Yazılar

Yaş alırken yaşlanmamak için altın öneriler!

Günümüzde teknolojinin hızla ilerlemesi ve tıbbi imkanların artmasıyla yaşam süresi uzadığından yaşlılık dönemini fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak sağlıklı ve dinç geçirmek şüphesiz büyük önem taşıyor. Kimileri bu amaçla sağlıklı yaşam tarzı benimseyip kişisel ve çevresel olumsuz etkenleri olabildiğince azaltmaya çalışırken, kimileri ise internetten ve sosyal medyadan gördüklerini doktora danışmadan bilinçsizce uygulama yoluna gidebiliyor! Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi İç Hastalıkları, Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Berrin Karadağ “Yapılan araştırmalar; biyolojik yaşınızı genç tutmanın mümkün olabildiğini gösteriyor ama bunu yaşam tarzınızda yapacağınız olumlu değişikliklerle gerçekleştirmeye çalışmalısınız. Sosyal medyanın ve yapay zeka kullanımlarının yaygınlaştığı son yıllarda, sağlıklı yaşlanmak adına faydalı olabildiği gibi zararlı da olabilecek pek çok bilgiler sunulduğunu görüyoruz. Reklam amaçlı ilaçlar ile vitamin ve mineral takviyeleri ya da ‘gençlik iksiri’ olarak gösterilen pek çok ürün bilinçsiz kullanıldığında sağlığınızda geri dönüşü olmayan çok ciddi zararlara yol açabilir” diyor. Prof. Dr. Berrin Karadağ, yaşlılıkta genç kalmanın anahtar kelimelerini içeren 10 etkili yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Berrin Karadağ

Prof. Dr. Berrin Karadağ

  • Hareketsizlikten kaçının, dik durun!

Modern çağın yol açtığı en önemli tehlikelerden birini hareketsizlik ve yanlış duruş bozukluğu oluşturuyor. Özellikle bilgisayar ve cep telefonunda geçirilen uzun saatler, pek çok işin bir tuş ile oturduğumuz yerden halledilebiliyor olması, düzenli egzersiz ya da yürüyüş yapmamak  gerek iç organlarımıza gerekse fiziksel yapımıza son derece zarar veriyor. Bu nedenle çağımızın hareketsiz (sedanter) yaşam tuzağına düşmeyerek, gün içerisinde her fırsatta mutlaka hareket etmek, otururken ve yürürken de dik durmaya özen göstermek gerekiyor. Prof. Dr. Berrin Karadağ “Vücudumuzun genetik yapısı, 100-200 yıl önceki gibi daha az yemek, daha çok hareket etmek isterken, teknoloji ise bize oturduğumuz yerden yaşamayı getirdiğinden hareketsiz kaldık. Ama aslında genetik yapımız halen daha çok hareket etmeyi ve daha az yemek yemeyi istiyor. Bu nedenle daha çok hareket edip, paketli gıdalardan da uzak kalırsak sağlıklı yaş almanın ana hedefini tutturmuş oluruz” diyor.

  • Düzenli egzersiz yapın

Yapılan sayısız çalışmalar; düzenli yürüyüş yapmanın kalp ve damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon ve kemik erimesi gibi hastalıklardan korunmada kritik rol oynadığını, başta kas ve iskelet sistemi olmak üzere tüm hücrelerimizin daha etkin çalışmasını sağlamaya katkı sağladığını, ruh sağlığımızı ve sağlıklı yaş almamızı desteklediğini açıkça ortaya koyuyor. Bu nedenle mutlaka düzenli egzersiz yapmayı yaşam alışkanlıklarınız arasına katın. Yaşınıza/kapasitenize göre haftada en az 3 gün bir saat yürüyüşü/egzersizi alışkanlık haline getirin.

  • Sigara ve alkolden mutlaka uzak durun!

Baş edemediğiniz sorunlarınızdan uzaklaşmak ya da kaçmak gibi sağlıksız gerekçelerle sigara, alkol vb. zehirlere tutsak olmayın. Gerek hücrelerinizin ve organlarınızın, gerek bilişsel ve zihinsel sağlığınızın gerekse cildinizin genç kalabilmesi için, zararları sayısız araştırmalarla kanıtlanmış olan sigara ve alkolden uzak durun.

  • Stresi yönetmeyi öğrenin

Çevremizde şüphesiz strese yol açan pek çok etken var. Ancak unutmayın ki; stresin azı karar, çoğu zarar! Yapılan araştırmalar, dozunda stresin kişiyi çeşitli tehlikelerden ve risklerden koruduğunu gösterirken, aşırı stresin ise pek çok hastalığa zemin hazırlayabildiğini, vücuda hem fiziksel hem de ruhsal açıdan zarar vererek hastalık sürecine de çok büyük etkileri olduğunu gösteriyor. Bu nedenle stresi yönetmeyi öğrenmek, gerekirse uzman desteği almak son derece önemli.

  • Erken yaşlandıran besinlerden uzak durun

Çağımızın yoğun koşuşturmacasında fast-food türü besinlere yönelim hızla artıyor ancak aşırı yağlı, defalarca aynı yağda kızartılmış, katkı maddeli ve lezzet verici tatlandırıcıların katıldığı hazır besinlerden mutlaka uzak durmak gerekiyor. Basit karbonhidratlar olarak adlandırılan beyaz ekmek, unlu ve nişastalı yiyecekler, şekerli besinler ve içecekler ile aşırı tuzdan kaçınmak şart. Abur-cubur tüketmeyi sevenlerin mutlaka sağlıklı atıştırmalıklara yönelmesi, zengin lif içeriğine sahip kurubaklagiller ile vitamin ve mineral değerleri yüksek olan mevsim sebze ve meyvelerinin tüketilmesi gerekiyor.

  • Her gün mutlaka yeterli su tüketin

Hücrelerimizin ve organlarımızın sağlıklı çalışması, cildimizin erken kırışmasını önlemesi için, beslenmemizin vazgeçilmez bir unsuru olan su, insan yaşamında oksijenden sonra gelen en önemli öğeyi oluşturuyor. Her gün yeterince su içilmediğinde toksinler kanda birikirken, böbreklerimiz zamanla işlevlerini yerine getirememeye başlıyor ve böbrek yetmezliği gibi hayati riske yol açabiliyor. Bu nedenle her gün mutlaka yeterli su tüketmeye çok özen gösterin. Prof. Dr. Karadağ “Böbrekler birer duş başlığı gibi çalışır. Eğer az su alırsak böbrekler tıkanır, ama yeterli su alırsak böbreği tıkayacak maddeler uzaklaştırılır. O nedenle günde 2 litre su içmek gerekir” diyor.

  • Uyku düzeninize çok dikkat edin

Yapılan bilimsel çalışmalar; yeterli ve kaliteli uykunun hayatın her döneminde sağlık açısından kritik rol oynadığını gösteriyor. Uyku esnasında hücreler yenilenirken, bağışıklık sistemi güçleniyor ve vücut kendini tamir ediyor. Bu nedenle geceleri uykusuz kalmamaya, kaliteli uyku için yatağınızın rahat, odanızın karanlık, serin ve sessiz olmasına özen gösterin.

  • Teknolojiden uzak kalmayın

Prof. Dr. Berrin Karadağ, genç yaşamanın altın kurallarından birinin, teknolojiye ayak uydurmak  olduğunu belirterek, dijital teknolojinin yaşlıların sosyalleşmesinde önemli bir rolü olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Karadağ sözlerine şöyle devam ediyor: “Yaşlı bireyler her ne kadar teknoloji kullanımı konusunda endişe duysalar da, dijital teknoloji iletişimden sağlık sorunlarına kadar her alanda onların günlük yaşam kalitelerinin artmasına, bağımsız bir yaşam sürmelerine ve aktif bir yaşlanma dönemi geçirmelerine yardımcı olmaktadır. Bu nedenle dijital teknolojiyi öğrenmekten çekinmeyip, onu hayatlarına katmaları, önlerinde yepyeni ve kolaylaştırıcı bir yol açacaktır. Bu sayede kendine güvenli, hayattan keyif almaya devam eden ve toplumdaki yerini kaybetmekten korkmayan sağlıklı ve güçlü yaş almaya devam eden mutlu bir yaşlılık hedeflenmelidir.”

  • Gelişigüzel takviyeler kullanmayın!

Vitamin ve mineral değerlerini ölçtürerek özellikle D vitamini başta olmak üzere, eksiklikleri gidermek gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Karadağ, “Ancak gençlik sağlayacağı, sağlıklı yaşam vaadettiği gibi söylemlerle sosyal medyada ve internette çok sık karşımıza çıkan birtakım besinlere, reklam amaçlı ilanlara, vitamin ve mineral takviyelerine, hatta ‘gençlik iksiri’ adı altında karışımlara rastlıyoruz. Oysa bu tür ürünlerin doktora danışılmadan ve gerekli vitamin/mineral değerleriniz ölçülmeden kullanılması sağlık açısından son derece yüksek riskleri ve tehlikeleri beraberinde getirebiliyor” diyor.

  • Güneşin zararlı ışınlarından korunun!

Yapılan sayısız araştırma; güneşin zararlı ışınlarının cilt kanserine yol açabildiğini, erken kırışıklıklar, cilt lekeleri ve cilt kuruluğuna neden olarak cildi erken yaşlandırdığını ortaya koyuyor. Bu nedenle özellikle yaz mevsiminde güneşin zararlı ışınlarından çok iyi korunmak gerektiğini belirten Prof. Dr. Berrin Karadağ, güneş ışınlarının dik gelmediği saatlerde ise her gün 15 dakika kolların iç kısımlarının ve bacakların güneşlendirilmesi gerektiğini söylüyor.

Pandemide dijital teknoloji “ilaç” gibi geldi!

Pandemide dijital teknoloji “ilaç” gibi geldi!

Günümüzde artık birkaç yıl öncesine göre bambaşka bir yaşlı nüfus profili yükseliyor! Teknolojiyi günlük yaşantısından eksik etmeyen, akıllı telefonlarda sosyal medya aracılığıyla tanıdıklarıyla iletişimde bulunup, sanal ortamda klipler, çiçekler, pastalar gönderen, yeni  arkadaşlıklar kuran, kendilerini yaşları nedeniyle sosyal hayattan dışlanmış hissetmeyen, kısacası artık sohbet etmek için torunlarının, çocuklarının gözünün içine bakmayan! Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi İç Hastalıkları, Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Berrin Karadağ özellikle iki yıllık pandemi sürecinde teknolojinin içinde olmanın ruhsal ve fiziksel sağlık açısından da yaşlılara büyük faydalar sağladığını belirtiyor.

Birebir iletişimin yerini alamasa da, günümüzde teknolojinin, aktif yaşlanmanın bir parçası olarak yaşamdaki güçlü ve kalıcı yerini aldığını vurgulayan Prof. Dr. Berrin Karadağ şöyle konuşuyor: “Dijital teknolojinin yaşlı bireylerin sosyalleşmesinde önemli bir rolü bulunmaktadır. Yaşlı bireyler, teknolojideki yeniliklere gün geçtikçe uyum sağlamaya çalışmakta ve her geçen gün teknoloji kullanım oranı artmaktadır. Her ne kadar teknoloji kullanımı konusunda endişe duysalar da dijital teknoloji, iletişimden sağlık sorunlarına kadar her alanda onların günlük yaşamlarını kolaylaştırmakta, bağımsız bir yaşam sürmelerine ve aktif bir yaşlanma dönemi geçirmelerine yardımcı olmaktadır. Bu sayede kendine güvenli, hayattan keyif almaya devam eden ve toplumdaki yerini kaybetmekten korkmayan sağlıklı ve güçlü yaş almaya devam eden bir mutlu yaşlılık hedeflenmelidir.”

Prof. Dr. Berrin Karadağ, 18-24 Mart Ulusal Yaşlılar Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, teknolojinin yaşlılara sağladığı 4 önemli faydayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Berrin Karadağ

Mutluluk

Yaş ilerledikçe kişinin sosyal çevresi, iş çevresi, yaşıtları, arkadaşları vb yaşam paylaşımında bulundukları kişi sayısı azalıyor. Sosyal izolasyon nedeniyle oluşan ruhsal durum, sağlık sorunlarının kötüleşmesine ve hayat kalitesinin önemli ölçüde düşmesine neden oluyor. Ancak teknoloji sağlıklı olan veya sağlık sorunları olan yaşlıların mutluluğuna katkı sunabiliyor. Sevdikleri, ailesi ve torunları ile sosyal medya aracılığı ile görüşmeleri, günlük aktivitelerini paylaşabilmeleri özellikle son 2 yıllık pandemi döneminde büyük fayda sağlıyor. Görüntülü görüşme programları, mobil telefonlar ve internet kullanımının artmasının, özellikle yaşlı bireyin mutlu olmasını sağladığını, iletişimini artırdığını ve sosyal etkileşimini olumlu yönde etkilediğini görüyoruz.

Sağlık

Tıp teknolojisi bu konuda çok önemli adımlar atmaktadır. Sağlık çalışanları olarak doktorların, hemşirelerin ve diğer sağlık personelinin, hastası ile arasında oluşturulan elektronik iletişim sistemleri sayesinde, uzaktan da olsa önemli konularda, özellikle yaşlı hastaların yönlendirilmeleri yapılabilmekte ve bu durum da özellikle hareket kısıtlılığı olan bireylerde ayrıca fayda sağlamaktadır. Yaşlı bireyin kendi doğal ortamında teknoloji kullanılarak izlenmesi ve değerlendirilmesinin; sık hastane başvurularını azaltması ve hastanede sıra bekleme, ulaşım, hastane ortamı gibi nedenlerle oluşabilecek stresin kontrol altına alınmasında da yararlı olabileceği düşünülüyor.

Günlük yaşam

Özellikle internet ve sosyal medya yaşlılar için sosyalleşme aracı olarak önemli katkı sağlıyor. Bu sayede yaşlılar toplum ve çevre ile ilgili olaylar ve dünya haberlerini takip etmekte geri kalmazken, bir yandan da toplum içinde ve topluluklarda aktif olarak yer aldıklarını hissedebiliyorlar. Yine digital teknoloji sayesinde para transferleri, fatura ödemeleri ve kültürel faaliyetler gibi bir çok alanda pek çok işi kolayca yapabiliyorlar.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Kendine güven

Yaşlanma ile birlikte sıklıkla içe kapanma, her işten elini eteğini çekme, işe yaramama, sosyal hayat ve yeniliklerden uzaklaşma ve bunların sonucunda da özgüven kaybı meydana gelebiliyor. Yaş ile fiziksel performans da azalınca, yaşlı birey işlerini daha genç çocuklarından veya tanıdıklarından rica yolu ile yaptırıyor. Teknolojideki hızlı gelişmeye uzak kalmayan yaşlılarda ise kendilerine duydukları güven artıyor. Yaşlılara yönelik çekici ve yararlı ürünlerin tasarlanması ve teknolojik seçeneklerin daha etkin kullanımı, yaşlıların yaşam kalitesini iyileştiriyor ve sosyal uyumlarının kolaylaşmasına katkı sağlıyor.

Teknolojide güvenlik çok önemli!

Prof. Dr. Berrin Karadağ, güvenliğin sadece teknoloji kullanımı ve üretiminde değil aynı zamanda sosyal hizmetlerin yürütülmesinde de kilit rol oynadığını belirterek şöyle konuşuyor: “Yaşlı bakımında sağlık birinci derecede önemli faktör olduğundan, emniyet bu faktörün ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Özellikle ilaç kullanımı, rutin kontroller, psikolojik destek, fiziksel koruma, fiziksel ihtiyaçların giderilmesi gibi konularda emniyeti sağlayıcı önlemler alınması gerekiyor. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılar için, güvenlik amacı taşıyan izleme sistemleri, ivmeölçer tabanlı giyilebilir sensörler ile düşme durumunun tespit edilmesi, duman ve ısı sensörü ile anormal durumları tespit ve engelleme amacı taşıyan uygulamaların mevcut olduğunu görüyoruz. Teknolojideki bu ilerlemeleri özgür, rahat ve kendine güvenli bir yaşam için kullanmayı hedeflemek gerekiyor. Yalnız yaşayan ve unutkanlık veya hareket kısıtlılığı olan yaşlı bireylerin, sağlıklı ve güvenli yaşam devamı açısından desteklenmeleri, acil durumlarda kullanılabilecek veya haberdar edebilecek alarm sistemleri ile günlük yaşam aktiviteleri ve emniyeti oluşturulabilir.”