Yazılar

Kulak mantarını önlemek için ne yapmalı!

Kulak mantarını önlemek için ne yapmalı!

Tıp dünyasında ‘otomikoz’ olarak adlandırılan kulak mantarı; dış kulak yolu cildinin mantar enfeksiyonu olarak tanımlanıyor. Dış kulak yolu cildinde gelişen mantarlar özellikle nemli ve sıcak ortamları seviyorlar. Bu nedenle deniz ve havuz aktivitelerinden veya hamam gibi nemli buharlı uygulamalardan sonra, çok terleyen kişilerde daha sık görülüyorlar. Genellikle tek kulakta oluşan kaşıntıyla kendini belli eden kulak mantarı hafife alınsa da, tedavisinde geç kalındığında kulak zarında delinmeye ve geçici işitme kaybına neden olabiliyor, dahası lenf bezlerine de yayılabiliyor Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış bu nedenle kulakta kaşıntı gibi sorunlarda mutlaka bir kulak burun boğaz hastalıkları uzmanına başvurmak gerektiğini belirterek “Erken teşhis sayesinde mantar enfeksiyonları ağızdan ilaç kullanmaya bile gerek kalmadan sadece lokal uygulamalarla tedavi edilebiliyor. Geç kalındığında ise oluşan ciddi tablolar nedeniyle tedavi süresi oldukça uzayabiliyor” diyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış

Dr. Esin Özlem Atmış

İlk belirtisi kulakta kaşıntı!

Genellikle aspergillus ve candida mantarlarının sorumlu oldukları dış kulak yolu cildinde gelişen mantar enfeksiyonları sıklıkla kulakta oluşan kaşıntıyla kendilerini belli ediyorlar. Bazı tablolarda kaşıntı o kadar şiddetli oluyor ki hastalar kulaklarını sürekli kaşıdıkları için kanama yakınmasıyla hekime başvurabiliyorlar. Tablo ilerledikçe kulakta ağrı, kızarıklık, şişlik, akıntı ile pul pul cilt döküntüleri gibi yakınmalar da görülebiliyor. Bazı hastalarda kulak kepçesinde ve boyundaki lenf bezlerinde şişmeler de oluşabiliyor.

Mantar enfeksiyonuna zemin hazırlıyor!

Dış kulak yolunun cildi oldukça ince olduğu için kolaylıkla travmatize olabiliyor.  Dış kulak yolundan salgılanan ve halk arasında kulak kiri olarak bilinen serumen salgıları hem dış kulak yolunu nemlendiriyor hem de asidik bir ortam sağlayarak kulağı enfeksiyonlara karşı koruyorlar. Ayrıca nemli ve sulu ortamlarda dış kulak yolunun incelmesini ve yumuşamasını önlüyorlar. Dr. Esin Özlem Atmış, dış kulak yolu travmatize olduğunda veya uzun süre ıslak kaldığında bu koruyucu mekanizmaların bozulduğuna işaret ederek, “Örneğin, kulak çubuğuyla kulakları sık sık temizlemek, deniz veya havuzdan sonra kulağı nemli bırakmak dış kulak yolunun doğal mekanizmasını bozarak mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlayabiliyor. Bazen hastalarda dış kulak salgısı normalden çok daha fazla salgılanıyor ve kulak kendi kendine bu kiri temizleyemiyor. Bu durum da kulakta tıkanıklığa yol açarak bakteri ve mantar enfeksiyonunu kolaylaştırıyor. Böyle tablolarda kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı hekimler tarafından düzenli kulak temizleme işlemi yapılıyor” diye konuşuyor.

Kulak mantarına karşı 6 önlem!

Dr. Esin Özlem Atmış, kulakta mantar oluşumunu önlemek için almanız gereken önlemleri şöyle sıralıyor:

  • Suyla temastan sonra yumuşak bir havlu, pamuk veya ince bir peçeteyle dış kulak kepçesini iyice kurutun.
  • Sivri ya da sert materyaller ile dış kulak yolunu tahrip etmeyin.
  • Dış kulak yolu salgısını (serumen) sık temizlemekten kaçının.
  • Kan şekeri seviyenizin düzenli olarak normal sınırlarda kaldığından emin olun.
  • İşitme cihazı veya kulak içi kulaklık kullanıyorsanız, cihazlarınızı sık sık temizleyin.
  • Mantar enfeksiyonu sık tekrarlıyorsa, koruyucu önlem olarak, doktorunuzun bilgisi dahilinde, suyla temastan 15-20 dakika önce, dış kulak yolu cildinin asit miktarını arttırabilen yüzde 2’lik alkol borik solüsyonu kullanabilirsiniz.

Acıbadem Fulya Hastanesi

Kimler risk altında?

  • Nemli ve sıcak bölgelerde yaşayanlar
  • Egzama benzeri cilt hastalıkları olanlar
  • Su sporlarıyla ilgilenenler
  • Kronik kulak enfeksiyonu veya kulak zarı delik olan hastalar
  • Diyabet hastalığı olanlar
  • Bağışıklık sistemi zayıflamış hastalar (kanser tedavisi görenler, kronik hastalıkları olan hastalar)

Uzun süreli tedavi gerekebiliyor!

Kulak mantarlarının tedavisinde, hekim tarafından öncelikle dış kulak yoluna ayrıntılı ve özenli bir temizlik yapılıyor. Mantarlar hızla çoğalabildikleri için temizlerken hiçbir mantar hifasının, yani ipliksi görünümde mantar kümelerinin kalmamasına özen gösteriliyor. Sonrasında bu bölgeye damla veya krem formlarında ilaçlarla tedaviye devam ediliyor. Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış, ciltte çok belirgin tutulum varsa ağızdan mantar ilaçlarının da tedaviye eklenebildiğini belirterek, “Kulak mantarları lokal enfeksiyonlardır ve bulaşıcı değildirler. Ancak inatçı olabiliyor ve uzun süreli tedavi gerektirebiliyorlar. Öyle ki erken dönem müdahale edilmezse tedavi 3 haftaya kadar uzayabiliyor” diyor.

Dış kulak yolu enfeksiyonunu ciddiye alın

Dış kulak yolu enfeksiyonunu ciddiye alın

Dış kulak yolunda akut olarak gelişen ve genellikle bakterilerin sorumlu olduğu dış kulak yolu enfeksiyonu, kirli sularda yüzme ve suyla fazla temas nedeniyle özellikle yaz mevsiminde sık görülüyor. Yüzmeyi seven kişilerde sık rastlandığı için ‘Yüzücü kulağı hastalığı’ olarak da adlandırılan ve çoğumuzun önemsemediği bu enfeksiyon ilerlediğinde şiddetli ağrıya, kulakta tıkanıklığa, iltihaplı akıntıya, geçici işitme kaybına, hatta enfeksiyonun vücuda yayılmasına bile yol açabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Suat Bilici, bu nedenle dış kulak yolu enfeksiyonunda erken teşhisin son derece önemli olduğunu belirterek, “Dikkat edilmesi gereken bir başka önemli nokta ise hekime danışmadan antibiyotik ve kulak damlası kullanımından kaçınmaktır. Örneğin, mantar birikintisi varsa, gelişigüzel alınan damlalar etki etmeyecek ve zaman kaybı nedeniyle enfeksiyonun ilerlemesine sebep olabilecektir. Yine bu enfeksiyonu basit bir problem gibi görüp bitkisel sıvı ürünler kullanmak da tedavi sürecini uzatacaktır” diyor.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Suat Bilici

Doç. Dr. Suat Bilici

Pek çok sebebi var!

Dış kulak yolunun mukozası nemli ve ılık bir yapıya sahip. Ortamın nemli olması bakteri ile mantarların üremesi için uygun koşullar sağlıyor. Dış kulak yolu enfeksiyonundan pek çok etken sorumlu olabiliyor. Dış kulak yolunda darlık, kemiksi büyüme ve buşon gibi kulak yolunu daraltan etkenler, pamuklu çubuklar, yabancı cisim veya kaşıma ile oluşan travmalar, işitme cihazı ya da kulak tıkacı kullanımı, kirli suda yüzmek ve çok sık duş almak, enfeksiyona zemin hazırlayan nedenleri oluşturuyor. Bu etkenler, dış kulak yolunda koruyucu bariyer olan serumen tabakasını zayıflatarak epitelin korumasız hale gelmesine ve bunun sonucunda bakterilerin veya mantarların daha kolay üremelerine yol açabiliyor. Enfeksiyona en sık pseudomonas aeruginosa, stafilokok ve streptokok bakterileri sebep oluyor. Ayrıca aspergillus ve candida türü mantarlar da enfeksiyon oluşturabiliyor.

İlk belirtileri ağrı ve kaşıntı oluyor

Dış kulak yolu enfeksiyonunun ilk belirtileri genellikle kaşıntı ve ağrı oluyor. Kulak yolunun önündeki tragus denilen ve kıkırdaktan oluşan çıkıntıya bastırmakla ağrının şiddetlenmesi tipik belirtisini oluşturuyor. Bu yakınmalara daha sonra kulakta akıntı ve dolgunluk hissi ekleniyor, tablo ilerlediğinde ağrı şiddetlenirken ateş ile boyunda şişlikler de görülebiliyor. Tedavide gecikilirse dış kulak yolu tamamen kapandığı için geçici işitme kaybı gelişebiliyor.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi

Kulağınızı sudan koruyun!

Yüzücü kulağı hastalığının tedavisinde amaç, dış kulak yolunun normal yapısına kavuşmasını sağlamak ve hastanın yakınmalarını ortadan kaldırmak. Kulakta kir veya birikinti varsa, dış kulak yolunun mikroskop altında nazikçe temizlenmesi gerekiyor. Zira, bu işlem yapılmadan uygulanan ilaçların etki etmesi oldukça güçleşiyor. Enfeksiyon, özellikle ödem ile şişliğin fazla olduğu tablolarda ödem çözücü ve antibiyotikli kulak damlalarıyla tedavi edilebiliyor. Mantar enfeksiyonu bulguları varsa, uygun temizlik sonrasında mantara etkili olan kulak damlaları kullanılıyor. Ağrı çok şiddetliyse, ağrı kesici ilaçlar hastanın rahatlamasını sağlayabiliyor. Hastanın şikayetleri tedavi başladıktan sonra genellikle 2-3 günde azalıyor ve sıklıkla 7-10 günde tamamen iyileşme görülüyor. Doç. Dr. Suat Bilici, tedavi süresince kulağı sudan korumanın büyük önem taşıdığına işaret ederek, “Ayrıca tedavi sonrasında da kulağın sudan korunması gerekiyor. Aksi halde dış kulak yolu enfeksiyonunun tekrarlama riski artıyor.” diyor.

Enfeksiyona karşı 5 etkili önlem!

Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Suat Bilici, dış kulak yolu enfeksiyonuna karşı almanız gereken önlemleri şöyle anlatıyor:

  • Özellikle havuzda, kulağınızın suyla temasını önlemek için mutlaka bone kullanın.
  • Temizliğinden emin olduğunuz havuz veya denizi tercih edin.
  • Kulağınızda ağrı varsa tıkaç kullanmadan havuz veya denize girmeyin.
  • Kulağınızın ıslanması sonrasında nemini yumuşak bir pamukla alın.
  • Kulağınızı temizleme çubuğu veya yabancı bir cisimle karıştırmayın.                  

Gırtlak kanserinde sigara riski 20 kat artırıyor!

Gırtlak kanserinde sigara riski 20 kat artırıyor!

Ülkemizde her 100 bin kişiden ortalama 5’inde görülen gırtlak kanseri, gırtlağın iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrolsüzce çoğalarak tümör halini alması sonucu oluşuyor. Sigara ve alkol kullanımının en önemli risk faktörü olduğu gırtlak kanseri genellikle 40 yaş ve üzerinde görülse de nadiren 30 yaş altındaki de kişilerde de oluşabiliyor. Tüm kanser türlerinde olduğu gibi gırtlak kanserinde de erken tanı büyük önem taşıyor. Zira, erken teşhis edilen hastaların gırtlak kanserinden tümüyle kurtulma şansları çok yüksek oluyor. Üstelik hastalık yayılmadığı için organın sadece küçük bir kısmının çıkartılması yeterli geliyor ve bu sayede hastanın ‘sesi’ de korunabiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nazım Korkut, gırtlak kanserinin en yaygın görülen erken belirtisinin ses kısıklığı olduğuna işaret ederek, “Bu nedenle 15 günden fazla ses kısıklığında zaman kaybetmeden bir kulak burun ve boğaz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Özellikle gırtlağın üst kısmından kaynaklanan kanserlerde ise erken dönemde, ses kısıklığı yapmadan gelişen boğaz ağrısı da bir başka önemli belirtilerindendir. Bu tabloya kulak ağrısı da eşlik edebilmektedir. Dolayısıyla başka bir neden olmaksızın oluşan boğaz ve kulak ağrılarının da yakından incelenmesi erken teşhis açısından son derece önem taşımaktadır” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Nazım Korkut

Gırtlak kanserinin belirtilerine dikkat!

Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nazım Korkut, gırtlak kanserinin belirtilerini şöyle sıralıyor:

  • 15 günden fazla süren ses kısıklığı
  • Ses kısıklığı olmadan gelişen boğaz ağrısı
  • Boğaz ağrısına eşlik eden kulak ağrısı
  • Boğazda takılma hissi
  • Boyun bölgesinde oluşan şişlik
  • Nefes darlığı, yutma güçlüğü, öksürük ve kanlı balgam

Sigara riski 20 kat artırıyor!

Sigara ve diğer tütün ürünleri gırtlak kanserinin nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Öyle ki sigara tüketimi gırtlak kanseri riskini neredeyse 20 kat artırıyor. “Buradaki en önemli nokta, günlük tüketilen sigara miktarı ve kullanım süresidir. Özellikle günde 3 paket üzeri tüketimde gırtlak kanseri riski çok artıyor” uyarısında bulunan Prof. Dr. Nazım Korkut, diğer risk faktörlerini şöyle sıralıyor: “Alkol kullanımı da gırtlak kanserinin önemli bir risk faktörüdür. Sigara ve tütün ürünleriyle birlikte tüketilmesi riski çok daha fazla artırıyor. Bunların yanı sıra petro-kimya, boya sanayi, ağaç işleri ve mobilya sanayi gibi bazı meslek gruplarında gırtlak kanseri görülme sıklığı toplumun diğer kesimlerine göre daha fazla oluyor. Bu nedenle riskli meslek gruplarında ortamın havalandırılması ve koruyucu maske gibi önlemler yaşamsal öneme sahip. Yine son yıllarda gastroözofageal reflü hastalarında da gırtlak kanseri görülme sıklığı artıyor. Bir başka risk faktörü ise HPV, yani insan papilloma virüsüdür. Dolayısıyla kansere zemin hazırlayan reflü ve HPV gibi sağlık sorunlarının da mutlaka tedavi edilmeleri gerekiyor”

Lazer yöntemiyle ‘kesiksiz’ tedavi!

Gırtlak kanseri tedavisi mümkün olan bir hastalık. Öyle ki erken evrede yakalandığında hastalarda tam şifa sağlanabiliyor. Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nazım Korkut, tedavide ameliyat, radyoterapi ve daha az oranda kemoterapi olmak üzere üç seçeneğin olduğunu belirterek, “Günümüzde erken evre cerrahi tedavide, lazer yöntemiyle, geçici bile olsa boğazda herhangi bir delik (trakeostomi) açılmadan,  hastalıklı bölge ağız içinden çalışılarak tümüyle çıkartılabiliyor. Bu günübirlik veya hastanede bir gece kalmanın yeterli olduğu modern bir yöntemdir. Aynı işlem klasik açık teknikle de yapılabiliyor. Bu durumda solunum yolunun emniyeti için hastanın boğazına birkaç günlüğüne delik açılıyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

İleri evrede ‘ses protezi’ fayda sağlıyor!   

Gırtlak kanserinde hastaları kaygılandıran en önemli noktalardan biri ise seslerini kaybetme riskleri! Gırtlak kanseri erken teşhis edildiğinde hastanın sesi korunabilirken, hastalık ilerledikçe gırtlaktan daha fazla doku çıkartılacağı için ses hiçbir zaman orijinal haline kavuşamıyor. Ancak hasta normal yaşamına mevcut sesiyle de rahatlıkla devam edebiliyor. Daha ileri hastalık tablosunda ise gırtlağın tamamı çıkartılmak zorunda kalınıyor ve hasta ömür boyu boğazında bir delik (trakeostomi) ile yaşıyor. İleri evredeki bu hastalara gerekli görüldüğü takdirde ameliyat sonrasında radyoterapi ve kemoterapi de uygulanıyor. Gırtlağın tamamının çıkartıldığı hastalardaki en önemli sorunun konuşamamak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nazım Korkut, “Bunun için özel eğitimle yemek borusu sesi çıkartılabiliyor, fakat başarı oranı düşük oluyor. Güncel olarak ve çok sık kullanılan diğer yöntem ise geriye kalan soluk borusu ile yemek borusu arasına ses protezi takılmasıdır. Gırtlağından yoksun kalan tüm hastalar ses protezi ile konuşabiliyorlar. Hastalar bu şekilde rahatlıkla iletişim kurabiliyor, arzu edenler mesleklerine devam edebiliyorlar” bilgisini veriyor.