Yazılar

Lösemi sadece genetik bir hastalık değil!

Lösemi sadece genetik bir hastalık değil!

Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de çocukluk çağı kanserlerinde başı çeken löseminin son yıllarda görülme sıklığı giderek artıyor. Öyle ki çocukluk döneminde tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 35’ini lösemi oluşturuyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Sema Aylan Gelen “Ülkemizde her yıl 1200- 1500 çocuğa lösemi tanısı konulmakla birlikte, bildirilmeyen vakalar da göz önüne alındığında, yaklaşık olarak yılda 2000 çocuğa yeni teşhis konulduğu tahmin edilmektedir. Son yıllarda tedavilerdeki ilerlemelere rağmen lösemi sıklığında artış olması, bu hastalığın sadece genetik etkilenme sonucu değil, çevresel etmenlere de bağlı olabileceğini destekliyor” diyor. Lösemi tedavi edilmediğinde ölümcül bir hastalık olmasına karşın, bilimsel gelişmeler ışığında, uygulanan güncel tedavi protokolleriyle tam iyileşmenin sağlanabildiği bir hastalık haline geldiğini, tedavide etkin sonuç alınmasında ise erken teşhisin kilit rol oynadığını vurgulayan Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, lösemi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Sema Aylan Gelen

Doç. Dr. Sema Aylan Gelen

Bebeklik döneminde aşırı izolasyona dikkat!

Annelerin bebeklik döneminde enfeksiyonlara karşı aşırı korumacı olmaması ve bebeklerini ‘hasta olur’ endişesiyle cam bir fanus içerisinde büyütmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Sema Aylan Gelen “Bebeklik döneminde enfeksiyonlardan korunma amaçlı aşırı izolasyona bağlı olarak enfeksiyonların geç çocukluk döneminde geçirilmesi, bağışıklık sisteminin anormal yanıt vermesine yol açabilir. Bu durumun da lösemi riskini arttırabildiği düşünülmektedir” diyor.

Erken teşhis büyük öneme sahip!                                                                                                                                                Lösemi teşhisinde gecikme olması tedavi sürecinde zorluklara ve hayati risklere sebep olabiliyor. Lösemi genellikle ani başlayan belirtiler ile ortaya çıksa da bir kısmı sinsi ve yavaş ilerliyor, aylar süren seyir izleyebiliyor. Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, bazı belirtilerin sadece lösemi hastalığına özgü belirti olmamakla birlikte, hekime mutlaka başvurulması gereken uyarıcı işaretleri olduğunu belirterek, erken teşhisin tedavide kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.

Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin!

Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Sema Aylan Gelen lösemiye işaret edebilen bazı belirtilerin ebeveynlerce çok iyi gözlemlenmesi ve doktora danışılması gerektiğini vurgulayarak bu belirtileri “Kemik ağrısı ve eklem ağrısı, uzamış ve verilen tedavilere yanıt vermeyen inatçı ateş, halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı, solukluk, ciltte kırmızı beneklenmeler, vücutta artan morluklar, anormal ve/veya durdurulamayan kanama (burun, diş eti kanamaları veya kız hastalarda her zamankinden farklı aşırı ve uzamış adet kanamaları), lenf bezlerinde şişme” şeklinde sıralıyor.

Kemik ağrısına dikkat!

Erişkinlerden farklı olarak, sağlıklı olan bir çocuğun yorulmaya veya aşırı hareketli olmasına bağlı olarak; bacak ağrısı, bel ağrısı veya eklem ağrısından şikayetçi olmayacağını vurgulayan Doç. Dr. Sema Aylan Gelen “Eğer çocukta kemik ağrısı varsa ‘çok hareketli ondandır’ diyerek ihmal edilmemeli, mutlaka ciddiye alınmalı ve nedeni araştırılmalıdır” diyor.

Tedavi edilebilen bir hastalık, ama!

Doç. Dr. Sema Aylan Gelen löseminin umutsuz değil, aksine günümüzde uygulanan güncel tedavi yöntemleri sayesinde gün geçtikçe artan tedavi başarısıyla yüksek oranlarda iyileşmenin sağlanabildiği bir hastalık olduğuna dikkat çekerek şöyle konuşuyor: “Tedavi, löseminin tipine ve tanımlanan risk gruplarına göre; kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapiler, psikososyal destek ve kemik iliği nakli bileşenlerinden oluşuyor. Çocukluk çağında görülen lösemilerde uzun dönem sağ kalım yükselmiş durumdadır.”

Acıbadem Ataşehir Hastanesi

Her hastaya kemik iliği nakli gerekmiyor!

Lösemi hücrelerini yok etmenin temel yolunun kemoterapi olduğunu belirten Doç. Dr. Sema Aylan Gelen “Akut lenfoblastik lösemi hastalarının yaklaşık yüzde 10’unda, akut miyeloblastik lösemide ise yüzde 30-50’sinde kök hücre nakli gerekir. Yüksek risk grubundaki hastalar ve kanserin nüks ettiği hastalar kemik iliği nakli adayıdır” diyor.

Çevresel etkenlere dikkat!

Löseminin sadece genetik bir hastalık olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Sema Aylan Gelen “Günümüzde gıdalardaki katkı maddeleri, radyasyon, çevresel kirlenme, plastik ve deterjan kalıntılarının yeme içme yoluyla çocuğa bulaşabilmesi gibi çevresel etkenlere bağlı olarak da hastalık gelişebiliyor. Yapılan bilimsel çalışmalar; son yıllarda tedavilerdeki ilerlemelere rağmen lösemi sıklığında artış olmasının, bu hastalığın sadece genetik etkilenme sonucu değil, çevresel etmenlere de bağlı olabileceğini destekliyor” diye konuşuyor.

Kendinizi suçlamayın!

Ailelerin çocuklarına lösemi teşhisi koyulmasını kolay kabul edemeyebildiklerini, önce inkar sonra kendilerini suçlama gibi duygulara kapılabildiklerini belirten Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, bunun tedavi sürecinde hem ailelere hem çocuklara zarar verebildiğini söylüyor. Genetik ya da çevresel faktörler gibi birçok etkenin lösemiye neden olabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, ailelerin çocuklarını iyi gözlemlemeleri ve geçmeyen şikayetlerde mutlaka doktora başvurmayı ihmal etmemeleri gerektiği konusunda uyararak, teşhis ve tedavi sürecinde ise sıkı bir diyalogla ve sağduyulu olmayı koruyarak hareket etmelerinin son derece önemli olduğunu söylüyor.

Bel, bacak veya eklem ağrısından yakınıyorsa…

Bel, bacak veya eklem ağrısından yakınıyorsa…

Halk arasında kan kanseri veya kemik iliği kanseri olarak da bilinen lösemi, çocukluk çağında dünyada ve ülkemizde en sık görülen bir kanser türü. Öyle ki çocukluk döneminde tüm kanserlerin yüzde 30-35’ini lösemi oluşturuyor. Ülkemizde her yıl 1200-1500 çocuğa lösemi tanısı konulmakla birlikte, bilinmeyen vakalar da göz önüne alındığında, yaklaşık olarak yılda 2000 çocuğun bu hastalığa yakalandığı tahmin ediliyor. Lösemi tedavi edilmediğinde ölümcül olabiliyor. Ancak bilimsel gelişmeler ışığında, uygulanan güncel tedavi protokolleriyle, çocukluk çağı lösemileri umutsuz değil, aksine yüksek oranlarda tam iyileşmenin sağlanabildiği bir hastalık haline geldi. Tedaviden etkin sonuçlar alınmasında ise erken teşhis ve tedavi kilit rol üstleniyor.  Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, erken teşhis için ebeveynlerin bazı belirtilerde zaman kaybetmeden hekime başvurmaları gerektiğine işaret ederek, “Örneğin, erişkinlerden farklı olarak, sağlıklı olan bir çocuk yorulmaya veya aşırı hareketli olmasına bağlı olarak; bacak ağrısı, bel ağrısı veya eklem ağrısından şikayet etmez. Eğer çocukta kemik ağrısı varsa, mutlaka ciddiye alınmalıdır” diyor.

Doç. Dr. Sema Aylan Gelen

Doç. Dr. Sema Aylan Gelen

En yaygın akut lösemi görülüyor

Lösemiler; kemik iliğindeki öncü hücrelerin gelişimlerinin duraklamaları ve kontrolsüz çoğalmaları sonucunda kemik iliğini, periferik kanı ve bazen diğer organları istila ederek normal kan hücrelerinin oluşmasını engelleyen bir hastalık grubu. Çocukluk çağında gelişen lösemilerde en yaygın akut lösemiler görülüyor. Çocukluk çağı lösemilerinin yüzde 70-75’i akut lenfoblastik lösemi, yüzde 25-30’u akut myeloblastik lösemi, çok daha az kısmı da juvenil miyelomonositik lösemi ve kronik miyeloid lösemiden oluşuyor. Akut lenfoblastik lösemi 2-5 yaş arasında, akut miyeloblastik lösemi ise 0-2 yaş ve adolesan dönem olmak üzere iki dönemde daha sık gözleniyor. Çoğunlukla viral bir enfeksiyon sonrasında geliştiği için bu yaş grubunda löseminin sık görülmesinin bir nedeni olarak, okul öncesi ve okul çağındaki çocuklarda enfeksiyon sıklığının fazla olması gösteriliyor.

Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin!

Lösemide erken teşhis büyük öneme sahip. Zira gecikme olursa, tedavi sürecinde zorluklara ve hayati risklere sebep olabiliyor. Lösemi genellikle ani başlayan belirtiler ile ortaya çıksa da, bir kısmı sinsi ve yavaş ilerliyor, aylar süren seyir izleyebiliyor. Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, lösemi hastalığına özgü belirti olmadığını belirterek, çocuklarda görülen ve hekime mutlaka başvurulması gereken uyarıcı işaretleri şöyle sıralıyor:

  • Sık tekrarlayan enfeksiyonlar
  • Anemi kaynaklı halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı, solukluk
  • Uzun süre devam eden ve inatçı ateş ve enfeksiyonlar
  • Ciltte kırmızı noktalar, kolay morarma ve kanama
  • İştah kaybı ve istemsiz kilo kaybı
  • Gece terlemeleri
  • Karın ağrısı ve şişkinlik
  • Kemik ve eklem ağrısı
  • Lenf bezlerinde şişme veya hassasiyet

Doç. Dr. Sema Aylan Gelen

Pek çok etken yol açabiliyor, ancak… 

Son yıllarda tedavilerdeki ilerlemelere rağmen lösemi sıklığında artış olması, bu hastalığın sadece genetik etkilenme sonucu değil, çevresel etmenlere de bağlı olabileceğini destekliyor. Radyasyon, bazı ilaçlar, petrol ürünleri, benzen gibi organik maddeler, böcek öldürücü ilaçlar nedeniyle oluşan çevresel kirlenme, gıda maddelerindeki katkılar ile bazı kimyasal maddelerin lösemiye yol açtığı biliniyor. Bazı genetik sendromlar da (en sık Down sendromu) lösemiye sebep olan faktörler arasında yer alıyor. Bunların yanı sıra löseminin enfeksiyona yanıt olarak da ortaya çıkabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, “Bebeklik döneminde enfeksiyonlardan korunma amaçlı aşırı izolasyona bağlı olarak enfeksiyonların geç çocukluk döneminde geçirilmesi, bağışıklık sisteminin anormal yanıt vermesine yol açabilir. Bu durumun da lösemi riskini arttırabildiği düşünülmektedir. Tüm bu etkenler lösemi riskini yükseltseler de çocuklarda lösemi gelişiminde her zaman kesin bir neden saptanamayabilir” bilgisini veriyor.

Tedavi edilebilen bir hastalık

Lösemi umutsuz değil, aksine günümüzde uygulanan güncel tedavi yöntemleri sayesinde gün geçtikçe artan tedavi başarısıyla yüksek oranlarda iyileşmenin sağlanabildiği bir hastalık. Tedavi, löseminin tipine ve tanımlanan risk gruplarına göre; kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapiler, psikososyal destek ve kemik iliği nakli bileşenlerinden oluşuyor. Çocukluk çağında görülen akut lenfoblastik lösemi hastalarının yüzde 80-90’ında uzun dönem sağ kalım sağlanıyor. Akut miyeloblastik lösemide ise son 40 yıl içinde sağ kalım oranı yüzde 10’dan yüzde 50’lere kadar yükselmiş durumda. Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, lösemili hücreleri yok etmenin temel yolunun kemoterapi olduğunu belirterek, “Bazı lösemi türlerinde hastalığın beyine yayılmasını önlemek veya yayılım varsa tedavi etmek için radyoterapi (ışın tedavisi) verilir. Akut lenfoblastik lösemi hastalarının yaklaşık yüzde 10’unda, akut miyeloblastik lösemide ise yüzde 30-50’sinde kök hücre nakli gerekir. Yüksek risk grubundaki hastalar ve kanserin nüks ettiği hastalar kemik iliği nakli adayıdır” diyor.

Löseminin ilk belirtileri bacaklarda ortaya çıkıyor

Löseminin ilk belirtileri bacaklarda ortaya çıkıyor

Çocuklar düşe kalka büyüyor… Bu sırada küçük morluklar, ufak sıyrıklar oluşması olağan. Ancak özellikle diz üstündeki yumuşak dokuda hiç bir nedeni yokken ortaya çıkan, sayıca artan, çabuk iyileşmeyen morluklara dikkat etmek gerekiyor. Çünkü sıklıkla oyun çağında rastlanan lösemi ilk belirtilerini genellikle bu şekilde gösteriyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, lösemi şüphesi oluşturan, ihmale gelmez belirtileri anlattı, anne ve babalara önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Halk arasında ‘kan kanseri’ olarak bilinen lösemi, çocukluk çağı kanserleri içinde yüzde 30 görülme sıklığıyla en üst sıralarda yer alıyor. Yenidoğan döneminden ergenliğe kadar her yaşta rastlansa da sıklıkla 2-5 yaş arasındaki çocuklarda görülüyor. Genetik olduğu kadar çevresel faktörlerin de lösemiye yol açtığı, hatta çocuklarda genetik, yetişkinlerde ise çevresel faktörlerin daha etkili olduğu düşünülüyor. Tıbbi gelişmelerin her geçen gün hızlandığı ve daha etkili tedavi sonuçları verdiği günümüzde erken tanı ve doğru tedavi ile çocukluk çağı lösemisinde yüzde 75; akut lenfoblastik lösemide ise yüzde 95 oranında  iyileşme sağlanıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat, lösemide yüksek iyileşme oranını yakalamak için erken tanının son derece önemli olduğunu vurguluyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi

Prof. Dr. Cengiz Canpolat

Pek çok belirti var!

Löseminin, kemik ya da kan hücrelerinin kontrolsüz şekilde çoğalma ve bölünmesi sonucu ortaya çıkan, hayatı tehdit eden önemli bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Canpolat şöyle konuşuyor: “Löseminin halsizlikten ateşe dek pek çok belirtisi var. Nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, çabuk yorulma, halsizlik, kol ve bacak ağrıları, vücudun ağız, diş, burun gibi farklı yerlerinde oluşan ve iyileşmesi zaman alan küçük kanamalar, dışkıda ve idrarda görülen kan, karaciğer, dalak ve lenf bezlerinin büyümesi varsa anne babaların vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekir.”

Kanamaya dikkat!

Löseminin belirtileri, diğer bazı hastalıkların belirtilerine çok benziyor. Kanama bunlar arasında farklı ve en dikkat çekici belirtilerden biri. Bazen cilt altı dokusunda, bazen diş ve damaklarda kanamaya rastlanıyor. Nedeni ise, trombosit sayısının lösemi nedeniyle düşmesi. Çünkü lösemi, kan hücrelerini olumsuz etkilediği için vücudumuzda kanamayı durdurmakla görevli trombosit sayısının hızla düşmesine ve dolayısıyla kanamalara, cilt altında oluşan kanamaların da morluk şeklinde görünmesine yol açıyor.

Hematoloji ve Onkoloji

Bu sorulara yanıt arayın

Lösemiye bağlı kanamaların sık rastlandığı bölgelerden biri, bacaklar.  Bacaklarda görülen morlukların çok önemli olduğunu ancak bu morlukların dizin üstünde olmasının daha önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Cengiz Canpolat; “Diz altındaki morluklar yaramazlık ve dikkatsizlik anlamına gelse de diz üstündeki morluklar hastalık habercisi olabilir” sözleriyle anne babaları uyarıyor. Özellikle 2-12 yaş arasındaki oyun ve okul çağındaki çocuklarda çarpma, düşme sonucu oluşsa da diz üstündeki yumuşak dokuda bir morluk gördüğünüzde, aşağıdaki sorulara yanıt arayın. Bir ya da bir kaçına evet diyorsanız, hemen bir uzmana başvurun. İşte morluklarla ilgili yanıtlamanız gereken sorular:

  1. Morluklar dizin üstünde mi?
  1. Sayıca fazla mı?
  2. Çarpma sonucu mu yoksa kendiliğinden mi oluşuyor?
  3. Fazla büyük ve koyu renkli mi?

Lösemiye, basit bir kan sayımı ile tanı konuyor

Hemotoloji uzmanının çocuğu muayene etmesi ve yapılacak basit bir kan sayımı ile pek çok hastalığın oluşmasına veya ilerlemesine engel olunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cengiz Canpolat, sözlerine şöyle devam ediyor: “Eğer gerekiyorsa kemik iliğinin incelenmesiyle tanı konuluyor. Vakit kaybetmeden tanı konulması halinde lösemi hastaları, tipi ve risk grubuna göre 2 ila 3 yıl süren bir tedavinin ardından iyileşip gündelik hayatına dönebiliyorlar. Günümüzde tıbbın hızla ilerlemesi, kan hastalıklarının ve özellikle löseminin tedavisindeki başarıyı çok artırıyor. Çocukluk çağı lösemisinde genel olarak bu oran yüzde 75, akut lösemide ise yüzde 90’ın üzerinde. Buradaki en önemli nokta, hastanın erken teşhis edilmesi ve sonrada da iyi bir tedavi görmesi. Erken teşhiste anne babaların dikkatli bir gözlemci olmaları ve şüphe uyandıran durumlarda bir uzmana başvurması hayati önem taşıyor.”

Her morluğu çocuğun hareketliliğine bağlamayın!

Her morluğu çocuğun hareketliliğine bağlamayın!

Halk arasında ‘kan kanseri’ olarak bilinen lösemi çocukluk çağının en sık görülen kanserlerinin başında geliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Çocuk Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat, löseminin teşhisindeki en önemli sorunun erken anlaşılamaması olduğunu belirterek “Hastalığın erken tanısı zordur çünkü birçok hastalıkla karışabilir. Hatta çocukluk çağının kendine özgü hareketliliğinin neden olabildiği yorgunluk ve bacaklarda bir yere çarptığı düşüncesine yol açan morluklar önemsiz olabildikleri gibi, bu ciddi hastalığın ilk sinyalleri de olabilir. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarındaki bazı olağan dışı durumlara dikkat ederek, zaman kaybetmeden hekime başvurması çok önemlidir” diyor. Lösemiye karşı toplumsal farkındalığın az olduğunu belirten Prof. Dr. Cengiz Canpolat, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, lösemide ihmale gelmez belirtileri anlattı, tedavideki son gelişmelere yönelik açıklamalar yaptı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Dergi

Prof. Dr. Cengiz Canpolat

  • Bacağın üst tarafında morluklar

Löseminin çocukluk çağı kanserlerinin yüzde 25-30’unu oluşturduğunu, bu bakımdan çocuklarda en sık görülen kanser türü olduğunu belirten Prof. Dr. Cengiz Canpolat, hastalığın en sık 2-5 yaş aralığında ortaya çıktığını söylüyor. Ebeveynlerin çocuklarının vücutlarındaki morluklara dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Cengiz Canpolat şöyle konuşuyor: “Her morluk çocuğun hareketli olmasına ve yaramazlığa bağlanmamalıdır. Vücutta çok sayıda kendiliğinden veya hafif darbe ile meydana gelen morluklar önemsiz olabildiği gibi bu ciddi hastalığın sinyalleri de olabilir. Altında kemik bulunan yüzeylerde örneğin kol ve bacaklardaki morluklar darbeye bağlı olabilir ancak yumuşak bölgelerdekiler anlamlıdır ve doktora gösterilmelidir. Çok hafif bir darbeyle kocaman bir morluk oluşması da normal değildir ve zaman kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.”

  • Burun ve diş eti kanamaları

Lösemi kan hücrelerini etkileyen bir hastalık olduğundan çeşitli kanamalara yol açabiliyor. Örneğin; çocukların vücudunda geçmeyen küçük noktasal kanamalar ile burun ve dişeti kanamalarına karşı dikkatli olmak gerekiyor. Yapılan araştırmalara göre, löseminin en önemli belirtilerinden birinin uzun süren ve geçmeyen diş eti kanamaları olduğunu söyleyen Prof. Dr. Cengiz Canpolat anne babaların telaşa kapılmadan çocuklarını gözlemlemelerini ve doktora başvurmayı ihmal etmemeleri gerektiğini söylüyor.

Pause Dergi

  • Lenf bezlerinde büyüme ve ağrı

Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Çocuk Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat, karaciğer, dalak ve lenf bezlerinin büyümesinin lösemi hastalığının belirtilerinden olabildiğini belirterek “Ayrıca uzun süren, nedeni belli olmayan ateş durumunda lösemiyi ekarte etmek için bazı testler yapılmalı, hasta yakından takip edilmelidir. Hastaların yaklaşık yüzde 25’inde de kol ve bacaklarda ağrılar görülebilir. Bu ağrılar romatizmal nedenlere veya hızlı büyümeye bağlanabilir ve bu da tanıda ve tedavide gecikmeye yol açan önemli bir nedendir. Bu nedenle uzun süren, ağrı kesicilere yanıt vermeyen kol ve bacak ağrıları büyüme ağrıları gibi yorumlanmamalı doktora başvurulmalıdır” diyor.

  • Çabuk yorulma

Çocukluk çağındaki hareketlilik beraberinde yorgunluğu da getirebiliyor. Ancak dikkat! Yorgunluğun çoğu zaman masum olsa da, bazen de löseminin önemli belirtilerinden biri olabildiğini söyleyen Prof. Dr. Cengiz Canpolat, “Lösemide kansızlığa bağlı olarak halsizlik, çabuk yorulma ve tende solukluk gibi belirtiler önemli sinyaller olabildiğinden, ebeveynlerin çocukları iyi gözlemlemesi ve olağandışı durumlarda zaman kaybetmeden en yakın sağlık merkezine getirmeleri çok önemlidir” diyor. Prof. Dr. Cengiz Canpolat, yapılan ön tetkiklerle lösemiden şüphelenilmesi durumunda çocuğun Pediatrik Hematoloji-Onkoloji bölümü bulunan bir merkezde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek “Kesin tanı hastanın kemik iliğinin alınıp ilgili bölümlerde incelenmesi ile konur. Tanıda süratli olmak ve tedaviye mümkün olduğunca erken başlamak önem arz etmektedir” diye konuşuyor.