Yazılar

Gece terlemesine karşı 5 önlem!

Gece terlemesine karşı 5 önlem!

Vücudumuzun ısısını kontrol etmek için gerekenden fazla ter salgılaması ‘aşırı terleme’ tıp dilinde de hiperhidroz olarak tanımlanıyor.  Aşırı terleme sadece gün içinde değil, gece ataklar halinde de gelişebiliyor.  Aşırı sıcak havalar, yine aşırı ısıtılmış bir oda veya kalın bir yorganla örtünme gece terlemelerinin basit bir nedeni olabiliyor. Uyku sırasında oluşan gece terlemelerinin şiddeti orta derecede yaygın terlemeden, yatak çarşaflarının değiştirilmesini gerektirecek boyutlara ulaşabilen terlemelere kadar değişebiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yıldız Okuturlar, ateş ve kilo kaybı eşlik etmediği sürece gece terlemelerinin hemen tetkik edilmesinin gerekli olmayabileceğini belirterek, “Ancak ateş olmasa bile yatak örtülerini ya da atlet değiştirmeyi gerektiren şiddetli gece terlemelerinin ise enfeksiyon veya kanser varlığı açısından değerlendirilmesi çok önemlidir” diyor.  İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yıldız Okuturlar, gece terlemelerine yeni başlanmış olan reçeteli ya da reçetesiz ilaçların da yol açabileceğine işaret ederek, “Kullanılan ilaçların mutlaka göz önünde bulundurulmaları gerekmektedir. Zira ilaçlar, artan terleme ve gece terlemelerinin yaygın bir nedenini oluşturmaktadır” diyor. Prof. Dr. Yıldız Okuturlar, gece terlemelerine sebep olabilen bazı hastalıkları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu!

Prof. Dr. Yıldız Okuturlar

Prof. Dr. Yıldız Okuturlar

ENFEKSİYONLAR

Gece terlemesine ateş eşlik ediyorsa, nedeni bakteriyel ve virüs kaynaklı enfeksiyonlar olabiliyor.

Tüberküloz: Öksürük, balgam çıkarma, yorgunluk ve kilo kaybı  olması, bakteriyel bir enfeksiyon olan tüberküloz hastalığından kaynaklanabiliyor.

Zatürre: Özellikle ateş, yeşil renkli balgam, üşüme, titreme, nefes darlığı ve öksürük de varsa, zatürre habercisi olabiliyor.

Sıtma, tifo, kene: Sıtma, tifo ve kene ile bulaşan hastalıklar (Lyme hastalığı vb) açısından ikamet edilen veya seyahat edilen bölge önem taşıyor.

Covid-19:  Covid – 19 enfeksiyonunda da gece terlemeleri görülebiliyor.

Brusella: Özellikle evcil hayvanı olan veya hayvansal ürünler ile çalışan ya da çiğ süt veya pastörize edilmemiş sütle yapılan peynir tüketenlerde görülen brusella gece terleme nedeni olabiliyor.

Kalp kapağı enfeksiyonları: Deri ve tırnaklarda döküntü veya tırnak içi kanamalar gibi değişiklikler varsa, endokardit, yani kalp kapağı enfeksiyonlarına işaret edebiliyor. Ayrıca özellikle avuç içi ve ayak tabanlarında renk değişikliği de gelişebiliyor.

Kemik iltihabı: Sırt ve eklem yerlerinde lokalize ağrı varsa, gece terlemesinin nedeni kemik iltihabı olabiliyor.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi

ENDOKRİNOLOJİK HASTALIKLAR

Endokrinolojik hastalıklar da hormonal etkenler nedeniyle gece aşırı terleme yapabiliyor.

Endokrin kaynaklı hastalıklarda ani gelen kızarma atakları, titreme, ishal, hırıltı, baş ağrısı, tansiyon yüksekliği ve çarpıntı şikayetleri önem taşıyor.

Hipertiroidizm: Tiroit bezinden aşırı tiroit hormonu (T3 T4) salgılanmasıyla oluşan hipertiroidizm gece terleme sorununa yol açabiliyor.

Şekersiz şeker hastalığı: Halk arasında ‘şekersiz şeker hastalığı’ olarak bilinen diabetes insipidus, beyindeki hipofiz bezinden salgılanan ve suyun böbreklerden geri emilmesinde rol üstlenen antidiüretik hormonun eksikliği veya yetersizliği sonucu gelişen bir hastalık. Bu hastalık nadiren de olsa gece terlemeye neden olabiliyor.

Diğer nedenler: Böbrek üste bezi tümörü, karsinoid sendromu, pankreas beta tümörlerinden köken alan bir tümör olan insülinoma ve vücudun yüksek seviyede büyüme hormonu üretmesi nedeniyle oluşan akromegali de gece terleme yapabiliyor.

Menopoz

Menopoz döneminin belirtilerinden olan gece terlemeleri kadınlarda yaygın görülüyor.

Östrojen veya testosteron hormonlarının eksikliğinden kaynaklanan gece terlemeleri

genellikle 2-4 dakika sürerken, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilecek şiddete ulaşabiliyor.

Kanser

Şiddetli gece terlemesiyle birlikte ateş varsa, altta yatan etken kanser olabiliyor. Bu yakınmalara lenf bezlerinde şişlik, kilo kaybı, halsizlik veya kaşıntının eşlik etmesi, lenfoma işareti olabiliyor.  Prof. Dr. Yıldız Okuturlar, lenfomanın gece terlemelerine en sık yol açan kanser türü olduğunu belirterek, “Ayrıca prostat kanseri, böbrek hücreli kanser ve germ hücreli tümörler de gece terlemelerine sebep olabilen diğer kanser türleridir” diyor.

Gastroözefageal reflü

Besinlerin veya mide asidinin yemek borusuna geri kaçması olarak tanımlanan gastroözefageal reflü de geceleri çoğu zaman terlemeye neden olabiliyor.

Uyku apne sendromu

Uyku apne sendromu da gece terleme ataklarına yol açabilen önemli bir etken. Vücudun sıcaklığı düzenleyen mekanizmalarında oluşan sorunlar nedeniyle uyku apne sendromunda gece terleme problemleri gelişebiliyor.

Nörolojik hastalıklar

Otonomik disrefleksiye ve otonomik nöropatiye yol açan nörolojik durumlar (özellikle omurilik hasarı ve siringomiyeli) aralıklı olarak ve gece terlemelerine sebep olabiliyor.

Gece terlemesine karşı 5 önlem!

Gece terlemelerinde altta yatan etkenin mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor. Prof. Dr. Yıldız Okuturlar, farmakolojik tedaviler dışında evde alabileceğiniz önlemleri şöyle sıralıyor: 

  • Cildi serin tutmak için odayı soğutun
  • Pamuklu iç çamaşırları kullanın
  • Pamuklu çarşafları tercih edin
  • Bol su içmeye özen gösterin
  • Baharatlı besinlerden ve kafeinden kaçının

‘Soğuk algınlığı’ deyip geçmeyin!

‘Soğuk algınlığı’ deyip geçmeyin!

Havaların bir ısınıp bir soğuduğu bugünlerde pek çok kişide boğaz ağrısı, öksürük, burun tıkanıklığı, hapşırık, ateş ve yaygın vücut ağrıları görülüyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yıldız Okuturlar, özellikle sonbaharla birlikte kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi, okul ve kreşlerde de solunum yolu ve temasla kolayca bulaşan virüs ve bakterilere sıkça maruz kalınmasının hem çocukları hem de yetişkinleri olumsuz etkilediğini belirterek, alınacak bazı basit ama etkili önlemlerle korunmanın mümkün olabileceğini söylüyor. Soğuk algınlığı (nezle) veya grip gibi üst solunum yolu hastalıklarının tedavi edilmediğinde çok ciddi hastalıklara yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Yıldız Okuturlar son günlerde en sık görülen 5 hastalığı anlattı, korunma yollarına ve tedavide dikkat edilmesi gerekenlere yönelik bilgiler verdi, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi

Prof. Dr. Yıldız Okuturlar

SOĞUK ALGINLIĞI (NEZLE)

Soğuk algınlığında şikayetler daha çok hapşırma, gözlerde sulanma, burun tıkanıklığı/ akıntısı olarak kendini gösteriyor. Hapşırma ve öksürmeyle virüslerin bulunduğu damlacıklar gerek solunum yoluyla, gerekse yüzeylerin üzerinde saatlerce kalabildiklerinden temas/dokunma yoluyla kişiden kişiye çok kolay ve hızlıca bulaşabiliyor. Soğuk algınlığı, ikincil bakteriyel enfeksiyonlar olan sinüzit, zatürre, bronşit ve orta kulak iltihabına yol açabildiğinden dikkatli olmak gerekiyor.

Soğuk algınlığı kapınızı çaldıysa!

Soğuk algınlığının tedavisinde antibiyotiğin yeri olmayıp aksine gelişigüzel kullanılacak antibiyotik fayda yerine zarar veriyor. Soğuk algınlığının tedavisinde istirahat etmek, bol sıvı (su, ayran, kefir, çorba) tüketmek, burnu açık tutmak için tuzlu su içeren burun spreyi kullanmak, bağışıklığı güçlendirmek için mevsim sebze-meyveleriyle beslenmek ve yeterli ve kaliteli uykuya dikkat etmek gerekiyor.

GRİP

Özellikle ekim ayında başlayıp nisan ayına kadar görülme sıklığı artan grip; soğuk algınlığı şikayetlerine ek olarak yaygın vücut ağrısı, ateş, baş ağrısı, aşırı yorgunluk, göğüste rahatsızlık ve öksürükle kendini gösteriyor.

Gribal enfeksiyon kapınızı çaldıysa!

Gribal enfeksiyonda influenza A ve B testi yaptırıp konulacak tanıya göre hekimin uygulayacağı antiviral tedavi ile iyileşme süreci hızlandırılacaktır. Evde de hijyen kurallarına uyulması ve bağışıklığı güçlendirmek için sağlıklı beslenme, istirahat, uyku, bol sıvı tüketimi ve mevsim sebze ve meyvelerinin tüketimi büyük önem taşıyor.

COVID-19

Bu yıl da sonbaharla birlikte artış gösteren Covid-19 enfeksiyonu; ateş, boğaz ağrısı, tat ve koku kaybı, yaygın kas ve eklem ağrıları, öksürük, nefeste daralma, göğüste ağrı, sırt ve bel ağrısı, bulantı, kusma ve ishalle kendini gösteriyor. Hastalık bazı bireylerde daha ağır seyrettiğinden aşı olmayı ihmal etmemek gerekiyor.

Covid-19 kapınızı çaldıysa!

Hastalık şikayetlerinin başlamasıyla doktor takibine girmek önemli. Covid-19’da test pozitifliği durumunda kendinizi izole etmeniz ve maske takmanız virüsün yayılmasını önleyecektir. Ellerinizi sık yıkamanız ve öksürürken peçete veya maske kullanmanız önemlidir. Tedaviye rağmen ateşiniz varsa, nefes almakta zorluk yaşıyorsanız, sırt veya göğüs ağrısı hissediyorsanız mutlaka doktorunuza bildirin. Bağışıklığınızı güçlü tutmak için gerekli kurallara dikkat edin.

ZATÜRRE

Özellikle yaşlı ve kronik hastalığı olanlarda hayati riske yol açabilen ve hastaneye yatışı gerektirebilen zatürre; öksürük, balgam, yüksek ateş, nefes darlığı, sırt veya yan ağrısı ile kendini gösteriyor. Bu nedenle en kısa sürede doktora başvurmak gerekiyor. Bakteriyel zatürreden korunmak için aşılanmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yıldız Okuturlar “KOAH (Kronik Tıkayıcı Akciğer Hastalığı) hastalığı olanlar, 65 yaş üstü, diyabet, kalp hastalığı ve böbrek yetersizliği olanların pnömokok aşısı için doktorlarına başvurmaları önemlidir. Grip aşısı da sizi grip sonrası gelişecek zatürreden önleyecektir” diyor.

Zatürre kapınızı çaldıysa!

Zatürre genellikle, doktorun başlayacağı antibiyotik tedavisinden üç veya beş gün sonra düzelme başlar. Bağışıklığı güçlendirmek için sağlıklı beslenmek, dinlenmek ve bol sıvı tüketmek çok önemli. Aksi taktirde daha da ağırlaşabiliyor.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi

FARENJİT (BOĞAZ İLTİHABI)

Sonbahar ve kış aylarında çok sık görülen hastalıklardan olan farenjite bakterilerin ve virüslerin yanı sıra soğuk hava ve soğuk içecekler de yol açabiliyor. Boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, yüksek ateş, baş ağrısı ve kulak ağrısına yol açan farenjitte antibiyotik tedavisi gerekebildiğinden doktora gitmeyi ertelememek gerekiyor. Bademcikler üzerinde sürüntü alma yoluyla hızlı test yapılıp tanısı konulabiliyor.

Farenjit kapınızı çaldıysa!

Farenjit olduysanız doktorunuzun önerisiyle antibiyotik tedavisine başlanabilir. Şikayetleri azaltmada; ağrı kesici, pastil, boğaz spreyi, tuzlu gargara ve soğuk buhar gibi uygulamalar faydalı olabilir. Sigara içilmemesi ve sigara dumanına maruz kalınmaması da iyileşme sürecinde çok önemlidir. Çoğunlukla antibiyotik başlandıktan iki gün sonra işe/okula  dönülebilir. Tüm diğer enfeksiyonlarda olduğu gibi bağışıklığı güçlü tutmak için gerekli kurallara dikkat etmek gerekir.

Hastalıklardan korunmak için 10 etkili önlem!

  1. Ellerinizi sık sık su ve sabunla en az 20 saniye yıkayın, özellikle yemeklerden önce mutlaka hijyene dikkat edin. Su ve sabunun olmadığı yerlerde dezenfektan kullanın.
  2. Kalabalık mekanlardan kaçının, mümkün olmuyorsa da maske takın.
  3. Toplu taşıma, cep telefonu ve kapı kolları yüksek bulaş riski taşıdığından gün içerisinde ellerinizi yıkamadan yüzünüze götürmeyin.
  4. Bağışıklığınızı güçlendirmek için mevsim sebze-meyveleriyle beslenin, bol sıvı (su, çorba, ayran, kefir) tüketin, yeterli ve kaliteli uyuyun, düzenli egzersiz yapın.
  5. Hava sıcaklıkları gün içerisinde değişkenlik gösterebildiğinden kıyafet seçiminizi ona göre yapın. Çok kalın tek bir kıyafet yerine daha ince birkaç kat giyinerek ortam sıcaklığına göre ayarlayın.
  6. Aşı olun.
  7. Islak saçla dışarı çıkmayın.
  8. Sosyal mesafenizi koruyun ve öpüşme/ tokalaşma yerine başınızla selam verin.
  9. Hapşırırken veya öksürürken avuç içinizi değil kağıt mendil kullanın ve hemen çöpe atın.
  10. Evde ya da çevrenizde hasta bir kişi varsa ortak eşyalar kullanmayın, çok yakın temasta bulunmayın, maske ve mesafeyi korumaya dikkat edin.

Gelişigüzel vitamin almaktan kaçının…

Gelişigüzel vitamin almaktan kaçının…

Unutkanlık, halsizlik, odaklanamama, anksiyete… Bugünlerde pek çok kişi bu tür sorunlardan şikayetçi. Günlük yaşantıyı olumsuz etkileyen ve yaşam konforunu azaltan bu şikayetlerin altında birçok neden yatabiliyor. O nedenlerden biri de vitamin eksikliği! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yıldız Okuturlar vitaminlerin besinlerle karşılanamaması durumunda mutlaka hekimin önerisi ile kullanılması gerektiğini belirterek, gelişigüzel vitamin takviyesi almanın fayda yerine kalıcı zararlara yol açabildiğini vurguluyor. Günümüzde yüksek doz vitaminlerin kanser, kalp ve solunum yolu hastalıklarını önlediğine dair tartışmaların devam ettiğini belirten Prof. Dr. Yıldız Okuturlar, vitamin kullanırken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Modern çağın günlük koşuşturmacasında sağlıksız beslenme giderek yaygınlaşırken, gerek yetişkinlerde gerekse çocuklarda vitamin eksiklikleri de daha sık görülür hale geldi. Bunun neticesinde pek çok kişi aşırı yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu ve unutkanlık gibi sorunlardan yakınırken, ‘kolumu kaldıracak gücüm yok, adeta tükendiğimi hissediyorum’ gibi şikayetlerle hekime başvuruyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yıldız Okuturlar, bu ve benzeri sorunların altında birçok hastalık yatabildiği gibi, sorunun kaynağının tek başına vitamin eksikliği de olabildiğini belirterek “Kişinin geçirdiği enfeksiyonlar veya travma gibi durumlar metabolizmayı dolayısıyla vitamin gereksinimlerini önemli ölçüde değiştirebilmektedir. Herkesin vitamin ihtiyacı kendi metabolizmasına, yaşam tarzına, yaşına ve kişisel sağlık durumuna, vücut depolarındaki durumlara göre değişmektedir. Bu nedenle vitaminlerin kullanılmadan önce klinik olarak doktor tarafından tanı konması ve sonrasında gerekirse test istenmesi daha doğru olacaktır. Testler genellikle yalnızca son beslenme alımını gösterir. Vitamin eksikliğiniz varsa, doktorunuz size almanız gereken takviyeleri ve hangi dozda alacağınızı söyleyecektir” diyor.

Pause Dergi

Prof. Dr. Yıldız Okuturlar

Vitaminlerin kaynağı sofranızda, ancak!

Sağlıklı ve dengeli beslenen kişilerde kronik hastalığın önlenmesi için multivitamin takviyesi alınması gerekmediğini, ancak sebze ve meyve tüketimi yetersiz olanlar, alkol kullananlar, vegan beslenenler, obezite cerrahisi geçirenler ve bazı metabolizma hastalıkları olan kişilerde multivitamin takviyesi önerebildiklerini belirten Prof. Dr. Yıldız Okuturlar şöyle konuşuyor: “Günümüzde yüksek doz vitaminlerin kanser, kalp, solunum yolu hastalıklarını önlediğine dair tartışmalar devam etmektedir. Sağlıklıysanız ve iyi bir diyetle besleniyorsanız muhtemelen vitamin takviyesi almanıza gerek yoktur. Vitaminler hemen hemen tüm gıdalarda bulunur, ancak hiçbir gıda grubu tüm vitaminler için iyi bir kaynak değildir. İhtiyacımız olan vitaminleri yiyeceklerden almanın en iyi yolu, mevsim sebze ve meyveleri ile tam tahıllı besinler, et ve balık içeren besinler tüketmektir. Bazı vitaminler yalnızca et veya yumurta gibi hayvanlardan elde edilen yiyeceklerde bulunur. Ancak genel olarak, meyve ve sebzeler en yüksek vitamin konsantrasyonlarına sahip olduğu gibi genellikle sağlığı destekleyen çok sayıda lif ve diğer bileşenlere sahiptir.”

Pause Dergi

Dikkat! Gelişigüzel takviye kalıcı zarar verebilir!

A vitamini takviyesinin gelişigüzel alınmasının kanser, kalp hastalığı ve kemik kırıkları riskini artırabildiğini, hamilelerde çok fazla A vitamini almanın gelişmekte olan bebeğe zarar verebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Yıldız Okuturlar, E vitamini takviyelerinin vücutta fazla birikmesinin de prostat kanseri riskine hatta yaşam kaybına neden olabileceğini söylüyor. Antioksidanlar açısından zengin sebze ve meyve tüketmenin kanser ve kardiyovasküler hastalık risklerini azaltabildiğini ancak buna karşın kanseri veya kalp damar hastalıklarını önlemek için hekim önerisi olmadan kullanılan antioksidan takviyelerinin kullanımının faydalarına yönelik kanıtların henüz yetersiz olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yıldız Okuturlar “C vitamini takviyesinin de kanser, kardiyovasküler hastalık veya ölüm riskini azalttığına dair yeterli kanıt yoktur. Gelişigüzel alınan C vitamini takviyesi böbrek taşı riskini artırabilir” diyor.