle olursa olsun göçlerin toplumun yaşamına etki ettiği bir gerçek, bir yandan çeşitli kararlar alınıp süreç yönetilmeye çalışılırken bir yandan da hayat devam ediyor.

Türkiye’yi Anlama Kılavuzu Araştırması’nın 2 yıl önceki sonuçları ile son dönem sonuçlarını karşılaştırdığımızda Türkiye’de de hayatın devam ettiğini ve toplumda Suriyeli sığınmacılara yönelik bakış açısında değişimler olduğunu görebiliyoruz.

On vatandaştan sadece biri Suriyeliler ile aynı gelenek ve değerlere sahip olduğumuzu düşünüyor, bu oran 2 yıl önce de aynı imiş. Kısacası farklı olduğumuz konusunda kafamız net. Ancak aradan geçen 2 yılda Suriyeli bir arkadaşı olanların oranı yaklaşık 1.5 kat artmış, artık neredeyse her beş kişiden birinin Suriyeli arkadaşı var. Farklı olmak dost olmayı engellememiş. Toplumsal sağduyu için çok güzel bir örnek olsa gerek.

Ipsos Türkiye

Suriyelilerin ülkedeki varlıklarının gelecekte güvenlik sorunu oluşturacağını düşünenlerin oranı %68’den %62’ye gerilemiş durumda. Ülkelerine geri dönmeleri gerektiğini düşünenlerin oranı ise %77’den %70’e düşmüş. Evet Suriyelilerin Türkiye’deki varlıklarına karşıt düşünceler hala çok baskın, ancak bu oranlardaki gerilemeler de çok dikkat çekici, bunlar istatistiksel olarak anlamlı düşüşler. Bu trendin farkında olarak politika üretmek kritik. Koronavirüs gündemden düşmüş halde. Son haftalarda ateşli politik tartışmalara yol açan Suriyeliler konusu ise toplumun %3’ü tarafından ülkenin en önemli sorunu olarak dile getiriliyor. Ülkenin en önemli sorunu nedir sorusunun neredeyse tek yanıtı ekonomi.”

 

Araştırmada Yenilikler Konferansı 01 Haziran 2022’de …

Araştırmada Yenilikler Konferansı 01 Haziran 2022’de …

Araştırmada Yenilikler Konferansı Bu Yıl “Olmak ya da Olmamak” Diyecek.

Araştırmanın gelişimine odaklanan ve gelirinin tamamı sosyal projelere aktarılan Türkiye’deki tek konferans olan Araştırmada Yenilikler Konferansı, bu yıl 1 Haziran tarihinde Four Seasons Bosphorus’ta gerçekleştirilecek. Hibrit olarak düzenlenecek etkinliğe dileyenler online olarak da katılabilecek.

 

Araştırmada Yenilikler Konferansı’nın Bu Yılki Teması; “Olmak ya da Olmamak”… Ipsos’un Türkiye CEO’su ve Konferans Başkanı Sidar Gedik konuyla ilgili olarak şunları iletti: “Şüphesiz ki pandemi; ekonomiden siyasete, eğitimden tüketime kadar hayatımızda birçok şeyi değiştirdi. Geçtiğimiz bu iki yıl boyunca eskiden alışkanlığımız olmayan birçok şey yeni normalimiz oldu. Hayatlarımızı derinden etkileyen karantinalar ve kısıtlamalar, tüketici davranışlarında da önemli değişikliklere neden oldu.  Bu türbülanslı dönemlerde her alanda hayatta kalma, varlık-yokluk mücadelesi modundaydık.  Pandeminin hafiflemesi sonrası yaşanılan ekonomik dalgalanmalar ve Ukrayna-Rusya arasındaki savaş tüm dünyayı etkisi altına aldı. Ve bu hayatta kalma mücadelesi hem bireyler hem işletmeler için halen devam ediyor.  İşte tüm bunlardan yola çıkarak; Araştırmada Yenilikler Konferansının bu yılki teması “Olmak ya da Olmamak” olarak belirlendi” dedi.

 

Alanında saygın uzmanların en yeni bilgilerini ülkemizdeki pazarlama ve araştırma sektörünün hizmetine sunma misyonuyla 13 yıldır gerçekleştirilen Araştırmada Yenilikler Konferansında ele alınacak konulardan bazıları şöyle:

  • Sürdürülebilirlik oturumunda; sürdürülebilir yaşam konusunda çalışan tüm markalara aksiyonlarını almadan önce mutlaka bilmeleri gereken 10 gerçekten bahsedilecek.
  • İnovasyon başlığı altında; enflasyon ve türbülans ortamında markalar nasıl ayakta kalır ve büyür? Türkiye’deki pazar verilerinden örnekler de paylaşılacak.
  • Büyük yer değiştirme (Great Attrition) kavramının tartışıldığı bu dönemde çalışan deneyiminin rasyonel ve duygusal yönleri uzmanlarca bir panelde tartışılacak. Panele özel yapılacak sosyal dinleme çalışmasından çıkacak dijital içgörüler ve bir diğer özel bir çalışan araştırmasından öne çıkan sonuçlar insan kaynakları uzmanları ve akademisyenlerle tartışılacak.
  • Pandemi, savaş, enflasyon vb. gelişmelerin bireylerin tutumlarına ve tüketim davranışlarına nasıl yansıdığı uzmanlarla birlikte diğer bir panelde tartışılacak.
  • Dünya Nasıl Değişiyor? Türkiye Nereye gidiyor? Geleceğin Kısa Tarihi adlı seansta dünyadaki gelişmelerin ülkemize ve geleceğe etkilerinden bahsedilecek.

Konferans Programı

  1 Haziran 2022 / 1 June 2022  – Four Seasons Bosphorus
10.00 – 10.20 Açılış – Opening

Sidar Gedik – Ipsos Türkiye CEO’su / CEO Ipsos in Turkey

10.20 – 10.40 Açılış Konuşması – Opening Speech 

Ben Page, Chief Executive Officer, Ipsos

10.40 – 11.00 İki Yıl Sonrasında Covid Döneminden Çıkarılacak Dersler – Two Years On: Lessons from Covid Times

Shane Farrell, CEO Europe, Chairman Brand Health Tracking, Ipsos

11.00 – 11.20 Sosyal Proje Hakkında – About the Social Project

Anadolu Güneşi Derneği – The Sun of Anatolia Association

11.20 – 11.35 Kahve Molası – Coffee Break
11.35 – 11.55 Sürdürülebilirlik Üzerine 10 Gerçek – 10 Facts about Sustainability

Semra Sevinç, Yönetim Kurulu Üyesi, Sürdürülebilirlik Akademisi – Board Member, Sustainability Academy
Yasemin Özen Gürelli, Chief Client Officer, Ipsos in Turkey

11.55 – 12.05 Soru&Cevap – Q&A
12.05 – 13.15 PANEL – Yeni Düzende Çalışan Olmak – Being an Employee in the New Order

Moderasyon: Yaprak Kılıççı, CHRO Ipsos in Turkey
Panelistler:
Ghassan Karian, CEO, Ipsos Karian and Box
Gaye Özcan, Genel Müdür, Human Group & Kestria – General Manager, Human Group & Kestria
Murat Ergene, Managing Partner, Ergene Consulting & HGA Group – Managing Partner, Ergene Consulting & HGA Group
Ülgen Özmen, Genel Müdür Yardımcısı, HR Dergi – Assistant General Manager, HR Magazine

13.15 – 14.00 Öğle Yemeği – Lunch
14.00 – 15.00 PANEL – Zor Koşullarda Ayakta Kalmak ve Nereye Kadar? – Holding Up Through Challenging Conditions and How Far? 

Moderasyon: Sidar Gedik
Panelistler:
Doç. Dr. Alev Yalçınkaya, Yeditepe Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı – Head of Psychology Department, Yeditepe University
Prof. Dr. Zafer Yenal, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi – Boğaziçi University, Department of Sociology, Lecturer
Açıl Sezen, BloombergHT Genel Yayın Yönetmeni – BloombergHT Chief Editor

15.00 – 15.20 İstikrarsız bir Dünyada Marka Başarısı Nasıl Sağlanır? – Brand Success in a Volatile World

Steven Naert, Global Solutions Leader for Brand Positioning, Ipsos

15.20 – 15.30 Soru&Cevap – Q&A
15.30 – 15.45 Kahve Molası – Coffee Break
15.45 – 16.05 Metaverse – Markalaşmanın Yeni Alanı – Next Frontier in Building Brands

Mark Polyak, President, Analytics, Ipsos in North America

16.05 – 16.15 Soru&Cevap – Q&A
16.15 – 16.35 Dünya Nasıl Değişiyor? Türkiye Nereye gidiyor? Geleceğin Kısa Tarihi – Global Trends and Turkey – A brief history of the near future 

Dr. Bahadır Kaleağası, Paris Bosphorus Enstitüsü Başkanı – Paris Bosphorus Institute President

16.35 – 16.45 Soru&Cevap – Q&A
16.45 – 17.00 Kapanış – Closing

* Konferans boyunca simultane tercüme (İngilizce-Türkçe ve Türkçe-İngilizce) hizmeti verilecektir.

 

Katılmak İçin

Konferansa katılım Anadolu Güneşi Derneği’ne yapılacak bağışla gerçekleştirilecek. Etkinliğe fiziki katılım kişi başı minimum 1000.- TL; online katılım ise minimum 600.- TL bağış ile mümkün olacak.

Toplanan bağışlarla Afyonkarahisar Şuhut Fatih Ortaokulu’nda bir Robotik Kodlama (Yazılım ve Tasarım) Atölyesi kurulacaktır. Bu atölye ile; bilişim teknolojilerine yönelik uygulamalar doğrultusunda öğrencilerin yeni bilgi ve teknolojileri üretme, tasarlama, bilişim araçlarını doğru, etkin ve güvenli kullanma becerilerinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

 

Kurulacak Yazılım ve Tasarım Atölyesinde kazandırılacak yetkinliklerden bazıları şöyle:
•    Teknoloji okuryazarlığı,
•    Algoritmik düşünme,
•    3 boyutlu düşünme, şekil ve uzay algısını geliştirme,
•    İnce motor becerilerini geliştirme,
•    Hayal gücü (imajinasyon) geliştirme,
•    Hayal ettiği bir tasarıyı ortaya koyabilme

Kayıt ve daha detaylı bilgi için: https://www.ipsos.com/tr-tr/arastirmada-yenilikler-konferansi-2022

 

 Salgına yönelik ‘Tehdit algısı düştü’

 Salgına yönelik ‘Tehdit algısı düştü’

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 96. dönem verileriyle toplumda; Koronavirüs salgınına yönelik haberlerin takibi, salgının bireylerin kendileri ve aileleri için oluşturduğu tehdit algısındaki son durum, zor günlerin bizi beklediği ya da geride bıraktığımızı düşünenlerin oranı, 3. aşısını olmamış kişilerin aşı olmama ve aşı olacağını söyleyenlerin oranındaki durum, Omicron varyantının tehdit algısı gibi konulara  ilişkin  ifade, tutum, davranışlar​​ incelendi.

SALGINA YÖNELİK “TEHLİKE ALGISINDAKİ DÜŞÜŞ” AŞILANMA NİYETİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR.

Ipsos’un gerçekleştirmiş olduğu araştırma verilerine göre bugüne kadar 3. Doz aşısını olmamış kişilerin aşı olmama niyeti %15’lerden %20’ye çıktığı görülüyor. Aşı olacağını söyleyenlerin de oranı %60’lara kadar gerilemiş durumda. Bu verilerin dikkate alınması açısından önemli bugün halen dünyadan verilere bakıldığında vaka sayıları dikkat çeken ülkeler var. Ayrıca; yeni varyantlar yayılmaya devam ediyor.

Ipsos Türkiye

SALGINDA ZOR GÜNLERİN GERİDE KALDIĞINI DÜŞÜNENLERİN DE ORANI ARTIYOR…

Ocak ayının başında bireylerin %55’i salgında zor günlerin bizi beklediği görüşündeyken, bugün bu oran %43’e kadar geriliyor. Zor günleri geride bıraktığımızı düşünenlerin oranı ise %40 oranında. Bu oran Ocak ayının ilk günlerinde %30 seviyesindeydi.

Ipsos Türkiye

 OMICRON VARYANTININ TEHDİT ALGISINDA DA DÜŞÜŞ VAR

Koronavirüs salgının gerek Türkiye gerekse de kendileri ve aileleri için oluşturduğu tehdit algısı hala yüksek olsa da, Şubat ayında bu tehdit algısında düşüş gözleniyor. Ipsos’un gerçekleştirdiği bu araştırmanın verilerine gör; Ocak ayının başında virüsü kendileri ve aileleri için tehlike olarak görenlerin oranı %81 iken Şubat ayı ortasında bu oran %73’e gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

 SALGINLA İLGİLİ HABERLERİN TAKİP EDİLDİĞİ KANALLAR DA DÜŞÜŞ VAR. ARTIK SALGIN HABERLERİ DAHA AZ TAKİP EDİLİYOR.

2021 yılının ilk aylarında toplum salgınla ilgili haberleri her türlü kanaldan takip ederken bugüne gelindiğinde haberlerinin takip edildiği hemen hemen hemen tüm kanalların bugün daha az takip edildiği görülüyor. Özellikle internetteki haberler ve hükümetin açıklamaları geçen seneye göre 20 puan üzerinde düşüyor.

Ipsos Türkiye

ARTIK KORONAVİRÜS SALGINI İLE İLGİLİ HABERLER DAHA AZ TAKİP EDİLİYOR.

Salgının ilk başladığı günlerde beklendiği gibi toplumun %90’ından fazlası, 2021 yılında gerek vaka sayılarının yüksek seyretmesi ve bu virüs yakalanan kişilerin hastalığı ağır geçirmesi gibi nedenlerin de etkisiyle toplumun %80’den fazlası Koronavirüs salgınına yönelik haberleri takip ettiğini belirtirken, 2022 yılında artık toplumun %69’u artık salgına yönelik haberleri takip ettiğini söylüyor. Salgınla ilgili haberleri takip edenlerin de %60’ı aynı zamanda salgının ilk gününe göre haberleri daha az takip etmekte.

Ipsos Türkiye

Ipsos, Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nı 96 haftadır yürütüyoruz. Son haftalarda dikkat çeken bulgumuz salgına dair konsantrasyonda bir gevşeme olduğu. Salgın hala gündemimizde önemli yer tutuyor olmakla birlikte yavaş yavaş eskisi kadar odaklandığımız bir konu olmaktan çıkıyor.

Buradaki en çarpıcı gösterge salgın haberlerine olan ilginin seviyesi, 2020’de toplumun tamamı salgın haberlerini takip ediyorken geçtiğimiz hafta bu oran %69’a kadar geriledi. Hatta salgın haberlerini takip etmeye devam eden bu kitlenin de %60’ı eskiye nazaran daha az takip ettiklerini belirtiyorlar. Yani o kitlede de bir gevşeme söz konusu. Bu gevşeme ve gündemden düşme durumu elbette bir sebep değil sonuç. Sebep ise salgının sonuna yaklaşmaya başladığımıza dair kanaat. Her on kişiden dördü artık salgında zor günleri geride bıraktığımızı düşünüyor, bu oran salgında zor günlerin bittiğini düşünenlere neredeyse eşit. Virüsün kendisi ve ya ailesinden biri için tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı hala çok yüksek ancak orada da kayda değer bir düşüş olduğunu atlamamak lazım.

Ocak ayı başında virüsü tehlike olarak görenlerin oranı %81 iken Şubat ayı ortasında bu oran %73’e geriledi. Gevşemenin bir diğer işaretini aşı olma niyetinde de görüyoruz, 3. doz aşıyı olmama eğilimi her geçen hafta yükseliyor. Ocak ayı başında %15’lerde olan 3. doz aşıyı yaptırmama niyeti Şubat ortasında %20’lere yükseldi.

Toplumda baskın duygular yorgunluk, bıkkınlık, hepimiz doğal olarak artık salgından ve neden olduğu tehlikelerden, kısıtlamalardan kurtulmak istiyoruz. Bu arzunun etkisi ile gelişmeleri olumlu yorumladığımız görünüyor. Umarım bu yorumlar doğrudur ve artık salgında sonun başlangıcı dönemine girmişizdir. Gelecek haftalarda bu toplumdaki bu “bitiyor artık” düşüncesini irdeleyeceğiz, gerçekten böyle mi düşünüyoruz, detaylarda neler var?

Ev dışı faaliyetler geriliyor

Ev dışı faaliyetler geriliyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 90. dönem verileriyle toplumda; Omicron varyantı ile birlikte hızla artan vaka sayıları neticesinde oluşan salgının sona ermesine yönelik beklentileri, vaka sayılarındaki bu artışın endişeye etkisi, ev dışı sosyal faaliyetlerde sondurum ve bireylerin hissettiği duyguların ve hislerin ne olduğuna yönelik ifade, tutum, davranışları incelenmiştir.

EV DIŞINDA YAPILAN SOSYAL FAALİYETLER DE AZALIYOR.

Toplumda yaşanan endişe duygusu kişilerin dışarıda daha az vakit geçirmesine de neden oluyor. Aralık ayında ev dışında herhangi bir sosyal faaliyette bulunan kişilerin oranı %45 iken bugüne gelindiğinde %37’e gerilemiş durumda. Özellikle daha az kişi bu dönemde arkadaşlarıyla buluştuğunu, dışarıda cafe, restaurant gibi yerlerde yemek yediğini belirtiyor.  

 SALGININ SÜRESİNE YÖNELİK TOPLUM DAHA TEDİRGİN.

Omicron varyantı ile birlikte hızla artan vaka sayıları toplumun salgının sona ermesine yönelik beklentilerini olumsuz etkilemiş durumda. Toplumun %64’ü salgının çok daha uzun sürmesine, %20’si biraz daha uzun sürmesine neden olacağı görüşünde. Bununla birlikte salgının kontrol altına alınmasına yönelik de süre uzuyor. 20 Aralık haftasında salgının 2022 sonu veya daha ileri bir tarihte biteceğini düşünenlerin oranı %68’ken bugüne gelindiğinde bu oran %76’ya çıkmış durumda.

Ipsos Türkiye

OMICRON VARYANTINDAN DOLAYI ARTAN VAKA SAYILARI TOPLUMUN ENDİŞESİNİ DE ARTTIRIYOR.

Kasım sonunda %51 seviyesine gerileyen kendisinin veya ailesinden birinin Covid-19’a yakalanmasından duyulan endişe Ocak ayının başında tekrar %60 seviyelerine ulaşmış durumda. Ayrıca her 2 kişiden biri bu yeni varyanttan dolayı endişesini arttığını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN HİSSETTİĞİ OLUMSUZ DUYGULAR ARTIYOR

Koronavirüs salgını başladığı ilk günden beri toplumun hissettiği ilk 5 duygu değişmiyor. Yorgunluk, endişe, bıkkınlık, üzgün olma ve kafa karışıklığı bireylerin ilk günden beri hissettiklerini belirttikleri duygular. Kafa karışıklığının son dönemde yükseldiği görülüyor. Son 2 ay içinde başka olumsuz duyguların da arttığı görülüyor. Özellikle hayal kırıklığına uğradığını söyleyenlerin oranı %20’den %30’a çıkarken, mutluyum diyenlerin de oranı %20’den %12’ye geriliyor.  

Ipsos Türkiye

  Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Bu haftanın araştırma sonuçlarına dair bir yorum yapmadan önce Dünya’da 8 Ocak gününün istatistiklerine baktım. ABD’de 468 bin olan günlük vaka sayısı Fransa’da 300 binin üzerinde. Toplamda 2.2 milyondan fazla vaka ve 5205 ölüm. Türkiye günlük vaka sayısında ilk 10 ülke arasında, vaka sayıları her geçen gün katlanarak artıyor. Aşı ve virüsün geçirdiği mutasyon sayesinde ölüm oranının azaldığı bir gerçek, ancak şu da gerçek ki salgın dizginlenemiyor. Her gün Dünya’nın çeşitli yerlerinde binlerce insan hayatını kaybediyor. Bir kesim için aşı olmanın getirdiği bir güven duygusu var ancak yine de daha geniş bir kitle için yükselen endişenin önüne geçilemiyor. On kişiden altısı çok endişeli. Hatta öyle ki endişeli olanlar artık daha fazla endişeli, biraz sakinleşmiş olanlar yeniden tedirgin. Her üç kişiden ikisi, Omicron varyantı nedeni ile salgının daha uzun sürede sona ereceğini düşünüyor. Toplumun yarısından fazlası, salgının bu yıl bitmeyeceğini belirtiyor.

Ipsos Türkiye

Yorgunluk, endişe hali, bıkkınlık gibi hakim duygulara son dönemde bir de kafa karışıklığı eklendi. Yeni varyant, 3.doz aşı, artan vaka sayıları, acaba okullar erken mi tatil olsa vs derken üzerine düşünecek yeni konular çıktı. Bu olumsuz ruh hali dışarıda daha az vakit geçirmeye yol açıyor. Aralık ayı ortasından beri her hafta dışarıda vakit geçirenlerin oranı düşüyor. Salgın artık bitecek derken geldiğimiz bu ruh halinin sonucu geniş bir kitle için büyük hayal kırıklığı anlamına geliyor. Çok uzak değil, Kasım ayında en baskın duygumuz mutluluk idi, şimdi esamesi okunmuyor desek yeridir.

Yaz aylarında, kış mevsimi ile birlikte bu gibi bir noktaya gelme ihtimalimizi konuşuyorduk. Karşılaştığımız durum çok şaşırtıcı değil, ancak şimdi yeniden önümüze bakma zamanı. En az kayıp ile atlatmak için uğraşacağımız bir kaç ay var önümüzde.