Duja Chalet Ski Resort’tan “Benzersiz bir yılbaşı”

Sarıkamış’ta eşsiz yılbaşı programı Kars Sarıkamış’ın kristal kar örtüsüyle çevrili Duja Chalet Ski Resort, 30 Aralık 2025 – 4 Ocak 2026 tarihleri arasında misafirlerine unutulmaz bir yılbaşı deneyimi sunuyor.

Celil Nalçakan ile Yılbaşı Galası 31 Aralık akşamı ünlü sanatçı Celil Nalçakan sahne alacak. Özel gala menüsü, zarif dekorasyonlar ve canlı performans eşliğinde misafirler yılın en özel gecesini yaşayacak.

Doğukan Manço ile After Party 2 Ocak’ta müzik dünyasının sevilen ismi Doğukan Manço, DJ seti ve enerjik performansıyla Sarıkamış’ta unutulmaz bir geceye imza atacak.

Kristal karın kalbinde tatil Türkiye’de yalnızca Sarıkamış’ta görülen kristal kar yapısı, kayak pistleri ve Duja Chalet’in kusursuz hizmet anlayışıyla birleşerek misafirlere hem eğlence hem de doğa ile iç içe bir tatil fırsatı sunuyor.

#DujaChalet #Sarıkamış #Yılbaşı2026 #KristalKar #CelilNalçakan #DoğukanManço #KayakKeyfi #YeniYılCoşkusu

Zerrin Özer yeni yaşını “İtirazım Var” şarkısıyla kutladı

Pop müziğin divası Zerrin Özer, doğum gününde yeni şarkısını sevenleriyle buluşturdu. Rap müziğin güçlü ismi Eypio ile ilk kez aynı projede yer alan Özer, “İtirazım Var” adlı düetiyle müzikseverlere sürpriz yaptı. Şarkı, Mustafa Arapoğlu yapımcılığında 4 Kasım’da, Map Prodüksiyon etiketiyle tüm dijital platformlarda yayınlandı.

Taksim’de düzenlenen lansmanda sahneye çıkan Özer, şarkısını seslendirdikten sonra doğum günü pastasını kesti. Duygularını paylaşan sanatçı, “Bu şarkı benim için sadece bir düet değil, yıllardır içimde birikenlere bir cevap. ‘İtirazım Var’ özgürlüğün ve haykırışın müzikle birleşmiş hali” dedi.

Özer, “Hayat çok pahalı, hayat şartlarına itirazım var” sözleriyle de şarkının ruhunu yansıtan mesajını verdi. Sanatçı, yeni çalışmasının milyonlara ulaşmasını dilediğini belirtti.

Mahsun Kırmızıgül Günay’da unutulmaz bir geceye imza attı

Arabesk müziğin güçlü sesi Mahsun Kırmızıgül, Günay Restaurant sahnesinde dinleyicilerine unutulmaz bir gece yaşattı.

Geçmişten günümüze en güzel şarkılarının yankılandığı gece adeta nostalji ve duygusallığın buluştuğu bir müzik şölenine dönüştü. Kırmızıgül, sevilen şarkılarını kendine has yorumu ve güçlü sahne enerjisiyle seslendirirken, dinleyiciler zaman zaman duygusal anlar yaşadı, zaman zaman da tempolu parçalarla coştu.

Şıklığıyla da dikkat çeken sanatçı, sahnede “Bu sahnede olmak benim için her zaman çok özel. Günay, müzikle büyüdüğüm yerlerden biri.” diyerek duygularını paylaştı. Müzik dolu gecede unutulmaz bir akşam yaşandı.

Yener Özer “Sanatın her haliyle akıştayım”

Oyunculuk, resim ve dijital sanatla çok yönlü bir ifade dili kuran Yener Özer, “Sanatla temas ettiğim her alan, kendimi yeniden keşfetmemi sağlıyor,” diyor. Netflix’in “Platonik: Mavi Dolunay” dizisindeki “Akış” karakteriyle dikkat çeken başarılı oyuncu, kendini hayatın akışına teslim etmiş

NAZAN ORTAÇ

nazanortac@outlook.com.tr

Yener Özer

Sanatın farklı alanlarında üretim yapan biri olarak, oyunculuk sizde bir meslekten çok bir ifade biçimi diye düşünüyorum. Bu yolculuk sizin için nasıl başladı?

Sanat yolculuğum ben çok küçükken başladı aslında. Sadece beni heyecanlandıran etkinliklerin sanat olduğunu bilmiyordum. 3 yaşımdayken yaptığım çizimler hâlâ duruyor ve beni hâlâ etkiliyorlar. 7 yaşlarımda halamla mutfakta coşkuyla yaptığımız yemeklerin hâlâ tadı damağımda. Çocukluğum boyunca abimle oynadığım, televizyondan izleyip yeniden canlandırdığımız film senaryoları dün gibi aklımda. Bu anıların, duyguların bütünü sanatın cevheridir. Bu cevheri işlemeye başladığımda, kendimi ifade edebildiğimin idrakı üniversite yıllarında başlamış oldu.

ABD’de oyunculuk üzerine uzmanlaşırken sizi en çok zorlayan ya da dönüştüren deneyim neydi?

Beni en çok dönüştüren yegâne deneyim oyunculuk derslerinde oldu. İlk dersten itibaren kendimize, hislerimize, düşüncelerimize, neyi neden yaptığımızı fark etmek, bende eşsiz bir kişisel gelişim deneyimi yaşattı. Kendimle ilgili farkındalığımı kazandım. Daha iyi bir yönetmen olmak, oyuncularımı daha iyi yönetebilmek adına katıldığım oyunculuk eğitimi beni benden almıştı. Hedeflerim ve kendimi ifade ediş biçimim tamamen değişti.

Yener Özer

Sahne sanatlarının yanı sıra, resim ve dijital sanat alanlarında üretim yapıyorsunuz. Bu disiplinler sizin için aynı sanat yolculuğunun farklı durakları mı?

Kesinlikle öyle. İnsanlar bir şekilde kendini ifade edemezse hayattan kopabiliyorlar. Oyunculuk bildiğiniz gibi kolektif bir çabayla ortaya çıkan bir sanat dalı. Tabii ki karakterlerimizi bireysel olarak çalışıyoruz ancak bir projenin içinde olmadığı takdirde oyuncu kendini ifade edemez, sanatını yapamaz. Doğru projeyle buluşana kadar doğal olarak ortaya çıkan farklı duraklar filizlendi. Resim yapmaya bayılıyorum; duygular gark ettiğinde ve kendi bilinçaltımla buluşmak istediğimde bana her zaman sıcak bir yuva olmuştur.

Sizce bir oyuncu olarak çok yönlülük ne kadar önemli?

Her oyuncu onu heyecanlandıran her karakteri oynamak ister. Çok yönlülük bakımından hepimiz öyleyiz ve farklı/renkli karakterlere hevesliyiz. Bu çok önemli çünkü kendini farklı şekillerde ifade edebilme imkânı sunuyor. Ancak her insanın yaşadıklarıyla, hayata bakış açısıyla, tercihleriyle oluşan bir mizacı ve aurası vardır. Yönetmenler ve kast direktörleri bu doğal olarak gelişen kişiye özel olarak oluşan bu enerjilerin peşindeler. Bir sürü karakteri bir şekilde oynayabilirsin ancak ruhunla o karaktere nefes olabilir misin? Bu çok daha önemli.

Yener Özer

‘Platonik: Mavi Dolunay’ dizisinde canlandırdığınız karaktere bayıldım; müthişti… “Akış” ile nasıl bir bağ kurdunuz?

Akış harika biri. Her kişinin, olayın iyi tarafını görebilen biri. Hem vücuduna, ruhuna, benliğine hem de hayata karşı sevgiyle yaklaşan özel bir karakter. Onunla birçok konuda bağ kurdum. Kötü söz söylemekten çekinirim. Meditasyon ve nefes çalışmaları zaten günlük rutinimdedirler. Akış’tan en çok öğrendiğim ise, isminin de söylediği gibi akışta kalabilmek oldu. Her şeyi o anda bilmek ya da öğrenmek zorunda olmadığım. Bir şeylere tutunup hayatın akışına direnmektense, hayata güvenip kendimi akışına bırakmayı öğrendim.

Dizinin senaristi Gupse Özay ile çalışmak nasıldı? Hem de kamera karşısında birlikteydiniz…

Gupse’nin gerçekten özel bir aurası var. İlk tanıştığımız günden itibaren ışık saçan enerjisiyle hepimizi büyüledi. O sıcacık enerji hepimizi ele geçirdi. Çalışıyor muyduk yoksa aşırı bir şekilde eğleniyor muyduk emin değilim. Sanki geçmiş yaşamlardan birbirimizi tanıyormuşcasına bir bağ kurduk hepimiz. Gupse’nin öyle bir efekti var.

Yener Özer

Böylesine yetenekli bir ekip; Yönetmen Onur Bilgetay, Gupse Özay, Kerem Bürsin, Öykü Karayel, Ali İlpin, Uğur Demirpehlivan, Eda Akalın, Mehmet Özgür… Hepiniz aynı hikâyede buluşunca sette nasıl bir sinerji oluştu?

Setteki sinerji ele avuca sığmıyordu. O kadar keyifli bir ortamdı ki işimiz bitince odaya dönmektense sette takılıyorduk. O kurulan uzun yemek masasında paralel evrenleri, uzaylıları, Antarktika’daki piramitlerini, mistik ve paranormal deneyimleri konuşuyorduk. En ilginç yanı da hepimizin bu konularla ilgili anlatacaklarımızın olması oldu. Kayıt dışında sinerji böyleyken kayıt sırasında coştuk zaten.

Netflix projesi olması, uluslararası izleyiciyle buluşma açısından sizde nasıl bir heyecan yarattı?

Netflix olması benim için çok ayrı bir anlam ifade ediyor. Ben San Francisco’da yaşarken Netflix, evde izlemek için seçtiğimiz filmleri DVD olarak posta yoluyla atardı. Epeydir hem müşterisi olduğum hem de piyasadaki tırmanışını zevkle deneyimleyen birisiyim. Daha önce dijital platformlarda çalışmıştım ancak Netflix tahmin de ettiğim gibi muazzam bir fark yarattı. “Platonik”, 190 ülke ile aynı anda yayına girdi. Kesinlikle heyecan verici ve büyük bir ayrıcalık.

Yener Özer

Eşiniz Evrim Doğan ile hem sanatsal hem sosyal medyada uyumlu bir enerjiniz var. Bu ortak üretkenlik ilişkinizi nasıl etkiliyor?

Eşimle hep oyun halindeyiz zaten. Beraber eğlendiğimiz anları bir şekilde paylaşıyoruz. O yüzden üretkenlik anı keyifle doluyor. Yaşadığımız uyum ilişkimizi her daim pekiştiriyor.

Yakın gelecekte yeni projeler neler? Belki yine kendi yazdığınız bir yapım?

Yakın gelecekte birçok potansiyel proje var. Hangisine en uygun olduğum konusunda ekibimle beraber çalışıyoruz.

Sanat için buluştular

Sanatta Engel Yok Vakfı, Tekirdağ’ın Şarköy ilçesine bağlı Mürefte’de düzenlediği 1. Sanatta Engel Yok Mürefte Sanat Sempozyumu ile sanatın birleştirici gücünü bir kez daha ortaya koydu.

Dört gün süren sempozyum boyunca sanatın farklı dalları bir araya gelirken, toplumda farkındalık yaratmaya yönelik söyleşiler, buluşmalar ve kültürel etkinlikler gerçekleşti. Ayrıca Murat Evgin’in gerçekleştirdiği konserle katılımcılar unutulmaz anlar yaşadı. Sempozyuma, Türkiye’nin yanı sıra Bulgaristan, Hindistan, İran, Mısır, Kuzey Makedonya, Kazakistan, Özbekistan, Sırbistan, Bosna Hersek, Tayland ve Karadağ’dan da yoğun  sanatçıların katılımı oldu.

Açılışta konuşan Sanatta Engel Yok Vakfı Başkanı Ressam Yasemin Gülderen Zanbak: “Unutmayalım. Engelsiz bir yaşam, yalnızca erişilebilir yollar yapmakla değil; kalplerimizdeki engelleri kaldırmakla başlar. Biz, bunu birlikte başardığımızda, sadece engelleri değil, sınırlarımızı da aşacağız.” dedi.

Sanatta Engel Yok Vakfı 2. Başkanı Sevgi Ataman: “Bugün burada, sadece bir etkinlik için değil; bir inanç, bir ideal ve bir vicdan ortaklığı için toplandık. Engelsiz yaşam, yalnızca bir hedef değil, insan olmanın en saf, en derin sorumluluklarından biridir. Bizler biliyoruz ki; engel, yalnızca fiziki bir durum değildir. Bazen bir kaldırımda, bazen bir bakışta, bazen de sessizce kurduğumuz önyargılarda saklıdır. Asıl mesele, bu görünmez duvarları yıkabilmektir. İşte biz, bu duvarları kaldırmak için buradayız.” sözleriyle davetlilere seslendi.
Etkinlikler, sanatçıların katkıları ve özel konserlerle Mürefte’ye kültürel bir zenginlik katarken, sempozyum Mürefte Bedika Bistro’da açılan sergi ile sona erdi.

Zeynep Koçan’dan “Tellerle Dokunan Düşler”

Sanat dünyasının dikkat çeken isimlerinden Zeynep Koçan, tel malzeme ile hayat verdiği şiirsel heykelleriyle izleyiciyi düşsel bir yolculuğa çıkarıyor! “Tellerle Dokunan Düşler” adlı sergisi, doğa, beden ve dönüşüm temalarını organik formlarla buluştururken, çağdaş heykel sanatına yepyeni bir soluk getiriyor.

Bodrum’un gözde noktalarından Ortakent Onna Mare’de sanatseverlerle buluşan etkinlikte, sevilen oyuncu ve sunucu Büşra Pekin’in moderatörlüğünde bir söyleşi de gerçekleşti. Etkinliğe ilgi yoğundu.

Serginin küratörlüğünü üstlenen Dr. Feride Çelik, “Tellerle Dokunan Düşler”in yalnızca malzeme kullanımındaki özgünlükle değil, çağdaş heykelin biçim arayışlarında da önemli bir durak olduğunun altını çiziyor. Sergi, izleyiciyi sadece telin biçimiyle değil, onun ötesindeki düşsel ve duyusal katmanlarla da buluşturuyor.

Sanatçı Zeynep Koçan, sezon başında Yalıkavak’ta gerçekleştirdiği serginin ardından, bu etkileyici sergiyle Bodrum’a veda ediyor. Sanatseverleri İstanbul’da gerçekleşecek yeni sergisine davet eden Koçan, “Tellerle Dokunan Düşler” serüvenini yeni bir şehirde, yeni bir ruhla sürdürmeye hazırlanıyor.

Zeynep Koçan’ın dokunuşuyla tel, bir malzeme olmaktan çıkıyor; adeta yaşayan, dönüşen bir bedene dönüşüyor.

Melda Aksu’dan Bodrum Mezra’da moda şöleni

Cemiyet ve sosyal yaşamın sevilen ismi Melda Aksu, yaratıcısı olduğu Mel’s Design markasının yeni koleksiyonunu Bodrum’un gözde mekân Yalıkavakı Mezra’da düzenlenen özel bir etkinlikle tanıttı.
Yeni koleksiyon; cesur renk paletleri, akışkan kumaşlar ve modern çizgileriyle davetlilerden tam not aldı. Mel’s Design kadını; hem iş hayatında hem sosyal yaşamda konforundan vazgeçmeden stil sahibi olmayı başarıyor. Şıklık ve zarafetin buluştuğu gecede, etkinliğin hosting görevini ise Gülşah Çınar üstlendi.
Uzun yıllar mekan tasarımı ve dekorasyon alanında sayısız projeye imza atan Melda Aksu, bundan 11 yıl önce moda tutkusunu profesyonel alana taşıyarak Mel’s Design markasını kurdu. “Kadınlar hem şık hem de özgür hissedebilmeli” anlayışıyla yola çıkan Aksu, zamansız ve konforlu tasarımlarıyla moda dünyasında kendine has bir yer edindi.

Müge Yazıcıoğlu’nun ‘41 Kere Maşallah” gecesi

Türk tiyatrosunun duayen isimlerinden Erhan Yazıcıoğlu’nun eşi Müge Yazıcıoğlu, yeni yaşını dostlarıyla birlikte unutulmaz bir geceyle kutladı. Bodrum’da gerçekleşen doğum günü kutlamasına sanat camiasının sevilen simaları damga vurdu.

Erhan Yazıcıoğlu, eşine özel bir sürpriz hazırlayarak yakın dostları Oya Başar, Perihan Savaş, Nilgün Belgün ve Ayfer Toprak’ı bir araya getirdi. Tiyatro kökenli bu özel dostlar, samimi sohbetler ve neşeli kahkahalar eşliğinde sofraya renk kattı. Gecenin sonunda doğum günü pastasını üfleyen Müge Yazıcıoğlu’na, hep birlikte yeni yaşı için dilek tutuldu.

Geceye damga vuran detay ise, Müge Hanım’ın yaşının esprili bir şekilde “41” olarak ilan edilmesi oldu. Hem yaşına hem de 40 yılı aşan dostluklarına ithafen geceye “41 Kere Maşallah” adı verildi. Sanat ve dostlukla dolu bu özel kutlama, konukların kalbinde güzel bir anı olarak yer etti.

Fatih Erkoç’un ilk kişisel fotoğraf sergisi

Marina Yacht Club bünyesindeki Merqezart Alternatif Sanat Mekanı, Temmuz ayına üç güçlü sergiyle merhaba dedi. Nursel Birler Carroll’ın soyut serisi “Calm”, Fatih Erkoç’un ilk kişisel fotoğraf sergisi “Işık ve Gölge” ve Mert Mazı’nın karışık teknikle ürettiği soyut geometrik eserlerinden oluşan “Derine” sergileri sanatseverlerle buluştu.

Türk müziğinin usta ismi, yorumcu, besteci ve aranjör Fatih Erkoç, müziğe adadığı yaşamının yanı sıra yıllardır tutkuyla ilgilendiği fotoğraf sanatındaki ilk kişisel sergisi “Işık ve Gölge” ile izleyicinin karşısına çıktı. Erkoç, bu sergiyle sanatseverlere farklı bir görsel deneyim sunuyor.

Nursel Birler Carroll, Fatih Erkoç ve Mert Mazı’nın eserlerinden oluşan bu özel seçki, 10 Ağustos tarihine kadar Marina Yacht Club’ta yer alan Merqezart Alternatif Sanat Mekanı’nda görülebilecek.

Deniz Tokgöz’ün 15. Yılına Özel “Yaşamdan Renkler” sergisi SEY Galeri’de gerçekleşti

Sanatın birleştirici gücüne inanan Sanatta Engel Yok Vakfı, fotoğraf sanatçısı Deniz Tokgöz’ün 15. sanat yılını kutladığı kişisel sergisine ev sahipliği yaptı. SEY Galeri’de düzenlenen özel kokteyl ile açılışı gerçekleşen “Yaşamdan Renkler” sergisi, sanatseverlerin yoğun ilgisiyle karşılandı.

Sergide, Tokgöz’ün 2009 yılından bu yana çektiği karelerden oluşan 72 eser yer alırken, sanatçının ilham kaynağı olan babasına ait 75 yıl öncesine ait bir yağlı boya tablo da ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Zaman ve mekân kavramlarını duygu yüklü karelerle birleştiren “Yaşamdan Renkler”, aynı zamanda Tokgöz’ün 17. kişisel sergisi olma özelliğini taşıyor.

Sanatta Engel Yok Vakfı Başkanı Yasemin Gülderen Zanbak, serginin açılışında yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Sanatın sınırlarını kaldırmak, sanatçılara görünürlük sağlamak ve engelleri sanatla aşmak bizim en büyük amacımız. Deniz Tokgöz’ün üretkenliği ve tutkusunu, bu anlamlı sergide sanatseverlerle buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz.” Vakıf, SEY Galeri aracılığıyla düzenlediği sergilerle, sanatı ulaşılabilir kılmayı ve her yaştan sanatçıyı desteklemeyi sürdürüyor.